Sosyal Medya Hesaplarımız

Firmalardan

Meram Un ve Pare Küp Şeker, Tüm-Al ile güçlenecek

Editör
Abone Ol:

Albayrak Şirketler Grubu’nun ikinci nesil gençlerinin bir araya gelerek 2008 yılı başında Konya’da kurdukları Tüm-Al, büyüme yolunda önemli adımlar atıyor.

Tüm-Al Yönetim Kurulu Üyesi Kemal Albayrak, “Biz geleceğin mesleğinin lojistik olduğuna inanıyoruz. Bunun içinde üretim ve pazarlama dallarının birbirinden ayrılması taraftarıyız. Tüm-Al’ın kurulma amacı tamamen pazarlama dalına yönelik. 2009 yılında bir yıllık başarımız bize çok umut verdi ve şirketimizi büyütme kararı aldık. Yeni ortakları da bünyemize dahil ettik ve hem sermaye hem de beyin olarak güçlenerek daha verimli ve başarılı işlere imza atmayı planlıyoruz” dedi.

“Ailemizin markaları olan ‘Meram Un’ ve ‘Küp Şeker Pare’nin bayiliklerini üstlenerek işe başladık. Açıkçası taşın altına biz de elimizi koyduk” diyen Albayrak, iyi bir yerde olmak için kaliteli ve güvenilir bir ürün portföyüne sahip olunması gerektiğinin bilincinde olduklarını belirtti.
 
Sahip olduğukları markaların, bu sektöre girmelerini biraz daha kolaylaştırdığını belirten Albayrak şöyle devam etti;
“Şunun altını çizmem gerekiyor ki, tamamen kurumsal bir yönetim anlayışı ile yola çıktık. Tüm-Al tamamen bireysel kurulmuş bir şirkettir ve Albayrak Grup’tan yönetim olarak ayrıdır. Üretim ve satış kanallarını birbirinden ayırarak Meram Un ve Küp Şeker Pare markalarının pazardaki yerlerini güçlendirmek istiyoruz. Meram Un olarak pazarda güvenilir ve sağlam bir yere sahibiz. Fırın piyasasında bilinir bir markayız. İsim olarak duyulmasa da halkımızın büyük bir bölümü aldıkları ekmek sayesinde Meram Un markasıyla tanışmış oluyorlar ve bizim sattığımız ürünü tadıyorlar. Bilindiği gibi her un işleniş ve buğday kalitesinden dolayı aynı değildir. Meram Un olarak tamamen kuvvetli ve verimli un üretmeye özen gösteren Al-San A.Ş, (Meram Un sahibi firma) fırıncılar için bir kurtarıcı ürün pozisyonundadır. Paçal dediğimiz birçok unun karışımından oluşan hamurlarda, Meram Un diğer unları kurtarıcı pozisyondadır ve verimi arttırmak için birçok hamurkar Meram Un’u tercih etmektedir.
 
Özellikle pasta-böreklik, tip 650 ve tandırlık ürünlerimiz, Meram Un markasını yaratan ürünlerin başında gelmektedir.”
 
”Fark yaratmak istiyoruz”
 
Küp Şeker sektörünün çuval un sektöründen biraz daha farklılık gösterdiğini kaydeden Albayrak, “Bilindiği üzere çuval toz şeker fiyatı devlet tarafından açıklanmaktadır ve rekabet şansı pek yoktur. Küp Şeker Pare markasının Türkiye distribütörlüğünü üstlenen firmamız Al-Paş A.Ş.’nin (Küp Şeker Pare sahibi firma) geçmişte kurduğu bayilik sistemini sürdürmekte ve satışlarına devam etmektedir. Gelecekte açıkta küp şeker satışının yasaklanması söz konusu, biz şimdiden sarma şeker satışına ağırlık vermekteyiz. Portföyümüzde bulunan 1 kg. (399 adet), 700 gr. ve 500 gr’lık ürünler ile tüketim alışkanlıkları konusunda farklılık yaratmak istiyoruz. Açıkçası bunların meyvelerini toplamaya da başladık” dedikten sonra konuşmasını şöyle sürdürdü:
“2008 yılı ortalarında Tüm-Al olarak susam ticaretine de başlamaya karar verdik. Sahip olduğumuz un müşterilerinin büyük bir bölümü susam tüketiyor. Biz de bu taleplerini karşılamak için yurt dışından soyulmuş ve kurutulmuş susam getirtiyoruz. Susam getirmekteki amacımız, müşteriler arasında bir bağ oluşturarak Tüm-Al şirketini tek un değil, bütün ihtiyaçlarına karşılık verebilecek bir şirket olarak görmelerini sağlamak ve bir aile sinerjisi oluşturmaktır. 2009 yılı başında yumurta sektörüne de girmeye karar verdik. Konya ve yakın bölgelerde üretim yapan üreticilerden yumurtalarını toplayarak toptan satış gerçekleştirmekteyiz. Kısa sürede yumurta sektöründe de büyük yol aldık. Bunun en önemli sebebi üreticiler için mal satışını kolaylaştırmamız ve talepleri hemen karşılayabilmemizdir.”
 
