Altan Vural
Benim envanterim neden tutmaz
Perakendede karlılığın neredeyse yok denecek seviyeye gelmesi, envanter kaybınızda minimize edilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Bu nedenle bu konuyu hep birlikte inceleyelim dedim.
“Envanter kayıplarının ana nedenleri nedir?” diye sorduğumda ilk akla gelenleri ve neler yapabileceğimizi sizlerle paylaşmak isterim.
Bunlardan birincisi malumunuz hırsızlık. Hem müşteri yönünde hem tedarik boyunda hemde çalıştırdığımız kötü niyetli kişiler kontrol sisteminizi iyi kuramaz iseniz sahayı boş bulup sizi zarara uğratabilirler. Bu nedenle kamera sistemlerinin kurulması kritik noktalara konuşlandırılması ve 24 saat izlenerek ilgili kişilere rapor edilmesi son derece önemlidir. Tabii bununla birlikte personel eğitimi ve mağazada takım olmak birlikte hareket etmekte son derece önemlidir. Kasa üzerinde satmış olduğunuz sigarayı çaldırıyor iseniz bu mağazada bir sorun var demektir. Mağazada hangi ürünün nerede sergileneceği de önemli bir konudur. Değeri fazla ürünler gözünüzün önünde olmalıdır. Son dönemde çalınan ürünlerde de ciddi bir değişim oldu. Bugüne kadar çalınan mallar arasında çok da sayılmayan taze kaşar peyniri hırsızların gözdesi olurken artık kullanım alanı azalan Pil ise cazibesini yitirdi.
Envanter kayıplarından bahsederken et sebze meyve taze gıda ürünlerinden de bahsetmemek olmaz. Envanterin tutmamasının en önemli sebebi bu ürünlerdir. Ürünlerin tedariğinden teraziden çıkan barkoduna hatta kasadan geçişine kadar geçen süreyi adım adım takip etmek çok önemlidir. Et sucuk gibi taze ürün fireleri de asla unutulmamalıdır, sebze meyve de ürün ürün hesaplanmalıdır. Bir atom salatanın atılan yapraklarının ne kadar önemli olduğunu sakın unutmayın. Tabii yapılan her türlü imha ve iadenin de ne kadar önemli olduğu unutulmamalıdır. Terazilerden geçen ürünlerinde çok önemli olduğunu bir örnekle açıklamak istiyorum. Mağazalara gönderdiğimiz bir ton kıymalık et var iken kıymalık etin bir ton üç yüz kilo kasadan çıkması çok da hayra alamet değildir yani 40 liralık eti 20 liradan sattığımızın en önemli göstergesidir. Antrikot kontrfile kıyma fiyatından gitti demektir.
Bu konu ile ilgili diğer önemli bir hususta mal kabul elemanlarıdır. Bu arkadaşlar son derece önemli ve mağaza yöneticisinden sonra en önemli kişi olduğu unutulmamalı ve ücret seviyesi de ona göre belirlenmelidir. Belirtmeden geçemeyeceğim eğer lojistik primi alabirseniz tüm dağılım ana depodan olmalıdır. Bu işi yaparken tüm süreçleri en iyi şekilde yönetebilecek adam gibi bir program ve bilişim alt yapısına ihtiyacınız var demektir. Eğer bunu sağlamadıysanız söylediklerimizin çokta önemi yok.
Diğer bir hususta envanter kayıplarının önemli unsuru da kategori yöneticilerinin başarı ya da başarısızlıklarıdır. Binbir pazarlıklarla alınan ürünlerin bir tanesi bile yok olduğunda ciddi emek verip aldığınız stok kartı açtığınız sipariş verip aldığınız ürünün kar edememesi sizi mesleki açıdan başarısız kılacaktır. Bu nedenle bu iş tam bir takım oyunudur. Her bir süreç tam bir başarı hikayesi olmalıdır ki topyekün başarı sağlansın. Unutmayın bir tek sigara paketi çaldırdığınızda 20 paket sigara satarsanız ancak bir paketin kaybını yerine koyabilirsiniz.
