Sosyal Medya Hesaplarımız

Firmalardan

Toksöz Grup, “Evolvia” markası ile bebek beslenmesi sektöründe!

Editör
Abone Ol:

Sanset Gıda ile Tadelle, Sarelle, L’era Fresca, Sagra, Gol, Pernigotti ve Zumosol markalarıyla gıda sektöründe, Sanovel ilaç ile de ilaç sektöründe başarıyla faaliyet gösteren Toksöz Grup, Montero Gıda ile bebek beslenmesi sektörüne adım attı.

Düzenlenen toplantıya ev sahipliği yapan Sanset Gıda Pazarlama Direktörü Aslı Eren Şengezer ile Montero Pazarlama ve Satış Müdürü Dr. Hakan Öztekin, Toksöz Grup ve bu sektörde faaliyet gösterecekleri Montero şirketinin hedefleri ve bebek beslenmesi alanında ilk ürünü olan Evolvia NutriPRO hakkında bilgi verdi. Sanset Gıda Pazarlama Direktörü Aslı Eren Şengezer, “Toksöz Grup olarak 4000 çalışanımız ile ilaç üretim ve dağıtım, hızlı tüketim sektörlerinde faaliyet gösterirken şimdi de bebek beslenmesi sektörüne adım atıyoruz. Grup şirketlerimiz faaliyetlerini, uluslararası standartlarda üretim, pazarlama ve satış yapabilecek şekilde geliştirmiştir. Eczacı Erol Toksöz tarafından kurulan yüzde yüz Türk sermayeli şirketimiz Sanovel İlaç, 40 yıllık tecrübesi ile ilaç sektöründe başarılı şirketler arasında yer alıyor. Silivri Çantaköy’de yer alan modern teknoloji ile donatılmış fabrikamız ilaç sektöründe örnek teşkil ediyor. Grubumuz bünyesindeki bir diğer şirketimiz Arven ise, 2013 yılında kuruldu. Yüksek teknoloji ürünleri üretmek üzere kurulan Arven, Kırklareli’nde faaliyete geçecek yeni üretim tesisi ile önümüzdeki yıl içerisinde solunum ürünlerinin yanı sıra, biyoteknoloji ilaçları gibi spesifik ilaçlar da üretebilen bir şirket olarak faaliyetlerini sürdürecektir.  Hepinizin bildiği üzere TMSF’den Eylül 2007 tarihinde Tadelle, Sarelle, Gol ve Sagra markalarını alarak gıda sektörüne adım attık. 2011 yılında da L’era Fresca markası ile dondurma sektöründe faaliyet göstermeye başladık. İç pazarda geleneksel lezzetleri tüketiciyle buluşturan Toksöz Grup, gıda sektöründe globalleşme yatırımlarının ilk adımını İtalya’nın 150 yıllık geleneksel çikolata ve dondurma markası olan Pernigotti’yi satın alarak atmıştır. Uluslararası oyuncu olma yolunda diğer yatırımımız ise İspanyol Zumos Palma… İspanya’nın yüzde yüz doğal meyve suyu markası Zumosol, Kasım 2013 itibariyle Toksöz Grup bünyesine katıldı. Faaliyet gösterdiğimiz tüm sektörlerde çevreye ve insana saygı bilinci ile hareket eden Toksöz Grup, doğallığı, kaliteyi ve yeniliği tüm birimlerinde ilke edinmiştir.
Yaptığımız son yatırımlarla birlikte grup büyüklüğümüz 700 milyon euroya ulaştı. Her sene aşağı yukarı yüzde 30, yüzde 40 büyüme hedefiyle ilerliyoruz Toksöz Grup olarak büyümeyi ve yatırım yapmayı seviyoruz. Yatırım için üzerinde devam eden çalışmalarımız var. Gıda sektöründeki büyümemizin etkisi ile bu alandaki yatırımlarımız sürecek. Yeni yatırımlarımızla global bir şirket olma yolunda emin adımlarla ilerleyeceğiz.” dedi. Montero Gıda ile bebekler ve anneleri için, sağlıklı yaşam süreçlerine yardımcı olan yüksek kaliteli besin ve destek ürünleri sunmayı hedeflediklerini belirten Dr. Hakan Öztekin, bebek beslenmesindeki ilk ürünleri olan Evolvia NutriPRO®’yu piyasa sunduklarını söyledi.
