Sosyal Medya Hesaplarımız

Genel Haberler

Perakende, daha güçlü ekonomi, fiyat istikrarı ve sağlıklı beslenme için büyüyor

Editör
Abone Ol:

Gıda Perakendecileri Derneği (GPD), 10 Ekim 2023 Salı günü gerçekleştirdiği 9. Ortak Gelişim Kongresi’nde gıda perakendecilerini ve tedarikçilerini bir araya getirdi. 700’ün üstünde profesyonelin Wyndham Grand Levent Istanbul’da buluştuğu kongre, eş zamanlı olarak Digital Network Alkaş’ta yayımlandı.

GPD Yönetim Kurulu Başkanı Alp Önder Özpamukçu’nun açılış konuşmasını yaptığı kongrede, gıda arzı güvenliğinin korunması için yapılması gerekenler, sektörün sürdürülebilirlik alanında gerçekleştirdiği projeler, tedarik zinciri yönetiminde verimlilik artırıcı çözümler, insan kaynağında yaşanan sıkıntılar sektör profesyonelleri tarafından ele alındı. Kongrede hızlı tüketim ürünleri pazarının genel durumuna dair güncel veriler paylaşılırken, oturumlarda sektör gündemine dair çalışmalar ve kapanışta da Türkiye ekonomisi ve dönüşüm konusu incelendi.

GPD’nin ana çalışmalarının üç eksene oturtulduğunu belirten Özpamukçu, bu üç başlığın gıda perakendeciliği sektörünün sunduğu sosyo-ekonomik katma değeri artırmak, dünyadaki yenilikçi uygulamaları ülkemize getirerek gıda perakendeciliğinin gelişimiyle tarım sektörünü ve üretimi geliştirmek, sektörün modernleşerek sürdürülebilir büyümesini sağlamak; böylece rekabetçiliğini ve istihdam kapasitesini artırmak olduğunu belirtti.

Gıda, yiyecek içecek ve temel ihtiyaç maddeleri harcamalarının hane halkı tüketim harcamalarının %50’sinden fazlasını oluşturduğunu, dolayısıyla gıda perakendecileri ile üretici ve tedarikçilerin ekonomik öneminin arttığını ifade eden Özpamukçu; “Gıda perakendesini rakamlarla belirtirsek, 2022 yıl sonu itibariyle ülkemizdeki toplam gıda perakendesi pazarının büyüklüğü 1,6 Trilyon TL olarak ölçülüyor. Bunun içinde modern yani organize kanalın büyüklüğü 550 milyar TL seviyesinde. Rakamsal verilerin yanı sıra, ekonomiye etkimizi gösteren diğer bir gösterge ise sektörün ekosistemini de geliştirmesiyle ilintili olan çarpan etkisi. Perakende sektörünün çarpan etkisi gıda perakendesinde 1,3 iken, perakendenin diğer kolları da dahil edildiğinde söz konusu etki 2 civarında görülüyor. Başka bir deyişle, perakendenin 1 birim büyümesi, genel ülke ekonomisine 1,5 – 2 kat olarak yansıyor. Hal böyle olunca, içinde bulunduğumuz perakende sektörünün ülke ekonomisi içinde ne kadar önemli bir konumda olduğunu görüyoruz.” dedi.

Modern perakende payı ile enflasyon ilişkisine değinen Özpamukçu; “Modern perakende ne kadar gelişirse, payı ne kadar artarsa o ülkedeki enflasyon oranı daha düşük oluyor. Ancak Türkiye’de modern perakende gelişmiş ülkelerin halen çok gerisinde: Ciro bazında modern perakende %45’lerde seyrediyor. Avrupa’da %70 ila %90 arasında bu oranlar. Modern perakendemizi gelişmiş ülkeler seviyesine çıkarmamız halinde çok yüksek olan kayıtdışılık oranımız azalacak, ülke ekonomimiz büyüyecek ve halkımızın refahı artacak.” dedi.

Modernleşmenin kaçınılmaz bir süreç olduğunu, bu sürecin tüketicinin de talebiyle şekillendiğini belirten Özpamukçu, bu değişime hakkını vererek yatırım yapabilmenin yolu perakendecilerin büyümesinden, yerel zincirlerin büyüyerek ulusallaşması ve gelişiminden geçtiğini vurguladı.

