Yavuz Altun
Amazon, Whole Foods’u satar mı?
Çin’de Alibaba, Sun Art adlı hipermarket zincirini, dört sene önce 3.6 milyar dolara aldığı şirketi yarı fiyatının altında sattı. Bildiğiniz gibi Jack Ma, 2020’de Çin hükümetine yönelik eleştirilerinin ardından bir süre ortadan ‘kaybolmuştu’. Herkes Alibaba ve Amazondan globalde agresif satın almalar öngörüyordu fakat bu şirketler bu işte arzularını çabuk yitirdi.
Peki benzer şekilde Amazon da whole foods u satar mı, kar marjı düşük fiziki perakende işinden çıkar mı?
Amazon da, 2017 yılında Whole Foods Market’i 13.7 milyar dolara satın aldı ve bu, şirketin fiziksel perakende alanına büyük bir girişiydi. Whole Foods, Amazon’un daha geniş bir müşteri kitlesine ulaşmasına, taze gıda ve perakende deneyimlerini entegre etmesine olanak tanıdı. Şu anki duruma bakıldığında:
Amazon’un Whole Foods’u satma olasılığını değerlendiren faktörler:
Amazon’un stratejik öncelikleri:
Amazon, Whole Foods’u sadece bir market zinciri olarak değil, lojistik ağına entegre bir parça olarak görüyor. Fiziksel mağazalar, Amazon’un teslimat altyapısını genişletmesine ve Prime üyelerine daha iyi hizmet sunmasına yardımcı oluyor.
Whole Foods’un sağladığı müşteri verileri, Amazon’un büyük veri analizi ve müşteri ilişkileri yönetiminde önemli bir kaynak.
Finansal performans:
Whole Foods, Amazon’un fiziksel mağaza segmentine değer katıyor. Ancak, yeterince kârlı olmadığı veya büyüme potansiyelini yitirdiği düşünülürse, satış gündeme gelebilir.
Piyasa dinamikleri ve regülasyon:
Alibaba’nın Sun Art’ı satması, Çin’deki regülasyon baskıları ve piyasa şartlarından kaynaklandı. Amazon’un ABD’de benzer bir baskı altında olmadığı görülüyor.
Whole Foods’un satışını tetikleyebilecek piyasa baskıları şu anda gözlemlenmiyor.
Yükselen rekabet ve dönüşüm ihtiyacı:
Geleneksel marketlerin dijitalleşme süreçleri hızlanırken, Whole Foods’un rekabet avantajı azalabilir. Ancak, Amazon bu rekabeti yeni teknolojiler ve hizmetler geliştirerek dengeleyebilir.
Alibaba’nın Sun Art satışından farkı:
Alibaba’nın Sun Art’ı satması, Çin hükümetinin düzenleyici baskıları ve şirketin düşük performansından kaynaklandı. Amazon ise Whole Foods’u stratejik bir araç olarak kullanıyor ve şu ana kadar böyle bir baskı veya performans düşüşü yaşamadı.
Şu anda Amazon’un Whole Foods’u satma olasılığı düşük görünüyor. Ancak perakende sektörü sürekli değişiyor, bu yüzden şirketin gelecekteki kararlarını ekonomik ve stratejik dinamikler belirleyecektir.
Yavuz Altun
Türkiye’de 22.400 kişiye 1 kahve zinciri düşüyor
3 hafta önce market sayılarını paylaştım: “Perakende doyuma ulaştı.” 1 milyonun üzerinde görüntüleme aldı. Çok fazla özelden yorumlar geldi. Medyada referans haber oldu. Şimdi Market ve Kahve Zincirlerini Globalde Karşılaştırmalı bir çalışma yaptım. Sahadan, yöneticilerden, yatırımcılardan… Ve şunu fark ettim:
Aslında herkes aynı şeyi söylüyor, ama farklı kelimelerle. “Lokasyon yanlış” “Kira yükü sürdürülemez” “Ciro var ama kâr yok” “Açıyoruz ama büyümüyoruz” Ama kimse açık açık şunu söylemiyor: Sorun model. Türkiye’de perakende doygunluğa gidiyor. Bugün hâlâ doğru lokasyon + doğru format + doğru operasyonla büyüme fırsatı var ama doyuma gidiyor. Ama eski reflekslerle… Aynı mağaza Aynı raf aynı ürün karması devam edersek, sonuç değişmez. Benim bu süreçten çıkardığım net sonuç: Artık mağaza açarak değil, model değiştirerek büyüyebilecek bir dönemdeyiz. Açık soruyorum: Sizce Türkiye’de perakendede en büyük problem ne?
