Genel Haberler
Gıda Perakendecileri Derneği Başkanı Galip Aykaç’tan önemli açıklamalar
PLAT Özel Markalı Ürünler Sanayicileri ve Tedarikçileri Derneği, 7. Private Label Zirvesi’nde perakende sektörünün tüm paydaşlarını ve sektörün önde gelen firmalarını buluşturdu. Zirvede bir konuşma yapan BİM İcra Kurulu Üyesi ve Gıda Perakendecileri Derneği Başkanı Galip Aykaç, konuşmasında önemli açıklamalar yaptı. İşte Galip Aykaç’ın açıklamalarından öne çıkanlar…
Üretici ve tüketici arasındaki köprüyüz
“Unutulmaması gereken bir nokta biz perakendecilerin tedarik zincirindeki en son nokta olmamızdır. Fiyatların hareketlerinden daha önemli bir konu da gıda arzlarında yaşanan daralmadır. Piyasa ekonomisinin temel kuralı fiyatların arz talep ilişkisine göre belirlenmesidir. Bu denge ne kadar güvenilir olursa doğal olarak tüketiciye yansıyan fiyatlar da istikrarlı biçimde, makul ve kabul edilebilir bir seviyede kalabilecektir.”
Tarım ülkemizin geleceği
“Tarım ve gıda dünyanın geleceğidir. Dolayısıyla ülkemizin de geleceği olduğunu unutmayalım. Çok önemli bir yerin altını çizmek gerekiyor. Üretim ve dolayısıyla üreticiler çok önemli. Üreticilerin mutlaka emeklerinin karşılığını alıyor olmaları, kazanıyor olmaları lazım ki üretmeye devam etsinler. Sonraki süreci de sürdürülebilir verimlilikle yönetmek gerekiyor. Tarım ülkesiyiz fakat mevcut tarım ve hayvancılık sistemimizin geliştirilmeye ihtiyacı olduğunu unutmayalım. Köyde yaşayan ve tarımla ulaşan nüfusun ne yazık ki 2021 yılı sonunda yüzde 6,8’e düştüğünü görüyoruz. Kırsalda yaşamayı özendirici tedbirlere acil ihtiyaç vardır”
Şeker fiyatları
“Şeker fiyatları, Türkiye Şeker Fabrikaları sitesinin geçen sene bu zamanlardaki fiyatı, 50 kilogramlık çuval fiyatı 212 liraydı. Bugün 950 lira. Bunun perakendedeki fiyat değişiminden biz sorumlu olamayız. Aşağı yukarı üretimin yarısı Türkiye Şeker Kurumu’ndan, diğer yarısı da özel sektörden geliyor. Ama doğru yönetilemediği için geçen sene bir özel sektör şirketinin sahibinin bana söylediklerini aynen tekrar etmek istiyorum: ‘Bu seneki kadar hiçbir zaman kar etmedik’. Evet işte spekülatör orada. Biz değiliz. Oraya bakmak lazım. Buradan bir kez daha değinmekte fayda görüyorum. Eğer tedbir alınmazsa süt ve et konusunda 2023, bu yıldan daha zorlu geçecektir. Bugünlerde süt hayvanlarının girdi maliyetleri çok yüksek olduğu ve yeterli fiyatı piyasada bulamadığı için inekler kesime gitmiştir. Bu kesilen ineklerin de artık sonlarına gelinmiştir. İneği keserek sadece sütü değil eti de kestik. Et fiyatlarının da artacağı bugünlerde kulağımıza geliyor.”
Tarladan 0 liraya bile alsanız markete geldiğinde domates 7,5 lira
“Türkiye’de 55 milyon tondan fazla sebze ve meyve üretimi gerçekleştiriliyor. Bunun yaklaşık yüzde 30-35 arasındaki kısmı fire olarak ayrılıyor. Geriye kalan 35 ila 37 milyon ton arası olan tüketilebilir sebzenin yüzde 15’ini perakendeciler satıyor. Geriye kalan yüzde 85’i manavlar, pazarlar, ev dışı kanallar vb.de satılıyor. Soruyorum, bu durumda yüzde 15’lik piyasasını oluşturduğu sebze ve meyveyle enflasyonun sebebi biz olabilir miyiz? Bu yanlış algıyı hep beraber ortadan kaldırmamız lazım. Domatesi tarladan 0 liraya yani hiç para vermeden alsak bile onun markete gelmesi 7,5 liradır. Çünkü bu marketin bir çalışma maliyeti vardır. Dükkân kirası var, elektrik masrafı var, personel masrafı var, iletişim masrafı var. Tüm bunları alt alta koyduğunuzda domatesin fiyatı bu noktalara gelecektir. Bizi bunun sorumlusuymuş gibi göstermeye çalışanlar var. Bu yanlış algıdan bu ülkeyi kurtarmak zorundayız. Asıl mesele plansız üretim, girdi maliyetlerinin yüksek olması, birçok konuda dışa bağımlılığın azaltılamaması”.
