Sosyal Medya Hesaplarımız

Genel Haberler

Jones Lang Lasalle’a göre 2010 yılında büyüme başlayacak

Editör
Abone Ol:

Jones Lang Laselle tarafından hazırlanan ‘Türkiye Gayrimenkul Piyasası 2009 Yılı İlk Yarı’ raporuna göre; yılın ilk altı ayında perakendeden ofis piyasasına, lojistikten otel piyasasına kadar gayrimenkul piyasasının tüm sektörlerinde yavaşlama gözlenmesine rağmen, tüketici güveni ve perakende ciroları artış gösterdi.

Jones Lang Laselle araştırma departmanı tarafından hazırlanan rapor, Türkiye Başkanı Avi Alkaş, Türkiye Yönetici Direktörü Alan Robertson, Sermaye Piyasaları ve Araştırma Direktörü Dr. Kıvanç Erman, Sermaye Piyasaları ve Araştırma Müdürü İdil Hamzadi ve Jones Lang LaSalle Hotels Türkiye Başkan Yardımcısı Elif Egeli Nişancı’nın katılımıyla gerçekleştirilen bir toplantıda paylaşıldı. Raporda;

-Yavaşlayan perakendeci talebinin, yatırımcıların geçici kira teşvikleri sunmasına neden olduğu, indirim kampanyalarından ötürü perakende cirolarında yavaşlama olmasına rağmen, reel olarak büyümenin devam ettiği ve tüketici güveninin arttığı,

-Ofis pazarında kiracı talebinin yavaşlamasına rağmen, kiracıların daha ucuz olan alt pazarlara yöneldiği, Ümraniye gibi gelişen alt pazarlarda büyümenin devam ettiği,

-Lojistik pazarının ekonomik daralmadan en çok etkilenen piyasa olduğu ve spekülatif projelerin beklemeye alındığı, ancak buna rağmen Türkiye’nin jeo-stratejik öneminin lojistik piyasasının potansiyelini önemli derecede arttırdığı kaydedildi.

Perakende:

jones_lang_lasalle1Uluslararası perakendecilerin Türkiye’ye ilgisinin sürdüğünü gösteren rapora göre; yılın ilk yarısında Türk perakendecilerin mevcut ekonomik koşullarını göz önüne alarak, yatırım stratejilerini gözden geçirmeleri, genişleme planlarında ve alışveriş merkezleri projelerinde bir yavaşlamaya sebep oldu. Koton, Desa, Boyner ve İpekyol gibi bazı perakendeciler, ilk altı aylık dönemde Batı Avrupa, Orta Avrupa ve Afrika gibi dış pazarlara açılmayı tercih etti.

İyi konuma sahip, doğru konseptli ve doğru kitleye hitap eden alışveriş merkezlerine perakendeci talebinin halen yüksek olduğunu belirten Alkaş, “Departmant store, yeme-içme birimleri, yapı market ve elektronik marketler gibi ana kiracıların halen genişleme isteklerinin olduğunu gözlemlemekteyiz. Özellikle Media Markt ve Best Buy gibi elektronik zincirlerin pazara girişi sonrasında, rekabet güçlü bir şekilde arttı. Uluslararası perakendecilerin Türkiye’ye ilgisi halen sürüyor. Leroy Merlin ve Baumax gibi dünyaca bilinen iki yapı market markası, yılın ilk yarısında Türkiye pazarına giriş yapma kararı aldı. Best Buy ilk mağazasını İzmir’de açmayı planlıyor. Decathlon, Basler, Aftershock ve Bijou Brigette gibi uluslararası perakende markalarının da 2009 yılında Türkiye pazarına giriş yapmaları bekleniyor. Prada, yılın üçüncü çeyreğinde Nişantaşı’nda kendi mağazasını açmayı düşünüyor. Miu Miu, İstinye Park’ta bir mağaza açacak, Harvey Nichols da Demsa ortaklığı sonrası Ankara’da yeni bir mağaza açmayı planlıyor” dedi.