Montero Pazarlama ve Satış Müdürü Dr. Hakan Öztekin yaptığı açıklamada; “Toksöz Grup olarak bebek beslenmesi sektörüne girmenin heyecanı içerisindeyiz. Montero Gıda ile öncelikli hedefimiz, bilimsel araştırma ve inovatif çözümler ile bebek ve annelerin ihtiyaçlarını karşılayacak ürünleri geliştirmek. Yüzde yüz bir Türk markası olan Evolvia NutriPRO®’nun üretimini, stratejik ortağımız Ordesa ile beraber yapıyoruz. Ürünümüzün bütün gelişim süreci, İspanya’da 70 yılın üzerinde deneyime sahip Ordesa Laboratuarları’nın Barselona Science Park Merkezi’nde tamamlandı. Evolvia NutriPRO®, anne sütünün yokluğunda veya eksikliğinde anne sütüne takviye olarak kullanılmak üzere geliştirilmiştir. Doğumdan itibaren 6. aya kadar Bebek Sütü,  6. aydan itibaren Devam Sütü ve 12. aydan itibaren katı gıdalara ek olarak kullanılan Devam Sütü olmak üzere 3 farklı ürünümüz, eczanelerde, yerel ve ulusal zincir mağazalarda satışa sunulmaktadır.
Kaliteli ve kapsamlı formülü ile fark yaratacağımız bebek beslenmesi sektörüne olan yatırımlarımız, önümüzdeki dönemde devam edecek. Bebek beslenmesi dışında gebelik ve emzirme dönemlerinde, anne ve bebeklerin sağlıklı yaşam süreçlerini desteklemeyi amaçlayan yeni ürünlerimizi, Montero Gıda güvencesiyle tüketicilerimize sunacağız. Bununla birlikte prematüre bebekler ve bazı tıbbi ihtiyaçları olan bebekler için formüle edilmiş bebek mamaları ile tahıllı kaşık mamalarını da Evolvia’nın ürün portföyüne ekleyeceğiz. Bebek beslenmesi pazarında kaliteli ve en inovatif ürünleri pazara sunmak ana hedefimiz. Büyüyen bebek beslenmesi pazarında yaptığımız yatırımlarımlarla büyümeyi, Türkiye pazarında belli bir büyüklüğe ulaştıktan sonra da Toksöz Grubu’nun faaliyet gösterdiği  ülkelere de açılmayı istiyoruz” açıklamasında bulundu.
Toksöz Grup Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Toksöz, “Tüm dünyada FMCG pazarına bakıldığında ağırlıklı olarak şirketler gıda alanından gelerek yatırımları ve ürünleri pazara çıkarıyor. Biz ilaç kökenli bir aileyiz ve son 40 yılımızı ilaç tarafındaki ARGE’ye verdik. Gıdaya girmek bizim için 2007 yılında TMSF’den  Tadelle, Sarelle, Sagra ve Gol markalarını satın almamızla başladı. Bu satın almanın ilaçtaki bilgi ve birikimimizi gıdaya da yansıtabileceğimizi gördük. Bebek beslenmesi ürünleri çok hassas ürünler. Grubumuz 2005-2006 yılından beri bu pazara girmek için çalışmalarına devam ediyor. İlaç ve gıda alanını iyi bildiğimiz için bu sektöre iyi bir formülle girmek ve ekstra özel bir formül geliştirmek istedik. Bu da birkaç yılımızı aldı. Birlikte çalıştığımız İspanyol Ordesa Laboratuarları’na biz de bir takım taleplerde bulunduk. Biz temelinde ya imal ediyoruz ya da imal edebilecek firmaları satın alıyoruz. İlk defa bir işbirliği noktasına gittik. Biz yatırım planımızı Türkiye için yaptık ama Evolvia’nın pazardaki gelişimine göre iş planlarımızı daha kapsamlı bir hale getirebiliriz. Bu firmayla ortaklık yapabileceğimiz gibi bu formülü Türkiye’de üretmek üzere gerekli yatırıma da girebiliriz. Çevre ülkelerde hedeflerimiz arasında yer alıyor. Çünkü Sanovel’den kaynaklı bütün CIS Bölgelerinde (Bağımsız Devletler Topluluğu) iş yapıyoruz. İtalya ve İspanya pazarında çok iyiyiz. Bu ürünümüzle bu ülkelerin pazarlarına da girme imkanımız var. Gıda alanında yaptığımız satın almalar öncesi toplam ciromuzdaki gıdanın payı yüzde 18’lik kısmı oluştururken bu sene 700 milyon euro’nun içerisinde gıdanın payı yüzde 40’ı bulacak. 2015’te toplam portföyün yüzde 40-45’i gıdadan gelecek geri kalan pay ilaç olarak devam ediyor” dedi.

