Altan Vural
Cadaloz iş ortağınız olsun ister misiniz?
Türkiye perakende piyasasında güçlü uluslar arası firmaların yanından yerel perakendecilerin de iyi bir büyüme trendinde olduğu bir gerçek. Bu büyümenin kalıcı ve daha başarılı olabilmesi için hem kurumsal anlamda, hem ekonomik anlamda güçlü olunması gerek. Bu yapıya destek verecek kurumlardan biri de “Birlikte olmak”.
Geçenlerde 5 yerel perakendecinin bir araya gelerek bir fon ile birleşme çabası haberi beni mutlu etti; bir kere “Birlikte olmak” önemli bir güç. Fakat eksik olduğumuz bir şey de birlikte olma kültürüne çok yakın olmamamız. Bunu aşabilirsek “Türk Yerel Perakendeciliği” bir ilke adım atacaktır.
Hazır bu yazımızda sermayeden ve güçlerin birleşmesinden söz ederken perakendeye ilgi duyan fonlardan bahsetmeden olmaz diyorum. Fonlar beraberce yatırım yapmak isteyen insanları bir araya getiren önemli bir araçtır. Yatırımcılar paralarını fonda toplayarak, para kazanabilecek işlere yatırırlar. Fon kuruluşları genelde spekülatif iş yapmazlar. Mevcut bir işi geliştirerek para kazanmak başlıca amaçlarıdır. Yani paranın iyi kullanımı ile değer kazanmak fonların olmazsa olmazlarıdır.
Fonlarla ilgili bilinmesi gereken en önemli husus tek amacın yatırılan para ile işi büyütüp para kazanmak olduğudur. Bu husus karşılıklı beklentiler açısından çok önemlidir. Fonlarla bir araya gelmek aslında bir evlilik gibidir. Ancak kesin olan bir şey vardır ki günün birinde biteceğidir. Tabi ki bitiminde hüsran yaşamamak için evlenirken sonunu iyi planlamak gerekir.
Fonlarla evli olanlar, işlerini büyütmek için doğru bir yapıya kavuşabilirler. Çünkü parasını yatıran yatırımcı, parasının nereye gittiğini en ince ayrıntısına kadar takip edecektir. Yüksek beklentileri olduğundan sahip olunan ile memnun olmayacağından emin olabilirsiniz. Partnerinizi mutlu etmek istiyorsanız çok daha fazla çalışacağınızdan emin olabilirsiniz. Tabii ki alıştığınız yönetim sisteminden de taviz vermeyi unutmamak gerekir. Banyodaki diş macununu ortadan sıktığında “Peki” demekten başka çareniz olmayacaktır. Şunu unutmayın fonla evlendiğinizde artık ‘’Cadaloz’’ bir hayat arkadaşınız var demektir. Fon yönetiminde ve şirketinizin yönetiminde birbirini anlayan yöneticiler olmalıdır ki evlilik düzgün yürüsün.
Bu cadaloz sizi kurumsal bir şirket yapacaktır. Her türlü raporlamanın gün gün yapıldığı, her şeyin takip edildiği bir sisteme hazırlıklı olmalısınız. Bu fon şirketlerinin daha öncede bu tarz yatırımları olacağından uluslar arası tecrübeleri size avantaj sağlayıp şirketinizi hantallıktan kurtaracaktır; bundan şüpheniz olmasın.
Fon şirketi çalışanları, paraların emanet edildiği kişiler olduğu için ortalamanın üzerinde tecrübe, strateji ve plansal bilgiye sahiptirler. Bugün işletmelerinizde hala yıllık bütçe yapmayan dostlarımızın olduğu bir gerçektir. Fonla ortaklık yaptığınızda bırakın bütçeyi, 5 yıllık iş planınız ve 5 yıllık öngörünüz elinizin altında vazgeçilmez bir başucu kitabı olarak duracaktır.
