Şefik İşeri
Aile şirketlerinde 2. kuşak istihdamı
Eğer aile şirketlerinin anayasalarında aile üyelerinin istihdamını engelleyen bir kural konulmadıysa 2.ci kuşağın iş hayatına kendi şirketlerinizde başlaması en isabetli uygulamadır.
Ülkemizde girişimcilerimizin kurduğu aile şirketlerinde 3üncü kuşağa devrolan işletmeler oldukça azdır. Kurucularımız tırnakları ile kazıyarak kurduğu ve adeta evlatları gibi özenle büyüttükleri işletmelerini çocuklarına ve torunlarına devretmekte başarılı olamıyorlar. Bu başarısızlığın en önemli nedeni işlerine yani kuruluşlarının yönetimine aile fertlerini zamanında ve doğru yöntemlerle katamamalarıdır. Kurucuların çoğu veliahtlarını en iyi okullarda okutmakta ve kendilerinden daha donanımlı hale getirmektedirler. Ancak bu eğitim süreci tamamlandığında kendi işlerinde doğrudan istihdam etmede başarılı olamamaktadırlar.
Kurucular veya patronların çocuklarını işlerine katmada izlemeleri gereken yol;
-Veliahtların eğitim süreleri boyunca işyerlerinde her bölümde staj yapmaları sağlanmalı,
-Planlanan eğitimin bitimi ile birlikte kuruluşta yeteneklerine ve branşına uygun bir bölümde mentör yönetici ile parelel yönetici pozisyonunda işe başlatılmalıdır.
-Patronların çoğu veliahtların kendi işyeri dışında tecrübe kazandıktan sonra işe katılmasının daha uygun olacağı görüşündedirler. Bu yaklaşımın arka planında 2ci. kuşak hem başka şirketlerde işlerin nasıl döndüğünüde görür hemde kendi şirketinin kıymetini daha iyi anlar beklentisi vardır. Eğer ilk aşamada çalışılacak kuruluşun iş süreçleri ve yönetim kalitesi kendi kuruluşundan daha ileri ise bu yaklaşımın 2nci kuşağa bir katkısı olabilir. Ancak iki kuruluş arasında bu bariz fark yoksa faydadan çok zarar verir ve adayın iş hayatından soğumasına bile neden olabilir.
Kaldıki bir patron çocuğunun bir başka şirkette çalışmasını istemesi halinde herkesin olası sorusu ‘’köklü ve güçlü bir aile şirketleri var orada neden çalışmıyor?’’ sorusu olur ki bu soruya cevap vermek oldukça güçtür. Ayrıca hiçbir kuruluşun insan kaynakları tecrübelendikten sonra kendi işini yapmayı tercih edecek bir aday için emek ve zaman harcamak istemez. Yeni mezun tecrübesiz elemanı işe almak her şirket için yatırım olarak görülür. Hiç kimse işi öğrenince ayrılma ihtimali olan elemana yatırım yapmak istemez. Benim tecrübeme ve görüşüme göre patronların çocuklarının ve aile mensuplarının ehliyet ve liyakat esaslarından taviz verilmemek şartı ile iş hayatına atılmaları için en uygun yer kendi şirketleridir. Bu konuda yeni kuşaklara Mentörlük, Rehberlik yapacak en yetenekli ve doğru kişiler o şirketlerin profesyonelleri ve patronun bizzat kendisidir. Her ne kadar bu konulardaki tecrübe halk arasında ‘’Mum dibini ışıtmaz ‘’ atasözü ile özetlensede bu gerçek her koşulda doğru değildir. Çünkü her aile kendini işi kadar evlatlarına da adamalıdır. Aile şirketlerindeki Profesyonellerin yeni kuşakları işe sokmamak için kuracakları örtülü kumpaslara ve daleveralara karşı patronlar daima uyanık olmalı ve bunlara fırsat vermemelidir. Şirketimi kaybetmeyeyim endişesi ile evlatların istikballeri kaybedilmemelidr.
Bu güne kadar bu konudaki yabancı ulusların aile şirketlerinin ve ülkemizdeki yerli aile şirketlerinin yeni kuşakların işe katılımında izledikleri yol ve yaklaşımda budur. Ülkemizin önde gelen büyük ölçekli aile şirketlerininin tamamı ikinci kuşaklarını doğrudan kendi işlerinde iş hayatına başlatmışlardır.
Kobi ölçekli işletmelerde akraba istihdamı daha yaygındır. Akraba istihdamında genel kural bu istihdamın belirli bir prosedüre ve kurallara göre uygulanmasıdır, aksi takdirde iş ve ailenin bu uygulamadan zarar görmesi önlenemez. Eğer bir işyerinde yönetim kurulunda temsil edilen bir hissedarın, şirket kararlarında yetkisi ve sözü yoksa veya evladının, akrabasının işe katılması konusunda bir söz söyleyemiyor ve bu konuda bir kararı aldıramıyorsa o hissedar şirketin hissedarı, ortağı değil, o şirkette iştiraki olan bir yatırımcıdır. Aynen borsadaki gibi.
Yazarımızın bu yazısı Retail Türkiye Dergisi’nin Mayıs 2014 – 63. sayısında yayınlanmıştır.
Şefik İşeri
Veda ve teşekkür
Bana bu sayfayı açan Retail Türkiye Dergisi’ne sonsuz teşekkür ediyorum. Bir teşekkürde benim bu sütunlarda yazmamı teşvik eden ve kapıyı aralayan Ataman Özbay’a.
Haziran 2009 yılından bu yana Retail Türkiye Dergisi’nde yazmaya başladım. Dile kolay değil. 6 yıldır aralıksız yazıyorum. Ama sağlık sorunlarım nedeniyle artık çok sevdiğim okurlarıma hoşçakalın demek istiyorum. İlk yazım Haziran 2009 sayısında “Herkes en iyi bildiği işi yapmalı” başlığıyla yayımlanmış. Biliyorum ki veda yazıları yazmak çok zordur. Okurlarımdan özür diliyorum. Bana ne mutlu ki bu yazılarımla birlikte kitapta yayımladım. Bilgi birikimleri genç kuşaklarla birlikte okurlarımla paylaştım.
Bana bu sayfayı açan Retail Türkiye Dergisi’ne sonsuz teşekkür ediyorum. Bir teşekkürde benim bu sütunlarda yazmamı teşvik eden ve kapıyı aralayan Ataman Özbay’a.
Sağlıcakla kalın
Yazarımızın bu yazısı Retail Türkiye Dergisi’nin Nisan 2015 – 74. sayısında yayınlanmıştır.
Şefik İşeri
“Etkin Performans Yönetimi” nasıl yapılır?
Çalışanlar yıllık gelirinin en az %30 unu değişken ücretinden,%70’ini aylık sabit ücretinden almalıdır. Gelirin değişken sabit ayrışımında ideal bölüşüm oranı ise yüzde ellidir.
Şefik İşeri
Hızlı tüketim ürünleri dağıtım kanallarında değişim
Aslında münhasır bayilik sistemi 30yıl sonra işlevselliğini kaybetmiş ve iş gene dönüp dolaşıp çeşit toptancılığına dönmüştür. Piyasalardaki bu dönüşüm ve değişimi gören üreticilerin dağıtım sistemlerini ve bayilik şartlarını yeniden gözden geçirmeleri gerekmektedir. Sürdürülebilir karlılığı sağlayamayan hiçbir işletme varlığını koruyamaz. Ticaretin esası Kazan/Kazan ilkesidir. Bir tarafın kaybettiği ticari ilişki devamlılığını koruyamaz.