Devamını Oku
Yorum Yapın

Yorumunuz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Advertisement

Firmalardan

ECCO, Nebim V3 ile mağazalarını nasıl yönettiğini anlattı

Editör

Yazar:

Perakende Günleri 2022’de oturum sponsoru olan Nebim, Perakende Günleri’nin ikinci gününde gerçekleşen oturumunda, Nebim Genel Koordinatörü Sedat Taşçı ve dünyada 99 farklı ülkede faaliyet gösteren küresel ECCO ailesinin Ortadoğu ve Afrika Bölge Direktörü Necati Deniz Erda, UAE’de gerçekleştirdikleri operasyon ile ilgili deneyimlerini paylaştı. Aynı zamanda Ecco’nun UAE ve Türkiye’de kullandığı Nebim çözümleri hakkında bilgi verdi.

Oturumun açılışını yapan ve dinleyicilere Nebim ve Nebim’in perakendeci, toptancı ve üreticiler için geliştirdiği ERP ve mağazacılık yazılımı olan Nebim V3 hakkında bilgi veren Sedat Taşçı; “Perakende ailesi çok geniş bir aile. Kendi alanında çok güçlü markalarla yıllardır birlikte çalışıyoruz. Yurt dışındaki durumumuza baktığımız zaman şu anda 29 ülkede, 19 dilde, 80’nin üzerinde markada ve 1000’in üzerinde mağazada Nebim V3 kullandırıyoruz. Her geçen gün yeni marka ve mağazalarla yazılım ihracatı yapamaya devam ediyoruz. Yurt dışında hizmet verdiğimiz 29 ülkenin bazılarında herhangi bir regülasyon kısıttı, bir özel yerelleştirme olmadan Nebim V3’ü kurabiliyoruz ama bazı firmalarda da ülkenin kanunlarına göre bazı değişiklikler, yerelleştirmeler yapmak gerekiyor. Bu anlamda da bu entegrasyonları yaparak markaların ihtiyaçlarına göre yayılmaya devam ediyoruz. Nebim V3 hali hazırda 19 dilde kullanılabiliyor. Ara yüz dilinin dışında veri dilinin de istediğiniz kadar ülke diline çevrilmesi sağlanıyor ki yabancı kullanıcıların da kendi ülkesinde programı kullanırken ara yüzün dilinin dışında verileri de kendi dillerinde görebilmesini sağlamış oluyoruz. 80 markanın, 1000’in üzerinde mağazasında değişik kurulum ihtiyaçları çıkıyor. Ülkenin durumuna ve yapısına göre bazı markalar Türkiye’ye online şekilde bağlanırken, bazı markalar da o ülkeye yerel kurulum yapılabiliyor ve yine otomatik bilgi transferi ile bilgi merkeze gelmiş oluyor.” diyerek Nebim V3’ün yurt dışında 29 ülkede, 19 dilde, 80+marka ve 1000+mağazada kullanımıyla ilgili detayları paylaştı.

Taşçı’nın açılış konuşmasının ardından Nebim’in oturum konuğu olan ECCO Ortadoğu ve Afrika Bölge Direktörü Necati Deniz Erda, Ecco’yu tanıtarak Nebim ile birlikte hayata geçirdikleri projeler ve bu projelerdeki başarı hikayesini konuklarla şöyle paylaştı:

“Ecco, 90 ülkede faaliyetlerini büyüyerek sürdürüyor”

“ECCO bir Danimarka firması. 1963’te kurulan mütevazi fabrikasında hayata başlayan %100 bir aile şirketi. 72 kişi çalışan ile başlayan ve bugün 21.500’ün üzerinde çalışana ulaşan ve bu 21.500 çalışanı 72 farklı coğrafyadan olan çok uluslu bir kültür. ECCO kadından yana pozitif ayırımcı bir şirket. Çalışanlarımızın %70’i kadın, %30’u erkek. 90 ülkede şu anda satışımız var. Toplam dünyada 2.250 tane mağazamız, shop’umuz, 14 binin üzerinde de satış noktamız mevcut. Geçen yılki ciromuz 1,3 milyar Euro. Karlılığımız yaklaşık %7. Covid’ten önce genelde %14 – 15’di. Covid ile beraber tabi ki biraz karlılıklar düştü ama şunu da söyleyeyim Covid’te karlılıklar düştü. 2021 – 2022 yılında Ecco’nun yaptığı toplam yatırım 295 milyon Euro’luk yatırım. Burada en önemli konulardan bir tanesi, Ecco bütün süreçlerini kendisinin yönetiyor olması. Bir ayakkabının deri olarak fabrikaya gelmesinden paketlenmesine kadar geçen süreçte tek bir ayakkabıya 210 çift el değer. Bu 210 çift elin hepsi Ecco’nun kendi bordrolu personelidir. Ecco’nun 6 tane ayakkabı fabrikası, 4 tane deri fabrikası var. Bütün fabrikaları yine kendisinin mülkü olan fabrikalardır. Bu yüzden bütün süreçleri yöneten, kendi fabrikaları olan ve aynı zamanda tabi ki çevreye de duyarlı bir şirket. Çevreye duyarlılık anlamında da hedefimiz 2024’ten 2030’a kadar geçen süreçte 2030’da sıfır atık ile tamamen çevre dostu bir şirket olmak. Bugün 4 tane deri fabrikamız, iki sene önce yapılan 50’şer milyon Euro’luk yatırım ile susuz deri yıkamasını yapıyorlar. Susuz deri yıkamak, ECCO için 25 milyon litre ve dünya için 25 milyon litre su tasarrufu demek. Bu Dünya Sağlık Örgütü’nce yaklaşık 10 bin kişinin su ihtiyacı demek. Bir şirket 10 bin kişi 100 şirket 1 milyon kişi. Bu çevreye sorumluluğumuz. Herkesin bu bilinci arttığı sürece umut ediyorum ki daha güzel bir dünyayı çocuklarımıza ve torunlarımıza miras bırakma şansımız olacak.

