Sosyal Medya Hesaplarımız

Genel Haberler

İlk altı ayda yüzde 25 ciro kaybı

Editör
Abone Ol:

Zincir Mağazalar Derneği düzenlediği basın toplantısı ile yeni dönem çalışmaları ve gündeme dair görüşlerini paylaştı. Zincir Mağazalar Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Serhan Tınastepe’nin ev sahipliğinde düzenlenen basın toplantısına dernek Yönetim Kurulu Üyeleri katılım sağladı.

Zincir Mağazalar Derneği, ülkenin en önemli perakendeci üyeleriyle birlikte 320 milyar TL seviyesinde bir ciroyu temsil ediyor. Bu büyüklükle ülke ekonomisine önemli bir katkı sağlandığını belirten Tınastepe; “Son dönemde üyelerimiz arasına katılan önemli perakendecilerle derneğimizin temsiliyetini büyük ölçüde genişlettik. Ülke çapında 50 bin satış noktasında 300 bin çalışanımızla ekonomimiz ve halkımız için en büyük katkıyı sunmak için çalışıyoruz.” dedi.

Gıdadışı perakendede ilk 6 ayda ciroda gerileme, mağaza sayısında artış

Gıdadışı perakende sektörünün 2021 yılı verilerine değinen Tınastepe şunları ifade etti: “Gıdadışı perakende, 2020 yılını pandeminin etkisiyle önemli kayıplarla kapattı. 2021 yılının ilk yarısında da kendimizi kıyaslamak için 2019 yılını baz almak zorunda kaldık. Bu durumda ilk yarı yılda enflasyondan arındırılmış olarak yüzde 25 seviyesinde gerilediğimizi görüyoruz. TAMPF – Nielsen Perakende Endeksi verileri yine aynı dönem için mağaza sayılarımızın yüzde 5 arttığını da söylüyor. Sektörümüz yatırımlarına devam ediyor, ancak cirolarımızın toparlanması için önümüzde yol var.”

Tınastepe sözlerine şöyle devam etti:

“Satışlarımız okula dönüş dönemiyle toparlanmaya başlasa da 1,5 senede yaşanan kayıpların telafisi sadece satışlarla karşılanacak gibi görünmüyor. Satışlardaki artış hareketinin de adetlere bağlı değil enflasyon etkisiyle gerçekleştiğini gözlemliyoruz.”

Tedarik sıkıntıları ve maliyet artışları fiyatlara yansıdı!

Sektörün yakın gelecekte öngörülen sıkıntılarına da değinen Tınastepe, globalde yaşanan tedarik sıkıntılarının ve maliyet artışlarının kısa bir süre içinde fiyatlara olumsuz yansıdığını belirtti. Tınastepe; “Globalde emtia fiyatlarındaki artışlar, petrole bağlı ürünlerdeki fiyat artışları, artan lojistik maliyetleri, enerji maliyetlerindeki artışlar, bazı yarı mamullerdeki arz sıkıntısı, kimi sektörlerdeki işçilik maliyetlerinin artması dolaylı olarak bizim maliyetlerimizi olumsuz yönde etkiliyor. Deniz ticaretindeki konteyner sıkıntısı, Çin’deki çip sıkıntısı, Uzakdoğuda vaka sayılarının hızlı artışı ve benzeri birçok neden maalesef bizlere ek maliyet olarak yansıyor. Bu konuda yetkililerin hızlı ve etkin önlemler almasını bekliyoruz.” dedi.

Yeni normalde de destekler şart

Sektörün şimdiye kadar devlet destekleri kadar kendi sermaye yapıları sayesinde yaşamını sürdürebildiğini ifade eden Tınastepe, “Desteklerin sürmesi hem bizlerin hem de tamamı kayıtlı istihdamımızın devamlılığı için hayati önem taşıyor. Geçtiğimiz zorlu dönemde ayakta kalmayı başaran firmaların sermayelerinde önemli erimeler oldu. Çünkü bu dönemi satışlarla değil, sermaye kaynaklarımızla dengeleyebildik. Bu amaçla, perakendeci işletmelere sermayelerini kuvvetlendirmeye yönelik hibe destekleri gelmesi, sermayesini kendi kaynaklarıyla güçlendirmeye çalışan işletmelere de teşvik verilmesini istiyoruz. Bununla beraber, sıkıntılı bir dönemden çıkan hane halkının da desteklenmesi, ticarete ve tüketime yansıyacak ek gelirler yaratılması önem taşıyor. Alım gücünün düşmesi, tüketicimizde sıkıntı yarattığı gibi çalışanlarımızın motivasyonunda da bizi zorluyor. Arkadaşlarımızı her türlü hakları kapsamında desteklesek de, genel ekonominin gidişatından dolayı yaşadıkları mutsuzluk dolaylı olarak işlerine de yansıyor.” dedi.