Enerji maliyetleri ciddi oranlara geldi
“Enerji açığı konusunda yenilenebilir kaynaklardan enerji üretimi kolaylaştırılmalıdır. Tüm iş insanlarımıza bu alana yatırım yapmalarını tavsiye ediyorum.”
Fırsatçılık yapan marka tedarikçileri var
“Fırsatçılık yapan marka tedarikçileri var. Bunların bir kısmı uluslararası. Zaman zaman dışarıya bağımlı oldukları için karlılıkları azaldığı zaman karlılığı nasıl normal seviyeye çıkarırız diye kabul edilemeyecek gerekçelerle önümüzde fiyatlar getirebiliyorlar. 2023 karlılığımızı şimdiden öngöremiyoruz diyerek önümüze fiyat koyan böyle fırsatçılar da var. Bu var olanlara biz ‘bir daha karşımıza gelmeyin’ diyoruz.”
Enflasyon sermaye düşmanıdır
“Dünyanın her yerinde private label ürünler de var markalı ürünler de… Avrupa Birliği ülkelerinde yüzde 40’ın üzerine çıkan private label oranları bizde de yüzde 30’lara doğru gelmiş bulunuyor. Dünyada yaşanan enflasyonu ülkemizde biraz daha ağır yaşıyoruz. Enflasyon sermaye düşmanıdır. Hem üreten hem de tüketen için”
Bu ülkenin güzel insanları sizlerin yalanlarına hiçbir şekilde itibar etmediler
“Perakende işletmelerinin enflasyondan arındırılmış ve sadece nominal kar rakamlarına bakarak olumsuz yorum yapan trollere, maaşlı televizyon yorumcularına, bizi terörist ilan edenlere, bizlere vicdansız hatta kansız diyenlere ve bunları gazetede yayınlayarak ahlaksızca bizi çete ilan edenlere, tabirimi maruz görün gazeteci müsveddelerine söyleyeceklerimiz var. Ülkenin değerlerine saldıranlara, ilan vermiyoruz diye gazete sayfalarını boş bırakanlara, televizyonda ağızlarından salyalar akıtarak küfredenlere, bilmedikleri konularda biliyormuş gibi yorum yapanlara, peyniri yumurtayı sadece sofrasında görüp yorum yapanlara, bu dünyayı size yaşanmaz kılarım diyecek kadar meseleden bihaber olanlara, depo basıp yağları halka dağıtırım diyen iş bilmez yöneticilere, mağaza çalışanlarına ‘söyleyin yöneticilerinize bu işin sonu kötü olacak, size burada ekmek yedirmeyiz’ diyen, kanun nizam tanımayan yerel yöneticilere, özellikle İstanbul Ziraat Odası Başkanı’na, FETÖ örgütü ile ile bizi tehdit eden parti liderlerine söyleyeceklerimiz var. Bu ülkenin güzel insanları sizlerin yalanlarına hiçbir şekilde itibar etmediler. Üç harfliler diye bizleri farklı yere koymaya çalışan ve Müslüman olduğunu iddia eden bu insanlara söyleyeceklerimiz var. Lütfen aynaya baksınlar, kendilerini göreceklerdir. Bunların hepsinde art niyet ve algı yönetimi vardır. Tüketicilerimiz bunlara hiçbir zaman karşılık vermemiştir.”