Enflasyonla mücadelede tedarikçilerin desteği şart

Enflasyonla mücadelenin ve fiyat istikrarının sadece zincirin son halkası olan gıda perakendecilerinin değil, tedarik zincirinde yer alan bütün oyuncuların topyekûn mücadelesini gerektirdiğini yineleyen Özpamukçu, GPD üyesi perakendecilerin her zaman taşın altına elini koyduğunu ve bu mücadeleyi desteklediklerini dile getirdi. Ticaret Bakanı’nın çağrısına da tüm marketlerde indirim ve kampanyalarla cevap verildiğini belirten Özpamukçu; “Borsaya kote firmalarımızın rakamlarından da açıkça görülebileceği gibi sektörümüz oyuncuları ekonomik modelimiz gereği %2-3,5 bandında çok düşük net karlılıklarla çalışmakta. Bu sebeple bu mücadeleyi tedarikçilerimizin desteği olmadan yapamayız.  Tüm paydaşlarımızdan enflasyonla topyekün mücadele kapsamında ülkemizin orta vadeli planına uyumlanma, maliyetlerinde verimlilik ve yaptığımız ve yapacağımız indirimlerde destek beklediğimizi açıkça ifade etmeliyim.” dedi.

Cumhuriyetin yüzüncü yılında, gelecek yüz yılı planlarken daha güçlü bir ülke ekonomisi için çözümün daha planlı üretmekte ve daha gelişmiş bir tedarik zincirinde yattığına vurgu yapılan kongrede “Yüzde 100 Perakende” temasıyla “Daha güçlü bir ülke ekonomisi için büyüyen PERAKENDE” mottosu işlendi.

Kongrede sektörün merakla beklediği değerli araştırmaların sonuçları da paylaşıldı.

Gelecek 100 Yılda Sürdürülebilir Bir Dünya için Sürdürülebilir Perakende oturumunda NielsenIQ Türkiye Genel Müdürü, Orta Doğu ve Afrika Analitik Lideri Didem Şekerel Erdoğan ve NielsenIQ Türkiye Perakende Hizmetleri Direktörü Serhat Sükan, hızlı tüketim ürünleri pazarının güncel durumuna ve sürdürülebilirlikle ilgili çalışmaların sonuçlarına dair verileri paylaştılar.

Türkiye tütün ve alkol hariç FMCG pazarının 2023’ün ilk 8 ayında hacim olarak %5,0, ciro olarak da %85,5 oranında büyüme kaydettiğinin altını çizen NielsenIQ Türkiye Genel Müdürü, Orta Doğu ve Afrika Analitik Lideri Didem Şekerel Erdoğan, Türkiye’nin bu güçlü performansla Avrupa ve Global ortalamadan pozitif olarak ayrıştığını vurguladı. Büyümeyi hem hacim ve hem de ciro bakımından öne çeken kategoriler arasında Ev Temizlik, Kişisel Bakım, İçecekler ve Atıştırmalıklar kategorilerinin öne çıktığını belirten Şekerel Erdoğan, 2023’ün ilk 8 ayında yüksek büyüme performansıyla ciro payını en çok arttıran ilk 3 kategorinin Gazlı İçecekler, Çerez ve Kuruyemiş olduğunu paylaştı.

Didem Şekerel Erdoğan’la birlikte sahneyi paylaşan NielsenIQ Türkiye Perakende Hizmetleri Direktörü Serhat Sükan ise, FMCG E-Ticaret pazarının gelişimine ilişkin verileri paylaştı. Serhat Sükan, 2022’deki normalizasyon döneminden sonra E-Ticaret’in 2023’te güçlü büyümesini sürdürdüğünü ve FMCG kategorilerinin %131’lik güçlü bir ciro büyümesi kaydettiğini paylaştı. Sükan, FMCG E-Ticaret pazarında 2023’ün ilk 8 ayında en çok ciro büyümesi kaydeden ilk 3 kategorinin Ev Temizleyicileri, Sabun ve Duş Jelleri ile Buzlu Çay olduğunu paylaştı.

