Sosyal Medya Hesaplarımız

Firmalardan

Gedik Piliç, kanatlı sektörünün ihracat şampiyonu

Editör
Abone Ol:

Gedik Tavukçuluk ve Tarım Ürünleri Ticaret Sanayi A.Ş., Türkiye’nin dört bir yanından gelen bayileriyle bir araya geldi. 2022 yılında gerçekleştirdiği 137 milyon dolarlık ihracatla Ege Bölgesi’nde kanatlı sektörünün şampiyonu olan Gedik Piliç’in 4. Bayi Buluşması, Kıbrıs’ta geniş bir katılımla gerçekleştirildi.

Anadolu’nun her bir köşesinden buluşmaya katılan iş ortaklarına teşekkür eden Gedik Piliç Satış ve Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Müdürü Nihat Özbey, Gedik Piliç’in bugünlere gelmesinde bayi katkısının çok büyük olduğunu söyledi. Gedik Piliç’i başarılara yolculuk yapan kocaman bir aile olarak nitelendiren Özbey, “2020 yılının Mart ayında pandemiyle birlikte başlayan olumsuzluklar sağlığımızın yanı sıra hiç şüphesiz ki sosyo ekonomik anlamda da hepimizin hayatını olumsuz yönde etkiledi. Bu beklenmedik durum hepimizde ister istemez her alanda gelecek kaygısı oluşturdu. Tüm dünyada üretime ara verilmesi, tedarik zincirlerinde yaşanan kırılmalar, artan enerji maliyetleri ve ani gelişen kur hareketi ve Türk lirasındaki yüksek değer kaybı, beraberinde yüksek enflasyonu getirerek satın alma talebinde kırılmalar yaşadık. Geçtiğimiz yıl tam da kurtulduk derken, bu seferde malum Rusya-Ukrayna savaşı başladı. Tabi bu da maalesef yine tedarik zincirini ve tahıl ulaşımını, enerji ulaşımını tetikleyerek birçok ülkede olduğu gibi bizde de ekonomik olumsuzluklara yol açtı. Türk insanı olarak daha önceki küresel ve ulusal kriz atmosferinde yaşadığımız süreçler ve normalleşme için en zor şartlarda dahi ortaya koyduğumuz çabalar, çalışkanlığımız ve hiç bitmeyen azmimizle bundan önce olduğu gibi bugün de bundan sonraki süreçte de hep birlikte bu zorlukların üstesinden gelmeyi başarıyoruz” dedi.

“2023 hedefimiz aylık 3 bin ton satış yapmak”

Gedik Piliç’in geride kalan 2 yıla 2 önemli büyük başarı sığdırmayı başardığına işaret eden Nihat Özbey, “Üst üste ihracatta 2 şampiyonluğu yakaladık. Bir önceki yıl Ege Bölgesinin birincisi, Türkiye’nin ikincisi iken, 2022 yılı sonu itibariyle ihracatta sektör şampiyonu olduk ve ödüllerimiz aldık. Ayrıca bir önceki yıla göre tam 45 basamak yükselerek Türkiye’nin ilk 500 Sanayi devi sıralamasında 168. Sıraya yükseldik 2022 sonuçlarına göre de tahmini olarak ilk 100 firmaya yakın bir yerde yer alacağız gibi gözüküyor. Bu başarıda emeği geçen herkese teşekkür ederim. Bu tablo gerçekten çok büyük bir alkışı hak ediyor. 2022 yılında bu başarılarla da taçlandırarak hem taze piliç hem de ileri işlenmiş kategorisinde hedeflerimizi gerçekleştirdik ve 2023 yılı hedeflerimizi belirledik. Üretimimizi yüzde 100 tam dikey entegrasyonla, üstün hijyen ve uluslararası kalite standartlarına göre taze piliç eti kategorisinde günlük 400 bin tavuk kesim sayısı ile gerçekleştiriyoruz. İleri işlenmiş, pişmiş pratik ürün kategorisinde ise aylık 2 bin ton satış yapıyoruz. Pandemi ile başlayan bu kategorideki tüketici ve pazar talebi nedeniyle 2023 yılında satışlarımızı 3 bin ton, 2025 yılında ise 7 bin ton seviyelerine taşımayı hedefliyoruz” diye konuştu.

