Genel Haberler
“Perakendecilik yasasını bu yasama döneminde çıkarmak istiyoruz”
Sanayi Ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün:
“2010 yılının Haziran ayına kadar olan yasama döneminde Patent, TSE, Meyve Sebze Hali ve Büyük Mağazalarla ilgili Yasaları çıkarmayı hedefliyoruz”
Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün, Türkiye’nin yüksek teknolojili ürünlerde yüzde 20’leri aşması gerektiğini, bunu 2023 hedefi olarak gördüklerini kaydetti.
Ergün, Ekonomi Gazetecileri Derneği (EGD) ile bir araya geldiği toplantıda yaptığı konuşmada, Türkiye’nin 2023 yılında dünyanın en büyük ilk 10 ekonomisi haline gelebilmesi için atılan adımların birbiriyle uyumlu olması gerektiğini vurgulayarak, komşularla sıfır problem politikasının izlenmesinin ekonomik açıdan da sorunları azaltacağını söyledi.
Bu yönde atılan politikanın olumlu adımlarının görüldüğünü ifade eden Ergün, tarihin problemlerinin Türkiye’nin geleceğini ipotek altına alan sorunlar olarak bırakılmaması gerektiğini kaydetti.
Bakan Ergün, küresel ekonomik krize işaret ederek, krizin kendisinin etkilerinin psikolojik etkilerinden daha az olduğunu ifade etti.
Demokratik açılıma da değinen Ergün, ”Terörü rafa kaldırmış bir Türkiye, iktisadi açıdan enerjisini başka yere harcayan bir toplum olmaktan uzaklaşan bir Türkiye olmayacak mı?” diye konuştu.
Türkiye’de 2000’li yılların başında üretimin yaklaşık yüzde 65’inin düşük teknoloji, yüzde 30’unun orta teknoloji, yüzde 5’inin yüksek teknoloji olduğunu belirten Ergün, 2008’e gelindiğinde üretim artmasına rağmen yüzde 65 orta teknoloji, yüzde 30 düşük teknoloji, yüzde 5 yüksek teknolojinin söz konusu olduğunu anlattı.
Bakan Ergün, AB’de yüksek teknoloji ürünlerinin üretimden aldığı payın yüzde 20’nin üzerinde olduğuna dikkati çekerek, ”Türkiye’nin de yüksek teknolojilerde yüzde 20’leri aşması lazım. Politikamızı da buna göre belirlememiz gerekiyor. Yüzde 20’lik hedefi 2023 hedefi olarak görüyoruz. Buna göre, Türkiye 13 yıl içinde teknoloji ürünlerinde yüzde 20’lik hedefi yakalamalı” dedi.
Bunun için sanayi stratejisi oluşturduklarını belirten Ergün, sanayi stratejisiyle ilgili yakın zamanda genel bir açıklama yapacaklarını, önümüzdeki süreçte stratejinin yüksek teknoloji ve yüksek katma değerli sektörlerde yoğunlaşmak, bu konularda Türkiye’yi Avrupa ve Asya’nın üretim merkezi haline getirmek odaklı olacağını kaydetti.
”Büyük Mağazalar Yasası’nı yılbaşından sonra gündeme getireceğiz”
Nihat Ergün, büyük mağazalarla ilgili yasa tasarısına ilişkin sorumuz üzerine şunları söyledi:
”Biz yasa ile bazı ölçüler getiriyoruz. O yasayı da herhalde Ocak
ayından sonra, yılbaşından sonra parlamento gündemine getireceğiz. Esnaf stratejisi de hazırlandı. Esnafın yeniden yapılanmaya gitmesine ihtiyaç var. Aşırı esnaf yığılması sebebiyle de yanlış tablonun içine düşülebiliyor. Esnaf odalarıyla birlikte bu konuyu da ele alıyoruz. İnşallah o çalışmayı da hızlandırmış olacağız.
2010 yılının Haziran ayına kadar olan yasama döneminde patent, TSE, meyve sebze hali ve büyük mağazalarla ilgili yasaları çıkarmayı hedefliyoruz.”
