Sosyal Medya Hesaplarımız

Serkan Çürük

Seçim öncesi Türkiye piyasaları

Serkan Çürük
Abone Ol:

Ülkemiz, 14 Mayıs 2023 tarihinde genel seçimlere hazırlanıyor. Seçim öncesi Türkiye piyasalarında belirsizlik artarken, gıda fiyatları da yükseliyor. Seçim sonuçları, Türkiye ekonomisi üzerinde büyük bir etkiye sahip olabilir. Peki, seçim öncesi Türkiye piyasaları ve gıda fiyatları ne durumda?

Türkiye ekonomisi, bazı zorluklarla karşı karşıya kalmıştır. Özellikle pandemi süreciyle birlikte yaşanan ekonomik daralma, yüksek enflasyon, kur dalgalanmaları gibi sorunlar, piyasalarda belirsizliğe neden olmuştur. Piyasa, seçim öncesi dalgalı bir seyir izliyor. Nitekim borsa, döviz ve diğer yatırım araçlarında ki hareketliliği gözlemlemekteyiz.

Türkiye’de yatırım aracı olarak kabul edilen araç fiyatları ve konut fiyatları son 2 yılda neredeyse 5-6 katı olmuştur. Alım gücünün düşmesi ve hayat pahalılığı nedeniyle insanların hayat standartları düşmüş, mutsuzluk artmış ve gençlerin gelecekten beklentileri azalmıştır.

Diğer ülkelerdeki fiyatlarla kendi ülkemizin fiyatlarını sürekli kıyaslar duruma geldik. Örnek vermek gerekirse Amerika’da İphone’nin son çıkan modeli için bir işçi 2 hafta çalışması gerekirken Türkiye’de yaklaşık 6 ay çalışması gerekmektedir. Bu örneği araba,1 kg kıyma,ayakkabı veya herhangi bir ürünle de yapabilirsiniz. Ama lütfen bu gözle bakıyor olalım. O ürüne ulaşmak için kaç saat çalışıyorum o ülke vatandaşı kaç saat çalışıyor.

  • Neden bu durumdayız?
  • Neden alım gücümüz düşük?
  • Neden aynı ürünlere daha pahalıya ulaşıyoruz?

Bence en önemli seçim vaadi ülkemizdeki alım gücünü ortalama bir Avrupa ülkesi seviyesine çıkarılma sözüdür. Tabi ki bir sürü sorunlarımız var fakat hiçbiri ülkemiz insanlarının fakirleşmesine sebep olmamalı. Türkiye büyük ve güçlü bir ülke, yeteri kadar insan gücümüz ve tecrübemiz bulunmaktadır. Akılcı politikalar ile refah seviyemizi arttırıp hayat standartlarımızı yükseltebiliriz.

Özellikle gıda fiyatları son dönemde çok artmış durumda. Çarşı-pazar yapan insanlarımız neredeyse çantaları boş şekilde evlerine dönmekteler. Ülkemiz toprakları binlerce tarım ürününü yetiştirmek için elverişlidir. Bu elverişli toprakları ve o toprakları işleyen çiftçilerimizi harekete geçirmek için sadece iyi bir planlama ve teşvik gerekiyor. İklim ve coğrafya olarak bu kadar zengin bir ülke olmamıza rağmen tarım ürünlerini pahalıya alıyor olmamızın başlıca sebepleri arasında döviz kurundan kaynaklı girdi fiyatlarının çok artmış olmasıdır. Bunlar çözülmeyecek konular değil. Ülkesinin %90’ı çöllerle çevrili olan Suudi Arabistan bile son dönemde tarım ürünleri ihraç etmektedir.

Dünya’yı yeniden keşfetmiyoruz. Bu işi en iyi kim yapıyorsa o kişiyi bulup işin başına geçirmek gerekiyor. Veya en güzel yapılan işleri örnek olarak alıp ülkemize getirmemiz gerekiyor.

Neden kuru soğanı 30 TL’ye alalım. Soğan yahu…

Lütfen kolay olan işleri zorlaştırmayalım. Daha önce yaptığımız gibi ekonomik seferberlik ilan edip liyakatli kadrolar ile yeniden planlamalar yapalım ve güzel ülkemizi yüksek refah seviyesine çıkaralım.

14 Mayıs seçimlerinin ülkemiz adına hayırlı olmasını diliyorum.

Devamını Oku
1 Yorum

1 Yorum

  1. Fatih keskin

    29 Nisan 2023 saat: 17:52

    Elinize sağlık Serkan bey.

Yorumunuz

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Advertisement

Serkan Çürük

Nüfus dengeleri değiştirir mi?

Serkan Çürük

2025 yılı itibarıyla dünya nüfusunda dengeler değişiyor. Hindistan, Çin’i geride bırakarak listenin zirvesine yerleşiyor. Türkiye ise 87.58 milyonluk nüfusuyla 18. sırada yer alıyor.

