Sosyal Medya Hesaplarımız

Firmalardan

Token, işletmeler için yenilikçi teknolojiler geliştirmeye devam ediyor

Editör
Abone Ol:

Token Finansal Teknolojiler’in hikayesi, Arçelik bünyesinde başlayan ödeme kaydedici cihaz çalışmalarına dayanıyor. Bu çalışmalar sonucunda yakalanan hızlı büyüme ve dünyada finansal teknolojiler alanındaki dönüşüm sonucunda şirket, 2018 yılında Arçelik’ten bölünme yoluyla ayrılarak kuruldu. 2020 yılında yapılan hisse satışıyla doğrudan Koç Holding iştiraki haline geldi. Token Finansal Teknolojiler Genel Müdür Yardımcısı Erkin Uzun ile firmaları hakkında bilgi aldıktan sonra sektörü ve gelecek planlarını konuştuk.

Token’i bizlere tanıtır mısınız? Neler yapıyorsunuz? İşletmelere ne gibi katma değerler sağlıyorsunuz? Ülke genelinde ne kadar kullanıcınız var?

Geldiğimiz noktada, yazarkasa POS alanında satışlarımız 800 bine yaklaşmış durumda. Bu alanda liderliğimizi sürdürüyoruz. Buna ek olarak faaliyetlerimizi, finansal teknolojiler alanındaki farklı alanlara doğru genişletmeye devam ediyoruz. Bu kapsamda, online ödeme çözümleri, elektronik belge, işletmelere sunduğumuz dijitalleşme çözümleri ve kapalı devre ödeme çözümleri alanında girişimlerimiz var. Türkiye’de finansal teknolojiler alanında yakaladığımız başarılarımızı yurt dışına taşımak da stratejik önceliklerimiz arasında… Bununla ilgili olarak, Hollanda, Romanya ve Azerbaycan’da da şirketler kurduk ve iş geliştirme çalışmaları yapıyoruz.

İşletmelere katkılarımızı genel olarak özetlemem gerekirse; geliştirdiğimiz teknolojilerle işletmelerin süreçlerini iyileştirmeyi, dijital dünyaya daha pratik şekilde adapte olmalarına katkı sağlamayı, verimliliklerini arttırmayı ve tüm bunların sonucu olarak da karlı bir şekilde büyümelerine yardımcı olmayı hedefliyoruz.

Gelecek hedefleriniz nelerdir?

Token olarak işletmeler için yenilikçi teknolojiler geliştirmeye devam ediyoruz. Hedefimiz, finansal teknolojiler ekosisteminde, işletmelerin ihtiyaç duyduğu bütünleşik çözümleri, partnerleriyle birlikte sunan bir firma olmaya devam etmek. Türkiye’de özellikle online ödemeler alanındaki önemli çözüm sağlayıcılardan birisi olmayı hedefliyoruz. Bu kapsamda 2020 yılında bir ödeme ve elektronik para şirketi kurduk, hizmetlerimizi sunmak üzere faaliyet lisansımızı bekliyoruz.

Türkiye’de, Gelir İdaresi Başkanlığı’nın 507 numaralı VUK tebliği “Güvenli Mobil Ödeme ve Elektronik Belge Yönetimi Sistemi” doğrultusunda Beko 400 TR’yi geliştirdik ve bu kapsamda onay alan ilk şirketlerden biri olduk. Android tabanlı POS cihazımız Beko 400 TR ile satış, ödeme ve e-fatura işlemlerini tek platformda birleştiriyoruz.

Bunun yanında petrol istasyonlarına yönelik olarak tasarladığımız Beko 1000 TR yeni nesil pompa yazarkasa ürünümüzü de yakın zamanda sektöre sunduk.

En önemli hedeflerimizden birisi de Token’ın güçlü bir global şirket olması… Bu konuda, Türkiye’de edindiğimiz deneyimleri ve teknolojik bilgi birikimimizi, Koç Grubu sinerjilerinden de faydalanarak yurt dışına taşımayı amaçlıyoruz. Romanya ve Azerbaycan’da kurduğumuz şirketlerle bu anlamda önemli adımlar atmış durumdayız. Bu ülkeler ile başlayarak yurt dışı pazarlarda e-ticaret şirketleri için online ödeme ve işletmelere yönelik dijitalleştirme çözümlerimizi yakında müşterilerimize sunmaya başlayacağız.