“2025 yılına kadar 200 bin noktaya ulaşmayı hedefliyoruz”

Gedik Piliç olarak Türkiye’nin 7 bölgesinde pazarlamanın en önemli 4 saç ayağı olan ürün geliştirme, fiyat konumlandırması, reklam tanıtım promosyon ve dağıtım süreçlerinin titizlikle takip edildiği bir organizasyon kurduklarının altını çizen Özbey, şu bilgileri paylaştı:

“Sistemin içinde 52 siz değerli iş ortağımız olan bayilerimiz, 26 kurumsal büyük müşteriler ve 55 tane de ulusal yerel market zincirler var. Uluslararası araştırma şirketi verilerine göre, Türkiye’de tavuk ve tavuk ürünlerinin satıldığı nokta uzayı var. Biz Gedik Piliç olarak ana omurgasını sizlerin oluşturduğu yaklaşık 1000 kişilik satış ekibi, 1200 araçlık dağıtım filosu ile ürünlerimizi global araştırma şirketlerinin verilerine göre Türkiye’de 100 bin noktaya taşıyoruz. Ancak 2023’te hedefimiz 150 bin ve 2025 yılına kadar ise 200 bin noktaya ulaşmayı hedefliyoruz. Çizgi üstü reklam tanırım çalışmalarının başarıya ulaşması için ve sağlıklı bir marka yaşam süreci için Türkiye’de minimum yüzde 50-60 satış noktasına ulaşmak gerekmektedir. Gedik Piliç olarak sektörde rakiplere göre en büyük farkımız; Türkiye’nin en fazla tabaklı, özel gramajlı ve parça tavuk üreten firmasıyız. Üretimimizin yaklaşık yüzde 75’i tabaklı ve özel gramajlı ürünlerden oluşmaktadır.”

“Gedik Piliç olarak gençlere büyük önem veriyoruz”

Marka olarak gençlere büyük önem verdiklerinin altını çizen Gedik Piliç Yönetim Kurulu Üyesi Yağız Gedik de “Gedik Piliç olarak tanıtım çalışmalarımızda Survivor ve Masterchef aktivitelerimizle, özellikle gençleri hedefliyoruz. Çünkü gençler, bu ülkenin yarınları. Yine dünyada ve ülkemizdeki yenilenebilir yeşil enerjinin önemini hem ekonomik hem de sağlık açısından çok önemiyoruz. Bu nedenle 3 fabrikamızın da çatılarını güneş panelleri ile donattık. Sosyal sorumluluk çerçevesinde bölgemizdeki çeşitli etkinliklere sponsorluklar yapmaya devam ediyoruz.”

Gedik Piliç’in Türkiye ekonomisi ve istihdama katkı sağladığına işaret eden Yönetim Kurulu Başkanı Osman Gedik ise şunları kaydetti:

“55 yıl önce başladığımız heyecandan bir parça dahi kaybetmeden, köklerimizi daha derin salarak büyümenin verdiği gururu hep birlikte yaşıyoruz. Babam Halil Gedik’in vizyonu ile kurulmuş Gedik Piliç ikinci nesil ben ve benden sonraki üçüncü kuşakta oğullarım Halil ve Yağız Gedik. Geleceğe hiçbir şüphem yoktur. Sözün özü geçmişimizden aldığımız güç ile yarınlara güvenim tamdır.”