Bir gazetecinin büyük mağazalar yasa tasarısına ilişkin sokaktaki insanların ne düşündüğünü sorması üzerine Ergün, ”Tüketici memnun. Tüketici dernekleri vasıtasıyla tasarılara katkılarını ulaştırıyorlar. Tasarı orta yolu bulma şeklinde olacaktır” dedi.
San-Tez Programı, Tasarım Danışma Konseyi
Sanayi üniversite işbirliğini geliştirmek için San-Tez programını hayata geçirdiklerine değinen Ergün, bu kapsamda yapılan çalışmalar sonucunda kendi kendini ısıtan ayakkabı, kök hücre ile tek saç telinden çok sayıda saç çıkaran projeler geliştirildiğini ifade etti. Ergün, esprili bir şekilde sadece saç telinin çıkış yönünün kestirilemediğini, saçın farklı yönlerde çıktığını söyledi.
Türk Tasarım Danışma Konseyi’ne de değinen Ergün, geçen hafta yapılan ilk toplantıda konsey bünyesinde 4 alt komite kurulması kararı alındığını, bunların strateji belgesi ve eylem planı oluşturma komitesi, hukuki işler komitesi, eğitim ve araştırma komitesi ile tanıtım ve farkındalık komitesinden oluşacağını bildirdi.
Bu dönemde mutlaka mesleki eğitimin güçlendirilmesi gerektiğinin de altını çizen Ergün, ”Mesleksizlik sorununu Türkiye’nin gündeminden çıkarmalıyız. Eğitim sistemimizde yüzde 30 genel lise eğitimi, yüzde 70 meslek lisesi eğitimi olmalı. Bu, bir ara tersine döndü. Yüzde 70 genel lise, yüzde 30 meslek lisesi eğitimine döndü. Bizim sanayide nitelikli iş gücü oluşturmamız, bunu meslek liseleri üzerinden oluşturmamız gerekiyor” şeklinde konuştu.
Mesleği olanın bir yerde işe girmese bile kendi işini kurma cesaretini gösterebileceğini dile getiren Ergün, ”Ne iş yaparsınız diye sorduğunuzda, aldığınız cevap şu; ‘ne iş olsa yaparım abi…’ Bu, aslında ‘elimden bir iş gelmez’ demenin kibarcası” dedi.
”KOSGEB, çaha Çok Ar-Ge ve inovasyona odaklanacak”
Ekonominin en can alıcı yerini KOBİ’lerin oluşturduğunu vurgulayan Ergün, KOSGEB’in desteklerini ve faaliyetlerini daha çok KOBİ’lere kaydıracaklarını, KOBİ’leri mutlaka dönüştürmek gerektiğini söyledi.
Sanayi ve Ticaret Bakanı Ergün, KOSGEB bütçesinin 200 milyon liranın üzerinde olduğunu, bu bütçenin yüzde 80’ini KOBİ’lere destek olarak kullandıklarını, önümüzdeki yıl KOBİ’lere Ar-Ge, inovasyon, yönetimin güçlendirilmesi ve birleşmelere olan desteğe odaklanacaklarını vurguladı.
Şirketlerin birleşmesinin rekabet gücünü artırıcı unsurlardan biri olması dolayısıyla kanunda öngörülen sürenin kısa bir süre olduğunu belirten Ergün, bu süreyi uzatmak için teşvik ve destek mekanizmasına bağlayan yeni bir çalışma yapılması ihtiyacı olduğunu söyledi.
İktisat kongresine ihtiyaç var
Nihat Ergün, ”Bir iktisat kongresi yapmayı düşünüyor musunuz?” sorusuna, ”Evet bir iktisat kongresine ihtiyaç var. Bütün ekonomik sektörlerin katılımıyla dünyadaki ve Türkiye’deki bütün gelişmeleri, fırsatları, riskleri, avantajları, ekonomik sanayileşme politikalarını derinden etkileyecek iktisat kongresine ihtiyaç var. Bunu elbette biz planlayacağız” karşılığını verdi.