“Bu yılın 10. Ayında TÜFE yüzde 85,51, ÜFE yüzde 157,69. Acaba bu aradaki rakamları biz mi yanlış okuyoruz, doğrusunu söyleyecek olan var mı? Organize perakende sektörüne yakıştırmalarının tamamını misliyle kendilerine iade ediyoruz. Siz hesap kitap da bilmiyorsunuz, yayına çıkalım doğrusunu söyleyelim diyoruz, bizi yayına da almıyorsunuz. Organize perakendede kar edenlerin en yükseğinin ettiği kar yüzde 4’tür. Onu tamamını da verseniz enflasyon aşağı gelmez. Bunu bile bile 1’alıp 3’e satıyorlar, 4’e satıyorlar diyecek kadar alçalan gazetecilere, oda başkanlarına diyorum ki, bu algı operasyonunuzun vatandaşta karşılığı yoktur. Bizim masraf yapımızı iyi kontrol etmekten gelen bir farkımız vardır. Brüt kar marjımız yüzde 17,5’tir. Yani 100’e aldığımız bir malı 117,5’e satıyoruz. Nerede bu 1’e alıp 3 katına satmak? Nerede öyle bir ürün? Bu gazetecileri himaye edenlere, perde gerisinde bizi hedef gösterenlere, ‘başaramayacaksınız’ diyorum. Bizim ülkeyi yönetenlerle sorunumuz yok. Olmasına da müsaade etmeyeceğiz. Biz bu ülkenin temel taşlarıyız, bunları yerinden oynatmaya da kimsenin gücü yetmez. Bize bakarak ya bir tuğla da ben koyayım bu binanın temel taşına demeyen, bir tane dikili ağacı olmayan insanlar sizlere ve bizlere bu yakıştırmayı yapıyorlar. Bre ahlaksızlar, bre densizler sizlere bundan sonra sizin tonunuzda cevap vereceğim bilesiniz.”
Genel Haberler
Dev satın alma tamamlandı
CarrefourSA hisselerinin yüzde 89,28’inin Aydın Grup bünyesindeki Yeni Mağazacılık’a (A101) devri tüm yasal onayların ardından resmen tamamlandı.
Şirketten yapılan açıklamaya göre, CarrefourSA’nın sermayesini temsil eden payların yüzde 89,28’lik bölümünün Aydın Grup’a devrine ilişkin Rekabet Kurumu dahil tüm yasal onay süreçleri tamamlandı ve devir işlemi gerçekleşti.
Devirle birlikte Aydın Grup bünyesindeki Yeni Mağazacılık şemsiyesi altında yer alan perakende devleri CarrefourSA ve A101, faaliyetlerini farklı yönetim yapıları altında, ayrı segmentlerde ve kendi marka kimliklerini koruyarak bağımsız şekilde sürdürecek. Bu yeni döneme CarrefourSA CEO’su Hatice Evren liderlik edecek.
Açıklamada görüşleri yer alan Aydın Grup Yönetim Kurulu Üyesi Erhan Bostan, yeni bir sayfa açtıklarını belirterek, şu ifadeleri kullandı:
“CarrefourSA’nın yeni yatırımımızla sağlamlaşacak finansal yapısı, bize daha cesur adımlar atma imkanı veriyor. Mağazalarımıza gelen herkes için daha iyi bir deneyim sunmayı, alışverişi daha keyifli hale getirmeyi hedefliyoruz. İş ortaklarımız ve tedarikçilerimiz açısından da güven veren, değer yaratan ve birlikte büyüme iştahını artıran bir iş ortağı olmayı önemsiyoruz. Çalışanlarımız için ise enerjisi yüksek, gelişim alanı açan, parçası olmaktan gurur ve heyecan duyulan bir iş yeri olmayı hedefliyoruz. Güçlü bir finansman, ekosistem ve sağlıklı bir ticaret, bu yolculuğun merkezinde yer alacak.”
Erhan Bostan, CarrefourSA’nın en güçlü yönlerinden birinin taze, kaliteli ve zengin ürün çeşitliliği olduğunu belirterek, bu gücü daha da büyüterek Türkiye’nin dört bir yanına taşıyacaklarını bildirdi.
Bostan, “Hedefimiz, Türkiye’nin her ilinde ve çok daha fazla noktada tüketicilere ulaşmak ve erişilebilirlikle kaliteyi birlikte geliştirmektir. Ekonomiye kattığımız değeri, istihdamımızı ve yerli tedarikçilerimizle kurduğumuz iş birliğini çok daha öteye götüreceğiz.” açıklamasında bulundu.
Sabancı Holding 85.5 milyon dolar ödeme yaptı
Nisan ayında satışa ilişkin Sabancı Holding tarafından yapılan açıklamada satış işleminin 325 milyon dolarlık şirket değeri üzerinden yapılacağı ifade edilmişti.
