Sosyal Medya Hesaplarımız

Altan Vural

Sebze meyve reyonlarına genel bir bakış

Altan Vural
Abone Ol:

Gıda perakendesinde en önemli yer teşkil eden ve bağımlı müşteri yaratan noktalardan biri de taze gıdalardır. Taze gıdalar arasında da sebze meyve reyonları hem perakendeci hem de müşteri için çok önemlidir. Mağazanın girişinde karşılaşılan rengârenk ve taptaze bir sebze meyve reyonu müşterilerinizin mağazanıza olan bakış açısını değiştirecektir. Daha önemlisi mağazanıza sürekli gelecek bir müşteri yapısı oluşturacaktır.

Bununla birlikte sebze meyve reyonlarını yönetmek diğer reyonlara göre çok daha zordur. Çünkü bu ürünler yaşayan organizmalardır. Her türlü koşuldan etkilenip bozulabilirler. Hem imaj hem de para kaybıyla karşılaşabiliriz. Bu nedenle bu reyonların yönetilmesi ayrı bir iştir. Bu konuyla ilgili bazı düşüncelerimi sizlere yeniden hatırlatmak ve paylaşmak istiyorum. Sebze meyve reyonlarının renkleri ve dış görünümü insanın ruhuna huzur verip, iştahını açıyorsa diğer reyonların satışları da artar. Bu nedenle bu reyona başka bir gözle bakmamız gerekir.
Öncelikle sebze meyve reyonlarımız mağazanın girişinde olmalıdır. Sebze meyve reyonuyla birlikte bazı noktalarda canlı çiçek satmak bu reyonlarla birlikte düşünülmesi gereken ürün gruplarından bir tanesidir. Sebze meyve reyonuna eğer tek noktada ve uzun bir stand görünümü var ise mutlaka meyve ile başlamalı daha sonra sebze ve salata grubuna geçilmelidir. Eğer gondol kullanılacak ise bozulma ihtimali az olan patates, soğan, karpuz, muz, elma, havuç gibi ürünler gondolda sergilenmelidir. Yapraklı ürünler su ile canlı tutulmalıdır ve mümkün ise nemlendirme sistemi mutlaka kurulmalıdır.
Sebze meyve reyonlarında renk armonisi çok önemlidir. Aynı renkler kesinlikle bir arada sergilenmemelidir. Yeşilin arasında sarı, kırmızının arasında yeşil, havuç vs olmalıdır. Yani reyona baktığınızda renk armonisi hissedilmelidir. Sebze reyonuna salata grubu ile başlanmalı domates, salatalık, limon, sivri biber, havuç gibi devamı dolma biber, patlıcan fasulye gibi devamı mevsimlik ürünler bamya, bezelye, lahana, enginar bunun devamında paketli ürünler olmalıdır.
Meyve grubu ananas, kivi gibi egzotik meyveler ile başlanmalıdır. Elma ile muz bir arada olmamalıdır. Şeftali, armut, kiraz, dut, çilek özellikle bahar meyveleri dökme teşhir edilmemelidir. Reyonlarımızı hazırladıktan sonra kısaca siparişimizi aşağıdaki hususları dikkate alarak oluşturabiliriz.
Sipariş sebze meyve reyonunun en önemli yanıdır. Bu nedenle;
–    Elinizde ne olduğunu bilin,
–    Satışlarınızı önceden tahmin edin,
–    Siparişinizi satacağınız kadar verin,
–    Özel günlere dikkat edin,
–    Mevsimlerdeki düzensiz değişimler günlük yaşamı etkiler. Mevsimi dikkate alarak satışları ne olacağını tahmin edin.
Siparişimizi oluşturduktan sonra bu reyonun en önemli sıkıntılarından bir tanesi de firelerinin çok fazla olmasıdır. Sebze meyve reyonu bebek gibidir. Sürekli ilgilenmek ve takip etmek gerekir. Sebze meyve taze ve kısa sürede satılacak bir ürün olduğundan fireleri önlemenin de neler olabileceğine hep birlikte bir göz atalım.
Sebze meyvede fireler nasıl önlenir diye kendimize sorduğumuz da;
–    Uygun depolama, miktar, kalite ve uygun serinlikte saklama,
–    Ürünleri dayanıklı ve dayanıksız olarak dikkatlice satışını inceleme ve takip,
–    İlk giren ilk çıkar konusuna dikkat edilmesi,
–    Satışa göre sipariş,
–    Ürüne olan talebin gün içinde izlenmesi,
–    Yüksek istifleme reyonda yapılmamalı,
–    Fiyat artışları takip edilmeli,
–    Soğuk zincir bozulmamalı,
–    Tazeliğini ıslatarak saplanan ürünlerin ıslatma işleminin yapılmaması,
–    Mevsim geçişlerinde ürünün nerede bitirileceğinin iyi bilinmesi,
–    Ürünün nereden geldiğinin iyi bilinmesi,
–    Reyonların gün içinde ayıklanması.
Tabii bu reyonla ilgili bazı düşüncelerimizi de sizlerle paylaşmak istiyorum. Ülkemizde sebze meyve alışverişleri genelde haftalık yapılır. Ancak biz gıda perakendecileri olarak sebze meyve ürünlerinin haftalık alınmaması gerektiğini mutlaka anlatmalıyız. Tüketicilerimize taze sebze meyvenin evlerinde bekletilmemesi gerektiğini, sebze meyvelerin bekletildikçe besin değerlerini kaybettiklerini mutlaka anlatmalıyız. Bu da bize sürekli müşteri sağlayacak hem de sebze alışverişleri başka mecralardan yapılmayacaktır. Yani kısaca tüketicinin sebze meyve satın alma alışkanlığını değiştirmeliyiz. Gece gündüz zor şartlarda ve doğa koşullarında, üretilen ürünlerin doğru depolanması kadar doğru tüketilmesi de önemlidir. Ürün atılmamalıdır. Ayrıca haftalık yapılan sebze/meyve alışverişlerinde örneğin 4-5 adet gelen portakalın yada limonun 1 yada 2’sinin atılması tüketicinin almış olduğu ürünün maliyetini sizce %20-30 oranında arttırmaz mı? İşte bunları bir şekilde tüketicilerimize anlatmamız gerekir. Ayrıca sebze meyvenin sağlık açısından önemli olduğunu mutlaka reyonlarımızda ve mağazalarımızda hatta insertlerimizde mutlaka vurgulamamız gerekir. Bugün narenciyenin hangi hastalıklara iyi geldiğini, soğan ve sarımsağın kansere iyi geldiğini, bakla ve lahananın karaciğere yararlı olduğunu söylememize gerek yok herhalde. Bunları tüketicilerimizle paylaşmalıyız.
Dengeli beslenmenin sebze meyve ile olacağını mutlaka anlatmalıyız.
Tarlada toprağın içinde çalışıp bir ürün için 1 yılını veren çiftçinin emeğine saygı duymak ve satın aldığımız ürünleri tüketiciye kısa sürede ulaştırmak için gereğini yaparak başarıya ulaşmak mümkündür.
Bu vesile ile tüm perakende dostlarının yeni yılını kutlar başarılar dilerim.

