Şefik İşeri
Emek üzerinden rekabet avantajı sağlamak
Ülkemizde cari açık problemi olmasa idi bu hükümet bizim sanayicimizi Çin’in ürünlerinin tasalltundan kurtaracak önlemleri asla almazdı. Belki ülkemizin cari açığı olmasa ilahi adalet o zaman gerçekleşecekti. Hükümetin Çin menşeili mallarin ucuz işçilikten kaynaklanan rekabetinden yerli üreticilerini ve sanayısini koruması iyi okunmalsıdır. İşadamlarımız ülkemizde emeğin payı üzerinden rekabet avantajı sağlama döneminin sona erdiğini kabul etmelidir.
Geçenlerde sanayici bir arkadaşımla sohbet ederken bana çalıştıracak işçi bulamadığından sitem etti. Bende kendisine, “İstatistiklere göre milyonlarca işsiz varken sizin işçi bulamamanız çok ilginç” dedim.
Sohbet derinleşince anladım ki arkadaşım asgari ücretten işçi bulamıyormuş! Kaç liradan işçi buluyorsun diye sorduğumda ise, “1000 lira net verince hemen buluyorum” cevabını aldım. Bende arkadaşıma, “Sorununu yanlış ifade ediyorsun, işçi bulamıyorum deme, asgari ücretten işçi bulamıyorum de” dedim. Üretim yapan her işletmede ortaya çıkarılan katma değerin hissedarlar, çalışanlar ve müşteriler arasında paylaşımında adalet esas olmalıdır.
Hissedarlar hakettiğinden fazla kar payı alırlarsa, işçilere hakettikleri ücret verilmezse, müşterilere ürettikleri ürünün vaad ettiği faydayı hakettiğinden daha pahalı sunmaya çalışırlarsa, bölüşümde adalet sağlanamaz ve o işletme varlığını sürdüremez.
Konuyla ilgili olduğundan profesyonel yönetici olduğum dönemde işçi ücretleri seviyesi konusunda yaşadığım bir anımı paylaşmadan geçemiyeceğim.
Ücret artışlarının belirlendiği bir dönemdi, bir sabah işyerimde gazete okurken gözüm kişi başi gelir analizleri haberindeki açlık sınırı ve fakirlik sınırı rakamlarına takıldı. Hemen insan kaynakları müdürümüzü çağırıp 250 kişinin çalıştığı şirketimizde bu sınırların altında kalanların listesini çıkarmasını istedim. Sonra bu listede yeralan personelin maaşlarını fakirlik sınırına getirttim ve bu ek maliyetin şirketin bütçemizde öngörülen karlılığına etkisini hesaplattım.
Sonuç çok ilginçti, bu artış karlılığımızda üst yönetimce sorgulanmayı gerektirecek önemli bir sapmaya neden olmamıştı. Bunun üzerine ben ücret artışlarında düşük maaşları yükseltip holdinge gönderdim. Holdingte bağlı olduğumuz üst yöneticimiz bu ücret ayarlamalarını onaylamadı. Gerekçesi ise çok ibretlik idi;
“Mevcut ücrete çalışmak için dışarıda bekleyen bu kadar işsiz varken bu ayarlamayı yapmak gereksizdir.”
Halbuki patronumuzun bizden işçiden emekçiden kesip bana daha fazla para kazandırın gibi bir beklentisi asla yoktu. Patronumuz bilhassa “İnsana ve emeğe değer veren” bir fikri yapıya sahip idi.Profesyoneller gene kraldan çok kralcı olduğunu göstermişti. Bir toplumda üretimden elde edilen gelir adil paylaşılmıyorsa o toplum iflah etmez, barış ve huzur içinde yaşayamaz.
Gelir dağılımında yaşanan adaletsizliğe toplumsal tepki verilmiyorsa o toplumun dinamiklerinde bir sorun var demektir. John Steinbeck’in meşhur lafı; Amerika’da sosyalizm niye tutmuyor sorusuna karşılık: ‘Çünkü Amerika’da öyle bir atmosfer yaratıldı ki yoksullar kendilerini geçici olarak dara düşmüş milyonerler olarak görür.’ Acaba durum Türkiye de çok mu farklı?
