Sosyal Medya Hesaplarımız

Soydan Cengiz

Futbol ve pazarlama arasındaki benzerlikler

Soydan Cengiz
Abone Ol:

Futbolda, oyunu değiştiren birçok gol imkansız gibi görünen durumlarda atılmıştır. Pazarlamada da, bazı anlarda çantada keklik olmayan birçok fırsat ortaya çıkabilir.

Bildiğiniz gibi bu köşedeki ilk yazılarıma da “Futbol Sen Bizim Her Şeyimizsin” başlıklı bir yazıyla başlamıştım. Kendimce gördüğüm lüzum üzerine perakende ticaretin oyuncularına faydalı olacağını düşündüğüm konulara da yöneldim arada. Bu sayıda, bir ibadet gibi bir çok ligi aynı anda takip etmeye çalışan büyük bir futbol taraftarı olarak, uzun zamandır yazmak istediğim “Futbol ve Pazarlama Arasındaki Benzerlikler” konusunda okuduğum bir makaleyi sizlerle paylaşacağım.
Futbol ile Pazarlama arasındaki benzerlikler neler?

Hızlı değişim, hızlı uyarlama.
Takımın teknik direktörü temel olarak, takımın sezon boyunca oynayacağı futbol tarzını, sistemini belirlemekten sorumludur. Fakat bu, hepimizin bildiği gibi her maç için stratejinin aynı olduğu anlamına gelmez. Aslında, oyun içinde, oyun hızla akarken bile gelişen yeni durumlara göre yeni taktikler üretip hızla uyarlamak çok önemlidir.
Takım oyuna saldırı silahları ile başlamış olabilir, ama sonra yediğiniz beklenmedik bir gol, takımın ileriye taşınması için gereken yapıyı tamamen değiştirmenize yol açabilir…
Esnek Pazarlama tamda bu bahsedilen durumlar gibidir. Şüphesiz herkes hedeflerini ve amaçlarını belirlemeyi istemektedir ve pazarlama stratejisini de o hedeflerini ve amaçlarını dikkate alarak geliştirmektedir. Fakat hayati olan, yeni gelişen trendler ve kanallar konusunda yeterince esnek olup olmadığınız ve yaklaşımınızı sürekli optimize etmek için çabalayıp çabalamadığınızdır.

Bazen, sadece boş bir vuruş yapmak zorunda olabilirsiniz.
Futbolda, oyunu değiştiren birçok gol imkansız gibi görünen durumlarda atılmıştır. Bazı anlarda gol olmayacağını bildiğiniz halde bir şut atmak bile bir çok şeyi değiştirebilir.
Pazarlamada da, bazı anlarda öyle çantada keklik olmayan birçok fırsat ortaya çıkabilir. Herhangi bir müşterinin veya potansiyel müşterinin sorduğu sorulara cevap verebilmek için genelde izlenilen yöntemlerin dışına çıkılabilir, mesela, sıra dışı bir blog düşünülebilir veya markayı ve/veya ürünü desteklemek için ortodoks olmayan bir yol seçilebilir. Dolayısıyla genel olarak hesaplanmış riskleri almaya hazır olmalıyız.

Önce takım gelir.
Futbolda, gollerin çoğunu kimin attığı değil takımdaki her oyuncunun yapmış oldukları katkı daha önemlidir. Tabii ki, Messi olağanüstü bir golcü olduğu için çok biliniyor ve seviliyor, ancak diğer taraftan Messi aynı zamanda inanılmaz bir takım oyuncusudur ve bir gol pozisyonunda her zaman kendisinden daha iyi pozisyonunda olan arkadaşına pas verir.
Inbound Pazarlama, hiçbir şeyin izole olarak elde edilemeyeceğini farkına varmıştır. Onun yerine, ekip ruhunun öneminin vurgulandığı ve her bir ekip üyesinin güçlü yanının keşfedilerek mümkün olduğunca bu güçleri kaldıraç olarak kullanmak gerekmektedir. İlave olarak, başarılı pazarlamacılar her zaman vadesi gelmiş krediler için de kredi verirler.

