Sosyal Medya Hesaplarımız

Genel Haberler

Tırpançeker: Daha çok yazılım üretmeliyiz

Editör
yasad_gulara_tirpanceker_200
Abone Ol:

YASAD Başkanı Gülara Tırpançeker, Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım ve Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) Başkanı Dr. Tayfun Acarer’e yaptığı sunumda, ekonominin tüm kollarını etkileyen yazılımı üretmek için en önemli girdinin akıl ve yaratıcı güç olduğunu, Türkiye’nin dünya yazılım pazarında önemli bir oyuncu haline gelmesi için daha çok yazılım üretmemiz gerektiğini söyledi.

YASAD (Yazılım Sanayicileri Derneği), global ekonomik kriz sürecinde Türk yazılımcıların durumuna dikkat çekmek amacıyla, Ulaştırma Bakanlığı ve Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) yetkilileriyle bir araya geldi. YASAD Başkanı Gülara Tırpançeker, sunumunda, yazılım sektörünün önemine ve ülkemizdeki durumuna vurgu yaparak, yazılımda başarılı ülke örneklerine değindi ve sektörün iyileştirilmesine yönelik çözüm önerilerini paylaştı.

Yazılımı “ekonominin yeni kalkınma gücü” olarak niteleyen Tırpançeker, yazılım sektörünün istihdam yarattığını, diğer sektörlere verimlilik ve katma değer sağladığını, ekonominin tüm kollarını etkilediğini, sayısal uçurumu kapattığını, bilgi toplumu olmayı kolaylaştırdığını ve ulusal güvenliğin en önemli unsurlarından biri olduğunu belirtti. Yazılımı üretmek için en önemli girdinin akıl ve yaratıcı güç olduğunu ifade eden Tırpançeker, bu üretimde hiçbir ithal girdinin söz konusu olmadığını ve enerji giderlerinin çok az olduğunu söyledi.

Yazılımın payı yüzde 11
Tırpançeker’in ifadesine göre, Türkiye bilişim pazarında donanımın payı yüzde 72 iken, hizmetlerin payı yüzde 17, yazılımın payı ise yüzde 11. Ülkede 1.600 yerli yazılım üreten firma bulunuyor ve 100 civarında firma yazılım ihracatı yapıyor. En çok yazılım geliştirilen alanlar ise üretim ve otomasyon, telekom, enerji, elektrik ve elektronik, finans, lojistik, tekstil, eğitim, medya, savunma, sağlık, turizm, inşaat ve kamu. Tırpançeker, sektör şirketlerinin KOBİ yapısında olduğunu, sermaye yapılarının güçlü olmadığını, bu firmaların yaklaşık yüzde 35’inin teknoloji geliştirme merkezlerinde yer aldığını açıkladı.

Yüksek potansiyel
Tırpançeker, dünya yazılım sektörünün en başarılı üç ülkesini Hindistan, İrlanda ve İsrail olarak sıralayarak, bu ülkelerin ihracat rakamlarını paylaştı. Buna göre, Hindistan’ın 2008 yılı yazılım ve hizmetler ihracatı 47 milyar ABD Doları, İrlanda’nın 2007 yılı yazılım ve hizmetler ihracatı 25,2 milyar ABD Doları, İsrail’in 2008 yılı yazılım ihracatı 5,68 milyar ABD Doları, bilişim ihracatı ise 18,058 milyar ABD Doları olarak gerçekleşti.

Tırpançeker, Türkiye’nin de dünya yazılım sektörünün başarılı ülkeleri arasına girebilecek potansiyele sahip olduğunu vurgulayarak, başlıca avantajlarımızı genç nüfus, nitelikli insan gücü, bilgi teknolojilerini kullanabilecek 1,5 milyonu aşkın KOBİ, jeopolitik konum, Gümrük Birliği üyeliği, Avrupa, Türk Cumhuriyetleri ve Ortadoğu pazarlarındaki dini, etnik ve ticari ilişkiler olarak belirtti.

