Sosyal Medya Hesaplarımız

Genel Haberler

Perakendede ‘sosyal ticaret çağı’ başlıyor

Editör
Abone Ol:

2 milyar kullanıcılı Facebook, 1,5 milyar kullanıcıya sahip YouTube, 800 milyonluk Instagram gibi sosyal platformlar, mağazaların vitrini olmaya başladı. 2011’de 5 milyar dolar hacme sahip sosyal ticaretin payı 2016’da 50 milyar dolara yükseldi.

KPMG Türkiye, perakende alışkanlıklarını sarsan e-ticaretin yeni kanalı ‘sosyal ticaret’i araştırdı. Beş yılda 10 kat büyüyen sosyal ticaret, gelen Z kuşağının da etkisiyle perakendede yıkıcı etki yaratacak.

fikret cetinkayaKPMG Türkiye Tüketici Ürünleri ve Perakende Sektör Lideri Fikret Çetinkaya, “Kavram olarak 2005’ten bu yana kullanılan sosyal ticaret, hem sosyal ağlar üzerinden yapılan e-ticaret işlemlerini hem de sosyal ağların e-ticaret üzerinden tüketicilerin satın alma kararlarına etkisini kapsıyor. Ciddi oranda büyüyen sosyal ağ kullanımı, internetten alışverişi de dönüştürmeye başladı. Bu nedenle sosyal ticaret kavramı yükseliyor” dedi.

Çetinkaya, sosyal ağların başlangıçta markalar tarafından daha çok farkındalık yaratmak için kullanıldığını ancak zamanla pratik ve hızlı olduğu için tüketiciye doğrudan ulaşılacak bir kanal haline geldiğini söyledi. Çetinkaya, “Sosyal medyadan ürün tavsiyesi veya değerlendirmesi bugün kullanıcılar üzerinde etkili. Tüketicilerin yüzde 74’ü satın alma kararlarında sosyal ağlara güvendiğini belirtiyor. Sosyal platformlar bir süre sonra mağaza vitrinleri haline gelecek, demek yanlış olmaz” diye konuştu.

Sosyal ticaretin büyük bir potansiyeli olduğunu belirten Çetinkaya, “Bu seviyeye çıkmak için öncelikle ‘güven’ sorunu aşılmalı. Sosyal ağların güvenilir ödeme çözümü sağlayıcılarla işbirliği yapması bu süreci hızlandırır. Güvenli ve pratik ödeme çözümleri ile kolay ve sorunsuz bir satın alma sunduğu an sosyal ticareti tüm kullanıcılar hızla benimseyecek” dedi.

KPMG’nin araştırmasına göre sosyal ticaret pazarıyla ilgili dikkat çeken başlıklar şöyle:

  • Statista verilerine göre Ocak 2018’de 7,5 milyarın üzerine çıkan dünya nüfusunun yüzde 53’ü, yani 4 milyarı aktif internet kullanıcısı. Bunların 3,2 milyarı sosyal medya platformlarında aktif. Bu rakam 2010 yılında 97 milyondu.
  • Sosyal medya platformları arasında 2 milyarın üzerinde kullanıcıyla ilk sırada Facebook yer alıyor. Onu 1,5 milyar kullanıcıyla YouTube, 1,3 milyar kullanıcıyla WhatsApp izliyor. Instagram’ın 800 milyon, Twitter’ın 330 milyon, LinkedIn’in 260 milyon, Snapchat’in 255 milyon, Pinterest’in ise 200 milyon kullanıcısı var.
  • Markalar da sosyal medya pazarlamasında tercihlerini bu doğrultuda belirliyor. Facebook yüzde 94 oranıyla sosyal platformlar arasında ilk tercih. Onu yüzde 68 ile Twitter, yüzde 56 ile LinkedIn, yüzde 54 ile Instagram, yüzde 45 ile YouTube, yüzde 30 ile Pinterest takip ediyor.
  • Perakende markalarının yüzde 91’i pazarlama faaliyetleri için iki ya da daha fazla sosyal platform kullanıyor.
  • Dünyada sosyal ticaretin toplam büyüklüğü 2011’de 5 milyar dolardı. 2016 yılında bu rakam 50 milyar dolara çıktı. Technavio’nun Küresel Sosyal Ticaret Pazarı 2017-2021 raporuna göre 2021 yılına kadar pazarın yaklaşık 166 milyar dolara ulaşacağı öngörülüyor.