Yazarımızın bu yazısı Retail Türkiye Dergisi’nin Aralık 2010 – 22. sayısında yayınlanmıştır.

Devamını Oku
Yorum Yapın

Yorumunuz

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Advertisement

Altan Vural

Pazarlama planı

Altan Vural

Yazar:

Mayıs ayında ne yapacağınızı, Ekim ayında hangi kampanyayı yapacağınızı şimdiden planlayın. Göreceksiniz daha başaralı  olacaksınız.

Perakende sektörü hepimizin bildiği gibi dinamik, anı yaşayan ortamdan beslenen aynı zamanda planlı ve programlı çalışması gereken bir sektör. Bu nedenle; mutlak suretle bütçe, iş planı pazarlama planı gibi işletme yönetiminde vazgeçilmez olan yardımlarımızı işinize entegre etmeliyiz. Bu ayki yazımızda da pazarlama planlarından bahsedeceğim.

Pazarlama planına gıda perakendeciliği açısından bakarsak;
Satışa yönelik reklamlarımız pazarda almış olduğu tanıtım modeli üzerine kurulur ve bizi ziyaret eden müşterilerin yapısı üzerine inşa edilir. Tabii ki, buradaki asıl amaç müşterilerimizin daha çok satın alma yapmasına yönlendirmede bulunmak, yeni müşteriler elde etmek ve bu süreçte kaynakları israf etmeden zamanında müdahale ile şirketimizin yol haritasını çizmektir.