Kiralarda ki indirim geçici

jones_lang_lasalle2Raporda, altı aylık dönemde alışveriş caddelerinde yavaşlayan perakendeci talebinin, alışveriş merkezlerinden daha güçlü bir seyir izlediği, aynı dönemde Nişantaşı bölgesinde kira oranlarında önemli bir değişiklik olmamasına karşılık, Bağdat Caddesi ve İstiklal Caddesi’nde kiraların düştüğü belirtildi. Yılın ilk yarısında ikincil alışveriş merkezlerinde yatırımcıların kira indirimlerine gittiği, güçlü markaları çekmek isteyen yatırımcıların ana kiracılara ciro üzerinden kira teklifi yaptıklarına değinen Alkaş, tüm bu kira indirimlerinin geçici bir süreliğine geçerli olduğunu, kontrat kiralarında bir değişim olmadığı, 90 euro m2/ay azami kira oranının piyasa koşulları gereği geçici olarak 65-80 euro m2/ay arasında değiştiğini söyledi. Avi Alkaş, “Yılın ilk yarısında, alışveriş merkezleri pazarında toplam kiralanabilir alan yaklaşık 160 bin metrekare artarak 2009 Haziran ayı itibariyle 5 milyon 30 bin metrekareye ulaştı. İstanbul’da, ilk altı aylık dönemde toplam kiralanabilir alan sadece 51 bin metrekare büyüdü. İnşaat halindeki 44 proje tamamlandığında İstanbul, 1 milyon 62 bin metrekarelik yeni perakende alanına kavuşacak.

2010 sonu itibariyle bu oranın 3 milyon 500 bin metrekareye ulaşması tahmin ediliyor. Sonuç olarak, Türkiye perakende pazarı önemli ölçüde büyümesine ve 2010 sonunda bin kişi başına düşen toplam kiralanabilir alan olarak 118 metrekareye ulaşacak olmasına rağmen, halen güçlü bir potansiyele sahip. Türkiye, Avrupa piyasasının 9. en büyük perakende potansiyeline sahip pazarı olarak, birçok Orta ve Doğu Avrupa ülkesinden daha yüksek potansiyel sunuyor” dedi.

Ofis piyasası:

jones_lang_lasalle3– İstanbul ofis piyasasında; yıllık azami kira, 2009’un ikinci çeyreğinde yüzde 25 düşerek 350 euroya geriledi. Rapora göre; son iki sene boyunca İstanbul’da gözlenen güçlü kiracı talebi, özellikle 2009’un ilk yarısı itibariyle yavaşlama sürecine girdi. Batı Avrupa pazarlarıyla kıyaslandığında, çok daha az olsa da İstanbul ofis piyasasının küresel daralmadan etkilendiğini söyleyen Jones Lang LaSalle Yönetici Direktörü Alan Robertson, “İstanbul’da öncelikli tercih olması sebebiyle merkezi iş alanlarındaki (MİA) kısıtlı arz, boşluk oranlarının süratle artmasını engelledi ve boşluk oranı 2009’un ikinci çeyreği itibariyle yüzde 5’in altında seyretti. Aynı dönemde bu oran Prag’da yüzde 10, Moskova’da yüzde 17, Budapeşte’de yüzde 14 ve Varşova’da ise yüzde 4,5 olarak gerçekleşti. Asya yakasındaki daha düşük kiralara sahip lokasyonlar tercih edilirken, kolay ulaşımı ve yüksek kalitedeki ofis arzı sebebiyle Ümraniye bir numaralı ofis merkezi olarak belirmeye başladı. Düşen kiracı talebi kiralarda azalmalara neden oldu ve 2008 dördüncü çeyreğinde metrekare başına yıllık 480 euro olan yıllık azami kira, 2009 ikinci çeyreğinde yüzde 25’lik bir düşüş ile 350 euroya geriledi. Azalan kiracı talebi ve yeni ofis arzının artması nedeniyle kiraların2009’un ikinci yarısında da düşüş göstermesi bekleniyor. İstanbul ofis piyasası Avrupa yakasında Kağıthane ve Eyüp, Asya yakasında ise Ümraniye’ye doğru gelişiyor. 2009’un ilk yarısında yaklaşık 120 bin metrekare, ofis alanı piyasasına giriş yaptı. Bu projelerin başlıcaları Levent’teki Apa Giz, Fulya’daki Selenyum Projesi, Ümraniye’deki Anel Plaza ve Eyüp’teki Flatofis oldu. 2009 yılının ilk yarısında en büyük kiralama işlemleri Asya yakasında gerçekleşti. Bu dönemde en büyük kiralama işlemi yaklaşık 9 bin metrekare ile Anel Plaza’da oldu. Yılın ikinci yarısında yaklaşık 123 bin metrekare civarında A sınıfı ofis arzının piyasaya giriş yapması bekleniyor, bu projelerin yaklaşık yüzde 65’i Ümraniye’de. Levent’te Eczacıbaşı ve Tekfen Oz tarafından başlanan iki ayrı A sınıfı ofis inşaatı, piyasaya duyulan güvenin devam ettiğinin en önemli göstergesi. Karma projelerin en önemlisi ise, 160 bin metrekarelik Marmara Forum Alışveriş Merkezi ile tamamlanan, 3 bin metrekareye kadar çıkan geniş ofis alanlarıyla dikkat çeken ve yaklaşık olarak 30 bin metrekare A tipi ofis alanına sahip Merter Marmara Forum Garden Ofis projesi” dedi.