“Planla – Uygula – Takip Et”

James Gulliver’in dediği gibi “Perakende Detaylardan Oluşur” ya da İspanyolların dediği şekilde “Para Detayların İçerisinde”. Detaylara ne kadar çok hakimseniz, detayları ne kadar çok iyi biliyorsanız perakende işinizi de o kadar başarılı bir şekilde yönetmeniz mümkün. Tabi ki bizim Nebim ile iş birliğimiz 2013 yılından daha önce Hummel ile başladı. Türkiye’ye ECCO gelince 2013 yılında Nebim ile çalışmaya başladık. Hayatta hepimiz birçok plan yaparız. Planlar kafamızda uçuşur. Milyonlarca plan hepimizin aklına gelir ama önemli olan bu planların uygulamaya geçebilmesidir. Çünkü bir planı uygulamaya geçirmedikten sonra hiçbir anlamı yok. Tabi ki plan tek başına yeterli değildir. Planı uygulamaya koyabilmeniz lazım. Çok iyi plan çok iyi bir uygulama yine yeterli değil. Plan çok iyi bir uygulama ve sonunda da baktığınız zaman muhakkak takibini yapmanız lazım. Biz Nebim ile 2013 sonundan beri bu projelerde çok iyi bir şekilde bütün planlarımızı beraber takip ettik, uygulamaya koyduk ve sonucunda da takiplerle geliştirdik. Her follow up yeni bazı istekler getirdi. Bize Nebim’in programları bir adım daha öteye götürme şansı verdi.

“Datayı doğru yönetebilirseniz, data size başarıyı getirecektir”

Tabi bu perspektif ile baktığınız zaman Covid zamanında en çok söylenen sözlerden bir tanesi de “Cash is The King”. Evet para kraldır. Bunda hiçbir şüphe yok ama ben de diyorum ki “if cash is the King, data is the Queen”. Eğer elinizdeki dataya hâkim değilseniz, o datayı kullanamıyorsanız esasında hiçbir anlamı yok. Data sizin aslında her şeyiniz. Ne kadar çok datanızı analiz edebiliyorsanız o kadar çok başarıya ulaşabilirsiniz. Bugün baktığınız zaman birçok şirket birçok dataya ulaşabiliyor ama datanın da analiz edilebiliyor olması gerekiyor. Biz de stoklar hemen hemen nerdeyse birebir tutar. Stoklar birebir tuttuğu içinde birçok çalışma yapabilmek mümkün. Birçok şirket var stoku düzgün olmadığı için geri planda ne replenishment programını kullanabiliyor ne iş zekâsı programını kullanabiliyor. Esasında işin temeli başlangıçta stokları doğru yöneterek başlıyor. Dediğim gibi datayı doğru yönetebilirseniz, data size başarıyı getirecektir.

“Müşterilerinizi tanıyarak local aksiyonlar almak büyümeyi getirecektir”

