Altan Vural
Görmek inanmaktır!
Bu ayki konumuz sevgili dostlar görsel mağazacılık.
Özellikle son yıllarda artan rekabet birbirine benzeyen mağazalar ve müşterinin çok daha seçici davranması mağazalarımızın müşteriler tarafından beğenilmesini ve aklında kalmasını zorunlu kılmıştır.
Firmalarımız yeni müşterileri mağazaya çekmek için kendi yapısı ile kültürüne ve mali gücüne göre farklılıklar yaratarak diğerlerinden ayrışmak için çabalamaktadırlar. Güzel hazırlanmış bir mağazanın ışıklarının pırıl pırıl olduğu, mis gibi koktuğu, güler yüzlü bir karşılamanın yapıldığı, etlerinin kıpkırmızı olduğu, unlu mamullerinin mis gibi koktuğu, sebze tezgahının görsel bir renk uyumu sunduğu, nefis bir müziğin ruhunuzun tüm derinliklerine kadar duygularınıza hitap ettiğini düşündüğünüzde sizce o mağazayı bir daha terk etme imkanınız var mıdır veya başka bir seçenek arar mısınız?
İşte yukarıda örneğini verdiğim birkaç küçük dokunuşla müşterilerimizin bilinçaltına yerleşerek “İşte benim alışveriş yapmam gereken güvenli ve mutlu yer burası” dedirtmek için mağazamızı müşterilerimizin beş duyusuna göre dizayn etmeli ve ona uygun inşa etmeli, personelimizi de buna göre bilinçlendirmeliyiz.
Özellikle mağazamızın dış cephesi bizim açımızdan son derece önemlidir. Bir insan ile ilk tanışmamız ile bir mağazayı ilk defa görmek arasında sizce fark var mıdır? Dış cephe sizin markanızı yansıtır. Tabelanız, renginiz, kapılarınız son derece önemlidir. Bu nedenle sizi yansıtan ve içeriye girilmesini sağlayan bir yapı oluşturularak müşterin içeriye girmesi sağlanmalıdır. Bu konuda Migros son derece başarılı bir örnek olarak karşımıza çıkmaktadır. Migros tabelasını görmeden bile “Burası Migros” demek çok kolaydır. Bu da alışverişte önemli bir avantajdır. Tavsiyem sizinde net standartlarınızı oluşturup ondan kolay kolay vazgeçmemenizdir. Tabii işin sadece müşteri tarafı değil ürün teslimatı, depo girişi vs yerlerde son derece önemlidir. Mağazaya giren müşterinin duvarlara, zemine, klimasına dikkat ettiğinden emin olabilirsiniz; rahatsız olduğu yerden ona hiçbir şey aldıramazsınız. Düşünün bugünlerde Antalya’da 40 derece sıcak var iken dolapların çalıştığı ve ısıyı yükselttiği bir markette klima çalışmaz ise ne müşteri olur, ne de personel çalıştırabilirsiniz. Kısacası iyi mimari, kurumsal kimlik ve teknik ekipman entegre olarak çok iyi çalışmalıdır. Tabi bunları yaparken kaynaklar kısıtlıdır ve satın alınan her şeyin maliyeti ile kullanımının da ucuz olmasına dikkat çekmek isterim.
Özellikle renk ve ışık seçimi son derce önemlidir. Çeşitli renkler farklı alışverişleri tetikler. Artık et reyonu için ayrı bir florasan, sebze meyve için ayrı bir florasan kullanmayı hepimiz biliyoruz. Bu işin inceliklerini de bilmek gerekir, örneğin tavanı yüksek mağazalarda tavan duvarlardan daha koyu renge boyanırsa daha alçak görünür. Bu uygulamayı da Carrefour’da görebilme imkanınız vardır. Işığı fazla yansıtan renkler içerinin daha aydınlık ve ferah görünümünü sağlar. Görmek inanmaktır diye güzel bir söz var; biz istediğimiz kadar biz iyiyiz güvenliyiz diyelim müşteri gördüğüne inanır.