Yeni hazırladıkları pakette esnaf niteliğindeki küçük işletmelere 2,5 milyar liralık kredi hacminin oluşturulduğunu anlatan Ergün, burada belirlenen 100 bin rakamının herkesin maksimum 25 bin lira kullanacağı varsayımıyla belirlendiğini, 15 ya da 20 bin lira kullanmaları durumunda bu rakamın 120 bine de ulaşılabileceğini, ancak kredi hacminin 2,5 milyar lirayı geçmeyeceğini söyledi.
Orta ölçekli işletmeler için Kredi Garanti Fonu oluşturduklarını anımsatan Ergün, ”1 milyar Hazine koydu. Bankalar ortak oldu. 12-13 milyarlık kredi hacmi orada oluşturuldu” diye konuştu.
Nihat Ergün, ”Cansuyu kredileri ne zaman ödenmeye başlayacak?” sorusunu ise ”Bu Çarşamba’dan itibaren bankalara başvuru yapabilecekler ve başvurudan itibaren Kasım-Aralık ayı içerisinde esnaflarımız bu kredilere ulaşabilecekler” şeklinde yanıtladı.
”AR-GE merkezi başvurularının 8’i yabancı kaynaklı”
Bakan Ergün, yapılan 73 Ar-Ge merkezi başvurusundan 8’inin Alcatel, Isuzu, Mercedes ve Ford’un da aralarında bulunduğu yabancı kaynaklı firma tarafından yapıldığını, bunların 7’sinin kabul edildiğini, Alcatel’in ise yeni başvuru yaptığını ifade etti.
Ar-Ge merkezini Türkiye’ye taşıyan yabancı yatırımcılarla temas kurup kurmadıklarının sorulması üzerine Ergün, ”Ar-Ge merkezi için başvuran firmalar var. Hyundai’nin Türkiye’de Ar-Ge merkezi henüz yok Kendileriyle konuştuk. Yakında Ar-Ge merkezi çalışması yapacaklar. Avea, Ar-Ge merkezi kurma çalışmasını sürdürüyor. Zannediyorum başvurusunu da yaptı. Ar-Ge merkezi olmayan firmalar da sürekli başvuruyor. Bugün 12 bin olan Ar-Ge elemanı sayısı bir kaç yıl içinde 15-20 bine ulaşacaktır” şeklinde konuştu.
Nihat Ergün, Ar-Ge merkezlerindeki destekleme süresinin 2023 yılına kadar olduğunu hatırlatarak, ”Teknoparkların 2013’e kadar olan destek süresini de 2023’e kadar uzatarak Ar-Ge merkezlerinin desteklerinin süresine uygun hale getiriyoruz” dedi.
Ergün, ”Türk Ticaret Kanunu’nun yeni dönemde çıkma olasılığı var mı?” sorusuna ise ”Var. Çünkü üzerinde bir ihtilaf yok. Borçlar Kanunu üzerinde de yok. İkisi de AB müzakere takvimini etkileyecek tasarılar… Ama muhalefetin tutumundan kaynaklanan bazı zorluklar da var. Onlar aşılabilse Kanunun parlamentodaki işi bir hafta, 3 gündür… Borçlar Kanunu’nun da böyle 2-3 günde yasalaşma ihtimali var” karşılığını verdi.
İşsizlik rakamlarına ilişkin bir soru üzerine de Ergün, bugün itibariyle işsizlik oranının yüzde 13’ler civarında olduğunun altını çizerek, ”Bu mevsimsel olarak biraz yükselebilecek bir rakam, ama 13’ün altına düşmesi kısa vadede çok mümkün görünmüyor. En az 3 puanlık bir ilave orta vadede taşıyacağımız bir yük haline gelmiş durumda. Yüzde 10’luk yük taşıyorduk, yüzde 13’lük yük taşıyor olacağız” diye konuştu.