“2 doz aşı zorunluluğunun yaygınlaşmasını bekliyoruz”

Pandemi etkisinden çıkıp normal hayata dönmenin herkes gibi perakende sektörünün de en önemli isteği olduğuna değinen Tınastepe, bu çerçevede en önemli silah olarak aşılama programının başarılı bir şekilde sürmesini gördüklerini belirtti. Tınastepe; “Önemli bir başarıyla gerçekleşen aşılama programının hız kesmeden sürmesi bu dönemi atlatıp rahata ermemiz için büyük önem taşıyor. Bu bağlamda aşının tercih değil, toplumsal bir sorumluluk olduğuna inanıyoruz. Toplumsal bağışıklığı sağladığımız anda gösterilen tüm çabaların hedefe ulaşması mümkün olabilecek. Bunun için de aşının özendirilmesi, aşı olan vatandaşlarımızın bazı konularda istisna tutulması gerekiyor. Örneğin alışveriş merkezleri, lokanta, kafe, bar, gece kulübü, kıraathane, spor salonları, her türlü müsabaka sahaları, sinema, tiyatro, konser ve düğün ve özel davetlere katılacak misafir/ müşterilerin 2 doz aşıyı yaptırmış olması zorunluluğu getirilerek bir katkı sağlanabilir. Bunun ilk adımı hali hazırda atıldı. Uygulamanın yaygınlaştırılmasını bekliyoruz.” dedi.

Devamını Oku
Yorum Yapın

Yorumunuz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Advertisement

Genel Haberler

Metro Toptancı Market’de online satışa başladı

Editör

Yazar:

Metro Toptancı Market, uzun süredir denemeleri sürdürdüğü online satışa başladı. Şimdilik sadece Koztayatağı’nda ve Ataşehir’de yakında tüm İstanbul’da başlayacak onlin siparişlerde 300 TL ve üzeri alışverişler ücretsiz teslim edilecek. 20:00’a kadar verilen siparişlerin aynı gün teslim edilecek.

Devamını Oku

Genel Haberler

Temizlik ürünleri üreticilerinden çağrı var!

Editör

Yazar:

TÜİK verilerine göre Eylül ayında yüzde 81.54 olan enflasyon oranı Ekim ayında 85,51’e yükseldi. Tüketici Fiyat Endeksi ise Ekim ayında aylık bazda yüzde 3,54, Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi de yüzde 7,83 artış gösterdi. Yıllık enflasyon yurt içi üretici fiyatlarında da yüzde 157,69 olarak kaydedildi.

Artan enflasyon nedeniyle ürün fiyatlarındaki yükselişten vatandaşların en az düzeyde etkilenmesi için Nisan ayında Mal ve Hizmetlere Uygulanacak Katma Değer Vergisi Oranlarının Tespitine İlişkin Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair Cumhurbaşkanı Kararı ve KDV yönetmeliği ile temel ihtiyaç ürünlerinde uygulanan KDV oranı yüzde 18’den yüzde 8’e indirilmişti. KDV düzenlemesi sonrasında deterjandan sabuna, tuvalet kâğıdından bebek bezine kadar çok sayıda üründe yaşanan indirim raflara yansıdı. Tüketiciler açısından bu durum olumlu olarak gözlense de üreticiler açısından ürünlerin son kullanıcıya ulaşmasında vazgeçilmez olan yan ürünlerin tedariki sürecinde yüzde 18 KDV uygulaması devam ediyor.

