Serkan Çürük
Dünya’da ve Türkiye’de 2022 yılında akıllarda kalan önemli gelişmeler
Yazıma temennilerimle başlamak istiyorum. 2022 yılı öyle veya böyle bitmek üzere. İyisi ve kötüsüyle çok zorlu bir yılı geride bırakıyoruz. 2023 yılından, Dünya’da haksızlıkların ve ekonomik eşitsizliğin bitmesini, tüm bireylerin eşit olduğu mantığı ile yola çıkarak yönetimsel ve sistematik yaklaşımların düzenlenmesini, Dünya’da ki en zengin kişi sayısının arttırmaya yönelik değil daha halka inen ekonomik politikaların oluşturulmasını, vergilerin azalmasını ve Dünya halklarının refah seviyesinin artmasını, ülkeler arası vize ve giriş çıkışların kolaylaştırılmasını, seyahat özgürlüğünün artmasını, savaşların bitmesini, doğal olmayan insan ölümlerinin azalmasını ve son olarak her yeni doğan çocuklarımıza daha iyi bir Dünya bırakmak için barış içerisinde yaşanmasını temenni ederim.
Dünya’da akıllarda kalan en’lerden bahsetmem gerekirse;
- Kazakistan’da ki yönetim karşıtı protestolar.
- Mars’ta en uzun mesafe yürüyüş yapıldı.
- Rusya, Ukrayna’ya Savaş açtı.
- Türeci ve Şahin’e Covid-19 ödülü
- İsveç ve Finlandiya’dan NATO adımı
- Sri Lanka temerrüde düştü. Sri Lanka’da yönetim değişti
- AB’den Ukrayna ve Moldova’ya ‘aday ülke’ statüsü kararı
- Eski Japonya Başbakanı Şinzo Abe’ye suikast
- Tahıl sevkiyatı anlaşması.
- ABD-Çin arasında Tayvan gerilimi
- İngiltere Kraliçesi 2. Elizabeth vefat etti
- İran’da Mahsa Amini protestoları başladı
- Güney Kore’de Cadılar Bayramı ‘felaketi’
- Dünya nüfusu 8 milyarı geçti
- Arjantin, Dünya Şampiyonu
Türkiye’de ise akıllarda kalan en’lerimiz;
- Türkiye Ermenistan’a, uyguladığı ambargoyu kaldırdı.
- YÖK yaptığı açıklama ile üniversite giriş sınavı YKS‘de baraj puanının kaldırıldığını açıkladı.
- İsrail Cumhurbaşkanı Yitzhak Herzog ve Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara’da görüştü.
- Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ve Ukrayna Dışişleri Bakanı Dmytro Kuleba, Antalya‘da Rusya-Ukrayna Savaşı konusunda görüştü.
- 1915 Çanakkale Köprüsü’nü de içinde bulunduran Malkara – Çanakkale Otoyolu hizmete girdi.
- Rus ve Ukraynalı heyetler Rusya-Ukrayna Barış görüşmeleri kapsamında İstanbul, Dolmabahçe’de görüştü.
- Türkiye’de COVID-19 pandemisi: Koronavirüs Bilim Kurulu’nun almış olduğu karar sonucu, kapalı alanlarda maske kullanımı zorunluluğu kaldırıldı.
- Medya sanatçısı Refik Anadol‘un NFT eseri Barselona’da gerçekleşen açık arttırmada 1 milyon 380 bin dolarlık rekor fiyata satıldı.
- 2021-22 EuroLeague final karşılaşmasında Anadolu Efes rakibi Real Madrid’i 58-57 mağlup ederek üst üste ikinci kez EuroLeague şampiyonu oldu.
- 2021-22 CEV Kadınlar Şampiyonlar Ligi finalinde Vakıfbank rakibi Imoco Volley’i 22-25, 21-25, 25-23 ve 21-25’lik setlerle 3-1 mağlup ederek beşinci kez Avrupa şampiyonu oldu.
- Dışişleri Bakanlığı’nın başvurusunun ardından, uluslararası alanlarda kullanılan Turkey adı yerine Türkiye olarak kullanılması başvurusu Birleşmiş Milletler tarafından tescillendi.
- Muğla, Marmaris Bördübet Koyu çevresinde orman yangını başladı.
- Türkiye, 2022 Akdeniz Oyunları’nı 108 madalya ile İtalya’nın ardından ikinci sırada tamamladı.