Ankara ofis piyasası:

Ankara ofis piyasasının büyük ölçüde apartman dairelerinden dönüştürülmüş düşük kalitedeki ofis alanlarından oluştuğunu söyleyen Alan Robertson, 2009 yılında Ankara ofis piyasasına yaklaşık 73 bin metrekare yüksek kalitedeki ofis projesinin giriş yapmasının beklendiğini sözlerine ekledi.

jones_lang_lasalle4Robertson, Söğütözü ve Balgat bölgelerini de kapsayan İnönü Bulvarı’nı çevreleyen alanın Ankara’nın merkezi iş alanı olarak belirmeye başladığına değindi ve yüksek kalitedeki ofis arzının kısıtlı olması sebebiyle, Gaziosmanpaşa veya gelişmekte olan merkezi iş alanlarındaki uluslararası A tipi ofis niteliği taşımayan ofislerde bile doluluk oranlarının çok yüksek seviyelerde olduğunu belirtti.

İzmir’de ofis yatırımları artıyor

Raporda; İzmir’deki ofis yatırımlarının arttığı, planlanma aşamasındaki önemli projelerin Tekfen-Oz ve Rönesans İnşaat tarafından yapılan yaklaşık 205 bin metrekare inşaat alanına sahip; rezidans, alışveriş merkezi, ofis projelerini içeren Konak bölgesindeki karma proje ve İzmir-Turan yakınlarında İş GYO tarafından geliştirilen alışveriş merkezi, rezidans ve ev-ofis projesi olduğu belirtiliyor.

Ekonomik kriz en çok lojistik sektörünü etkiledi

jones_lang_lasalle_kutuJones Lang Laselle Türkiye Gayrimenkul Piyasası 2009 Yılı İlk Yarı Raporu’na göre; ekonomik krizden en çok lojistik sektörü etkilendi. Bu durum, bazı inşaat halindeki projelerin askıya alınmasına yol açarken, otomotiv ve beyaz eşya gibi ana ihracat sektörlerine hizmet veren lojistik şirketlerini de etkiledi.

