Şefik İşeri
Hızlı tüketim sektöründe ürün çeşitlendirmesi
Pazarda yaşama şansı zayıf bir ürünü yaşatmaya çalışmanın maliyeti her zaman yeni bir ürün çeşidini piyasaya sürmenin maliyetinden daha pahalıdır. Hatadan dönmek fazilet olduğu kadar, pazarda yer edinemeyen ürünü piyasadan geri çekmekte ticari basirettir. Üreticiler bu basireti gösteremez ise piyasanın rekabetten doğan doğal dinamiği gereğini yapar ve ürünü pazarın dışına iter. Direnen üreticiye de boşuna harcadığı paralara ağıt yakmak düşer…
Hızlı tüketin ürünleri sektöründe üreticiler, marka çeşitlendirmesinde o kadar ileri gittiler ki artık perakendeci raflarında bu ürünlerin tüm çeşitlerini bulundurmak imkansız hale geldi.
Durumun daha iyi anlaşılması için saç bakım ürünlerinden şampuan örneğine bakalım. Önceden bir çeşit şampuan varken zamanla rekabet gereği normal, yağlı, kuru saçlar için derken işin endazesi kaçtı. Kepekli, dökülen, permalı saçlar için, boyalı saçlar için, bukleli dolgun saçlar için şampuan çeşitlendirmesi yapıldı. Pazarlama bölümleri ürün çeşitlendirme kararlarını vermeden önce hedef kitle tesbiti yapıp bu tüketicilerin potansiyel alımlarını öngörmektedir. Ancak çoğu zaman bu öngörüler uygulamada tutmamaktadır. Piyasaya sürülen yeni çeşit ürünler hedeflenen miktarlarda satılmamakta veya ana üründen öngörülenin üzerinde pay alarak ek ciro getirmemektedir. Bu durumda şirket yönetimleri satış örgütlerine pazarda tüketim hacmi olmayan bu ürünleri perakendeye dağıtmaya ve satış kanallarına stok yapmaya zorlamaktadırlar. Ben bu güne kadar bir ürün lansmanında planlanan hedefi tutmadığı için işini kaybeden pazarlama müdürü görmedim. Ürün çeşitlendirme uygulamalarında kabahat daima satış ekibinin üstüne yıkılmıştır.
Bir markanın satış hacmini önemli ölçüde artırmayan ürün çeşitlendirmelerinden kaçınmak gerekir. En önemli risk pazardaki kendi mevcut ürününden pay almasıdır. Halbuki piyasaya verilen yeni ürünün rakipten pay alması esastır. Her kategoride ürün çeşitlendirmesinin karlılığa katkısı mutlaka takip edilmelidir. Ürünün her SKU’sunun satış payı, stok yükü, karlılığa katkısı irdelenmeli. İşe negatif katkıda bulunan SKU’lar delist edilmelidir. Her üretici karlılığını garanti altına almak için ürünlerinin ana ciroyu yapan çeşitlerine odaklanması gerekir. Her üç aylık satış döneminde ürünlerinin karlılığına çeşit ölçütünde bakmalı ve geciktirmeden ürün çeşitlerinde gereken sadeleştirmeyi yapmalıdır. Bu çeşit sadeleştirmesi yapılmaz ise satış ve karlılığın ana kaynağı olan asıl ürün, bu lüzumsuz SKU ların mali yükünü karşılayarak ürünün normal karlılığını aşağıya çeker. Bu nedenle her üretici kuruluşun ürün karlılığını SKU ölçeğinde doğru datalar ile izlemesi gerekir. Doğru datalardan kastedilen giderlerin çeşit ölçeğinde kaydedilmesidir. Mesela bukleli saçlar için üretilmiş bir şampuan çeşidinin satışlarını artırmak için yapılan harcamanın tamamının bukleli şampuan çeşidine masraf olarak yazılmayıp tüm şampuan çeşitlerine dağıtılması halinde ürün karlılığı yanlış hesaplanmış olur. Şirket üst yönetiminin ürün çeşitlerini sadeleştirme gibi önemli kararları almasında doğru datalarla karlılık takibi yapılması önem arz etmektedir.