Envanterin finali gece yapmış olduğumuz sayımların düzenli ve sağlıklı yapılmasını sağlamanızdır. İşin finali budur.
Tabii bunların hepsini yaptınız, işiniz bitti mi? tabiiki hayır. Bu işin daha hayırlı gitmesini istiyorsanız bence mağaza mağaza günlük kontrol yapan bir ekip oluşturup günlük hareketleri kontrol edip kontrol sayımı yapacak farkları takip edecek, anında müdahale yapabilecek kaydı ve fiili kontrolü sağlayacak bir grup oluşturulmalıdır.
Son olarak bu yazımı sol elimin tek parmağı ile yazdım, eğer bir kusurumuz var ise meslektaşlarımız affetsinler.
Mutlu başarılı bir yıl geçirmeniz dileğiyle.
Yazarımızın bu yazısı Retail Türkiye Dergisi’nin Aralık 2013 – 58. sayısında yayınlanmıştır.
Altan Vural
Pazarlama planı
Mayıs ayında ne yapacağınızı, Ekim ayında hangi kampanyayı yapacağınızı şimdiden planlayın. Göreceksiniz daha başaralı olacaksınız.
Perakende sektörü hepimizin bildiği gibi dinamik, anı yaşayan ortamdan beslenen aynı zamanda planlı ve programlı çalışması gereken bir sektör. Bu nedenle; mutlak suretle bütçe, iş planı pazarlama planı gibi işletme yönetiminde vazgeçilmez olan yardımlarımızı işinize entegre etmeliyiz. Bu ayki yazımızda da pazarlama planlarından bahsedeceğim.
Pazarlama planına gıda perakendeciliği açısından bakarsak;
Satışa yönelik reklamlarımız pazarda almış olduğu tanıtım modeli üzerine kurulur ve bizi ziyaret eden müşterilerin yapısı üzerine inşa edilir. Tabii ki, buradaki asıl amaç müşterilerimizin daha çok satın alma yapmasına yönlendirmede bulunmak, yeni müşteriler elde etmek ve bu süreçte kaynakları israf etmeden zamanında müdahale ile şirketimizin yol haritasını çizmektir.
Bugün işletmelerimizin en önemli sorunlarından biri plansız hareket etmeleridir. Bu nedenle ciddi kayıplar yaşanmakta ya da son dakika da alınan kararlar ile yapılan hizmetler amacına ulaşama-maktadır. “Çok acil” lafı sektörümüzün hız ve dinamiğini anlatmakla birlikte, gerçekten olumsuz bir çok sonucu da beraberinde getirmektedir. Bu nedenle şirketimizin müşteri yapısı, sizin yapabi-lecekleriniz, şirketin mevcut durumu göz önüne alınarak swot analizi yapabilirsiniz. Mutlak surette yıllık pazarlama planınız olmalıdır. Tabi pazarlama planı ile bütçe planlarınız birbiriyle örtüşmelidir. Yukarıda bir kaçını saydığımız müşteri yapınız, hedef kitleniz, bütçeniz, fiyatlandırma stratejiniz, şirketinizi görmek istediğiniz yeriniz, ürün yapınız, sosyal sorumluluk düşünceniz, müşteriye ulaşma şekliniz dikkate alınarak bir plan oluşturabilirsiniz.
Planları aylık yapabilir veya her hafta değerlendirme yapabilirsiniz, hatta mutlaka yapmalısınız. Şubat ayındayız, geç kalmış sayılmazsınız. Mayıs ayında ne yapacağınızı, Ekim ayında hangi kampanyayı yapacağınızı şimdiden planlayın. Göreceksiniz ki daha başaralı olacaksınız. Yardım isterseniz mail adresim yukarıda yazılıdır.
Yazarımızın bu yazısı Retail Türkiye Dergisi’nin Ocak 2015 – 71. sayısında yayınlanmıştır.
