Sosyal Medya Hesaplarımız

Genel Haberler

Güvenli, hızlı ve konforlu internet kafeler geliyor

Editör
Abone Ol:

En güncel lisanslı yazılımlar ile güvenli ve gelişmiş bir Internet deneyimi sunan 3+ İnternet Kafe projesi, bu mekanların çağdaş, nezih ve güvenilir ortamlar olarak yeniden konumlanmasına katkıda bulunuyor. İstanbul ve Ankara İnternet Kafeciler Odaları Birliği’nin inisiyatifi doğrultusunda, Kültür Bakanlığı ve Microsoft yetkililerinin buluştuğu toplantıda projenin ayrıntıları tartışıldı.

Yurt çapında yaygın hizmet veren İnternet kafeler, işlevleri ve ekonomiye sağladığı katma değer ile Türkiye için büyük bir önem taşıyor. Özellikle teknolojiye erişimi kısıtlı olan bölgeler ve kitleler için İnternet kafeler kritik bir rol üstleniyor. İnternet kafelerin bilgi toplumundaki yaşamsal önemine inanan Microsoft, İstanbul ve Ankara İnternet Kafeciler Odaları inisiyatifi ve Kültür Bakanlığı desteği ile bu işletmelerin toplumda nezih ve güvenilir birer sosyal mekan olarak algılanmasını sağlayan önemli bir projeye imza atıyor.

Kültür Bakanlığı yetkilileri, Microsoft, İstanbul ve Ankara İnternet Kafeciler Odaları, bu amaçla 3 Kasım Salı günü Kadıköy’deki Harbour İnternet Kafe’de bir basın toplantısı gerçekleştirdi. Bu toplantıda 3+ İnternet Kafe projesinin detayları kamuoyuna tanıtıldı.

3+ İnternet Kafe projesinin ele alındığı bu toplantıya Kültür Bakanlığı Telif Hakları Genel Müdür Yardımcısı Günay Kiracı’nın yanı sıra, Microsoft Türkiye Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Çağan, Ankara İnternet Kafeciler Odası Başkanı Önder Kaplan ve BIESAM başkanı Namık Kural da konuşmacı olarak katıldılar.

Microsoft Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Çağan, 3+ İnternet Kafe iş modeli hakkında şunları söyledi:

“İnternet kafelerin 3+ İnternet Kafe çatısı altında gerçekleştirdiği güç birliği ile ekonomiye değer yaratacağına inanıyoruz. Bu kurumlarımızı, Windows 7 ve Microsoft Office yazılımlarını özel koşullarda alabilmelerine yönelik çözümlerimiz, bilgisayar okuryazarlığı ve İnternet güvenliği konusunda geliştirdiğimiz özgün içeriğimiz ile destekliyoruz. Türkiye’de 15 bini aşkın sayıda olduğu söylenen İnternet Kafe’lerimizin toplumun geleceğinde önemli potansiyele sahip olduğunu görüyoruz. Ağırlıkla gençlere ve bilgisayar sahibi olmayan milyonlarca İnternet kullanıcısına hizmet veren bu mekanlarda dikkatten kaçan lisanssız yazılım kullanımları, bilgisayar sistemlerini İnternet ataklarına karşı savunmasız bırakabilmekte, güvenlik açısından önemli sorunlara yol açmaktadır. Bu arada İnternet Kafe’lerimiz çeşitli kablosuz Internet erişim ortamlarından kaynaklanan yoğun bir rekabet altındadır. Oysa gerek geniş kesimlerin İnternet ortamına erişim sağlaması, gerekse Internet bankacılığı, e-devlet ve benzeri uygulamaların toplum tarafından benimsenerek kullanılabilmesi için İnternet kafeler bugün ve gelecekte en doğru adres olmaya devam edecektir. Bu mekanların bilgi toplumu olma yolunda Türkiye için önemli bilgi ve sosyalleşme merkezleri olarak hizmet verirken bunu belli kalite ve hizmet standartları ile yapması, karlı hale gelmesi ve hatta marka yaratması önem kazanmaktadır. İnternet Kafe işini hakkıyla yapmaya çalışan işletmelerimizin yaşadığı sorunları dikkate alan Microsoft, 3+ İnternet Kafe iş modeli ile girişimcilerimize en uygun çözümleri öneriyor”.