Söz konusu açıklamada şu bilgiler yer almıştı:
“Söz konusu Sözleşme uyarınca, Carrefoursa’nın 325.000.000 ABD Doları olarak belirlenen toplam şirket değeri esas alınarak hesaplanacak nihai hisse değeri, kapanış tarihindeki net borç ve işletme sermayesi tutarları üzerinden yapılacak kapanış düzeltmelerine tabi olacaktır. Kapanış düzeltmeleri sonucunda hesaplanacak nihai hisse değerinin negatif olması halinde, söz konusu negatif farkın ana ortaklara isabet eden kısmının tamamı için Hacı Ömer Sabancı Holding A.Ş.’ye ek bir finansal yükümlülük çıkabilecektir.”
Sabancı Holding tarafından KAP’a gönderilen açıklamada ise şu bilgiler yer aldı:
“Carrefoursa’nın 325.000.000 USD olarak belirlenen toplam şirket değerinin, sözleşmede belirtilen şartlara uygun şekilde kapanış tarihindeki net borç ve net işletme sermayesi tutarları dikkate alınarak düzeltilmesi sonucunda Sabancı Holding tarafından Yeni Mağazacılık A.Ş.’ye 85.479.120 USD ödeme yapılmış olup, kapanış hesaplarında yapılacak çalışma sonrasında söz konusu ödeme tutarı güncellenecektir.”
CarrefourSA CEO Kutay Kartallioğlu, bu konuda şu açıklamada bulundu:
“Şirketimizde yeni bir dönem başlıyor: Yapılan Genel Kurul toplantısı ile birlikte şirketimizin ana hissedarlık yapısı değişti ve Yeni Mağazacılık A.Ş. (Aydın Grubu) CarrefourSA’nın ana hissedarı oldu. A101 ve CarrefourSA markaları farklı yönetim yapıları ve ayrı çatılar altında, kendi marka kimliklerini koruyarak bağımsız şekilde hareket edecekler, bunu tekrar vurgulamak isterim. Şirketimize, iş ortaklarımıza, müşterilerimize ve tüm CarrefourSA ailesine hayırlı, uğurlu olsun.
Ben ise CarrefourSA’da geçen 22 yıl ve Sabancı Topluluğu bünyesindeki 25 yıllık yolculuğumun ardından bayrağı devrediyorum; planlı ve güvenli bir geçiş için bir süre daha CEO danışmanı olarak destek vermeye devam edeceğim.
Son sekiz yıldır CarrefourSA’nın CEO’su olarak görev yapmak, meslek hayatımın en büyük ayrıcalıklarından biri oldu. Bugün geriye dönüp baktığımda, büyük bir gurur ve derin bir minnettarlık hissediyorum.
Bu süreçte CarrefourSA’yı daha güçlü, daha çevik ve geleceğe daha hazır bir şirkete dönüştürmek için önemli adımlar attık. Dijital dönüşümü hızlandırdık, yapay zekâyı iş yapış biçimimizin ayrılmaz bir parçası hâline getirdik, çok kanallı yapımızı güçlendirdik, sürdürülebilirlik hedeflerimizi ileri taşıdık ve uzun yıllar değer üretmeye devam edecek bir inovasyon kültürü oluşturduk.
Ancak en değerlisi, tüm bunları birlikte başarmış olmamızdı. Bu yolculuk boyunca birlikte çalışma ayrıcalığını yaşadığım tüm CarrefourSA ailesine; Sabancı Topluluğu’na, Carrefour Grubu’na, Yönetim Kurulumuza, müşterilerimize, tedarikçilerimize ve iş ortaklarımıza gönülden teşekkür ediyorum. Güveniniz, desteğiniz ve ortak vizyonumuza olan inancınız, bu başarı hikâyesinin en değerli parçası oldu.
Şimdi ise geçmişe duyduğum büyük bir minnettarlıkla, geleceğe aynı heyecan ve merakla bakıyorum. Teknolojinin, yapay zekânın ve dönüşüm odaklı liderliğin iş dünyasını yeniden şekillendirdiği bu dönemde; büyüme, dönüşüm ve kalıcı değer yaratımına katkı sağlamayı heyecanla bekliyorum.