Bugün artık diyoruz ki evet global düşünelim, lokal aksiyon alalım ama lokal aksiyon almak da yeterli değil. Lokal lokal aksiyon alabilmek önemli. Yani siz bir ürün için satın alma yaptığınız zaman ben bu ürünü Türkiye için alıyorum, ben bu ürünü UAE için alıyorum ya da KSA için alıyorum diyemezsin. Türkiye’nin de Birleşik Arap Emirlikleri’nin de Suudi Arabistan Krallığı’nın da farklı bölgeleri müşteri davranışı olarak farklı reaksiyonlar gösterir. Türkiye’de bırakın İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya demiyorum, İstanbul’un içerisindeki bölgelerde de ürün ile ilgili de müşteri ile ilgili de farklı davranış ile karşılaşırsınız. Biz bu yüzden İstanbul’da aynı anda 3 tane farklı kampanaya yapıyoruz. İstinye’nin kampanyası farklı oluyor, Mall of İstanbul’un kampanyası farklı oluyor, Palladium’un kampanyası farklı oluyor. Bırakın Avrupa ya da İstanbul’u aynı belediye sınırları içerisinde Palladium ile Akasya’nın kampanyası da farklı. Aynı müşteri değil çünkü. Müşterinizi tanıyor iseniz aksiyon alabilirsiniz. Tanımıyor iseniz aksiyon alamazsınız. Aksiyon alamazsanız da her çözümü basma kalıp olarak aynı şekilde uygularsanız ve sonucunda işin dibinde kârdan kaybedersiniz, verimlilikten kaybedersiniz ve sonra iş neden büyümedi dersiniz. İşin çok basit özeti bu. Eğer müşterinizi tanıyor iseniz deminde söylediğim gibi müşteriye göre aksiyon alırsınız. Çünkü İranlı için nevruzun anlamı vardır, İsrail için nevruzun bir anlamı yoktur. İranlı %70 kadın alışveriş yapar -bizim kendi datalarımızdan konuşuyorum- Orta Doğulu %65 erkek alışverişi yapar. Bu dataları bilirseniz buna göre hareket edebilirsiniz.

“Bir Türk markası olarak çözümlerinin kullanılması Nebim için bir gurur kaynağı”

Ben Middle East’den sorumlu olduğumda yaklaşık 50 tane mağazayı Middle East’deki distribütörlerimizden devraldık, ECCO olarak onları yöneteceğiz, beni de başına koydular. İlk UAE’ye gittiğim zaman şuna baktık; farklı yazılım çözümleri kullanılıyor tabi. Ben de biz Türkiye’de kullandığımız programı kullanalım dedim. Neden Türkiye’de kullandığımız programı kullanalım çünkü benchmark olarak aynı datayı aynı database’i kullanmak önemli. İkincisi de dataya ne kadar hâkim olduğunuz. Konuşurken mesela Dubai’yi konuşuyoruz, Dubai’nin en büyük gruplarından birisi perakende olarak aklınıza gelen her türlü markanın esasında orada distribütörlüğünü yapan partnerlarının kullandıkları programlar çok eski kalmış. O programlar ile ben asla ve asla mağazacılık yapmam. Nebim için bir gurur kaynağı bir Türk markası çıkıyor Middle East bölgesinde programını kullandırtıyor. Diyebilirsiniz ki sen Türk’sün onlar da Türk. Tamam ama başarı hikayesini alıp kullanıyorsun sonuç olarak. Kimse kimseye başarı olmayan bir yerde sadece aynı millettensin diye iş yaptırmaz ve iş vermez.

“Omnichannel iş modelimizi UAE’de de uzaktan destekle hayata geçirdik”

Covid zamanında herkes e-ticarette kapalı olan mağazaların stokunu nasıl değerlendireceğiz, mağazalardaki stoku harekete geçirmek gerekiyor, hadi omnichannel yapalımı keşfetti.  Biz Nebim ile 2016 yılından beri Omnichannel yapıyoruz. Bizim Türkiye’de 1 tane depomuz yok. E-ticaret için depo kullanmıyoruz. Türkiye’de 18 tane mağazamız var, 18 tane mağazanın kendi deposu var. Ne e-ticaret için depomuz var ne de marketplace’ler için depomuz var. Asla ve asla da depomuz olmayacak. Middle East’e gittiğim zaman ilk yaptığım iş Dubai’deki depoyu iptal etmek oldu. Önce ters geldi herkese ama şimdi alışıyorlar. Oraya gittiğimde e-ticaret işimiz yoktu. Benden önceki yönetim Dubai’deki commercity’e taşınalım, İngiltere’den çözüm ortağı bulalım demiş ve binlerce dolarlık masraf. Bizim Türkiye’de başarılı olduğumuz bir hikâye var, neden aynısını yapmıyoruz dedim ve daha önce 12 hafta denen süre yerine biz sadece 4 hafta içerisinde e-ticareti çalışır hale getirdik. Aynı zamanda geçen sene Nebim’in mağaza uygulaması Nebim V3 POS için karar aldık ve üç aylık bir proje süresinde hayata geçirdik. Bu durum bir Türk şirketi Nebim için çok gurur verici aslında. Proje aşamasında bir kişi bile Dubai’ye gelmedi. Sadece Microsoft Teams üzerinden yapılan toplantılarla, Nebim ve Ecco ekibinin olağanüstü başarılarını birleştirmesiyle hayata geçti ve iş o tarihten beri yürüyor. Önemli olanda yürümesi. Bütün bunların sonucunda; her yıl bir önceki yıla kıyasla büyüyerek başarılı bir şekilde devam ediyoruz. Bunların hepsi datayı iyi analiz ederek işi iyi yöneterek oluyor.

