Genel Haberler
Jones Lang Lasalle’a göre 2010 yılında büyüme başlayacak
Jones Lang Laselle tarafından hazırlanan ‘Türkiye Gayrimenkul Piyasası 2009 Yılı İlk Yarı’ raporuna göre; yılın ilk altı ayında perakendeden ofis piyasasına, lojistikten otel piyasasına kadar gayrimenkul piyasasının tüm sektörlerinde yavaşlama gözlenmesine rağmen, tüketici güveni ve perakende ciroları artış gösterdi.
Jones Lang Laselle araştırma departmanı tarafından hazırlanan rapor, Türkiye Başkanı Avi Alkaş, Türkiye Yönetici Direktörü Alan Robertson, Sermaye Piyasaları ve Araştırma Direktörü Dr. Kıvanç Erman, Sermaye Piyasaları ve Araştırma Müdürü İdil Hamzadi ve Jones Lang LaSalle Hotels Türkiye Başkan Yardımcısı Elif Egeli Nişancı’nın katılımıyla gerçekleştirilen bir toplantıda paylaşıldı. Raporda;
-Yavaşlayan perakendeci talebinin, yatırımcıların geçici kira teşvikleri sunmasına neden olduğu, indirim kampanyalarından ötürü perakende cirolarında yavaşlama olmasına rağmen, reel olarak büyümenin devam ettiği ve tüketici güveninin arttığı,
-Ofis pazarında kiracı talebinin yavaşlamasına rağmen, kiracıların daha ucuz olan alt pazarlara yöneldiği, Ümraniye gibi gelişen alt pazarlarda büyümenin devam ettiği,
-Lojistik pazarının ekonomik daralmadan en çok etkilenen piyasa olduğu ve spekülatif projelerin beklemeye alındığı, ancak buna rağmen Türkiye’nin jeo-stratejik öneminin lojistik piyasasının potansiyelini önemli derecede arttırdığı kaydedildi.
Perakende:
Uluslararası perakendecilerin Türkiye’ye ilgisinin sürdüğünü gösteren rapora göre; yılın ilk yarısında Türk perakendecilerin mevcut ekonomik koşullarını göz önüne alarak, yatırım stratejilerini gözden geçirmeleri, genişleme planlarında ve alışveriş merkezleri projelerinde bir yavaşlamaya sebep oldu. Koton, Desa, Boyner ve İpekyol gibi bazı perakendeciler, ilk altı aylık dönemde Batı Avrupa, Orta Avrupa ve Afrika gibi dış pazarlara açılmayı tercih etti.
İyi konuma sahip, doğru konseptli ve doğru kitleye hitap eden alışveriş merkezlerine perakendeci talebinin halen yüksek olduğunu belirten Alkaş, “Departmant store, yeme-içme birimleri, yapı market ve elektronik marketler gibi ana kiracıların halen genişleme isteklerinin olduğunu gözlemlemekteyiz. Özellikle Media Markt ve Best Buy gibi elektronik zincirlerin pazara girişi sonrasında, rekabet güçlü bir şekilde arttı. Uluslararası perakendecilerin Türkiye’ye ilgisi halen sürüyor. Leroy Merlin ve Baumax gibi dünyaca bilinen iki yapı market markası, yılın ilk yarısında Türkiye pazarına giriş yapma kararı aldı. Best Buy ilk mağazasını İzmir’de açmayı planlıyor. Decathlon, Basler, Aftershock ve Bijou Brigette gibi uluslararası perakende markalarının da 2009 yılında Türkiye pazarına giriş yapmaları bekleniyor. Prada, yılın üçüncü çeyreğinde Nişantaşı’nda kendi mağazasını açmayı düşünüyor. Miu Miu, İstinye Park’ta bir mağaza açacak, Harvey Nichols da Demsa ortaklığı sonrası Ankara’da yeni bir mağaza açmayı planlıyor” dedi.