Kültür Bakanlığı Telif Hakları Genel Müdür Yardımcısı Günay Kiracı, ‘’Bu proje telif hakları açısından bir başlangıç oldu, biz de Kültür Bakanlığı Telif Hakları bölümü olarak projeyi yakından takip ediyor ve destekliyoruz,” dedi.

Devamını Oku
Yorum Yapın

Yorumunuz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Advertisement

Genel Haberler

Kasım ayı üretici market fiyatları

Editör

Yazar:

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, tarım ve gıda sektöründe yaşanan son gelişmeleri, aylık ve yıllık girdi fiyatlarındaki değişimi ve kasım ayı üretici market fiyatlarını yaptığı görüntülü basın açıklamasında değerlendirdi.

“Üretici maliyetlerini düşürmeden, piyasada rekabet sağlanmadan ve ürün fiyatları denetlenmeden tüketicinin ucuz gıdaya ulaşması mümkün değildir”

Tarımsal ürün arzının azaldığı bir döneme girildiğini belirten Bayraktar, örtü altı tarımı için tarımsal ürün maliyetlerine gübre, ilaç ve işçilik gibi masrafların yanı sıra bir de ısıtma ve elektrik gibi masrafların eklendiği bir sezonun başladığını ifade ederek konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Tarımsal girdi fiyatlarındaki artışlar ürün maliyetlerini yukarı doğru çekiyor. Bu maliyetlerden dolayı artan ürün fiyatları tüketiciyi mağdur ederken, üretici ise eline geçen gelirin çoğunu masraflarına veriyor. Bu sebeple üreticilerimizin gelirleri düşüyor. Geliri düşen üreticimiz mağdur oluyor ve üretimden uzaklaşıyor. Bu durum tarımsal üretimin artmasını olumsuz yönde etkilerken, tarımsal ürün arzının azalmasına sebep oluyor.

Yerli nüfus ve sığınmacı sayısının artışından dolayı tarımsal ürünler için artan iç talep ve dış talep karşısında, arzdaki daralma tüketici fiyatlarını daha fazla artırıyor.

Şurası iyi bilinmelidir ki, tüketici fiyatlarındaki artış sadece tarımsal ürün maliyetlerinden ve arz azalmasından kaynaklanmıyor. Ürün üreticiden çıkıp markete ulaşıncaya kadar fiyatı ciddi oranda artıyor.

Üreticilerimizin maliyetlerini düşürmeden, tüketiciye ulaşana kadar olan süreçte oluşan aşırı fiyat artışlarına bir çözüm bulunmadan, piyasada rekabet sağlanmadan ve ürün fiyatları denetlenmeden tüketicilerin de ucuz gıdaya ulaşması mümkün değildir.”

“Gıda sektörü spekülasyona açık bir sektördür. Tüketici ürün fiyatlarına müdahale etme gücünü kullanmalıdır”

“Gıda sektöründe maliyet artışının yanında talebe bağlı artışlar da görülüyor. Tüketicilerimiz her türlü ihtiyacını erteleyebilirken gıdaya olan talebini karnını doyurabilmek için erteleyemiyor. Bu manada gıda sektörü spekülasyona açık bir sektördür. Bu sektörde tüketicilerimize de düşen görevler vardır.