Genelde fon şirketleri işletmelerde 3-5 yıl kalırlar ve belirli bir büyüklükten sonra ayrılmak isterler. Başlangıç gibi bitiş de çok önemlidir. En başından, sonu da iyi tahmin etmek gerekir. Hisselerin kime gideceği ve ne olacağı devam eden hayat için önemlidir.
Kısaca özetlersek özel yatırım fonları, şirketin şeffaflaşmasını, büyümesini sağlar. Bu da içinde bulunduğumuz perakende sektörü açısında çok önemlidir. Günümüzde Türkiye’de yabancı fon şirketlerinin yılda 3-4 milyon dolarlık yatırımı özellikle sağlık sektöründe bir gerçektir. Bundan sonrasında bu fonlar Türkiye’de perakende sektörüne gireceklerdir.
Kısacası zor zanaat bu işler, her şeye karışan ‘Cadaloz’ bir hayat arkadaşımı? Yoksa ‘Tek başına’ mutluluk mu? Sizin kararınız.
Yazarımızın bu yazısı Retail Türkiye Dergisi’nin Ağustos 2011 – 30. sayısında yayınlanmıştır.
Altan Vural
Pazarlama planı
Mayıs ayında ne yapacağınızı, Ekim ayında hangi kampanyayı yapacağınızı şimdiden planlayın. Göreceksiniz daha başaralı olacaksınız.
Perakende sektörü hepimizin bildiği gibi dinamik, anı yaşayan ortamdan beslenen aynı zamanda planlı ve programlı çalışması gereken bir sektör. Bu nedenle; mutlak suretle bütçe, iş planı pazarlama planı gibi işletme yönetiminde vazgeçilmez olan yardımlarımızı işinize entegre etmeliyiz. Bu ayki yazımızda da pazarlama planlarından bahsedeceğim.
Pazarlama planına gıda perakendeciliği açısından bakarsak;
Satışa yönelik reklamlarımız pazarda almış olduğu tanıtım modeli üzerine kurulur ve bizi ziyaret eden müşterilerin yapısı üzerine inşa edilir. Tabii ki, buradaki asıl amaç müşterilerimizin daha çok satın alma yapmasına yönlendirmede bulunmak, yeni müşteriler elde etmek ve bu süreçte kaynakları israf etmeden zamanında müdahale ile şirketimizin yol haritasını çizmektir.
Bugün işletmelerimizin en önemli sorunlarından biri plansız hareket etmeleridir. Bu nedenle ciddi kayıplar yaşanmakta ya da son dakika da alınan kararlar ile yapılan hizmetler amacına ulaşama-maktadır. “Çok acil” lafı sektörümüzün hız ve dinamiğini anlatmakla birlikte, gerçekten olumsuz bir çok sonucu da beraberinde getirmektedir. Bu nedenle şirketimizin müşteri yapısı, sizin yapabi-lecekleriniz, şirketin mevcut durumu göz önüne alınarak swot analizi yapabilirsiniz. Mutlak surette yıllık pazarlama planınız olmalıdır. Tabi pazarlama planı ile bütçe planlarınız birbiriyle örtüşmelidir. Yukarıda bir kaçını saydığımız müşteri yapınız, hedef kitleniz, bütçeniz, fiyatlandırma stratejiniz, şirketinizi görmek istediğiniz yeriniz, ürün yapınız, sosyal sorumluluk düşünceniz, müşteriye ulaşma şekliniz dikkate alınarak bir plan oluşturabilirsiniz.
Planları aylık yapabilir veya her hafta değerlendirme yapabilirsiniz, hatta mutlaka yapmalısınız. Şubat ayındayız, geç kalmış sayılmazsınız. Mayıs ayında ne yapacağınızı, Ekim ayında hangi kampanyayı yapacağınızı şimdiden planlayın. Göreceksiniz ki daha başaralı olacaksınız. Yardım isterseniz mail adresim yukarıda yazılıdır.