Türkiye’de Gıda Arzı Güvenliği: Yeni Bir Yaklaşım ve Yeni Bir Model oturumunda Boğaziçi Üniversitesi Makro Ekonomi ve Uygulamalı Ekonometri Merkezi Müdürü Prof. Dr. Gökhan Özertan’ın sunumuyla planlı üretim, üretimin desteklenmesi ve zincirin koordinasyonu için bir model önerisi ele alındı. Gıda Arzı Güvenliği Sistem Detayları oturumunda önerilen sistemin detayları Tarım Yazarı Ali Ekber Yıldırım’ın moderatörlüğünde Kadir Has Üniversitesi Ekonomi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Hasan Tekgüç ve Taze Süt Kurucu Ortağı Murat Bolat tarafından görüşüldü. Fiyat istikrarının sağlanması ve gıda arzı güvenliğinin tespiti için özel sektör çalışmaları ise Sektör Çözüm Önerilerini Konuşuyor oturumunda A101 İcra Kurulu Üyesi ve COO’su Aziz Şahin moderatörlüğünde Balkan Süt Genel Müdürü Halil Durmaz, Yayla Bakliyat Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Gümüş ve Bain & Company Türkiye Yardımcı Ortağı Onur Candar tarafından ele alındı.

Unilever Türkiye Satış ve Müşteri Geliştirmeden Sorumlu Başkan & Orta Asya Genel Müdürü Bilgehan Çevik, Coca-Cola İçecek Kurumsal İlişkiler ve Sürdürülebilirlik İcra Kurulu Üyesi Burçun İmir, PepsiCo Türkiye Satış Başkan Yardımcısı Ergün Günay ve Migros Ticaret A.Ş. Perakende Genel Müdürü Mustafa Bartın’ın katıldığı Sürdürülebilir Çözümlerle Yeni Perakende oturumunda, sektördeki sürdürülebilirlik çalışmaları ile bu çalışmaların gelişime ve tüketici tercihlerine etkisi görüşüldü.

Migros Perakende Genel Müdürü Mustafa Bartın, gıda perakendecisi olarak varlık amaçlarının halkın sağlıklı ve taze gıdaya kesintisiz erişimi olduğunun altını çizdi. Bartın, “Tarıma yatırım geleceğe yatırım. Cirosunun yüzde 77’si tarıma dayalı bir şirket olarak izlenebilir ve sürdürülebilir üretim için tam destek sağlıyoruz. İyi Tarım Uygulaması ile izlenebilir ve sürdürülebilir üretimi uygulamaya alan ve ilk satan perakendeciyiz. Kooperatiflerden alımla küçük üretici ve çiftçilerin ulusal pazarda yer bulmasına fırsat tanıyoruz. Ayrıca eğitim ve mentorluk sağlayarak standartlarını yükseltmelerine destek oluyoruz. Yerelden alınan ürünlerin aynı bölgede önceliklendirilmesiyle yerel kalkınmaya güç veriyoruz. En kaliteli gıdayı, en uygun fiyatla müşterilerimize her yerden ulaştırabilmek için Türkiye’nin 81 ilinde 3.200’ü aşkın mağazamız ve online platformlarımızla hizmet veriyoruz. Müşterilerimizin sağlıklı gıdaya ulaşabilmesi için birbirini tamamlayan kanallarımızla etki alanımızı gün geçtikçe artırıyoruz. GES dahil birçok önemli yatırımla karbon ayak izimizi her alanda düşürüyoruz” dedi.

BİM, CEO’su Haluk Dortluoğlu, TAB GIDA, Co-CEO’su Özgür Çetinkaya ve P&G Türkiye CEO’su Tankut Turnaoğlu, Rota Yeniden Oluşturuluyor: Tedarik Zinciri Yönetimi oturumunda tedarik zincirini daha verimli hale getirmek için sürdürülen çalışmaları ve ortak çözüm önerilerini ele aldılar. Sektörün En Önemli Kaynağı /Sorunu: İnsan başlıklı oturumda Caffè Nero Türkiye CEO’su Ahmet Yanıkoğlu ve CarrefourSA Genel Müdürü Kutay Kartallıoğlu, sektörde insan kaynağının önemine değinerek, güncel durumda yaşanan sıkıntılara çözüm önerilerini görüştüler.