Tüketicilerimiz meyve ve sebze de dahil olmak üzere günlük hayatta kullandığı ürünleri satın alırken market fiyatlarını daha fazla sorgulamalıdır. Bir markanın aynı ürünleri değişik satış yerlerinde çok farklı fiyatlardan satılabiliyor. İnternet ortamında bile bu bilgilere ulaşmak mümkündür. Tüketici ürün fiyatlarına yön verme ve müdahale etme gücünü kullanmalı, fahiş fiyattan ürün satan marketleri alışveriş yapmayarak cezalandırmalıdır.

Tüketicilerimiz fiyatlarından şikâyet ettikleri marketlerde ayak alışkanlığını bahane ederek ısrarcı olmamalıdır. Normal fiyatların bile tüketiciyi zorladığını düşündüğümüzde fahiş fiyatlara tüketicimizin dayanma gücü yoktur. Tüketicilerimiz özellikle meyve ve sebzeyi semt pazarlarından daha uygun fiyatlarla temin edebilir. Kaldı ki pazarlarda daha fazla ürün görme ve seçme imkânı vardır.”

“Peynir fiyatlarının et fiyatlarını geçtiği bir ortamda acilen tedbir almalıyız”

“Besi ve süt hayvancılığında maliyet artışları üretimi sürdürebilir olmaktan çıkarıyor. Bazı marketlerde peynir fiyatlarının et fiyatlarını geçtiği bir ortamda hem üretici hem de tüketici için acilen tedbirler almak zorundayız. Üretici daha fazla üretebilmeli, tüketici de ucuza gıdaya ulaşabilmelidir.

Üreticimiz ürettiği ürünlerin tüketici fiyatlarını gördüğünde şaşkınlığa uğruyor. Üretenin değil aracıların daha fazla kazandığını görünce de üretimden soğuyor.”

Kasım ayı aylık ve yıllık girdi fiyatlarındaki değişim

“Odalarımız aracılığıyla girdi piyasalarından aldığımız verilere göre, kasım ayında, ekim ayına göre DAP gübresi yüzde 5,9, üre gübresi yüzde 3,8, 20.20.0 kompoze gübresi yüzde 3,2, kalsiyum amonyum nitrat gübresi yüzde 0,4 ve amonyum sülfat gübresi yüzde 0,7 oranında düşüş gösterdi.

Geçen yılın kasım ayına göre ise son bir yılda, 20.20.0 kompoze gübresi yüzde 60, DAP gübresi yüzde 47, üre gübresi yüzde 13, kalsiyum amonyum nitrat gübresi yüzde 9 artarken, amonyum sülfat gübresi yüzde 9 oranında azaldı.

Mazot fiyatı aylık olarak yüzde 9 düştü, son bir yıla göre ise yüzde 175 oranında arttı. Besi yemi kasım ayında ekim ayına göre yüzde 2,3, süt yemi yüzde 2,2, son bir yılda besi yemi yüzde 94, süt yemi ise yüzde 90 oranında arttı. Elektrik fiyatları son bir yılda yüzde 140 oranında artarken, zirai ilaç fiyatları yıllık bazda yüzde 80 oranında artış gösterdi.”

Girdi destekleri

“Tarımsal üretimde en önemli iki girdi kalemimiz mazot ve gübredir. Bu iki kaleme ek olarak, sertifikalı tohum ve fidan destekleri her yıl düzenli olarak verilirken, üretim masraflarında önemli payları olan ilaç, yem, tarımsal sulamada kullanılan elektrik ve sulama girdileri göz ardı edilmekte, destek verilmemektedir. Hâlbuki yem, hayvansal üretimin can damarıdır. Su ve bu suyu çıkarmak için kullanılan elektrik enerjisi ise bitkisel üretimin olmazsa olmazıdır.

Özellikle bugünlerde maliyet problemiyle boğuşan üreticilerimize, hayvansal üretimde kullanılan yem başta olmak üzere, diğer girdilerde de sağlanacak destekler tarımsal üretimi artıracak, üretimin sürdürülebilirliğine katkı sağlayacaktır.