Pazarı mobil büyütüyor

  • Mobil cihazlar sosyal ağ kullanıcılarının ilk tercihi olma yönünde ilerliyor, sosyal ticaretin de beklenen sıçramayı sağlamak için mobil öncelikli yaklaşımı benimsemesi gerekiyor.
  • Mobil cihaz ve akıllı telefon kullanımı, sosyal ticaretin yükselmesiyle yakından ilgili. 2016’da dünyada nüfusun yüzde 63’ü mobil telefon sahibiydi, 2019’da bu oranın yüzde 67’ye çıkacağı, 2,7 milyar kişinin akıllı telefon kullanacağı öngörülüyor.
  • Mobil internet kullanımı, mobil ticareti büyütüyor. Emarketer verilerine göre 2017’de toplam e-ticaret satışlarının yüzde 35’i mobilden geldi, 2021’de bu oranın yüzde 50’yi geçeceği tahmin ediliyor.

Yoldaki trend, ‘konuşarak ticaret’

  • Mobilin yükselişinin sosyal ticarete bir diğer etkisi de ‘konuşarak ticaret’ alanında görülecek. Çünkü insanlar dünyanın her yerinde bir şekilde mesajlaşma uygulaması kullanıyor.
  • Facebook IQ’nun analizine göre 2020 yılına dek akıllı telefon sahiplerinin yüzde 80’i bir mesajlaşma uygulaması kullanacak. Statista’nın ABD’de pazarlama ve reklam profesyonelleriyle gerçekleştirdiği son ankete göre 2018’de pazarlama stratejilerine en büyük etki yüzde 33 oranıyla sosyal mesajlaşmadan gelecek.

Y kuşağı duvarları yıktı

  • Sosyal ağlar özellikle genç tüketiciler üzerinde etkili. 16-24 yaş arası sosyal ağ kullanıcılarının yüzde 25’i, 25-34 yaş arası kullanıcıların ise yüzde 23’ü ‘bir markanın/ürünün sosyal medyada beğenildiğini ya da desteklendiğini görmek beni satın almaya teşvik ediyor’ diyor.
  • Online alışverişin yükselmesi ve dönüşümünde Y kuşağının önemli etkisi var. Deneyime her şeyden çok önem veren Y kuşağıyla, çok sayıda yıkıcı oyuncu pazara girip hızla büyüdü. ‘Influencer marketing’ Y kuşağının tercihleri nedeniyle markalar için önemli bir reklam kanalı haline geldi. ABD’li ajans Mediakix verilerine göre şu anda 500 milyon dolar civarında olan influencer marketing pazarının gelecekte 5-10 milyar dolar seviyesine çıkacağı bekleniyor.