TokenFlex ile yemek kartı sektörüne giriş yaptınız. Hedefiniz nelerdir? TokenFlex, ne gibi artılar sağlıyor?

Gücümüzü aldığımız Türk ekonomisine güç katmayı ve toplumun gelişimine yardımcı olmayı çok önemli görüyoruz. Bir ödeme ürünü olan yemek kartının, faaliyetlerimizle olan yakın ilişkisinin yanında, bu ilkelerimiz ile de uyumlu bir ürün olduğunu düşünerek bu sektöre girdik. Gerçekten de yemek kartlarının sistemin paydaşları ve ekonomimiz açısından önemli faydaları var. Her şeyden önce, çalışanlar açısından çok önemli ve sevilen bir yan fayda. Sunulan vergi teşvikleri de çalışanların elde ettiği faydayı arttırıyor ve firmaların yemek maliyetlerini düşürüyor. Firmaların çalışanlarına verdiği yemek bedellerinin doğrudan yeme-içme endüstrisine akmasının da hem sektör esnafına büyük fayda sağladığını hem de sektördeki kayıt dışı oranını azalttığını görüyoruz.

Daha önce de değindiğim gibi, Token’ın amaçlarından birisi günlük ticaretteki süreçleri kolaylaştırmak ve iyileştirmek. TokenFlex de bu amaca hizmet eden bir ürün. Kullanıcı açısından çok pratik ve hızlı bir ödeme çözümü. Akıllı telefona indirilen bir uygulama aracılığıyla kullanıldığı için kullanıcıların fiziki kart taşıma gereksinimi bulunmuyor. İşletmeler, ürünü Beko markalı ÖKC POS cihazlarında kullanabildiği gibi, ayrı bir POS cihazına ihtiyaç duymadan, cep telefonlarına TokenFlex POS uygulaması indirerek de hemen kullanmaya başlayabiliyor. Bu da işletmelere ilk yatırım maliyeti açısından esneklik ve avantaj getiriyor. İşletmelere ve kullanıcılara sunduğumuz bu tip faydaları zenginleştirmeyi hedefliyoruz ve bunun için partnerlerimizle birlikte teknolojiler geliştirmeye devam ediyoruz.

Yemek kartı sektörünün büyüklüğü nedir? Bu sektörde kendinizi nerede konumlandıracaksınız?

Türkiye’de yaklaşık 3 milyon kişinin yemek kartı kullandığını tahmin ediyoruz. Toplam aktif sigortalı sayısının yaklaşık 25 milyon olduğu ülkemizde bu sayı yüzde 15’in altında bir penetrasyona tekabül ediyor. Özellikle de sektöre sağlanan vergi avantajları düşünüldüğünde bu düşük bir oran.

Yemek kartı sektörü uzun yıllar boyunca Türkiye’de yabancı sermayeli şirketlerin ağırlıkta olduğu bir alan oldu. Son dönemde yerli oyuncuların da sektöre ilgi gösterdiğini görüyoruz. Düşük penetrasyonun getirdiği büyüme potansiyeli ve yeni oyuncuların pazarlama faaliyetleri sebebiyle sektörde büyümenin hızlanacağını tahmin ediyoruz.

Yerli sermayeli bir şirket olarak, güçlü platform yayılımımız ve işletmeler ile kullanıcılara sunacağımız yeniliklerle sektördeki potansiyelin ortaya çıkmasına önemli katkı vereceğimize inanıyoruz. Bunun ötesinde, paydaşlarımıza sunacağımız yemek kartı ile bütünleşik hizmetlerimizle sektörün çehresini değiştirecek birçok yeniliğe öncülük etmek, sektörün kurumsallaşmasına ve dijitalleşmesine katkıda bulunmak da hedeflerimiz arasında.

TokenFlex, sadece bir yemek kartı mıdır? Başka nerelerde kullanılabilecek? Bu sektöre ne gibi yenilikler getireceksiniz?

