Altan Vural
Kârı bulamazsan yaşayamazsın
Gıda perakendeciliğinin en önemli problemlerinden biri de kârsızlıktır. Kâr işletmelerin yaşayabilmesi, kendini geliştirebilmesi ve yatırım yapabilmesi için gerekli olan tek şeydir.
Bugünler, krizlerin problemlerin sıkça konuşulduğu, dünyada ciddi belirsizliklerin yaşandığı önemli günler. Bir de gelecek yılın senaryosunun yazıldığı bir dönemden geçiyoruz. Şirketlerin 9 aylık bilançolarına baktığımızda satışlar artmakla beraber yeterince para kazanılamadığı çok net olarak ortada. Bu nedenle 2012 yılının kârlı bir yıl olabilmesi için bugünlerden bir şeyler yapılabileceği düşüncesi ile fikirlerimi sizlerle paylaşmaktan keyif alacağım.
Genel anlamda baktığımızda, kârsızlığın bir illet ve işletmelerimizin önünde ciddi bir engel olduğu aşikardır. Zihinlerde, ‘İşi bir büyüteyim de sonrasına bakarız’ düşüncesi hakim. Ancak biz bu düşünce yapımızı ‘Her mağazam nasıl kârlı hale gelebilir, açtığım her mağaza ne kadar kısa sürede kendini amorti edebilirim’ mantığıyla değiştirmeliyiz.
Karlı mağazalar olmadan bir gıda perakendecisinin yaşama şansı neredeyse yok gibi. Birkaç iyi mağaza yakalayan perakendeci o mağazalar sayesinde ticari faaliyetlerini sürdürebiliyorlar. O mağaza sıkıntıya girdiğinde de problemler baş göstermeye başlıyor. Bu nedenle önce elimizdekinin kıymetini bilmemiz gerekir. İyi bir yer kiralamak için de kâr edebilmek lazım. Yani kârı bulmalısın. Kârı bulamazsan iyi mağaza açamazsın. Hazır kâr konusundan bahsetmişken zaman zaman basında, marketler fiyatları yükseltiyormuş gibi bir izlenim karşımıza çıkıyor. Özellikle de et fiyatları yükseldiğinde hemen marketçiler günah keçisi ilan ediliyor. Bugün 15-16 lira olan karkas etin üzerine kemik firesi ve diğer fireleri de eklediğimizde kaç paraya mal oluyor çok merak ediyorum. Yani gıda perakendecisi cüzi kârlarla hatta maliyetine yakın bu işi yapıyor. Ayrıca bir saptama da temel ürünlere yapmak istiyorum. Tüm piyasa temel ürün fiyatlarından ve marka mallardan kesinlikle kâr edemiyor. Bu değişmezse hepimizi daha da zor günler bekliyor. Bu arada iadeler, çalıntılar vs. işin tuzu biberi. Bir sigara çaldırdığınızda 12 adet sigara satarsanız ancak o paketi yerine koyabiliyorsunuz. İade edemediğiniz bir yağın yerine de tam 17 adet yağ satacaksınız. Durum gerçekten vahim.
Önümüzde para kazanan başarılı bir örnek var: BİM. Neden kârlı, düşünmemiz ve analiz etmemiz gerekli. Nereden para kazanıyor? Az adam çalıştırdığı için mi? Az kira verdiği için mi? Sonuçta tabii ki bunlar önemli ama en önemlisi kârlı satın alma yapıyor. Birçok ürünün fiyatına hakim yani. Bence en önemli farklardan biri de bu. Eğer taşın altına hem tedarikçi hem de perakendeci elini sokmazsa, hepimizi üzecek birçok problemle karşı karşıya kalacağız. Kısacası birlikte paylaşmayı bilelim.
Perakende de sürekli turnover yüksek deniyor. Tabi ki yüksek olacak. Sizce başka şansı var mı? Para kazanamazsan işçinle nasıl paylaşacaksın. Sen de, işçin de kıt kanaat yaşamaya mahkum kalıyorsun. Kalifiye eleman çalışmıyor. Çünkü işin karşılığı ile sektörümüzde yeterince ücret ödenemiyor. Diğer sektörlere göre işimiz daha ağır ve yorucu. Herkes evinde uyurken, bu sektörde çalışan arkadaşlar o saatte kasa teslim ediyorlar. Herkes bayram izni yaparken onlar çalışıyorlar. Tabi ki bu işin de bir karşılığı olmalı. Ancak olamıyor. Yeterince maaş alamadıkları için de bu sektörde durmuyorlar. Nedeni çok basit kârsızlık. Yani kısaca kârı bulmalısın.