- Lokasyon
- Kira/maliyet
- Operasyon
- İş modeli
Dikkat çekici bulgular var: Türkiye’de kişi başına market yoğunluğu (1.525 kişiye 1 market) Avrupa ortalamasıyla yarışıyor, hatta İngiltere ve ABD’den çok daha yoğun. Bunun sebebi BİM/A101/ŞOK gibi küçük formatlı indirim marketlerinin her mahallede olması. Kahve zincirleriyle kıyaslarsak tam tersi bir tablo çıkıyor: Türkiye’de 22.400 kişiye 1 kahve zinciri düşerken, 1.525 kişiye 1 market düşüyor. Yani Türkiye’de market zinciri penatrasyonu çok yüksek ama kahve zinciri penatrasyonu hâlâ düşük bu da kahve sektöründeki büyüme potansiyelini doğruluyor.
Gıda Bülteni’nin Nisan 2025 Türkiye çalışması,
| 1. Starbucks — 744 |
| 2. Kahve Dünyası — 343 3 |
| 3. Espressolab — 338 |
| 4. Gloria Jean’s — 200 |
| 5. Arabica Coffee House — 180 |
| 6. Bayramefendi Osmanlı Kahvecisi — 175 |
| 7. Kahve Diyarı — 126 |
| 8. Coffy — 121 |
| 9. Kahve Deryası — 97 |
| 10. Pablo Artisan Coffee — 92 |
| 11. Colombia Coffee — 90 |
| 12. Kahve Durağı — 86 |
| 13. Coffee 1919 / Kocatepe grubu — 81 |
| 14. Soulmate — 75 |
| 15. Brew Mood — 71 |
| 16. Coffemania — 61 |
| 17. Mikel Coffee — 60 |
| 18. Nevada Coffee — 59 |
| 19. Coffee de Madrid — 57 |
| 20. Tchibo — 52 |
| 21. Coffee Kangoo — 50 |
| 22. Gönül Kahvesi — 48 |
| 23. Caffe Nero — 45 |
| 24. Coffee Lab — 42 |
| 25. Caribou Coffee — 38 |
| 26. Kahveland — 33 |
| 27. David People — 33 |
| 28. Robert’s Coffee — 30 |
| 29. Kronotrop — 30 |
| 30. Tuck Coffee — 26 |
| 31. Best Coffee Shop — 21 |
| 32. Greenwich Coffee — 21 |
Yavuz Altun
Oyunun adı artık sadece “rekabet” değil
Amerika kendi Şahıyla, Mat mı olacak? Rest çekerken her sabah yeni bir restle kabusla uyanıyor. Yapay zeka, elektrikli araçlar, güneş panelleri ve uçaklar.
Boeing ve Tesla’nın 10 yıl sonra oyundan çekilme olasılığı ne? Oyunun adı artık sadece “rekabet” değil, “jeoekonomik üstünlük savaşı.” Büyüme mi, değişim mi. Trump’ın odaklandığı konu sadece ve sadece büyümek, odak sadece büyüme oldukça Amerikan imparatorluğunun sonucunu hep beraber göreceğiz.
Çin’in devlet kapitalizmi modeli ve innovasyon odaklı yürüyüşü rakip tanımıyor. Tesla bireysel kar amacı güderken, BYD ve CATL gibi Çinli firmalar doğrudan devletin “küresel güç projeksiyonu” amacıyla destekleniyor.