Dünya ve ülkemiz, ekonomik anlamda zorlukların ve belirsizliklerin arttığı bir dönemden geçiyor. Böyle bir ortamda, insanlar ve işletmeler açısından esnekliğin öneminin gitgide arttığını düşünüyorum. Esneklik, sadece hizmet verdiğimiz paydaşlarımız için değil, bizim gibi yeni ürünlere yatırım yapan firmalar açısından da çok önemli. Zira, çok dinamik bir sektörde faaliyet gösteriyoruz. Yeni mevzuatlar yayınlanıyor ya da var olanlar değişiyor. İş alanları ve modelleri birbirine yakınsıyor. Rakipler değişiyor. Rekabet kavramı bile yeniden tanımlanıyor. Müşterilerin beklentileri de bu değişim ve dönüşüme göre yeniden şekilleniyor.

Durum böyleyken, bizim TokenFlex ürününde temel amacımız, tüm paydaşlarımıza ihtiyaçları olan esneklik açısından bir katkı sağlayabilmek ve belirsizlikleri yönetmelerini kolaylaştırmak. Bu kapsamda TokenFlex’e sadece bir yemek kartı çözümü olarak değil, müşterilerimizin talep ve ihtiyaçlarına göre şekil vereceğimiz esnek bir teknolojik altyapı olarak bakıyoruz. Bu kapsamda, kullanıcıların ödemeler alanındaki farklı ihtiyaçlarını tek platform üzerinden yönetmesini sağlayacak bütünleşik çözümlerin ve bizimle çalışan işletmelere önemli maliyet ve verimlilik avantajları getirecek yeni ürünlerin üzerinde çalışmaya devam ediyoruz.

Bu arada, terminolojik bir düzeltme de yapayım; biz tanımlama kolaylığı sebebiyle TokenFlex’e yemek kartı diyoruz. Bununla beraber, TokenFlex’te plastik bir kart bulunmuyor, akıllı telefon üzerinden kullanılıyor. Bu kullanım şeklini, pratik ve hızlı bir ödeme deneyimi sunmasının ötesinde, plastik kart kullanımı gereksinimini azaltması sebebiyle de çok anlamlı görüyoruz.

TokenFlex’i önce nerede test edip uygulamaya geçireceksiniz?

TokenFlex ürününün genel kullanımına 2022 başında başladık. İlk olarak Koç Topluluğu şirketlerinde uygulamayı planladık. Bugün itibariyle yaklaşık 50 şirketimizde aktif olarak kullanılıyor. Üye işyeri yayılımımıza Kasım 2021’de başladık. Haziran sonu itibariyle Türkiye’de 10 binin üzerinde anlaşmalı nokta sayısına ulaştık ve Türkiye’nin dört bir yanına ulaştık. Sahada edindiğimiz tecrübeler ve grup çalışanlarımızın geri bildirimleriyle ürünümüzü ve süreçlerimizi geliştirmeye ve üye işyeri yayılımımızı arttırmaya devam ediyoruz. Hedefimiz yılın ikinci yarısından itibaren grup dışına açılmak.  Her geçen gün yeni kullanıcılar ve işletmeler TokenFlex ailesine katılıyor. Giderek büyüyoruz ve paydaş ekosistemimizin de bizimle birlikte büyümesi için çalışıyoruz.

Devamını Oku
Yorum Yapın

Yorumunuz

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Advertisement

Firmalardan

Citi Türkiye ve Moka United’dan ödeme çözümleri

Editör

Yazar:

Citi Türkiye, Türkiye’deki kurumsal müşterilerinin ödeme, tahsilat ve nakit akışı yönetimini kolaylaştıracak üç yeni ve gelişmiş çözüm sunmak amacıyla Moka United ile bir iş birliğine imza attı. Bu ortaklık, Citi Türkiye müşterilerine Moka United’ın öncü teknolojisine doğrudan erişim imkanı sunarak, hazine operasyonlarını sadeleştirecek ve müşteri deneyimini ileriye taşıyacak.

Kurumsal müşterilerin daha hızlı ve entegre ödeme çözümlerine yönelik artan talepleri doğrultusunda hayata geçirilen bu iş birliği, nakit akışı süreçlerinde karşılaşılan operasyonel zorlukları gidermeyi hedefliyor. Örneğin, perakende sektöründe faaliyet gösteren bir şirket, tek bir POS terminali üzerinden farklı bankalardan ödeme kabul ederek hem operasyonel verimliliği hem de nakit akışını optimize edebilecek.