Ergün, başka bir soru üzerine ise orta vadeli programın yeni bir vergi artışı düşünülerek hazırlanmış bir program olmadığını ifade etti.
Genel Haberler
Dev satın alma tamamlandı
CarrefourSA hisselerinin yüzde 89,28’inin Aydın Grup bünyesindeki Yeni Mağazacılık’a (A101) devri tüm yasal onayların ardından resmen tamamlandı.
Şirketten yapılan açıklamaya göre, CarrefourSA’nın sermayesini temsil eden payların yüzde 89,28’lik bölümünün Aydın Grup’a devrine ilişkin Rekabet Kurumu dahil tüm yasal onay süreçleri tamamlandı ve devir işlemi gerçekleşti.
Devirle birlikte Aydın Grup bünyesindeki Yeni Mağazacılık şemsiyesi altında yer alan perakende devleri CarrefourSA ve A101, faaliyetlerini farklı yönetim yapıları altında, ayrı segmentlerde ve kendi marka kimliklerini koruyarak bağımsız şekilde sürdürecek. Bu yeni döneme CarrefourSA CEO’su Hatice Evren liderlik edecek.
Açıklamada görüşleri yer alan Aydın Grup Yönetim Kurulu Üyesi Erhan Bostan, yeni bir sayfa açtıklarını belirterek, şu ifadeleri kullandı:
“CarrefourSA’nın yeni yatırımımızla sağlamlaşacak finansal yapısı, bize daha cesur adımlar atma imkanı veriyor. Mağazalarımıza gelen herkes için daha iyi bir deneyim sunmayı, alışverişi daha keyifli hale getirmeyi hedefliyoruz. İş ortaklarımız ve tedarikçilerimiz açısından da güven veren, değer yaratan ve birlikte büyüme iştahını artıran bir iş ortağı olmayı önemsiyoruz. Çalışanlarımız için ise enerjisi yüksek, gelişim alanı açan, parçası olmaktan gurur ve heyecan duyulan bir iş yeri olmayı hedefliyoruz. Güçlü bir finansman, ekosistem ve sağlıklı bir ticaret, bu yolculuğun merkezinde yer alacak.”
Erhan Bostan, CarrefourSA’nın en güçlü yönlerinden birinin taze, kaliteli ve zengin ürün çeşitliliği olduğunu belirterek, bu gücü daha da büyüterek Türkiye’nin dört bir yanına taşıyacaklarını bildirdi.
Bostan, “Hedefimiz, Türkiye’nin her ilinde ve çok daha fazla noktada tüketicilere ulaşmak ve erişilebilirlikle kaliteyi birlikte geliştirmektir. Ekonomiye kattığımız değeri, istihdamımızı ve yerli tedarikçilerimizle kurduğumuz iş birliğini çok daha öteye götüreceğiz.” açıklamasında bulundu.
Sabancı Holding 85.5 milyon dolar ödeme yaptı
Nisan ayında satışa ilişkin Sabancı Holding tarafından yapılan açıklamada satış işleminin 325 milyon dolarlık şirket değeri üzerinden yapılacağı ifade edilmişti.
Söz konusu açıklamada şu bilgiler yer almıştı:
“Söz konusu Sözleşme uyarınca, Carrefoursa’nın 325.000.000 ABD Doları olarak belirlenen toplam şirket değeri esas alınarak hesaplanacak nihai hisse değeri, kapanış tarihindeki net borç ve işletme sermayesi tutarları üzerinden yapılacak kapanış düzeltmelerine tabi olacaktır. Kapanış düzeltmeleri sonucunda hesaplanacak nihai hisse değerinin negatif olması halinde, söz konusu negatif farkın ana ortaklara isabet eden kısmının tamamı için Hacı Ömer Sabancı Holding A.Ş.’ye ek bir finansal yükümlülük çıkabilecektir.”