KOBİ’ler desteklenmeli
Tırpançeker, özellikle KOBİ’lerin yazılım teknolojilerini kullanarak önemli verim artışı ve maliyet tasarrufu sağlayabileceklerine dikkati çekerek, “KOBİ’lerimiz, bilişim teknolojilerinden ve dolayısıyla yazılım çözümlerinden yeterince yararlanamamaktadır. Oysa bilişim, KOBİ’ler için, bir maliyet unsuru olmaktan çok, katma değer yaratan bir etkendir. KOBİ’lerin bilişim teknolojilerini yeterince kullanamamasının nedenlerinden biri, sermaye yetersizliği ve bu konuda tam bir bilincin oluşmamasıdır. Ayrıca, son yıllarda yaşanan ekonomik dalgalanmalar da KOBİ’lerin bilişime daha az yatırım yapmalarına neden olmaktadır. KOBİ’lerin yazılım kullanımını teşvik edici önlemler acilen alınmalıdır,” dedi.

Devamını Oku
Yorum Yapın

Yorumunuz

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Advertisement

Genel Haberler

A101 sosyal medyada zirveye yerleşti

Editör

Yazar:

Marketing Türkiye ve BoomSonar iş birliği ile Deloitte Türkiye’nin uzman katkılarıyla gerçekleştirilen Brandverse Awards’da bu yılki değerlendirme süreci tamamlandı. A101, “Veri Analitiği Ödülleri” bölümü altında yer alan “Zincir Marketler” kategorisinde aldığı Altın Ödül ile sosyal medya dünyasındaki liderliğini sürdürdü.

Yıl boyunca markaların sosyal medya performanslarını tarafsız ve veriye dayalı olarak değerlendirilmesiyle hazırlanan SocialBrands sosyal medya marka indeksi sonuçlarının katkılarının da dahil olduğu SocialBrands Veri Analitiği Ödülleri’nde A101, sosyal medyada gösterdiği üstün performansla dikkat çekerek altın ödülü kazandı.

A101 Pazarlama Müdürü Yeliz Yahşi Bilgiç, elde edilen başarıyı şu sözlerle değerlendirdi: “Brandverse Awards’da geçtiğimiz yıllarda da ödül kazanmış bir marka olarak, bu yıl da liderliğimizi sürdürerek tekrar Altın Ödül’e layık görülmek bizim için büyük bir gurur. Her geçen gün gelişen dijital çağı yakından takip ederek; başarılarımızı sürdürmek ve yenilerini eklemek aynı zamanda müşterilerimizi memnun etmek için çalışmaya devam edeceğiz. Bu başarıda emeği geçen tüm takipçilerimize, ekip arkadaşlarımıza ve paydaşlarımıza teşekkür ediyorum.”

Devamını Oku

Genel Haberler

Nuri Şapkacı: Yanlış ciro beyan edenleri biz ne yapacağız?

Editör

Yazar:

ECE Türkiye Eş Genel Müdürü ve COO’su Semet Yolaç Canlıel ile ECE Türkiye Eş Genel Müdürü ve CFO’su Nuri Şapkacı, Birleşik Markalar Derneği (BMD) yönetim kurulu ve markaların ‘AVM’lerde fahiş kira artışları, aidatlarda suistimal ve uyarlama davalarında hile’ gibi birçok iddiasına cevap verdi. Semet Yolaç Canlıel, “Biz şeffafız. Genelleme yapmak doğru bir şey değil” derken aynı zamanda Alışveriş merkezleri ve Yatırımcıları Derneği (AYD) Başkanı da olan Nuri Şapkacı ise, “Biz onların beyan ettikleri ciroları bakanlığa denetlettiremiyoruz. Bakanlığın mevzuatında böyle bir şey yok. Yanlış ciro beyan edenleri biz ne yapacağız? Onlar bizi denetlettirebiliyor. Cirolarını kaçıran insanlar kamudan da bir şeyler kaçırıyorlar. Ciro kaçıranlar tespit edildiğinde bize fesih hakkı verilsin o zaman” diye konuştu.