Kiralarda ki indirim geçici
Raporda, altı aylık dönemde alışveriş caddelerinde yavaşlayan perakendeci talebinin, alışveriş merkezlerinden daha güçlü bir seyir izlediği, aynı dönemde Nişantaşı bölgesinde kira oranlarında önemli bir değişiklik olmamasına karşılık, Bağdat Caddesi ve İstiklal Caddesi’nde kiraların düştüğü belirtildi. Yılın ilk yarısında ikincil alışveriş merkezlerinde yatırımcıların kira indirimlerine gittiği, güçlü markaları çekmek isteyen yatırımcıların ana kiracılara ciro üzerinden kira teklifi yaptıklarına değinen Alkaş, tüm bu kira indirimlerinin geçici bir süreliğine geçerli olduğunu, kontrat kiralarında bir değişim olmadığı, 90 euro m2/ay azami kira oranının piyasa koşulları gereği geçici olarak 65-80 euro m2/ay arasında değiştiğini söyledi. Avi Alkaş, “Yılın ilk yarısında, alışveriş merkezleri pazarında toplam kiralanabilir alan yaklaşık 160 bin metrekare artarak 2009 Haziran ayı itibariyle 5 milyon 30 bin metrekareye ulaştı. İstanbul’da, ilk altı aylık dönemde toplam kiralanabilir alan sadece 51 bin metrekare büyüdü. İnşaat halindeki 44 proje tamamlandığında İstanbul, 1 milyon 62 bin metrekarelik yeni perakende alanına kavuşacak.
2010 sonu itibariyle bu oranın 3 milyon 500 bin metrekareye ulaşması tahmin ediliyor. Sonuç olarak, Türkiye perakende pazarı önemli ölçüde büyümesine ve 2010 sonunda bin kişi başına düşen toplam kiralanabilir alan olarak 118 metrekareye ulaşacak olmasına rağmen, halen güçlü bir potansiyele sahip. Türkiye, Avrupa piyasasının 9. en büyük perakende potansiyeline sahip pazarı olarak, birçok Orta ve Doğu Avrupa ülkesinden daha yüksek potansiyel sunuyor” dedi.
Ofis piyasası:
– İstanbul ofis piyasasında; yıllık azami kira, 2009’un ikinci çeyreğinde yüzde 25 düşerek 350 euroya geriledi. Rapora göre; son iki sene boyunca İstanbul’da gözlenen güçlü kiracı talebi, özellikle 2009’un ilk yarısı itibariyle yavaşlama sürecine girdi. Batı Avrupa pazarlarıyla kıyaslandığında, çok daha az olsa da İstanbul ofis piyasasının küresel daralmadan etkilendiğini söyleyen Jones Lang LaSalle Yönetici Direktörü Alan Robertson, “İstanbul’da öncelikli tercih olması sebebiyle merkezi iş alanlarındaki (MİA) kısıtlı arz, boşluk oranlarının süratle artmasını engelledi ve boşluk oranı 2009’un ikinci çeyreği itibariyle yüzde 5’in altında seyretti. Aynı dönemde bu oran Prag’da yüzde 10, Moskova’da yüzde 17, Budapeşte’de yüzde 14 ve Varşova’da ise yüzde 4,5 olarak gerçekleşti. Asya yakasındaki daha düşük kiralara sahip lokasyonlar tercih edilirken, kolay ulaşımı ve yüksek kalitedeki ofis arzı sebebiyle Ümraniye bir numaralı ofis merkezi olarak belirmeye başladı. Düşen kiracı talebi kiralarda azalmalara neden oldu ve 2008 dördüncü çeyreğinde metrekare başına yıllık 480 euro olan yıllık azami kira, 2009 ikinci çeyreğinde yüzde 25’lik bir düşüş ile 350 euroya geriledi. Azalan kiracı talebi ve yeni ofis arzının artması nedeniyle kiraların2009’un ikinci yarısında da düşüş göstermesi bekleniyor. İstanbul ofis piyasası Avrupa yakasında Kağıthane ve Eyüp, Asya yakasında ise Ümraniye’ye doğru gelişiyor. 2009’un ilk yarısında yaklaşık 120 bin metrekare, ofis alanı piyasasına giriş yaptı. Bu projelerin başlıcaları Levent’teki Apa Giz, Fulya’daki Selenyum Projesi, Ümraniye’deki Anel Plaza ve Eyüp’teki Flatofis oldu. 2009 yılının ilk yarısında en büyük kiralama işlemleri Asya yakasında gerçekleşti. Bu dönemde en büyük kiralama işlemi yaklaşık 9 bin metrekare ile Anel Plaza’da oldu. Yılın ikinci yarısında yaklaşık 123 bin metrekare civarında A sınıfı ofis arzının piyasaya giriş yapması bekleniyor, bu projelerin yaklaşık yüzde 65’i Ümraniye’de. Levent’te Eczacıbaşı ve Tekfen Oz tarafından başlanan iki ayrı A sınıfı ofis inşaatı, piyasaya duyulan güvenin devam ettiğinin en önemli göstergesi. Karma projelerin en önemlisi ise, 160 bin metrekarelik Marmara Forum Alışveriş Merkezi ile tamamlanan, 3 bin metrekareye kadar çıkan geniş ofis alanlarıyla dikkat çeken ve yaklaşık olarak 30 bin metrekare A tipi ofis alanına sahip Merter Marmara Forum Garden Ofis projesi” dedi.