Birde kasa çevresinde müşteri dağınıklığı affetmez aman dikkat! Mağazamızı güzel bir mimari ile süper bir hale getirsekte, mağazanın temizliği, etiketler özellikle, yönlerdirmeler çok önemlidir. Özellikle mağaza içi yönlerdirmeler müşterinize bilgi vermenin yanında mağazanın makyajıdır.
Bugün son olarak mağazada kokudan bahsetmek istiyorum. önce olumsuz kokulardan başlamak isterim. Mağazaya girdiğinizde nefis bir ekmek kokusu, çikolata ya da kavrulmuş bir leblebinin kokusunu kim hissetmek istemez. Hem alışverişe katkısı olur hem de müşterilerin mağazada daha uzun süre kalmasını sağlar. Ha unutmadan söyleyeyim süpermarketlerin baş müşterisi hanımlar, yapılan araştırmalara göre kokulara karşı erkeklere oranla daha duyarlılar.
Bu arada nefis bir müzik, sebze-meyve reyonunda kuş sesi, balık reyonunda ki dalga sesi müşterilerimizin yoğun olduğu saatlerde (17-22) kulaklarına ve ruhlarına hoş birer iz bırakır.
Yazarımızın bu yazısı Retail Türkiye Dergisi’nin Ağustos 2014 – 66. sayısında yayınlanmıştır.
Altan Vural
Pazarlama planı
Mayıs ayında ne yapacağınızı, Ekim ayında hangi kampanyayı yapacağınızı şimdiden planlayın. Göreceksiniz daha başaralı olacaksınız.
Perakende sektörü hepimizin bildiği gibi dinamik, anı yaşayan ortamdan beslenen aynı zamanda planlı ve programlı çalışması gereken bir sektör. Bu nedenle; mutlak suretle bütçe, iş planı pazarlama planı gibi işletme yönetiminde vazgeçilmez olan yardımlarımızı işinize entegre etmeliyiz. Bu ayki yazımızda da pazarlama planlarından bahsedeceğim.
Pazarlama planına gıda perakendeciliği açısından bakarsak;
Satışa yönelik reklamlarımız pazarda almış olduğu tanıtım modeli üzerine kurulur ve bizi ziyaret eden müşterilerin yapısı üzerine inşa edilir. Tabii ki, buradaki asıl amaç müşterilerimizin daha çok satın alma yapmasına yönlendirmede bulunmak, yeni müşteriler elde etmek ve bu süreçte kaynakları israf etmeden zamanında müdahale ile şirketimizin yol haritasını çizmektir.
Bugün işletmelerimizin en önemli sorunlarından biri plansız hareket etmeleridir. Bu nedenle ciddi kayıplar yaşanmakta ya da son dakika da alınan kararlar ile yapılan hizmetler amacına ulaşama-maktadır. “Çok acil” lafı sektörümüzün hız ve dinamiğini anlatmakla birlikte, gerçekten olumsuz bir çok sonucu da beraberinde getirmektedir. Bu nedenle şirketimizin müşteri yapısı, sizin yapabi-lecekleriniz, şirketin mevcut durumu göz önüne alınarak swot analizi yapabilirsiniz. Mutlak surette yıllık pazarlama planınız olmalıdır. Tabi pazarlama planı ile bütçe planlarınız birbiriyle örtüşmelidir. Yukarıda bir kaçını saydığımız müşteri yapınız, hedef kitleniz, bütçeniz, fiyatlandırma stratejiniz, şirketinizi görmek istediğiniz yeriniz, ürün yapınız, sosyal sorumluluk düşünceniz, müşteriye ulaşma şekliniz dikkate alınarak bir plan oluşturabilirsiniz.
Planları aylık yapabilir veya her hafta değerlendirme yapabilirsiniz, hatta mutlaka yapmalısınız. Şubat ayındayız, geç kalmış sayılmazsınız. Mayıs ayında ne yapacağınızı, Ekim ayında hangi kampanyayı yapacağınızı şimdiden planlayın. Göreceksiniz ki daha başaralı olacaksınız. Yardım isterseniz mail adresim yukarıda yazılıdır.