AYD Başkanı Şapkacı, ortak alanlar ile ilgili Ticaret Bakanlığı’nın mevzuatı olduğunu hatırlatarak, şu görüşleri paylaştı: “Her sene bütün yatırımcılar tescilli kamu denetçisi tarafından denetlenmek zorunda. Ben denetleniyorum, tüm detayların yazıldığı raporları da zamanında tüm perakendecilere gönderiyorum. Eğer bunu yapmayan herhangi bir yatırımcı varsa bakanlık ceza ne ise kessin. AVM’lerde ortak alan giderlerinde metrekare başına 50 TL suistimal yapılıyor dediler. Bunu nasıl tespit etmişler? Tüm kurumları suçlamış durumdalar. Şimdi ben de ‘Tüm perakendeciler cirolarını doğru beyan etmiyor’ desem doğru olur mu? Olmaz, ama beyan etmeyenler var. Burada bir tek biz değil kamu da kaybediyor. Maalesef bakanlığın mevzuatında bu tarz durumlar için denetim mekanizması yok. Biz ne yapalım?”

Bazı yatırımcıların ortak alan masraflarının yüzde 40’ını kendi cebinden ödediğini dile getiren Şapkacı, “Yüzde 70’ini ödeyen bile var” dedi.

Uyarlama davası konusunda hileli uygulama iddiası için ise AYD Başkanı Şapkacı şu görüşleri dile getirdi: “Perakendeciler AVM’ye girdiklerinde genelde ortalama 5 yıllık sözleşme yapılıyor. Son zamanlarda TÜFE’deki artışının nerelerde kaldığı çok açık. Rayiçler yukarı çıktı ama yatırımcılar artışlarını yapamadılar. Yatırımcılar da ‘Çok düşük kaldı, ben bu kirayı istiyorum’ diyor. Bunu kiracı ödemek zorunda mı, değil. Hakim yatırımcıdan da kiracıdan da uygulama örnekleri istiyor. Kendisi de başka AVM’lerden bilgi istiyor. Hakim bu şekilde genele bakıyor ve rayici de yüzde 10-15 aşağıda belirliyor. Biz perakendecilerin yüzde 90’ı ile anlaşıyoruz. Onlar bizim iş ortaklarımız. Ama rasyonel olarak oturmayan, irrasyonel davrananlar da bizim geçici kiracılarımız. Bizim 2 bin 500 kontratımız var ama mahkemeleştiğimiz sadece 2-3 insan var.”

Devamını Oku

Genel Haberler

BMD’den AVM’lere şeffaflık talebi!

Editör

Yazar:

Birleşmiş Markalar Derneği’nin (BMD) Başkanı Sinan Öncel, geçtiğimiz hafta içinde perakende yazarlarıyla bir araya geldi. Toplantıya Yönetim kurulu üyeleri Roberto Bravo Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Kamar, Zen Pırlanta Yönetim Kurulu Üyesi Yiğit Akgün, Karaca Yönetim Kurulu Başkanı Fatih Karaca, Faik Sönmez Yönetim Kurulu Başkanı Mete Sönmez, TAB Gıda Genel Müdürü Özgür Çetinkaya ve BMD Genel Sekreteri Levent Yalçın katıldılar.

Öncel, sektörün en önemli sorunlarını fahiş kira artışı, suistimal edilen aidatlar ve referans fiyat uygulaması olarak sıraladı. Öncel’in açıkladığı bilgiye göre perakende sektörünün yüzde 90’ında sabit kiranın yanında ciro kirası ödeniyor. Yani bir marka bir mağaza için 100 bin TL kira ödüyor ise yine ortalamada cirosunun yüzde 8’i kadar da ciro kirası veriyor.