Özel markalı ürünlere (Private Label) yönelik üretim yapan ve tüm sektörlerden üreticileri aynı çatı altına toplamak amacıyla kurulan PLAT Özel Markalı Ürünler Sanayicileri ve Tedarikçileri Derneği’nin Başkanı M. İmer ÖZER, “Nisan ayında çıkan KDV yönetmeliği ile birlikte temizlik malzemeleri, çocuk bezi, ıslak mendil gibi birçok üründeki KDV yüzde 18’den yüzde 8’e indirildi. Bu tüketici tarafından ve enflasyonun düşürülmesine destek anlamında bizim de çok olumlu karşıladığımız bir çalışma oldu. Devlete ayrıca bunun için de teşekkür ediyoruz. Ancak enflasyonla mücadelede önemli bir yer sahibi olan market markalı ürün üreticileri tarafında da bazı düzenlemeler yapılması gerekiyor.” dedi.

Yıl sonunda market markalı ürünlere talebin yüzde 30’a çıkmasını beklediklerini belirten Başkan Özer, “Şu an yaşanan ülke gündeminde enflasyonun hızlı hareket ettiği ve bütün ülke olarak enflasyonu düşürmek ile ilgili bir seferlik halinde olduğumuz bir dönemde, market markalı ürünlere talep ciddi oranda artıyor. İki sene önce yüzde 20’nin altında olan oran şu an cirosal bazda yüzde 28 mertebelerine gelmiş durumda. Yıl sonuna gelindiğinde de bu rakamın yüzde 30’un üzerine çıkacağını bekliyoruz. Bu değer rakamsal bir değer. Yani satılan ürünün üzerinden yapılan cirosal bir çalışma. Aslında adetsel olarak yapılan çalışmada bunun çok daha üstünde bir oran var.” açıklamasında bulundu.

Beklenmedik küresel çaptaki olaylar, enflasyonla mücadele ile bunun gibi daha birçok etkenin yanı sıra üreticilerin KDV eşitsizliği sebebi ve KDV iade süresinin 1 yıl sonra olması nedeniyle finansman zorluklarıyla karşılaştığını belirten Başkan Özer, “Market markalı ürünlere ilgi ve alakanın bu kadar hızlı seyrettiği bir ortamda market markalı ürün üreten üreticilerin de bu ürünleri üretme motivasyonlarını her zaman üst düzeyde tutmamız gerekiyor. KDV’nin yüzde 18’den yüzde 8’e indirilmesiyle bu sektördeki bizim gibi üreticiler girdi maliyetlerini yüzde 18 KDV ile alıp ürünlerini yüzde 8 KDV ile satıyorlar. Bu da her ay yüzde 10’luk KDV alacağının birikmesine sebep oluyor. Bildiğiniz gibi de KDV’lerin iadesi de 1 yıl sonra Mart ayında gerçekleşiyor. Paranın bu kadar değerli olduğu bir ortamda 1 yıl boyunca Türk Lirası bazında bu alacaklarımızın birikmesi sermayemizin tükenmesine ve erimesine sebep oluyor.” ifadelerini kullandı.

Sektör temsilcilerinin sürdürülebilir üretimini desteklemek adına bir takım önlemlerin alınması gerektiği çağrısında bulunan Başkan Özer, “Gıda sektöründe olduğu gibi bu ürün sektöründe de KDV ödemelerinin ilk etapta 6 ayda bir yapılması, uzun vadede ise kesinlikle çıkan ürünlerin KDV’sinin yüzde 8 olduğu gibi giren ürünlerin KDV’sinin de yüzde 8 olması gerektiğini düşünüyoruz. Bu konuyla ilgili olarak da devletimizin yapacağı çalışmaları hızla ve ivedilikle sektöre bir can suyu olarak vermesini dört gözle bekliyoruz.” şeklinde çağrıda bulundu.

Devamını Oku

Genel Haberler

Ekim ayı üretici market fiyatları

Editör

Yazar:

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, ekim ayında üretici ile market arasındaki fiyat farklılıklarını, girdi fiyatlarında yaşanan değişimleri ve tarımsal destekleme ödemelerini yaptığı görüntülü basın açıklamasında değerlendirdi.

Bayraktar, ekim ayında üretici ile market arasındaki fiyat farkının en fazla yüzde 253 ile maydanozda görüldüğünü belirterek, açıklamasını şöyle sürdürdü:

“Maydanozdaki fiyat farkını yüzde 216 ile elma, yüzde 212,5 ile marul, yüzde 170 ile limon, yüzde 163,3 ile havuç, yüzde 159,2 ile salatalık takip etti.