Üretici girdi yönünden desteklenmezse tarımsal üretim sekteye uğrar. Ekonominin diğer sektörlerine kaynak sağlayan, bu sektörlerin katma değer yaratmasına ön ayak olan, dış ticaret açığına pozitif yönde katkı veren tarım sektörüne daha çok önem verilmelidir.”

“Pamuk üreticisi umduğunu bulamadı”

Bayraktar, pamuk üreticisinin yaşadığı sıkıntılara da değindi:

“2022’de üreticimiz birçok üründe emeğinin karşılığını alırken, pamukta umduğunu bulamadı. Özellikle, gümrüklerle koruyamadığımız pamuk, önemli derecede dışa bağımlı olduğumuz bir üründür. Bu durum bile pamuğu daha fazla desteklemek ve fiyatını maliyetinin üzerinde tespit etmek için yeterli bir sebeptir.

Küresel olarak pamuğa talebin düştüğü ve fiyatların gerilediği bu dönemde pamuk üretiminden vazgeçmenin ağır faturası yine bu ülkeden döviz olarak çıkacak, her ülkeye nasip olmayan mevcut pamuk alanları değerlendirilemeyecektir. Pamukta uzun zamandır artırılmayan destekleme primlerinin ve girdi desteklerinin artırılması ve sezon başlamadan üreticiye verilmesi gerekiyor.”

Kasım ayı üretici market fiyatları

TZOB Genel Başkanı Bayraktar, Kasım ayında üretici ile market arasındaki fiyat değişimlerini açıkladı:

“Kasım ayında üretici ile market arasındaki fiyat farkı en fazla yüzde 236,8 ile marulda görüldü. Maruldaki fiyat farkını yüzde 210,5 ile kırmızı mercimek, yüzde 209,8 ile elma, yüzde 180,6 ile maydanoz, yüzde 180,3 ile kabak, yüzde 180 ile havuç takip etti. Marul 3,4 kat, kırmızı mercimek ve elma 3,1 kat, maydanoz, kabak ve havuç ise 2,8 kat fazlaya tüketiciye satıldı.

Üreticide 3 lira 75 kuruş olan marul 12 lira 63 kuruşa, 13 lira 84 kuruş olan kırmızı mercimek 42 lira 97 kuruşa, 5 lira olan elma 15 lira 49 kuruşa, 2 lira 6 kuruş olan maydanoz 5 lira 78 kuruşa, 6 lira 79 kuruş olan kabak 19 lira 3 kuruşa, 4 lira 25 kuruş olan havuç ise 11 lira 90 kuruşa markette satıldı.”

Market fiyatları

“Kasım ayında markette 37 ürünün 29’unda fiyat artışı, 8’inde ise fiyat azalışı görüldü. Markette fiyatı en fazla artan ürün yüzde 42,9 ile pirinç oldu. Pirinçteki fiyat artışını yüzde 36,1 ile yeşil soğan, yüzde 33,1 ile Antep fıstığı, yüzde 22,4 ile kırmızı mercimek, yüzde 20,9 ile kuru kayısı ve domates takip etti.

Markette fiyatı en fazla azalan ürün ise yüzde 17,2 ile limon oldu. Limondaki fiyat düşüşünü yüzde 6,4 ile marul, yüzde 3,4 ile tavuk eti, yüzde 1,6 ile mısırözü yağı izledi.”

Üretici fiyatları

“Kasım ayında üreticide fiyatı en fazla düşen ürün, yüzde 13,2 ile marul oldu. Maruldaki fiyat düşüşünü yüzde 12,9 ile taze fasulye, yüzde 11,7 ile ıspanak, yüzde 10,4 ile sivri biber, yüzde 8,2 ile limon izledi.