Altan Vural
Birazda reklam yapalım
Reklamcılık her sektörün aslında vazgeçilmez bir parçasıdır. Yapmış olduğunuz işleri müşterilerle paylaşmanızın çok önemli bir yoludur. Perakende sektörünün ise vazgeçilmezi durumundadır.
Yapmış olduğunuz yenilikleri ucuzlukları binlerce lira harcayıp açacağınız yeni mağazayı satın aldığınız Ezine peynirinin lezzetini müşterilerinize anlatmanın en önemli yoludur reklamcık. Aslına bakarsanız yukarıda birkaç örnek verdiğim işleri tabi ki çoğaltmak mümkün. İşte bu örneklere bile baktığımızda emek ve para harcadığımız bu işleri anlatamayıp yapılan emeklerin heba olması gerçekten çok acı olabilir. Sektörde bugüne kadar çok da önem verilmeyen bana göre de olmazsa olmaz işlerden bir tanesidir reklamcılık. Ancak bugüne kadar da çok profesyonel anlamda yapılmamış bu iş genelde tanıdık eş dost ve güzel hanımlar sektörün en önemli oyuncuları olmuşlar. Bu nedenlerde paralarda tıpkı insertlerin çöpe atılması gibi heba olmuştur.
İnsertlerin çöpe atılması demişken binlerce insert dağıtıp hem içeriğinin standart olması bir arpa boyu yol alınmaması hem de ehil olmayan insanlara yaptırmış olduğumuz dağıtımlar ne yazık ki çöpe giden paralar olarak karşımıza çıkmaktadır. Uzatmadan bir yaşanmış olay ile insert işini sizlerle paylaşalım. Müşterilerimizden bir tanesi yakınını kaybettiği için bir mezarlığa gider. Mezarlığın içine atılmış balya balya insertleri görünce bizleri arar ve haberimiz olur. Ne acı değil mi? Acaba oradan marketimize gelecek olanlar olur diye mi atmış diye arkadaşımız bi türlü anlam veremedik!
Günlerce insert çıkarmak için aldığın ürüne mi yanarsın grafikerlerin sabahlamalarına mı yanarsın harcadığın paraları mı yanarsın? Yoksa bu emeklerin karşısında bana fazla müşteri gelir ödemelerimi daha rahat yaparım hayallerine mi yanarsın… Takdir sizin.
Diğer taraftan yapılan reklamların bir profesyonel tarafından yapılması kişisel zevklerimiz ve bizim bilgilerimiz dışında bilimselliği yansıtması gerçekten çok önemlidir. Alt yapısı hazır olmadan o ürün yada hizmeti gerçek anlamda mağazada oluşturmamış iken; örneğin kasiyerin gülmüyorsa sen onu sağlamamışken güler yüzlü hizmet veriyoruz dememizin bir anlamı var mıdır? Bizce aslında temel nokta budur. İşte yazımın başlığında yazdığım biraz reklam yapalım dediğim yer tam da burasıdır. Bu hizmetin sağlanması formülünü anlatarak, gerekirse öğreterek, sonrada takip edecek bir anlayışla kurduk SAT Reklam Ajansı’nı. Örneğin hizmet verdiğimiz firmaların 2015 insert planları, temaları, hangi ayda hangi özel günde ne yapacakları bugünden belli. İş planlanırsa, son dakikaya kalmazsa inanın çok daha ucuz, çok daha etkili oluyor. Sadece bir ajanstan ibaret değil adından da anlaşılacağı gibi. Sizlere satışlarınızı artırmayı sağlayacak teknikleri sizlerle birlikte karar veren bir oluşumu sağladığımızı düşünüyorum. Şirket olarak sizlerin müşterilerinize sizi hangi tekniklerle anlatmak gerektiğini, hangi yönlerinizle satışlarınızı artıracağınızı biliyoruz; ya da sizlere yeni yöntemler önererek farklılıklar sunuyoruz.
Sevgili dostlar reklamları izlediniz.
Reklamlar demişken Retail Türkiye Dergisi’nin Anadolu konferansları bir harika. Dostlar bir araya geliyor, bir şeyler öğreniyorlar, bir günde olsa farklılıklar yaşıyorlar. Emeği geçenlere kocaman teşekkürler.