Ne kadar özen gösteriyorsunuz?
Takımın taraftarı için en önemli şeylerden biri takımın başarılı olmasını görmektir, ancak taraftarı daha çok mutlu eden, gidip yıldız oyuncular için tonlarca para harcanması değil, altyapıya önem verilmesi, altyapıdaki gençlerin sürekli iyileştirilmesi ve onlarda takıma girdiklerinde sürdürülebilir bir tutku geliştirilmesidir. Barselona ve Dortmunt her bir oyuncunun sporu ve takımlarını önemseme seviyeleriyle takımlarını ateşlemenin en iyi güzel örnekleridir.
Pazarlamaya gelince de, elbette, yaptığınız reklamlar, fuarlar ve büyük pazarlama ekipleri için yapacağınız tonlarca yatırım karşılığında belli bir dereceye kadar başarı “satın alabilirsiniz”. Fakat bu pazarlama bütçenizin küçük olduğunda ve pazarlama ekibinizin kavgacı olmadığında başarı şansınızın daha az olacağı anlamına gelmemektedir. Tüm bunlardan sonra, rakiplerinizi önemsemenin semeresini ve getirisini toplayacaksınız.

Eğer bir kaybetme serisi varsa, bunu kendiniz çalışmalı ve aşmalısınız.
Futbolda, eğer bir kaybetme serisine girmişseniz, en basit durumlarda bile golü kaçırabilirsiniz. Her zaman golü atmaktan bir saniye, bir adım veya bir milim geride görünürsünüz, olursunuz ve golü de atamazsınız. Bunların üstüne, yetmezmiş gibi bir de yanlışlıkla kalenize gol atarsınız. Bir takım için girdiği kaybetme serisinden çıkmanın tek yolu: kendisinin daha iyi çalışmasıdır. Başka takımlardan daha çok koşması ve her top için savaşmasıdır.
Benzer olarak da Indound Pazarlama, çok ciddi ciddi bir kararlılık gerektirir. Bir gecede başarı beklenmemeli.
Sadece hedef tüketicilerinizi inter aktif olarak dinleyerek sürdürülebilir bir strateji geliştirebilirsiniz.
Eğer pazarlama kampanyalarınıza bir tekdüzelik hakimse bazı şeyleri değiştirmeyi deneyin, size yardımcı olacağını düşündüğünüz tüketicilerle usanmaz bir şekilde inter aktif olarak görüşün. Ve şüphesiz, ey iyisini yaptığınıza emin olana kadar ne yapıyorsanız ölçün, bu yolla kampanyalarınızı optimize edebilirsiniz.

Taraftarlarınızın gücünü hafife almayın.
Dünya’da büyük takımların taraftarları 12 numaralı formalar veya tişörtler giymektedirler, bu taraftarlar bunu yaparak basitçe kendilerinin sahadaki 12. adam olduğunu göstermek ve biz sizin her zaman destekçininiz mesajını vermek istemektedirler.
Pazarlamada da ürünlerinizin sadık müşterileri ve destekçileri çok önemlidir ve ürünlerinizin ve/veya markanızın başka bir seviyeye taşınması için mancınık görevi görürler. Bu nedenlerle onlarla çok yakından ilgilenin, onlara teşekkür edin, onlarla inter aktif olun, onlara size bu desteklerini daha uzun süre sağlamaları için teşvikler verin.
Bir daha ki sayıda görüşmek üzere.

Yazarımızın bu yazısı Retail Türkiye Dergisi’nin Kasım 2012 – 45. sayısında yayınlanmıştır.

Devamını Oku
Yorum Yapın

Yorumunuz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Advertisement

Soydan Cengiz

Restoran markalı Ürünleri raflara taşımak, perakendecilerin ciro ve karlılık arayışlarında yeni bir yol olabilir mi?

Soydan Cengiz

Yazar:

Restoran markalı ürünler genel olarak farklı bir lig olarak algılanıyorlar, çünkü müşteriler bu ürünler dondurulmadan önce sağlıklı bir şekilde hazırlandığını biliyorlar. Bu da bu ürünleri sadık restoran müşterileri ve yüksek kaliyeli ürünler arayan tüketiciler arasında popüler bir seçim haline getiriyor.

Bu sayıda çok yeni okuduğum bir makaleyi paylaşmak istedim.
Ev Dışı Tüketim Sektörünü gelişmiş olduğu ülkelerde perakendeciler farklı ürün kategorilerindeki zincir restoranların ısıtmaya hazır ürünlerini raflarına koyarak bir yandan müşterilerine hizmetlerini çeşitlendirirken diğer taraftan da cirolarını artırmaktadırlar.
Büyüyen bir trend olarak, restoranların markalı ürünlerinin süpermarket raflarında bulunmasının hem tüketiciler hem de restoranlar için ilginç bir müşteri deneyimi olacağı çok açık.
Bu trend sayesinde tüketiciler favori restoranlarının sevdikleri ürünlerini restoran raflarından alarak evlerinde sevdikleri filmler eşliğinde yiyebilecekler.
Bu zorlu ekonomik zamanlarda, her gün daha fazla restoran kendileri için farklı bir gelir akışından yararlanmak umuduyla bu potansiyel pazara girmeye başlıyor.
Restoranlar sadık müşterilerine süpermarketlerde satılabilecek ne tür ürünler sunuyorlar? Ve bu, restoran işletmeciliğinde gelecekte uygulanabilir bir gelir kaynağı mıdır?