Z kuşağına S-ticaret

  • 1995 sonrası doğanların dahil edildiği Z kuşağı, 2020’de yaklaşık 2,6 milyar nüfus ile dünya genelindeki en büyük tüketici grubunu oluşturacak. ABD, Avrupa ve BRIC ülkelerinin tüketici kitlesinin yüzde 40’ı bu kuşağa ait olacak.
  • Y kuşağı kimi zaman ‘dijital yerliler’ diye tanımlansa da, esas yerliler Z kuşağı. Çünkü onlar internetin ya da mobil telefonların olmadığı bir dünyada hiç yaşamadılar.
  • Dünyada farklı coğrafya ve kültürlerden, farklı aile yapılarından gelen Z kuşağı, şimdiye kadar kültürel açıdan varolmuş en çeşitli kuşak olarak kabul ediliyor. Bu durum, onların davranış ve tercihleri üzerinde etkili oluyor.
  • En belirgin özellikleri, sosyal farkındalıklarının son derece yüksek oluşu. Ait oldukları sosyal topluluklara çok bağlı oluyor, fikirlerine değer veriyorlar. Bu durum satın alma tercihlerine de yansıyor.
  • Online alışverişi kullanıyorlar ama geleneksel mağaza alışverişine de ilgililer. Yavaş yüklenen, karmaşık web sitesine sahip uygulamaları tercih etmiyorlar. Alışverişte, sosyal medyadaki bağlantılarından ilham alıyorlar.
  • Kredi kartı kullanımına şüpheyle yaklaşıyorlar, tasarrufa önem veriyorlar.
  • Bu özellikler; Z kuşağının beklentilerine uygun şekilde kurgulandığında sosyal ticaretin hızla yükselme potansiyeli olduğuna işaret ediyor.  

Türkiye’de 51 milyon kişi sosyal medyada

  • We Are Social ve Hootsuite 2018 verilerine göre Türkiye’de yaklaşık 54 milyon internet ve 51 milyon sosyal medya kullanıcısı var. Türkiye, sosyal medya kullanımında dünyada 13’üncü sırada.
  • Türkiye’de akıllı telefon kullanımı hızla artıyor. 2021’e kadar nüfusun yüzde 84’ü akıllı telefon kullanacak.
  • Türkiye’de sosyal medya çok yoğun kullanılıyor. Sosyal medya penetrasyonu, dünya ortalaması olan yüzde 42’nin çok üzerinde bir oranla yüzde 63 civarında. Ocak 2017’den bu yana sosyal medya kullanıcı sayısı yüzde 6 büyüdü. Kullanıcılar günde yaklaşık 3 saatlerini sosyal medya platformlarında geç Dünyada Facebook kullanıcı sayısı bakımından Türkiye 51 milyon kullanıcı ile 9. sırada.
  • Türkiye, internet kullanıcılarının online video izleme oranlarında yüzde 94’le dünya ikincisi. Yani internet kullanan her 100 kişiden 94’ü online video izliyor. Birinci sırada yüzde 98’lik oranla Suudi Arabistan yer alıyor.
  • Bu rakamlara rağmen Türkiye’de toplam e-ticaret penetrasyonu yüzde 43, mobil ticaret penetrasyonu ise yüzde 30. Perakende genelinde e-ticaret penetrasyonu yüzde 3,5 seviyesinde. Euromonitor’un tahminlerine göre 2021’de bu oran yüzde 4,3’e çıkacak.

