Genel Haberler
Fazla kapasiteyi ne yapmalı
Raflardaki ürünleri uluslararası markalarla kıyasıya bir rekabet içinde olan ve portföyündeki ürün gruplarının büyük çoğunluğunda pazar ikinciliğine sadece üretim kapasitesindeki yetersizlik nedeniyle razı olmakla karşı karşıya kalan bir şirketin alabileceği en rasyonel karar, elbette kapasite artış yatırımına yönelmek olabilir. Ancak bu kararı vermek her zaman çözümü kolaylaştırmıyor, dahası çözülmesi gereken yeni denklemler oluşturuyor. Tıpkı Hayat Kimya’nın kararında olduğu gibi…
Hayat Kimya, üç markasının bulunduğu temizlik kağıtları alanında üretim kapasitesini ikiye katlayarak 130 bin tona çıkarma yatırımını projelendirdiği zaman, kısa süre içinde pazarını da iki katına çıkaramayacağını biliyordu. Bu da fazla kapasitenin maliyetine katlanmak demekti. Ancak yatırım yapmamak pazar liderliğinin göz göre göre kaçmasına izin vermek olacağı gibi daha küçük bir yatırım, raflardaki durumun sadece birkaç yıl sonra tekrarlanmasına neden olacağından ölçeğini birebir büyütme kararı vermek zorundaydı şirket. Kriz dönemine denk gelen bu yatırımın olası olumsuz sonuçlarını bir düşünün.
Buna karşın Hayat Kimya, kısa bir süre önce bu kez kanala bir yatırım yaptı ve yüksek oranlı indirim marketi A101’in üçte bir hissesini satın aldı. Kullanılabilecek bir kanal varsa kapasite fazlasının değerlendirmek için üretimin bir kısmında market markalı ürünlere yönelmek, içinde bulunulan durumda iyi bir çözüm olduğu gibi şirkete ciddi bir kârlılık artışı vaat edebilir. Ayrıca Hayat Kimya’nın sadece temizlik kağıtlarında değil, diğer üretim alanları olan hijyenik ürünler ve deterjanda da benzer hedefler belirlediği ve yatırım süreçlerini başlattığı düşünülürse bu kanalın önemi daha iyi ortaya çıkıyor. Ancak şirketin orta vadeli hedefleri A101’in besleyebileceğinden daha büyük. Bu da Hayat Kimya’nın hedeflerinde güvendiği noktaların A101’den fazlası olduğunu gösteriyor.
Hayat Kimya Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Orhan İdil A101’in yatırımının Hayat Kimya için direkt bir etkiye sahip olmayacağını düşünse de ortaklığın şirket için iki noktada yararlı olacağına inanıyor: “Bu ortaklık önemli bir ilişki doğurduğu için A101’in tedarikçileri arasında biraz daha avantajlı duruma geliyoruz. Fakat unutulmaması gereken; biz zaten kalite ve fiyat politikamıza güveniyoruz. Bir de artık perakendenin nabzını tutabileceğiz.”
Markalaşmanın ardından
Hayat Kimya daha önce de BİM, Carrefour ve Migros için market markalı ürünler üretiyordu. Ancak bu üretim anlaşmaları uzun süreli ya da tek tedarikçi olmaya yönelik değildi. Yapılan kapasite artışları şimdi şirkete sadece A101’e yönelik değil, yurtiçinde ve yurtdışında daha farklı zincirler için de tedarikçi olma konusunda tercih özgürlüğü ve fırsatlar sağlayacak. Elbette şirketin market markalı ürünler üretme noktasındaki bu kararında, kendi markalarında belirli bir ölçeğe ve dolayısıyla sürdürülebilir bir talep arz ilişkisine sahip olması etkili. “Bir şirketin markaları zaten pazarda ilk üçteyse bu fason üretim noktasında konjonktürel dalgalanmalardan korunacağı anlamına geliyor” diyor faaliyet alanı sadece zincir marketler için market markalı ürünler üretmekle sınırlı olan bir şirketin yöneticisi ve ekliyor: “Oysa bizim gibi kendi markasıyla üretim yapmayan şirketler arzları üzerinde sanıldığı kadar etkili değil.” Şirketin market markalan üretme kararını bir maliyet kontrol mekanizması olarak kabul etmek gerekiyor. Zira şirket kapasite yatırımlarını asıl olarak kendi markalarını beslemek üzere yapıyor. Zira Hayat Kimya’nın bundan sonraki hedefi daha büyük.
