Şefik İşeri
Delegasyon ve karar alma
Delegasyon ile rehberlik iç içedir. İyi yönetici bu dengeyi daima korur. Yeni atamalarda ve terfilerde tecrübesizlik bir üst’ün rehberliğini ön plana çıkarır. Ancak delegasyon yapılmazsa ve kişiye yönetilebilir, telafi edilebilir hata yapma hakkı tanınmazsa tecrübi kişisel gelişme hiçbir zaman sağlanamaz.
Patronlar çoğunlukla işlerini delege etmeyi sevmezler. İşi bir profesyonele/astına yapması için tevdi etseler de mutlaka ucundan kıyısından işin içinde olmak isterler. Hele iş kendi uzmanlık alanları içindeyse çalışan yandı. Bir anda kendini patronun katibi gibi hisseder ve demotive olur.
Kurucu patronların ve kaşarlanmış profesyonellerin çoğu yetki devretmekte/delegasyonda daima zorlanırlar. Buna oyuncağı elinden alınmak istenen çocuk psikolojisi ile direnirler. Halbuki iş dünyasında yaşanan başarı öykülerinin tümünde “Takım çalışması ve doğru iş bölümünün yapılmış olması” yani delegasyon vardır.
Delegasyon ile rehberlik iç içedir. İyi yönetici bu dengeyi daima korur. Yeni atamalarda ve terfilerde tecrübesizlik bir üst’ün rehberliğini ön plana çıkarır. Ancak delegasyon yapılmazsa ve kişiye yönetilebilir, telafi edilebilir hata yapma hakkı tanınmazsa tecrübi kişisel gelişme hiçbir zaman sağlanamaz.
Üstün astına karşı temel görevleri;
-Ast’a atandığı pozisyon itibariyle görev ve sorumlulukları açıklanır,
-Kendisinden ulaşması istenen hedefler paylaşılır,
-Yönetici ye bu hedeflere ulaşabilmesi için tam yetkilendirme(Delegasyon) yapılır,
-İşi nasıl ve hangi yöntemlerle yapacağına karışılmaz,
-Yöneticiden kuruluşun etik değerlerine ve uyulması gereken genel iş kurallara aykırı davranması beklenmez.
Bu gibi yanlış uygulamalar veya kararlar alınması halinde yöneticiyle yüz yüze görüşülerek durum kendisine açıklanır ve uyarılır. Fakat hiçbir zaman yöneticinin işi/görevi elinden alınmaz. Buna uyulmaması halinde yönetici işlerini bilinçli veya bilinçsiz bir üstüne yaptırmaya/delege etmeye başlar. Bu üst yöneticinin astının işini yapar hale gelmesine ve detaylarla uğraşmaktan asli işlerinde aksamaya ya da sürmenaja neden olur.
Herkes kendi işini yapmalı
İşini iyi yapamayan uyarılmalı, rehberlik verilmeli, yol gösterilmeli, eğer çok fahiş bir hata yapıyor ve ısrar ediyorsa ikna edilerek onun doğruyu yapması sağlanmalı.
Gene de işini yapamıyorsa yerine daha iyi yapan getirilmelidir. Her yönetici elini taşın altına koymalıdır. En tehlikeli delegasyon üste yapılandır.
Karar almada gecikme: Otoparkçılık;
Yöneticilerin çoğu zaman içine düştükleri en büyük handikap karar almada zorlanmaktır. Bunun çeşitli haklı ve makul gerekçeleri mutlaka vardır. Yönetici alması gereken kararları tek başına veya başkaları ile birlikte alacağı kararlar şeklinde ayrıştırmalıdır.
Alacağı kararların önceliğini ve zamanlamasını ve karar sürecini doğru belirlemelidir. Yöneticinin tek başına alması gereken kararların zamanında alınmamasından doğabilecek zararlar genellikle ölçülemez! Karar almada gecikme sıklaşırsa, bu alışkanlığa dönüşür ve sorunları otoparka alma zamana bırakma yöntemi kendiliğinden gelişir.
