Sosyal Medya Hesaplarımız

Serkan Çürük

Baba ben ekonomist oldum

Serkan Çürük
Abone Ol:

Ben bu yazımı yazarken;

  • Resmi enflasyon %19.89.
  • 1 Dolar 11.20 TL, altının gramı 670 TL civarında.
  • En ucuz sıfır araba 200 bin TL civarında.
  • İphone 13 pro max 20-25 bin TL civarında.
  • 1 aylık asgari ücret 250 Dolar.
  • Benzin 8.5 TL, LPG 7,25 TL civarında.
  • Mutfak tüpü 195 TL civarında.
  • 5 kg ayçiçek yağı 85-90 TL.
  • 5 kg toz şeker 35-40 TL.

Sokak röportajlarına göre herkes ekonomist, herkesin bir ekonomi yorumu var. TV kanallarında, gazetelerde ve sosyal medyalarda yani nereye bakarsak olumsuzluk görüyoruz BABA.

Eskiden simit/çay hesabı yapılırdı artık o bile yapılamaz durumda çünkü artık simidin de fiyatı çok arttı BABA. Kara kış diye bir söylem dolaşıyor, korku ve panikle bekleniyor.

Zihnimiz siyasi ve ekonomi haberleri ile dolu. Bu durumun tam tersi olması gerekmez miydi? Yani bir şeyler üretmek için yeni fikirler, yeni teknolojiler düşünmek gibi. Siyasiler sürekli bizlerle dalga geçer oldular her gün yeni bir tasarruf önerisi ile karşımıza çıkıyorlar.

Ülkemiz Kripto alım/satımında dünyada ilk 10 içerisinde. İnsanlar ellerinde ki az miktar parayı kriptoya yatırıp zengin olma hayali kurmaktalar. Gerçi hayal kurmak bile pahalı artık, şans oyunları da çok zamlandı. İnsanlar paralarının değer kaybetmemesi için ekonomist oldu. En çok izlenen videolar birilerinin çektiği öneri ve ekonomi videoları. Ha birde her videonun altında YTD yazıyor. Yani Yatırım Tavsiyesi Değildir. Kardeşim bu ülkenin insanları cesur. Sen ne kadar YTD de yazsan biz senin önerine para yatırırız, “en fazla ne kaybederiz ki” cümlesi hayat mottomuz oldu.

Yani kısacası BABA ben ekonomist olmak zorunda kaldım. Her konuda biraz biraz fikrim var.

Devamını Oku
Advertisement
Yorum Yapın

Yorumunuz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Serkan Çürük

E-ticaret mi; geleneksel ticaret mi?

Serkan Çürük

Şüphesiz geleneksel ticaret yapan esnaflar/tüccarlar e-ticaretin üzerlerine yağan meteor yağmuru olduklarını düşünüyorlardır. Gün geçmiyor ki yeni bir e-ticaret pazar yeri doğuyor veya geleneksel ticaret yapan esnaflar/tüccarlar işlerini e-ticaret pazar yerlerine taşıyorlar.

Hepimiz biliyoruz teknoloji önüne geçilemeyen sel gibidir, ya bu selde bir tahta parçasına tutunup hayatta kalırsınız ya da kendinizi sele bırakır boğulursunuz. Zamana ayak uydurmak, zamana yetişmek çok ama çok önemlidir. İşletme sahibi olarak teknolojiden anlamayabilirsiniz ama teknolojiden anlayan, kendini bu konuda sürekli geliştiren kişileri kadronuza ekleyebilirsiniz. Bu sözlerim tabi ki henüz aksiyon almamış geleneksel ticaret yapan işletme sahiplerinedir.

Türkiye öyle bir pazar haline geldi ki ülkemizde neredeyse her sektörde global oyuncular yer almaktadır. Tam bir tüketim toplumu olduk ve global oyuncular da bunun farkında. Ülkemiz pazarına girerken sistemlerini ve teknolojik alt yapılarını da getirmekteler. Global oyuncular ile rekabet etmek veya onlar ile uyum içinde olmak için aynı dili konuşmak gerekir. Amazon.com Türkiye’de, yakında global başarılarını ülkemizde de görüyor olacağız.