Bu iş birliği kapsamında sunulan üç entegre çözüm, Citi Türkiye’nin kurumsal müşterilerine tahsilat süreçlerini basitleştirme, nakit yönetimini otomatikleştirme ve ödemeleri hızlandırma konularında kapsamlı bir araç seti sunuyor:

Citi Orta Doğu ve Afrika Ödemeler Başkanı Naman Kapoor, konuya ilişkin yaptığı açıklamada şunları belirtti: “Modern ticaretin dinamikleri kesintisiz bir akışa sahip olup, 7/24 operasyon gerektiriyor. Müşterilerimizin kendi nihai tüketicilerinin beklentilerini karşılayabilmeleri için hız, verimlilik ve geniş seçenek yelpazesi sunan çözümlere ihtiyaçları bulunuyor. Moka United ile gerçekleştirdiğimiz bu iş birliği, tahsilatların anlık olarak yönetilmesini sağlayan araçlar sunarak bu temel ihtiyaçları karşılıyor. Bu sayede müşterilerimizi, ‘her zaman açık’ bir ekonomide yalnızca rekabet etmekle kalmayıp, aynı zamanda başarılı bir şekilde büyümeleri için güçlendiriyoruz.”

Moka United CEO’su Gizem Moral ise değerlendirmesinde şunları kaydetti: “Moka United olarak, uçtan uca finansal teknoloji altyapımızla hem Türkiye’deki hem de yurt dışındaki operasyonlarımızda müşterilerimizin finansal çözüm ortağı olmaya devam ediyoruz. Dünyanın en köklü ve saygın finans kurumlarından biriyle iş birliği yapmak, Moka United’ın teknolojik gücünün ve güvenilirliğinin önemli bir tescilidir. Citi Türkiye ile kurduğumuz bu stratejik iş birliği ile Türkiye’deki kurumsal müşteri ekosisteminin dijitalleşmesini hızlandırıyor, operasyonel süreçleri sadeleştirirken uçtan uca değer yaratan bir ortaklık modeli sunuyoruz. Bu iş birliğinin uzun vadede hem Citi Türkiye müşterilerine hem de Türkiye’deki finansal teknoloji ekosistemine kayda değer katkılar sağlayacağına inanıyoruz.”

Devamını Oku

Firmalardan

Pet perakendesinin geleceğinde uzmanlık yer alıyor

Editör

Yazar:

Bilimi ve inovasyonu merkeze alan Royal Canin, kedi ve köpeklerin ihtiyaçlarını en doğru şekilde karşılamayı hedeflerken, hayvan sahiplerine de daha bilinçli ve kaliteli bir deneyim sunmayı amaçlıyor. Türkiye’deki petshop iş birliklerinden online satış kanallarına ve küresel Perfect Store vizyonuna kadar her adımda, hayvanların ve sahiplerinin değişen beklentilerini odağına alan marka, geleceğin perakende modelini bugünden inşa ediyor.

Kedi ve köpek sahipliği Türkiye’de hızla gelişirken, petshoplar da yalnızca ürün satışı yapılan noktalar olmaktan çıkarak danışmanlık, eğitim ve deneyim merkezlerine dönüşüyor. Bilim temelli beslenme yaklaşımını perakende deneyimiyle buluşturan Royal Canin, petshop kanalını sektörün sürdürülebilir büyümesinin temel unsurlarından biri olarak görüyor.

Royal Canin Türkiye Perakende Kanalı Satış ve Pazarlama Direktörü Mahir Balabanlı ile mama sektöründe petshop kanalının geleceğini, değişen tüketici beklentilerini ve sektörün dönüşümünü konuştuk.

Bize Royal Canin’in çalışmalarından ve petshoplara, pet perakende kanalına yaptığı yatırımların arkasındaki stratejiden bahseder misiniz?

Royal Canin olarak misyonumuz, “Hayvanlar İçin Daha İyi Bir Dünya” yaratmak. Bu doğrultuda yalnızca ürün geliştirmiyor, aynı zamanda hayvan sahiplerinin doğru bilgiye ve doğru yönlendirmeye ulaşmasını sağlayacak ekosistemler oluşturuyoruz.