Devamını Oku
Yorum Yapın

Yorumunuz

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Advertisement

Firmalardan

Güvenlik teknolojilerinde yeni dönem başlıyor

Editör

Yazar:

Güvenlik teknolojileri ve iş zekâsı çözümleri entegratörü Securitas Technology, İstanbul Kavacık’taki genel merkezinde gerçekleştirdiği basın buluşmasında, yapay zekâ, bulut çözümleri ve sensör teknolojilerinin güvenlik alanındaki etkilerini ortaya koyan Securitas Technology 2026 Global Teknoloji Trendleri Raporu’nun detaylarını paylaştı. Securitas Technology Satıştan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Hüseyin Top, güvenlik teknolojilerinin artık yalnızca riskleri yönetmekle sınırlı kalmadığını, aynı zamanda kurumlara operasyonel verimlilik, sürdürülebilirlik ve stratejik değer kazandıran entegre sistemlere dönüştüğü vurguladı.

Yapay zekânın güvenlik operasyonlarında yarattığı dönüşüme dikkat çeken Top, “Bugün kurumların yüzde 70’i güvenlik programlarında yapay zekâdan yararlanıyor. Yapay zekâ sayesinde güvenlik operasyonları reaktif yapıdan çıkarak proaktif bir modele evriliyor. Anomali tespiti, video içi arama ve öngörüsel analizler sayesinde riskler henüz gerçekleşmeden belirlenebiliyor. Bu da kurumlara hem hız hem de stratejik karar alma avantajı sağlıyor” dedi.

Top, özellikle GenAI destekli uygulamaların önümüzdeki dönemde güvenlik süreçlerini daha da akıllı ve otonom hale getireceğini ifade etti.

Securitas Technology Türkiye Genel Müdürü Pelin Yelkencioğlu ise “Güvenlik artık yalnızca bir koruma katmanı değil; iş süreçlerine değer katan stratejik bir unsur haline geldi. Biz de Securitas Technology Türkiye olarak, müşterilerimizin yapay zekâ, bulut ve entegre teknolojilerden maksimum fayda sağlamasını hedefliyoruz. Önümüzdeki dönemde odağımız; yenilikçi çözümlerle kurumların operasyonel verimliliğini artırmak, çalışan ve ziyaretçi güvenliğini en üst seviyeye taşımak ve iş sürekliliğine katkı sağlamak olacak” diye konuştu.

Yapay zekâ ile daha akıllı güvenlik yönetimi

Yapay zekâ destekli çözümler artık güvenlik sektörünün temel bileşenlerinden biri haline geliyor. Video analitiği, makine öğrenimi ve veri işleme teknolojileri sayesinde güvenlik sistemleri yalnızca görüntü kaydetmekle kalmıyor; aynı zamanda olayları yorumlayabiliyor, riskleri sınıflandırabiliyor ve olası tehditleri erken aşamada tespit edebiliyor.

Bugün plaka tanıma, yüz tanıma, nesne takibi, alan yoğunluğu ölçümü ve davranış analizi gibi birçok uygulama aktif olarak kullanılıyor. Özellikle anomali tespiti yapan sistemler, olağan dışı hareketleri gerçek zamanlı olarak belirleyerek güvenlik ekiplerinin daha hızlı aksiyon almasına yardımcı oluyor.

Video içi arama teknolojileri ise binlerce saatlik görüntünün manuel olarak incelenmesi ihtiyacını büyük ölçüde ortadan kaldırıyor. Belirli bir kişi, araç ya da olay, saniyeler içinde filtrelenebiliyor. Yapay zekâ destekli raporlama sistemleri de olay kayıtlarını analiz ederek önceliklendirilmiş risk haritaları ve aksiyon önerileri sunabiliyor.

Bu dönüşümün en önemli etkilerinden biri ise güvenlik anlayışındaki paradigma değişimi. Yeni nesil sistemler yalnızca yaşanan olaylara müdahale etmiyor; verileri analiz ederek potansiyel riskleri önceden öngörebiliyor. Örneğin giriş-çıkış hareketlerindeki sıra dışı yoğunlukları tespit edebiliyor, sensörlerden gelen verileri değerlendirerek yangın, gaz kaçağı veya ekipman arızası gibi riskler için erken uyarılar oluşturabiliyor.