‘’Dünya’yı yeniden keşfetmeye gerek yok.’’ cümlesini genelde kullanırım. Bu cümlemin arka planında bir iş yapmak, bir işe başlamak istiyorsanız önce bu işi en iyi kim veya kimler yapıyor araştırılması yatmaktadır. Tabi ki yaptığınız işte özgün olmanız sizi ön plana atacaktır ama önce nasıl başlayacağınız ile ilgili bir fikre ihtiyacınız vardır. Buna da araştırarak, gözlemleyerek sahip olursunuz.

Günümüzde Gaziantep’ten Amerika Birleşik Devletleri’ne tatlı gönderen fakat temelinde geleneksel ticaret yatan kuruluşlar var. Zamana yetişmek bu olsa gerek. E-ticarete girin, e-ticareti öğrenin, e-ticareti takip edin ama e-ticaret de ki işinizi iyi takip edin.

E-ticarete girerken dikkat edilmesi gerekenler;

  • Pazar yerlerinde satacağınız ürünleri maksimum özenle seçmeniz. Ürünleri doğru seçmek kargo maliyetinden ve daha sonra doğacak iade maliyetlerinden sizi korur.
  • Özgün ürün seçmek ve bu ürünün tüm patent haklarına sahip olmak. Pazar yerinde satılan bir ürünü sizlerde satabilirsiniz fakat rekabet edebilecek materyallere ihtiyacınız bulunmaktadır. Tüm haklarına sahip olduğunuz ürünler ile pazar yerlerinde bulunmak size maksimum fayda sağlayacaktır.
  • Birden fazla pazaryerinde satış yapacaksanız bir yazılıma/programa ihtiyacınız bulunmakta. İlk zamanlarda sizlere takibi kolay gelebilir ama belirli adet satışa ulaştıktan sonra işin muhasebe kısmı zor olacaktır. Sattığınız bir ürünün komisyonu anında kesilmiş olabilir ve bu ürün sonradan size iade dilmiş olabilir. Bu durumda iade edilen ürünün komisyonunu ve geri iade kargo bedelini siz ödersiniz. Fakat iyi bir takip ile iade edilen üründen kesilen komisyon bedelini pazaryerinden talep edebilirsiniz.
  • Ürünlerin kargo şiddetine dayanıklı olması. Biliyoruz ki kargo sürecinde ürünlere sizin davrandığınız gibi davranılmamakta. Dolayısıyla her türlü şiddete dayanıklı ürün ve paketleme sisteminiz olmalıdır. Pazar yerlerinde kargo dolayısıyla geri iade edilen ürünlerin maliyeti satacağınız 5 ürünün karına eşit gelebilir.

Yukarıda madde madde saydığım ana başlıklar dışında diğer detaylar bulunmakta. Ürünün görseli iyi olmalı, yüksek çözünürlüğe sahip fotoğraflar yüklenmeli, stok takibi iyi yapılmalı, pazar fiyatları takip edilmeli, kampanya mekanizmalarında maliyet/kar dengesi iyi kurulmalı vs …

Pazar yerlerinde kampanya yapacağım diye maliyet/kar dengesini kuramayıp binlerce zarar eden mağazalar/kişiler bulunmakta. Bazen bir bakıyorsunuz ürünü geliş fiyatına satılıyor. Burada kazanan pazar yeri ve tüketici oluyor. Satış yapan mağaza/kişi zarar ediyor. Bunu bazen bilinçli çoğu zamanda bilinçsiz yapmaktalar. İşi matematiksel dengesi iyi kurulup maksimum kar amacı güdülmelidir.

Pazar yerlerinde ticaret yapmak sanıldığı kadar düşük maliyetli değil. Pazar yerinin aldığı komisyon, ürünün kargo bedeli ve satış sonrası doğacak risklere bakıldığında neredeyse geleneksel piyasa ticareti kadar maliyeti bulunmakta. Pazar yerleri tercihlerinizde bu giderleri göz önünde bulundurmanızı öneririm.

Bence geleneksel ticaret ile e-ticaret birlikte son derece iyi yürütülebilir. Sadece iki işi faklı kişilerin yönetmesi ve denklemlerin iyi kurulması gerekmektedir.

Devamını Oku

Serkan Çürük

“2021” senden çok şey bekliyoruz

Serkan Çürük
ciftci

Aşağıdakiler ülkemiz insanları için ortak olarak gördüğüm/düşündüğüm beklentilerdir. Umarım 2021 hoş gelir. Umutlarınızı asla kaybetmeyin, hayallerinizin kararmasına izin vermeyin. Çok çalışın, çok isteyin, hırslarınıza yenik düşüp kimseyi kırmayın.

