Firmalardan
Arzum; inovatif, yenilikçi ve fark yaratan ürünlerle büyüyor
Arzum’un hedefi ürün gamını inovasyonlar ile güçlendirip, çeşitlendirerek pazar liderliğine ulaşmak.
Tahminleri doğrultusunda yılı başarılı bir şekilde tamamlayan, inovatif ürünleri, yenilikçi teknolojileri ve fark yaratan tasarımları ile bu yıl da müşterilerin gönlündeki yeri daha da sağlamlaştıran Arzum, gıda hazırlama, pişirme kızartma, içecek hazırlama, kişisel bakım, süpürge ve ütü olmak üzere 6 ana kategoride yer alıyor.
Tüm bu kategorilerde de performansı ve şıklığı ile fark yaratan birçok ürün sunduklarını söyleyen Arzum Pazarlama ve Ürün Geliştirme Direktörü Mehtap Yıldız, “Spor yapanların, sağlıklı yaşama özen gösterenlerin gözdesi olacak Bluetooth teknolojili yeni vücut analiz baskülümüz Arzum Smartfit’i tüketicilerimizle buluşturduk. Yüksek buhar gücüyle farklı, teknolojisi ile akıllı yeni ütümüz Arzum Steamart Lux ile ütü kategorisindeki iddiamızı ortaya koyduk. Patentli 6 bıçağa sahip Technoart el blenderımızla tüketicilerimize mutfakta 2 kat fazla performans sağladık. Teknolojik yeniliklerle donattığımız Arzum OKKA Grandio’muzu ve Türk kahvesi çekirdeği öğütücümüz olan Arzum OKKA Beangourmet’i kahve severlerle buluşturduk. Son olarak, evlerde değişim yaratacağına inandığımız 4A performanslı yeni süpürgemiz Arzum Olimpia Power’ı tüketicilerimizle buluşturduk” dedikten sonra 2019 yılı için hedeflerini şöyle açıkladı:
“Ana yatırım alanımız Ar-Ge ve tasarım diye düşünebilirsiniz. Bu yolda yatırımlarımıza son sürat devam ediyoruz ve Ar-Ge yatırımlarımızı artırıyoruz. Bu yıl ciromuzun %3’ünü Ar-Ge’ye ayırdık. Tasarım konusunda tüketici ihtiyaçlarını ve trendleri takip ederek en doğru ürünü tanımlayıp kullanım kolaylığını ve tasarımı ön plana çıkarıp ilerliyoruz.
Alanında en iyi tasarım ofisleri ile çalışıyoruz. Buna ek olarak Teknokent’te bulunan Ar-Ge merkezimizde de müşteri ihtiyaçlarımızı etkin şekilde karşılayacağımız ürünleri geliştirmekteyiz.

Hedefimiz, ürün gamımızı inovasyonlar ile güçlendirip, çeşitlendirerek pazar liderliğine ulaşmak. Üst üste liderliğimizi sürdürdüğümüz gıda hazırlama, tost makinaları ve kişisel bakımdaki başarılarımızı devam ettireceğiz ve aynı şekilde temizlik kategorisine yaptığımız yatırımlarla da pazarda büyümeye devam edeceğiz.”
Kahve makinesi pazarını geliştirmek için yoğun çaba sarf ettiklerinin altını çizen Yıldız, “2015 yılında dünyadaki devlet destekli ilk ve tek markalaşma programı olan Turquality Programı kapsamına alınan bir şirket olarak Arzum OKKA’nın başarısı ile Türk kahvesi kültürünü dünyaya yaymak üzere global bir misyonu da yerine getirmekteyiz. Arzum olarak global pazarda yer bulabilmek için Türk kahvesini doğrudan fincana servis eden bir ürüne odaklandık ve Arzum OKKA’yı bu bakış açısıyla geliştirip piyasaya sunduk. Yavaş pişirme seçeneği sayesinde közde pişirilmiş Türk kahvesi tadını yakalayarak benzersiz bir kahve keyfi yaşatan OKKA’mız, kahveyi doğrudan fincana servis ediyor, kendi kendini yıkıyor ve rakım ayarı yaparak Türk kahvesinin her noktada en ideal sıcaklıkta pişmesini sağlıyor. Her geçen gün OKKA Ailesi’ni de genişletiyoruz. Son olarak tüketicilerimize sunduğumuz yeni OKKA Grandio’muz ve OKKA BeanGourmet ile birlikte 4 OKKA ürünümüz var. OKKA Grandio, tek seferde 4 fincana kadar kahve yapabilme imkanı sunuyor, yavaş pişirme özelliğiyle közde Türk kahvesi keyfi deneyimi yaşatıyor, akıllı su teknolojisi ile kahve porsiyonu için kullanılacak uygun