Boeing, ABD ordusu dışında neredeyse tamamen serbest piyasa şartlarına bağlı. Oysa COMAC, iç piyasada zorunlu hale getirilen bir “millî çözüm” haline geldi. Teknoloji sıçraması Çin’de. CATL’nin hızlı şarj bataryası Tesla’nın batarya liderliğini bitiriyor.
COMAC C919, Boeing’in 737’sine rakip olmaktan çıktı, ikame hale geldi.
Çin sadece üretmiyor; artık yenilik geliştiriyor.
Jeopolitik ters rüzgarlar
ABD-Çin gerilimi, bu şirketlerin Çin’de iş yapmasını daha da zorlaştıracak. Çin’in “dijital duvarı” gibi, ticaret duvarları da büyüyor. Küresel güç dengesi değişiyor.
2030’larda Çin’in dünya GDP lideri olması bekleniyor. En büyük pazarı kaybetmek, Tesla ve Boeing için “oyun dışı kalmak” demek olabilir. Siyasetinde bunu koruması uzun vadede sürdürülebilir değil.
Sonuç: Oyun dışı kalmak kaçınılmaz mı?
Eğer bu şirketler Çin’e bağımlı kalır ve Asya, Afrika gibi pazarlarda yeni hegemonya kuramazlarsa, 10 yıl sonra ciddi bir pazar daralması ve çöküş kaçınılmaz olabilir.
Yavuz Altun
CES 2025 izlenimlerim
Ces 2025 Konferansı’ndan çıkarken, taksici, kalabalıktan dolayı merakla, konferansın içeriğini sordu. Bende kısaca Jensen Huang’un gerçek zamanlı yapay zeka sunumu yaptığını özetledim. Taksici, “Bu ne anlama geliyor” dedi. Bende kendisine gördüğümüz birçok işin otonom insansız hale geleceğini söyledim. Bunun bizim meslek için geçerlilik payı ne, taksilerinde yüzde yüz insansız olacağını, öngörüyor musun? diye sordu. Bende 265 firma bu konuda çalışıyor ve ayrıca birçok sektörde yakın zamanda bu geçişi görebiliriz. Taksici, “Biz ne yapacağız, zengin daha zengin olacak ve biz daha da fakirleşeceğiz” dedi. Bir anda durdum, cevap veremedim, oysa yapay zekadan dolayı tüm dünyada büyük bir bolluk ekonomisine geçeceğimizi tarımda, hayvancılıkta ve üretimin olduğu her platformda büyük verimlilik yaşanacağını, maliyetlerin düşeceğini, her şeyin otonom hale geleceğini düşünüyordum. Taksicinin sorduğu soruya Jensen Huang’ne cevap vermiş var mı diye araştırmaya başladım. Kendisine birisinin aynı minvalde sorusuna denk geldim. 45 global şirketle ürünlerini yapay zekada iş ortaklığıyla kullandırdığını, fiziki işlerde zaten çalışacak insan bulmanın çok zor hale geldiğini ifade ediyordu. Haklı mı diye düşünürken moto kurye işinin Çin’de gideceği yeri gösteren bu paylaşıma denk geldim. Çin’de yüzde yüz otonom insansız elektrikli araçlar, caddelerde getir götür işlerinde, önemli bir işlev görmeye başlamış bile. Yapay zeka hızlıca her şeyi dönüştürme yolunda. Yollarda oyuncak gibi gözüken bu otonom araçlar, lojistik hizmet endüstrisini baştan sona değiştirecek gibi gözüküyor. Ve taksici gibi moto kuryeler, gibi bizim işimiz ne olacak sorusuna ya da Elon Musk’ın milyarlarca üretmeyi düşündüğü bütün fiziki işleri yapacak humanoid robotlar, esasen Jensen’in verdiği cevap yetersiz gibi, maalesef dünyanın hızlıca gelecek bu geçişle ilgili, bütün fiziki çalışanlar ne olacakla ilgili, pek bir hazırlığı yok, çünkü çalışmakta günün sonunda bir ihtiyaç.