Üreticide en fazla fiyat artışı yüzde 48,8 ile kuru soğanda görüldü. Kuru soğandaki fiyat artışını yüzde 44,7 ile yeşil soğan, yüzde 31 ile Antep fıstığı, yüzde 30,7 ile salatalık, yüzde 26,3 ile patates, yüzde 25,7 ile maydanoz, yüzde 20 ile domates takip etti. Kasım ayında üreticide 29 ürünün 17’sinde fiyat artışı olurken, 7 üründe ise fiyat düşüşü görüldü. 5 üründe de fiyat değişimi görülmedi.”

Fiyat değişimlerinin sebepleri

“Marul, ıspanak ve limonda arz artışı fiyatların düşmesine neden oldu. Sivribiber ve taze fasulyede talepteki azalma ürün fiyatlarını düşürdü. Patates, kuru soğan, salatalık, yeşil soğan, domates ve maydanoz arzındaki azalma bu ürünlerin fiyatlarını yükseltti. Talep artışı Antep fıstığında fiyatın yükselmesine sebep oldu.”

Devamını Oku

Genel Haberler

Gıda Perakendecileri Derneği Başkanı Galip Aykaç’tan önemli açıklamalar

Editör

Yazar:

PLAT Özel Markalı Ürünler Sanayicileri ve Tedarikçileri Derneği,7. Private Label Zirvesi’nde perakende sektörünün tüm paydaşlarını ve sektörün önde gelen firmalarını buluşturdu. Zirvede bir konuşma yapan BİM İcra Kurulu Üyesi ve Gıda Perakendecileri Derneği Başkanı Galip Aykaç, konuşmasında önemli açıklamalar yaptı. İşte Galip Aykaç’ın açıklamalarından öne çıkanlar…

Üretici ve tüketici arasındaki köprüyüz

“Unutulmaması gereken bir nokta biz perakendecilerin tedarik zincirindeki en son nokta olmamızdır. Fiyatların hareketlerinden daha önemli bir konu da gıda arzlarında yaşanan daralmadır. Piyasa ekonomisinin temel kuralı fiyatların arz talep ilişkisine göre belirlenmesidir. Bu denge ne kadar güvenilir olursa doğal olarak tüketiciye yansıyan fiyatlar da istikrarlı biçimde, makul ve kabul edilebilir bir seviyede kalabilecektir.”

Tarım ülkemizin geleceği

“Tarım ve gıda dünyanın geleceğidir. Dolayısıyla ülkemizin de geleceği olduğunu unutmayalım. Çok önemli bir yerin altını çizmek gerekiyor. Üretim ve dolayısıyla üreticiler çok önemli. Üreticilerin mutlaka emeklerinin karşılığını alıyor olmaları, kazanıyor olmaları lazım ki üretmeye devam etsinler. Sonraki süreci de sürdürülebilir verimlilikle yönetmek gerekiyor. Tarım ülkesiyiz fakat mevcut tarım ve hayvancılık sistemimizin geliştirilmeye ihtiyacı olduğunu unutmayalım. Köyde yaşayan ve tarımla ulaşan nüfusun ne yazık ki 2021 yılı sonunda yüzde 6,8’e düştüğünü görüyoruz. Kırsalda yaşamayı özendirici tedbirlere acil ihtiyaç vardır”

Şeker fiyatları

“Şeker fiyatları, Türkiye Şeker Fabrikaları sitesinin geçen sene bu zamanlardaki fiyatı, 50 kilogramlık çuval fiyatı 212 liraydı. Bugün 950 lira. Bunun perakendedeki fiyat değişiminden biz sorumlu olamayız. Aşağı yukarı üretimin yarısı Türkiye Şeker Kurumu’ndan, diğer yarısı da özel sektörden geliyor. Ama doğru yönetilemediği için geçen sene bir özel sektör şirketinin sahibinin bana söylediklerini aynen tekrar etmek istiyorum: ‘Bu seneki kadar hiçbir zaman kar etmedik’. Evet işte spekülatör orada. Biz değiliz. Oraya bakmak lazım. Buradan bir kez daha değinmekte fayda görüyorum. Eğer tedbir alınmazsa süt ve et konusunda 2023, bu yıldan daha zorlu geçecektir. Bugünlerde süt hayvanlarının girdi maliyetleri çok yüksek olduğu ve yeterli fiyatı piyasada bulamadığı için inekler kesime gitmiştir. Bu kesilen ineklerin de artık sonlarına gelinmiştir. İneği keserek sadece sütü değil eti de kestik. Et fiyatlarının da artacağı bugünlerde kulağımıza geliyor.”

