Şefik İşeri
Güvenin olmadığı yerde doğru iletişim yoktur
Bizler hayatımızın her safhasında doğru soru sorarak karşımızdaki kişiyi doğru anlayabiliriz.İletişimde varsayımlarla hareket etmeden önyargıdan ve tahmincilikten uzak durmalıyız.Böylece birbirimizle kaliteli,açık ve net iletişim kurabiliriz.Birbirimizi daha iyi ve doğru anlarız.Hayattan aldığımız lezzet/mutluluğumuz artar.
İletişim kurarken durum ne olursa olsun size her soru sorulduğunda cevap vermeden önce “Daima sorulan soru yamı cevap veriyorum diye düşünün” ve cevabın kısa, öz, anlaşılır olmasına dikkat ediniz. Bunun terside çok risklidir. Soru sorma ihtiyacı hissettiğimizde de asla soru sormaktan kaçınmamalıyız. Aksi takdirde sorular birikir, kafanızda sorunlar oluşturmaya başlar.
Ne demiş Atalarımız “Az konuş, Öz konuş”
Ancak her atasözümüz bize yol gösterici olmayabiliyor. Mesela “Leb demeden leblebiyi anlamak” atasözü “Etkin Dinleme”yi sabote ettiğinden iletişimin önündeki en büyük engeldir. Söz ağızdan çıkmadan karşındakinin ne söyleyeceğini asla tahmin etmeye çalışmamalıyız.
Bir diğer iletişim bozucu atasözü de karşındaki kişiye dolaylı mesaj vermeyi özendiren “Kızım sana söylüyorum gelinim sen anla” atasözüdür.Bu yaklaşımda açık, net ve doğru iletişimi engellemektedir. Karşımızdaki kişiye mesajlarımızı açık,net ve anlaşılır şekilde vermeliyiz,doğru anlaşıldığımızdan da emin olmak için daima muhatabımızdan teyid almalıyız.
Meşhur İngiliz generali Montgomery’ye atfedilen aşağıdaki hikaye’ iletişimde karşı tarafın verdiği mesajın doğru algıladığından emin olunmasının ne kadar önemli olduğunun göstergesidir.
Montgomery birliklere göndereceği yazıyı kaleme alır ve göndermeden önce sıradan bir eri çağırıp yazısını okutur ve ne anladığını sorarmış. Eğer erin cevabı ile vermek istediği mesaj örtüşüyorsa yazısını gönderirmiş. Eğer er farklı bir şey algıladıysa, yazısını vermek istediği mesajın doğru algılanacağından emin olana kadar değiştir ve ere defalarca okuturmuş.
Mesajlarımızın doğru algılandığından emin olmak için muhatabımızdan teyid almaktan kaçınmamalıyız.
Kaliteli iletişimi sağlamamız açısından bir diğer önemli konu ise “Tahminle iş yapmamamız ve karar vermememiz” dir.
Tahmin genellikle somut bilgilere ulaşmanın son derece zor olduğu özel durumlarda yapılır ve yapılan işle tahmin arasında bir tutarlılık vardır. Bilgiye ulaşmanın mutlak ve kolay olduğu durumlarda asla tahmin yapılmaz. İletişim açısından konuya bakarsak, muhatabımıza soru sorarak öğrenebileceğimiz hiçbir konuda tahmin yürütmemeliyiz.
Aşağıdaki öykü doğru soru sormanın önemi ve tahminle iş yapılmasının sakıncasını göstermesi açısından güzel bir örnektir.