Böylece güvenlik ekipleri zamanlarını operasyonel yüklerden çok stratejik karar süreçlerine ayırabiliyor. Kaynak planlaması daha verimli hale gelirken, risklere müdahale süresi de önemli ölçüde kısalıyor.

Securitas Technology’nin araştırmasına göre kurumların büyük çoğunluğu güvenlik operasyonlarında yapay zekâ teknolojilerinden yararlanıyor. Bu tablo, önümüzdeki dönemde güvenlik yönetiminde veri odaklı ve öngörü temelli sistemlerin standart hale geleceğini gösteriyor.

Devamını Oku

Firmalardan

Difaş’tan çocuklarda ağız sağlığına dikkat çeken yaklaşım

Editör

Yazar:

Ağız sağlığı eğitiminin erken yaşta başlaması büyük önem taşıyor. İlk dişin çıkmasıyla birlikte başlayan bakım süreci, çocuğun ilerleyen yaşlarda sürdüreceği alışkanlıklarının temelini oluşturuyor. Difaş, her yaşa uygun ürün geliştirme yaklaşımını bu bilinçle şekillendiriyor.

Difaş Genel Müdürü Yalçın Kaynak, “Difaş olarak çocukların ağız sağlığını bir halk sağlığı meselesi olarak görüyoruz. Erken yaşta kazanılan alışkanlıkların bireyin tüm yaşamını etkilediğinin bilinciyle hareket ediyor, her yaş grubuna uygun ürünler geliştirirken çocukların gelecekteki sağlık davranışlarına da katkı sağlamayı hedefliyoruz.  Süt dişleri geçici olsa da çocukların beslenme, konuşma ve çene gelişimi açısından kritik bir rol üstleniyor. Bu süreçte ailelerin bilinçli yaklaşımı ve çocuklara rol model olması belirleyici oluyor. Aynı zamanda dengeli beslenme ve düzenli diş hekimi kontrolleri de ağız sağlığının korunmasında önemli bir yer tutuyor. Ağız bakımını, bireylerin yaşam kalitesini doğrudan etkileyen temel unsurlardan biri olarak görüyoruz. Bu nedenle çocukların doğru alışkanlıkları küçük yaşta edinmesini desteklemek önceliklerimiz arasında yer alıyor. Çünkü sağlıklı gülüşlerin, erken yaşta atılan bilinçli adımlarla mümkün olduğuna inanıyoruz” şeklinde konuştu

Kaynak “Difaş olarak 0-3 bebek, 4-7 & 8-14 çocuk ve 15+ yaş çocuk, genç ve yetişkin bireyler için geliştirdiğimiz ürün çeşitleri ile ağız bakımını yaşa uygun hale getiriyoruz. Alanında uzman ekipler tarafından geliştirilen bu ürünler, yumuşak, yuvarlatılmış kıllarıyla çocukların hassas diş etlerini korumaya yardımcı olurken; ergonomik, sapları sayesinde de kolay tutuş sağlıyor. Önümüzdeki dönemde de çocuklarda ağız sağlığı farkındalığını artırmaya yönelik çalışmalarımızı sürdürmeye devam edeceğiz” dedi.

Devamını Oku

Firmalardan

Yapay zekada yeni dönem: Pilottan değere, veriden karara

Editör

Yazar:

Küresel ekonomik dalgalanmaların kalıcı hale geldiği yeni dönemde, rekabet avantajı hızlı ve tutarlı karar alabilme kapasitesiyle şekilleniyor. Türkiye’nin önde gelen yazılım ve bilgi teknolojileri çözüm sağlayıcılarından Obase, yapay zekanın kurumlarda ölçülebilir iş sonuçları üreten stratejik bir yapıya dönüştüğünü vurguluyor.