Tarladan 0 liraya bile alsanız markete geldiğinde domates 7,5 lira

“Türkiye’de 55 milyon tondan fazla sebze ve meyve üretimi gerçekleştiriliyor. Bunun yaklaşık yüzde 30-35 arasındaki kısmı fire olarak ayrılıyor. Geriye kalan 35 ila 37 milyon ton arası olan tüketilebilir sebzenin yüzde 15’ini perakendeciler satıyor. Geriye kalan yüzde 85’i manavlar, pazarlar, ev dışı kanallar vb.de satılıyor. Soruyorum, bu durumda yüzde 15’lik piyasasını oluşturduğu sebze ve meyveyle enflasyonun sebebi biz olabilir miyiz? Bu yanlış algıyı hep beraber ortadan kaldırmamız lazım. Domatesi tarladan 0 liraya yani hiç para vermeden alsak bile onun markete gelmesi 7,5 liradır. Çünkü bu marketin bir çalışma maliyeti vardır. Dükkân kirası var, elektrik masrafı var, personel masrafı var, iletişim masrafı var. Tüm bunları alt alta koyduğunuzda domatesin fiyatı bu noktalara gelecektir. Bizi bunun sorumlusuymuş gibi göstermeye çalışanlar var. Bu yanlış algıdan bu ülkeyi kurtarmak zorundayız. Asıl mesele plansız üretim, girdi maliyetlerinin yüksek olması, birçok konuda dışa bağımlılığın azaltılamaması”.

Enerji maliyetleri ciddi oranlara geldi

“Enerji açığı konusunda yenilenebilir kaynaklardan enerji üretimi kolaylaştırılmalıdır. Tüm iş insanlarımıza bu alana yatırım yapmalarını tavsiye ediyorum.”

Fırsatçılık yapan marka tedarikçileri var

“Fırsatçılık yapan marka tedarikçileri var. Bunların bir kısmı uluslararası. Zaman zaman dışarıya bağımlı oldukları için karlılıkları azaldığı zaman karlılığı nasıl normal seviyeye çıkarırız diye kabul edilemeyecek gerekçelerle önümüzde fiyatlar getirebiliyorlar. 2023 karlılığımızı şimdiden öngöremiyoruz diyerek önümüze fiyat koyan böyle fırsatçılar da var. Bu var olanlara biz ‘bir daha karşımıza gelmeyin’ diyoruz.”

Enflasyon sermaye düşmanıdır

“Dünyanın her yerinde private label ürünler de var markalı ürünler de… Avrupa Birliği ülkelerinde yüzde 40’ın üzerine çıkan private label oranları bizde de yüzde 30’lara doğru gelmiş bulunuyor. Dünyada yaşanan enflasyonu ülkemizde biraz daha ağır yaşıyoruz. Enflasyon sermaye düşmanıdır. Hem üreten hem de tüketen için”