Bugün işletmelerimizin en önemli sorunlarından biri plansız hareket etmeleridir. Bu nedenle ciddi kayıplar yaşanmakta ya da son dakika da alınan kararlar ile yapılan hizmetler amacına ulaşama-maktadır. “Çok acil” lafı sektörümüzün hız ve dinamiğini anlatmakla birlikte, gerçekten olumsuz bir çok sonucu da beraberinde getirmektedir. Bu nedenle şirketimizin müşteri yapısı, sizin yapabi-lecekleriniz, şirketin mevcut durumu göz önüne alınarak swot analizi yapabilirsiniz. Mutlak surette yıllık pazarlama planınız olmalıdır. Tabi pazarlama planı ile bütçe planlarınız birbiriyle örtüşmelidir. Yukarıda bir kaçını saydığımız müşteri yapınız, hedef kitleniz, bütçeniz, fiyatlandırma stratejiniz, şirketinizi görmek istediğiniz yeriniz, ürün yapınız, sosyal sorumluluk düşünceniz, müşteriye ulaşma şekliniz dikkate alınarak bir plan oluşturabilirsiniz.

Planları aylık yapabilir veya her hafta değerlendirme yapabilirsiniz, hatta mutlaka yapmalısınız. Şubat ayındayız, geç kalmış sayılmazsınız. Mayıs ayında ne yapacağınızı, Ekim ayında hangi kampanyayı yapacağınızı şimdiden planlayın. Göreceksiniz ki daha başaralı olacaksınız. Yardım isterseniz mail adresim yukarıda yazılıdır.

Yazarımızın bu yazısı Retail Türkiye Dergisi’nin Ocak 2015 – 71. sayısında yayınlanmıştır.

Devamını Oku

Altan Vural

Birazda reklam yapalım

Altan Vural

Yazar:

Reklamcılık her sektörün aslında vazgeçilmez bir parçasıdır. Yapmış olduğunuz işleri müşterilerle paylaşmanızın çok önemli bir yoludur. Perakende sektörünün ise vazgeçilmezi durumundadır.

Yapmış olduğunuz yenilikleri ucuzlukları binlerce lira harcayıp açacağınız yeni mağazayı satın aldığınız Ezine peynirinin lezzetini müşterilerinize anlatmanın en önemli yoludur reklamcık. Aslına bakarsanız yukarıda birkaç örnek verdiğim işleri tabi ki çoğaltmak mümkün. İşte bu örneklere bile baktığımızda emek ve para harcadığımız bu işleri anlatamayıp yapılan emeklerin heba olması gerçekten çok acı olabilir. Sektörde bugüne kadar çok da önem verilmeyen bana göre de olmazsa olmaz işlerden bir tanesidir reklamcılık. Ancak bugüne kadar da çok profesyonel anlamda yapılmamış bu iş genelde tanıdık eş dost ve güzel hanımlar sektörün en önemli oyuncuları olmuşlar. Bu nedenlerde paralarda tıpkı insertlerin çöpe atılması gibi heba olmuştur.
İnsertlerin çöpe atılması demişken binlerce insert dağıtıp hem içeriğinin standart olması bir arpa boyu yol alınmaması hem de ehil olmayan insanlara yaptırmış olduğumuz dağıtımlar ne yazık ki çöpe giden paralar olarak karşımıza çıkmaktadır. Uzatmadan bir yaşanmış olay ile insert işini sizlerle paylaşalım. Müşterilerimizden bir tanesi yakınını kaybettiği için bir mezarlığa gider. Mezarlığın içine atılmış balya balya insertleri görünce bizleri arar ve haberimiz olur. Ne acı değil mi? Acaba oradan marketimize gelecek olanlar olur diye mi atmış diye arkadaşımız bi türlü anlam veremedik!
Günlerce insert çıkarmak için aldığın ürüne mi yanarsın grafikerlerin sabahlamalarına mı yanarsın harcadığın paraları mı yanarsın? Yoksa bu emeklerin karşısında bana fazla müşteri gelir ödemelerimi daha rahat yaparım hayallerine mi yanarsın… Takdir sizin.
Diğer taraftan yapılan reklamların bir profesyonel tarafından yapılması kişisel zevklerimiz ve bizim bilgilerimiz dışında bilimselliği yansıtması gerçekten çok önemlidir. Alt yapısı hazır olmadan o ürün yada hizmeti gerçek anlamda mağazada oluşturmamış iken; örneğin kasiyerin gülmüyorsa sen onu sağlamamışken güler yüzlü hizmet veriyoruz dememizin bir anlamı var mıdır? Bizce aslında temel nokta budur. İşte yazımın başlığında yazdığım biraz reklam yapalım dediğim yer tam da burasıdır. Bu hizmetin sağlanması formülünü anlatarak, gerekirse öğreterek, sonrada takip edecek bir anlayışla kurduk SAT Reklam Ajansı’nı. Örneğin hizmet verdiğimiz firmaların 2015 insert planları, temaları, hangi ayda hangi özel günde ne yapacakları bugünden belli. İş planlanırsa, son dakikaya kalmazsa inanın çok daha ucuz, çok daha etkili oluyor. Sadece bir ajanstan ibaret değil adından da anlaşılacağı gibi. Sizlere satışlarınızı artırmayı sağlayacak teknikleri sizlerle birlikte karar veren bir oluşumu sağladığımızı düşünüyorum. Şirket olarak sizlerin müşterilerinize sizi hangi tekniklerle anlatmak gerektiğini, hangi yönlerinizle satışlarınızı artıracağınızı biliyoruz; ya da sizlere yeni yöntemler önererek farklılıklar sunuyoruz.
Sevgili dostlar reklamları izlediniz.
Reklamlar demişken Retail Türkiye Dergisi’nin Anadolu konferansları bir harika. Dostlar bir araya geliyor, bir şeyler öğreniyorlar, bir günde olsa farklılıklar yaşıyorlar. Emeği geçenlere kocaman teşekkürler.
2015 yılının tüm dostlarıma perakende sektöründe, çalışıp emek veren arkadaşlarıma, korkusuzca yatırım yapıp ülke ekonomisine katkıda bulunan yatırımcılara başta sağlık olmak üzere mutluluk başarı ve güzel günler getirmesini diliyorum.