Devam eden projelerin çoğunun, gayrimenkul sahiplerinin kendi kullanımları için geliştirdikleri projeler olduğuna değinen Jones Lang Laselle Sermaye Piyasaları ve Araştırma Direktörü Dr. Kıvanç Erman, “Ekol Lojistik, Gebze’de 101 bin metrekarelik antrepo inşaatına başladı. 2010 yılında bitirilmesi düşünülen bu proje, Avrupa’nın en büyük ikinci antreposu olacak. Roder Logistik Yatırımları, Ankara’nın Kazan ilçesinde 389 bin metrekarelik alanda lojistik merkezi inşaatı planlanıyor. İstanbul, İzmit ve Tekirdağ halen en çok tercih edilen lojistik alanları arasında yer alıyor. Asya yakasında özellikle Tuzla ve Gebze, Avrupa yakasında ise Hadımköy ve Çatalca, makul arazi fiyatları ve kolay ulaşım özelliklerinden dolayı antrepo projeleri için tercih edilen lokasyonlar haline geldi. Çerkezköy, Çorlu, Uzunçiftlik ve Köseköy bölgeleri de lojistik alanları için iyi fırsatlar sunuyor. Lojistik piyasasındaki düşük işlem hacmine rağmen, son birkaç yıldır DHL, Ceva Logistic, Kühne Nagel, Gefco, Serlog ve Arkas-Schenker gibi uluslararası şirketler Türkiye’ye giriş yaptı. Önümüzdeki dönem lojistik pazarının orta vadede oldukça gelişmesi ve büyümesi, ekonomik koşulların iyileşmesini takiben de kiracı talebinin hızla eski gücüne kavuşması bekleniyor” dedi.

Oda fiyatları geçen yıla kıyasla yüzde 9,2 düştü

Kültür ve Turizm Bakanlığı verilerine göre; ilk 5 aylık dönemde Türkiye’ye 1,5 milyonun üzerinde yabancı turist giriş yaparken, bu girişlerin yüzde 35’i Antalya ve yüzde 26’sı ise İstanbul olarak gerçekleşti. Toplam girişlerin yüzde 73’nü oluşturan uluslararası ziyaretler ise; 2009 ilk beş aylık döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre azaldı. (Almanya yüzde -7, Rusya yüzde -20)

Rapora göre; 2008 yılının son aylarından itibaren gözlenen doluluk oranlarındaki azalmanın 2009 yılının ilk aylarında devam etmesi, otelcileri daha düşük fiyatlardan işlem yapmaya zorladı. İstanbul’daki otellerin 2009 yılının ilk dört aylık döneminde Avrupa, Orta Doğu ve Afrika bölgesinde bulunan en önemli şehirlerden daha iyi sonuçlar elde ettiğini belirten Jones Lang LaSalle Hotels Türkiye Başkan Yardımcısı Elif Egeli Nişancı, “Oteller, pazarın kendini çabuk toparlayacağı ümidiyle, önceleri ortalama oda fiyatlarını sabit tutmaya çalıştı. Ancak pazarın kötüleşmesi oda fiyatları üzerindeki baskıyı arttırdı ve 2009 başından Mayıs ayına kadar geçen dönemde İstanbul’daki ortalama oda fiyatları, geçen senenin aynı dönemine kıyasla yüzde 9,2 düştü” dedi.

Rapora göre; yatırımcıların ikincil ve resort bölgelere artan ilgisine rağmen, son yıllarda büyümenin önemli bir kısmı yine İstanbul’da yoğunlaştı. 2009’un ilk yarısında bazı uzun vadeli projeler hayata geçti. Sütlüce Golden Horn Kongre Merkezi Mart ayında, Hilton grubunun ilk resort franchise işletmesi olan Hilton Sarıgerme ise Haziran ayında açıldı. Ayrıca bazı ulusal ve uluslararası otel zincirleri yine bu dönemde, İstanbul piyasasına giriş yaptı. Piyasa koşulları sebebiyle, 2009 yılının ikinci yarısında bazı ulusal markalı oteller hariç, hiç bir büyük ölçekli projenin tamamlanmasını beklemediklerini söyleyen Elif Egeli Nişancı, Marriott grubu tarafından eski HSBC binasında inşaatı devam eden ve yılsonunda açılması planlanan The Edition en önemli proje olduğunu söyledi. Nişancı, “2009 yılının ikinci yarısında, devam eden olumsuz piyasa algılaması sebebiyle, yatırımcıların temkinli davranmaları ve oda başı gelirin, yılın geri kalanında düşmeye devam etmesi bekleniyor. İkinci yarıda İstanbul otel piyasasını olumlu etkileyecek en büyük turizm etkinlikleri arasında; Eylül ayındaki İlaç ve Eczacılık Konferansı, Ekim ayındaki IMF ve Dünya Bankası Konferansı yer alıyor” dedi.

