Sosyal Medya Hesaplarımız

Yalçın Aras

Hayal etmeden gerçekleştirilemez

Yalçın Aras

“Kışın kardan yağmurdan, yazın tozdan dumandan çok çektik. Bölgemize gelen tırlar sıfır altyapı ile karşılaşınca bir daha bu bölgeye gelmek istemiyorlar. Gelen nakliye araçların başına mutlaka bir hâl geliyor.

Bataklığa saplanan tırların kurtarılması için kurtarıcı şirketleri bile bizden uzak durmaya çalışıyorlar.

Bölgemizde bulunan 70’e yakın sanayi tesisinin hepsinin giderleri ve atıkları direk doğaya veriliyor.

Sıcak aylarda kokudan geçilmiyor, foseptik çukurları yağmurlarda taştığında durum çok daha vahim ve çekilmez bir hal alıyor. Hem bizler rezillik çekiyoruz hem de bölgemize gelen misafirlere rezil oluyoruz.

O nedenle bir saniye bile boşa geçecek zamanımız yok. OSB statüsü ile elde ettiğimiz tek şey moral ve yasaların bize vermiş olduğu güç.

Ben Yalçın Aras olarak bölgemizi gereken altyapı zenginliğine kavuşturacağım. İlk önceliğimiz kanalizasyon, yağmur suyu projesi, yollar, doğalgaz ve telekomünikasyon sistemlerinin alt yapısı.

Ardından endüstriyel arıtma sistemi ile bütün bunların yanında çalışan insanlara yakışır, ağaçlandırılmış bulvarlar ve çağdaş bölge sanayisine yakışır yönetim binasını yapacağız.

İnsanlar bölgemizden geçerken zevk alacaklar ve piknik yapmaya gelecekler.

Bütün bu söylediklerim çalışmadan olmayacak, bunun bilincindeyim.

Yönetim kurulum adına ve sizin şahitliğinizde Bursa’ya söz veriyorum.

Bütün bu söylediklerimi yapmadan gitmeyeceğiz.”

Şu ana kadar size aktardıklarım 23 Kasım 2001 tarihli Olay Gazetesi’nde yayınlanan Gazeteci Yılmaz İşel’in köşesinden alıntıdır.  Bugün 21 Haziran 2021 yani tam yirmi yıl sonra, NOSAB’a geldiğimde bir sürprizle karşılaşıyorum.

‘Hayalden Gerçeğe 20.YIL’ mesajı billboardlarda ve direklerde asılı.

Bu bir bayrak yarışı idi, halen devam ediyor, yeni ufuklara ve yeni güzelliklere.

Hedef, dijital sistemler ile yönetilen ve dünyaya örnek olabilecek yeni ufuklara doğru. Hayal etmeden gerçekleştirilemez.

Devamını Oku
Advertisement
Yorum Yapın

Yorumunuz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yalçın Aras

Hindistan cevizinden domates fabrikası!..

Yalçın Aras

Yazar:

Geçenlerde evimizin kapısının önüne bir kasa domates bırakılmış.

Üzerinde adres etiketi ve çok güzel domates resimleri olan bir karton kasa. İçindeki ürünler de birbiriyle uyumlu.

Sitedeki komşularımızdan biri göndermiş, her eve bir kasa domates. Sayesinde bayramda bol bol domates yedik, sonsuz teşekkürler.

Komşumu bayramlaşmak ve teşekkür için aradığımda “Bursa Yenişehir’de domates fabrikası kurdum, bir gün mutlaka beklerim” dedi.

Ürün yetiştirme modelinden bahsedip “Toprak yok, Hindistan cevizi içinde yetiştiriyoruz” deyince ben olayın hayalini kafamda şöyle kurguladım.

Herhalde koca koca Hindistan cevizleri ortadan ikiye yarılmış ve içine toprakla beraber domates ekilmiştir diye düşündüm.