“Türkiye perakende pazarı giderek daha organize bir hale geliyor. Ve tam organize pazarlarda market raflarında iki marka ve bir market markası savaşır her zaman” diyor Orhan İdil ve ekliyor: “Biz bu iki markadan biri, mümkünse en çok tercih edileni olmak istiyoruz.” Şirketin rakipleri düşünüldüğünde bu hedef pek çok yabancı markayı pazar dışına itmek anlamına geliyor. Peki, şirket bunu başarabilir mi? Bu sorunun cevabı için Hayat Kimya’nın aslında çok da uzun olmayan geçmişi fikir verebilir. Hatırlanacağı gibi Hayat Kimya 2001 krizi ve atlattığı büyük yangından sonra 2002 yılında her şeye yeniden başlamak zorunda kalmıştı. Şirket o günden bu zamana oldukça ciddi bir yol kat etti. Faaliyet alanları düşünüldüğünde sıfırdan oluşturduğu ve yeniden tutundurduğu ürün gruplarının, pazarın köklü, finansal açıdan son derece güçlü, üstelik de jenerik olmuş markalarına karşı ciddi bir ilerleme kaydettiği görülüyor. Bu durumda şirketin Türkiye’de alışılmış el yordamıyla sanayicilik ya da terminolojide yaparak öğrenme olarak isimlendirilen yöntemden farklı bir yol izlemesi olabilir. “Biz markamızın çatısını tamamen bilimsel gerçeklerden kuruyoruz. Sonra pazar ve tüketici araştırmalarına göre ete kemiğe büründürüyoruz” diyor ve devam ediyor Orhan İdil: “Pazarlama odaklı bir şirketiz.”
Şirketin sadece Türkiye’ye değil, j yurtdışına yönelik de ciddi hedefleri var. Üretim yaptığı pazarlarda tıpkı Türkiye’de olduğu gibi ilk iki sırada yer alıyor markaları. Bu nedenle 70’e yakın ülkeye ihracat yapan şirket, üretim yaptığı ülke sayısını artırmayı hedefliyor kısa zaman içinde. Bu da Hayat Kimya’nın uluslararası markalar yaratma ve kendi pazarında uluslararası markalara karşı hedeflerini gerçekleştirebilme fırsatı verebilir. Orta vadede olmasa da uzun vadede. Zira Hayat Kimya rasyonel ve stratejik davranmayı biliyor. Daha önce şampuan ve sabun alanına giren, üstelik bu hamlesiyle rakiplerini ürküten şirket, diğer faaliyet alanlarındaki kadar başarılı olmayacağını anladığında bu alandan çıktı. “Üstelik başarılı olmamak söz konusu değildi, sadece en başarılardan biri olamayacağımızı düşündük” diye anlatıyor o kritik kararı Orhan İdil.
Bu sözler A101 ortaklığına yönelik oluşan sorular için bir açıklama olabilir. A101 yatırımı farklı bir yatırım alanı olsa da pazardaki pek çok kişi aslında bu ortaklıkta perakende zincirinin daha kârlı olduğunu düşünüyor. Şirketin A101’e kriz gibi uygun bir ortam varken en büyük rakibi BİM karşısında sıkı bir destek sağlayacağı malum. “Hayat Kimya kısa zamanda çok ciddi bir çıkış yaptı. Bu kadar çok ürünün ve sıkı rakibin bulunduğu bir alanda pazar lideri olmak ya da lideri zorlamak kolay değil” diyor kendi ismini taşıyan perakende danışmanlık şirketinin sahibi Mehmet Uçar. Gelinen nokta rasyonel ve stratejik davranmanın bir sonucu. Bu nedenle ne kadar yeni denklemler üretse de yeni kapasite yatırımları şirketin hedeflediği faydayı elde etmesini sağlayacak.
Kaynak: Business Week
Genel Haberler
İstanbul PERDER’den üyelerin üretim tesislerine ziyaret
İstanbul PERDER üyeleri, Onur Market’in Manisa Salihli’de bulunan Onursal Tarım Jeotermal Topraksız Tarım seralarını gezerek bilgi aldılar. İstanbul PERDER Başkanı Rahmi Kartal, “Ülkemizin modern tarım uygulamalarına sağladıkları katkılardan ve yerel perakendeye vermiş oldukları ilhamdan dolayı tebrik ediyoruz. Ekonomiye ve yerel perakendeye vermiş oldukları destekler içinde minnettarız. Üyelerimizin modern tesislerini gezmek bizleri de gururlandırıyor. Ülke ekonomisine katkı sağlayan bu şirketler, çok sayıda kişiyi de istihdam ediyor. Bu ziyaretlere devam edeceğiz” dedi.
Üyeler, ilerleyen günlerde Mopaş Market’in Manisa Salihli’de bulunan Mopaş Tarım Jeotermal Topraksız Tarım seralarını da gezerek jeotermal üretim hakkında detaylı bilgi de aldılar.
Genel Haberler
KOOP Market’te yeni dönem başlıyor
Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri çatısı altında faaliyet gösteren Türkiye Tarım Kredi Kooperatif Marketler, yeni adıyla Koop Market, markasında köklü bir dönüşüm başlattı.
Yeni dönemiyle birlikte hem marka kimliğini hem de iletişim vizyonunu yenileyen Koop Market; güven, üretici desteği ve yerli üretim misyonunu daha güçlü biçimde sahiplenerek tüketiciyle yeniden buluşuyor.
Bu dönüşümün ilk adımı olarak Koop Market, yeni marka vizyonunu “Koop Gibisi Bulunmaz” söylemiyle başlattığı kampanyayla duyurdu. “Yerli üretime güvenin ve üreticiye desteğin sembolü” olma kararlılığını vurgulayan bu yeni dönem, markanın geleceğe dönük güçlü adımlarının da habercisi niteliğinde.