Kongrenin kapanış oturumunda İletişim ve Finans Danışmanı Dr. Artunç Kocabalkan moderatörlüğünde Prof. Dr. Ahmet Kasım Han, Prof. Dr. Ege Yazgan ve Prof. Dr. Erhan Aslanoğlu Türkiye Ekonomisi ve Rasyonel Dönüşüm başlığı altında ekonomik değerlendirmelerde bulunarak, yeni politikaların sektöre yansımalarının nasıl olacağını görüştüler.

Devamını Oku
Yorum Yapın

Yorumunuz

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Advertisement

Genel Haberler

Dev satın alma tamamlandı

Editör

Yazar:

CarrefourSA hisselerinin yüzde 89,28’inin Aydın Grup bünyesindeki Yeni Mağazacılık’a (A101) devri tüm yasal onayların ardından resmen tamamlandı.

Şirketten yapılan açıklamaya göre, CarrefourSA’nın sermayesini temsil eden payların yüzde 89,28’lik bölümünün Aydın Grup’a devrine ilişkin Rekabet Kurumu dahil tüm yasal onay süreçleri tamamlandı ve devir işlemi gerçekleşti.

Devirle birlikte Aydın Grup bünyesindeki Yeni Mağazacılık şemsiyesi altında yer alan perakende devleri CarrefourSA ve A101, faaliyetlerini farklı yönetim yapıları altında, ayrı segmentlerde ve kendi marka kimliklerini koruyarak bağımsız şekilde sürdürecek. Bu yeni döneme CarrefourSA CEO’su Hatice Evren liderlik edecek.

Açıklamada görüşleri yer alan Aydın Grup Yönetim Kurulu Üyesi Erhan Bostan, yeni bir sayfa açtıklarını belirterek, şu ifadeleri kullandı:

“CarrefourSA’nın yeni yatırımımızla sağlamlaşacak finansal yapısı, bize daha cesur adımlar atma imkanı veriyor. Mağazalarımıza gelen herkes için daha iyi bir deneyim sunmayı, alışverişi daha keyifli hale getirmeyi hedefliyoruz. İş ortaklarımız ve tedarikçilerimiz açısından da güven veren, değer yaratan ve birlikte büyüme iştahını artıran bir iş ortağı olmayı önemsiyoruz. Çalışanlarımız için ise enerjisi yüksek, gelişim alanı açan, parçası olmaktan gurur ve heyecan duyulan bir iş yeri olmayı hedefliyoruz. Güçlü bir finansman, ekosistem ve sağlıklı bir ticaret, bu yolculuğun merkezinde yer alacak.”

Erhan Bostan, CarrefourSA’nın en güçlü yönlerinden birinin taze, kaliteli ve zengin ürün çeşitliliği olduğunu belirterek, bu gücü daha da büyüterek Türkiye’nin dört bir yanına taşıyacaklarını bildirdi.

Bostan, “Hedefimiz, Türkiye’nin her ilinde ve çok daha fazla noktada tüketicilere ulaşmak ve erişilebilirlikle kaliteyi birlikte geliştirmektir. Ekonomiye kattığımız değeri, istihdamımızı ve yerli tedarikçilerimizle kurduğumuz iş birliğini çok daha öteye götüreceğiz.” açıklamasında bulundu.

Sabancı Holding 85.5 milyon dolar ödeme yaptı

Nisan ayında satışa ilişkin Sabancı Holding tarafından yapılan açıklamada satış işleminin 325 milyon dolarlık şirket değeri üzerinden yapılacağı ifade edilmişti.

Söz konusu açıklamada şu bilgiler yer almıştı:

“Söz konusu Sözleşme uyarınca, Carrefoursa’nın 325.000.000 ABD Doları olarak belirlenen toplam şirket değeri esas alınarak hesaplanacak nihai hisse değeri, kapanış tarihindeki net borç ve işletme sermayesi tutarları üzerinden yapılacak kapanış düzeltmelerine tabi olacaktır. Kapanış düzeltmeleri sonucunda hesaplanacak nihai hisse değerinin negatif olması halinde, söz konusu negatif farkın ana ortaklara isabet eden kısmının tamamı için Hacı Ömer Sabancı Holding A.Ş.’ye ek bir finansal yükümlülük çıkabilecektir.”