Demografik değişimler; ekonomi, iş gücü, eğitim ve şehirleşme politikaları üzerinde büyük etkilere sahip. Bu veriler geleceği şekillendiren önemli ipuçları barındırıyor.

Bir ülkenin nüfusu, uluslararası arenada sahip olduğu ağırlığın önemli belirleyicilerinden biridir. Birleşmiş Milletler’deki temsil gücü, ticaret anlaşmalarındaki pazarlık gücü ya da bölgesel iş birliklerindeki rol doğrudan nüfusla ilişkili olabilir. Örneğin Hindistan’ın 2025’te Çin’i geçerek dünyanın en kalabalık ülkesi olması, Güney Asya’nın jeopolitik dengelerini yeniden şekillendirme potansiyeline sahiptir.

Genç ve dinamik bir nüfus yapısı, üretim kapasitesinin artması, iç pazarın büyümesi ve tüketim talebinin canlı kalması anlamına gelir. Ancak nüfusun hızla yaşlanması, sağlık ve sosyal güvenlik harcamalarının artmasına yol açabilir. Japonya ve Avrupa ülkeleri bu durumun etkilerini yıllardır deneyimlemektedir.

Demografik yapı sadece yaş ortalamasını değil; kadın-erkek oranını, kent-kır dağılımını, eğitim düzeyini ve iş gücüne katılımı da kapsar. Nijerya gibi genç nüfuslu ülkeler büyüme potansiyeli taşırken; Almanya gibi yaşlanan toplumlar iş gücü sıkıntısını göçle telafi etmeye çalışmaktadır.

Doğurganlık oranı, nüfusun geleceğini doğrudan etkiler. Bugün birçok gelişmiş ülkede bu oran, nüfusun kendini yenileme eşiği olan 2.1’in altında seyrediyor. Türkiye’de de benzer şekilde doğum oranları düşmekte, bu da uzun vadeli sosyal ve ekonomik planlamaları zorlaştırmaktadır.

Nüfusun büyüklüğü ile Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYH) arasında doğrudan bir ilişki vardır; ancak bu ilişki kişi başı verimlilikle şekillenir. ABD, Çin ve Hindistan yüksek nüfuslarıyla büyük ekonomilere sahipken, kişi başına düşen gelir düzeyi bu üç ülkede büyük farklılıklar göstermektedir. Bu da “nüfus değil, nitelik belirleyicidir” anlayışını pekiştirir.

Birleşmiş Milletler’in “World Happiness Report” verilerine göre nüfus büyüklüğü, mutluluğu doğrudan etkilemiyor. Finlandiya, Danimarka gibi nüfusu küçük ama sosyal refahı yüksek ülkeler mutlu toplumlar arasında yer alırken; yüksek nüfuslu ülkelerde sosyal adalet, yaşam kalitesi ve güven duygusu azaldıkça mutluluk oranları da düşebiliyor.

Göç, nüfus yapısını hızlı bir şekilde etkileyen faktörlerden biridir. Avrupa ülkeleri yaşlanan nüfus yapısını dengelemek için göçmen politikalarına yönelirken; bazı ülkeler ise ulusal güvenlik veya kültürel kaygılarla göçü sınırlandırmaktadır. Türkiye, hem göç alan hem de göç veren bir ülke olarak bu dengenin merkezinde yer almaktadır.

2025 verileri sadece sayılardan ibaret değil; gelecek yüzyılın politik, ekonomik ve sosyal dinamiklerini anlamamız için bir pusula niteliğindedir. Demografik veriler, yalnızca bugünü değil; yarının şehirlerini, ekonomilerini ve toplumlarını nasıl kuracağımız konusunda da bizlere ışık tutmaktadır.

Kaynak: Statista, Doğruveri

Devamını Oku

Serkan Çürük

Sahte ürünlerin tehlikesi ve pet food sektöründeki yükselişi

Serkan Çürük

Sahte ürünler, yıllardır birçok sektörün karşılaştığı en büyük sorunlardan biri. Gıda, kozmetik, ilaç, tekstil ve hatta teknoloji gibi hemen hemen her alanda karşımıza çıkan bu sahtecilik sorunu, şimdi de evcil hayvan maması sektörüne sıçradı. Gözle görülmeyen bu tehlike, hem insan sağlığını hem de sevdiklerimizin güvenliğini tehdit ediyor.Pet food (kedi ve köpek maması) gibi özel ilgi gerektiren bir sektörde sahte ürünlerin artışı, patili dostlarımızın sağlığını etkilemekte.