2021 senden aşağıdakileri bekliyoruz;

  • Kadın ve çocuk cinayetlerinin ve şiddetinin bitmesini bu konuyla ilgili yasal düzenlemelerin yapılmasını bekliyoruz.
  • Tüm Dünya’da ki savaşların ve zulümlerin bitmesini istiyoruz.
  • Son 1 yılda kıymetlerini daha çok bildiğimiz sağlıkçılarımıza karşı şiddetin bitmesini eksik kalan maddi/manevi haklarının tamamlanmasını bekliyoruz.
  • Covid 19 belasının bitmesini eski günlerimize dönmeyi bekliyoruz.
  • Adaletin herkes için eşit olmasını bekliyor ve temenni ediyoruz.
  • Siyasetin tansiyonunun düşmesini ve doğru iletişim ile ilerlemesini istiyoruz. Birbirine hakaret eden siyasi liderler, siyasetçiler istemiyoruz.
  • İnsan hakları, adalet, eğitim, bilim ve teknoloji gibi konularda Dünya lideri olmayı istiyoruz.
  • Yaptırım kelimesini duymamayı bunun yerine yatırım kelimesini daha çok duymak istiyoruz.
  • Eskisi gibi birlik ve beraberliğimizin artmasını istiyor ve temenni ediyoruz.
  • Tüketicilerin alım gücünün artmasını ve refah seviyelerinin seviye atlamasını bekliyoruz.
  • İş arayanlara iş terfi isteyenlere iyi bir kariyer bekliyoruz. Haksız işe alımlara ve terfilere son verilmesini istiyoruz. Kısaca liyakat istiyoruz.
  • Market/mağaza çalışanlarımızın işlerini meslek olarak görmelerini ve planlarını bu doğrultuda yapmalarını istiyoruz. Market/mağaza da çalışmak geçici bir iş olarak görülmemeli.
  • İş güvenliğinin artmasını/önemsenmesini ve kontrol altına alınmasını istiyor iş kazası ölümlerinin bitmesini temenni ediyoruz.
  • Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisinde belirttiği gibi zorunlu ihtiyaç olan tüketim maddeleri ve bazı hizmetlerde KDV indirimi bekliyoruz.
  • Ticari kararların gerçekten ticari amaçlar güdülerek verilmesini istiyoruz. Kazan-kazan duygusuyla hareket edilmesi doğru olandır.
  • İş insanlarımızın ve hayırseverlerimizin eğitime daha fazla yatırım yapmasını bekliyoruz ve umut ediyoruz.
  • En itibarlı mesleklerden olan çiftçilerimizin kıymetinin bilinmesini ve planlı üretim yapılması için ilgili çalışmaların yapılmasını bekliyoruz.

Fotoğraf, “Genç Çiftçi Projesi“ hayatını değiştirdi | Medya Gazete alıntıdır.

  • Ülkemiz gençlerinin gelecek umutlarının yeşertilmesini istiyoruz. Her ilde üniversite değil gerekli sayıda üniversite istiyoruz.
  • Televizyon programları ile teknolojinin, bilimin, doğru insan olmanın aşılanmasını istiyoruz. Gereksiz programlar ile insanların zamanlarını öldürmesini istemiyoruz.
  • Çevremizin daha fazla kirletilmemesini ve bu konu ile ilgili yasal düzenlemelerin yapılmasını bekliyoruz.
  • Hayvan hakları ile ilgili gerekli yasal düzenlemelerin yapılmasını bekliyor hayvanlara yapılan zulümlerin sona ermesini istiyoruz.
  • Daha fazla seyahat etmeyi, gezmeyi, gezerken de öğrenmeyi bekliyoruz.
  • Dünya vatandaşı olmayı tüm ülke kapılarının tüm dünya vatandaşlarına açılmasını bekliyoruz.
  • “Komşusu açken kendisi tok yatan bizden değildir” sözünün hatırlanmasını ve uygulanmasını istiyoruz.

