Genel Haberler
“Yasal gererçeye dayanmadan KOD’a alınmanın önüne geçilmezse ticaret tıkanır’
İTO Başkanı Yalçıntaş, Maliye’nin son günlerde çok tartışılan sakıncalı şirketler listesi (KOD) uygulamasını değerlendirdi:
İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Murat Yalçıntaş, Maliye’nin şirketleri, aldıkları belgelerin sağlıklı olup olmadığına göre sınıflandırdığı ‘KOD’ uygulamasına, ticaretin tıkanmasını önleyecek, yasal bir temel getirilmesini istedi.
Yalçıntaş, bir yanda kayıtdışı ile mücadele ederken, diğer yandan da fabrikaların çarklarını döndürebilmelerinin hayati bir konu olduğunu söyledi. Yalçıntaş, yasal gerekçeleri açıkça izah edilemeyen uygulamaların kimseye yarar getirmeyeceğini vurguladı. Başkan Yalçıntaş, “KOD’a alınma işleminin bir mevzuata kavuşturulması için yapılacak çalışmalara İstanbul Ticaret Odası olarak her türlü katkıyı vermeye hazırız” dedi.
“VERGİ İDARESİ BAŞKANLARININ DENETİM VE ONAYINA BAĞLI OLMALI”
Başkan Yalçıntaş, liste uygulamasının mutlaka vergi idaresinin talebine bağlı olarak mahkemeden alınacak karara dayandırılması gerektiğini kaydetti. Yalçıntaş, “Vergi dairesi yetkilisi, bir mükellefin KOD listesine alınmasını talep ettiği zaman bunu Vergi İdaresi Başkanı’na iletmeli. Eğer Vergi İdaresi Başkanı talebi uygun bulursa mahkemeye gitmeli ve KOD’a alınacaksa kararı mahkeme vermeli. Şirket bu karara karşı mahkeme yoluyla hakkını arayabilmeli. Oysa şimdi, bir evrakla, bir imza ile bir şirketin KOD’a girmesi mümkün” diye konuştu.
Vergi İdaresi’nin de mükelleflere KOD’a girmemek için yön göstermesi gerektiğini vurgulayan Yalçıntaş, “Günümüzde firmalar KOD’a alındıklarını tesadüfen öğrenmektedir. Oysa bu konu bu kadar önemsiz değildir. Listeye girdiğinizde ticari hayatınızın akışı bile durabiliyor; daha hassas olunmalıdır” dedi.
Yalçıntaş, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in KOD Sistemi’nin Ocak 2010’dan başlamak üzere değiştirileceği açıklamasını memnuniyetle karşıladıklarını belirtti. Yalçıntaş, “Sistemin revize edilmesi ile vergi dairelerinin mevzuatı farklı yorumlamalarının engellenmesini bekliyoruz. Ayrıca suçsuz yere ‘KOD’a alınmanın önüne geçilmeli. Bu şekilde KOD’a giren firmalar da listelerden ayıklanmalı. Ayrıca vergi idaresinin sahte belgeyi düzenleyenleri daha iyi takip etmesi gerekiyor” diye konuştu.
Yalçıntaş, naylon fatura düzenleyenleri tespit eden Vergi İdaresi’nin, bu durumu, diğer mükelleflerin bilgi alabilecekleri şekilde duyurması gerektiğine dikkati çekti. Yalçıntaş, “Böylelikle mükellef, sakıncalı firmalarla ticari faaliyette bulunmaktan kaçınır. Aynı zamanda elektronik altyapı, tüm Türkiye çapında ve iller bazında koordinasyon içinde kayıtdışıyla mücadelede de kullanılmalı” dedi.
Yalçıntaş, “Vergi Usul Kanunu’nun vergi mahremiyeti konulu 5’inci maddesi, mükellef hakkındaki olumsuz tespitin bağlı olunan meslek kuruluşuna bildirilebileceğini söylüyor. Hem kayıtdışı ile mücadelede, hem de KOD uygulamalarında yaşanan sıkıntıların önlenmesi için bu kanun maddesinin uygulanması hayati önem taşımaktadır” dedi.