2015 yılının tüm dostlarıma perakende sektöründe, çalışıp emek veren arkadaşlarıma, korkusuzca yatırım yapıp ülke ekonomisine katkıda bulunan yatırımcılara başta sağlık olmak üzere mutluluk başarı ve güzel günler getirmesini diliyorum.
Yazarımızın bu yazısı Retail Türkiye Dergisi’nin Aralık 2014 – 70. sayısında yayınlanmıştır.
Altan Vural
İmparator
Bugün perakende de önemli seviyelere gelmiş markalarımız var. Bu markalar kurulurken belki de birçoğu şu anda gelmiş oldukları noktayı hayal bile edemezlerdi.
İşleri için düşündükleri, yaptıkları ve inandıkları bir çok projeyi hayata geçirdikleri için bugün çok önemli yerlere geldiler ve birer imparatorluk kurdular. Ancak bazı dostlarımızın hayalleri azaldı, belki de risk alma katsayıları minimize oldu. Aslında onları beklemedikleri yerlere getiren hayalleri ve almış oldukları risklerdi. Bu riskleri aldıkları için yapmış oldukları işler diğerlerinden farklı idi. Kimi sabahın 3’ünde hale gitti en iyi sebze meyveyi aldı, kimi Çanakkale’den en iyi peyniri getirdi, farkını ortaya koydu işler gelişti ve büyüdü.
Fakat işletmelerin büyümesi yukarıda belirttiğimiz gibi risk katsayısını azalttı. Peyniri artık kendisi değil, başka birisi satın aldı, kasasını başka birine emanet etti, işi büyüdü yetemez hale geldi. İşte buradan sonra yine hayallerinin peşinden koşup faklı düşünceler faklı arayışlara geçmeyenlerin sonu da pek parlak gözükmüyor. Bu işi ben kurdum benden başka bilen yok mantığıyla gidenlerin sonu ne yazık ki hüsran. Şaşaa ve tantana ile gece gündüz çalışmayla imparatorluk kuran beyinler, şimdi bu işten nasıl kurtulurumun hesabını yapmaya başlıyorlar. Çok yazık ve çok acı.
Asıl maharet böyle bir girdaba girmeden işi fark edip hayallerin ötesinde gerçeğe dönüş. Gerçeklerle yüzleşmeden hayata bir es verin, biraz da yalaka ve dalkavuk olmayan çevrenizi dinleyin. İş hayatı süreklilik ister. Yeni projeler, yeni bakış açıları ister. Sizler bir imparatorluk kurmuş olabilirsiniz ama gerçeklerden uzaklaştıkça zora gireceksiniz demektir. Süreklilikten bahsetmişken klasik hepiniz kilolarımızdan şikayetçiyizdir. İyi bir rejim ile biraz da dikkat ederek hatta biraz da yürüyerek bir miktar kilo vermiştik. Şimdi yürümeyi bırakıp hayata eskisi gibi bakınca kiloları tekrar aldık. Nerede kaldı çekmiş olduğumuz onca eziyet? İş hayatında da sürekliliği sağlamayıp yeni bakış açıları eklemezsek sizi hüsran bekliyor demektir.
Bu yazıyı haberlerde yabancı bir kuruluşun ‘’Türkiye’nin 2015 büyüme hızı % 2 olacak‘’ notuna istinaden yazdım.
Aman dikkat!
Yazarımızın bu yazısı Retail Türkiye Dergisi’nin Kasım 2014 – 69. sayısında yayınlanmıştır.
-
Bülent Dal1 hafta öncePerakendede kararların domino etkisi: veriden karara, karardan kazanca
-
Genel Haberler6 ay önceİstanbul PERDER, teamüllere uymayan 3. dönem başkanlık ısrarına karşı!
-
Genel Haberler6 ay önceİstanbul PERDER’in katılmadığı TPF genel kurulu yapıldı
-
Genel Haberler6 ay önceTour de France ruhu ikinci kez Türkiye’de