Zahirecilerin de tercihi
 
Sektöründe deneyimli ve sevilen satış temsilcilerini bünyelerinde bulundurduklarının da altını çizen Albayrak, “Bu temsilciler günlük ziyaretlerle müşterilerimiz arasındaki bağı sürekli sıcak tutmaya özen gösterirler ve onların ihtiyaçlarını bizlere iletirler. Günlük üretim kapasitesi yüksek olan fırınlara doğrudan satış gerçekleştirmekteyiz. Bunun yanında zahireci dediğimiz un satıcılarına da satışımız vardır. Öyle ki, Konya’da faaliyet gösteren zahirecilerin çok yüksek bölümünde yerimizi almış durumdayız. Müşterilerimizin stoklarına göre günlük sevkiyat yapmaktayız ve böylece Meram Un markasının teminini her zaman kolaylaştırmaktayız” dedi.
 
“Her bölgeye kolaylıkla ulaşıyoruz”
 
Özellikle Marmara bölgesinde ağırlıklı olarak da İstanbul’da gıda toptancıları ile koordineli çalıştıklarını ve bu toptancılara paket un satışı gerçekleştirdiklerini belirten Tüm-Al Yönetim Kurulu Üyesi Kemal Albayrak, şunları söyledi:
”Gıda toptancıları servis araçları ile paket ve çuvallı ürünlerimizi her bir noktaya ulaştırmaktadırlar ve bu sayede etkili bir şekilde ürünümüzün yayılmasını sağlamaktadırlar. Küp şeker satışını da tıpkı paket un satışı gibi gerçekleştirmekteyiz. Kendi alt bayilerimizi oluşturduk ve bu bayilere bölgesel olarak hangi ürünün daha verimli olacağının araştırması yapıldıktan sonra ürün teminini gerçekleştirmekteyiz. Fiyat hassasiyeti ile hareket ederek bir bölgede birden çok bayilik oluşturuyoruz. Hem bayilerimizi fiyat konusunda çakıştırmamaya özen gösteriyoruz, hem de her bölgeye kolaylıkla ulaşım sağlıyoruz. Yumurta satışını toptan gerçekleştirdiğimiz için kamyon bazında satışlarımızı direkt olarak üreticinin çiftliklerinden yapmaktayız. Bunun yanında kısa vadede soğuk hava deposu tesisi kurma gibi bir projemiz var. Bu depolara da mal çekerek satışımızı kendi depolarımızdan kendi filolarımızla  gerçekleştirebiliriz. Fakat biz taze ve yeni çıkmış ürünü tüketiciyle buluşturmayı düşünmekte olduğumuz için direkt satışa her zaman sıcak bakmaktayız. Ulusal zincir firmalarla belli bir çalışmamız yok. Fakat İstanbul’da birkaç yerel zincir markayla çalışmalarımız var ve insert bedeli karşılığı mağazalarında yer almaktayız.
2008’in ilk yılımızdı ve kendimizi piyasaya tanıtma çalışmaları ile geçti. Bunu başardığımıza inanıyoruz. İçinde bulunduğumuz ekonomik krizin ve piyasaların günden güne kötüye gitmesinden dolayı tamamen müşteri analizine ağırlık verdik. Sağlam ve kaliteden ödün vermeden çalışan bayilerle birlikteliğimizi devam ettirmeye gayret gösterdik.
 