Süpermarket raflarında restoran kalitesi
ABD’de California Pizza Kitchen (12 ülkede 230 mağazalı bir pizza zinciri) bu işe ya kendi başına ya da Kraft gibi büyük üreticilerle beraber yavaş yavaş girmekte.
Çok beğendikleri restoranlar markalı ürünlerinin, böyle kolaylıkla erişilebilir olması müşteriler için heyecanlı bir durum olmalı.
Ayrıca global olarak, tüketicilerin %81’inin akşam ne yiyeceğiz diye kara kara olmasa da düşündüğü bir dünyada, restoranlar bun hareketleri ile oldukça önemli bir çözüm sunmaktalar.
Tüketiciler geç vakte kaldıklarında evlerine giderken sevdikleri restoranlara ait bir şeyler almak istediklerinde veya gece geç vakit sevdikleri restoranlara ait bir şeyler yemek istediklerinde süpermarketlerdeki bu çeşit oldukça önemli bir çözüm sunmakta.

Yemek mekanları süpermarketlerin içine giriyor
Birçok ünlü restoran bu işi yapmış durumda, kendi markalı ürünlerini süpermarket raflarında normal ürünlerle yan yana sergilemekteler. IHOP, T.G.I Fridays, California Pizza Kitchen, P.F. Chang’s China Bistro, Phillips Seafood’s gibi zincirler ürünlerini raflara yerleştirdiler bile.

Restoran markaların popülaritesi artmakta
İşin doğrusu, süpermarketlerde dolaşırken favori restoranlarına ait markalı ürünleri alabilmek müşteriler arasında oldukça popüler bir hale gelmekte.
Diğer taraftan da değişen ekonomik koşullarda restoran markalı ürünleri süpermarketler için karlı ürün çeşitleri olabilirler.
Restoran markalı ürünler genel olarak farklı bir lig olarak algılanıyorlar, çünkü müşteriler bu ürünler dondurulmadan önce sağlıklı bir şekilde hazırlandığını biliyorlar. Bu da bu ürünleri sadık restoran müşterileri ve yüksek kaliyeli ürünler arayan tüketiciler arasında popüler bir seçim haline getiriyor.
Perakendeciler yeni bir Ev Dışı Tüketim operatörleri olabilir mi? Çünkü Ev Dışı Tüketim sektörü müşteri neredeyse oraya gitmek istiyor.

Yazarımızın bu yazısı Retail Türkiye Dergisi’nin Ağustos 2013 – 54. sayısında yayınlanmıştır.

Devamını Oku

Soydan Cengiz

Dışarıda daha iyi yemek yenilebir mi?

Soydan Cengiz

Yazar:

Jamie Oliver, yıllar boyunca yaptığı işlerle, endüstriye kitlelere kaliteli yemek yedirmenin mümkün olduğunu gösterdi ki bunun yapılması yıllarca mümkün değil denildi. Bunu gerçekleştirirken de en büyük destekçilerinin tedarikçileri olduğunu dile getiriyor. Çünkü kaynağını bildiği malzemenin eline kaynağındaki gibi ulaşmasını sağladıklarını söylüyor.