- Kredi derecelendirme kuruluşu Fitch, Türkiye‘nin kredi notunu artan enflasyon, genişleyen cari açık ve diğer ekonomik riskleri gerekçe göstererek “B+”dan “B “ye düşürdü.
- 2022 Rusya’nın Ukrayna’yı istilası sebebiyle oluşan Tahıl Krizi’nin çözümü ve Ukrayna limanlarının açılarak bir tahıl koridoru oluşturulması konusunu görüşmek üzere Türk, Ukraynalı, Rus ve BM heyetleri İstanbul’da bir zirve gerçekleştirdi.
- Milli yüzücü Aysu Türkoğlu Manş Denizi‘ni 16 saat 28 dakikada geçerek Manş Denizi’ni geçen en genç Türk yüzücü oldu.
- 31 Temmuz tarihinde gerçekleştirilen KPSS sınavı şaibeli soru skandalı nedeniyle iptal edildi.
- Nitelikli dolandırıcılık nedeniyle kırmızı bültenle aranan, kripto para borsası Thodex’in firari kurucusu Faruk Fatih Özer, Arnavutluk’un Avlonya kentinde yakalandı.
- Bartın’ın Amasra ilçesinde bulunan bir madende patlama meydana geldi. Patlamada 41 kişi öldü.
- Türkiye’nin yerli otomobili TOGG seri üretime başladı.
- 12 Kasım – Saat 18.57’de Türkiye genelinde ilk defa eş zamanlı deprem tatbikatı gerçekleştirildi.
- İnsansız savaş uçağı Bayraktar Kızılelma ilk uçuşunu gerçekleştirdi.
Yıl içerisinde Dünya’da ve ülkemizde binlerce olay ve durum yaşanıyor. Sadece bunlardan bazıları bizleri derinden etkiliyor ve aklımızda kalıyor. Elbette ki kişiye göre değişir fakat beni etkileyen ve aklımda kalan olaylardan bahsetmek istedim. Aklımda en çok kalan olaylar ise, Orman yangınları, Rusya’nın Ukrayna’yı işgal ediyor olması, insanların geleceğini doğrudan etkileyen KPSS sınavındaki şaibe, Turkey’in uluslararası platformda Türkiye olarak değiştirilmesi, Türkiye’nin tahıl yolu ve barış anlaşmalarında önemli rol oynaması ve son olarak beni ve ülkemiz insanını derinden etkileyen ülkemizin alım gücünün azalması ve hemen hemen hergün duyduğumuz ve içinde bulunduğumuz ekonomik krizdir.
2023 yılının tüm Dünya’ya şans getirmesini temenni ediyorum. Şimdiden
Serkan Çürük
Nüfus dengeleri değiştirir mi?
2025 yılı itibarıyla dünya nüfusunda dengeler değişiyor. Hindistan, Çin’i geride bırakarak listenin zirvesine yerleşiyor. Türkiye ise 87.58 milyonluk nüfusuyla 18. sırada yer alıyor.

Demografik değişimler; ekonomi, iş gücü, eğitim ve şehirleşme politikaları üzerinde büyük etkilere sahip. Bu veriler geleceği şekillendiren önemli ipuçları barındırıyor.
Bir ülkenin nüfusu, uluslararası arenada sahip olduğu ağırlığın önemli belirleyicilerinden biridir. Birleşmiş Milletler’deki temsil gücü, ticaret anlaşmalarındaki pazarlık gücü ya da bölgesel iş birliklerindeki rol doğrudan nüfusla ilişkili olabilir. Örneğin Hindistan’ın 2025’te Çin’i geçerek dünyanın en kalabalık ülkesi olması, Güney Asya’nın jeopolitik dengelerini yeniden şekillendirme potansiyeline sahiptir.
Genç ve dinamik bir nüfus yapısı, üretim kapasitesinin artması, iç pazarın büyümesi ve tüketim talebinin canlı kalması anlamına gelir. Ancak nüfusun hızla yaşlanması, sağlık ve sosyal güvenlik harcamalarının artmasına yol açabilir. Japonya ve Avrupa ülkeleri bu durumun etkilerini yıllardır deneyimlemektedir.
Demografik yapı sadece yaş ortalamasını değil; kadın-erkek oranını, kent-kır dağılımını, eğitim düzeyini ve iş gücüne katılımı da kapsar. Nijerya gibi genç nüfuslu ülkeler büyüme potansiyeli taşırken; Almanya gibi yaşlanan toplumlar iş gücü sıkıntısını göçle telafi etmeye çalışmaktadır.