Türkiye’de sosyal ticaret ve alışverişe bakış

  • KPMG Türkiye’nin bu çalışma için 314 tüketicinin katılımıyla yaptığı ankete göre Türkiye’de tüketicilerin yüzde 92’si haftada en az bir kez sosyal ağları, yüzde 65’i ise video izleme platformlarını ziyaret ediyor. Üçüncü sırada ise yüzde 55 ile forum ve sözlükler yer alıyor.
  • Sosyal platformlar en çok video izleme (yüzde 66) ve fikir paylaşma/yeni fikirler edinme, müzik dinleme (yüzde 64) amacıyla kullanılıyor. Tüketicilerin yarısı alışveriş amacıyla da sosyal platformlarda… Yaş gruplarına göre X kuşağının yüzde 61’inin sosyal ağları iş amaçlı, Z kuşağının ise yüzde 87’sinin müzik dinlemek amacıyla kullanması dikkat çekiyor. Z kuşağının yüzde 80’i sosyal platformları alışveriş amacıyla da kullanıyor. Yüzde 94 geçtiğimiz 12 ay içinde internetten alışveriş yaptığını, yüzde 43 alışveriş sıklığının ayda 1 defa, yüzde 24 ise ayda 2-3 defa olduğunu belirtiyor. X kuşağında alışveriş sıklığı haftada bire kadar çıkabiliyor (yüzde 13)
  • Ankete göre akıllı telefonlarla alışveriş Türkiye’de ciddi oranda yükseliyor. Katılımcıların yüzde 71’i masaüstü bilgisayardan alışveriş yaparken yüzde 57’si de akıllı telefonundan yapıyor. Azınlıkta olsa da X kuşağının yüzde 25’i tablet tercih ediyor, Z kuşağı hem masaüstünden (yüzde 77) hem telefondan (yüzde 69) alışveriş yapıyor.
  • Tüketicilerin yüzde 83’ü bir ürün/hizmet satın almadan önce sosyal ağlarda araştırma yaptığını belirtiyor. Bu ön araştırma yüzde 85’in üzerinde oranlarla özellikle Y ve Z kuşakları için önem taşıyor. Bir ürün/hizmetin sosyal ağlarda beğenildiğini görmek tüketicilerin yüzde 61’ini satın almaya teşvik ediyor ve yüzde 46’sı satın alma kararlarında sosyal ağlarda gördüklerine/okuduklarına güveniyor. Sırasıyla yüzde 73 ve yüzde 60 oranlarıyla en fazla Z kuşağı sosyal ağlarda ürün/hizmetlerin beğeniliyor olmasından etkileniyor ve okuduklarına/gördüklerine güveniyor. Yüzde 22 oranıyla sosyal ağlardaki yorum ve paylaşımlara en şüpheli yaklaşan grup ise X kuşağı.
  • Satın alma kararlarında ‘influencer’ olarak adlandırılan popüler ve kullanıcılar üzerinde etki eden sosyal medya kullanıcılarının paylaşım ve yorumlarından etkilendiğini belirten tüketicilerin oranı yüzde 40 ve burada da Z kuşağı yüzde 47 ile öne çıkıyor. Katılımcıların yüzde 20’si bir ürün/hizmet almadan önce bunu sosyal ağlarda paylaşarak onların fikrini alırken, çoğunluk (yüzde 67) bu eğilimde değil.

Tüketicilerin yüzde 16’sı sosyal ağlarda görüp beğendiği ürün/hizmetler için ağ üzerinde ‘satın al’ butonu olmasının kendisini satın almaya teşvik edeceğini söylüyor. Hatta yüzde 23’ü de sosyal ağlar üzerinde karşılarına çıkan reklamlara ya da ‘satın al’ butonuna tıklayarak alışveriş yaptığını belirtiyor. Yaş grubu bakımından şimdiye dek sosyal ticareti en fazla yüzde 30 oranıyla Z kuşağı deneyimlerken, yüzde 71 ile Instagram en fazla tercih edilen sosyal ağ oldu. Bu satın almaların yüzde 74’ü markanın e-ticaret sitesine yönlenerek, yüzde 42’si ise sosyal ağ üzerinde mesajlaşma yoluyla gerçekleştirildi. Sosyal ağlardan alışveriş yapanların yüzde 82’sinin butik/yerel işletmeleri ya da bireysel girişimleri tercih etmesi ise öne çıkan bir başka sonuç.

Devamını Oku
Yorum Yapın

Yorumunuz

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Advertisement

Genel Haberler

Dev satın alma tamamlandı

Editör

Yazar:

CarrefourSA hisselerinin yüzde 89,28’inin Aydın Grup bünyesindeki Yeni Mağazacılık’a (A101) devri tüm yasal onayların ardından resmen tamamlandı.

Şirketten yapılan açıklamaya göre, CarrefourSA’nın sermayesini temsil eden payların yüzde 89,28’lik bölümünün Aydın Grup’a devrine ilişkin Rekabet Kurumu dahil tüm yasal onay süreçleri tamamlandı ve devir işlemi gerçekleşti.