Devamını Oku
Yorum Yapın

Yorumunuz

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Advertisement

Genel Haberler

Dev satın alma tamamlandı

Editör

Yazar:

CarrefourSA hisselerinin yüzde 89,28’inin Aydın Grup bünyesindeki Yeni Mağazacılık’a (A101) devri tüm yasal onayların ardından resmen tamamlandı.

Şirketten yapılan açıklamaya göre, CarrefourSA’nın sermayesini temsil eden payların yüzde 89,28’lik bölümünün Aydın Grup’a devrine ilişkin Rekabet Kurumu dahil tüm yasal onay süreçleri tamamlandı ve devir işlemi gerçekleşti.

Devirle birlikte Aydın Grup bünyesindeki Yeni Mağazacılık şemsiyesi altında yer alan perakende devleri CarrefourSA ve A101, faaliyetlerini farklı yönetim yapıları altında, ayrı segmentlerde ve kendi marka kimliklerini koruyarak bağımsız şekilde sürdürecek. Bu yeni döneme CarrefourSA CEO’su Hatice Evren liderlik edecek.

Açıklamada görüşleri yer alan Aydın Grup Yönetim Kurulu Üyesi Erhan Bostan, yeni bir sayfa açtıklarını belirterek, şu ifadeleri kullandı:

“CarrefourSA’nın yeni yatırımımızla sağlamlaşacak finansal yapısı, bize daha cesur adımlar atma imkanı veriyor. Mağazalarımıza gelen herkes için daha iyi bir deneyim sunmayı, alışverişi daha keyifli hale getirmeyi hedefliyoruz. İş ortaklarımız ve tedarikçilerimiz açısından da güven veren, değer yaratan ve birlikte büyüme iştahını artıran bir iş ortağı olmayı önemsiyoruz. Çalışanlarımız için ise enerjisi yüksek, gelişim alanı açan, parçası olmaktan gurur ve heyecan duyulan bir iş yeri olmayı hedefliyoruz. Güçlü bir finansman, ekosistem ve sağlıklı bir ticaret, bu yolculuğun merkezinde yer alacak.”

Erhan Bostan, CarrefourSA’nın en güçlü yönlerinden birinin taze, kaliteli ve zengin ürün çeşitliliği olduğunu belirterek, bu gücü daha da büyüterek Türkiye’nin dört bir yanına taşıyacaklarını bildirdi.

Bostan, “Hedefimiz, Türkiye’nin her ilinde ve çok daha fazla noktada tüketicilere ulaşmak ve erişilebilirlikle kaliteyi birlikte geliştirmektir. Ekonomiye kattığımız değeri, istihdamımızı ve yerli tedarikçilerimizle kurduğumuz iş birliğini çok daha öteye götüreceğiz.” açıklamasında bulundu.

Sabancı Holding 85.5 milyon dolar ödeme yaptı

Nisan ayında satışa ilişkin Sabancı Holding tarafından yapılan açıklamada satış işleminin 325 milyon dolarlık şirket değeri üzerinden yapılacağı ifade edilmişti.

Söz konusu açıklamada şu bilgiler yer almıştı:

“Söz konusu Sözleşme uyarınca, Carrefoursa’nın 325.000.000 ABD Doları olarak belirlenen toplam şirket değeri esas alınarak hesaplanacak nihai hisse değeri, kapanış tarihindeki net borç ve işletme sermayesi tutarları üzerinden yapılacak kapanış düzeltmelerine tabi olacaktır. Kapanış düzeltmeleri sonucunda hesaplanacak nihai hisse değerinin negatif olması halinde, söz konusu negatif farkın ana ortaklara isabet eden kısmının tamamı için Hacı Ömer Sabancı Holding A.Ş.’ye ek bir finansal yükümlülük çıkabilecektir.”