Sabancı Holding tarafından KAP’a gönderilen açıklamada ise şu bilgiler yer aldı:
“Carrefoursa’nın 325.000.000 USD olarak belirlenen toplam şirket değerinin, sözleşmede belirtilen şartlara uygun şekilde kapanış tarihindeki net borç ve net işletme sermayesi tutarları dikkate alınarak düzeltilmesi sonucunda Sabancı Holding tarafından Yeni Mağazacılık A.Ş.’ye 85.479.120 USD ödeme yapılmış olup, kapanış hesaplarında yapılacak çalışma sonrasında söz konusu ödeme tutarı güncellenecektir.”
CarrefourSA CEO Kutay Kartallioğlu, bu konuda şu açıklamada bulundu:
“Şirketimizde yeni bir dönem başlıyor: Yapılan Genel Kurul toplantısı ile birlikte şirketimizin ana hissedarlık yapısı değişti ve Yeni Mağazacılık A.Ş. (Aydın Grubu) CarrefourSA’nın ana hissedarı oldu. A101 ve CarrefourSA markaları farklı yönetim yapıları ve ayrı çatılar altında, kendi marka kimliklerini koruyarak bağımsız şekilde hareket edecekler, bunu tekrar vurgulamak isterim. Şirketimize, iş ortaklarımıza, müşterilerimize ve tüm CarrefourSA ailesine hayırlı, uğurlu olsun.
Ben ise CarrefourSA’da geçen 22 yıl ve Sabancı Topluluğu bünyesindeki 25 yıllık yolculuğumun ardından bayrağı devrediyorum; planlı ve güvenli bir geçiş için bir süre daha CEO danışmanı olarak destek vermeye devam edeceğim.
Son sekiz yıldır CarrefourSA’nın CEO’su olarak görev yapmak, meslek hayatımın en büyük ayrıcalıklarından biri oldu. Bugün geriye dönüp baktığımda, büyük bir gurur ve derin bir minnettarlık hissediyorum.
Bu süreçte CarrefourSA’yı daha güçlü, daha çevik ve geleceğe daha hazır bir şirkete dönüştürmek için önemli adımlar attık. Dijital dönüşümü hızlandırdık, yapay zekâyı iş yapış biçimimizin ayrılmaz bir parçası hâline getirdik, çok kanallı yapımızı güçlendirdik, sürdürülebilirlik hedeflerimizi ileri taşıdık ve uzun yıllar değer üretmeye devam edecek bir inovasyon kültürü oluşturduk.
Ancak en değerlisi, tüm bunları birlikte başarmış olmamızdı. Bu yolculuk boyunca birlikte çalışma ayrıcalığını yaşadığım tüm CarrefourSA ailesine; Sabancı Topluluğu’na, Carrefour Grubu’na, Yönetim Kurulumuza, müşterilerimize, tedarikçilerimize ve iş ortaklarımıza gönülden teşekkür ediyorum. Güveniniz, desteğiniz ve ortak vizyonumuza olan inancınız, bu başarı hikâyesinin en değerli parçası oldu.
Şimdi ise geçmişe duyduğum büyük bir minnettarlıkla, geleceğe aynı heyecan ve merakla bakıyorum. Teknolojinin, yapay zekânın ve dönüşüm odaklı liderliğin iş dünyasını yeniden şekillendirdiği bu dönemde; büyüme, dönüşüm ve kalıcı değer yaratımına katkı sağlamayı heyecanla bekliyorum.
Bu yolculukta birlikte yürüdüğüm herkese gönülden teşekkür ediyorum.”
Yeni CEO Hatice Evren kimdir?
CarrefourSA ve A101, faaliyetlerini farklı yönetim yapıları altında, ayrı segmentlerde ve kendi marka kimliklerini koruyarak bağımsız şekilde sürdürecek. CarrefourSA’daki yeni döneme ise CEO Hatice Evren liderlik edecek.
Boğaziçi Üniversitesi Endüstri Mühendisliği bölümü mezunu olan Hatice Evren, 2010 yılında ABD’ye giderek New York Üniversitesi’nde Yönetim yüksek lisansı yaptığı sırada Araştırma Asistanı olarak çalıştı ve orada kendi girişimini de kurdu. Daha sonra The Boston Consulting Group bünyesinde çalışmaya başlayan Evren, Harvard Business School’da MBA eğitimini tamamladı. MBA sonrası The Boston Consulting Group İstanbul ve Dubai ofislerinde çalıştı.