Devirle birlikte Aydın Grup bünyesindeki Yeni Mağazacılık şemsiyesi altında yer alan perakende devleri CarrefourSA ve A101, faaliyetlerini farklı yönetim yapıları altında, ayrı segmentlerde ve kendi marka kimliklerini koruyarak bağımsız şekilde sürdürecek. Bu yeni döneme CarrefourSA CEO’su Hatice Evren liderlik edecek.

Açıklamada görüşleri yer alan Aydın Grup Yönetim Kurulu Üyesi Erhan Bostan, yeni bir sayfa açtıklarını belirterek, şu ifadeleri kullandı:

“CarrefourSA’nın yeni yatırımımızla sağlamlaşacak finansal yapısı, bize daha cesur adımlar atma imkanı veriyor. Mağazalarımıza gelen herkes için daha iyi bir deneyim sunmayı, alışverişi daha keyifli hale getirmeyi hedefliyoruz. İş ortaklarımız ve tedarikçilerimiz açısından da güven veren, değer yaratan ve birlikte büyüme iştahını artıran bir iş ortağı olmayı önemsiyoruz. Çalışanlarımız için ise enerjisi yüksek, gelişim alanı açan, parçası olmaktan gurur ve heyecan duyulan bir iş yeri olmayı hedefliyoruz. Güçlü bir finansman, ekosistem ve sağlıklı bir ticaret, bu yolculuğun merkezinde yer alacak.”

Erhan Bostan, CarrefourSA’nın en güçlü yönlerinden birinin taze, kaliteli ve zengin ürün çeşitliliği olduğunu belirterek, bu gücü daha da büyüterek Türkiye’nin dört bir yanına taşıyacaklarını bildirdi.

Bostan, “Hedefimiz, Türkiye’nin her ilinde ve çok daha fazla noktada tüketicilere ulaşmak ve erişilebilirlikle kaliteyi birlikte geliştirmektir. Ekonomiye kattığımız değeri, istihdamımızı ve yerli tedarikçilerimizle kurduğumuz iş birliğini çok daha öteye götüreceğiz.” açıklamasında bulundu.

Sabancı Holding 85.5 milyon dolar ödeme yaptı

Nisan ayında satışa ilişkin Sabancı Holding tarafından yapılan açıklamada satış işleminin 325 milyon dolarlık şirket değeri üzerinden yapılacağı ifade edilmişti.

Söz konusu açıklamada şu bilgiler yer almıştı:

“Söz konusu Sözleşme uyarınca, Carrefoursa’nın 325.000.000 ABD Doları olarak belirlenen toplam şirket değeri esas alınarak hesaplanacak nihai hisse değeri, kapanış tarihindeki net borç ve işletme sermayesi tutarları üzerinden yapılacak kapanış düzeltmelerine tabi olacaktır. Kapanış düzeltmeleri sonucunda hesaplanacak nihai hisse değerinin negatif olması halinde, söz konusu negatif farkın ana ortaklara isabet eden kısmının tamamı için Hacı Ömer Sabancı Holding A.Ş.’ye ek bir finansal yükümlülük çıkabilecektir.”

Sabancı Holding tarafından KAP’a gönderilen açıklamada ise şu bilgiler yer aldı:

“Carrefoursa’nın 325.000.000 USD olarak belirlenen toplam şirket değerinin, sözleşmede belirtilen şartlara uygun şekilde kapanış tarihindeki net borç ve net işletme sermayesi tutarları dikkate alınarak düzeltilmesi sonucunda Sabancı Holding tarafından Yeni Mağazacılık A.Ş.’ye 85.479.120 USD ödeme yapılmış olup, kapanış hesaplarında yapılacak çalışma sonrasında söz konusu ödeme tutarı güncellenecektir.”