Sabancı Holding tarafından KAP’a gönderilen açıklamada ise şu bilgiler yer aldı:

“Carrefoursa’nın 325.000.000 USD olarak belirlenen toplam şirket değerinin, sözleşmede belirtilen şartlara uygun şekilde kapanış tarihindeki net borç ve net işletme sermayesi tutarları dikkate alınarak düzeltilmesi sonucunda Sabancı Holding tarafından Yeni Mağazacılık A.Ş.’ye 85.479.120 USD ödeme yapılmış olup, kapanış hesaplarında yapılacak çalışma sonrasında söz konusu ödeme tutarı güncellenecektir.”

CarrefourSA CEO Kutay Kartallioğlu, bu konuda şu açıklamada bulundu:

“Şirketimizde yeni bir dönem başlıyor: Yapılan Genel Kurul toplantısı ile birlikte şirketimizin ana hissedarlık yapısı değişti ve Yeni Mağazacılık A.Ş. (Aydın Grubu) CarrefourSA’nın ana hissedarı oldu. A101 ve CarrefourSA markaları farklı yönetim yapıları ve ayrı çatılar altında, kendi marka kimliklerini koruyarak bağımsız şekilde hareket edecekler, bunu tekrar vurgulamak isterim. Şirketimize, iş ortaklarımıza, müşterilerimize ve tüm CarrefourSA ailesine hayırlı, uğurlu olsun.

Ben ise CarrefourSA’da geçen 22 yıl ve Sabancı Topluluğu bünyesindeki 25 yıllık yolculuğumun ardından bayrağı devrediyorum; planlı ve güvenli bir geçiş için bir süre daha CEO danışmanı olarak destek vermeye devam edeceğim.

Son sekiz yıldır CarrefourSA’nın CEO’su olarak görev yapmak, meslek hayatımın en büyük ayrıcalıklarından biri oldu. Bugün geriye dönüp baktığımda, büyük bir gurur ve derin bir minnettarlık hissediyorum.

Bu süreçte CarrefourSA’yı daha güçlü, daha çevik ve geleceğe daha hazır bir şirkete dönüştürmek için önemli adımlar attık. Dijital dönüşümü hızlandırdık, yapay zekâyı iş yapış biçimimizin ayrılmaz bir parçası hâline getirdik, çok kanallı yapımızı güçlendirdik, sürdürülebilirlik hedeflerimizi ileri taşıdık ve uzun yıllar değer üretmeye devam edecek bir inovasyon kültürü oluşturduk.

Ancak en değerlisi, tüm bunları birlikte başarmış olmamızdı. Bu yolculuk boyunca birlikte çalışma ayrıcalığını yaşadığım tüm CarrefourSA ailesine; Sabancı Topluluğu’na, Carrefour Grubu’na, Yönetim Kurulumuza, müşterilerimize, tedarikçilerimize ve iş ortaklarımıza gönülden teşekkür ediyorum. Güveniniz, desteğiniz ve ortak vizyonumuza olan inancınız, bu başarı hikâyesinin en değerli parçası oldu.

Şimdi ise geçmişe duyduğum büyük bir minnettarlıkla, geleceğe aynı heyecan ve merakla bakıyorum. Teknolojinin, yapay zekânın ve dönüşüm odaklı liderliğin iş dünyasını yeniden şekillendirdiği bu dönemde; büyüme, dönüşüm ve kalıcı değer yaratımına katkı sağlamayı heyecanla bekliyorum.

Bu yolculukta birlikte yürüdüğüm herkese gönülden teşekkür ediyorum.”

Yeni CEO Hatice Evren kimdir?

CarrefourSA ve A101, faaliyetlerini farklı yönetim yapıları altında, ayrı segmentlerde ve kendi marka kimliklerini koruyarak bağımsız şekilde sürdürecek. CarrefourSA’daki yeni döneme ise CEO Hatice Evren liderlik edecek.