Bugüne kadar giriş paralarından, raf bedellerinden, çalıntı bedellerinden, poşet parasından uzun vadeden bahsedilir durur. Bunları alanlarda zar zor ayakta duruyor. Rekabet Kurumu’nun raporunda uluslar arası firmaların bu konuda yerellerin çok önünde olduğunu görmek mümkün. Rapor ortada bunları alanlar da han, hamam sahibi olmadı.
Kârını arttırmak için perakendecinin yapacağı birçok iş vardır. Mutlaka satışını arttırmalı gereksiz masraflardan kaçınmalı, parası kadar yaşamalı, farklılıklar bulmalı ve kâr paylaşımını bu yıl herkes doğru planlamalı.
Sektörün tüm aktörleri, yerellerin para kazanmasını sağlayın, hem siz kazanın hem de yereller yaşasın.
Eğer 1 euroya 3-5 Avrupalı perakendeciden Türk halkı ekmek almak istemiyorsa çok renkli olan piyasamızı kendi ellerimizle yok etmeyelim.
Kısacası hep beraber kârı bulalım mutlu olalım.
Yazarımızın bu yazısı Retail Türkiye Dergisi’nin Kasım 2011 – 33. sayısında yayınlanmıştır.
Altan Vural
Pazarlama planı
Mayıs ayında ne yapacağınızı, Ekim ayında hangi kampanyayı yapacağınızı şimdiden planlayın. Göreceksiniz daha başaralı olacaksınız.
Perakende sektörü hepimizin bildiği gibi dinamik, anı yaşayan ortamdan beslenen aynı zamanda planlı ve programlı çalışması gereken bir sektör. Bu nedenle; mutlak suretle bütçe, iş planı pazarlama planı gibi işletme yönetiminde vazgeçilmez olan yardımlarımızı işinize entegre etmeliyiz. Bu ayki yazımızda da pazarlama planlarından bahsedeceğim.
Pazarlama planına gıda perakendeciliği açısından bakarsak;
Satışa yönelik reklamlarımız pazarda almış olduğu tanıtım modeli üzerine kurulur ve bizi ziyaret eden müşterilerin yapısı üzerine inşa edilir. Tabii ki, buradaki asıl amaç müşterilerimizin daha çok satın alma yapmasına yönlendirmede bulunmak, yeni müşteriler elde etmek ve bu süreçte kaynakları israf etmeden zamanında müdahale ile şirketimizin yol haritasını çizmektir.
Bugün işletmelerimizin en önemli sorunlarından biri plansız hareket etmeleridir. Bu nedenle ciddi kayıplar yaşanmakta ya da son dakika da alınan kararlar ile yapılan hizmetler amacına ulaşama-maktadır. “Çok acil” lafı sektörümüzün hız ve dinamiğini anlatmakla birlikte, gerçekten olumsuz bir çok sonucu da beraberinde getirmektedir. Bu nedenle şirketimizin müşteri yapısı, sizin yapabi-lecekleriniz, şirketin mevcut durumu göz önüne alınarak swot analizi yapabilirsiniz. Mutlak surette yıllık pazarlama planınız olmalıdır. Tabi pazarlama planı ile bütçe planlarınız birbiriyle örtüşmelidir. Yukarıda bir kaçını saydığımız müşteri yapınız, hedef kitleniz, bütçeniz, fiyatlandırma stratejiniz, şirketinizi görmek istediğiniz yeriniz, ürün yapınız, sosyal sorumluluk düşünceniz, müşteriye ulaşma şekliniz dikkate alınarak bir plan oluşturabilirsiniz.
Planları aylık yapabilir veya her hafta değerlendirme yapabilirsiniz, hatta mutlaka yapmalısınız. Şubat ayındayız, geç kalmış sayılmazsınız. Mayıs ayında ne yapacağınızı, Ekim ayında hangi kampanyayı yapacağınızı şimdiden planlayın. Göreceksiniz ki daha başaralı olacaksınız. Yardım isterseniz mail adresim yukarıda yazılıdır.