2019 yılından itibaren Getir’e katılan Hatice Evren, Chief Transformation Officer olarak göreve başladı. 2021 yılında Getir ve GetirMore’un CEO’luğunu üstlendi. 2023 -2024 arasında Chief of Global Functions olarak teknoloji, veri, ürün, müşteri hizmetleri, tedarik ve lojistik zinciri ve operasyonel mükemmellik departmanlarında tüm coğrafyalarda (Türkiye, Avrupa, ABD) küresel fonksiyonların liderliğini yaptı. Ocak 2024-Kasım 2024 arasında ABD Grubu (Getir&Fresh Direct) CEO’su olarak görev yaptı. Getir’in Türkiye’deki market hizmetlerinin (Getir & GetirBüyük) CEO’su olarak devam etti.
Genel Haberler
İstanbul Ticaret Üniversitesi’nden ödüllü yarışma
İstanbul Ticaret Üniversitesi, “Bilgi, Organize Perakendesiyle Buluşuyor” adı altında bir yarışma düzenledi.
Dereceye girenlere “Ekrem Özen Perakende Değer Katan Araştırmalar” ödülü verilecek. “Organize Gıda Perakende Yönetiminde Yeni Paradigmalar” kitabında da özgün araştırmalara yer alacak.
Üniversiteden yapılan açıklamada, “Organize gıda perakendeciliğine yönelik özgün araştırmalara editörlü kitapta yayınlama fırsatı tanınacak” yer alırken jüri tarafından seçilen çalışmalarında ödüllendirileceği ifade ediliyor.
Konu başlığı ve özet gönderimi için son tarih ise 7 Ağustos 2026.
İletişim: retailresearch@ticaret.edu.tr
Genel Haberler
Müşteri ilişkilerinde yapay zeka devrimi
Küresel pazar verilerine göre, müşteri ilişkileri yönetimi dünyada en hızlı büyüyen yazılım segmenti olmayı sürdürürken pazar büyüklüğünün 2026 yılında 126,17 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Yatırım getirisinin (ROI) her 1 dolarlık harcama için yaklaşık 8,71 dolar kazanç sağladığı bu yeni ekonomik düzende, veri odaklı stratejiler bir tercih olmaktan çıkarak her ölçekteki işletme için stratejik bir gereklilik haline geliyor. Özellikle hiper-kişiselleştirme ve deneyim ekonomisinin ön plana çıktığı günümüzde, müşterinin bir sonraki adımını tahmin edebilen yapay zeka destekli sistemler rekabetin ana belirleyicisi konumunda bulunuyor.
Nitekim Nobel ödüllü davranış bilimci Daniel Kahneman’ın “hızlı ve yavaş düşünme” teorisine göre insan kararlarının yaklaşık yüzde 95’i bilinçaltında ve anlık şekilleniyor; yalnızca yüzde 5’i bilinçli bir akıl yürütmeden geçiyor. Geleneksel CRM sistemleri ise büyük ölçüde bu yüzde 5’lik katmanı, yani müşterinin ne aldığını kaydedebiliyor; kararın arkasındaki asıl tetikleyiciyi, nedeni ise büyük ölçüde kaçırıyor.
Yapay Zeka destekli müşteri yönetiminin kurumsal gelecekteki rolünü vurgulayan OBASE CEO’su ve Kurucu Ortağı Dr. Bülent Dal, konuyu şu sözlerle özetliyor: “CRM sistemleri sayesinde uzun süredir müşterilerimizin davranışsal verisini yüksek doğrulukla gözlemleyebiliyoruz. Müşterilerin neye, ne zaman, ne kadar ve ne sıklıkta para harcadığını ölçebilir durumdayız. Makine öğrenmesi tabanlı modellerle bir sonraki satın alma davranışını tahmin edebiliyor, ‘ne satın alabilir?’ sorusuna güçlü cevaplar üretebiliyoruz.”
