Sosyal Medya Hesaplarımız

Genel Haberler

Orta ölçekli şirketler 2018’de en az %6 büyüme öngörüyor

Editör
EY Türkiye Ülke Başkanı Metin Canoğulları.

Büyüme Barometresi araştırma sonuçları, yöneticilerin iş koşulları ve fırsatları ile ilgili olarak 2017’ye göre çok daha iyimser olduğunu ortaya koyuyor.

EY, küresel çapta orta ölçekli şirketlerin önümüzdeki 12 ay için beklenti ve planlarını mercek altına alan Büyüme Barometresi araştırma sonuçlarını açıkladı. 21 ülkeden yaklaşık 2 bin 800 üst düzey yöneticinin görüşleri alınarak oluşturulan araştırma, yıllık geliri 1 milyon ila 3 milyar dolar arasında değişen orta ölçekli şirketleri kapsıyor.
Araştırmada; yöneticilerin gelecek bir yıllık dönem için iş koşulları ve fırsatları konusunda geçen yıla oranla çok daha iyimser bir tablo çizdiği belirtiliyor. Önde gelen tüm ekonomilerde büyüme görünümleri olumlu bir seyir izlerken, Uluslararası Para Fonu küresel büyümenin %3,9 seviyesinde gerçekleşeceğini öngörüyor. İş dünyası liderleri bu pozitif tablo karşısında gelir artışı konusunda iyimser bir tutum sergiliyor.
Araştırma sonuçları küresel olarak iş dünyasında büyümeye yönelik güvenin geçtiğimiz 12 aylık dönemde güçlendiğine işaret ediyor. Orta ölçekli şirketlerin %60’ı bu yıl %6 ila %10 arasında büyüme göstermeyi hedefliyor. Geçtiğimiz yıl aynı büyüme hedefine sahip şirket oranının %34 seviyesinde olduğuna dikkat çekiliyor. Öte yandan araştırmaya katılan yöneticilerin hiçbiri 2018 yılında büyümede bir gerileme yaşanmasını öngörmüyor. Büyümede düşüş görülmesini bekleyen yöneticilerin oranı 2017 yılında %5 seviyesindeydi.
Araştırma sonuçlarına göre; bu yıl daha yüksek gelir elde etmeyi planlayan orta ölçekli şirket yöneticileri bir taraftan daha fazla tam zamanlı istihdam yaratırken, diğer taraftan da yeni teknolojileri uygulamaya geçerek yüksek büyüme hedeflerine ulaşmaya çalışıyor. Ancak bu iyimserliklerine karşın nakit akışı ve kredi bulma sıkıntıları ile birlikte küresel talepteki yavaşlamanın uzun vadede kayda değer riskler oluşturabileceği konusunda endişe taşımaya devam ettikleri görülüyor. Orta ölçekli şirket yöneticilerinin %35’i yetersiz nakit akışını karşı karşıya oldukları en önemli sorun olarak tanımlıyor.
EY Türkiye Ülke Başkanı Metin Canoğulları araştırma sonuçları ile ilgili şu değerlendirmede bulundu:
“Küresel olarak tüm önde gelen ekonomiler eşzamanlı olarak büyüme gösteriyor. Bu büyümede orta ölçekli şirketlerin katkısı ise büyük önem taşıyor. Türkiye ekonomisi için de çok önemli olan orta ölçekli şirketlerin sağlıklı olarak gelişmesinin ön koşulunun istikrar ve yapısal reformlar olmasının yanı sıra, bu şirketlerin liderlerinin değişime yön verdiklerini ve yatırımlar yoluyla işletmelerini şekillendirdiklerini gözlemliyoruz. Bu yıl yöneticilerin gündeminde büyümeyi teşvik eden yeni teknolojiler ve istihdam yaratılması öncelikler arasında yer alacak. Özellikle yapay zekâ alanında yeniliklere açık olan şirketlerin rekabet avantajı yakalayacağını öngörüyoruz.”
Araştırma sonuçları en yüksek büyüme hedeflerine sahip orta ölçekli şirketlerin Asya-Pasifik merkezli olduğunu ortaya koyuyor. Orta ölçekli şirketlerde 2018 için küresel olarak ortalama büyüme beklentisi %6 seviyesindeyken, Çin, Güneydoğu Asya ve Avustralya’da faaliyet gösteren her 10 şirketten 4’ü bu yıl için çift haneli büyüme hedefliyor.
Yapay zekâ yarışı başladı
Akıllı otomasyon ve makine öğrenimi, orta ölçekli şirketlerin öncelikleri arasında önem kazanmaya devam ediyor. Araştırma sonuçları, orta ölçekli şirketlerde yeni teknolojilere yaklaşımın geçtiğimiz yıla oranla hızlı bir değişim gösterdiğine işaret ediyor. 2017 yılında robotik süreç otomasyonunu (RPA) hiçbir zaman benimsemeyeceğini ifade eden orta ölçekli şirket CEO’larının oranı %74 seviyesindeyken, yalnızca 12 ay sonra katılımcıların %73’ü yapay zekâ kullanmaya başladığını veya önümüzdeki iki yıl içerisinde kullanmayı planladığını söylüyor.
Öte yandan yöneticilerin yeni teknolojileri işletmelerine entegre etme konusundaki isteklerine karşın siber tehditleri göz ardı ettikleri görülüyor. Araştırmaya katılan yöneticilerin yalnızca %7’si önümüzdeki yıl siber saldırı risklerini azaltmak için teknoloji yatırımı yapmayı planladıklarını ifade ediyor. Yöneticilerin yalnızca %6’sı ise siber tehditleri büyümeye karşısında bir sorun olarak gördüğünü belirtiyor.
Araştırmaya katılan orta ölçekli şirket yöneticilerinin %39’u önümüzdeki 12 ayda daha fazla tam zamanlı işe alım yapmayı planladıklarını belirtiyor. 2017 yılında tam zamanlı işe alım yapmayı planladığını söyleyen yöneticilerin oranı %13 seviyesindeydi. Bununla birlikte araştırma sonuçlarına göre; çalışan sayısını azaltmayı planladığını belirten yöneticilerin oranı 2017’de %9’iken bu yıl %1’e geriledi. Yöneticilerin %56’sı ise şirketlerinin dijital yetkinliklerini yeni işe alımlar yoluyla artırmayı hedeflediklerini ifade ediyor.