Tüm-Al olarak 2009 yılına çok önem veriyoruz. Girmiş olduğumuz yumurta sektörü ve gıda piyasalarına verdiğimiz önemden dolayı ciromuzu ikiye katlamayı planlıyoruz. Gerekli Ar&Ge ve altyapı çalışmalarımızı bu yıl içinde tamamlamayı planlıyoruz. 2009 yılı içinde yaptığımız bu çalışmalar sonrasında 2010 yılında Türkiye’nin en büyük 2 bin 500 firması listesinde yer almayı hedefliyoruz.”
Pazarın geleceğine de değinen Albayrak, “Gıda piyasası asla bitmeyecek bir piyasa. Biz de bu sektörün rahatlığı içinde geleceğe umutla bakıyoruz. Fakat içinde bulunduğumuz küresel ısınma bizleri çok derinden etkilemekte. Bunun içindir ki, sosyal sorumluluk projelerine imza atmayı planlıyoruz. Üzerinde yaşadığımız ve gelecek nesillere bırakacağımız bu topraklara sahip çıkmamamız gerektiğini düşünmekteyiz.
 
Satışını gerçekleştirdiğimiz un ve şekerler de ihracat yapabilme gibi bir şansımız yok. Üretici firma olma zorunluluğu var.
 
Fakat yumurta da ihracat yapma gibi bir projemiz var ve gerekli bütün çalışmaları tamamladık. Kısa vadede mevcut pazarımızı güçlendirmek gibi hedefimiz var. Uzun vadede de müşterilerimizin her türlü ihtiyaçlarını karşılayabilmek için ürün yelpazemizi genişletme projelerimiz var” dedi.
Devamını Oku
Yorum Yapın

Yorumunuz

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Advertisement

Firmalardan

Güvenlik teknolojilerinde yeni dönem başlıyor

Editör

Yazar:

Güvenlik teknolojileri ve iş zekâsı çözümleri entegratörü Securitas Technology, İstanbul Kavacık’taki genel merkezinde gerçekleştirdiği basın buluşmasında, yapay zekâ, bulut çözümleri ve sensör teknolojilerinin güvenlik alanındaki etkilerini ortaya koyan Securitas Technology 2026 Global Teknoloji Trendleri Raporu’nun detaylarını paylaştı. Securitas Technology Satıştan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Hüseyin Top, güvenlik teknolojilerinin artık yalnızca riskleri yönetmekle sınırlı kalmadığını, aynı zamanda kurumlara operasyonel verimlilik, sürdürülebilirlik ve stratejik değer kazandıran entegre sistemlere dönüştüğü vurguladı.

Yapay zekânın güvenlik operasyonlarında yarattığı dönüşüme dikkat çeken Top, “Bugün kurumların yüzde 70’i güvenlik programlarında yapay zekâdan yararlanıyor. Yapay zekâ sayesinde güvenlik operasyonları reaktif yapıdan çıkarak proaktif bir modele evriliyor. Anomali tespiti, video içi arama ve öngörüsel analizler sayesinde riskler henüz gerçekleşmeden belirlenebiliyor. Bu da kurumlara hem hız hem de stratejik karar alma avantajı sağlıyor” dedi.

Top, özellikle GenAI destekli uygulamaların önümüzdeki dönemde güvenlik süreçlerini daha da akıllı ve otonom hale getireceğini ifade etti.

Securitas Technology Türkiye Genel Müdürü Pelin Yelkencioğlu ise “Güvenlik artık yalnızca bir koruma katmanı değil; iş süreçlerine değer katan stratejik bir unsur haline geldi. Biz de Securitas Technology Türkiye olarak, müşterilerimizin yapay zekâ, bulut ve entegre teknolojilerden maksimum fayda sağlamasını hedefliyoruz. Önümüzdeki dönemde odağımız; yenilikçi çözümlerle kurumların operasyonel verimliliğini artırmak, çalışan ve ziyaretçi güvenliğini en üst seviyeye taşımak ve iş sürekliliğine katkı sağlamak olacak” diye konuştu.

Yapay zekâ ile daha akıllı güvenlik yönetimi

Yapay zekâ destekli çözümler artık güvenlik sektörünün temel bileşenlerinden biri haline geliyor. Video analitiği, makine öğrenimi ve veri işleme teknolojileri sayesinde güvenlik sistemleri yalnızca görüntü kaydetmekle kalmıyor; aynı zamanda olayları yorumlayabiliyor, riskleri sınıflandırabiliyor ve olası tehditleri erken aşamada tespit edebiliyor.

Bugün plaka tanıma, yüz tanıma, nesne takibi, alan yoğunluğu ölçümü ve davranış analizi gibi birçok uygulama aktif olarak kullanılıyor. Özellikle anomali tespiti yapan sistemler, olağan dışı hareketleri gerçek zamanlı olarak belirleyerek güvenlik ekiplerinin daha hızlı aksiyon almasına yardımcı oluyor.