Geleneksel yöntemlerin kurumsal veriyi analiz etme yeteneğine sahip olduğunu ancak arka plandaki derin motivasyonu çözme noktasında yeni nesil teknolojilere ihtiyaç duyduğunu belirten Dal, sözlerine şöyle devam etti: “Büyük Dil Modelleri (LLM) artık bu süreci kökten değiştiriyor; müşteri etkileşimlerini sayısal verilerin ötesine taşıyarak anlamsal veri olarak işliyor. Sohbet kayıtları, çağrı merkezi transkriptleri, e-posta içerikleri ve sosyal medya mesajları aracılığıyla müşterinin gerçek ‘niyetini’ ve motivasyonunu kavramak artık mümkün hale geliyor. Böylece CRM sistemleri, sadece davranışsal hareketleri izleyen yapılar olmanın ötesine geçerek gerçek anlamda kurumsal motivasyonları anlayan yepyeni bir mimariye dönüşüyor. Örneğin bir müşteri ‘hafta sonu misafirlerim gelecek, glutensiz tarifler için neler önerirsin?’ diye sorduğunda, aslında yalnızca bir sepet değil; kalıcı bir beslenme hassasiyeti hakkında bilgi veriyor. Ya da bir kutlama için ürün ararken, taraftarı olduğu takımı ve katılmaktan keyif aldığı etkinlik türünü de bizimle paylaşmış oluyor. Bu bilgiyi elinde tutan perakendeci, müşterisini artık çok daha derinden tanıyor.”
AIR ile CRM teknolojileri öğrenen yapılara dönüşüyor
AIR Yapay Zeka Platformu, CRM sistemlerini yalnızca analiz yapan araçlar olmaktan çıkarıp sürekli öğrenen sistemlere dönüştürüyor. Geleneksel sistemlerde müşteri davranışının pasif olarak izlendiği dönem, yerini yapay zeka destekli aktif öğrenme süreçlerine bırakıyor. Kullanıcıdan gelen tüm bilgileri bağlamsal olarak ele alıp işleyen bu yeni mimaride; müşteri, ürün arama sürecinde satın alma gerekçesini kendi ifadeleriyle ayrıntılı biçimde ortaya koyabiliyor. Satın alma sürecine eşlik eden yapay zeka araçları, müşteriye doğrudan ‘Bu ürünü neden tercih ettiniz?’ diye sorarak bu kıymetli bilgiyi kurumsal hafızanın resmi ve sistematik bir parçası hâline getiriyor.
Obase AIR; yapay zekanın kurumlarda güvenli, anlamlı ve sürdürülebilir biçimde çalışabilmesi için gereken tüm bileşenleri tek bir mimaride bir araya getiren uçtan uca bir platformdur. Kurumun dağınık veri kaynaklarını, iş süreçlerini ve yapay zekâ modellerini ortak bir zeminde buluşturarak teknolojiyi operasyonların ayrılmaz bir parçası hâline getiriyor.
Büyük dil modellerini (LLM) kurumun kendi verisiyle çalışacak şekilde konumlandıran platform, yapay zeka profesyonellerine genel geçer cevaplar üreten bir araç sunmanın ötesine geçerek kurumun bağlamını, terminolojisini ve müşteri gerçekliğini anlayan güçlü bir iş ortağına dönüşüyor. Güvenli veri yönetişimi, yapılandırılmamış veriyi anlamlandıran bağlamsal zeka yardımı ve mevcut sistemlerle sorunsuz entegrasyon bu yapının temel taşlarını oluşturuyor. Bu bütünleşik ekosistemde kurumlar artık sadece ‘ne olduğunu’ değil, ‘neden olduğunu’ yani davranışın altındaki gerçek motivasyonu da anlayan, ölçeklenebilir ve kalıcı bir kurumsal yeteneğe kavuşuyor.