Sabancı Holding tarafından KAP’a gönderilen açıklamada ise şu bilgiler yer aldı:

“Carrefoursa’nın 325.000.000 USD olarak belirlenen toplam şirket değerinin, sözleşmede belirtilen şartlara uygun şekilde kapanış tarihindeki net borç ve net işletme sermayesi tutarları dikkate alınarak düzeltilmesi sonucunda Sabancı Holding tarafından Yeni Mağazacılık A.Ş.’ye 85.479.120 USD ödeme yapılmış olup, kapanış hesaplarında yapılacak çalışma sonrasında söz konusu ödeme tutarı güncellenecektir.”

CarrefourSA CEO Kutay Kartallioğlu, bu konuda şu açıklamada bulundu:

“Şirketimizde yeni bir dönem başlıyor: Yapılan Genel Kurul toplantısı ile birlikte şirketimizin ana hissedarlık yapısı değişti ve Yeni Mağazacılık A.Ş. (Aydın Grubu) CarrefourSA’nın ana hissedarı oldu. A101 ve CarrefourSA markaları farklı yönetim yapıları ve ayrı çatılar altında, kendi marka kimliklerini koruyarak bağımsız şekilde hareket edecekler, bunu tekrar vurgulamak isterim. Şirketimize, iş ortaklarımıza, müşterilerimize ve tüm CarrefourSA ailesine hayırlı, uğurlu olsun.

Ben ise CarrefourSA’da geçen 22 yıl ve Sabancı Topluluğu bünyesindeki 25 yıllık yolculuğumun ardından bayrağı devrediyorum; planlı ve güvenli bir geçiş için bir süre daha CEO danışmanı olarak destek vermeye devam edeceğim.

Son sekiz yıldır CarrefourSA’nın CEO’su olarak görev yapmak, meslek hayatımın en büyük ayrıcalıklarından biri oldu. Bugün geriye dönüp baktığımda, büyük bir gurur ve derin bir minnettarlık hissediyorum.

Bu süreçte CarrefourSA’yı daha güçlü, daha çevik ve geleceğe daha hazır bir şirkete dönüştürmek için önemli adımlar attık. Dijital dönüşümü hızlandırdık, yapay zekâyı iş yapış biçimimizin ayrılmaz bir parçası hâline getirdik, çok kanallı yapımızı güçlendirdik, sürdürülebilirlik hedeflerimizi ileri taşıdık ve uzun yıllar değer üretmeye devam edecek bir inovasyon kültürü oluşturduk.

Ancak en değerlisi, tüm bunları birlikte başarmış olmamızdı. Bu yolculuk boyunca birlikte çalışma ayrıcalığını yaşadığım tüm CarrefourSA ailesine; Sabancı Topluluğu’na, Carrefour Grubu’na, Yönetim Kurulumuza, müşterilerimize, tedarikçilerimize ve iş ortaklarımıza gönülden teşekkür ediyorum. Güveniniz, desteğiniz ve ortak vizyonumuza olan inancınız, bu başarı hikâyesinin en değerli parçası oldu.

Şimdi ise geçmişe duyduğum büyük bir minnettarlıkla, geleceğe aynı heyecan ve merakla bakıyorum. Teknolojinin, yapay zekânın ve dönüşüm odaklı liderliğin iş dünyasını yeniden şekillendirdiği bu dönemde; büyüme, dönüşüm ve kalıcı değer yaratımına katkı sağlamayı heyecanla bekliyorum.

Bu yolculukta birlikte yürüdüğüm herkese gönülden teşekkür ediyorum.”

Yeni CEO Hatice Evren kimdir?

CarrefourSA ve A101, faaliyetlerini farklı yönetim yapıları altında, ayrı segmentlerde ve kendi marka kimliklerini koruyarak bağımsız şekilde sürdürecek. CarrefourSA’daki yeni döneme ise CEO Hatice Evren liderlik edecek.

Boğaziçi Üniversitesi Endüstri Mühendisliği bölümü mezunu olan Hatice Evren, 2010 yılında ABD’ye giderek New York Üniversitesi’nde Yönetim yüksek lisansı yaptığı sırada Araştırma Asistanı olarak çalıştı ve orada kendi girişimini de kurdu. Daha sonra The Boston Consulting Group bünyesinde çalışmaya başlayan Evren, Harvard Business School’da MBA eğitimini tamamladı. MBA sonrası The Boston Consulting Group İstanbul ve Dubai ofislerinde çalıştı.