Yazarımızın bu yazısı Retail Türkiye Dergisi’nin Ocak 2015 – 71. sayısında yayınlanmıştır.
Altan Vural
Birazda reklam yapalım
Reklamcılık her sektörün aslında vazgeçilmez bir parçasıdır. Yapmış olduğunuz işleri müşterilerle paylaşmanızın çok önemli bir yoludur. Perakende sektörünün ise vazgeçilmezi durumundadır.
Yapmış olduğunuz yenilikleri ucuzlukları binlerce lira harcayıp açacağınız yeni mağazayı satın aldığınız Ezine peynirinin lezzetini müşterilerinize anlatmanın en önemli yoludur reklamcık. Aslına bakarsanız yukarıda birkaç örnek verdiğim işleri tabi ki çoğaltmak mümkün. İşte bu örneklere bile baktığımızda emek ve para harcadığımız bu işleri anlatamayıp yapılan emeklerin heba olması gerçekten çok acı olabilir. Sektörde bugüne kadar çok da önem verilmeyen bana göre de olmazsa olmaz işlerden bir tanesidir reklamcılık. Ancak bugüne kadar da çok profesyonel anlamda yapılmamış bu iş genelde tanıdık eş dost ve güzel hanımlar sektörün en önemli oyuncuları olmuşlar. Bu nedenlerde paralarda tıpkı insertlerin çöpe atılması gibi heba olmuştur.
İnsertlerin çöpe atılması demişken binlerce insert dağıtıp hem içeriğinin standart olması bir arpa boyu yol alınmaması hem de ehil olmayan insanlara yaptırmış olduğumuz dağıtımlar ne yazık ki çöpe giden paralar olarak karşımıza çıkmaktadır. Uzatmadan bir yaşanmış olay ile insert işini sizlerle paylaşalım. Müşterilerimizden bir tanesi yakınını kaybettiği için bir mezarlığa gider. Mezarlığın içine atılmış balya balya insertleri görünce bizleri arar ve haberimiz olur. Ne acı değil mi? Acaba oradan marketimize gelecek olanlar olur diye mi atmış diye arkadaşımız bi türlü anlam veremedik!
Günlerce insert çıkarmak için aldığın ürüne mi yanarsın grafikerlerin sabahlamalarına mı yanarsın harcadığın paraları mı yanarsın? Yoksa bu emeklerin karşısında bana fazla müşteri gelir ödemelerimi daha rahat yaparım hayallerine mi yanarsın… Takdir sizin.
Diğer taraftan yapılan reklamların bir profesyonel tarafından yapılması kişisel zevklerimiz ve bizim bilgilerimiz dışında bilimselliği yansıtması gerçekten çok önemlidir. Alt yapısı hazır olmadan o ürün yada hizmeti gerçek anlamda mağazada oluşturmamış iken; örneğin kasiyerin gülmüyorsa sen onu sağlamamışken güler yüzlü hizmet veriyoruz dememizin bir anlamı var mıdır? Bizce aslında temel nokta budur. İşte yazımın başlığında yazdığım biraz reklam yapalım dediğim yer tam da burasıdır. Bu hizmetin sağlanması formülünü anlatarak, gerekirse öğreterek, sonrada takip edecek bir anlayışla kurduk SAT Reklam Ajansı’nı. Örneğin hizmet verdiğimiz firmaların 2015 insert planları, temaları, hangi ayda hangi özel günde ne yapacakları bugünden belli. İş planlanırsa, son dakikaya kalmazsa inanın çok daha ucuz, çok daha etkili oluyor. Sadece bir ajanstan ibaret değil adından da anlaşılacağı gibi. Sizlere satışlarınızı artırmayı sağlayacak teknikleri sizlerle birlikte karar veren bir oluşumu sağladığımızı düşünüyorum. Şirket olarak sizlerin müşterilerinize sizi hangi tekniklerle anlatmak gerektiğini, hangi yönlerinizle satışlarınızı artıracağınızı biliyoruz; ya da sizlere yeni yöntemler önererek farklılıklar sunuyoruz.