Hayvan sahiplerinin beslenme çözümlerimize kolaylıkla erişebilmesi ve tüm kanallarda bütüncül bir müşteri deneyimi sunabilmek bizim için çok değerli. Bu kapsamda online ve fiziksel varlığımıza ve buradaki satış kanallarımıza yatırımlarımıza devam ediyoruz.  Özellikle petshoplar bu ekosistemin en önemli temas noktalarının başında geliyor. Çünkü hayvan sahipleri çoğu zaman ilk beslenme tavsiyesini, ürün yönlendirmesini ve bakım önerilerini buradan alıyor. Bu nedenle petshopları yalnızca bir satış kanalı olarak değil, aynı zamanda eğitim, danışmanlık ve deneyim merkezi olarak görüyoruz.

Aynı zamanda Royal Canin olarak bugün dünyanın birçok ülkesinde uzman pet perakendesine yapılan yatırımların arttığını görüyoruz. Özellikle Avrupa pazarlarında uzman pet mağazaları, markalar ile tüketiciler arasında güven ilişkisi oluşturan en önemli kanallar arasında yer alıyor. Royal Canin Türkiye olarak biz de pet shoplarımıza sadece ticari yatırım yapmıyoruz, aynı zamanda vizyon ortaklığımızı vurgulayacak farklı gelişim alanları da yaratıyoruz.

Türkiye petshop ve pet retail kanalı açısından nasıl bir gelişim gösteriyor?

Türkiye, pet food sektörü açısından dinamik ve gelişimini sürdüren önemli pazarlardan biri. Hayvan sahiplenme oranlarının artmasıyla birlikte tüketicilerin beklentileri de önemli ölçüde değişiyor.

Geçmişte fiyat odaklı tercihlerin daha belirleyici olduğu bir yapı söz konusuyken, bugün tüketiciler ürün içeriğine, bilimsel yaklaşıma, sağlık faydalarına ve uzman tavsiyelerine çok daha fazla önem veriyor. Bu noktada veteriner hekimlerin rolü hayvan sağlığı açısından kritik bir öneme sahip. Royal Canin olarak doğru beslenme önerisinin veteriner hekimler tarafından verilmesi gerektiğini her fırsatta vurguluyoruz. Ancak biliyoruz ki birçok hayvan sahibi, günlük alışverişlerinde ve ürün seçimlerinde pet shop çalışanlarının yönlendirmelerinden de önemli ölçüde etkileniyor. Bu nedenle pet shopların rolü yalnızca ürün satışıyla sınırlı değil; doğru bilgiye erişim sağlayan, hayvan sahiplerini bilinçlendiren ve onları ihtiyaçlarına en uygun çözümlere yönlendiren güvenilir danışmanlar haline geliyor. Özellikle premium beslenme kategorisinde bu rehberlik çok daha büyük önem taşıyor.

Pet retail kanalına baktığımızda ise hem fiziksel mağazacılıkta hem de omnichannel yapıda hızlı bir dönüşüm yaşandığını görüyoruz. Tüketiciler artık yalnızca ürün çeşitliliği değil; uzmanlık, danışmanlık, alışveriş deneyimi ve güven unsurlarını da ön planda tutuyor. Dolayısıyla sektör, daha profesyonel, daha bilgi odaklı ve katma değer yaratan bir yapıya doğru evrilmeye devam ediyor.

Dünyadaki pet perakende trendleri Türkiye’yi nasıl etkiliyor?

Uluslararası pazarlarda uzman petshoplarınçok daha güçlü konumlandığını görüyoruz. Avrupa ve Kuzey Amerika’da petshoplar; eğitim etkinlikleri ve kişiselleştirilmiş hizmetlerle tam anlamıyla deneyim merkezlerine dönüşmüş durumda.

Türkiye’de de benzer bir dönüşüm yaşanıyor. Önümüzdeki yıllarda dijital ve fiziksel kanalların daha fazla entegre olduğu, omnichannel yapının güçlendiği bir dönem göreceğiz.

Perfect Store yaklaşımınız nedir, biraz bahseder misiniz?

Perfect Store yaklaşımımız, petshop perakende kanalında tüketicinin mağaza deneyimini en ideal seviyeye taşımayı hedefleyen bütüncül bir perakende mükemmelliği modelidir.

