Şefik İşeri
Ekibi ile gelen, ekibi ile gider! (1)
Şirketlerin performansının bir yöneticiye veya uzmana bağımlı olmaması için her pozisyonda yetişmiş bir yedeğin bulunmasının sağlanması gereklidir. Ekipçiliği önlemenin en sağlıklı çözümü ise eleman alım ilkelerinin ve sürecinin çağdaş, adil ve objektif kriterlerle oluşturulması ve uygulanmasıdır.
Günümüzde neredeyse her sektörde görev alan üst düzey yöneticilerin tamamı “kendi ekibi ile çalışma” ilkesini uygular hale gelmiştir. Bu ilke çoğu zaman profesyonel yöneticilerce işverenlere işi kabul şartı olarak dayatılmaktadır. İşverenler ise ehliyet, liyakat ve tecrübesi ile kendini kanıtlamış yöneticilerin bu taleplerini kabul etmektedirler. Son zamanlarda piyasalarda “Her yönetici kendi ekibi ile çalışma hakkına sahiptir” anlayışı kabul gördüğünden bu uygulama üst düzey yöneticilerin yanı sıra orta ve alt kademe yöneticiler tarafından da benimsenmektedir. Böylece her yönetici kendi ekibini kurmakta ve kendi ekibi ile çalışır hale gelmektedir.
Çağdaş istihdam ve profesyonel yönetim ilkeleri açısından bu anlayış son derece sakıncalı ve yanlıştır.
Şirketlerin uzun ömürlü olması için kurumsal bir yapıya sahip olması esastır. Bunun en temel ölçütü ise o şirketin ömrünün ve performansının kişilerle kaim olmamasıdır.
Bu ilke hem kurucu ve hissedar patronlar için hem de profesyonel yöneticiler için geçerlidir. Kurumsallaşan şirketler için profesyonel yöneticilerin rolü şüphesiz çok önemli ve değerlidir. Bir şirkette görev verilecek profesyonel yönetici liyakat ve tecrübesinin yanı sıra iyi bir lider ve koç olmalıdır. Bu vasıftaki yöneticiler kendi ekibini kurma ihtiyacı hissetmezler. Mevcut ekibe kendini kabul ettirir ve ekibin liderliğini hemen üstlenirler, iş hedeflerine mevcut ekip ile ulaşırlar. Mevcut ekibin tecrübe birikiminden yararlanırlar ve ekip içinde performansı düşük elemanlar varsa bunları hemen kapının önüne koyup kendi tanıdığı adamlarını işe almazlar. Bu elemanların iş performansını artırmak için gerekli ihtiyaçları belirlerler. Onlara kendilerini geliştirmelerine fırsat verirler.
Kendi ekibini kuran yöneticiler ise adeta şirket içinde özerklik taslamaya ve zaman zaman şirketleri için kendisini ve ekibini vazgeçilmez kılmaya çalışırlar.
Ekipçi bir yöneticinin performans sorunu olması durumunda ise patron o yöneticiyi uyarmaktan ve işten çıkarmaktan çekinir, korkar hale gelir. Çünkü ekibi ile gelen ekibi ile gideceğinden yeni elemanlar alınana kadar şirkete ciddi zararlar verebilir.
Şirketlerin performansının bir yöneticiye veya uzmana bağımlı olmaması için her pozisyonda yetişmiş bir yedeğin bulunmasının sağlanması gereklidir. Ekipçiliği önlemenin en sağlıklı çözümü ise eleman alım ilkelerinin ve sürecinin çağdaş, adil ve objektif kriterlerle oluşturulması ve uygulanmasıdır.