“Türkiye’deki 18 ve UAE’deki 18 mağazamızda Nebim çözümlerini kullanılıyor.”

Bugün baktığınız zaman 18 mağazamızı göreceksiniz İstanbul’da. Aynı şekilde UAE’de 18 mağazamız var ve bu mağazaları da Nebim’e geçirdik. Öte yandan Kuvait, Libya, Ürdün, İran, Bahrein, Suudi Arabistan, Mısır ve Katar’daki mağazalarla Eylül ayı itibari ile tamamen Nebim’e geçiyor olacaklar. Tabi ki Nebim V3 İş Zekâsını da kullanıyoruz. Hepimizin telefonunda uygulamalar var. O uygulamaları sadece ciroya bakmak için kullanmıyoruz. İş zekâsı ve işimizi analiz etmek için kullanıyoruz. Nebim ’in finansını, stokunu ve diğer uygulamalarını da kullanıyoruz. İşin özünde kalkıp raporlarınızı doğru yönetebiliyorsanız, raporlarınızı iyi analiz edebiliyorsanız, başarılı olmanız kaçınılmaz bir gerçek. Sonuç olarak zorlu günlerden geçiyoruz, her krizin içerisinde bir fırsat vardır. Çok sevdiğim bir Çin atasözü “Tüccarın akıllısı fırtınada yel değirmeni yapar, aptalı da duvar örer” der.  Herkes eğer yel değirmeni yaparsa krizleri fırsata çevirebileceğimize inanıyorum. Yeter ki kendimize güvenelim. Ben tekrar Nebim’e çok çok teşekkür ediyorum. Gerçekten bir Türk markası için buradan çıkıp Middle East ve dünyaya yayılmak, her dilde aynı hizmeti verebilmek, yerel para birimine kadar her detayı düşünebilmek bence gerçekten gurur verici bir şey. Biz yabancı bir şirketiz. Sahiplerimiz yabancı. Aile şirketiyiz ama ona rağmen Türkiye’de ve Middle East’te kendi Türk lokal programını kullanıyoruz. Bu da bir Türk markası için gurur vericidir.

“Middle East bir ilk adım olabilir ama Afrika önemli bir fırsat”

Afrika çok büyük bir fırsat, gelecek Afrika’da buna inanın. Biz büyümeye devam edeceğiz. Kesinlikle Middle East Türk markaları için bir fırsat. Özellikle UAE ekseninde çünkü UAE’de bugün %100 Türk olarak bir şirket kurabilirsiniz. Diğer körfez ülkelerinde hala yabancı sponsor lazım. Bence Dubai perakende için çok önemli destinasyonlardan bir tanesi. Ben inanıyorum ki Türk markaları kendi ürün kaliteleri ile çok çok başarılı olabileceklerdir. Middle East bir ilk adım olabilir ama Afrika’nın bir fırsat olduğunu lütfen unutmayın. Hepinize çok teşekkürler.”

Devamını Oku

Firmalardan

CarrefourSA’dan esnafa karlı yatırım fırsatı

Editör

Yazar:

CarrefourSA, son iki yıldır başarıyla sürdürdüğü bayilik sistemiyle yerli esnaf ve girişimciyi desteklemeye devam ediyor. Türkiye genelinde yaklaşık 800 mağazası, 12 deposu ve online marketinde gıdadan temizliğe, kişisel bakımdan elektroniğe geniş ürün gamıyla yılda 140 milyon müşteriye dokunan şirket, “Doğrusu CarrefourSA’da” mottosuyla büyüme hikayesine esnaf ve girişimcilerle sürdürüyor. Bu kapsamda CarrefourSA’nın son adresi İzmir Alsancak oldu. 100’üncü bayinin açılışında konuşan CarrefourSA İcra Kurulu Üyesi Bulut Batum, “Bayilik sistemi, CarrefourSA tarafından organize gıda perakende sektörüne getirilen önemli bir yenilik. 2022 stratejimizde de bu sistemle büyümek var.  Bayilik sistemiyle tüketicilerimizin CarrefourSA kalitesi ve deneyimine erişimini kolaylaştırırken, yerli girişimciye kârlı bir yatırım imkanı, bulundukları bölgeye ise istihdam fırsatı sağlıyoruz” açıklamasını yaptı.