Bu yaklaşımın merkezinde, hayvan sahiplerinin ihtiyaç duydukları ürüne en doğru şekilde, en kolay ve en hızlı biçimde ulaşabilmeleri yer alıyor. Çünkü satın alma kararlarının önemli bir bölümü mağaza içinde, raf önünde veriliyor. Bu nedenle mağaza deneyimini doğru kurgulamak, satış performansını doğrudan etkileyen kritik bir unsur.

Perfect Store modeli; doğru ürün çeşitliliği, kategori bazlı raf yönetimi, güçlü ürün görünürlüğü, etkili mağaza navigasyonu ve eğitimli satış ekipleri gibi temel bileşenlerden oluşuyor. Amaç yalnızca ürünün rafta bulunması değil, doğru şekilde konumlandırılması ve doğru şekilde anlatılması.

Biz Royal Canin olarak bu modeli sadece bir görsel mağaza standardı olarak değil, aynı zamanda bir “retail iş ortaklığı geliştirme sistemi” olarak görüyoruz. Petshopların kendi performanslarını artırmalarına yardımcı olurken, tüketici tarafında da daha tutarlı ve güvenilir bir alışveriş deneyimi oluşturmayı hedefliyoruz.

Kısacası Perfect Store yaklaşımı hem petshopların sürdürülebilir büyümesini destekleyen hem de hayvan sahiplerinin daha doğru seçimler yapmasını sağlayan bir perakende mükemmelliği çerçevesidir diyebiliriz.

Royal Canin’in Perfect Store yaklaşımı petshoplara nasıl katkı sağlıyor?

Perfect Store yaklaşımımızın temelinde tüketicinin ihtiyaç duyduğu ürüne hızlı, kolay ve doğru şekilde ulaşabilmesi bulunuyor. Doğru ürün yelpazesi, etkili raf yönetimi, kategori bazlı yerleşim, mağaza navigasyonu ve görünürlük gibi kriterler satın alma kararlarını doğrudan etkiliyor.

Uluslararası araştırmalar mağaza içi satın alma kararlarının önemli bölümünün raf önünde verildiğini ortaya koyuyor. Bu nedenle mağaza deneyimini optimize etmek hem tüketici memnuniyeti hem de perakendecilerin büyümesi açısından kritik öneme sahip.

Royal Canin, petshop iş ortaklarına hangi alanlarda destek veriyor?

İş ortaklarımızın gelişimini kendi gelişimimizin ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz. Kategori yönetimi, satış ekiplerinin eğitimi, mağaza içi görünürlük çözümleri, tüketici içgörüleri ve ticari gelişim programlarıyla petshoplarımızın büyümesine katkı sağlıyoruz. Ayrıca düzenlediğimiz PetShop Academy gibi platformlarla sektör profesyonellerini bir araya getirerek bilgi paylaşımını ve ortak gelişimi destekliyoruz.

Önümüzdeki dönemde petshop kanalında hangi değişimleri göreceğiz?

2030’a doğru ilerlerken petshopların rolü daha da genişleyecek.

Geleceğin başarılı petshopları yalnızca ürün satan işletmeler olmayacak; eğitim veren, topluluk oluşturan, dijital çözümleri kullanan ve kişiselleştirilmiş deneyimler sunan merkezler haline gelecek.

Biz de Royal Canin olarak bu dönüşümün önemli bir parçası olmaya ve iş ortaklarımızla birlikte sektöre değer katmaya devam edeceğiz.

Çünkü inanıyoruz ki sektörün geleceği güçlü üreticiler kadar güçlü perakendecilerle de şekillenecek. Petshoplara yapılan yatırım, aslında sektörün geleceğine yapılan yatırımdır.

Peki biraz da ürünlerinizden bahsedelim. Royal Canin’in Petshop kanalında öne çıkan kategorileri nelerdir? Bu kategorilerde nasıl bir dönüşüm yaşanıyor?

Petshop kanalı son yıllarda oldukça hızlı bir dönüşüm geçiriyor. Geleneksel olarak kuru mama kategorisinin ağırlıklı olduğu bir yapıdan, daha geniş ve uzmanlaşmış bir kategori yönetimine doğru ilerliyoruz.