Bu ülkenin güzel insanları sizlerin yalanlarına hiçbir şekilde itibar etmediler

“Perakende işletmelerinin enflasyondan arındırılmış ve sadece nominal kar rakamlarına bakarak olumsuz yorum yapan trollere, maaşlı televizyon yorumcularına, bizi terörist ilan edenlere, bizlere vicdansız hatta kansız diyenlere ve bunları gazetede yayınlayarak ahlaksızca bizi çete ilan edenlere, tabirimi maruz görün gazeteci müsveddelerine söyleyeceklerimiz var. Ülkenin değerlerine saldıranlara, ilan vermiyoruz diye gazete sayfalarını boş bırakanlara, televizyonda ağızlarından salyalar akıtarak küfredenlere, bilmedikleri konularda biliyormuş gibi yorum yapanlara, peyniri yumurtayı sadece sofrasında görüp yorum yapanlara, bu dünyayı size yaşanmaz kılarım diyecek kadar meseleden bihaber olanlara, depo basıp yağları halka dağıtırım diyen iş bilmez yöneticilere, mağaza çalışanlarına ‘söyleyin yöneticilerinize bu işin sonu kötü olacak, size burada ekmek yedirmeyiz’ diyen, kanun nizam tanımayan yerel yöneticilere, özellikle İstanbul Ziraat Odası Başkanı’na, FETÖ örgütü ile  ile bizi tehdit eden parti liderlerine söyleyeceklerimiz var. Bu ülkenin güzel insanları sizlerin yalanlarına hiçbir şekilde itibar etmediler. Üç harfliler diye bizleri farklı yere koymaya çalışan ve Müslüman olduğunu iddia eden bu insanlara söyleyeceklerimiz var. Lütfen aynaya baksınlar, kendilerini göreceklerdir. Bunların hepsinde art niyet ve algı yönetimi vardır. Tüketicilerimiz bunlara hiçbir zaman karşılık vermemiştir.”

“Bu yılın 10. Ayında TÜFE yüzde 85,51, ÜFE yüzde 157,69.  Acaba bu aradaki rakamları biz mi yanlış okuyoruz, doğrusunu söyleyecek olan var mı? Organize perakende sektörüne yakıştırmalarının tamamını misliyle kendilerine iade ediyoruz. Siz hesap kitap da bilmiyorsunuz, yayına çıkalım doğrusunu söyleyelim diyoruz, bizi yayına da almıyorsunuz. Organize perakendede kar edenlerin en yükseğinin ettiği kar yüzde 4’tür. Onu tamamını da verseniz enflasyon aşağı gelmez. Bunu bile bile 1’alıp 3’e satıyorlar, 4’e satıyorlar diyecek kadar alçalan gazetecilere, oda başkanlarına diyorum ki, bu algı operasyonunuzun vatandaşta karşılığı yoktur. Bizim masraf yapımızı iyi kontrol etmekten gelen bir farkımız vardır. Brüt kar marjımız yüzde 17,5’tir. Yani 100’e aldığımız bir malı 117,5’e satıyoruz. Nerede bu 1’e alıp 3 katına satmak? Nerede öyle bir ürün? Bu gazetecileri himaye edenlere, perde gerisinde bizi hedef gösterenlere, ‘başaramayacaksınız’ diyorum. Bizim ülkeyi yönetenlerle sorunumuz yok. Olmasına da müsaade etmeyeceğiz. Biz bu ülkenin temel taşlarıyız, bunları yerinden oynatmaya da kimsenin gücü yetmez. Bize bakarak ya bir tuğla da ben koyayım bu binanın temel taşına demeyen, bir tane dikili ağacı olmayan insanlar sizlere ve bizlere bu yakıştırmayı yapıyorlar. Bre ahlaksızlar, bre densizler sizlere bundan sonra sizin tonunuzda cevap vereceğim bilesiniz.”

Devamını Oku

Genel Haberler

Metro Toptancı Market’de online satışa başladı

Editör

Yazar:

Metro Toptancı Market, uzun süredir denemeleri sürdürdüğü online satışa başladı. Şimdilik sadece Koztayatağı’nda ve Ataşehir’de yakında tüm İstanbul’da başlayacak onlin siparişlerde 300 TL ve üzeri alışverişler ücretsiz teslim edilecek. 20:00’a kadar verilen siparişlerin aynı gün teslim edilecek.

Devamını Oku
Advertisement

Etiketler

POPÜLER