CarrefourSA CEO Kutay Kartallioğlu, bu konuda şu açıklamada bulundu:

“Şirketimizde yeni bir dönem başlıyor: Yapılan Genel Kurul toplantısı ile birlikte şirketimizin ana hissedarlık yapısı değişti ve Yeni Mağazacılık A.Ş. (Aydın Grubu) CarrefourSA’nın ana hissedarı oldu. A101 ve CarrefourSA markaları farklı yönetim yapıları ve ayrı çatılar altında, kendi marka kimliklerini koruyarak bağımsız şekilde hareket edecekler, bunu tekrar vurgulamak isterim. Şirketimize, iş ortaklarımıza, müşterilerimize ve tüm CarrefourSA ailesine hayırlı, uğurlu olsun.

Ben ise CarrefourSA’da geçen 22 yıl ve Sabancı Topluluğu bünyesindeki 25 yıllık yolculuğumun ardından bayrağı devrediyorum; planlı ve güvenli bir geçiş için bir süre daha CEO danışmanı olarak destek vermeye devam edeceğim.

Son sekiz yıldır CarrefourSA’nın CEO’su olarak görev yapmak, meslek hayatımın en büyük ayrıcalıklarından biri oldu. Bugün geriye dönüp baktığımda, büyük bir gurur ve derin bir minnettarlık hissediyorum.

Bu süreçte CarrefourSA’yı daha güçlü, daha çevik ve geleceğe daha hazır bir şirkete dönüştürmek için önemli adımlar attık. Dijital dönüşümü hızlandırdık, yapay zekâyı iş yapış biçimimizin ayrılmaz bir parçası hâline getirdik, çok kanallı yapımızı güçlendirdik, sürdürülebilirlik hedeflerimizi ileri taşıdık ve uzun yıllar değer üretmeye devam edecek bir inovasyon kültürü oluşturduk.

Ancak en değerlisi, tüm bunları birlikte başarmış olmamızdı. Bu yolculuk boyunca birlikte çalışma ayrıcalığını yaşadığım tüm CarrefourSA ailesine; Sabancı Topluluğu’na, Carrefour Grubu’na, Yönetim Kurulumuza, müşterilerimize, tedarikçilerimize ve iş ortaklarımıza gönülden teşekkür ediyorum. Güveniniz, desteğiniz ve ortak vizyonumuza olan inancınız, bu başarı hikâyesinin en değerli parçası oldu.

Şimdi ise geçmişe duyduğum büyük bir minnettarlıkla, geleceğe aynı heyecan ve merakla bakıyorum. Teknolojinin, yapay zekânın ve dönüşüm odaklı liderliğin iş dünyasını yeniden şekillendirdiği bu dönemde; büyüme, dönüşüm ve kalıcı değer yaratımına katkı sağlamayı heyecanla bekliyorum.

Bu yolculukta birlikte yürüdüğüm herkese gönülden teşekkür ediyorum.”

Yeni CEO Hatice Evren kimdir?

CarrefourSA ve A101, faaliyetlerini farklı yönetim yapıları altında, ayrı segmentlerde ve kendi marka kimliklerini koruyarak bağımsız şekilde sürdürecek. CarrefourSA’daki yeni döneme ise CEO Hatice Evren liderlik edecek.

Boğaziçi Üniversitesi Endüstri Mühendisliği bölümü mezunu olan Hatice Evren, 2010 yılında ABD’ye giderek New York Üniversitesi’nde Yönetim yüksek lisansı yaptığı sırada Araştırma Asistanı olarak çalıştı ve orada kendi girişimini de kurdu. Daha sonra The Boston Consulting Group bünyesinde çalışmaya başlayan Evren, Harvard Business School’da MBA eğitimini tamamladı. MBA sonrası The Boston Consulting Group İstanbul ve Dubai ofislerinde çalıştı.