Devamını Oku
Advertisement
Yorum Yapın

Yorumunuz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Genel Haberler

Gıda Güvenliği Derneği güvenli meyve suyu tüketimi için bilgilendirme videosu yayınladı

Editör

Yazar:

Gıda Güvenliği Derneği güvenli meyve suyu tüketimi için bilgilendirme videosu yayınladı

Gıda Güvenliği Derneği meyve suyunu alırken ve tüketirken insanların nelere dikkat etmesi gerektiği ile ilgili bir bilgilendirme videosu yayınladı.

Gıda güvenliği bilincinin geliştirilmesine yönelik faaliyetlerde bulunan Gıda Güvenliği Derneği, tüketicileri meyve suyu satın alırken ve tüketirken dikkat edilmesi gereken konularda bilinçlendirmeyi hedefleyen bir bilgilendirme videosu yayınladı. Meyve suyunu satın alırken, tüketicilerin iki basit güvenlik adımını izleyerek taşıma, saklama ve sergileme aşamalarında hasar görmüş paketlerden kaynaklanan sorunlardan korunabileceklerine dikkat çeken 2 dakikalık video, Gıda Güvenliği Derneği’nin sosyal medya hesaplarında paylaşıldı.

Yayına alınan videoda üstün teknolojiyle geliştirilen 6 katmanlı karton ambalajların ürünün havayla temasını tamamen kestiği ve ambalaj herhangi bir hasara uğramadığı ve açılmadığı takdirde ürünü aylarca bozulmadan koruyabildiği belirtiliyor. Buna karşın tüm ürünlerde olduğu gibi hasar görmüş ambalajların meyve suyunda bozulmalara yol açabileceği ifade ediliyor.

Konuyla ilgili bir açıklamada bulunan Gıda Güvenliği Derneği Başkanı Samim Saner, “Tükettiğimiz gıdaların ne kadar sağlıklı olduğu konusu son yılların en önemli gündem maddelerinden biri haline geldi. Özellikle pandemi sürecinde insanların beslenmelerine her zamankinden çok daha fazla dikkat etmeye başladıklarını gördük. Gıda Güvenliği Derneği olarak bizler de ülkemizde gıda güvenliği bilincinin geliştirilmesini, gıdada güvenlik kavramının üretimden tüketime kadar olan süreçte tüm toplum tarafından benimsenmesini sağlamak amacıyla faaliyetlerimizi aralıksız sürdürüyoruz. Bu vizyon doğrultusunda Tetra Pak işbirliği ile devreye aldığımız bilgilendirme filminde gıda güvenliği ile ilgili sorunu ortaya çıkmadan önlemenin, çok basit tedbirlerle mümkün olabileceğini anlattık” dedi.