Yazarımızın bu yazısı Retail Türkiye Dergisi’nin Ocak 2015 – 71. sayısında yayınlanmıştır.
Altan Vural
Birazda reklam yapalım
Reklamcılık her sektörün aslında vazgeçilmez bir parçasıdır. Yapmış olduğunuz işleri müşterilerle paylaşmanızın çok önemli bir yoludur. Perakende sektörünün ise vazgeçilmezi durumundadır.
Yapmış olduğunuz yenilikleri ucuzlukları binlerce lira harcayıp açacağınız yeni mağazayı satın aldığınız Ezine peynirinin lezzetini müşterilerinize anlatmanın en önemli yoludur reklamcık. Aslına bakarsanız yukarıda birkaç örnek verdiğim işleri tabi ki çoğaltmak mümkün. İşte bu örneklere bile baktığımızda emek ve para harcadığımız bu işleri anlatamayıp yapılan emeklerin heba olması gerçekten çok acı olabilir. Sektörde bugüne kadar çok da önem verilmeyen bana göre de olmazsa olmaz işlerden bir tanesidir reklamcılık. Ancak bugüne kadar da çok profesyonel anlamda yapılmamış bu iş genelde tanıdık eş dost ve güzel hanımlar sektörün en önemli oyuncuları olmuşlar. Bu nedenlerde paralarda tıpkı insertlerin çöpe atılması gibi heba olmuştur.
İnsertlerin çöpe atılması demişken binlerce insert dağıtıp hem içeriğinin standart olması bir arpa boyu yol alınmaması hem de ehil olmayan insanlara yaptırmış olduğumuz dağıtımlar ne yazık ki çöpe giden paralar olarak karşımıza çıkmaktadır. Uzatmadan bir yaşanmış olay ile insert işini sizlerle paylaşalım. Müşterilerimizden bir tanesi yakınını kaybettiği için bir mezarlığa gider. Mezarlığın içine atılmış balya balya insertleri görünce bizleri arar ve haberimiz olur. Ne acı değil mi? Acaba oradan marketimize gelecek olanlar olur diye mi atmış diye arkadaşımız bi türlü anlam veremedik!
Günlerce insert çıkarmak için aldığın ürüne mi yanarsın grafikerlerin sabahlamalarına mı yanarsın harcadığın paraları mı yanarsın? Yoksa bu emeklerin karşısında bana fazla müşteri gelir ödemelerimi daha rahat yaparım hayallerine mi yanarsın… Takdir sizin.
Diğer taraftan yapılan reklamların bir profesyonel tarafından yapılması kişisel zevklerimiz ve bizim bilgilerimiz dışında bilimselliği yansıtması gerçekten çok önemlidir. Alt yapısı hazır olmadan o ürün yada hizmeti gerçek anlamda mağazada oluşturmamış iken; örneğin kasiyerin gülmüyorsa sen onu sağlamamışken güler yüzlü hizmet veriyoruz dememizin bir anlamı var mıdır? Bizce aslında temel nokta budur. İşte yazımın başlığında yazdığım biraz reklam yapalım dediğim yer tam da burasıdır. Bu hizmetin sağlanması formülünü anlatarak, gerekirse öğreterek, sonrada takip edecek bir anlayışla kurduk SAT Reklam Ajansı’nı. Örneğin hizmet verdiğimiz firmaların 2015 insert planları, temaları, hangi ayda hangi özel günde ne yapacakları bugünden belli. İş planlanırsa, son dakikaya kalmazsa inanın çok daha ucuz, çok daha etkili oluyor. Sadece bir ajanstan ibaret değil adından da anlaşılacağı gibi. Sizlere satışlarınızı artırmayı sağlayacak teknikleri sizlerle birlikte karar veren bir oluşumu sağladığımızı düşünüyorum. Şirket olarak sizlerin müşterilerinize sizi hangi tekniklerle anlatmak gerektiğini, hangi yönlerinizle satışlarınızı artıracağınızı biliyoruz; ya da sizlere yeni yöntemler önererek farklılıklar sunuyoruz.