Doğurganlık oranı, nüfusun geleceğini doğrudan etkiler. Bugün birçok gelişmiş ülkede bu oran, nüfusun kendini yenileme eşiği olan 2.1’in altında seyrediyor. Türkiye’de de benzer şekilde doğum oranları düşmekte, bu da uzun vadeli sosyal ve ekonomik planlamaları zorlaştırmaktadır.
Nüfusun büyüklüğü ile Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYH) arasında doğrudan bir ilişki vardır; ancak bu ilişki kişi başı verimlilikle şekillenir. ABD, Çin ve Hindistan yüksek nüfuslarıyla büyük ekonomilere sahipken, kişi başına düşen gelir düzeyi bu üç ülkede büyük farklılıklar göstermektedir. Bu da “nüfus değil, nitelik belirleyicidir” anlayışını pekiştirir.
Birleşmiş Milletler’in “World Happiness Report” verilerine göre nüfus büyüklüğü, mutluluğu doğrudan etkilemiyor. Finlandiya, Danimarka gibi nüfusu küçük ama sosyal refahı yüksek ülkeler mutlu toplumlar arasında yer alırken; yüksek nüfuslu ülkelerde sosyal adalet, yaşam kalitesi ve güven duygusu azaldıkça mutluluk oranları da düşebiliyor.
Göç, nüfus yapısını hızlı bir şekilde etkileyen faktörlerden biridir. Avrupa ülkeleri yaşlanan nüfus yapısını dengelemek için göçmen politikalarına yönelirken; bazı ülkeler ise ulusal güvenlik veya kültürel kaygılarla göçü sınırlandırmaktadır. Türkiye, hem göç alan hem de göç veren bir ülke olarak bu dengenin merkezinde yer almaktadır.
2025 verileri sadece sayılardan ibaret değil; gelecek yüzyılın politik, ekonomik ve sosyal dinamiklerini anlamamız için bir pusula niteliğindedir. Demografik veriler, yalnızca bugünü değil; yarının şehirlerini, ekonomilerini ve toplumlarını nasıl kuracağımız konusunda da bizlere ışık tutmaktadır.
Kaynak: Statista, Doğruveri
Serkan Çürük
Sahte ürünlerin tehlikesi ve pet food sektöründeki yükselişi
Sahte ürünler, yıllardır birçok sektörün karşılaştığı en büyük sorunlardan biri. Gıda, kozmetik, ilaç, tekstil ve hatta teknoloji gibi hemen hemen her alanda karşımıza çıkan bu sahtecilik sorunu, şimdi de evcil hayvan maması sektörüne sıçradı. Gözle görülmeyen bu tehlike, hem insan sağlığını hem de sevdiklerimizin güvenliğini tehdit ediyor.Pet food (kedi ve köpek maması) gibi özel ilgi gerektiren bir sektörde sahte ürünlerin artışı, patili dostlarımızın sağlığını etkilemekte.
Sahte ürünler neden bu kadar yaygın? Bunun birkaç nedeni var:
Kâr hırsı: Sahte ürünleri üreten kişiler genelde hızlı kazanç peşinde koşan, etik değerleri önemsemeyen, ahlaktan yoksun, kötü insanlardır. Bu kişiler, düşük maliyetlerle taklit ürünler yaparak tüketiciyi aldatır. Gıda sektöründen kozmetiğe kadar birçok alanda bu tür ürünlerin maliyeti düşürmek için zararlı bileşenler içerdiği tespit edilmiştir.
Tüketici davranışı: Daha düşük fiyatlı ürünlere olan talep, sahte ürünlerin varlığını destekliyor. Ucuz bir seçenek gördüğümüzde bunu fırsat gibi görüp sorgulamadan satın alabiliyoruz. Ancak “ucuz etin yahnisi” misali, bu seçimler sağlığımızı tehlikeye atabiliyor.
Denetim eksikliği: Piyasada bu kadar sahte ürün olmasının bir diğer nedeni, denetimlerin yetersiz olması ve caydırıcı cezaların uygulanmamasıdır. Özellikle internet üzerinden satışlar, sahte ürünlerin hızla yayılmasını kolaylaştırıyor. Bu konuda pazar yerlerine de büyük iş düşmekte. Her satıcıya mağaza açmayıp çok sıkı denetimlerden geçirmeleri gerekiyor. Sadece mağaza açarken değil sürekli denetim altında tutmaları ve ağır yaptırım uygulamaları caydırıcı olacaktır.