Yazarımızın bu yazısı Retail Türkiye Dergisi’nin Aralık 2014 – 70. sayısında yayınlanmıştır.

Devamını Oku

Altan Vural

İmparator

Altan Vural

Yazar:

Bugün perakende de önemli seviyelere gelmiş markalarımız var. Bu markalar kurulurken belki de birçoğu şu anda gelmiş oldukları noktayı hayal bile edemezlerdi.

İşleri için düşündükleri, yaptıkları ve inandıkları bir çok projeyi hayata geçirdikleri için bugün çok önemli yerlere geldiler ve birer imparatorluk kurdular. Ancak bazı dostlarımızın hayalleri azaldı, belki de risk alma katsayıları minimize oldu. Aslında onları beklemedikleri yerlere getiren hayalleri ve almış oldukları risklerdi. Bu riskleri aldıkları için yapmış oldukları işler diğerlerinden farklı idi. Kimi sabahın 3’ünde hale gitti en iyi sebze meyveyi aldı, kimi Çanakkale’den en iyi peyniri getirdi, farkını ortaya koydu işler gelişti ve büyüdü.
Fakat işletmelerin büyümesi yukarıda belirttiğimiz gibi risk katsayısını azalttı. Peyniri artık kendisi değil, başka birisi satın aldı, kasasını başka birine emanet etti, işi büyüdü yetemez hale geldi. İşte buradan sonra yine hayallerinin peşinden koşup faklı düşünceler faklı arayışlara geçmeyenlerin sonu da pek parlak gözükmüyor. Bu işi ben kurdum benden başka bilen yok mantığıyla gidenlerin sonu ne yazık ki hüsran. Şaşaa ve tantana ile gece gündüz çalışmayla imparatorluk kuran beyinler, şimdi bu işten nasıl kurtulurumun hesabını yapmaya başlıyorlar. Çok yazık ve çok acı.
Asıl maharet böyle bir girdaba girmeden işi fark edip hayallerin ötesinde gerçeğe dönüş. Gerçeklerle yüzleşmeden hayata bir es verin, biraz da yalaka ve dalkavuk olmayan çevrenizi dinleyin. İş hayatı süreklilik ister. Yeni projeler, yeni bakış açıları ister. Sizler bir imparatorluk kurmuş olabilirsiniz ama gerçeklerden uzaklaştıkça zora gireceksiniz demektir. Süreklilikten bahsetmişken klasik hepiniz kilolarımızdan şikayetçiyizdir. İyi bir rejim ile biraz da dikkat ederek hatta biraz da yürüyerek bir miktar kilo vermiştik. Şimdi yürümeyi bırakıp hayata eskisi gibi bakınca kiloları tekrar aldık. Nerede kaldı çekmiş olduğumuz onca eziyet? İş hayatında da sürekliliği sağlamayıp yeni bakış açıları eklemezsek sizi hüsran bekliyor demektir.
Bu yazıyı haberlerde yabancı bir kuruluşun ‘’Türkiye’nin 2015 büyüme hızı % 2 olacak‘’ notuna  istinaden yazdım.
Aman dikkat!

Yazarımızın bu yazısı Retail Türkiye Dergisi’nin Kasım 2014 – 69. sayısında yayınlanmıştır.

Devamını Oku

POPÜLER