Satış noktalarında ürünlerin rafa çıkarılması, pazar payı ile doğru oranlarda ve mümkünse en iyi konumda raflarda yer alınması her üreticinin ana hedefidir. Ancak kategoride yer alan markaların ürün çeşitlendirmelerinin çokluğu nedeniyle bu talebin karşılanması rafların kapasitesi açısından mümkün değildir. Bu nedenle organize perakendecilerin profesyonel yöneticileri kategori yönetimi yapmakta ve mağazalarında buna uygun olarak öngördükleri raf plan programlarını uygulamaktadırlar. Bu düzene razı olmayan üreticiler ise raf, gondol, ek teşhir satın alma yoluna gitmektedirler. Tüketici talebi yetersiz olan ve yapılan teşviklere rağmen gelişmeyen bu ürün çeşitleri için üretici kuruluşlar boşuna para harcamaktadırlar. Adeta yoğun bakımda yaşatmaya çalıştıkları bu kadük ürünler için hem lüzumsuz bütçeler harcanmakta hem de satış ekiplerinin ensesinde boza pişirilmektedir. Bu pazarlama enkazı hükmündeki ürünler hem satış ekiplerinin motivasyonunu bozmakta hem de eforlarını ana ürünlerin satışına odaklamalarını engellemektedir.
Pazarda yaşama şansı zayıf bir ürünü yaşatmaya çalışmanın maliyeti her zaman yeni bir ürün çeşidini piyasaya sürmenin maliyetinden daha pahalıdır. Hatadan dönmek fazilet olduğu kadar, pazarda yer edinemeyen ürünü piyasadan geri çekmekte ticari basirettir. Üreticiler bu basireti gösteremez ise piyasanın rekabetten doğan doğal dinamiği gereğini yapar ve ürünü pazarın dışına iter. Direnen üreticiye de boşuna harcadığı paralara ağıt yakmak düşer.
Yazarımızın bu yazısı Retail Türkiye Dergisi’nin Ekim 2014 – 68. sayısında yayınlanmıştır.
Şefik İşeri
Veda ve teşekkür
Bana bu sayfayı açan Retail Türkiye Dergisi’ne sonsuz teşekkür ediyorum. Bir teşekkürde benim bu sütunlarda yazmamı teşvik eden ve kapıyı aralayan Ataman Özbay’a.
Haziran 2009 yılından bu yana Retail Türkiye Dergisi’nde yazmaya başladım. Dile kolay değil. 6 yıldır aralıksız yazıyorum. Ama sağlık sorunlarım nedeniyle artık çok sevdiğim okurlarıma hoşçakalın demek istiyorum. İlk yazım Haziran 2009 sayısında “Herkes en iyi bildiği işi yapmalı” başlığıyla yayımlanmış. Biliyorum ki veda yazıları yazmak çok zordur. Okurlarımdan özür diliyorum. Bana ne mutlu ki bu yazılarımla birlikte kitapta yayımladım. Bilgi birikimleri genç kuşaklarla birlikte okurlarımla paylaştım.
Bana bu sayfayı açan Retail Türkiye Dergisi’ne sonsuz teşekkür ediyorum. Bir teşekkürde benim bu sütunlarda yazmamı teşvik eden ve kapıyı aralayan Ataman Özbay’a.
Sağlıcakla kalın
Yazarımızın bu yazısı Retail Türkiye Dergisi’nin Nisan 2015 – 74. sayısında yayınlanmıştır.
Şefik İşeri
“Etkin Performans Yönetimi” nasıl yapılır?
Çalışanlar yıllık gelirinin en az %30 unu değişken ücretinden,%70’ini aylık sabit ücretinden almalıdır. Gelirin değişken sabit ayrışımında ideal bölüşüm oranı ise yüzde ellidir.
Şefik İşeri
Hızlı tüketim ürünleri dağıtım kanallarında değişim
Aslında münhasır bayilik sistemi 30yıl sonra işlevselliğini kaybetmiş ve iş gene dönüp dolaşıp çeşit toptancılığına dönmüştür. Piyasalardaki bu dönüşüm ve değişimi gören üreticilerin dağıtım sistemlerini ve bayilik şartlarını yeniden gözden geçirmeleri gerekmektedir. Sürdürülebilir karlılığı sağlayamayan hiçbir işletme varlığını koruyamaz. Ticaretin esası Kazan/Kazan ilkesidir. Bir tarafın kaybettiği ticari ilişki devamlılığını koruyamaz.
-
Bülent Dal2 hafta öncePerakendede kararların domino etkisi: veriden karara, karardan kazanca
-
Genel Haberler6 ay önceİstanbul PERDER, teamüllere uymayan 3. dönem başkanlık ısrarına karşı!
-
Genel Haberler6 ay önceİstanbul PERDER’in katılmadığı TPF genel kurulu yapıldı
-
Genel Haberler6 ay önceTour de France ruhu ikinci kez Türkiye’de