2019 yılından itibaren Getir’e katılan Hatice Evren, Chief Transformation Officer olarak göreve başladı. 2021 yılında Getir ve GetirMore’un CEO’luğunu üstlendi.  2023 -2024 arasında Chief of Global Functions olarak teknoloji, veri, ürün, müşteri hizmetleri, tedarik ve lojistik zinciri ve operasyonel mükemmellik departmanlarında tüm coğrafyalarda (Türkiye, Avrupa, ABD) küresel fonksiyonların liderliğini yaptı. Ocak 2024-Kasım 2024 arasında ABD Grubu (Getir&Fresh Direct) CEO’su olarak görev yaptı. Getir’in Türkiye’deki market hizmetlerinin (Getir & GetirBüyük) CEO’su olarak devam etti.

Devamını Oku

Genel Haberler

İstanbul Ticaret Üniversitesi’nden ödüllü yarışma

Editör

Yazar:

İstanbul Ticaret Üniversitesi, “Bilgi, Organize Perakendesiyle Buluşuyor” adı altında bir yarışma düzenledi.

Dereceye girenlere “Ekrem Özen Perakende Değer Katan Araştırmalar” ödülü verilecek. “Organize Gıda Perakende Yönetiminde Yeni Paradigmalar” kitabında da özgün araştırmalara yer alacak.

Üniversiteden yapılan açıklamada, “Organize gıda perakendeciliğine yönelik özgün araştırmalara editörlü kitapta yayınlama fırsatı tanınacak” yer alırken jüri tarafından seçilen çalışmalarında ödüllendirileceği ifade ediliyor.

Konu başlığı ve özet gönderimi için son tarih ise 7 Ağustos 2026.

İletişim: retailresearch@ticaret.edu.tr

Devamını Oku

Genel Haberler

Müşteri ilişkilerinde yapay zeka devrimi

Editör

Yazar:

Küresel pazar verilerine göre, müşteri ilişkileri yönetimi dünyada en hızlı büyüyen yazılım segmenti olmayı sürdürürken pazar büyüklüğünün 2026 yılında 126,17 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Yatırım getirisinin (ROI) her 1 dolarlık harcama için yaklaşık 8,71 dolar kazanç sağladığı bu yeni ekonomik düzende, veri odaklı stratejiler bir tercih olmaktan çıkarak her ölçekteki işletme için stratejik bir gereklilik haline geliyor. Özellikle hiper-kişiselleştirme ve deneyim ekonomisinin ön plana çıktığı günümüzde, müşterinin bir sonraki adımını tahmin edebilen yapay zeka destekli sistemler rekabetin ana belirleyicisi konumunda bulunuyor.

Nitekim Nobel ödüllü davranış bilimci Daniel Kahneman’ın “hızlı ve yavaş düşünme” teorisine göre insan kararlarının yaklaşık yüzde 95’i bilinçaltında ve anlık şekilleniyor; yalnızca yüzde 5’i bilinçli bir akıl yürütmeden geçiyor. Geleneksel CRM sistemleri ise büyük ölçüde bu yüzde 5’lik katmanı, yani müşterinin ne aldığını kaydedebiliyor; kararın arkasındaki asıl tetikleyiciyi, nedeni ise büyük ölçüde kaçırıyor.

Yapay Zeka destekli müşteri yönetiminin kurumsal gelecekteki rolünü vurgulayan OBASE CEO’su ve Kurucu Ortağı Dr. Bülent Dal, konuyu şu sözlerle özetliyor: “CRM sistemleri sayesinde uzun süredir müşterilerimizin davranışsal verisini yüksek doğrulukla gözlemleyebiliyoruz. Müşterilerin neye, ne zaman, ne kadar ve ne sıklıkta para harcadığını ölçebilir durumdayız. Makine öğrenmesi tabanlı modellerle bir sonraki satın alma davranışını tahmin edebiliyor, ‘ne satın alabilir?’ sorusuna güçlü cevaplar üretebiliyoruz.”