2019 yılından itibaren Getir’e katılan Hatice Evren, Chief Transformation Officer olarak göreve başladı. 2021 yılında Getir ve GetirMore’un CEO’luğunu üstlendi.  2023 -2024 arasında Chief of Global Functions olarak teknoloji, veri, ürün, müşteri hizmetleri, tedarik ve lojistik zinciri ve operasyonel mükemmellik departmanlarında tüm coğrafyalarda (Türkiye, Avrupa, ABD) küresel fonksiyonların liderliğini yaptı. Ocak 2024-Kasım 2024 arasında ABD Grubu (Getir&Fresh Direct) CEO’su olarak görev yaptı. Getir’in Türkiye’deki market hizmetlerinin (Getir & GetirBüyük) CEO’su olarak devam etti.

Devamını Oku

Genel Haberler

İstanbul Ticaret Üniversitesi’nden ödüllü yarışma

Editör

Yazar:

İstanbul Ticaret Üniversitesi, “Bilgi, Organize Perakendesiyle Buluşuyor” adı altında bir yarışma düzenledi.

Dereceye girenlere “Ekrem Özen Perakende Değer Katan Araştırmalar” ödülü verilecek. “Organize Gıda Perakende Yönetiminde Yeni Paradigmalar” kitabında da özgün araştırmalara yer alacak.

Üniversiteden yapılan açıklamada, “Organize gıda perakendeciliğine yönelik özgün araştırmalara editörlü kitapta yayınlama fırsatı tanınacak” yer alırken jüri tarafından seçilen çalışmalarında ödüllendirileceği ifade ediliyor.

Konu başlığı ve özet gönderimi için son tarih ise 7 Ağustos 2026.

İletişim: retailresearch@ticaret.edu.tr

Devamını Oku

Genel Haberler

Müşteri ilişkilerinde yapay zeka devrimi

Editör

Yazar:

Küresel pazar verilerine göre, müşteri ilişkileri yönetimi dünyada en hızlı büyüyen yazılım segmenti olmayı sürdürürken pazar büyüklüğünün 2026 yılında 126,17 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Yatırım getirisinin (ROI) her 1 dolarlık harcama için yaklaşık 8,71 dolar kazanç sağladığı bu yeni ekonomik düzende, veri odaklı stratejiler bir tercih olmaktan çıkarak her ölçekteki işletme için stratejik bir gereklilik haline geliyor. Özellikle hiper-kişiselleştirme ve deneyim ekonomisinin ön plana çıktığı günümüzde, müşterinin bir sonraki adımını tahmin edebilen yapay zeka destekli sistemler rekabetin ana belirleyicisi konumunda bulunuyor.

Nitekim Nobel ödüllü davranış bilimci Daniel Kahneman’ın “hızlı ve yavaş düşünme” teorisine göre insan kararlarının yaklaşık yüzde 95’i bilinçaltında ve anlık şekilleniyor; yalnızca yüzde 5’i bilinçli bir akıl yürütmeden geçiyor. Geleneksel CRM sistemleri ise büyük ölçüde bu yüzde 5’lik katmanı, yani müşterinin ne aldığını kaydedebiliyor; kararın arkasındaki asıl tetikleyiciyi, nedeni ise büyük ölçüde kaçırıyor.

Yapay Zeka destekli müşteri yönetiminin kurumsal gelecekteki rolünü vurgulayan OBASE CEO’su ve Kurucu Ortağı Dr. Bülent Dal, konuyu şu sözlerle özetliyor: “CRM sistemleri sayesinde uzun süredir müşterilerimizin davranışsal verisini yüksek doğrulukla gözlemleyebiliyoruz. Müşterilerin neye, ne zaman, ne kadar ve ne sıklıkta para harcadığını ölçebilir durumdayız. Makine öğrenmesi tabanlı modellerle bir sonraki satın alma davranışını tahmin edebiliyor, ‘ne satın alabilir?’ sorusuna güçlü cevaplar üretebiliyoruz.”