Sahte ürünler neden bu kadar yaygın? Bunun birkaç nedeni var:

Kâr hırsı: Sahte ürünleri üreten kişiler genelde hızlı kazanç peşinde koşan, etik değerleri önemsemeyen, ahlaktan yoksun, kötü insanlardır. Bu kişiler, düşük maliyetlerle taklit ürünler yaparak tüketiciyi aldatır. Gıda sektöründen kozmetiğe kadar birçok alanda bu tür ürünlerin maliyeti düşürmek için zararlı bileşenler içerdiği tespit edilmiştir.

Tüketici davranışı: Daha düşük fiyatlı ürünlere olan talep, sahte ürünlerin varlığını destekliyor. Ucuz bir seçenek gördüğümüzde bunu fırsat gibi görüp sorgulamadan satın alabiliyoruz. Ancak “ucuz etin yahnisi” misali, bu seçimler sağlığımızı tehlikeye atabiliyor.

Denetim eksikliği: Piyasada bu kadar sahte ürün olmasının bir diğer nedeni, denetimlerin yetersiz olması ve caydırıcı cezaların uygulanmamasıdır. Özellikle internet üzerinden satışlar, sahte ürünlerin hızla yayılmasını kolaylaştırıyor. Bu konuda pazar yerlerine de büyük iş düşmekte. Her satıcıya mağaza açmayıp çok sıkı denetimlerden geçirmeleri gerekiyor. Sadece mağaza açarken değil sürekli denetim altında tutmaları ve ağır yaptırım uygulamaları caydırıcı olacaktır.

Pet food sektörü, sahte ürünlerin özellikle arttığı bir alan. Sahte kedi ve köpek mamaları, orijinal ambalajların taklit edilmesiyle tüketiciyi kandırıyor. Ancak bu ürünler, içerik açısından tamamen standart dışı oluyor. Hayvanların temel besin ihtiyaçlarını karşılamadığı gibi, zararlı maddeler içermesi de sıkça karşılaşılan bir durum. Bu durum, sindirim sistemi rahatsızlıklarından ciddi alerjik reaksiyonlara ve hatta ölümcül sağlık sorunlarına yol açabilir.

Muhtemelen sahte ürünlerin üretimini yapan yerler de denetimsiz ve hijyen standartlarından yoksun fabrikalardır. Bu fabrikaların varlığı ve üretime göz yumulması, sadece üreticilerin değil, bu tesisleri denetlemeyen ya da denetlemeyi ihmal eden sistemlerin de sorumluluğunu ortaya koyuyor. Böyle fabrikalar, tüketicilerin güvenini ve sağlığını hiçe sayarak sahtecilik zincirine katkıda bulunuyor.

Kozmetik sektöründe de durum benzer. Cilt bakım ürünlerinden parfümlere kadar birçok sahte ürün, sağlığa zarar verebilecek kimyasallar içeriyor. Gıda sektöründe ise sahte ballar, zeytinyağları ve süt ürünleri gibi temel gıdalar, insan sağlığını tehdit ediyor. Sahte ilaçlar ve takviye edici gıdalar ise en tehlikeli olanlar; çünkü bu ürünler hayati tehlike yaratabilir.

Sahte ürünlerle mücadelede tüketicilere büyük sorumluluk düşüyor. Tüketici olarak, aldığımız ürünleri sorgulamalı, güvenilir satıcılardan alışveriş yapmalı ve çok düşük fiyatlara şüpheyle yaklaşmalıyız. Özellikle pet food sektöründe, mama seçerken orijinal ürün aldığımızdan emin olmalı ve ürünlerin kaynağını kontrol etmeliyiz. Sahte ürünleri engellemek devletlerin de denetimleri artırması ve sahteciliği caydırıcı cezalar uygulaması bu sorunun çözümünde kritik öneme sahiptir.

Unutmayalım ki sahte ürünler yalnızca cüzdanımıza zarar vermiyor; sağlığımızı ve sevdiklerimizi de tehdit ediyor. Bilinçli bir tüketici olmak, bu tehlikenin önüne geçmek için atabileceğimiz en büyük adım. Özellikle evcil hayvanlarımızın sağlığı söz konusu olduğunda, hiçbir şeyi şansa bırakmamalıyız. Sahtecilikle mücadele, hem bireysel hem de toplumsal bir sorumluluk.

Devamını Oku

Serkan Çürük

Türkiye’de pet sektörü

Serkan Çürük

Pet sektörü, dünyada ve Türkiye’de hızla büyümekte olan bir endüstri. Özellikle şehirleşmenin, yalnız yaşamanın ve hayvan dostlarına duyulan ilginin artmasıyla birlikte pet sahiplenme oranları da yükseliyor. Bu durum, pet ürünleri ve hizmetlerine yönelik talebi artırarak sektörde büyük bir pazar yaratıyor.