Peşinden hemen internete girip baktım. Bildiğimiz tarla sahasına beton dökülmüş ve üstüne sera giydirilmiş.

Tıpkı süpermarketteki raflar gibi sıra sıra ve aralarında otomatik araba gidip geliyor.

Arabanın üstündeki insanlar, ellerinde makas budama yaparken bir taraftan da olmuşları hasat ediyorlar.

Diğer taraftan da yürüyen bant üzerindeki domatesler kasalara, ambalaj ve sevkiyata doğru yol alıyorlar.

İnternette Antalyalı bir çiftçi anlatıyor “Saksıların içinde iki türlü Hindistan cevizi var, biri toz şeklinde öğütülmüş diğeri ise biraz daha büyük, yaklaşık nohut büyüklüğünde. Domates, bu organik ürünün kabukları arasından çıkıyor ve ilaçları yok derece de az kullanıyoruz, ayrıca iki yılda bir hammaddeyi yeniliyoruz. Kısacası topraktan olandan değişik, bunun farkı çok az su kullanıyoruz ve suyun sertlik derecesini de ayarlayabiliyoruz. İlacı suyun içine koyabildiğimiz için her şeyi homojen dağıtabiliyoruz ve ihracatta da sorun çıkmıyor. Toprakta domates yetiştirildiğinde yıllar içerisinde toprak kimyasal ilaçlardan dolayı tuzlaşıyor ve domates acılaşıyor. Sonuçta toprak her geçen yıl daha verimsiz bir hale geliyor” diye anlatıyor.

İşin şakası bir tarafa yani Hindistan cevizini bulduk mu asfalt ortasında domates yetiştirebileceğiz demektir.

Bunun diğer toprak seradan farkı hem lezzetli hem teknik hem de temiz çünkü beton üstünde saksılar ve konstrüksiyonlara sarmış domatesler.

En kısa sürede komşumun domates fabrikasına gidip yakından göreceğim.

Ama her şeye rağmen temiz hava, su ve toprak olmadan yaşam mümkün değildir, kıymetini bilelim.

Yorum yapmak istemiyor, yorumu sizlere bırakıyorum.

Devamını Oku

Yalçın Aras

Azmin marifeti

Yalçın Aras

Yazar:

PERSEVERANCE

Facebook sayfamda, Mars’a gönderilen PERSEVERANCE adlı aracı ve takip ettiğim NASA’nın instagram sayfasından gelişen olayları aktarmak sureti ile bilgiler paylaşıyorum. Hatta ilgi çeksin diye Mars’ta arsa satışları başladı diyorum.

Bir vatandaş, “yalan” diyor “çölde bir yerde film çekmişler siz de inanıyorsunuz” diyor.

Cevap vermiyorum. Oysaki uçağa biniyor, cep telefonunu ve teknolojiyi kullanıyor ama olanları başka şeylere yorumluyor.

İnsanlar neye inanır neye inanmaz bilemem ama mesela Bitcoin gibi gözle görülmeyen, elle tutulmayan, cüzdana girmeyen bir paraya inanır fakat gözü ile gördüğü Mars’a inanmaz.

Konumuza geçecek olursak;

İnsanoğlu ve geliştirdiği bilim dünyamızdan tam 225 milyon km uzaklıktaki mars gezegenine bir araç gönderdi.

Dünyanın yarısı kadar büyüklüğünde, dünya atmosferinin yüzde birine sahip, geceleri eksi 100 derecelere kadar soğuyan ve dünya yer çekiminin üçte bir gücüne sahip bu gezegende geçen hafta üç metre yüksekliğe çıkan INGENUITY adlı bir helikopteri çalıştırmayı başardı.