Diğer çalışanların performansını da etkileyen konularda karar almada gecikme /otopark uygulaması yaygınlaşırsa organizasyonel verimliliği düşürür.
Konuyla ilgili meşhur söz, “En kötü karar kararsızlıktan iyidir.”
Yeni yöneticiler en iyi ve doğru kararı alabilmek için çoğu zaman karar almayı bilerek geciktirirler, oysa doğru birden fazladır ve en iyi doğruya çoğu zaman istenilen zamanda ulaşılamayabilir. Doğru zamanda alınan karar en doğru karar olmasa bile işin performansı için en iyi karardır. Yeni yöneticilerin karar almakta zorlandıkları ve tek başlarına almak istemedikleri durumlarda yatay ve dikey diğer yöneticileri kararına katmasında veya bir üstü ile karar almasında her zaman fayda vardır. Öyle kararlar vardır ki herkesin taşın altına elini koyması gerekir.
Kurucular, patronlar istisna.Onlar isterse taşı da yuvarlar. Bize uyarmak düşer.
Kendi yuvarlayan ağlamaz.Saygılarımla
Yazarımızın bu yazısı Retail Türkiye Dergisi’nin Aralık 2009 – 10. sayısında yayınlanmıştır.
Şefik İşeri
Veda ve teşekkür
Bana bu sayfayı açan Retail Türkiye Dergisi’ne sonsuz teşekkür ediyorum. Bir teşekkürde benim bu sütunlarda yazmamı teşvik eden ve kapıyı aralayan Ataman Özbay’a.
Haziran 2009 yılından bu yana Retail Türkiye Dergisi’nde yazmaya başladım. Dile kolay değil. 6 yıldır aralıksız yazıyorum. Ama sağlık sorunlarım nedeniyle artık çok sevdiğim okurlarıma hoşçakalın demek istiyorum. İlk yazım Haziran 2009 sayısında “Herkes en iyi bildiği işi yapmalı” başlığıyla yayımlanmış. Biliyorum ki veda yazıları yazmak çok zordur. Okurlarımdan özür diliyorum. Bana ne mutlu ki bu yazılarımla birlikte kitapta yayımladım. Bilgi birikimleri genç kuşaklarla birlikte okurlarımla paylaştım.
Bana bu sayfayı açan Retail Türkiye Dergisi’ne sonsuz teşekkür ediyorum. Bir teşekkürde benim bu sütunlarda yazmamı teşvik eden ve kapıyı aralayan Ataman Özbay’a.
Sağlıcakla kalın
Yazarımızın bu yazısı Retail Türkiye Dergisi’nin Nisan 2015 – 74. sayısında yayınlanmıştır.
Şefik İşeri
“Etkin Performans Yönetimi” nasıl yapılır?
Çalışanlar yıllık gelirinin en az %30 unu değişken ücretinden,%70’ini aylık sabit ücretinden almalıdır. Gelirin değişken sabit ayrışımında ideal bölüşüm oranı ise yüzde ellidir.
Şefik İşeri
Hızlı tüketim ürünleri dağıtım kanallarında değişim
Aslında münhasır bayilik sistemi 30yıl sonra işlevselliğini kaybetmiş ve iş gene dönüp dolaşıp çeşit toptancılığına dönmüştür. Piyasalardaki bu dönüşüm ve değişimi gören üreticilerin dağıtım sistemlerini ve bayilik şartlarını yeniden gözden geçirmeleri gerekmektedir. Sürdürülebilir karlılığı sağlayamayan hiçbir işletme varlığını koruyamaz. Ticaretin esası Kazan/Kazan ilkesidir. Bir tarafın kaybettiği ticari ilişki devamlılığını koruyamaz.
-
Bülent Dal1 hafta öncePerakendede kararların domino etkisi: veriden karara, karardan kazanca
-
Genel Haberler6 ay önceİstanbul PERDER, teamüllere uymayan 3. dönem başkanlık ısrarına karşı!
-
Genel Haberler6 ay önceİstanbul PERDER’in katılmadığı TPF genel kurulu yapıldı
-
Genel Haberler6 ay önceTour de France ruhu ikinci kez Türkiye’de