Bu yazımda hepimizin tanıdığını düşündüğüm birisinden bahsedeceğim.
Jamie Oliver; Multi – Kanal Aktivist
Neden? Çünkü Jamie Oliver sadece bir aşçı değil, halkın dışarda daha iyi yemek yiyebilmesinin mümkün olduğunu düşünen ve bunun için mücadele eden bir sosyal sorumluluk gönüllüsü.
Hepimizin bildiği gibi, Jamie Oliver, en basit ifadesiyle gıda dünyasında bir fenomendir. O, dünyanın en sevilen televizyon simalarından biri ve İngiltere’nin en ünlü ihracatlarından biridir. Küresel düzeyde bir ünlü şef, tv programları ABD, Avustralya, Güney Afrika, Brezilya, Türkiye dahil olmak üzere 100’den fazla ülkede yayınlanmakta olan bir aktivist…
İngiliz TV’lerinde gözüktüğü ilk günden beri, İngiltere’nin Ev Dışı Tüketim sektöründeki en büyük değilse bile en önemli trend yaratıcılarından birisi olmuştur. Televizyon programları ile halkın yemek yeme alışkanlıkları ile ilgili düşünce yapısını ve trendleri değiştirmiş ve girişimleri ile de hükümetin aksiyonlarını yönlendirmiştir.
2010 yılında yazdığı ‘Jamie’nin 30 Dakikalık Yemekleri’ kitabı, kurgusal olmayan kitaplar arasında, tarihin kaydettiği en hızlı satış grafiğine erişen kitap olmuştur.
2004 yılında gerçekleştirdiği okullarda çocuklara daha iyi yemekler sunulmasını hedefleyen ‘Okullarda Daha İyi Beslenelim’ temalı ulusal kampanyada topladığı 271.677 imza ile İngiltere hükümetinin okullarda verilen yemeklerin standartlarının yükseltilmesi için ilave 280 milyon pound kaynak yaratmıştır. Bu tür girişimler Jamie Oliver’ın, uluslararası bir rol modeli olarak kabul edilmesine yol açmıştır ve 2003 yılında Ev Dışı Tüketim sektörüne katkılarından dolayı ödüllendirilmiştir.
Jamie Oliver’i trend yaratıcısı yapan şeyler nelerdir?
Başlangıç olarak, detayların yılmaz savaşçısı olması. Yaptığı yemeklerin malzemelerinin kaynağını çok iyi bilmesi ve her aşamasında nasıl olduklarını sürekli izlemesi. Bunların yanındaki en önemli özelliği insanları sevmesidir. İnsanları sevmesi de o’na halkın ne istediğini kolayca anlayacak yetenekleri geliştirmesine neden olmuştur ve sürekli bunu canlı tutmak ve geliştirmek peşindedir.
Jamei’yi büyük bir lider yapan şey ne?
Her zaman geliştirebileceğimiz veya iyileştirebileceğimiz bir şeylerin var olduğunu düşünür. Ve her zaman daha etkili ve daha orjinal nasıl olunacağını araştırır.
Jamie kendine neyi misyon edinmiş?
Oldukça basit bir misyonu var! Herkes iyi yemeği hak etmektedir. Mümkün olduğunca çok insana iyi yemeğin nasıl birşey olduğunu anlatmak ve onlara iyi yemeği sunmak. Yoksun gençlerle birçok şey yapmak. Bu isteği asla durmaması.
Bunun Ev Dışı Tüketim endüstrisine ne faydası var?
Yıllar boyunca yaptığı işlerle, endüstriye kitlelere kaliteli yemek yedirmenin mümkün olduğunu gösterdi ki bunun yapılması yıllarca mümkün değil denildi. Bunu gerçekleştirirken de en büyük destekçilerinin tedarikçileri olduğunu dile getiriyor. Çünkü kaynağını bildiği malzemenin eline kaynağındaki gibi ulaşmasını sağladıklarını söylüyor.
Türk halkı dışarıda daha iyi yemek yemeyi hak etmiyor mu?

Yazarımızın bu yazısı Retail Türkiye Dergisi’nin Haziran 2013 – 52. sayısında yayınlanmıştır.

Devamını Oku

Soydan Cengiz

Türkiye’nin ilk ev dışı tüketim sektörü fuarı gerçekleşti!

Soydan Cengiz

Yazar:

Ev Dışı Tüketim Tedarikçileri fuarı ilk sene olmasına rağmen 12.000 metrekare alanda, Gıda, Temizlik, Kağıt, Plastik ve Tekstil Ürünleri, Ambalaj, Depolama, Metal işkollarından 100 katılımcı firma, otel ve turistik tesis, restoran, kafe, bar, okul, hastane, askeri birlikler, catering şirketleri gibi şirketlerin sahipleri ve üst düzey yöneticilerinden oluşan 28 000 profesyonel ziyaretçi ile gerçekleşti.