Bugün petshop kanalında başlıca kategorileri; kuru mama, yaş mama, ödül mamaları, takviyeler, bakım ve hijyen ürünleri, aksesuarlar ve oyuncaklar oluşturuyor. Özellikle yaş mama ve fonksiyonel beslenme kategorilerinde önemli bir büyüme görüyoruz.Bununla birlikte tüketiciler artık yalnızca ürün satın almak istemiyor; hayvanlarının yaşına, yaşam evresine, ırkına ve özel ihtiyaçlarına uygun, kişiselleştirilmiş beslenme çözümleri arıyor. Bu durum da premium ürünlere ve uzman danışmanlığa olan talebi artırıyor.

Royal Canin Türkiye olarak kategori yönetimi yaklaşımımız hayvan sahibinin bu ihtiyaç ve beklentileri ile birebir uyuşuyor.  Yavru, yetişkin ve yaşlı hayvanların farklı ihtiyaçlarına yönelik çözümlerimizin yanı sıra, belirli ırklara ve özel beslenme gereksinimlerine yönelik ürünlerimizle petshop iş ortaklarımızın müşterilerine daha doğru yönlendirmeler yapmalarını destekliyoruz.

Önümüzdeki dönemde fonksiyonel beslenme ve supplement ürünlerinin petshop kanalındaki büyümenin temel itici güçleri arasında yer alacağını öngörüyoruz.

Son dönemde Royal Canin portföyüne eklenen yeni ürünler ve kategoriler neler oldu?

Hayvanların yaşam evresi, ırkı ve özel ihtiyaçlarına yönelik beslenme çözümleri geliştirmeye devam ediyoruz. Son dönemde özellikle fonksiyonel beslenme kategorilerinde portföyümüzü genişlettik.

Bu kapsamda ilk kez Türkiye’de satışa sunduğumuz tamamlayıcı ödül maması serimiz, köpeklerin farklı yaşam evreleri, ihtiyaçları ve sağlık öncelikleri dikkate alınarak geliştirilmiş fonksiyonel bir ürün grubu olarak ön plana çıkıyor.  Bu seri ile amacımız, ödül kullanımını yalnızca bir ödüllendirme aracı olmaktan çıkararak, günlük beslenme rutinini destekleyen bir yapıya dönüştürmek.

Petshop kanalında yer alan serimiz; bağışıklık ve sindirim desteğinden deri-tüy sağlığına, eklem fonksiyonlarından sağlıklı yaş almaya ve eğitim süreçlerine kadar farklı ihtiyaçlara yönelik çözümler sunuyor. Veteriner kliniklerinde konumlanan özel seri ise kilo kontrolü, üriner sistem sağlığı, bağırsak sağlığı ve alerji yönetimi gibi daha spesifik sağlık ihtiyaçlarına yönelik formüle edilmiş kuru mama serilerimizle uyumlu şekilde geliştirildi. Serinin en önemli özelliklerinden biri de günlük beslenme planına entegre edilebilmesi.

Royal Canin olarak odağımız, her zaman olduğu gibi bilimsel veriler ışığında, her hayvanın kendine özgü ihtiyaçlarına uygun çözümler geliştirmeye devam etmek olacak.

Sektörün geleceğine ilişkin öngörüleriniz neler? Önümüzdeki dönemde petshop kanalını nasıl bir dönüşüm bekliyor?

Evcil hayvan sektörünün önümüzdeki yıllarda büyümesini sürdüreceğine inanıyoruz. Ancak bu büyümenin yalnızca hacimsel değil, aynı zamanda niteliksel bir dönüşümü de beraberinde getireceğini düşünüyoruz.

Hayvan sahipleri artık onların sağlığı, yaşam kalitesi ve mutluluğu için daha bilinçli tercihler yapıyor. Bu değişim, premium beslenme, fonksiyonel ürünler, kişiselleştirilmiş çözümler ve sağlık odaklı kategorilerin önemini artırıyor.

Petshoplar da bu dönüşümün merkezinde yer alacak. Geleceğin başarılı petshopları yalnızca ürün satan noktalar değil; eğitim veren, danışmanlık sunan, dijital çözümleri kullanan ve hayvan sahiplerine bütüncül bir deneyim yaşatan merkezler olacak.