Pet food sektörü, sahte ürünlerin özellikle arttığı bir alan. Sahte kedi ve köpek mamaları, orijinal ambalajların taklit edilmesiyle tüketiciyi kandırıyor. Ancak bu ürünler, içerik açısından tamamen standart dışı oluyor. Hayvanların temel besin ihtiyaçlarını karşılamadığı gibi, zararlı maddeler içermesi de sıkça karşılaşılan bir durum. Bu durum, sindirim sistemi rahatsızlıklarından ciddi alerjik reaksiyonlara ve hatta ölümcül sağlık sorunlarına yol açabilir.
Muhtemelen sahte ürünlerin üretimini yapan yerler de denetimsiz ve hijyen standartlarından yoksun fabrikalardır. Bu fabrikaların varlığı ve üretime göz yumulması, sadece üreticilerin değil, bu tesisleri denetlemeyen ya da denetlemeyi ihmal eden sistemlerin de sorumluluğunu ortaya koyuyor. Böyle fabrikalar, tüketicilerin güvenini ve sağlığını hiçe sayarak sahtecilik zincirine katkıda bulunuyor.
Kozmetik sektöründe de durum benzer. Cilt bakım ürünlerinden parfümlere kadar birçok sahte ürün, sağlığa zarar verebilecek kimyasallar içeriyor. Gıda sektöründe ise sahte ballar, zeytinyağları ve süt ürünleri gibi temel gıdalar, insan sağlığını tehdit ediyor. Sahte ilaçlar ve takviye edici gıdalar ise en tehlikeli olanlar; çünkü bu ürünler hayati tehlike yaratabilir.
Sahte ürünlerle mücadelede tüketicilere büyük sorumluluk düşüyor. Tüketici olarak, aldığımız ürünleri sorgulamalı, güvenilir satıcılardan alışveriş yapmalı ve çok düşük fiyatlara şüpheyle yaklaşmalıyız. Özellikle pet food sektöründe, mama seçerken orijinal ürün aldığımızdan emin olmalı ve ürünlerin kaynağını kontrol etmeliyiz. Sahte ürünleri engellemek devletlerin de denetimleri artırması ve sahteciliği caydırıcı cezalar uygulaması bu sorunun çözümünde kritik öneme sahiptir.
Unutmayalım ki sahte ürünler yalnızca cüzdanımıza zarar vermiyor; sağlığımızı ve sevdiklerimizi de tehdit ediyor. Bilinçli bir tüketici olmak, bu tehlikenin önüne geçmek için atabileceğimiz en büyük adım. Özellikle evcil hayvanlarımızın sağlığı söz konusu olduğunda, hiçbir şeyi şansa bırakmamalıyız. Sahtecilikle mücadele, hem bireysel hem de toplumsal bir sorumluluk.
Serkan Çürük
Türkiye’de pet sektörü
Pet sektörü, dünyada ve Türkiye’de hızla büyümekte olan bir endüstri. Özellikle şehirleşmenin, yalnız yaşamanın ve hayvan dostlarına duyulan ilginin artmasıyla birlikte pet sahiplenme oranları da yükseliyor. Bu durum, pet ürünleri ve hizmetlerine yönelik talebi artırarak sektörde büyük bir pazar yaratıyor.
Türkiye’de son yıllarda pet sahiplenme oranlarında ciddi bir artış görülüyor. Artık her evde bir köpek ya da kedi görmek daha yaygın hale geldi. Özellikle genç neslin hayvan dostlarına daha çok önem vermesiyle pet sektörüne olan ilgi giderek artıyor. Dünya genelinde de benzer bir durum söz konusu; Avrupa, Kuzey Amerika ve Asya pazarlarında pet ürünleri satışlarında istikrarlı bir artış gözlemleniyor. Ülkemizde de bu eğilimle birlikte pet sahipleri, dostlarının ihtiyaçlarını en iyi şekilde karşılayacak ürün ve hizmetleri tercih etmeye başlıyorlar.