Obase CEO’su ve Kurucu Ortağı Dr. Bülent Dal, yapay zeka yatırımları ile gerçek iş sonuçları arasındaki uçurumu kapatmanın mümkün olduğunu vurgulayarak şunları söylüyor: “Deloitte araştırmasına katılan yapay zeka liderlerinin yalnızca yüzde 20’si somut gelir büyümesi elde ettiğini söylüyor; yüzde 74’ü halen ‘hedefliyoruz’ aşamasında. Büyük AI kurumsal yazılım devlerinin dahi ücretli kullanıcı tabanına penetrasyonu yüzde 3’te kalıyor. Yatırımlar ile sonuçlar arasındaki bu boşluk, yapay zekanın kurumsal karar süreçlerine gerçek anlamda entegre edilememesinden kaynaklanıyor. Obase AIR, mevcut sistemlerle tümleşerek veriyi doğrudan aksiyona dönüştüren ve ölçülebilir sonuç taahhüt eden bir karar zekası platformu olarak bu noktada çözüm sunuyor. Hayata geçirdiğimiz karar zekası projeleri sayesinde şirketlerde ciro artışı, maliyet yönetimi, işgücü verimliliği ve müşteri deneyimi alanlarında dramatik iyileşmeler kaydediyoruz. Nitekim 2025 yılında müşteri deneyimini iyileştirmeye yönelik hayata geçirdiğimiz bir projemizde, operasyonel verimlilikte 80 katın üzerinde bir iyileşme sağladık.”

Karar ve sonuç odaklı yeni iş modelleri öne çıkıyor

Yapay zeka olgunluğunda küresel tablo endişe verici: Şirketlerin yüzde 78’i yapay zeka kullandığını söylerken, yalnızca yüzde 1’i kendini gerçek anlamda olgun kabul ediyor. Bu “pilot tuzağının” temel nedeni, yapay zekanın iş süreçlerine ve karar mekanizmalarına entegre edilememesi. Teknoloji dünyasında önemli bir paradigma değişimi yaşanıyor: Yazılım lisansı satmaktan, ölçülebilir iş sonucunu taahhüt etmeye doğru hızlı bir geçiş var. Artık yatırımlar; lisans bedeli, altyapı maliyeti veya “sistem kuruldu mu?” sorusuyla değil, üretilen somut iş değeriyle ölçülecek bir döneme giriyoruz. Obase AIR’ın temelindeki Result-as-a-Service (RaaS) ve Decision-as-a-Service (DaaS) modelleri bu dönüşümün tam merkezinde yer alıyor.

Result-as-a-Service (RaaS) modeli, artan satış oranları, optimize edilen operasyonel giderler ve iyileşen müşteri deneyimi gibi ölçülebilir sonuçlara odaklanan bir yaklaşım sunuyor. Yapay zekanın kritik görevler üstlendiği yeni dönemde karar süreçlerinin tutarlılığı iş sürekliliği açısından belirleyici rol oynuyor.  Decision-as-a-Service (DaaS) yaklaşımı, yapay zeka modellerini kurumsal iş kurallarıyla entegre ediyor. Bu sayede fiyat optimizasyonu, stok planlama, kredi değerlendirme ve risk analizi gibi alanlarda kararlar otomatik ve ölçeklenebilir biçimde üretiliyor.

Bülent Dal, bu dönüşümü şöyle değerlendiriyor: “McKinsey, yapay zeka ve analitiğin sektörler genelinde yıllık 9,5 ila 15,4 trilyon dolar katma değer potansiyeli taşıdığını ortaya koyuyor. Bu potansiyeli  gerçekleştirebilmeninyolu karar hızını ve karar kalitesini artırmaktan geçiyor. Obase AIR ile tam olarak bunu yapıyoruz. Müşterilerimizde veriyi aksiyona, kararı rekabet avantajına dönüştüren projeler hayata geçiriyor ve RaaS ve DaaS yaklaşımlarıyla ölçülebilir iş değeri üretiyoruz.”

Devamını Oku
Advertisement

Etiketler

POPÜLER