Sevgili dostlar reklamları izlediniz.
Reklamlar demişken Retail Türkiye Dergisi’nin Anadolu konferansları bir harika. Dostlar bir araya geliyor, bir şeyler öğreniyorlar, bir günde olsa farklılıklar yaşıyorlar. Emeği geçenlere kocaman teşekkürler.
2015 yılının tüm dostlarıma perakende sektöründe, çalışıp emek veren arkadaşlarıma, korkusuzca yatırım yapıp ülke ekonomisine katkıda bulunan yatırımcılara başta sağlık olmak üzere mutluluk başarı ve güzel günler getirmesini diliyorum.
Yazarımızın bu yazısı Retail Türkiye Dergisi’nin Aralık 2014 – 70. sayısında yayınlanmıştır.
Altan Vural
İmparator
Bugün perakende de önemli seviyelere gelmiş markalarımız var. Bu markalar kurulurken belki de birçoğu şu anda gelmiş oldukları noktayı hayal bile edemezlerdi.
İşleri için düşündükleri, yaptıkları ve inandıkları bir çok projeyi hayata geçirdikleri için bugün çok önemli yerlere geldiler ve birer imparatorluk kurdular. Ancak bazı dostlarımızın hayalleri azaldı, belki de risk alma katsayıları minimize oldu. Aslında onları beklemedikleri yerlere getiren hayalleri ve almış oldukları risklerdi. Bu riskleri aldıkları için yapmış oldukları işler diğerlerinden farklı idi. Kimi sabahın 3’ünde hale gitti en iyi sebze meyveyi aldı, kimi Çanakkale’den en iyi peyniri getirdi, farkını ortaya koydu işler gelişti ve büyüdü.
Fakat işletmelerin büyümesi yukarıda belirttiğimiz gibi risk katsayısını azalttı. Peyniri artık kendisi değil, başka birisi satın aldı, kasasını başka birine emanet etti, işi büyüdü yetemez hale geldi. İşte buradan sonra yine hayallerinin peşinden koşup faklı düşünceler faklı arayışlara geçmeyenlerin sonu da pek parlak gözükmüyor. Bu işi ben kurdum benden başka bilen yok mantığıyla gidenlerin sonu ne yazık ki hüsran. Şaşaa ve tantana ile gece gündüz çalışmayla imparatorluk kuran beyinler, şimdi bu işten nasıl kurtulurumun hesabını yapmaya başlıyorlar. Çok yazık ve çok acı.
Asıl maharet böyle bir girdaba girmeden işi fark edip hayallerin ötesinde gerçeğe dönüş. Gerçeklerle yüzleşmeden hayata bir es verin, biraz da yalaka ve dalkavuk olmayan çevrenizi dinleyin. İş hayatı süreklilik ister. Yeni projeler, yeni bakış açıları ister. Sizler bir imparatorluk kurmuş olabilirsiniz ama gerçeklerden uzaklaştıkça zora gireceksiniz demektir. Süreklilikten bahsetmişken klasik hepiniz kilolarımızdan şikayetçiyizdir. İyi bir rejim ile biraz da dikkat ederek hatta biraz da yürüyerek bir miktar kilo vermiştik. Şimdi yürümeyi bırakıp hayata eskisi gibi bakınca kiloları tekrar aldık. Nerede kaldı çekmiş olduğumuz onca eziyet? İş hayatında da sürekliliği sağlamayıp yeni bakış açıları eklemezsek sizi hüsran bekliyor demektir.
Bu yazıyı haberlerde yabancı bir kuruluşun ‘’Türkiye’nin 2015 büyüme hızı % 2 olacak‘’ notuna istinaden yazdım.
Aman dikkat!
Yazarımızın bu yazısı Retail Türkiye Dergisi’nin Kasım 2014 – 69. sayısında yayınlanmıştır.
