Sosyal Medya Hesaplarımız

Genel Haberler

Özlem, doğru zamanda doğru yerde marketler açarak büyüyecek!

Editör
Abone Ol:

Bahçelievler Yayla’da açtıkları ikinci şubeden sonra hızla büyüyen Özlem Market, önemli başarılara imza atıyor. Haznedar’da en prestijli marketini açan Özlem, kısa süre içinde aynı bölgede 12. marketini devreye sokacak. Özlem’in büyümesinde Genel Müdürleri Murat Ökten’in başarılı çalışmalarının da katkısı büyük. Özlem Market’in Yönetim Kurulu Üyesi Turan Tirsi, Özlem Market’in yeniden yapılanması hakkında şunları söyledi:
“1987 yılında Tabya’da mağazamızı açtığımız dönemlerde sektör henüz bu kadar gelişmemişti. Tüketiciler, genellikle mahalle bakkallarından alışveriş yapıyorlardı. Ancak teknolojinin gelişmesiyle doğru orantılı olarak bizde büyümeye ve müşterilerimize daha iyi hizmet sunmaya karar verdik. Böylelikle Tabya’daki mağazamızdan sonraki 10 yıl içerisinde birçok yerde mağazalar açarak market zincir oluşumuna katıldık. Sektörde şu anda 10 tane şubeyle yer almaktayız ve bu sayıyı gün geçtikçe arttırma hedefindeyiz. Müşterilerin tercihi bakımından kendimizi konumlandırmamız gerekirse, onların ihtiyaçlarını en iyi şekilde, en kaliteli ürünlerle ve en iyi fiyatlarla karşıladığımız için Özlem Market olarak birçok rakip firmayı geride bırakan bir kuruluş olduğumuzu belirtebilirim.”
Her geçen gün gelişip büyüdüklerini ifade eden Tırsi, “Bu büyüme devam ederken birçok çalışanımız bizlerle birlikte, müşterilerimizle kaliteye giden yolda buluşmaktadır. Şu an itibariyle 10 şubemiz ve yaklaşık 300 kişilik çalışan kadromuz bulunmaktadır. Her geçen gün artarak çoğalan kadromuzla, müşterilerimizi kaliteyle buluşturma amacını taşıyoruz. Yaşadığımız ekonomik kriz öncesinde yerel marketler şimdinin zincirleri olmaya adaydılar. Her gün mutlaka bir yerlerde marketlerin şubeleri açılmaktaydı. Ancak 2001 kriziyle birlikte şartlar değişti. Bahsi geçen o günlerden bu günlere devletin uyguladığı vergiler tamamen değişti. SSK ödemeleri yaklaşık 5 katına çıktı; buna keza elektrik, kira, su, stopaj, akaryakıt gibi fatura giderleri de arttı. 2001 krizinde, İstanbul ve Türkiye genelinde birtakım sıkıntılar yaşandı ve o günlerde ayakta kalanlar ya bu günün zincir marketlerini oluşturdular veya bu sıkıntılardan ötürü kaybolup gittiler. Güçlü alt yapısı olanlar ayakta kalarak yoluna devam ettiler. Dolayısıyla da sektör biraz daha tekelleşti diyebiliriz. Ancak kriz sonrasında uygulanan stratejilerle ve doğru zamanlamayla Türkiye’de perakendecilik sektöründe farklı insanlar sahneye çıkmaya başladı. Özlem Market olarak biz de bu krizi en karlı şekilde atlatarak market ağımızı büyüttük” dedikten sonra teknolojiye verdikleri önemi şöyle açıkladı:
“Zamanın değişmesiyle teknoloji anlamında çok önemli gelişmeler yaşandı. Keşke perakendecilik sektörü ülkemize girmeye başladığı dönemlerde de bilgisayar programları bu kadar yoğun olarak kullanılabilseydi… Bu dönemde teknolojiye bu kadar kolay sahip olabilseydik gelişme sürecimize katkısı küçümsenemeyecek kadar büyük olurdu ve bununla birlikte büyüme, hizmet kalitemiz de o denli kaliteli olurdu. Çalışanlarımızı denetlemek konusuna gelince… Bizim sektörümüzde siparişlerin, depodan mal giriş çıkışlarının takip edilmesini kolaylaştıran ‘mikro’ isimli bir program vardır. 