Yazarımızın bu yazısı Retail Türkiye Dergisi’nin Ocak 2015 – 71. sayısında yayınlanmıştır.
Altan Vural
Birazda reklam yapalım
Reklamcılık her sektörün aslında vazgeçilmez bir parçasıdır. Yapmış olduğunuz işleri müşterilerle paylaşmanızın çok önemli bir yoludur. Perakende sektörünün ise vazgeçilmezi durumundadır.
Yapmış olduğunuz yenilikleri ucuzlukları binlerce lira harcayıp açacağınız yeni mağazayı satın aldığınız Ezine peynirinin lezzetini müşterilerinize anlatmanın en önemli yoludur reklamcık. Aslına bakarsanız yukarıda birkaç örnek verdiğim işleri tabi ki çoğaltmak mümkün. İşte bu örneklere bile baktığımızda emek ve para harcadığımız bu işleri anlatamayıp yapılan emeklerin heba olması gerçekten çok acı olabilir. Sektörde bugüne kadar çok da önem verilmeyen bana göre de olmazsa olmaz işlerden bir tanesidir reklamcılık. Ancak bugüne kadar da çok profesyonel anlamda yapılmamış bu iş genelde tanıdık eş dost ve güzel hanımlar sektörün en önemli oyuncuları olmuşlar. Bu nedenlerde paralarda tıpkı insertlerin çöpe atılması gibi heba olmuştur.
İnsertlerin çöpe atılması demişken binlerce insert dağıtıp hem içeriğinin standart olması bir arpa boyu yol alınmaması hem de ehil olmayan insanlara yaptırmış olduğumuz dağıtımlar ne yazık ki çöpe giden paralar olarak karşımıza çıkmaktadır. Uzatmadan bir yaşanmış olay ile insert işini sizlerle paylaşalım. Müşterilerimizden bir tanesi yakınını kaybettiği için bir mezarlığa gider. Mezarlığın içine atılmış balya balya insertleri görünce bizleri arar ve haberimiz olur. Ne acı değil mi? Acaba oradan marketimize gelecek olanlar olur diye mi atmış diye arkadaşımız bi türlü anlam veremedik!
Günlerce insert çıkarmak için aldığın ürüne mi yanarsın grafikerlerin sabahlamalarına mı yanarsın harcadığın paraları mı yanarsın? Yoksa bu emeklerin karşısında bana fazla müşteri gelir ödemelerimi daha rahat yaparım hayallerine mi yanarsın… Takdir sizin.
Diğer taraftan yapılan reklamların bir profesyonel tarafından yapılması kişisel zevklerimiz ve bizim bilgilerimiz dışında bilimselliği yansıtması gerçekten çok önemlidir. Alt yapısı hazır olmadan o ürün yada hizmeti gerçek anlamda mağazada oluşturmamış iken; örneğin kasiyerin gülmüyorsa sen onu sağlamamışken güler yüzlü hizmet veriyoruz dememizin bir anlamı var mıdır? Bizce aslında temel nokta budur. İşte yazımın başlığında yazdığım biraz reklam yapalım dediğim yer tam da burasıdır. Bu hizmetin sağlanması formülünü anlatarak, gerekirse öğreterek, sonrada takip edecek bir anlayışla kurduk SAT Reklam Ajansı’nı. Örneğin hizmet verdiğimiz firmaların 2015 insert planları, temaları, hangi ayda hangi özel günde ne yapacakları bugünden belli. İş planlanırsa, son dakikaya kalmazsa inanın çok daha ucuz, çok daha etkili oluyor. Sadece bir ajanstan ibaret değil adından da anlaşılacağı gibi. Sizlere satışlarınızı artırmayı sağlayacak teknikleri sizlerle birlikte karar veren bir oluşumu sağladığımızı düşünüyorum. Şirket olarak sizlerin müşterilerinize sizi hangi tekniklerle anlatmak gerektiğini, hangi yönlerinizle satışlarınızı artıracağınızı biliyoruz; ya da sizlere yeni yöntemler önererek farklılıklar sunuyoruz.
Sevgili dostlar reklamları izlediniz.