Kısacası senden çok şey bekliyoruz 2021. “Fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür” nesillerin yetiştirmesi için ön ayak ol. Çocuklarımızı güldür, ailelerin saadetini eksik etme. Babalara çocuklarına daha iyi bir hayat sunabilmesi için iş, aş ve para ver. Hayattan beklentisi olanlara umut, kalbi kötü olanlara ışık ol. Son olarak tüm emek çalışanlarımıza kolaylıklar eyle.

Hoş geldin 2021…

Devamını Oku

Serkan Çürük

İletişimde nezaket

Serkan Çürük

İletişim konusu herkesçe farklı tanımlanan ve toplumlara göre farklılık gösteren bir kavramdır. Ama gerçek ve net olan bir şey vardır ki o da nezaket.

Bu yazımın konusu iletişimde nezaket…

Günlük yaşantımızda hepimiz birileriyle iletişim kurmaktayız. İletişim kurmak yani sosyal olmak insanların doğasında vardır. Aslında bu bir psikolojik ihtiyaçtır. Ama iletişim kurarken dikkat etmediğimiz şeyler vardır. Bunların başında nezaket gelmektedir. Nezaket, başkalarına karşı incelikli ve saygılı davranma, incelik, naziklik.

Hayatımızın her anına şu üç kelimeyi konumlandıralım lütfen. TEŞEKKÜR EDERİM, ÖZÜR DİLERİM VE LÜTFEN SİZ BUYURUN… Bu üç kelime hayatınızı/hayatımızı o kadar etkileyecek ki göreceksiniz çevremizdekilerinde bizlere karşı yaklaşımı ve davranışları değişecektir. Kaba olmanın, yüksek sesle konuşmanın, karşımızdakileri kırmanın inanın bir anlamı yok. Kimse kimseye sesini yükseltemez, hakaret edemez, küçük düşüremez. Irkçı konuşmaların, küçük düşürücü konuşmaların, birilerini olduğundan farklı göstermenin, dedikodunun sizlere/bizlere bir şey kazandırmayacağını bilmeliyiz.

Son dönemlerde ülkemizden gelişmiş ülkelere göç artış göstermektedir. Ülkemizden göçüp kendisine başka hayat kurmak isteyen kişilerin bazıları Youtube kanalı açmaktalar. Zaman bulup izleyebilirseniz göçmelerinin temelinde nezaketsizlik ve yanlış iletişim olduğunu göreceksiniz. Tabi ki birçok faktör var fakat temele indiğinizde bunu görüyor olacaksınız.

İnanın çok zor değil. Kendinize kaba, zorba denmesi hoşunuza gitmiyordur. Bunu değiştirmek sizlerin elinde, yeter ki isteyin. Nezaketli olan her insan iyi eğitim almış anlamına gelmiyor veya iyi eğitim almış her insan nezaketli olduğunu anlamına gelmiyor. Nezaket sonradan kazanılan bir şeydir. Aile eğitimi ile başlar ve hayatımızın sonuna kadar öğrenmeye devam ederiz.

Yaşadığım bir örneğe yer vermek istiyorum. Global bir firmada çalıştığım dönemde arkadaşımın müdürü arabasının kapısını açtı. İnanın bu o kadar yankı uyandırdı ki, aslında çok normal bir davranış. Toplum olarak alışkın olmadığımız için bu davranışı yadırgadık. Hadi bee dedirtti bize.

Dün markette alışveriş yaparken, kasiyere karşı kaba davranan birisi ile karşılaştım ve bu yazıyı yazmama sebep oldu. Aslında o kişi özünde iyi biri olabilir. Fakat nezaket dediğimiz şey geçici değildir. Hayatımızın her anında olması gerekiyor, ailemize karşı, sosyal çevremize karşı vs. Lütfen ama lütfen karşımızdakileri kırmayalım nezaketli olalım. Karşımızdakinin de kalbinin olduğunu ve duygularının olduğunu unutmayalım.

Yarın itibari ile bu üç kelimeyi kullanmaya başlayalım TEŞEKKÜR EDERİM, ÖZÜR DİLERİM VE LÜTFEN SİZ BUYURUN…

Bu yazımı 30 Ağustos Zafer Bayramı’nda yazıyorum, bu vesile ile 30 Ağustos Zafer Bayramımızı kutlarım.

Zaman ayırıp okuduğunuz için teşekkür ederim.

Devamını Oku

Serkan Çürük

POPÜLER