“Esnafımız ile aynı çatı altında buluşuyoruz”

Ülkemizde organize gıda perakendesinin henüz gelişme evresinde olduğunu hatırlatan Batum, “Türkiye’de organize gıda perakendesinin payı henüz yüzde 35-40 civarlarında. Oysa Avrupa’da bu rakam yüzde 90’lara varıyor. Tüm dünyada sektör bu yönde evriliyor. Esnafımız ile aynı çatı altında buluşmayı tercih ettik” dedi.

“Birçok bölgemizde güçlü esnaflarımız var; bakkal, tekel ya da küçük marketler de artık ikinci nesil yönetime geçmeye hazırlanıyor. Bu kuşak, katma değerli hizmet, dijital teknolojiler ve müşteri deneyiminde farklılaşma konularına daha hâkim. Fark yaratmak istiyorlar. İşte bu ikinci nesil de radarımızda” diyen Batum sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Bu sistemde esnaf ve girişimciler, hem Carrefour Grubu’nun hem de Sabancı markasının gücünü arkasında hissediyor. Bilgi birikimimiz, lojistik ağımız, pazarlama becerilerimiz ve dijital teknoloji altyapımızla esnafımız CarrefourSA tabelası altında ailemizin bir parçası oluyor. Ürün ve stok yönetimi, IT sistemleri, lojistik süreci, tasarım ve muhasebe gibi tüm konularda esnafımıza destek vererek, bulunduğu bölgede doğru ürünü, CarrefourSA kalite ve güvencesiyle tüketiciye sunmasını sağlıyoruz. Bugün bayilik yapılanmamızla 23 şehirdeyiz. CarrefourSA olarak ise 40 şehirdeyiz. Türkiye’nin birçok farklı şehrinden bayilik kapsamında talep alıyoruz; yıl sonuna kadar 200’ün üzerinde bayiye ulaşmayı planlıyoruz. Yakın dönem hedefimiz ise oldukça net; 3 yıl sonunda 1000 bayiye ulaşmayı bekliyoruz.”

Yatırımın geri dönüşü 2 yıldan kısa

Bayilik sisteminin girişimci ve esnaf için kârlılığına da dikkat çeken Batum, “Yapılacak yatırım, bayiliğin konsepti ve büyüklüğüne göre değişiklik gösterebiliyor. Metrekare başına yaklaşık 2.500-3000 TL civarında bir yatırım rakamı öngörebiliriz” dedi.

Stok yönetimi için ilk yatırımda girişimcilere taksitlendirme, sattıkça ödeme gibi kolaylıklar da sağladıklarını ekleyen Batum, “Ayrıca dijital altyapılanması, eğitimleri, istihdam yaratma ve yönetme, tedarik yönetimi gibi konularda destek veriyoruz. Yatırımın geri dönüş süresi ise 2 yılda tamamlanabiliyor” dedi. 2022 ve sonrasında CarrefourSA’nın kendi marketleri ve bayilik sistemiyle eş zamanlı bir büyüme planı bulunduğunu da vurgulayan Batum, “Bunun için sadece bu yıl 200 milyon TL civarında yatırım yapıyoruz. Bu hem marketleri hem de dijitalleşme sürecini kapsıyor” diye ekledi.

CarrefourSA’nın taze gıda, yaş sebze-meyve, et ve balıkla deniz mahsullerini de içeren 50 bin farklı çeşitte zengin ürün gamının yanı sıra private label olarak adlandırılan özmarkalı ürünlerin de bayilerde satışa sunulduğunu hatırlatan Batum, “600’den fazla özmarkalı ürünümüz için

bayilerimizden yoğun bir talep alıyoruz. Yerli üretici ağımız ile üretimi artırmaya ve bayilerimizin raflarında daha yaygın bir şekilde yer almalarına yönelik çalışmalarımız devam edecek.”

Bayilere kadın eli

CarrefourSA’nın odağında yer alan sürdürülebilirlik ve toplumsal cinsiyet eşitliği gibi sosyal konuların da bayilik sistemine entegre olduğunu vurgulayan Batum, “100 bayimizin 20’si kadın girişimci. Çalışanlarının yüzde 40’ını kadınların oluşturduğu şirketimiz, girişimcilik ekosisteminde de aynı felsefeyle yola devam ediyor. Bu rakamı artırmak ve daha fazla kadın girişimcimizi ailemizin bir parçası olarak konumlandırmaya odaklandık. Başvurularda da kadınları önceliklendirdiğimizi söyleyebilirim. Kadın elinin değdiği her yer gibi, perakende de güzelleşiyor” diye konuştu.