Yalçıntaş, dikkate alınması gereken diğer bir hususun da ‘sahte veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenleyenlerle’ ilgili olduğunu söyledi. Yalçıntaş, “Sahte veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenleyen şahıs veya şirket ortaklarının, başka şirket kurmamaları doğrultusunda ciddi önlemler alınmalıdır” dedi.
MALİYE’NİN SAKINCALI ŞİRKETLER LİSTESİ (KOD) NEDİR?
Vergi İdaresi, vergi inceleme raporları, yoklama tutanakları gibi tespitleri dayanak göstererek, mükellefler hakkında olumsuz durumları ‘KOD Listesi’ adı altında takip ediyor. Şirketler, aldıkları belgelerin sağlıklı olup olmamasına göre, sakıncalı mükellef listesine kayda alınıyor. Şirketler, 9 ayrı gerekçe ile KOD listesine alınıyor. Maliye’nin KOD’a aldığı şirketlerin eli kolu bağlanıyor. KOD listesine alınan mükelleflerden mal satın alanlar KDV iadesi alamadığı gibi, zincirdeki bulunan herkesten, bu alımlar dolayısıyla yüklenilen KDV’nin ayrı ayrı düzeltilmesi talep ediliyor.
Genel Haberler
Sampi Pide: Gıdada doğru yatırım modeli her zaman daha çok kazandırır
Sampi Pide CEO’su Zeynel Akyol, artan maliyetlere karşı geliştirdiği “Sampi Express & Pizza Portivo” hibrit modelinin ilk şubesini İstanbul Ümraniye’de hizmete açtıklarını söyledi. Doğru yatırım modelinin geleneksel yatırım araçlarına göre çok karlı olabildiğine dikkat çeken Akyol, buna yönelik özel bir çalışma yaptıklarını kaydetti. 3 milyon TL’lik bir sermaye üzerinden geleneksel yatırım araçları ve Sampi Express & Pizza Portivo modelini karşılaştıran bir çalışma yaptıklarını aktaran Akyol, araştırmanın sonuçlarını ise şöyle özetledi: “Vatandaşın yatırım aracı olarak gördüğü üç geneleksel modeli baz aldık. Mevduat, altın-döviz ve borsaya yapılan yatırımla Sampi Express & Pizza Portivo yatırım modelini kıyasladık. 3 milyon TL’lik bir yatırımın bir yıllık getirisini analiz ettik. Buna göre mevduat faizi getirisi yüzde 42 olarak çıktı ancak enflasyon etkisiyle reel getirisinin sınırlı kaldığını gördük. Altın ve döviz ise mevcut veriler eşliğinde yüzde 35 ila 45 arasında bir kazançla yatırımcıya güvenli liman sunsa da düzenli gelir üretmeyen yapıları nedeniyle büyüme tarafında zayıf kaldıklarını gördük. Borsa ise hâlâ önemli bir alternatif olsa da, geniş getiri aralığı nedeniyle belirsizlik barındırıyordu. Bu da yatırımcı için riskli bir alan olarak dikkat çekti. Aynı zamanda tüm bu yatırım araçlarının yatırımcıya düzenli bir nakış akışı sunmuyor olması da araştırmanın dikkat çeken bir diğer tarafı oldu.”
Genel Haberler
Ebebek’in 2030 yılı ciro hedefi 1 milyar dolar
Bugün 71 ilde 305 mağazası, ebebek.com ve mobil uygulamasıyla hizmet veren ebebek, fiziki ve dijital kanallarını birlikte geliştirerek bebeveynlere daha erişilebilir bir deneyim sunuyor. Marka, 2026 yılı itibarıyla mağaza sayısını 330’a çıkarmayı, online kanallarda büyümeyi hızlandırmayı ve farklı mağaza formatlarıyla daha fazla bebeveyne ulaşmayı planlıyor. Birleşik Krallık ve Kuzey Irak’taki operasyonlarını sürdüren ebebek, uluslararası pazarlardaki varlığını da genişletmeyi amaçlıyor. Marka, 2030 yılına kadar 1 milyar dolarlık büyüklüğe ulaşmayı hedefliyor.