Türkiye’deki pet sektörü, yerli ve yabancı markaların rekabet ettiği bir pazar haline geldi. Royal Canin gibi global markalar, Türk pazarında güçlü bir konuma sahipken yerli markalar da kaliteli ürünlerle pazarda yerlerini sağlamlaştırıyorlar. Özellikle Royal Canin Türkiye gibi firmalar, sektörün büyümesine yönelik stratejiler geliştirerek yerel pazarın dinamiklerine uygun ürün ve kampanyalar sunuyor. Bu rekabet, tüketicilere daha kaliteli ve çeşitli ürünler sunulmasını sağlıyor.
Dijital dönüşümle birlikte Türkiye’de pet ürünlerinin satışı e-ticaret platformlarına taşındı. Özellikle pandeminin etkisiyle e-ticaret hacminde yaşanan artış, pet ürünleri sektöründe de büyük bir ivme kazandırdı. Tüketiciler artık internet üzerinden rahatça alışveriş yaparken geniş ürün yelpazesi ve kampanyalardan da yararlanabiliyor.
Pet sahiplerinin bilinçlenmesi, hayvan dostlarının beslenme ve sağlık ihtiyaçlarına olan talebi artırdı. Özellikle doğal içerikli ve özel diyet ürünlerine ilgi büyüyor. Royal Canin gibi markalar, özel formüllerle hayvan dostlarının ihtiyaçlarını karşılayan ürünler sunarken, sektör genelinde de sağlık ve beslenme kalitesine yönelik farkındalık yükseliyor.
Teknolojik gelişmeler, pet sektöründe de yenilikleri beraberinde getiriyor. GPS özellikli tasmalar, sağlık takip cihazları ve akıllı mama kapları gibi ürünler sayesinde pet sahipleri, hayvan dostlarının sağlık durumlarını daha yakından takip edebiliyorlar. Bu tür inovasyonlar, pet sahiplerinin güvenli ve sağlıklı bir yaşam sunmalarını kolaylaştırıyor.
Pet sektörüyle ilgili gelişmelerin gözlemlendiği önemli alanlardan biri de ulusal ve uluslararası pet fuarları. Dünyada SuperZoo (ABD), Interzoo (Almanya) gibi prestijli fuarlar, pet sektörü profesyonellerini, üreticilerini ve tüketicileri bir araya getiriyor. Bu fuarlar sayesinde sektördeki yeni trendler, ürünler ve inovasyonlar tanıtılıyor. Türkiye de bu alanda önemli fuarlara ev sahipliği yapıyor. Özellikle İstanbul’da düzenlenen Pet Zoo Fuarı, Türkiye’nin pet sektöründeki en büyük buluşma noktalarından biri haline geldi. Son Pet Zoo Fuarı’nda birçok yerli ve yabancı marka, pet sahipleri ve profesyonellerle bir araya geldi. Fuarda, özellikle sağlıklı beslenme, yenilikçi aksesuarlar ve teknolojik ürünler ön plandaydı. Ayrıca, bu tür fuarlar aracılığıyla sektörün güncel gelişmeleri ve trendleri hakkında bilgi edinmek mümkün oluyor. Türkiye’deki pet sektörü için bu fuarların önemi büyük, çünkü yerli üreticilere ve markalara uluslararası arenada tanıtım fırsatı sağlıyor.
Türkiye’de pet sektörü, hızlı bir gelişim sürecinde. Artan pet sahiplenme oranları, yerel ve global markaların pazara olan ilgisi, dijitalleşme, sağlık bilinci ve teknolojinin entegrasyonu gibi etkenler bu büyümeyi destekliyor. Ayrıca, ulusal ve uluslararası pet fuarları, sektörün dünyadaki trendlerini yakından takip etme ve gelişme imkanı sunuyor.
Türkiye’de pet sektörünün geleceği oldukça parlak görünüyor; sektördeki aktörlerin yenilikçi çözümlerle bu büyümeyi daha da ileri taşıması bekleniyor. Büyüyen bu sektörü yakından izlemeye devam ediniz.
-
Bülent Dal2 hafta öncePerakendede kararların domino etkisi: veriden karara, karardan kazanca
-
Genel Haberler6 ay önceİstanbul PERDER, teamüllere uymayan 3. dönem başkanlık ısrarına karşı!
-
Genel Haberler6 ay önceİstanbul PERDER’in katılmadığı TPF genel kurulu yapıldı
-
Genel Haberler6 ay önceTour de France ruhu ikinci kez Türkiye’de