Boğaziçi Üniversitesi Endüstri Mühendisliği bölümü mezunu olan Hatice Evren, 2010 yılında ABD’ye giderek New York Üniversitesi’nde Yönetim yüksek lisansı yaptığı sırada Araştırma Asistanı olarak çalıştı ve orada kendi girişimini de kurdu. Daha sonra The Boston Consulting Group bünyesinde çalışmaya başlayan Evren, Harvard Business School’da MBA eğitimini tamamladı. MBA sonrası The Boston Consulting Group İstanbul ve Dubai ofislerinde çalıştı.

2019 yılından itibaren Getir’e katılan Hatice Evren, Chief Transformation Officer olarak göreve başladı. 2021 yılında Getir ve GetirMore’un CEO’luğunu üstlendi.  2023 -2024 arasında Chief of Global Functions olarak teknoloji, veri, ürün, müşteri hizmetleri, tedarik ve lojistik zinciri ve operasyonel mükemmellik departmanlarında tüm coğrafyalarda (Türkiye, Avrupa, ABD) küresel fonksiyonların liderliğini yaptı. Ocak 2024-Kasım 2024 arasında ABD Grubu (Getir&Fresh Direct) CEO’su olarak görev yaptı. Getir’in Türkiye’deki market hizmetlerinin (Getir & GetirBüyük) CEO’su olarak devam etti.

Devamını Oku

Genel Haberler

İstanbul Ticaret Üniversitesi’nden ödüllü yarışma

Editör

Yazar:

İstanbul Ticaret Üniversitesi, “Bilgi, Organize Perakendesiyle Buluşuyor” adı altında bir yarışma düzenledi.

Dereceye girenlere “Ekrem Özen Perakende Değer Katan Araştırmalar” ödülü verilecek. “Organize Gıda Perakende Yönetiminde Yeni Paradigmalar” kitabında da özgün araştırmalara yer alacak.

Üniversiteden yapılan açıklamada, “Organize gıda perakendeciliğine yönelik özgün araştırmalara editörlü kitapta yayınlama fırsatı tanınacak” yer alırken jüri tarafından seçilen çalışmalarında ödüllendirileceği ifade ediliyor.

Konu başlığı ve özet gönderimi için son tarih ise 7 Ağustos 2026.

İletişim: retailresearch@ticaret.edu.tr

Devamını Oku

Genel Haberler

Müşteri ilişkilerinde yapay zeka devrimi

Editör

Yazar:

Küresel pazar verilerine göre, müşteri ilişkileri yönetimi dünyada en hızlı büyüyen yazılım segmenti olmayı sürdürürken pazar büyüklüğünün 2026 yılında 126,17 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Yatırım getirisinin (ROI) her 1 dolarlık harcama için yaklaşık 8,71 dolar kazanç sağladığı bu yeni ekonomik düzende, veri odaklı stratejiler bir tercih olmaktan çıkarak her ölçekteki işletme için stratejik bir gereklilik haline geliyor. Özellikle hiper-kişiselleştirme ve deneyim ekonomisinin ön plana çıktığı günümüzde, müşterinin bir sonraki adımını tahmin edebilen yapay zeka destekli sistemler rekabetin ana belirleyicisi konumunda bulunuyor.

Nitekim Nobel ödüllü davranış bilimci Daniel Kahneman’ın “hızlı ve yavaş düşünme” teorisine göre insan kararlarının yaklaşık yüzde 95’i bilinçaltında ve anlık şekilleniyor; yalnızca yüzde 5’i bilinçli bir akıl yürütmeden geçiyor. Geleneksel CRM sistemleri ise büyük ölçüde bu yüzde 5’lik katmanı, yani müşterinin ne aldığını kaydedebiliyor; kararın arkasındaki asıl tetikleyiciyi, nedeni ise büyük ölçüde kaçırıyor.

Yapay Zeka destekli müşteri yönetiminin kurumsal gelecekteki rolünü vurgulayan OBASE CEO’su ve Kurucu Ortağı Dr. Bülent Dal, konuyu şu sözlerle özetliyor: “CRM sistemleri sayesinde uzun süredir müşterilerimizin davranışsal verisini yüksek doğrulukla gözlemleyebiliyoruz. Müşterilerin neye, ne zaman, ne kadar ve ne sıklıkta para harcadığını ölçebilir durumdayız. Makine öğrenmesi tabanlı modellerle bir sonraki satın alma davranışını tahmin edebiliyor, ‘ne satın alabilir?’ sorusuna güçlü cevaplar üretebiliyoruz.”