CNR Holding – Sine Fuarcılık A.Ş. ve Ev Dışı Tüketim Tedarikçileri Derneği (ETÜDER) tarafından organize edilen ve sektörde bir ilk olan “EDT Expo – Ev Dışı Tüketim Ürünleri, Ekipmanları, Sarf Malzemeleri Üreticileri & Dağıtım Kanalı Tedarikçileri Fuarı” 28 -31 Mart 2013 tarihleri arasında gerçekleşti.
EDT Expo Fuarı’nın en temel özelliği Türkiye’de ilk Ev Dışı Tüketim Tedarikçileri fuarı olması, bunun anlamı şu: katılımcısından tutun da, etkinliklere kadar her şey Ev Dışı Tüketim ile ilgiliydi, paneller, konuşmacılar, katılımcılar ve ziyaretçiler. Şimdiye kadar gıda fuarlarında kendilerini gösteren Ev Dışı Tüketim Sektörünün oyuncuları ilk kez kendi fuarlarında gerçek hedef kitleleriyle buluştu. İlk kez düzenleniyor olmasına karşın fuarda oluşan iş potansiyeli katılımcı firmaların yüzünü güldürdü.
Ev Dışı Tüketim Tedarikçileri fuarı ilk sene olmasına rağmen 12.000 metrekare alanda, Gıda, Temizlik, Kağıt, Plastik ve Tekstil Ürünleri, Ambalaj, Depolama, Metal işkollarından 100 katılımcı firma, otel ve turistik tesis, restoran, kafe, bar, okul, hastane, askeri birlikler, catering şirketleri gibi şirketlerin sahipleri ve üst düzey yöneticilerinden oluşan 28 000 profesyonel ziyaretçi ile gerçekleşti.
Fuara renk katan bir çok etkinlik yapıldı
Fuardaki etkinliklerin en renklilerinden biri de Ayhan Sicimoğlu’nun ETÜDER Yönetim Kurulu Başkanı Melih Şahinöz ile yaptığı söyleşiydi. Ayhan Sicimoğlu bu söyleşide her zaman yaptığı gibi küçük bir dünya turu attırdı.
EDT Expo Fuarı kapsamında moderatötlüğünü ETÜDER Yönetim Kurulu Başkanı Melih Şahinöz’ün yaptığı ‘Başarı Hikayeleri’ semineri katılımcıların ve ziyaretçilerin büyük ilgisini çekti. Her biri geçmişinde büyük başarı hikâyesine imza atan ve hali hazırda bu başarılarını sürdüren iş adamları, başarının sırlarını katılımcı firma ve ziyaretçilerle paylaştı. Simit Sarayı’nın Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Okutur başarı için “yüksek hedef koymak gerek” derken, kasaplıktan yükselerek restoran zinciri sahibi olan Günaydın Et Restoranları kurucu ortaklarından Cüneyt Asan başarı için kitabınında adı olan “sevmek gerek ama işinizi sevmek gerek” dedi ve Komagene’nin Genel Müdürü Çetin Tekdemir başarı için “her şeyi izlemek, takip etmek, kontrol etmek gerek” dedi. Bu konuşmacıların söylediklerinin önemi hepsinin işlerini yoktan var etmelerinden kaynaklanmakta.
EDT Expo’da Sine Fuarcılık ve ETÜDER ana sponsorluğunda Food in Life Gastronomi yayınları organizasyonuyla düzenlenen Osmanlı Mutfağı Yarışması, Türk mutfağına envanter kazandırdı ve unutulmaya yüz tutmuş yemekleri tekrar ortaya çıkardı. Yarışmada 8 adet 5 yıldızlı otel şefi tarafından hazırlanan yemekler yine aynı otellerin hazırladığı birbirinden güzel Osmanlı Masaları’nda sergilendi. 15’inci yüzyılın tariflerini günümüze uyarlayan şeflerin yemekleri, başkanlığını Türk Mutfağı Araştırmacısı Vedat Başaran’ın yaptığı jüri üyeleri tarafından değerlendirildi. “En iyi mönü”, “En iyi sofra”, “En iyi şerbet”, “Jüri özel ödülü” ve “Mansiyon/Çeşnicibaşı” kategorilerinde ödüllerin de dağıtıldığı yarışmada birinciliği Conrad Otel İstanbul aldı, The Marmara Hotel İstanbul ikinci olurken, Hilton Otel İstanbul ise üçüncülüğü kazandı.
Fuarın önümüzdeki 5 yıl hedefimiz EDT Expo Fuarı’nın “EDT Sektörünün Avrupa, Balkanlar, Karadeniz, Kuzey Afrika ve Ortadoğu Bölgesinin Fuarı” haline getirmektir.
Önümüzdeki sene Mart ayında yapılacak olan fuarda hedef alan, katılımcı, ziyaretçi gibi her tür büyüklüğü %50 artırmak.
Ev Dışı Tüketim sektörü için kimi katılımcılar “Bir Sektör Uyanıyor” yorumunu yaptı.

Yazarımızın bu yazısı Retail Türkiye Dergisi’nin Nisan 2013 – 50. sayısında yayınlanmıştır.

Devamını Oku

Soydan Cengiz

POPÜLER