Güvenli tüketimle ilgili tüketiciye düşen rolün oldukça önemli olduğunu vurgulayan Saner şunları söyledi: “Gıda güvenliği konusunda gelişim yakalamak için, insanlardaki farkındalık düzeyini artırmak gerekiyor. Dolayısıyla hazırladığımız bilgilendirme filmi gibi faaliyetlerin, toplumda gıda güvenliği farkındalığının yaratılması ve yaygınlaştırılması hususunda çok önemli bir role sahip olduğuna inanıyorum.”

Tüketici raftan aldığı ürünlere dikkat etmeli

Bilgilendirme videosunda satın alım ve kullanım sırasında dikkat edilmesi gereken konular şöyle açıklanıyor: Karton ambalajlı ürünlerde, ‘pastörizasyon’ işlemiyle mikroorganizmalar etkisiz hale getirilir ve üretim esnasında ürünün havayla teması tümüyle kesilir. Güvenli olarak üretilmiş bir ürün bile taşıma, saklama ve rafta sergileme esnasında bazen zarar görebilir. Bunun sonucu olarak da tıpkı evde hazırlanan ve yeterli koruma ortamını sağlanamayan meyve suları gibi bozulma başlayabilir. Karton ambalajdaki meyve suları delinme – yırtılma ve benzer sebeplerden dolayı hava ile temas ettiğinde içinde mikro-organizmalar üremeye başlar ve bu durum doğal olarak ürünün bozulmasıyla sonuçlanır.

Bu nedenle, tüketicilerin, meyve suyu gibi son derece hijyenik olarak üretilmiş ve paketlenmiş ürünleri alırken, orijinal paketi zedelenmiş ürünleri almamaları ve satış noktasını bu gibi ürünleri satmaması konusunda uyarmaları tavsiye ediliyor.

Devamını Oku

Genel Haberler

GPD’den kamuoyu duyurusu!

Editör

Yazar:

GPD

Gıda Perakendeciler Derneği (GPD) Tüketici Başvuru Merkezi Onursal Başkanı Aydın Ağaoğlu’nun geçtiğimiz günlerde ANKA Haber Ajansı’na yaptığı “Zincir marketler whatsapp grubu kurup ortak fiyat belirliyor” açıklamasının hiçbir şekilde gerçeği yansıtmayıp, üyeleri gıda perakendecilerini zan altında bıraktığı yönünde bir kamuoyu duyurusu yayınladı:

“Üyemiz gıda perakendecisi zincir marketler, halkın her türlü ihtiyacının en ekonomik, kaliteli, halk sağlığına, gıda güvenliğine ve ilgili mevzuata uygun şekilde karşılanması için ülkemizin 81 ilinde faaliyet gösteren, tüm operasyonları kayıtlı, kurallı ve her zaman denetlenebilir kurumsal işletmelerdir.

Onlarca oyuncu ve binlerce ürünün yer aldığı sektörümüz, tüketici lehine yoğun bir rekabet içerisinde olup, açıklamada belirtildiğinin aksine ürün fiyatlarının ortaklaşa bir kararla artırılması veya düşürülmesi, ortak bir fiyat belirlenmesi mümkün değildir.

Bir ürünün fiyatını sadece satıcı değil, başta tedarik maliyeti olmak üzere tüm giderler, sonra arz ve talep koşulları belirler. Birbirine yakın satış fiyatlarının sebebi “anlaşma” gibi asılsız bir iddianın aksine; sektördeki çok yoğun rekabet, yükselen tedarik maliyetleri ve bunlara bağlı olarak maliyetlere yakın etiket fiyatlarına ulaşılmasıdır.