Video içi arama teknolojileri ise binlerce saatlik görüntünün manuel olarak incelenmesi ihtiyacını büyük ölçüde ortadan kaldırıyor. Belirli bir kişi, araç ya da olay, saniyeler içinde filtrelenebiliyor. Yapay zekâ destekli raporlama sistemleri de olay kayıtlarını analiz ederek önceliklendirilmiş risk haritaları ve aksiyon önerileri sunabiliyor.

Bu dönüşümün en önemli etkilerinden biri ise güvenlik anlayışındaki paradigma değişimi. Yeni nesil sistemler yalnızca yaşanan olaylara müdahale etmiyor; verileri analiz ederek potansiyel riskleri önceden öngörebiliyor. Örneğin giriş-çıkış hareketlerindeki sıra dışı yoğunlukları tespit edebiliyor, sensörlerden gelen verileri değerlendirerek yangın, gaz kaçağı veya ekipman arızası gibi riskler için erken uyarılar oluşturabiliyor.

Böylece güvenlik ekipleri zamanlarını operasyonel yüklerden çok stratejik karar süreçlerine ayırabiliyor. Kaynak planlaması daha verimli hale gelirken, risklere müdahale süresi de önemli ölçüde kısalıyor.

Securitas Technology’nin araştırmasına göre kurumların büyük çoğunluğu güvenlik operasyonlarında yapay zekâ teknolojilerinden yararlanıyor. Bu tablo, önümüzdeki dönemde güvenlik yönetiminde veri odaklı ve öngörü temelli sistemlerin standart hale geleceğini gösteriyor.

Devamını Oku

Firmalardan

Difaş’tan çocuklarda ağız sağlığına dikkat çeken yaklaşım

Editör

Yazar:

Ağız sağlığı eğitiminin erken yaşta başlaması büyük önem taşıyor. İlk dişin çıkmasıyla birlikte başlayan bakım süreci, çocuğun ilerleyen yaşlarda sürdüreceği alışkanlıklarının temelini oluşturuyor. Difaş, her yaşa uygun ürün geliştirme yaklaşımını bu bilinçle şekillendiriyor.

Difaş Genel Müdürü Yalçın Kaynak, “Difaş olarak çocukların ağız sağlığını bir halk sağlığı meselesi olarak görüyoruz. Erken yaşta kazanılan alışkanlıkların bireyin tüm yaşamını etkilediğinin bilinciyle hareket ediyor, her yaş grubuna uygun ürünler geliştirirken çocukların gelecekteki sağlık davranışlarına da katkı sağlamayı hedefliyoruz.  Süt dişleri geçici olsa da çocukların beslenme, konuşma ve çene gelişimi açısından kritik bir rol üstleniyor. Bu süreçte ailelerin bilinçli yaklaşımı ve çocuklara rol model olması belirleyici oluyor. Aynı zamanda dengeli beslenme ve düzenli diş hekimi kontrolleri de ağız sağlığının korunmasında önemli bir yer tutuyor. Ağız bakımını, bireylerin yaşam kalitesini doğrudan etkileyen temel unsurlardan biri olarak görüyoruz. Bu nedenle çocukların doğru alışkanlıkları küçük yaşta edinmesini desteklemek önceliklerimiz arasında yer alıyor. Çünkü sağlıklı gülüşlerin, erken yaşta atılan bilinçli adımlarla mümkün olduğuna inanıyoruz” şeklinde konuştu

Kaynak “Difaş olarak 0-3 bebek, 4-7 & 8-14 çocuk ve 15+ yaş çocuk, genç ve yetişkin bireyler için geliştirdiğimiz ürün çeşitleri ile ağız bakımını yaşa uygun hale getiriyoruz. Alanında uzman ekipler tarafından geliştirilen bu ürünler, yumuşak, yuvarlatılmış kıllarıyla çocukların hassas diş etlerini korumaya yardımcı olurken; ergonomik, sapları sayesinde de kolay tutuş sağlıyor. Önümüzdeki dönemde de çocuklarda ağız sağlığı farkındalığını artırmaya yönelik çalışmalarımızı sürdürmeye devam edeceğiz” dedi.