Ankara ofis piyasası:
Ankara ofis piyasasının büyük ölçüde apartman dairelerinden dönüştürülmüş düşük kalitedeki ofis alanlarından oluştuğunu söyleyen Alan Robertson, 2009 yılında Ankara ofis piyasasına yaklaşık 73 bin metrekare yüksek kalitedeki ofis projesinin giriş yapmasının beklendiğini sözlerine ekledi.
Robertson, Söğütözü ve Balgat bölgelerini de kapsayan İnönü Bulvarı’nı çevreleyen alanın Ankara’nın merkezi iş alanı olarak belirmeye başladığına değindi ve yüksek kalitedeki ofis arzının kısıtlı olması sebebiyle, Gaziosmanpaşa veya gelişmekte olan merkezi iş alanlarındaki uluslararası A tipi ofis niteliği taşımayan ofislerde bile doluluk oranlarının çok yüksek seviyelerde olduğunu belirtti.
İzmir’de ofis yatırımları artıyor
Raporda; İzmir’deki ofis yatırımlarının arttığı, planlanma aşamasındaki önemli projelerin Tekfen-Oz ve Rönesans İnşaat tarafından yapılan yaklaşık 205 bin metrekare inşaat alanına sahip; rezidans, alışveriş merkezi, ofis projelerini içeren Konak bölgesindeki karma proje ve İzmir-Turan yakınlarında İş GYO tarafından geliştirilen alışveriş merkezi, rezidans ve ev-ofis projesi olduğu belirtiliyor.
Ekonomik kriz en çok lojistik sektörünü etkiledi
Jones Lang Laselle Türkiye Gayrimenkul Piyasası 2009 Yılı İlk Yarı Raporu’na göre; ekonomik krizden en çok lojistik sektörü etkilendi. Bu durum, bazı inşaat halindeki projelerin askıya alınmasına yol açarken, otomotiv ve beyaz eşya gibi ana ihracat sektörlerine hizmet veren lojistik şirketlerini de etkiledi.
Devam eden projelerin çoğunun, gayrimenkul sahiplerinin kendi kullanımları için geliştirdikleri projeler olduğuna değinen Jones Lang Laselle Sermaye Piyasaları ve Araştırma Direktörü Dr. Kıvanç Erman, “Ekol Lojistik, Gebze’de 101 bin metrekarelik antrepo inşaatına başladı. 2010 yılında bitirilmesi düşünülen bu proje, Avrupa’nın en büyük ikinci antreposu olacak. Roder Logistik Yatırımları, Ankara’nın Kazan ilçesinde 389 bin metrekarelik alanda lojistik merkezi inşaatı planlanıyor. İstanbul, İzmit ve Tekirdağ halen en çok tercih edilen lojistik alanları arasında yer alıyor. Asya yakasında özellikle Tuzla ve Gebze, Avrupa yakasında ise Hadımköy ve Çatalca, makul arazi fiyatları ve kolay ulaşım özelliklerinden dolayı antrepo projeleri için tercih edilen lokasyonlar haline geldi. Çerkezköy, Çorlu, Uzunçiftlik ve Köseköy bölgeleri de lojistik alanları için iyi fırsatlar sunuyor. Lojistik piyasasındaki düşük işlem hacmine rağmen, son birkaç yıldır DHL, Ceva Logistic, Kühne Nagel, Gefco, Serlog ve Arkas-Schenker gibi uluslararası şirketler Türkiye’ye giriş yaptı. Önümüzdeki dönem lojistik pazarının orta vadede oldukça gelişmesi ve büyümesi, ekonomik koşulların iyileşmesini takiben de kiracı talebinin hızla eski gücüne kavuşması bekleniyor” dedi.