su miktarını ayarlıyor… Bunun gibi birçok özelliğe sahip. Arzum OKKA Grandio ile eş zamanlı tüketicilerimizle buluşturduğumuz bir diğer yeni ürünümüz Arzum OKKA Beangourmet’ten bahsetmek isterim. Her türdeki ve her sertlikteki kahve çekirdeğini Türk kahvesi inceliğinde öğütebilme özelliğine sahip olan ürünümüz dünyanın her yerinde, her an taze Türk kahvesi keyfini kahve severlerle buluşturuyor. Bu ürünümüzle Türk kahvesini dünyaya yayma hedefimizde bir bariyeri daha aşmış olduk. OKKA markamızla gerek Türkiye’de gerek yurtdışında birçok festivale ve etkinliğe katılarak OKKA’lı Türk kahvesi deneyimini birçok ziyaretçiye deneyimletiyoruz. Mesela bu yıl Berlin’de düzenlenen, dünyanın en önemli ticaret fuarları arasında olan IFA 2018’e ve Frankfurt’ta düzenlenen dünyanın önde gelen uluslararası züccaciye, ev dekorasyonu ve hediyelik eşya fuarı Ambiente’ye katıldık. İstanbul & Ankara Coffee Festival’de her zamanki gibi yerimizi aldık” dedi. Yeni çıkan elektrikli süpürgesiyle de iddialı olduklarını vurgulayan Yıldız, “6 farklı kategorimizle evlerin her metrekaresine ve o evlerde yaşayan insanların hayatın içindeki tüm ihtiyaçlarına sahip çıkıyoruz ve yenilikçi ürünlerle tüketicilerimizin hayatlarını günden güne kolaylaştırıyoruz. Hem ‘Mutfakta Arzum Var’ diyoruz, hem ‘Temizlikte Arzum Var’ diyoruz. Süpürge kategorimizin en yeni üyesi Arzum Olimpia serimiz ile tüketicilerimizin karşısındayız. Evlerde değişim yaratacağına inandığımız yeni süpürgemiz Arzum Olimpia Power, çıkar çıkmaz dünyanın en saygın ödülleri arasında gösterilen Plus X Award’da ‘Tasarım ve Kullanım Kolaylığı’ ödüllerine layık görüldü. Ayrıca, Design Turkey Endüstriyel Tasarım Ödülleri’nde ‘İyi Tasarım Ödülü’nün sahibi oldu. 4A performansa sahip süpürgemizin, yüksek çekiş gücü, kullanım kolaylığı ve teknolojisi ile tüketicilerimizin beğenisini kazanacağından eminiz” dedikten sonra sektörün dövizdeki dalgalanmalardan etkilenmesini şöyle özetledi:
“Elbette ki etkileniyor, ancak diğer sektörlere göre daha az etkilenme yaşıyoruz. Mümkün olduğunca tüketicilerimize fiyat artışlarını yansıtmayacak alternatifler üzerinde çalışıyoruz. Enflasyonla Topyekün Mücadele Programı’na destek vererek biz de bu durumun değişmesi için üzerimize düşen görevi yerine getiriyoruz ve pazarı destekliyoruz.”
Arzum’un küçük elektrikli ev aletlerinde pazarında payını anlatan Yıldız, “Şu an, %11,6 pazar payı ile adette birinci markayız. %8,1 cirosal paya sahibiz. Gıda hazırlama, saç bakımı ve tost makineleri kategorilerinde liderliğimizi sürdürüyoruz” dedi.
Taksit miktarı geleneksel bayilerin genel iş hacmine etki ettiğini de kaydeden Yıldız, “Bu sebeple biz de dolaylı yoldan etkileniyoruz” dedi.
Firmalardan
“Birleşik ticaret yaklaşımı perakendenin merkezine yerleşiyor”
Perakende sektöründe önümüzdeki dönemde öne çıkan markalar; mağaza, e-ticaret, mobil, ödeme ve lojistik süreçlerini gerçek zamanlı ve kesintisiz şekilde yönetebilenler olacak. Günümüzde müşteriler mağaza, e-ticaret, mobil uygulama ve pazaryerleri arasında kesintisiz bir deneyim bekliyor. Bu beklenti, perakende şirketlerini klasik kanal yönetimi yaklaşımından birleşik ticaret modeline taşıyor. Logo Yazılım’ın bulut tabanlı Diva çözümleri; satış, ödeme, stok, kampanya, lojistik ve müşteri yönetimi süreçlerini aynı platform üzerinde bir araya getiriyor. Böylece perakende şirketleri tüm operasyonlarını gerçek zamanlı yönetebilirken, müşterilerine tüm temas noktalarında tutarlı bir deneyim sunabiliyor.