Aynı zamanda dijital ve fiziksel kanalların daha fazla entegre olduğu, veri ve teknoloji destekli bir perakende yapısı göreceğiz. Tüketiciler ürünlere her kanaldan ulaşmak isterken, uzman yönlendirme ve güvenilir bilgiye duyulan ihtiyaç da artmaya devam edecek.  Biz de Royal Canin olarak bilimi merkeze alan yaklaşımımızla, iş ortaklarımızın gelişimini destekleyerek ve hayvan sahiplerinin değişen ihtiyaçlarına uygun çözümler sunarak sektörün sürdürülebilir büyümesine katkı sağlamayı sürdüreceğiz. Çünkü inanıyoruz ki sektörün geleceği; bilgi, uzmanlık ve güçlü iş birlikleri üzerine inşa edilecek.

Devamını Oku

Firmalardan

Mutlu Makarnacılık, un kategorisine Mutlu Un ile giriş yaptı

Editör

Yazar:

Türkiye’nin köklü gıda üreticilerinden Mutlu Makarnacılık, ürün portföyünü genişleterek un kategorisine giriş yaptı. Şirket, yeni markası Mutlu Un ile hem perakende hem de ev tipi tüketim pazarında yer almaya başladı.

Yarım asrı aşkın üretim deneyimini yeni kategoriye taşıyan şirket, Mutlu Un’u Tekirdağ’daki Endüstri 4.0 standartlarında faaliyet gösteren tam otomasyonlu tesislerinde üretiyor. Günlük 4.400 ton buğday kırma ve 1.600 ton un üretim kapasitesine sahip tesislerde gerçekleştirilen üretim, gelişmiş kalite kontrol ve Ar-Ge süreçleriyle destekleniyor.

Markanın öne çıkan üretim yaklaşımı ise Çift Eleme Teknolojisi. İki kez eleme işleminden geçirilen buğday unu, daha ipeksi bir doku kazanırken; hamurun daha homojen yapıya ulaşmasına katkı sağlayarak ev kullanıcılarına daha kolay işlenebilir bir ürün sunuyor.

Mutlu Un; kek, poğaça, börek, kurabiye, ekmek ve pizza gibi farklı tariflerde kullanılabilecek şekilde geliştirildi. Marka, ilk etapta Migros mağazaları ve Migros Sanal Market’te tüketicilerle buluşurken, ilerleyen dönemde dağıtım ağını genişletmeyi hedefliyor.

Mutlu Makarnacılık, yeni yatırımıyla un kategorisinde de kalite odaklı üretim anlayışını tüketicilerle buluşturmayı amaçlıyor.

Çift eleme teknolojisi

Evde yapılan kekten poğaçaya, börekten ekmeğe kadar birçok tarifte başarılı sonucun en önemli unsurlarından biri kullanılan unun kalitesi oluyor. Son yıllarda ise yalnızca buğdayın kalitesi değil, unun üretim teknolojisi de tüketicilerin dikkat ettiği kriterler arasında yer alıyor.

Bu alanda öne çıkan uygulamalardan biri olan Çift Eleme Teknolojisi, unu iki aşamalı eleme sürecinden geçirerek daha ipeksi bir un dokusu elde edilmesini sağlıyor. Daha homojen yapıdaki bu un, suyla daha dengeli buluşurken hamurun daha kolay yoğrulmasına, daha pürüzsüz bir kıvam kazanmasına ve şekillendirme sürecinin kolaylaşmasına katkı sunuyor.

Mutlu Makarnacılık tarafından geliştirilen Mutlu Un, bu üretim teknolojisini tüketici faydasına dönüştüren yeni nesil un ürünleri arasında yer alıyor. Marka, Çift Eleme Teknolojisi sayesinde elde edilen ipeksi un dokusuyla; kek, poğaça, börek, kurabiye, ekmek ve pizza hamurlarında daha pürüzsüz hamurlar hazırlanmasına yardımcı olmayı hedefliyor.

İlk etapta Migros mağazaları ve Migros Sanal Market’te tüketicilerle buluşan Mutlu Un, üretim teknolojisini günlük mutfak deneyimine taşıyarak evde hamur işi hazırlayan tüketicilere daha pratik ve güvenilir bir kullanım deneyimi sunmayı amaçlıyor.

Devamını Oku
Advertisement

Etiketler

POPÜLER