1996’da bu programın ülkemizde ilk kez kullanılmaya başlandığı dönemde, yönetici olmama rağmen ben de kullanmayı öğrenmiştim. Siparişleri, depodan mal giriş çıkışlarını takip etmek için bilgisayara kendim işlerdim ve çalışanlarıma da bu sistemi ben öğretirdim. Bu şuna benzer: Diyelim ki güzel ve pahalı bir araba aldınız, bir de sizi götürüp getirmesi için şoför aldınız. Her şey yolunda… Ama bir gün bu şoför gitti ve işe alacak birini bulamadınız, o arabayı kullanmayacak mısınız? Ya da işe alacağım şoförü denetlemek için ben o arabanın özelliklerini bilmek zorunda değil miyim? Dolayısıyla çalışanlarımın kontrollerinin doğru bir biçimde sağlamasının yapılabilmesi için öncelikle yöneticilerin her konuda bilgi sahibi olması gerektiğinin bir bilinç olduğu kanaatindeyim ve ben bu bilinci taşıyorum.”
Turan Tırsi’ye ‘Doğru zamanda doğru yerlerde mağazalar açtığınıza inanıyor musunuz?’ sorusunu yöneltmemiz üzerine şu cevabı aldık:
“Ticaret yapıyorsunuz, kazanıyorsunuz. Bütün sihir burada aslında… Yaptığınız işin hakkını verirseniz, kazanç da elde ederseniz. Doğru zamanda, doğru yere yatırım yapmanız sizi iyi yönlere teşvik eder. Yalnız şöyle bir nokta var ki, 2000’li dönemlere her ne kadar kriz ortamı hakim olsa da, sektörde şimdiki gibi problemli bir piyasa yoktu. O zamanlar pastanın alanı daha genişti.
Bizim büyümemizdeki en önemli etken, 1998’de açtığımız Yayla’da ki şubemiz olmuştur. Açtıktan 3 ay sonra o mağaza bizi bir zincir haline getirdi. Tabya’da açtığımız ilk mağazamız, yaklaşık 10 yıl boyunca mağaza olarak kalmıştı; ama Yayla’daki şubemizde edindiğimiz bilgi ve tecrübe, çok kısa bir sürede zincir marketler ağımızı oluşturmada bize kılavuzluk etti.”
Marketlerde müşterinin sadakatini sağlayabilmenin ve onları her daim mutlu edebilmenin çok güç bir durum olduğunu kaydeden Tırsi, ”Ama yine de mağaza müşterisinin sadakatinin fiyat noktasından ziyade, hizmette istikrarlılığa bağlı olduğu kanaatindeyim. Eğer mağazanın halktan olma, topluma hitabet yöntemi, insanlara değer verme, konuşma, temiz ve düzgün mal satma anlayışı hedef kitlesi için uygunsa müşteri sadakati buna bağlı olarak gelişir. Bu kriterlerdeki problemler marketler tarafından aşıldıktan sonra  müşteriler memnun kalıyor ve fiyat noktasında düşünmeye başlıyor. Müşteri sadakatini kaybetmemek için müşterilerin beklentilerini karşılayacağız, müşteriye doğru yerde, doğru zamanda hizmet vereceğiz. Bu noktada temel iki unsur vardır: Müşteri hizmet yanında kaliteyi ucuza almayı arzular son notu da kendisi verir. Ya sadık olur ya da cezalandırır” dedi.
Hijyenle ilgili olarak HACCP sertifikalarının olduğunu ifade eden Tırsi, “Bu sertifika, depolama yönteminden tutun da, temizliğe kadar uzanan süreci kapsar. Kalite yönetimi, gıda güvenliği ya da uluslararası standartlarla alakalı  Özlem Market olarak herhangi bir eksikliğimiz yok. Kurulduğumuz günden itibaren gerekli her türlü belgeye sahibiz. Bunun yanı sıra zaten bizim için müşterilerimizin sağlığı ve temizlik çok önemli hususlar arasında yer alır. Mağazamızda bulunan tüm ürünler TSE, HACEP, ISO 9001 standartlarına uygundur. Ayrıca çalışanlarımızın sağlık kontrolleri ve gıda yasaları gereği periyodik sağlık taramaları da aksatılmadan yapılmaktadır” dedikten sonra hedeflerini de şöyle açıkladı:
“Şubat sonunda Haznedar’da eskiden Maxi Market olan yerde 700 metrekarelik süpermarketi hizmete açtık. Çok önemli bir yerde bulunan market, Özlem’in prestij noktası olacak. Mayıs ayında da Papazköprüsü’nde bin metrekarelik 12. marketi hizmete açacağız, anlaşmasını yaptık. Uygun lokasyondaki yerleri kaçırmadan mağazalar açmaya devam edeceğiz.”
Devamını Oku
Yorum Yapın