Sevgili dostlar reklamları izlediniz.
Reklamlar demişken Retail Türkiye Dergisi’nin Anadolu konferansları bir harika. Dostlar bir araya geliyor, bir şeyler öğreniyorlar, bir günde olsa farklılıklar yaşıyorlar. Emeği geçenlere kocaman teşekkürler.
2015 yılının tüm dostlarıma perakende sektöründe, çalışıp emek veren arkadaşlarıma, korkusuzca yatırım yapıp ülke ekonomisine katkıda bulunan yatırımcılara başta sağlık olmak üzere mutluluk başarı ve güzel günler getirmesini diliyorum.
Yazarımızın bu yazısı Retail Türkiye Dergisi’nin Aralık 2014 – 70. sayısında yayınlanmıştır.
Altan Vural
İmparator
Bugün perakende de önemli seviyelere gelmiş markalarımız var. Bu markalar kurulurken belki de birçoğu şu anda gelmiş oldukları noktayı hayal bile edemezlerdi.
İşleri için düşündükleri, yaptıkları ve inandıkları bir çok projeyi hayata geçirdikleri için bugün çok önemli yerlere geldiler ve birer imparatorluk kurdular. Ancak bazı dostlarımızın hayalleri azaldı, belki de risk alma katsayıları minimize oldu. Aslında onları beklemedikleri yerlere getiren hayalleri ve almış oldukları risklerdi. Bu riskleri aldıkları için yapmış oldukları işler diğerlerinden farklı idi. Kimi sabahın 3’ünde hale gitti en iyi sebze meyveyi aldı, kimi Çanakkale’den en iyi peyniri getirdi, farkını ortaya koydu işler gelişti ve büyüdü.
Fakat işletmelerin büyümesi yukarıda belirttiğimiz gibi risk katsayısını azalttı. Peyniri artık kendisi değil, başka birisi satın aldı, kasasını başka birine emanet etti, işi büyüdü yetemez hale geldi. İşte buradan sonra yine hayallerinin peşinden koşup faklı düşünceler faklı arayışlara geçmeyenlerin sonu da pek parlak gözükmüyor. Bu işi ben kurdum benden başka bilen yok mantığıyla gidenlerin sonu ne yazık ki hüsran. Şaşaa ve tantana ile gece gündüz çalışmayla imparatorluk kuran beyinler, şimdi bu işten nasıl kurtulurumun hesabını yapmaya başlıyorlar. Çok yazık ve çok acı.
Asıl maharet böyle bir girdaba girmeden işi fark edip hayallerin ötesinde gerçeğe dönüş. Gerçeklerle yüzleşmeden hayata bir es verin, biraz da yalaka ve dalkavuk olmayan çevrenizi dinleyin. İş hayatı süreklilik ister. Yeni projeler, yeni bakış açıları ister. Sizler bir imparatorluk kurmuş olabilirsiniz ama gerçeklerden uzaklaştıkça zora gireceksiniz demektir. Süreklilikten bahsetmişken klasik hepiniz kilolarımızdan şikayetçiyizdir. İyi bir rejim ile biraz da dikkat ederek hatta biraz da yürüyerek bir miktar kilo vermiştik. Şimdi yürümeyi bırakıp hayata eskisi gibi bakınca kiloları tekrar aldık. Nerede kaldı çekmiş olduğumuz onca eziyet? İş hayatında da sürekliliği sağlamayıp yeni bakış açıları eklemezsek sizi hüsran bekliyor demektir.
Bu yazıyı haberlerde yabancı bir kuruluşun ‘’Türkiye’nin 2015 büyüme hızı % 2 olacak‘’ notuna istinaden yazdım.
Aman dikkat!
Yazarımızın bu yazısı Retail Türkiye Dergisi’nin Kasım 2014 – 69. sayısında yayınlanmıştır.