Reklamlar demişken Retail Türkiye Dergisi’nin Anadolu konferansları bir harika. Dostlar bir araya geliyor, bir şeyler öğreniyorlar, bir günde olsa farklılıklar yaşıyorlar. Emeği geçenlere kocaman teşekkürler.
2015 yılının tüm dostlarıma perakende sektöründe, çalışıp emek veren arkadaşlarıma, korkusuzca yatırım yapıp ülke ekonomisine katkıda bulunan yatırımcılara başta sağlık olmak üzere mutluluk başarı ve güzel günler getirmesini diliyorum.
Yazarımızın bu yazısı Retail Türkiye Dergisi’nin Aralık 2014 – 70. sayısında yayınlanmıştır.
Altan Vural
İmparator
Bugün perakende de önemli seviyelere gelmiş markalarımız var. Bu markalar kurulurken belki de birçoğu şu anda gelmiş oldukları noktayı hayal bile edemezlerdi.
İşleri için düşündükleri, yaptıkları ve inandıkları bir çok projeyi hayata geçirdikleri için bugün çok önemli yerlere geldiler ve birer imparatorluk kurdular. Ancak bazı dostlarımızın hayalleri azaldı, belki de risk alma katsayıları minimize oldu. Aslında onları beklemedikleri yerlere getiren hayalleri ve almış oldukları risklerdi. Bu riskleri aldıkları için yapmış oldukları işler diğerlerinden farklı idi. Kimi sabahın 3’ünde hale gitti en iyi sebze meyveyi aldı, kimi Çanakkale’den en iyi peyniri getirdi, farkını ortaya koydu işler gelişti ve büyüdü.
Fakat işletmelerin büyümesi yukarıda belirttiğimiz gibi risk katsayısını azalttı. Peyniri artık kendisi değil, başka birisi satın aldı, kasasını başka birine emanet etti, işi büyüdü yetemez hale geldi. İşte buradan sonra yine hayallerinin peşinden koşup faklı düşünceler faklı arayışlara geçmeyenlerin sonu da pek parlak gözükmüyor. Bu işi ben kurdum benden başka bilen yok mantığıyla gidenlerin sonu ne yazık ki hüsran. Şaşaa ve tantana ile gece gündüz çalışmayla imparatorluk kuran beyinler, şimdi bu işten nasıl kurtulurumun hesabını yapmaya başlıyorlar. Çok yazık ve çok acı.
Asıl maharet böyle bir girdaba girmeden işi fark edip hayallerin ötesinde gerçeğe dönüş. Gerçeklerle yüzleşmeden hayata bir es verin, biraz da yalaka ve dalkavuk olmayan çevrenizi dinleyin. İş hayatı süreklilik ister. Yeni projeler, yeni bakış açıları ister. Sizler bir imparatorluk kurmuş olabilirsiniz ama gerçeklerden uzaklaştıkça zora gireceksiniz demektir. Süreklilikten bahsetmişken klasik hepiniz kilolarımızdan şikayetçiyizdir. İyi bir rejim ile biraz da dikkat ederek hatta biraz da yürüyerek bir miktar kilo vermiştik. Şimdi yürümeyi bırakıp hayata eskisi gibi bakınca kiloları tekrar aldık. Nerede kaldı çekmiş olduğumuz onca eziyet? İş hayatında da sürekliliği sağlamayıp yeni bakış açıları eklemezsek sizi hüsran bekliyor demektir.
Bu yazıyı haberlerde yabancı bir kuruluşun ‘’Türkiye’nin 2015 büyüme hızı % 2 olacak‘’ notuna istinaden yazdım.
Aman dikkat!
Yazarımızın bu yazısı Retail Türkiye Dergisi’nin Kasım 2014 – 69. sayısında yayınlanmıştır.
-
Bülent Dal2 hafta öncePerakendede kararların domino etkisi: veriden karara, karardan kazanca
-
Genel Haberler6 ay önceİstanbul PERDER, teamüllere uymayan 3. dönem başkanlık ısrarına karşı!
-
Genel Haberler6 ay önceİstanbul PERDER’in katılmadığı TPF genel kurulu yapıldı
-
Genel Haberler6 ay önceTour de France ruhu ikinci kez Türkiye’de