Yorumunuz

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Advertisement

Genel Haberler

BonVeno’nun büyüme hikayesinde en büyük Güç ‘Takım Ruhu’

Editör

Yazar:

Metro Grup’un, yeni nesil mağazacılık girişimi bonVeno, Türkiye’deki 3’üncü yaşına girdi. Açıldığı günden bu yana şehir hayatının yoğun temposuna yönelik pratik çözümler sunan bonVeno; market ve yeme içme çözümlerini bir araya getirerek tüketicilere alışverişte yeni bir alışkanlık kazandırdı. İstanbul içerisinde yaklaşık 90 mağazaya ulaşan bonVeno’nun elde ettiği bu başarının arkasında ise takım ruhunun ön plana çıktığı bir değerler zinciri yatıyor. Yenilikçilik, esneklik ve adaptasyon, çeşitlilik ve kapsayıcılık ve birlikte kazanma olarak 4 ana grupta toplanan bonVeno değerleri; daha iyisini yapmaktan çekinilmeyen, her çalışanın stratejinin bir paydaşı olduğu, değişen pazar koşullarına hızlı adaptasyonun sağlandığı güçlü bir takım kültürü yaratıyor.

Esnek, yalın ve hızlı çözümler

Mahalle aralarında kaliteli ve geniş ürün yelpazesini, ulaşılabilir fiyatlar ve güler yüzlü hizmetle buluşturarak yeni nesil alışveriş deneyimi sunduklarını ifade eden bonVeno Türkiye Genel Müdürü Eda Özkan; “Şehir hayatının yoğun temposunda pratiklik ihtiyacı giderek artıyor. bonVeno ile bu ihtiyacı karşılayabilmek adına alışveriş listesindeki her bir ürün için farklı bir noktaya gitmektense tek bir çatı altında konforlu bir alışveriş deneyimi sunuyoruz. Tüketiciler nezdinde de kısa sürede iyi bir karşılık bulduk. Bir Metro girişimi olmamız nedeniyle duyulan güven de elbette bonVeno’ya karşı ilgiyi ve sevgiyi pekiştirdi. Bu hizmet anlayışının arkasındaki çalışan gücü ise yadsınamaz. Başarımızın sürdürülebilirliği için yenilikçiği teşvik ediyor; hatadan korkmayan bir anlayışla çalışıyoruz. Böylelikle değişen pazar koşulları ve müşteri taleplerine daha esnek, yalın ve hızlı çözümlerle adapte olabiliyoruz. Güvene dayalı iş birliğimiz ve güçlü takım ruhumuzla, bonVeno enerjisini her bir mahalleye taşımak için var gücümüzle çalışıyoruz’’ dedi.

Konsept mağazacılık anlayışı

Üç yıl gibi kısa bir süre içerisinde tüketiciler günün her anında konsept mağazacılık anlayışıyla hizmet veren bonVeno’yu yaşamlarının bir parçası haline getirdi. Sabah erken saatte okula ya da işe giderken taze sıkma meyve suları, kahve ya da hızlı bir kahvaltı için, bonVeno kapılarını 07.30’da açmış oluyor. Akşam 22.00’a kadar oldukça geniş ürün gamına sahip temel market ihtiyaçlarından hızlıca tüketilebilen geleneksel ev yemeklerinden makarnalara, el açması pizzalardan taze salatalara ve artık bir klasik haline gelen ‘bonVeno Sosislisi’ gibi özel lezzetlere günün her saatinde ulaşabilmek mümkün.

Her mahallede bonVeno hedefi

Sunduğu ürün çeşitliliği, ulaşılabilir fiyatları ve pratik çözümleriyle tüketicinin hayatını kolaylaştıran güvenilir bir çözüm ortağı olan bonVeno, yeni yatırımlarla büyümesini sürdürüyor. Her mahalleye kendi enerjisini taşımayı amaçlayan bonVeno, sonraki aşamada öncelikli olarak Metro’nun bulunduğu diğer büyük şehirlerde konumlanmayı planlıyor.