Bu yolculukta birlikte yürüdüğüm herkese gönülden teşekkür ediyorum.”
Yeni CEO Hatice Evren kimdir?
CarrefourSA ve A101, faaliyetlerini farklı yönetim yapıları altında, ayrı segmentlerde ve kendi marka kimliklerini koruyarak bağımsız şekilde sürdürecek. CarrefourSA’daki yeni döneme ise CEO Hatice Evren liderlik edecek.
Boğaziçi Üniversitesi Endüstri Mühendisliği bölümü mezunu olan Hatice Evren, 2010 yılında ABD’ye giderek New York Üniversitesi’nde Yönetim yüksek lisansı yaptığı sırada Araştırma Asistanı olarak çalıştı ve orada kendi girişimini de kurdu. Daha sonra The Boston Consulting Group bünyesinde çalışmaya başlayan Evren, Harvard Business School’da MBA eğitimini tamamladı. MBA sonrası The Boston Consulting Group İstanbul ve Dubai ofislerinde çalıştı.
2019 yılından itibaren Getir’e katılan Hatice Evren, Chief Transformation Officer olarak göreve başladı. 2021 yılında Getir ve GetirMore’un CEO’luğunu üstlendi. 2023 -2024 arasında Chief of Global Functions olarak teknoloji, veri, ürün, müşteri hizmetleri, tedarik ve lojistik zinciri ve operasyonel mükemmellik departmanlarında tüm coğrafyalarda (Türkiye, Avrupa, ABD) küresel fonksiyonların liderliğini yaptı. Ocak 2024-Kasım 2024 arasında ABD Grubu (Getir&Fresh Direct) CEO’su olarak görev yaptı. Getir’in Türkiye’deki market hizmetlerinin (Getir & GetirBüyük) CEO’su olarak devam etti.
Genel Haberler
İstanbul Ticaret Üniversitesi’nden ödüllü yarışma
İstanbul Ticaret Üniversitesi, “Bilgi, Organize Perakendesiyle Buluşuyor” adı altında bir yarışma düzenledi.
Dereceye girenlere “Ekrem Özen Perakende Değer Katan Araştırmalar” ödülü verilecek. “Organize Gıda Perakende Yönetiminde Yeni Paradigmalar” kitabında da özgün araştırmalara yer alacak.
Üniversiteden yapılan açıklamada, “Organize gıda perakendeciliğine yönelik özgün araştırmalara editörlü kitapta yayınlama fırsatı tanınacak” yer alırken jüri tarafından seçilen çalışmalarında ödüllendirileceği ifade ediliyor.
Konu başlığı ve özet gönderimi için son tarih ise 7 Ağustos 2026.
İletişim: retailresearch@ticaret.edu.tr
Genel Haberler
Müşteri ilişkilerinde yapay zeka devrimi
Küresel pazar verilerine göre, müşteri ilişkileri yönetimi dünyada en hızlı büyüyen yazılım segmenti olmayı sürdürürken pazar büyüklüğünün 2026 yılında 126,17 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Yatırım getirisinin (ROI) her 1 dolarlık harcama için yaklaşık 8,71 dolar kazanç sağladığı bu yeni ekonomik düzende, veri odaklı stratejiler bir tercih olmaktan çıkarak her ölçekteki işletme için stratejik bir gereklilik haline geliyor. Özellikle hiper-kişiselleştirme ve deneyim ekonomisinin ön plana çıktığı günümüzde, müşterinin bir sonraki adımını tahmin edebilen yapay zeka destekli sistemler rekabetin ana belirleyicisi konumunda bulunuyor.
Nitekim Nobel ödüllü davranış bilimci Daniel Kahneman’ın “hızlı ve yavaş düşünme” teorisine göre insan kararlarının yaklaşık yüzde 95’i bilinçaltında ve anlık şekilleniyor; yalnızca yüzde 5’i bilinçli bir akıl yürütmeden geçiyor. Geleneksel CRM sistemleri ise büyük ölçüde bu yüzde 5’lik katmanı, yani müşterinin ne aldığını kaydedebiliyor; kararın arkasındaki asıl tetikleyiciyi, nedeni ise büyük ölçüde kaçırıyor.