Logo Grup Finansal Teknolojiler ve Perakende Çözümleri Genel Müdürü Başak Kural, “Fiziksel ve dijital kanal ayrımı hızla ortadan kalkıyor. Müşteri bir kanalda başladığı deneyimi başka bir kanalda aynı hız ve kaliteyle devam ettirmek istiyor. Bu nedenle artık yalnızca ürün satan değil; deneyimi, veriyi, operasyonu ve ödemeyi tek akışta yönetebilen şirketler öne çıkıyor. Sektörün dönüşümü yalnızca mağazaların dijitalleşmesiyle sınırlı değil. Asıl dönüşüm; tüm temas noktalarının birbirine bağlı, çevik ve gerçek zamanlı çalışan bir yapıya dönüşmesinde yaşanıyor” ifadelerini kullandı.
“Hedefimiz, tüm ekosistemi birbirine bağlayan yeni nesil bir platform yapısı”
Yeni dönemde perakendenin en kritik gücünün veri olacağını söyleyen Kural, “Verinin değer yaratabilmesi için operasyonun içine gerçek zamanlı entegre olması gerekiyor. Kampanyadan ödeme deneyimine, stok yönetiminden müşteri davranışına kadar tüm süreçler birbirini besleyen canlı bir yapıya dönüşüyor. Perakendenin geleceğinde ERP, ödeme sistemleri, mağaza operasyonları ve müşteri deneyimi birbirinden ayrı olmaktan çıkıyor. Biz de Logo Yazılım olarak ürün gamımızı bu yeni dünyaya göre dönüştürüyoruz. Hedefimiz yalnızca operasyon yöneten yazılımlar sunmak değil; perakendedeki tüm ekosistemi birbirine bağlayan yeni nesil bir platform yapısı oluşturmak” dedi.
Perakendedeki tüm ihtiyaçlar için geniş çözüm portföyü
Çoklu bayi ve şube yapısına sahip şirketler için geliştirilen Logo Diva Channel; merkez ve saha operasyonları arasında gerçek zamanlı iletişim altyapısı sunuyor. Stok yönetimi, kampanya kurguları, mağaza operasyonları, e-ticaret süreçleri ve satış sonrası hizmetler entegre şekilde yönetilebiliyor.
Logo Diva Retail; birleşik ticaret yaklaşımını mağaza deneyiminin merkezine taşıyor. Mobil kasa, self checkout, farklı ödeme seçenekleri, kişiselleştirilmiş teklifler ve omni-channel operasyon yetenekleri sayesinde müşteriye hızlı, esnek ve kesintisiz bir deneyim sunuluyor. Bulut tabanlı mobil kasa altyapısı sayesinde satış işlemleri mağaza içinde herhangi bir noktadan tamamlanabilirken, RFID destekli self checkout yapıları yeni nesil mağazacılık deneyimini destekliyor.
Logo Diva Shop ise; özellikle tek mağazalı veya sınırlı şube yapısına sahip işletmelerin bulut altyapısı üzerinden hızlı şekilde dijitalleşmesini sağlıyor.
Firmalardan
Çamlı Yem Besicilik A.Ş.’den açıklama var
- sayımızda yayımlanan Dosya Konumuzda Markam Danışmanlık yöneticisi Güven Borca, Yaşar Grubu şirketlerinden Çamlı Yem Besicilik’in satıldığı yönünde bir yazıyı gündeme getirmişti. Bu yazı sonrası Çamlı Yem Besicilik A.Ş. Yönetim Kurulu’ndan bir açıklama geldi. Açıklama şöyle:
“Son günlerde, şirketimiz Çamlı Yem Besicilik’in satışına ilişkin olarak çeşitli mecralarda yer alan haber ve söylemler üzerine açıklama gereği duyulmuştur.
Söz konusu haber ve söylemler gerçeği yansıtmamakta olup, kamuoyunu yanıltıcı niteliktedir.
Çamlı Yem Besicilik, tarım, hayvancılık ve balıkçılık sektörlerinin öncüsü olarak; deniz işletmesi, büyükbaş, küçükbaş ve kanatlı yem işletmesi ve organik süt işletmesi ile, 40 yılı aşkın süredir faaliyetlerini sürdürmektedir. Faaliyetlerimiz, belirlenen stratejik hedefler doğrultusunda güçlü ve istikrarlı bir şekilde devam etmektedir.
Şirketimizle ilgili doğru ve güncel bilgiler yalnızca resmi iletişim kanallarımız aracılığıyla kamuoyu ile paylaşılmaktadır.
Asılsız iddialara itibar edilmemesini önemle rica eder, kamuoyunun bilgisine sunarız.”