Maydanoz 3,5 kat, elma 3,2 kat, marul 3,1 kat, limon 2,7 kat, havuç ve salatalık ise 2,6 kat fazlaya tüketiciye satıldı.

Üreticide 1 lira 64 kuruş olan maydanoz 5 lira 79 kuruşa, 4 lira 45 kuruş olan elma 14 lira 6 kuruşa, 4 lira 32 kuruş olan marul 13 lira 50 kuruşa, 8 lira 17 kuruş olan limon 22 lira 6 kuruşa, 4 lira 25 kuruş olan havuç 11 lira 19 kuruşa, 6 lira 25 kuruş olan salatalık ise 16 lira 20 kuruşa markette satıldı.”

Market fiyatları

“Ekim ayında markette 37 ürünün 31’inde fiyat artışı, 6’sında ise fiyat azalışı görüldü.

Markette fiyatı en fazla artan ürün yüzde 33,4 ile kabak oldu. Kabaktaki fiyat artışını yüzde 30,6 ile salatalık, yüzde 29,3 ile kuru fasulye, yüzde 28,8 ile yeşil soğan, yüzde 26,7 ile kuru soğan, yüzde 23 ile kuru üzüm takip etti.

Markette fiyatı en fazla azalan ürün ise yüzde 10,2 ile sivri biber oldu. Sivri biberdeki fiyat düşüşünü yüzde 6,9 ile domates, yüzde 4 ile pirinç, yüzde 3,3 ile ayçiçek yağı, yüzde 3,1 ile toz şeker izledi.”

Üretici fiyatları

“Ekim ayında üreticide fiyatı en fazla düşen ürün yüzde 15,4 ile kuru incir oldu. Kuru incirdeki fiyat düşüşünü yüzde 3,6 ile kuru fasulye, yüzde 3,3 ile elma izledi.

Üreticide en fazla fiyat artışı yüzde 74 ile yeşil soğanda görüldü. Yeşil soğandaki fiyat artışını yüzde 41,5 ile domates, yüzde 35,4 ile ıspanak, yüzde 33 ile salatalık, yüzde 32,8 ile kabak, yüzde 22,5 ile limon, yüzde 20,6 ile maydanoz, yüzde 18,3 ile yeşil fasulye takip etti.

Ekim ayında üreticide 29 ürünün 21’inde fiyat artışı olurken, 4 üründe ise fiyat düşüşü görüldü. 4 üründe de fiyat değişimi görülmedi.”

Fiyat değişimlerinin sebepleri

“Kuru incirde talepteki azalma fiyatların düşmesine neden oldu.

Kuru fasulye ve elma arzındaki artıştan dolayı fiyatlar geriledi.

Sivri biber, domates, salatalık, patlıcan, kabak, marul ve yeşil fasulyede arzdaki azalma ürünlerin fiyatlarını yükseltti.

TMO’nun çeltikte üretici fiyatlarını artırması pirinç fiyatlarına yansıdı.

Havuçta yüksek fiyat, ürünün yeni sezona ait olması ve maliyetlerinin artmasından kaynaklandı.

Nohut fiyatındaki yükselişte ise ihracat artışı etkili oldu.

Yeşil soğan ve limon arzındaki düşüşler fiyatlara artış olarak yansıdı.”

“Tüketicilerimizin ucuz gıdaya ulaşmasının yolu, üreticilerimizin maliyetlerinin düşürülmesinden ve üretici ile tüketici fiyatları arasındaki makasın daralmasından geçiyor”

“Türkiye İstatistik Kurumu’nun ağustos ayı için yayımladığı Girdi Fiyat Endeksi’nde yer alan mazot, gübre, elektrik, tohum, ilaç ve yem fiyatlarında yaşanan önemli artışlar, tarım ürünleri üretici fiyat endeksini yüzde 142 oranında artırdı.

TÜİK verilerinde yer alan gübre endeksindeki artış yüzde 238’i, mazot endeksindeki artış ise yüzde 227’yi buldu.

Tarım üretici fiyatlarında görülen artışlar, girdi fiyatlarının yüksekliği sebebiyle artan maliyetlerden kaynaklandı. Tarımsal üretici fiyatlarındaki artışların çok üzerinde seyreden tarımsal maliyetlerdeki artışlar, çiftçilerimizin gelirlerinin düşmesine sebep oldu.