Yapay Zeka destekli müşteri yönetiminin kurumsal gelecekteki rolünü vurgulayan OBASE CEO’su ve Kurucu Ortağı Dr. Bülent Dal, konuyu şu sözlerle özetliyor: “CRM sistemleri sayesinde uzun süredir müşterilerimizin davranışsal verisini yüksek doğrulukla gözlemleyebiliyoruz. Müşterilerin neye, ne zaman, ne kadar ve ne sıklıkta para harcadığını ölçebilir durumdayız. Makine öğrenmesi tabanlı modellerle bir sonraki satın alma davranışını tahmin edebiliyor, ‘ne satın alabilir?’ sorusuna güçlü cevaplar üretebiliyoruz.”
Geleneksel yöntemlerin kurumsal veriyi analiz etme yeteneğine sahip olduğunu ancak arka plandaki derin motivasyonu çözme noktasında yeni nesil teknolojilere ihtiyaç duyduğunu belirten Dal, sözlerine şöyle devam etti: “Büyük Dil Modelleri (LLM) artık bu süreci kökten değiştiriyor; müşteri etkileşimlerini sayısal verilerin ötesine taşıyarak anlamsal veri olarak işliyor. Sohbet kayıtları, çağrı merkezi transkriptleri, e-posta içerikleri ve sosyal medya mesajları aracılığıyla müşterinin gerçek ‘niyetini’ ve motivasyonunu kavramak artık mümkün hale geliyor. Böylece CRM sistemleri, sadece davranışsal hareketleri izleyen yapılar olmanın ötesine geçerek gerçek anlamda kurumsal motivasyonları anlayan yepyeni bir mimariye dönüşüyor. Örneğin bir müşteri ‘hafta sonu misafirlerim gelecek, glutensiz tarifler için neler önerirsin?’ diye sorduğunda, aslında yalnızca bir sepet değil; kalıcı bir beslenme hassasiyeti hakkında bilgi veriyor. Ya da bir kutlama için ürün ararken, taraftarı olduğu takımı ve katılmaktan keyif aldığı etkinlik türünü de bizimle paylaşmış oluyor. Bu bilgiyi elinde tutan perakendeci, müşterisini artık çok daha derinden tanıyor.”
AIR ile CRM teknolojileri öğrenen yapılara dönüşüyor
AIR Yapay Zeka Platformu, CRM sistemlerini yalnızca analiz yapan araçlar olmaktan çıkarıp sürekli öğrenen sistemlere dönüştürüyor. Geleneksel sistemlerde müşteri davranışının pasif olarak izlendiği dönem, yerini yapay zeka destekli aktif öğrenme süreçlerine bırakıyor. Kullanıcıdan gelen tüm bilgileri bağlamsal olarak ele alıp işleyen bu yeni mimaride; müşteri, ürün arama sürecinde satın alma gerekçesini kendi ifadeleriyle ayrıntılı biçimde ortaya koyabiliyor. Satın alma sürecine eşlik eden yapay zeka araçları, müşteriye doğrudan ‘Bu ürünü neden tercih ettiniz?’ diye sorarak bu kıymetli bilgiyi kurumsal hafızanın resmi ve sistematik bir parçası hâline getiriyor.
Obase AIR; yapay zekanın kurumlarda güvenli, anlamlı ve sürdürülebilir biçimde çalışabilmesi için gereken tüm bileşenleri tek bir mimaride bir araya getiren uçtan uca bir platformdur. Kurumun dağınık veri kaynaklarını, iş süreçlerini ve yapay zekâ modellerini ortak bir zeminde buluşturarak teknolojiyi operasyonların ayrılmaz bir parçası hâline getiriyor.
Büyük dil modellerini (LLM) kurumun kendi verisiyle çalışacak şekilde konumlandıran platform, yapay zeka profesyonellerine genel geçer cevaplar üreten bir araç sunmanın ötesine geçerek kurumun bağlamını, terminolojisini ve müşteri gerçekliğini anlayan güçlü bir iş ortağına dönüşüyor. Güvenli veri yönetişimi, yapılandırılmamış veriyi anlamlandıran bağlamsal zeka yardımı ve mevcut sistemlerle sorunsuz entegrasyon bu yapının temel taşlarını oluşturuyor. Bu bütünleşik ekosistemde kurumlar artık sadece ‘ne olduğunu’ değil, ‘neden olduğunu’ yani davranışın altındaki gerçek motivasyonu da anlayan, ölçeklenebilir ve kalıcı bir kurumsal yeteneğe kavuşuyor.