Türkiye’de son yıllarda pet sahiplenme oranlarında ciddi bir artış görülüyor. Artık her evde bir köpek ya da kedi görmek daha yaygın hale geldi. Özellikle genç neslin hayvan dostlarına daha çok önem vermesiyle pet sektörüne olan ilgi giderek artıyor. Dünya genelinde de benzer bir durum söz konusu; Avrupa, Kuzey Amerika ve Asya pazarlarında pet ürünleri satışlarında istikrarlı bir artış gözlemleniyor. Ülkemizde de bu eğilimle birlikte pet sahipleri, dostlarının ihtiyaçlarını en iyi şekilde karşılayacak ürün ve hizmetleri tercih etmeye başlıyorlar.

Türkiye’deki pet sektörü, yerli ve yabancı markaların rekabet ettiği bir pazar haline geldi. Royal Canin gibi global markalar, Türk pazarında güçlü bir konuma sahipken yerli markalar da kaliteli ürünlerle pazarda yerlerini sağlamlaştırıyorlar. Özellikle Royal Canin Türkiye gibi firmalar, sektörün büyümesine yönelik stratejiler geliştirerek yerel pazarın dinamiklerine uygun ürün ve kampanyalar sunuyor. Bu rekabet, tüketicilere daha kaliteli ve çeşitli ürünler sunulmasını sağlıyor.

Dijital dönüşümle birlikte Türkiye’de pet ürünlerinin satışı e-ticaret platformlarına taşındı. Özellikle pandeminin etkisiyle e-ticaret hacminde yaşanan artış, pet ürünleri sektöründe de büyük bir ivme kazandırdı. Tüketiciler artık internet üzerinden rahatça alışveriş yaparken geniş ürün yelpazesi ve kampanyalardan da yararlanabiliyor.

Pet sahiplerinin bilinçlenmesi, hayvan dostlarının beslenme ve sağlık ihtiyaçlarına olan talebi artırdı. Özellikle doğal içerikli ve özel diyet ürünlerine ilgi büyüyor. Royal Canin gibi markalar, özel formüllerle hayvan dostlarının ihtiyaçlarını karşılayan ürünler sunarken, sektör genelinde de sağlık ve beslenme kalitesine yönelik farkındalık yükseliyor.

Teknolojik gelişmeler, pet sektöründe de yenilikleri beraberinde getiriyor. GPS özellikli tasmalar, sağlık takip cihazları ve akıllı mama kapları gibi ürünler sayesinde pet sahipleri, hayvan dostlarının sağlık durumlarını daha yakından takip edebiliyorlar. Bu tür inovasyonlar, pet sahiplerinin güvenli ve sağlıklı bir yaşam sunmalarını kolaylaştırıyor.

Pet sektörüyle ilgili gelişmelerin gözlemlendiği önemli alanlardan biri de ulusal ve uluslararası pet fuarları. Dünyada SuperZoo (ABD), Interzoo (Almanya) gibi prestijli fuarlar, pet sektörü profesyonellerini, üreticilerini ve tüketicileri bir araya getiriyor. Bu fuarlar sayesinde sektördeki yeni trendler, ürünler ve inovasyonlar tanıtılıyor. Türkiye de bu alanda önemli fuarlara ev sahipliği yapıyor. Özellikle İstanbul’da düzenlenen Pet Zoo Fuarı, Türkiye’nin pet sektöründeki en büyük buluşma noktalarından biri haline geldi. Son Pet Zoo Fuarı’nda birçok yerli ve yabancı marka, pet sahipleri ve profesyonellerle bir araya geldi. Fuarda, özellikle sağlıklı beslenme, yenilikçi aksesuarlar ve teknolojik ürünler ön plandaydı. Ayrıca, bu tür fuarlar aracılığıyla sektörün güncel gelişmeleri ve trendleri hakkında bilgi edinmek mümkün oluyor. Türkiye’deki pet sektörü için bu fuarların önemi büyük, çünkü yerli üreticilere ve markalara uluslararası arenada tanıtım fırsatı sağlıyor.

Türkiye’de pet sektörü, hızlı bir gelişim sürecinde. Artan pet sahiplenme oranları, yerel ve global markaların pazara olan ilgisi, dijitalleşme, sağlık bilinci ve teknolojinin entegrasyonu gibi etkenler bu büyümeyi destekliyor. Ayrıca, ulusal ve uluslararası pet fuarları, sektörün dünyadaki trendlerini yakından takip etme ve gelişme imkanı sunuyor.

Türkiye’de pet sektörünün geleceği oldukça parlak görünüyor; sektördeki aktörlerin yenilikçi çözümlerle bu büyümeyi daha da ileri taşıması bekleniyor. Büyüyen bu sektörü yakından izlemeye devam ediniz.

Devamını Oku

Serkan Çürük

Serkan Çürük

POPÜLER