Oda fiyatları geçen yıla kıyasla yüzde 9,2 düştü
Kültür ve Turizm Bakanlığı verilerine göre; ilk 5 aylık dönemde Türkiye’ye 1,5 milyonun üzerinde yabancı turist giriş yaparken, bu girişlerin yüzde 35’i Antalya ve yüzde 26’sı ise İstanbul olarak gerçekleşti. Toplam girişlerin yüzde 73’nü oluşturan uluslararası ziyaretler ise; 2009 ilk beş aylık döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre azaldı. (Almanya yüzde -7, Rusya yüzde -20)
Rapora göre; 2008 yılının son aylarından itibaren gözlenen doluluk oranlarındaki azalmanın 2009 yılının ilk aylarında devam etmesi, otelcileri daha düşük fiyatlardan işlem yapmaya zorladı. İstanbul’daki otellerin 2009 yılının ilk dört aylık döneminde Avrupa, Orta Doğu ve Afrika bölgesinde bulunan en önemli şehirlerden daha iyi sonuçlar elde ettiğini belirten Jones Lang LaSalle Hotels Türkiye Başkan Yardımcısı Elif Egeli Nişancı, “Oteller, pazarın kendini çabuk toparlayacağı ümidiyle, önceleri ortalama oda fiyatlarını sabit tutmaya çalıştı. Ancak pazarın kötüleşmesi oda fiyatları üzerindeki baskıyı arttırdı ve 2009 başından Mayıs ayına kadar geçen dönemde İstanbul’daki ortalama oda fiyatları, geçen senenin aynı dönemine kıyasla yüzde 9,2 düştü” dedi.
Rapora göre; yatırımcıların ikincil ve resort bölgelere artan ilgisine rağmen, son yıllarda büyümenin önemli bir kısmı yine İstanbul’da yoğunlaştı. 2009’un ilk yarısında bazı uzun vadeli projeler hayata geçti. Sütlüce Golden Horn Kongre Merkezi Mart ayında, Hilton grubunun ilk resort franchise işletmesi olan Hilton Sarıgerme ise Haziran ayında açıldı. Ayrıca bazı ulusal ve uluslararası otel zincirleri yine bu dönemde, İstanbul piyasasına giriş yaptı. Piyasa koşulları sebebiyle, 2009 yılının ikinci yarısında bazı ulusal markalı oteller hariç, hiç bir büyük ölçekli projenin tamamlanmasını beklemediklerini söyleyen Elif Egeli Nişancı, Marriott grubu tarafından eski HSBC binasında inşaatı devam eden ve yılsonunda açılması planlanan The Edition en önemli proje olduğunu söyledi. Nişancı, “2009 yılının ikinci yarısında, devam eden olumsuz piyasa algılaması sebebiyle, yatırımcıların temkinli davranmaları ve oda başı gelirin, yılın geri kalanında düşmeye devam etmesi bekleniyor. İkinci yarıda İstanbul otel piyasasını olumlu etkileyecek en büyük turizm etkinlikleri arasında; Eylül ayındaki İlaç ve Eczacılık Konferansı, Ekim ayındaki IMF ve Dünya Bankası Konferansı yer alıyor” dedi.
Genel Haberler
Sampi Pide: Gıdada doğru yatırım modeli her zaman daha çok kazandırır
Sampi Pide CEO’su Zeynel Akyol, artan maliyetlere karşı geliştirdiği “Sampi Express & Pizza Portivo” hibrit modelinin ilk şubesini İstanbul Ümraniye’de hizmete açtıklarını söyledi. Doğru yatırım modelinin geleneksel yatırım araçlarına göre çok karlı olabildiğine dikkat çeken Akyol, buna yönelik özel bir çalışma yaptıklarını kaydetti. 3 milyon TL’lik bir sermaye üzerinden geleneksel yatırım araçları ve Sampi Express & Pizza Portivo modelini karşılaştıran bir çalışma yaptıklarını aktaran Akyol, araştırmanın sonuçlarını ise şöyle özetledi: “Vatandaşın yatırım aracı olarak gördüğü üç geneleksel modeli baz aldık. Mevduat, altın-döviz ve borsaya yapılan yatırımla Sampi Express & Pizza Portivo yatırım modelini kıyasladık. 3 milyon TL’lik bir yatırımın bir yıllık getirisini analiz ettik. Buna göre mevduat faizi getirisi yüzde 42 olarak çıktı ancak enflasyon etkisiyle reel getirisinin sınırlı kaldığını gördük. Altın ve döviz ise mevcut veriler eşliğinde yüzde 35 ila 45 arasında bir kazançla yatırımcıya güvenli liman sunsa da düzenli gelir üretmeyen yapıları nedeniyle büyüme tarafında zayıf kaldıklarını gördük. Borsa ise hâlâ önemli bir alternatif olsa da, geniş getiri aralığı nedeniyle belirsizlik barındırıyordu. Bu da yatırımcı için riskli bir alan olarak dikkat çekti. Aynı zamanda tüm bu yatırım araçlarının yatırımcıya düzenli bir nakış akışı sunmuyor olması da araştırmanın dikkat çeken bir diğer tarafı oldu.”