Firmalardan
Güvenlik teknolojilerinde yeni dönem başlıyor
Güvenlik teknolojileri ve iş zekâsı çözümleri entegratörü Securitas Technology, İstanbul Kavacık’taki genel merkezinde gerçekleştirdiği basın buluşmasında, yapay zekâ, bulut çözümleri ve sensör teknolojilerinin güvenlik alanındaki etkilerini ortaya koyan Securitas Technology 2026 Global Teknoloji Trendleri Raporu’nun detaylarını paylaştı. Securitas Technology Satıştan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Hüseyin Top, güvenlik teknolojilerinin artık yalnızca riskleri yönetmekle sınırlı kalmadığını, aynı zamanda kurumlara operasyonel verimlilik, sürdürülebilirlik ve stratejik değer kazandıran entegre sistemlere dönüştüğü vurguladı.
Yapay zekânın güvenlik operasyonlarında yarattığı dönüşüme dikkat çeken Top, “Bugün kurumların yüzde 70’i güvenlik programlarında yapay zekâdan yararlanıyor. Yapay zekâ sayesinde güvenlik operasyonları reaktif yapıdan çıkarak proaktif bir modele evriliyor. Anomali tespiti, video içi arama ve öngörüsel analizler sayesinde riskler henüz gerçekleşmeden belirlenebiliyor. Bu da kurumlara hem hız hem de stratejik karar alma avantajı sağlıyor” dedi.
Top, özellikle GenAI destekli uygulamaların önümüzdeki dönemde güvenlik süreçlerini daha da akıllı ve otonom hale getireceğini ifade etti.
Securitas Technology Türkiye Genel Müdürü Pelin Yelkencioğlu ise “Güvenlik artık yalnızca bir koruma katmanı değil; iş süreçlerine değer katan stratejik bir unsur haline geldi. Biz de Securitas Technology Türkiye olarak, müşterilerimizin yapay zekâ, bulut ve entegre teknolojilerden maksimum fayda sağlamasını hedefliyoruz. Önümüzdeki dönemde odağımız; yenilikçi çözümlerle kurumların operasyonel verimliliğini artırmak, çalışan ve ziyaretçi güvenliğini en üst seviyeye taşımak ve iş sürekliliğine katkı sağlamak olacak” diye konuştu.
Yapay zekâ ile daha akıllı güvenlik yönetimi
Yapay zekâ destekli çözümler artık güvenlik sektörünün temel bileşenlerinden biri haline geliyor. Video analitiği, makine öğrenimi ve veri işleme teknolojileri sayesinde güvenlik sistemleri yalnızca görüntü kaydetmekle kalmıyor; aynı zamanda olayları yorumlayabiliyor, riskleri sınıflandırabiliyor ve olası tehditleri erken aşamada tespit edebiliyor.
Bugün plaka tanıma, yüz tanıma, nesne takibi, alan yoğunluğu ölçümü ve davranış analizi gibi birçok uygulama aktif olarak kullanılıyor. Özellikle anomali tespiti yapan sistemler, olağan dışı hareketleri gerçek zamanlı olarak belirleyerek güvenlik ekiplerinin daha hızlı aksiyon almasına yardımcı oluyor.
Video içi arama teknolojileri ise binlerce saatlik görüntünün manuel olarak incelenmesi ihtiyacını büyük ölçüde ortadan kaldırıyor. Belirli bir kişi, araç ya da olay, saniyeler içinde filtrelenebiliyor. Yapay zekâ destekli raporlama sistemleri de olay kayıtlarını analiz ederek önceliklendirilmiş risk haritaları ve aksiyon önerileri sunabiliyor.
Bu dönüşümün en önemli etkilerinden biri ise güvenlik anlayışındaki paradigma değişimi. Yeni nesil sistemler yalnızca yaşanan olaylara müdahale etmiyor; verileri analiz ederek potansiyel riskleri önceden öngörebiliyor. Örneğin giriş-çıkış hareketlerindeki sıra dışı yoğunlukları tespit edebiliyor, sensörlerden gelen verileri değerlendirerek yangın, gaz kaçağı veya ekipman arızası gibi riskler için erken uyarılar oluşturabiliyor.
Böylece güvenlik ekipleri zamanlarını operasyonel yüklerden çok stratejik karar süreçlerine ayırabiliyor. Kaynak planlaması daha verimli hale gelirken, risklere müdahale süresi de önemli ölçüde kısalıyor.
Securitas Technology’nin araştırmasına göre kurumların büyük çoğunluğu güvenlik operasyonlarında yapay zekâ teknolojilerinden yararlanıyor. Bu tablo, önümüzdeki dönemde güvenlik yönetiminde veri odaklı ve öngörü temelli sistemlerin standart hale geleceğini gösteriyor.