CarrefourSA’nın İzmir’de 100. Bayisi olan Özgür Kurt ise sadece müşteri olarak değil yatırımcı olarak da “Doğrusunu” yapma şansı tanıyan perakendenin öncüsüne teşekkür ederek, “Kendi başarı hikayemizi yazmak için CarrefourSA’nın 30 yıllık tecrübesinden faydalanmak, sektörün öncüsü bir markanın çatısı altında olmak yaptığımız yatırım tamamen doğru olduğunun da bir göstergesi.  Umarız her geçen gün daha da büyüyen CarrefourSA bayilik sistemi hem esnafımızın hem de girişim yapmak isteyen tüm yatırımcıların önünü açar” dedi.

Devamını Oku

Firmalardan

WoMH 2022: gelin, zorlukların üstesinden birlikte gelelim!

Editör

Yazar:

COVID nedeniyle zorunlu bir aradan sonra, Linde Material Handling şimdi bir kez daha Almanya’nın Mannheim şehrinde World of Material Handling (WoMH) etkinliğine ziyaretçilerini davet ediyor. İntralojistik uzmanı, 20 Haziran – 1 Temmuz tarihleri arasında, etkin ve sürdürülebilir intralojistik için önemli ölçüde genişletilmiş çözüm yelpazesini, Avrupa’dan ve dünyanın her yerinden gelecek ziyaretçilere sunacak. “YOLUNUZ BİZİM YOLUMUZ” sloganına uyumlu olarak Linde MH: “Tüm intralojistik çözümleri yelpazesi, tamamen müşterilerinin ihtiyaç ve gereksinimlerine yönelik olup, Linde MH’de, yolculuğa müşterileriyle birlikte çıkıyor.” diye açıklıyor.

Yeni ekipman satın almayı planlayan veya intralojistik süreçlerini yeniden düzenlemek isteyen firmalar, günümüzde çok çeşitli çözüm seçenekleri ile karşı karşıya kalmaktadır. Ancak lojistik yöneticileri operasyonları kendileri için doğru ekipman, yazılım sistemi ve hizmetleri nasıl bulabilir? WoMH, çok sayıda yeniliği içeren kapsamlı Linde MH ürün yelpazesini tanıma fırsatı sunuyor. 17.000 metrekarelik bir alanı kapsayan geniş bir salon ile birlikte, çeşitli açık alanlarda ekipmanlar kapsamlı bir şekilde incelenip test edilebilecek. Ürün uzmanları, satış danışmanları ve intralojistik planlamacıları sizle yüz yüze görüşmeler için hazır bulunacaktır. Bunlar arasında otomasyon uzmanı Dematic, güvenlik uzmanı A-Safe, forklift ataşman üreticileri Kaup, Bolzoni Auramo, Meyer, Durwen ve e-l-m Kragelund, çatal üreticisi Vetter, akü üreticileri Hoppecke, Intilion ve Fronius, yakıt hücresi üreticisi Plug Power, kapı üreticisi Efaflex, lastik üreticileri Continental ve Trelleborg, koltuk üreticisi Grammar, yaya algılama uzmanı Blaxtair, Bito Depolama Sistemleri, Ravas Mobil Tartım Sistemleri, döşeme grubu P&K’nin yanı sıra Actil Depolama Ekipmanları ve daha niceleri.

Bir şişe üretim tesisi örneği kullanılarak, mal girişi, depo ve sipariş toplama alanından üretim tedariğine ve sevkiyatına kadar eksiksiz intralojistik süreçleri gösterilecektir. “Misafirlerimiz çok sayıda çok farklı ürünü canlı olarak görme ve test sürüşü yapma gibi eşsiz fırsatlara sahip olacaklar. Tüm ekipmanları tek bir yerde sunacağız! Bu, WoMH’yi, ziyaretçilerin geniş ürün ve hizmet yelpazemizin yalnızca sınırlı bir bölümünü deneyimleyebildiği ‘normal’ bir ticaret fuarından temel olarak farklı kılan şeydir,” diyor Linde Material Handling’de Marka Yönetimi Kıdemli Başkan Yardımcısı Stefan Prokosch. Tamamen ağ bağlantılı yeni nesil akülü ve içten yanmalı motorla çalışan forkliftlere odaklanılacak. Sunulacak diğer ürün ve hizmetler arasında, her ikisi de daha fazla verimlilik ve sürdürülebilirlik sağlayan Linde:connect Filo Yönetim Sistemi ve Linde Warehouse Navigator gibi yazılım çözümleri yer alıyor. Güvenlik ve destek sistemleri, aydınlatma çözümleri, enerji yönetim sistemleri, otomatik ve otonom araçlar ile proje yönetimi ve danışmanlık hizmetleri de sergilenecek. Prokosch, “Son yıllarda Linde MH, kapsamlı bir intralojistik çözümleri sağlayıcısı haline geldi” diyor. “WoMH’de ziyaretçiler bunu ilk elden deneyimleyebilirler.” diye sözlerini sonlandırıyor.

Devamını Oku

POPÜLER