Genel Haberler
Ebebek’in 2030 yılı ciro hedefi 1 milyar dolar
Bugün 71 ilde 305 mağazası, ebebek.com ve mobil uygulamasıyla hizmet veren ebebek, fiziki ve dijital kanallarını birlikte geliştirerek bebeveynlere daha erişilebilir bir deneyim sunuyor. Marka, 2026 yılı itibarıyla mağaza sayısını 330’a çıkarmayı, online kanallarda büyümeyi hızlandırmayı ve farklı mağaza formatlarıyla daha fazla bebeveyne ulaşmayı planlıyor. Birleşik Krallık ve Kuzey Irak’taki operasyonlarını sürdüren ebebek, uluslararası pazarlardaki varlığını da genişletmeyi amaçlıyor. Marka, 2030 yılına kadar 1 milyar dolarlık büyüklüğe ulaşmayı hedefliyor.
ebebek Genel Müdürü Can Karadeniz, markanın geldiği noktayı ve gelecek vizyonunu şu sözlerle değerlendirdi:
“25 yılı geride bırakırken ebebek’in bugün ulaştığı noktayı daha net görüyoruz. Türkiye genelinde 305 mağazamız, güçlü dijital altyapımız ve milyonlarca bebeveyne ulaşan hizmet ağımızla önemli bir ölçeğe ulaştık. Bu büyümeyi kurduğumuz güven ilişkisiyle birlikte değerlendiriyoruz. Bugün geldiğimiz nokta, yıllar içinde attığımız planlı adımların ve doğru yatırımların bir sonucu. Bu yaklaşımın finansal sonuçlara da güçlü bir şekilde yansıdığını görüyoruz. 2025 yılında FAVÖK’ümüz, bir önceki yıla göre %25,5 artışla 3,5 milyar TL’ye ulaşırken, brüt kârımız %17,3 artışla 10 milyar TL seviyesine çıktı. Brüt kâr marjımız 0,6 puan iyileşirken, FAVÖK marjımız da 1 puan artışla %12,8’e ulaştı.
Önümüzdeki dönemde büyümemizi sürdürmeyi hedefliyoruz. 2030 yılına kadar 1 milyar dolarlık büyüklüğe ulaşma hedefimiz doğrultusunda ilerlerken, verimliliği artıran yatırımlara, dijitalleşmeye ve müşteri deneyimine odaklanmaya devam edeceğiz.”
ebebek Pazarlama Direktörü Itır Erel Ergül ise, “25 yıldır ailelerin ihtiyaçlarını anlayarak onların hayatını kolaylaştıran çözümler geliştirmeye odaklanıyoruz. Çünkü, bizim için dünyaya gelen her bebek, kendi bebeğimizdir; bu nedenle ebebek’i bir markadan çok daha ötesi, her an bebeveynlerin yanında olan bir destek noktası olarak görüyoruz. Ürünlerimizden sunduğumuz bilgiye, mağaza deneyiminden dijital kanallarımıza kadar her noktada bebeveynlerin yanında olmayı önceliklendiriyoruz.
Bugün ebebek’i farklı kılan en önemli unsur, ailelerle kurduğumuz güven ilişkisi. Bu bağı her geçen gün daha da güçlendirirken, bebeveynlerin hayatına gerçek anlamda değer katan deneyimler geliştirmeye devam ediyoruz” dedi.
Genel Haberler
BRCGS S&D sertifikalı A101 deposu 5. kez AA notu aldı
Gıda güvenliği ve tedarik zinciri yönetiminde dünya genelinde en saygın referanslardan biri olarak kabul edilen BRCGS S&D standardı kapsamında, A101’in Antalya Meyve Sebze deposu Türkiye’nin ilk ve tek sertifikalı tesisi olarak 5. denetimini başarıyla tamamlayarak en yüksek derece olan AA notunu korudu. Uluslararası kriterlere göre gerçekleştirilen bu denetim, operasyonel mükemmeliyetin sürekliliğini ve sistemin istikrarlı şekilde sürdürüldüğünü bir kez daha tescilledi.
Taze meyve ve sebzelerin kontrollü koşullarda korunmasını kapsayan bu standart, ürünlerin tarladan rafa uzanan yolculuğunda güvenliğin kesintisiz şekilde sağlanmasını mümkün kılıyor. A101, bu güçlü altyapı sayesinde yalnızca ürün sunmuyor; aynı zamanda güven, şeffaflık ve kaliteyi odağına alan bir yaklaşımı da alışverişçilerine taşıyor.
A101, uluslararası standartlarla uyumlu şekilde geliştirdiği operasyonel yaklaşımıyla, gıda güvenliği alanında sektör için referans oluşturmaya ve güven odaklı büyümesini kararlılıkla sürdürmeye devam ediyor.