Geleneksel yöntemlerin kurumsal veriyi analiz etme yeteneğine sahip olduğunu ancak arka plandaki derin motivasyonu çözme noktasında yeni nesil teknolojilere ihtiyaç duyduğunu belirten Dal, sözlerine şöyle devam etti: “Büyük Dil Modelleri (LLM) artık bu süreci kökten değiştiriyor; müşteri etkileşimlerini sayısal verilerin ötesine taşıyarak anlamsal veri olarak işliyor. Sohbet kayıtları, çağrı merkezi transkriptleri, e-posta içerikleri ve sosyal medya mesajları aracılığıyla müşterinin gerçek ‘niyetini’ ve motivasyonunu kavramak artık mümkün hale geliyor. Böylece CRM sistemleri, sadece davranışsal hareketleri izleyen yapılar olmanın ötesine geçerek gerçek anlamda kurumsal motivasyonları anlayan yepyeni bir mimariye dönüşüyor. Örneğin bir müşteri ‘hafta sonu misafirlerim gelecek, glutensiz tarifler için neler önerirsin?’ diye sorduğunda, aslında yalnızca bir sepet değil; kalıcı bir beslenme hassasiyeti hakkında bilgi veriyor. Ya da bir kutlama için ürün ararken, taraftarı olduğu takımı ve katılmaktan keyif aldığı etkinlik türünü de bizimle paylaşmış oluyor. Bu bilgiyi elinde tutan perakendeci, müşterisini artık çok daha derinden tanıyor.”

AIR ile CRM teknolojileri öğrenen yapılara dönüşüyor

AIR Yapay Zeka Platformu, CRM sistemlerini yalnızca analiz yapan araçlar olmaktan çıkarıp sürekli öğrenen sistemlere dönüştürüyor. Geleneksel sistemlerde müşteri davranışının pasif olarak izlendiği dönem, yerini yapay zeka destekli aktif öğrenme süreçlerine bırakıyor. Kullanıcıdan gelen tüm bilgileri bağlamsal olarak ele alıp işleyen bu yeni mimaride; müşteri, ürün arama sürecinde satın alma gerekçesini kendi ifadeleriyle ayrıntılı biçimde ortaya koyabiliyor. Satın alma sürecine eşlik eden yapay zeka araçları, müşteriye doğrudan ‘Bu ürünü neden tercih ettiniz?’ diye sorarak bu kıymetli bilgiyi kurumsal hafızanın resmi ve sistematik bir parçası hâline getiriyor.

Obase AIR; yapay zekanın kurumlarda güvenli, anlamlı ve sürdürülebilir biçimde çalışabilmesi için gereken tüm bileşenleri tek bir mimaride bir araya getiren uçtan uca bir platformdur. Kurumun dağınık veri kaynaklarını, iş süreçlerini ve yapay zekâ modellerini ortak bir zeminde buluşturarak teknolojiyi operasyonların ayrılmaz bir parçası hâline getiriyor.

Büyük dil modellerini (LLM) kurumun kendi verisiyle çalışacak şekilde konumlandıran platform, yapay zeka profesyonellerine genel geçer cevaplar üreten bir araç sunmanın ötesine geçerek kurumun bağlamını, terminolojisini ve müşteri gerçekliğini anlayan güçlü bir iş ortağına dönüşüyor. Güvenli veri yönetişimi, yapılandırılmamış veriyi anlamlandıran bağlamsal zeka yardımı ve mevcut sistemlerle sorunsuz entegrasyon bu yapının temel taşlarını oluşturuyor. Bu bütünleşik ekosistemde kurumlar artık sadece ‘ne olduğunu’ değil, ‘neden olduğunu’ yani davranışın altındaki gerçek motivasyonu da anlayan, ölçeklenebilir ve kalıcı bir kurumsal yeteneğe kavuşuyor.

Devamını Oku
Advertisement

Etiketler

POPÜLER