O soğukta kullanılan teknolojinin gelişmişliğine bakar mısınız? Eksi yüz derecelerde enerji bataryalarının çalışması, korunması, uçurmuş oldukları helikopterin içindeki teknoloji hepsi olağanüstü. Zira Mars’ta yerçekimi az olması nedeniyle pervanenin normal helikopter pervanesinden 5 kat daha hızlı dönmesi gerekiyormuş. Yani kullanılan teknolojiye hayret etmemek elde değil.

Teknoloji insanlık hayrına kullanılır ise hayal edip de yapılamayacak şey yok diyorum.

Sonuç olarak aya ilk insan ve araç gönderilirken kullanılan teknolojinin daha da gelişmişini bugün her alanda kullanıyoruz. Şimdi ise Mars’a gönderilen araçta kullanılan iletişim başta olmak üzere güneş ışınlarının dörtte birini alan Mars’ta kullanılan güneş enerjisi bataryaları ve kullanılan karbon kompozit malzemeler yakın gelecekte dünyamızda her alanda kullanılarak dünya kaynaklarının boşa heba edilmemesini de sağlayacaktır.

Bu arada Mars’taki arabaya PERSEVERANCE (AZİM), helikoptere ise INGENUITY (MARİFET) adını vermişler.

Evet azmin marifeti de böyle olur, darısı başımıza.PERSEVERANCE2

Devamını Oku

Yalçın Aras

Aklın yolu birdir derler ya

Yalçın Aras

Yazar:

Yıllar önceydi, züccaciye işi yapan çok samimi bir arkadaşımı sık sık ziyarete giderdim.

Bir gün yine ziyaretim esnasında ambardan mallar geldi ve kutuların üzerinde şirketimin ismi Gökçelik yazıyordu.

Bunlar ne diye sorduğumda “çelik çatal, kaşık ve çelikten sefer tası gibi şeyler, Anadolu’da üreten bir firmadan” dedi.

Hemen patent tescil firması ile iletişime geçtim. Bunun üzerine Anadolu’daki şirketin sahibi beni arayarak “bir daha bu ismi kullanmayacağım, lütfen dava açmayın” dedi. Ben de ikna oldum.

Asla dava falan açmadım, zaten tarzım da değil.

Bu arada şirket ilerlemiş, büyümüş ve bizi uyutmuş, geçen zamanda gereken yasal eksiklikleri de tamamlamış.

Tescil almış ve itiraz süresi geçmiş, bizim patent tescil şirketi de atlamış.

Geçenlerde meşhur bir e-ticaret platformunda aynı firmanın reklamını görünce durum açıklığa kavuştu.

Şirket yaşıyor, benim açımdan çok da önemli değil ama kendi konusunda faaliyet gösterecek diye markasını tescil ettirmeyi başarmış.

Uğraşmadım ve uğraşmayacağım da ama gerçekten marka ile başlayan patent ve tescil işlemleri her açıdan çok önemli.

İş insanlarına tavsiyem şudur ki;

Zaman ayırarak konuyu bilimsel olarak yapan hukuk ve patent şirketlerinden konu hakkında bilgi edinsinler.

Ayrıca yenilik yapıyorlarsa, yeni fikirler geliştiriyorlarsa mutlaka tescil ettirsinler.

Bu konu ile ilgili çalışacağı firmaları iyi araştırsınlar ve her şeyden önemlisi, iş insanları işi kadar ciddi olan bu konuya mutlaka zaman ve para harcasınlar.

Yapmış oldukları yenilikleri, buluşları, alacakları ürün patentlerini ve patent enstrümanlarını Türk Patent Enstitüsü’nden iyi öğrensinler.

Yasal hakları ile birlikte edinecekleri, buluşlarını ve emeklerini garantiye alsınlar.

Ama bunu yaparken çok dikkatli davransınlar, hani aklın yolu birdir derler ya.

Türk Patent Enstitüsü’ne patent almadan bir baksınlar.

Olur ya, hedefe varmak için o aklı senden önce kullanıp tescillendirenler olabilir.

 

Devamını Oku

Yalçın Aras

POPÜLER