Devamını Oku

Genel Haberler

BMD üyelerinin yüzde 56’sının kira/ciro oranları yüzde 15’i geçti

Editör

Yazar:

Birleşmiş Markalar Derneği’nin (BMD), Fast Company ile düzenlediği “Perakende Buluşması 2026” toplantısında konuşan, BMD Başkanı Sinan Öncel, BMD çatısı altındaki 214 üye ve 516 marka ile pandemiden bu yana her ay düzenli yaptıkları anketlerle sektörün nabzını tuttuklarını söyledi. Fahiş kira atış taleplerinin uzun zamandır markalar için bir numaralı sorun olduğunu vurgulayan Öncel, şöyle devam etti:

“Haziran 2022’de 100 bin lira kira ödediğimiz bir mağazanın kirası, o tarihte 6 bin 68 dolara denk düşüyordu. Aynı mağaza için bugün 11 bin 164 dolar karşılığı kira ödüyoruz. Bu tabloya rağmen, hâlâ yüzde 300-400’e varan fahiş kira artış talepleriyle karşı karşıya kalıyoruz. Yüksek oranlı artışlar, kira/ciro oranlarına olumsuz yansıyor. 2024’te üyelerimizin yüzde 20’sinin kira ciro oranı yüzde 16 ve üzerindeyken, 2025’te bu oran yüzde 42’ye, 2026’nın ilk dört ayında ise yüzde 56’ya yükseldi. Perakendede ciddi kan kaybına neden olan bu konuyla ilgili gerekli yasal düzenlemenin yapılması konusunda Adalet, Hazine ve Maliye ve Ticaret Bakanlığımızla yakın görüşmelerimiz devam ediyor.”

BMD: Yerli harcaması yurt dışına kayıyor

BMD Başkanı Sinan Öncel, konuşmasında yeme içme başta olmak üzere birçok sektörde maliyet enflasyonunun perakende sektörü için çok önemli bir sorun olduğunu vurguladı. Yüksek maliyetler nedeniyle Türkiye’nin yabancılar için alışveriş cazibesini kaybettiğini belirten Öncel, “Bankalararası Kart Merkezi (BKM) verilerine göre, 2025’in ilk dört ayında 284 milyar lira olan yabancıların Türkiye’deki toplam kartlı harcaması, bu yılın aynı döneminde 229 milyar liraya düştü. Aynı dönemde yerli kartlarla yurt dışından yapılan harcamaların ise 227 milyar liradan 341 milyar liraya çıktığını görüyoruz. Yani yerli harcaması yurt dışına kayıyor.” diye konuştu.

Devamını Oku

Genel Haberler

PLAT Talks buluşmaları sürüyor

Editör

Yazar:

PLAT Özel Markalı Ürünler Sanayicileri ve Tedarikçileri Derneği üyeleri, geleneksel hale gelen PLAT Talks buluşmaları kapsamında üyelere Mihrabat Korusu’nun bir araya geldi.

17 Haziran Çarşamba sabahı kahvaltı ile başlayan etkinlik, üyelerin yoğun katılımıyla sıcak ve verimli bir buluşmaya sahne oldu.

Programın ilk konuşmacısı Dr. Mevlüt Çetinkaya, “Petrokimya Sektörüne Bakış: Değer Zinciri Dinamikleri ve Küresel Eğilimler” başlıklı sunumuyla üyelerle bir araya geldi.

Çetinkaya, petrokimya sektörünün ham maddeden nihai ürüne uzanan değer zincirini, rafineri-petrokimya entegrasyonunu ve sektörün gündelik yaşamla kurduğu güçlü bağı kapsamlı bir çerçevede ele aldı. Türkiye’de petrokimya sektörünün mevcut görünümünü, arz-talep dengesini ve küresel ölçekte öne çıkan yeni eğilimleri değerlendiren Çetinkaya, sektörün üretim gücü, hammadde çeşitliliği ve rekabet dinamiklerine ilişkin önemli bilgiler paylaştı.

Günün ikinci konuşmasında Çağatay Akar, bilinen adıyla Ahkam Kesen Adam, “İş Hayatında Farkındalık ve Alternatif Düşünce” başlıklı konuşmasıyla üyelerimize farklı ve düşündürücü bir perspektif sundu.

Akar, iş hayatında kalıplaşmış bakış açılarının dışına çıkmanın, gündeme biraz mesafeden bakabilmenin ve değişen tüketici davranışlarını doğru okuyabilmenin önemine dikkat çekti. Private Label sektörünün güven, fiyat-fayda dengesi, hikâye anlatımı ve yeni nesil iletişim kanalları açısından önemli fırsatlar barındırdığını vurgulayan Akar, üyeleri iş süreçlerine, müşteri ilişkilerine ve marka algısına farklı açılardan bakmaya davet etti.

Devamını Oku
Advertisement

Etiketler

POPÜLER