Kurumsal bir şirkete sahip olmak isteyen her patron işe alınacak pozisyonun gerektirdiği yetkinliklere ve şartlara uygun elemanları açık ilan ile işe almalıdır. Çok sayıda uygun başvurular içinden torpil ve referansa bakmaksızın adayları liyakatlarına ve kabiliyetlerine göre elemeye tabi tutmalıdır. Başvuran adayların elemesini mutlaka işinin ehli ve uzmanı insan kaynakları yetkilileri yapmalıdır. Elenen adayların seçimi heyet mülakatı ile yapılmalıdır. Hatırlı kişilerin torpil talepleri ve referansları son üç aday arasında seçim yapılırken “Eşitler arası öncelik” ilkesine göre mülakat heyeti tarafından dikkate alınabilir. İşe alınacak kişilerden mutlaka şirkette çalışan tanıdık veya akrabalarının olup olmadığına dair beyanları daha başvuru aşamasında yazılı olarak alınmalı ve değerlendirilmelidir. Böylece şirkette kan bağı, hemşerilik vs gibi diğer ekipçiliklerin de yapılması engellenmelidir. Elemanın son çalıştığı iş yerinden mutlaka referans alınmalıdır.
Yazarımızın bu yazısı Retail Türkiye Dergisi’nin Ağustos 2011 – 30. sayısında yayınlanmıştır.
Şefik İşeri
Veda ve teşekkür
Bana bu sayfayı açan Retail Türkiye Dergisi’ne sonsuz teşekkür ediyorum. Bir teşekkürde benim bu sütunlarda yazmamı teşvik eden ve kapıyı aralayan Ataman Özbay’a.
Haziran 2009 yılından bu yana Retail Türkiye Dergisi’nde yazmaya başladım. Dile kolay değil. 6 yıldır aralıksız yazıyorum. Ama sağlık sorunlarım nedeniyle artık çok sevdiğim okurlarıma hoşçakalın demek istiyorum. İlk yazım Haziran 2009 sayısında “Herkes en iyi bildiği işi yapmalı” başlığıyla yayımlanmış. Biliyorum ki veda yazıları yazmak çok zordur. Okurlarımdan özür diliyorum. Bana ne mutlu ki bu yazılarımla birlikte kitapta yayımladım. Bilgi birikimleri genç kuşaklarla birlikte okurlarımla paylaştım.
Bana bu sayfayı açan Retail Türkiye Dergisi’ne sonsuz teşekkür ediyorum. Bir teşekkürde benim bu sütunlarda yazmamı teşvik eden ve kapıyı aralayan Ataman Özbay’a.
Sağlıcakla kalın
Yazarımızın bu yazısı Retail Türkiye Dergisi’nin Nisan 2015 – 74. sayısında yayınlanmıştır.
Şefik İşeri
“Etkin Performans Yönetimi” nasıl yapılır?
Çalışanlar yıllık gelirinin en az %30 unu değişken ücretinden,%70’ini aylık sabit ücretinden almalıdır. Gelirin değişken sabit ayrışımında ideal bölüşüm oranı ise yüzde ellidir.
Şefik İşeri
Hızlı tüketim ürünleri dağıtım kanallarında değişim
Aslında münhasır bayilik sistemi 30yıl sonra işlevselliğini kaybetmiş ve iş gene dönüp dolaşıp çeşit toptancılığına dönmüştür. Piyasalardaki bu dönüşüm ve değişimi gören üreticilerin dağıtım sistemlerini ve bayilik şartlarını yeniden gözden geçirmeleri gerekmektedir. Sürdürülebilir karlılığı sağlayamayan hiçbir işletme varlığını koruyamaz. Ticaretin esası Kazan/Kazan ilkesidir. Bir tarafın kaybettiği ticari ilişki devamlılığını koruyamaz.
-
Bülent Dal2 hafta öncePerakendede kararların domino etkisi: veriden karara, karardan kazanca
-
Genel Haberler6 ay önceİstanbul PERDER, teamüllere uymayan 3. dönem başkanlık ısrarına karşı!
-
Genel Haberler6 ay önceİstanbul PERDER’in katılmadığı TPF genel kurulu yapıldı
-
Serkan Çürük5 ay önceNüfus dengeleri değiştirir mi?