Bizim fakirlik sınırı ile açlık sınırı arasında sıkıştırılmış milyonları bulan dar gelirli halkımızda Amerikalı yoksullar gibi düşünmüyor mu?
Ülkemizde de işverenlerimiz yıllardır emekçilerin alın teri üzerinden piyasalarında rekabet avantajı sağlıyorlar.
Buna karşılık bizim emekçilerimiz de bir iş bulabildikleri ve mevcut işlerini korudukları için hallerine şükrederek yaşamını sürdürmektedirler.
Hani derlerya “Yaradanın (cc) ortalıkta görülen sopası yok fakat cezalandıracağı kuluna başkasını musallat edermiş” misali bizim sanayicilerin başına da Çin’i musallat etti. Çin dünya piyasalarına “Alın size düşük emek maliyeti ile rekabet avantajı nasıl sağlanır” görünüz dedi.
Yazarımızın bu yazısı Retail Türkiye Dergisi’nin Ekim 2012 – 44. sayısında yayınlanmıştır.
Şefik İşeri
Veda ve teşekkür
Bana bu sayfayı açan Retail Türkiye Dergisi’ne sonsuz teşekkür ediyorum. Bir teşekkürde benim bu sütunlarda yazmamı teşvik eden ve kapıyı aralayan Ataman Özbay’a.
Haziran 2009 yılından bu yana Retail Türkiye Dergisi’nde yazmaya başladım. Dile kolay değil. 6 yıldır aralıksız yazıyorum. Ama sağlık sorunlarım nedeniyle artık çok sevdiğim okurlarıma hoşçakalın demek istiyorum. İlk yazım Haziran 2009 sayısında “Herkes en iyi bildiği işi yapmalı” başlığıyla yayımlanmış. Biliyorum ki veda yazıları yazmak çok zordur. Okurlarımdan özür diliyorum. Bana ne mutlu ki bu yazılarımla birlikte kitapta yayımladım. Bilgi birikimleri genç kuşaklarla birlikte okurlarımla paylaştım.
Bana bu sayfayı açan Retail Türkiye Dergisi’ne sonsuz teşekkür ediyorum. Bir teşekkürde benim bu sütunlarda yazmamı teşvik eden ve kapıyı aralayan Ataman Özbay’a.
Sağlıcakla kalın
Yazarımızın bu yazısı Retail Türkiye Dergisi’nin Nisan 2015 – 74. sayısında yayınlanmıştır.
Şefik İşeri
“Etkin Performans Yönetimi” nasıl yapılır?
Çalışanlar yıllık gelirinin en az %30 unu değişken ücretinden,%70’ini aylık sabit ücretinden almalıdır. Gelirin değişken sabit ayrışımında ideal bölüşüm oranı ise yüzde ellidir.
Şefik İşeri
Hızlı tüketim ürünleri dağıtım kanallarında değişim
Aslında münhasır bayilik sistemi 30yıl sonra işlevselliğini kaybetmiş ve iş gene dönüp dolaşıp çeşit toptancılığına dönmüştür. Piyasalardaki bu dönüşüm ve değişimi gören üreticilerin dağıtım sistemlerini ve bayilik şartlarını yeniden gözden geçirmeleri gerekmektedir. Sürdürülebilir karlılığı sağlayamayan hiçbir işletme varlığını koruyamaz. Ticaretin esası Kazan/Kazan ilkesidir. Bir tarafın kaybettiği ticari ilişki devamlılığını koruyamaz.
-
Bülent Dal2 hafta öncePerakendede kararların domino etkisi: veriden karara, karardan kazanca
-
Genel Haberler6 ay önceİstanbul PERDER, teamüllere uymayan 3. dönem başkanlık ısrarına karşı!
-
Genel Haberler6 ay önceİstanbul PERDER’in katılmadığı TPF genel kurulu yapıldı
-
Genel Haberler6 ay önceTour de France ruhu ikinci kez Türkiye’de