Geleneksel yöntemlerin kurumsal veriyi analiz etme yeteneğine sahip olduğunu ancak arka plandaki derin motivasyonu çözme noktasında yeni nesil teknolojilere ihtiyaç duyduğunu belirten Dal, sözlerine şöyle devam etti: “Büyük Dil Modelleri (LLM) artık bu süreci kökten değiştiriyor; müşteri etkileşimlerini sayısal verilerin ötesine taşıyarak anlamsal veri olarak işliyor. Sohbet kayıtları, çağrı merkezi transkriptleri, e-posta içerikleri ve sosyal medya mesajları aracılığıyla müşterinin gerçek ‘niyetini’ ve motivasyonunu kavramak artık mümkün hale geliyor. Böylece CRM sistemleri, sadece davranışsal hareketleri izleyen yapılar olmanın ötesine geçerek gerçek anlamda kurumsal motivasyonları anlayan yepyeni bir mimariye dönüşüyor. Örneğin bir müşteri ‘hafta sonu misafirlerim gelecek, glutensiz tarifler için neler önerirsin?’ diye sorduğunda, aslında yalnızca bir sepet değil; kalıcı bir beslenme hassasiyeti hakkında bilgi veriyor. Ya da bir kutlama için ürün ararken, taraftarı olduğu takımı ve katılmaktan keyif aldığı etkinlik türünü de bizimle paylaşmış oluyor. Bu bilgiyi elinde tutan perakendeci, müşterisini artık çok daha derinden tanıyor.”

AIR ile CRM teknolojileri öğrenen yapılara dönüşüyor

AIR Yapay Zeka Platformu, CRM sistemlerini yalnızca analiz yapan araçlar olmaktan çıkarıp sürekli öğrenen sistemlere dönüştürüyor. Geleneksel sistemlerde müşteri davranışının pasif olarak izlendiği dönem, yerini yapay zeka destekli aktif öğrenme süreçlerine bırakıyor. Kullanıcıdan gelen tüm bilgileri bağlamsal olarak ele alıp işleyen bu yeni mimaride; müşteri, ürün arama sürecinde satın alma gerekçesini kendi ifadeleriyle ayrıntılı biçimde ortaya koyabiliyor. Satın alma sürecine eşlik eden yapay zeka araçları, müşteriye doğrudan ‘Bu ürünü neden tercih ettiniz?’ diye sorarak bu kıymetli bilgiyi kurumsal hafızanın resmi ve sistematik bir parçası hâline getiriyor.

Obase AIR; yapay zekanın kurumlarda güvenli, anlamlı ve sürdürülebilir biçimde çalışabilmesi için gereken tüm bileşenleri tek bir mimaride bir araya getiren uçtan uca bir platformdur. Kurumun dağınık veri kaynaklarını, iş süreçlerini ve yapay zekâ modellerini ortak bir zeminde buluşturarak teknolojiyi operasyonların ayrılmaz bir parçası hâline getiriyor.

Büyük dil modellerini (LLM) kurumun kendi verisiyle çalışacak şekilde konumlandıran platform, yapay zeka profesyonellerine genel geçer cevaplar üreten bir araç sunmanın ötesine geçerek kurumun bağlamını, terminolojisini ve müşteri gerçekliğini anlayan güçlü bir iş ortağına dönüşüyor. Güvenli veri yönetişimi, yapılandırılmamış veriyi anlamlandıran bağlamsal zeka yardımı ve mevcut sistemlerle sorunsuz entegrasyon bu yapının temel taşlarını oluşturuyor. Bu bütünleşik ekosistemde kurumlar artık sadece ‘ne olduğunu’ değil, ‘neden olduğunu’ yani davranışın altındaki gerçek motivasyonu da anlayan, ölçeklenebilir ve kalıcı bir kurumsal yeteneğe kavuşuyor.

Devamını Oku
Advertisement

Etiketler

POPÜLER