Fiyatların artışında organize perakendenin rolü olduğu algısı da tamamen yanlış bir algı olarak değerlendirilmelidir. Kaldı ki organize perakendenin enflasyon ile mücadeledeki olumlu rolü ve etkisi global örneklerde görüldüğü gibi, ülkemizde de çoğu karar verici mekanizma tarafından tespit edilmektedir. Ülkemizdeki güncel yurtiçi üretici enflasyonunun (Yİ-ÜFE) Temmuz ayı verisine göre yıllık yüzde 44,92 iken tüketici enflasyonunun (TÜFE) aynı dönem için yıllık yüzde 18,95 oranında açıklanması, perakendenin enflasyondaki baskılayıcı rolünü net bir şekilde göstermektedir. Organize perakende işletmeleri, tüketicilerini memnun etmek, bir yandan da aralarındaki yoğun rekabeti korumak amacıyla fiyatları baskılayacak yöntemler geliştirmekte, bunu yaparken de kendi kaynaklarının yanı sıra, tedarik zincirinde yer alan üretici, tedarikçi, nakliyeci, depocu vb tüm paydaşlarla işbirliği halinde hareket etmeye özen göstermektedir.

Üyelerimiz arasındaki rekabete dayalı bu amansız mücadelede kazanan tüketici olmasına rağmen, gerçeklikten ve uygulanabilirlikten uzak bu iddianın bir tüketici cemiyetinden gelmesi bizi derinden üzmüştür. Üyemiz işletmeler, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun başta olmak üzere, sektörü düzenleyen mevzuata harfiyen uyarak operasyonlarını sürdürmekte, hukuka aykırı olabilecek her türlü uygulamadan dikkatle kaçınmaktadır. Sektörün işleyişine dair her türlü düzenleme ve mevzuata uygunlukları da ilgili birimlerce yapılan denetimlerle sıkı bir şekilde kontrol edilmektedir. Ekonomiye ve toplum faydasına doğrudan etki eden bir sektörün, kurumsal yapıları gereği bu denetimlerden imtina etmesi mümkün değildir.

Açıklamanın yer aldığı basın organlarının, asılsız iddialar içeren bu haber konusunda bir düzeltme yayımlaması, açıklama sahibinin de bu asılsız iddiasını ispat etmesi, aksi halde bir düzeltme açıklaması yapması gerektiğini değerlendirmekteyiz.

Konu ile ilgili olarak tüm yasal haklarımızın saklı olduğunu belirterek, kamuoyuna duyururuz.”

Devamını Oku

Genel Haberler

GÜSOD: Aşılama ve basit tedbirlerle salgın bitirilebilir

Editör

Yazar:

Ülkemizde sektör standartlarının gelişim sürecine katkı sağlamayı sürdüren Güvenlik Servisleri Organizasyon Birliği Derneği’nin (GÜSOD) bünyesindeki özel güvenlik şirketlerinde istihdam edilen özel güvenlik görevlilerinin aşılanma oranı yüzde 90’lara ulaştı.

GÜSOD Başkanı Murat Kösereisoğlu; “Koronavirüs salgının başlamasından itibaren özel güvenlik sektöründe faaliyet gösteren kurumlar hijyen ve hijyen malzemeleri kullanımı konusunda çalışanlarına yeterli hassasiyeti gösterdi. Pandemi sebebiyle hayatımıza giren ateş ölçümü, HES kodu sorgulama, sosyal mesafe kontrolü ve maske kullanımı gibi süreçlerde sorumluluğun özel güvenlik görevlilerine yüklenmesi sektörde ciddi bir zorluk olarak karşımıza çıktı. Bu dönemde özellikle AVM’lerde görev yapan özel güvenlik görevlileri yaşanan yoğunluk sebebiyle bazı sorunlar yaşadılar. Yapılan iş gereği görev noktalarında insanla yakın temasın kaçınılmaz olması da sıkıntılar yarattı” dedi.

Kösereisoğlu; “Özel güvenlik görevlileri, aşılama süreci başladığında; yaş grubu, hastalık, gibi kriterler doğrultusunda belirlenen öncelik sırasına göre aşılarını yaptırmaya başladılar. Üye şirketlerimiz, aşılanmanın başladığı ilk günden itibaren kurum içinde hazırladıkları duyuru metinleri ve aşı kampanyalarıyla aşılamayla ilgili güncel bilgileri çalışanlarıyla paylaşarak bu süreçte öncelik sırası gelen özel güvenlik görevlilerinin aşılanması için çeşitli çağrılarda bulundular. Aşı, bireysel sağlık için önemli olduğu gibi ekibin geri kalan üyeleri ve toplum sağlığı açısından da ciddi önem taşıyor. Aşılanmanın yanı sıra; maske kullanarak, sosyal mesafemize dikkat ederek ve hijyen kurallarına uyarak salgını bitirebiliriz” şeklinde sözlerine devam etti.

Devamını Oku
Advertisement

Etiketler

POPÜLER