Diğer yandan, tüketicinin tarım ürünlerine ödediği fiyatlardaki artışın önemli bir kısmı üretici ile market arasındaki farktan kaynaklanıyor. Üreticilerimizin maliyetlerini düşürmeden, üretici ile tüketici arasındaki fiyat makasını daraltmadan ve üreticilerimiz ürünlerinin pazarlamasında daha çok söz sahibi olmadan tüketicilerin de ucuz gıdaya ulaşması mümkün değildir.

Bunlar yapıldığı takdirde tüketiciye sağlanan faydanın yanında, Avrupa başta olmak üzere dünyada ürün talebinin arttığı bu dönemde dünya pazarlarındaki ürün ihracatında rekabet gücümüz artacak, üreticimiz ve ülkemiz kazanacaktır.”

Ekim ayı aylık ve yıllık girdi fiyatlarındaki değişim

“Odalarımız aracılığıyla girdi piyasalarından aldığımız verilere göre, ekim ayında, eylül ayına göre gübre fiyatları kalsiyum amonyum nitrat gübresinde yüzde 3,4, üre gübresinde yüzde 0,7 artarken, amonyum sülfat gübresinde yüzde 4,7, DAP gübresinde yüzde 3 ve 20.20.0 kompoze gübresinde ise yüzde 1,6 düşüş gösterdi.

Geçen yılın ekim ayına göre ise son bir yılda, üre gübresi yüzde 83, kalsiyum amonyum nitrat gübresi yüzde 92,7, 20.20.0 kompoze gübresi yüzde 153, DAP gübresi yüzde 133, amonyum sülfat gübresi ise yüzde 72 oranında arttı.

Mazot fiyatı aylık olarak yüzde 14, son bir yıla göre ise yüzde 221 oranında arttı.

Besi yemi ekim ayında eylül ayına göre yüzde 1,3, süt yemi yüzde 1,4, son bir yılda besi yemi yüzde 107, süt yemi ise yüzde 109 oranında arttı.

Elektrik fiyatları son bir yılda yüzde 140 oranında arttı. Zirai ilaç fiyatları ise yıllık bazda yüzde 95 artış gösterdi.

Üreticilerimiz temel tarımsal ürünlerimizden olan buğday, arpa ve kırmızı mercimek ekimine başladı. Bu dönemde bu ürünler için önemli ölçüde gübre ve mazot kullanılıyor. Mazot ve gübre gibi iki maliyet kalemi üretim için oldukça önemlidir. Tedariklerinde yaşanacak kesinti tarımsal üretimi düşürecektir. Dolayısıyla bu girdilerin fiyatlarının makul seviyelere çekilmesi üretime olumlu yansıyacak ve arz açığı verdiğimiz bu ürünlerde ülkemiz döviz kaybına uğramayacak, üreticilerimiz kazanacaktır. Kazanan üreticilerimiz de üretimin sürdürülebilirliğini sağlayacaktır.”

Destekler sezon sonunda değil, sezon başında ilan edilmelidir

“2021/2022 sezonu tarımsal destekleme ödemeleri 20 Ekim 2022 tarihinde yani sezon bitmeye yakın açıklandı. En önemli tarım politikası aracı olan tarımsal desteklemelerde önemli olan; kalem bazında destek miktarlarının ürün ekimi ve dikiminden önce ilan edilmesidir.

Örneğin, 18 üründe 2021/2022 dönemi için açıklanan prim desteklerinde çay dışında artış olmadı. Bunu baz alan üreticilerimiz kalan 17 ürünün üretiminden uzaklaşacaktır. Bu ürünlerin birçoğu arz açığı verdiğimiz ürünlerdir. Bunların üretimlerinin ön plana çıkarılması ve üretim planlarına dahil edilmesi gerekiyor.

Bunun gibi yem bitkilerine verilen desteğin de artırılmamasının hayvansal üretime sekte vurmasının ihtimal dahilinde olduğu göz ardı edilmemelidir.

Doğrusu şudur ki, 2022/2023 üretim sezonuna başlayacağımız bugünlerde çiftçinin önünü görebilmesi açısından en azından kışlık ekimi yapılan ürünler için 2023 destekleri açıklanmalıdır.

Diğer yandan, gübre ve mazotta 2022 destek ödemelerinin öne çekilmesi önemli bir gelişmedir.”

Devamını Oku
Advertisement

Etiketler

POPÜLER