ebebek Genel Müdürü Can Karadeniz, markanın geldiği noktayı ve gelecek vizyonunu şu sözlerle değerlendirdi:
“25 yılı geride bırakırken ebebek’in bugün ulaştığı noktayı daha net görüyoruz. Türkiye genelinde 305 mağazamız, güçlü dijital altyapımız ve milyonlarca bebeveyne ulaşan hizmet ağımızla önemli bir ölçeğe ulaştık. Bu büyümeyi kurduğumuz güven ilişkisiyle birlikte değerlendiriyoruz. Bugün geldiğimiz nokta, yıllar içinde attığımız planlı adımların ve doğru yatırımların bir sonucu. Bu yaklaşımın finansal sonuçlara da güçlü bir şekilde yansıdığını görüyoruz. 2025 yılında FAVÖK’ümüz, bir önceki yıla göre %25,5 artışla 3,5 milyar TL’ye ulaşırken, brüt kârımız %17,3 artışla 10 milyar TL seviyesine çıktı. Brüt kâr marjımız 0,6 puan iyileşirken, FAVÖK marjımız da 1 puan artışla %12,8’e ulaştı.
Önümüzdeki dönemde büyümemizi sürdürmeyi hedefliyoruz. 2030 yılına kadar 1 milyar dolarlık büyüklüğe ulaşma hedefimiz doğrultusunda ilerlerken, verimliliği artıran yatırımlara, dijitalleşmeye ve müşteri deneyimine odaklanmaya devam edeceğiz.”
ebebek Pazarlama Direktörü Itır Erel Ergül ise, “25 yıldır ailelerin ihtiyaçlarını anlayarak onların hayatını kolaylaştıran çözümler geliştirmeye odaklanıyoruz. Çünkü, bizim için dünyaya gelen her bebek, kendi bebeğimizdir; bu nedenle ebebek’i bir markadan çok daha ötesi, her an bebeveynlerin yanında olan bir destek noktası olarak görüyoruz. Ürünlerimizden sunduğumuz bilgiye, mağaza deneyiminden dijital kanallarımıza kadar her noktada bebeveynlerin yanında olmayı önceliklendiriyoruz.
Bugün ebebek’i farklı kılan en önemli unsur, ailelerle kurduğumuz güven ilişkisi. Bu bağı her geçen gün daha da güçlendirirken, bebeveynlerin hayatına gerçek anlamda değer katan deneyimler geliştirmeye devam ediyoruz” dedi.
Genel Haberler
BRCGS S&D sertifikalı A101 deposu 5. kez AA notu aldı
Gıda güvenliği ve tedarik zinciri yönetiminde dünya genelinde en saygın referanslardan biri olarak kabul edilen BRCGS S&D standardı kapsamında, A101’in Antalya Meyve Sebze deposu Türkiye’nin ilk ve tek sertifikalı tesisi olarak 5. denetimini başarıyla tamamlayarak en yüksek derece olan AA notunu korudu. Uluslararası kriterlere göre gerçekleştirilen bu denetim, operasyonel mükemmeliyetin sürekliliğini ve sistemin istikrarlı şekilde sürdürüldüğünü bir kez daha tescilledi.
Taze meyve ve sebzelerin kontrollü koşullarda korunmasını kapsayan bu standart, ürünlerin tarladan rafa uzanan yolculuğunda güvenliğin kesintisiz şekilde sağlanmasını mümkün kılıyor. A101, bu güçlü altyapı sayesinde yalnızca ürün sunmuyor; aynı zamanda güven, şeffaflık ve kaliteyi odağına alan bir yaklaşımı da alışverişçilerine taşıyor.
A101, uluslararası standartlarla uyumlu şekilde geliştirdiği operasyonel yaklaşımıyla, gıda güvenliği alanında sektör için referans oluşturmaya ve güven odaklı büyümesini kararlılıkla sürdürmeye devam ediyor.