Koop Market, Tarım Kredi Grubu bünyesindeki güvenilir üretim süreçlerinden geçen çiftçi emeğini, doğrudan tüketiciyle uygun fiyatlarla buluşturuyor. Bu benzersiz döngüyle Koop, Koop Market’in yeni marka kimliği, iletişim vizyonu ve kampanyası, İstanbul’da gerçekleştirilen özel bir basın lansmanıyla tanıtıldı.
Etkinlikte Koop Market Yönetim Kurulu Başkanı Yılmaz Bademli, Koop Market Genel Müdürü Şevket Varol Halepli’nin yanı sıra Tarım Kredi Grubu yöneticileri, kampanya ekibi, medya temsilcileri ve sektör profesyonelleri bir araya geldi.
Koop Market Genel Müdürü Şevket Varol Halepli, “Koop Market, yenilenen marka kimliğiyle birlikte hem üreticiye hem tüketiciye daha yakın. KOOP Market, 2017 yılında kurulan ve günümüzde Türkiye genelinde yaklaşık 4.500 satış noktasında hizmet veren kooperatif temelli bir perakende zinciridir. Tarim Kredi Grubu çatısı altında faaliyet gösteren 18 şirketten biri olan KOOP Market, çiftçiden tüketiciye uzanan uçtan uca iş modeliyle üreticinin emeğini değerinde alır, yerel esnafı destekler ve tüketicilere kaliteli, erişilebilir fiyatla ürünler sunar. Kooperatif ortaklarının üretimi, Tarım Kredi Grubu’nun tesislerinde işlenerek ürün çeşitliliği artırılmakta ve temel gıda başta olmak üzere temizlik, kişisel bakım ile tarımsal üretim girdilerini kapsayan entegre bir yapı sağlanmaktadır. KOOP Market, kadın kooperatiflerine yönelik destek programlarıyla kadın üreticilerin ekonomik olarak güçlenmelerine ve üretim kapasitelerini artırmalarına destek olurken, sıfır market uygulamalarıyla da sürdürülebilir tarımı teşvik eder; dayanışma ve kalite odaklı vizyonunu sürdürüyor” dedi.
Genel Haberler
Bursalı perakendecilerden bağımlılıkla mücadeleye destek
Sosyal sorumluluk çalışmalarına hızla devam eden Bursa Perakendeciler (PERDER) Derneği, bağımlılıkla mücadele eden bireylere destek amacıyla harekete geçti.
Ruhsal ve fiziki hasarların yanı sıra ölümle sonuçlanabilen bağımlılık ile mücadele eden Bağımsız Yaşam Derneği (BAY-DER) Bursa Şubesine perakendecilerden destek geldi. Bursa PERDER yönetimi; tedavilerini başarıyla tamamladıkları için sertifika verilen bireylerin, çöküşten zirveye giden yolda yaşadıklarına tanıklık ederken duygusal anlar yaşadı. Perakendeciler; yeniden özgüven sahibi olan bireylerin, yeni hayatlarını inşa etmelerinin desteklenmesi için BAY-DER’in çalışmalarına aktif katkı sağlamaya başladı. BAY-DER Bursa Şube Müdürü Yakup Aişeoğlu, Bursa PERDER Yönetim Kurulu Başkanı Haşim Kılıç’ı ziyaret ederek sağlanan desteklerden dolayı teşekkür plaketi takdim etti.
Sosyal sorumluluk bilinciyle ihtiyaç sahibi vatandaşlara akülü tekerlekli sandalye bağışı yaptıklarını hatırlatan ve bağımlılıkla mücadeleye de odaklandıklarını belirten Haşim Kılıç, “Ağzındaki bir damla su ile yangını söndürme yoluna çıkan karınca misali, uzun ama yürümeye değer bir yolda ilerleyen BAY-DER’de yürütülen faaliyetler takdire şayan. Ücretsiz ve ilaçsız tedavi yöntemiyle yüzlerce bağımlının adeta yaşama döndürüldüğü BAY-DER’de bu illetten kurtulan bazı bağımlıların, danışmanlık yaptığını da gördük. Tüm üyelerimiz ile bu anlamlı yolculukta onları hiç yalnız bırakmayacağız. ‘Maddeden manaya’ mottosuyla çalışmalarını sürdüren BAY-DER’in bu önemli mücadelelerinde her zaman yanlarında olacağız. Yeter ki başka canlar yanmasın.” diye konuştu.
-
Bülent Dal1 hafta öncePerakendede kararların domino etkisi: veriden karara, karardan kazanca
-
Genel Haberler6 ay önceİstanbul PERDER, teamüllere uymayan 3. dönem başkanlık ısrarına karşı!
-
Genel Haberler6 ay önceİstanbul PERDER’in katılmadığı TPF genel kurulu yapıldı
-
Genel Haberler6 ay önceTour de France ruhu ikinci kez Türkiye’de