Devamını Oku

Firmalardan

Yapay zekada yeni dönem: Pilottan değere, veriden karara

Editör

Yazar:

Küresel ekonomik dalgalanmaların kalıcı hale geldiği yeni dönemde, rekabet avantajı hızlı ve tutarlı karar alabilme kapasitesiyle şekilleniyor. Türkiye’nin önde gelen yazılım ve bilgi teknolojileri çözüm sağlayıcılarından Obase, yapay zekanın kurumlarda ölçülebilir iş sonuçları üreten stratejik bir yapıya dönüştüğünü vurguluyor.

Obase CEO’su ve Kurucu Ortağı Dr. Bülent Dal, yapay zeka yatırımları ile gerçek iş sonuçları arasındaki uçurumu kapatmanın mümkün olduğunu vurgulayarak şunları söylüyor: “Deloitte araştırmasına katılan yapay zeka liderlerinin yalnızca yüzde 20’si somut gelir büyümesi elde ettiğini söylüyor; yüzde 74’ü halen ‘hedefliyoruz’ aşamasında. Büyük AI kurumsal yazılım devlerinin dahi ücretli kullanıcı tabanına penetrasyonu yüzde 3’te kalıyor. Yatırımlar ile sonuçlar arasındaki bu boşluk, yapay zekanın kurumsal karar süreçlerine gerçek anlamda entegre edilememesinden kaynaklanıyor. Obase AIR, mevcut sistemlerle tümleşerek veriyi doğrudan aksiyona dönüştüren ve ölçülebilir sonuç taahhüt eden bir karar zekası platformu olarak bu noktada çözüm sunuyor. Hayata geçirdiğimiz karar zekası projeleri sayesinde şirketlerde ciro artışı, maliyet yönetimi, işgücü verimliliği ve müşteri deneyimi alanlarında dramatik iyileşmeler kaydediyoruz. Nitekim 2025 yılında müşteri deneyimini iyileştirmeye yönelik hayata geçirdiğimiz bir projemizde, operasyonel verimlilikte 80 katın üzerinde bir iyileşme sağladık.”

Karar ve sonuç odaklı yeni iş modelleri öne çıkıyor

Yapay zeka olgunluğunda küresel tablo endişe verici: Şirketlerin yüzde 78’i yapay zeka kullandığını söylerken, yalnızca yüzde 1’i kendini gerçek anlamda olgun kabul ediyor. Bu “pilot tuzağının” temel nedeni, yapay zekanın iş süreçlerine ve karar mekanizmalarına entegre edilememesi. Teknoloji dünyasında önemli bir paradigma değişimi yaşanıyor: Yazılım lisansı satmaktan, ölçülebilir iş sonucunu taahhüt etmeye doğru hızlı bir geçiş var. Artık yatırımlar; lisans bedeli, altyapı maliyeti veya “sistem kuruldu mu?” sorusuyla değil, üretilen somut iş değeriyle ölçülecek bir döneme giriyoruz. Obase AIR’ın temelindeki Result-as-a-Service (RaaS) ve Decision-as-a-Service (DaaS) modelleri bu dönüşümün tam merkezinde yer alıyor.

Result-as-a-Service (RaaS) modeli, artan satış oranları, optimize edilen operasyonel giderler ve iyileşen müşteri deneyimi gibi ölçülebilir sonuçlara odaklanan bir yaklaşım sunuyor. Yapay zekanın kritik görevler üstlendiği yeni dönemde karar süreçlerinin tutarlılığı iş sürekliliği açısından belirleyici rol oynuyor.  Decision-as-a-Service (DaaS) yaklaşımı, yapay zeka modellerini kurumsal iş kurallarıyla entegre ediyor. Bu sayede fiyat optimizasyonu, stok planlama, kredi değerlendirme ve risk analizi gibi alanlarda kararlar otomatik ve ölçeklenebilir biçimde üretiliyor.

Bülent Dal, bu dönüşümü şöyle değerlendiriyor: “McKinsey, yapay zeka ve analitiğin sektörler genelinde yıllık 9,5 ila 15,4 trilyon dolar katma değer potansiyeli taşıdığını ortaya koyuyor. Bu potansiyeli  gerçekleştirebilmeninyolu karar hızını ve karar kalitesini artırmaktan geçiyor. Obase AIR ile tam olarak bunu yapıyoruz. Müşterilerimizde veriyi aksiyona, kararı rekabet avantajına dönüştüren projeler hayata geçiriyor ve RaaS ve DaaS yaklaşımlarıyla ölçülebilir iş değeri üretiyoruz.”

Devamını Oku
Advertisement

Etiketler

POPÜLER