Yasal kira artış oranının 12 aylık TÜFE ortalaması olmasına rağmen yüzde 400’ü aşan artış talepleri ile karşılaştıklarını dile getiren Öncel, “Mülk sahipleri ‘Ya kirayı artırın ya da çıkın, yoksa uyarlama davası açarız’ tehdidi ile geliyor. Markalar çok ciddi yatırım yapmış. Öyle bir anca çıkıp gidemez. Biz diyoruz ki kanun değişikliği olmalı ve ciro kirası varsa mülk sahibinin uyarlama davası açma hakkı olmamalı. Ciro kirası olan bir sistemde mülk sahibinin zarar etmesi mümkün değil” diye konuştu.

Öncel sektörde uyarlama davalarının sayısının hızla arttığını söyledi.  Kamar ise uyarlama davalarına emsal oluşturması için AVM’lerin yüksek kiralı yeni kiracı almaya başladığını ve bu şekilde rayiç bedellerin yüksek görünmesini sağladıklarını dile getirdi. Kamar, şöyle devam etti: “Yeni markalar AVM’lere yüksek kiradan giriyor. Bu markalar girdikten sonra AVM diğer markalara ‘Ben senin kiranı 300’den 600’e çıkardım’ diyor. Neden diye sorduğunuzda ‘Yanındaki 600 veriyor’ diyor. Uyarlama davasını bir yerden yakalıyor. Bu da art niyet. Türkiye’de bütün sektörlerde enflasyon fırsatçılığı başladı. Önlem alınmadığı takdirde ciddi sıkıntılar yaşanacak. Benim 15-16 ülkede mağazam var. Her ülkenin kendi parasıyla kira ödüyorum. Rusya’da hiç kimse kirayı 100 bin rubleden 300 bin rubleye çıkarıyorum demedi. Türkiye’deki yabancı AVM’ler de yurt dışında bir şey demiyor. Türkiye’de içlerinden canavar çıkıyor.”

Zen Pırlanta Yönetim Kurulu Üyesi Yiğit Akgün ise Avrupa’da kira ücretlerinin Türkiye’nin altında olduğuna vurgu yaptı. Berlin’de en önemli ve turistik noktalarından birinde yer alan bir AVM’de de mağaza açtıklarını anlatan Akgün, “Bu AVM, pandemi sonrası inşa maliyetleri ile Mayıs 2023’te açıldı. İçinde 90 mağaza var. Bize de davet geldi. Metrekaresi 71 euro’ya mağaza kiraladık. İstanbul Bayrampaşa’da bir AVM’de Aralık ayında zam yaptık. Aradan dört ay geçti. Kiranın 4,5 katını istediler. Bu rakam 215 euro’ya tekabül ediyor. Burada bir fırsatçılık ekonomisi var. Buna göz yumarsak maliyet açısından başımıza çok büyük sıkıntılar çıkacak” diye konuştu.

Referans fiyat uygulamasının sektörde maliyetleri çok ciddi oranlarda artırdığına da değinen Öncel, şöyle devam etti: “Referans fiyat canımıza okuyor. Çok ciddi maliyet artışımız var. Ham maddeciyi korumak bütün yükü perakendeciye yüklemek olmamalı. İstihdam yaratın, üretimi artırın deniyor. Tamam yapalım ama biz bir ticaret ve geçiş ülkesiyiz. Turist satışları yüzde 10 iken bu yıl 3 ayda yüzde 4,03 oldu. Çünkü pahalıyız. Dolayısıyla referans fiyat konusu çözülmeden enflasyon ile ilgili sorunlarımız da çözülmez.”

Öncel, üçüncü önemli sorunlarının ortak alan giderleri olduğunu vurguladı ve şöyle konuştu: “Kimsenin kazancında gözümüz yok. Biz bu konuda AVM’ler şeffaf olsun diyoruz. Metrekare başına 380 TL alan AVM var. Bizce ortalama 225 TL olan metrekare başına ortak alan giderlerinin 50 TL’si suiistimal ediliyor. 14 milyon metrekarelik bir alandan söz ediyoruz. Bu da kaba bir hesapla yıllık 37 milyar 800 milyon TL olan AVM’lerin yıllık gelirinin 8,4 milyar TL’sinin suiistimale konu olduğu anlamına geliyor.”

Devamını Oku
Advertisement

Etiketler

POPÜLER