Her şey göründüğü gibi olmayabilir
Fıkra;
“Parkta bir adam gazete okumakta ve yanı başında ise güzel bir köpek oturmaktadır. Adamın önünden geçen genç kızın köpek ilgisini çeker ve adama sorar; Köpeğiniz ısırır mı? Adam kıza bakmadan gazete okumaya devam ederek “Hayır” diye cevap verir. Kız yerde yatan köpeği sevmeye yeltendiğinde köpek hırlayarak saldırıya geçer. Bunun üzerine çok korkan ve kızan kız hışımla adama döner ve “Hani köpeğiniz ısırmazdı” der. Adam gazetesinin üzerinden bir kıza birde köpeğe baktıktan sonra “Bu köpek benim değil ki” cevabını verir.
Bizler hayatımızın her safhasında doğru soru sorarak karşımızdaki kişiyi doğru anlayabiliriz.İletişimde varsayımlarla hareket etmeden önyargıdan ve tahmincilikten uzak durmalıyız.Böylece birbirimizle kaliteli,açık ve net iletişim kurabiliriz.Birbirimizi daha iyi ve doğru anlarız.Hayattan aldığımız lezzet/mutluluğumuz artar.
Yazarımızın bu yazısı Retail Türkiye Dergisi’nin Haziran 2010 – 16. sayısında yayınlanmıştır
Şefik İşeri
Veda ve teşekkür
Bana bu sayfayı açan Retail Türkiye Dergisi’ne sonsuz teşekkür ediyorum. Bir teşekkürde benim bu sütunlarda yazmamı teşvik eden ve kapıyı aralayan Ataman Özbay’a.
Haziran 2009 yılından bu yana Retail Türkiye Dergisi’nde yazmaya başladım. Dile kolay değil. 6 yıldır aralıksız yazıyorum. Ama sağlık sorunlarım nedeniyle artık çok sevdiğim okurlarıma hoşçakalın demek istiyorum. İlk yazım Haziran 2009 sayısında “Herkes en iyi bildiği işi yapmalı” başlığıyla yayımlanmış. Biliyorum ki veda yazıları yazmak çok zordur. Okurlarımdan özür diliyorum. Bana ne mutlu ki bu yazılarımla birlikte kitapta yayımladım. Bilgi birikimleri genç kuşaklarla birlikte okurlarımla paylaştım.
Bana bu sayfayı açan Retail Türkiye Dergisi’ne sonsuz teşekkür ediyorum. Bir teşekkürde benim bu sütunlarda yazmamı teşvik eden ve kapıyı aralayan Ataman Özbay’a.
Sağlıcakla kalın
Yazarımızın bu yazısı Retail Türkiye Dergisi’nin Nisan 2015 – 74. sayısında yayınlanmıştır.
Şefik İşeri
“Etkin Performans Yönetimi” nasıl yapılır?
Çalışanlar yıllık gelirinin en az %30 unu değişken ücretinden,%70’ini aylık sabit ücretinden almalıdır. Gelirin değişken sabit ayrışımında ideal bölüşüm oranı ise yüzde ellidir.
Şefik İşeri
Hızlı tüketim ürünleri dağıtım kanallarında değişim
Aslında münhasır bayilik sistemi 30yıl sonra işlevselliğini kaybetmiş ve iş gene dönüp dolaşıp çeşit toptancılığına dönmüştür. Piyasalardaki bu dönüşüm ve değişimi gören üreticilerin dağıtım sistemlerini ve bayilik şartlarını yeniden gözden geçirmeleri gerekmektedir. Sürdürülebilir karlılığı sağlayamayan hiçbir işletme varlığını koruyamaz. Ticaretin esası Kazan/Kazan ilkesidir. Bir tarafın kaybettiği ticari ilişki devamlılığını koruyamaz.
-
Bülent Dal2 hafta öncePerakendede kararların domino etkisi: veriden karara, karardan kazanca
-
Genel Haberler6 ay önceİstanbul PERDER, teamüllere uymayan 3. dönem başkanlık ısrarına karşı!
-
Genel Haberler6 ay önceİstanbul PERDER’in katılmadığı TPF genel kurulu yapıldı
-
Genel Haberler6 ay önceTour de France ruhu ikinci kez Türkiye’de