Geleneksel yöntemlerin kurumsal veriyi analiz etme yeteneğine sahip olduğunu ancak arka plandaki derin motivasyonu çözme noktasında yeni nesil teknolojilere ihtiyaç duyduğunu belirten Dal, sözlerine şöyle devam etti: “Büyük Dil Modelleri (LLM) artık bu süreci kökten değiştiriyor; müşteri etkileşimlerini sayısal verilerin ötesine taşıyarak anlamsal veri olarak işliyor. Sohbet kayıtları, çağrı merkezi transkriptleri, e-posta içerikleri ve sosyal medya mesajları aracılığıyla müşterinin gerçek ‘niyetini’ ve motivasyonunu kavramak artık mümkün hale geliyor. Böylece CRM sistemleri, sadece davranışsal hareketleri izleyen yapılar olmanın ötesine geçerek gerçek anlamda kurumsal motivasyonları anlayan yepyeni bir mimariye dönüşüyor. Örneğin bir müşteri ‘hafta sonu misafirlerim gelecek, glutensiz tarifler için neler önerirsin?’ diye sorduğunda, aslında yalnızca bir sepet değil; kalıcı bir beslenme hassasiyeti hakkında bilgi veriyor. Ya da bir kutlama için ürün ararken, taraftarı olduğu takımı ve katılmaktan keyif aldığı etkinlik türünü de bizimle paylaşmış oluyor. Bu bilgiyi elinde tutan perakendeci, müşterisini artık çok daha derinden tanıyor.”

AIR ile CRM teknolojileri öğrenen yapılara dönüşüyor

AIR Yapay Zeka Platformu, CRM sistemlerini yalnızca analiz yapan araçlar olmaktan çıkarıp sürekli öğrenen sistemlere dönüştürüyor. Geleneksel sistemlerde müşteri davranışının pasif olarak izlendiği dönem, yerini yapay zeka destekli aktif öğrenme süreçlerine bırakıyor. Kullanıcıdan gelen tüm bilgileri bağlamsal olarak ele alıp işleyen bu yeni mimaride; müşteri, ürün arama sürecinde satın alma gerekçesini kendi ifadeleriyle ayrıntılı biçimde ortaya koyabiliyor. Satın alma sürecine eşlik eden yapay zeka araçları, müşteriye doğrudan ‘Bu ürünü neden tercih ettiniz?’ diye sorarak bu kıymetli bilgiyi kurumsal hafızanın resmi ve sistematik bir parçası hâline getiriyor.

Obase AIR; yapay zekanın kurumlarda güvenli, anlamlı ve sürdürülebilir biçimde çalışabilmesi için gereken tüm bileşenleri tek bir mimaride bir araya getiren uçtan uca bir platformdur. Kurumun dağınık veri kaynaklarını, iş süreçlerini ve yapay zekâ modellerini ortak bir zeminde buluşturarak teknolojiyi operasyonların ayrılmaz bir parçası hâline getiriyor.

Büyük dil modellerini (LLM) kurumun kendi verisiyle çalışacak şekilde konumlandıran platform, yapay zeka profesyonellerine genel geçer cevaplar üreten bir araç sunmanın ötesine geçerek kurumun bağlamını, terminolojisini ve müşteri gerçekliğini anlayan güçlü bir iş ortağına dönüşüyor. Güvenli veri yönetişimi, yapılandırılmamış veriyi anlamlandıran bağlamsal zeka yardımı ve mevcut sistemlerle sorunsuz entegrasyon bu yapının temel taşlarını oluşturuyor. Bu bütünleşik ekosistemde kurumlar artık sadece ‘ne olduğunu’ değil, ‘neden olduğunu’ yani davranışın altındaki gerçek motivasyonu da anlayan, ölçeklenebilir ve kalıcı bir kurumsal yeteneğe kavuşuyor.

Devamını Oku
Advertisement

Etiketler

POPÜLER