Genel Haberler
Perakendeciler Konya’da buluştu
Türkiye Perakendeciler Federasyonu, Retail Türkiye ve Konya PERDER işbirliğiyle Konya’da düzenlenen ‘Perakende Zirvesi’ne 600’ün üzerinde perakendeci katıldı.
Konya’da Dedeman Otel’de 24 Aralık tarihinde yapılan konferansa 600’ün üzerinde yerel perakendeci katıldı. Zirvenin ana teması, “Türkiye ekonomisi ve perakende yansımaları”. Konferansta sektör profesyonelleri; ‘Organize perakendenin önemi’, ‘Yerel perakendecilerin yasal düzenlemelerden beklentileri’, ‘Elektronik perakendecilikte yerel başarı’, ‘Doğtaş: Bir başarı hikayesi’, ‘Dünyada ve ülkemizde başarılı perakendeci format örnekleri’, ‘Perakende ve tüketici ürünleri sektöründe birleşme ve satınalma işlemleri ve yatırımcı ilgisi’,‘2015 tahminleri’ gibi konulara değinecekler. Ekonomi gazetecileri de son oturumda 2015 yılını ve yaşanabilecek ekonomik gelişmeleri gündeme taşıdılar. Konya PERDER Başkanı Ali Kaya, Şeb-i Aruz sonrası böyle bir konferansı gerçekleştirmenin önemine değinerek, “Tüm sponsorlarımıza ve konferansa ülkemizin çeşitli illerinden katılan perakendecilerimize teşekkür ediyorum. 2 gün boyunca Konya’da perakende sektörünün konuşulması çok güzel” dedi. “Sektörümüzün mutlaka bir yasası olmalıdır” Türkiye Perakendeciler Federasyonu Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Altunbilek, yerel perakendecilerin yasal düzenlemelerden beklentilerini dile getirdi. Mustafa Altunbilek, “Perakende Yasa Tasarısı, son günlerde sıkça konuşuluyor ve tartışılıyor. Mutlu oluyoruz. Sektörümüzün mutlaka bir yasası olmalıdır. Pazar günü marketler açılsın mı açılmasını tartışmak yerine sektörün bir meslek olarak kabul görmesi gerekiyor. Eğitim, sektörümüz için çok önemli bir sorun. Tüm bu sorunlar çözüldükten sonra perakendecilik meslek olarak kabul görecek. Bizde bu anlamda çalışanlarımızın dinlenmesi açısından Pazar günkü tatile sıcak bakıyoruz” dedi. Sektörün tanınmış isimleri konferansta Konferansta TPF Başkanı
Mustafa Altunbilek dışında Konya PERDER Başkanı Ali Kaya, Konya Ticaret Odası Başkanı Selçuk Öztürk, Vatan Bilgisayar Genel Müdürü Hasan Vatan, Doğanlar Holding Yönetim Kurulu Başkanı Davut Doğan, EY Türkiye Kurumsal Finansman Bölüm Müdürü Cem Gunfer, TEPAV Başkanı Güven Sak, Ekonomi Gazetecileri Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Fikri Türkel,Dünya Gazetesi yazarı Rüştü Bozkurt, Ekonomist Dergisi editörü Aram Ekin Duran ve Para Dergisi editörü İdriz Çokal konuşma yaptılar. Kısaca ne dediler? Konya Ticaret Odası Başkanı Selçuk Öztürk Konya Ticaret Odası Başkanı Selçuk Öztürk, , Konya Ekonomik Göstergeler Bülteni ile Konya ekonomisinin Türkiye geneline ve Avrupa Birliği ülkelerine göre aylık değerlendirmesinin yapıldığını söyledi. Öztürk, Konya perakendesinin Kasım ayında Türkiye genelinden ve AB-28’den daha iyi bir değer aldığını ifade ederek, “Kasım ayında TEPE -19.6 değerini alırken, KOPE -3,6 değerini aldı. Eylül ayından itibaren düşüşte olan Konya perakendesi. kasım ayında bir önceki aya göre 0.2 puan yükseldi. KOPE, geçen yılın aynı dönemine göre 1.2 puan. TEPE ise 15,9 puan düştü. Konya’da perakende sektöründe kasım ayında en iyi performansı yiyecek, içecek ve tütün ürünleri sektörü sergiledi. Geçen yıla göre en fazla düşüş ise elektrikli ev aletleri, radyo ve televizyonlar sektöründe görüldü” dedi. Kasım ayında Konya’da hizmetler sektöründe bilgisayar ve ilgili hizmetler sektörünün en iyi performansı gösterdiğini belirten Başkan Öztürk, “Konya Hizmetler Sektörü Güven Endeksi, kasım ayında bir önceki aya göre 4,2 puan, geçen yılın aynı dönemine göre ise 7,5 puan düşerek 3,7 puan değerini aldı. Türkiye genelini temsil eden hizmetler sektörü güven endeksi Kasım 2014’te bir önceki aya göre 0,5 puan, geçen yılın aynı dönemine göre ise 0,9 puan düşerek -2,1 değerini aldı. AB-28 hizmetler sektörü güven endeksi ise bir önceki aya göre 0.9 puan azalarak 5,3 puan değerini aldı. Hizmetler Sektörü Güven Endeksi, geçen yıla göre Konya’da ve Türkiye’de düşerken AB-28’de yükseldi. Kasım ayında Konya’da hizmetler sektörüne alt sektörler itibariyle bakıldığında bilgisayar ve ilgili hizmetler sektörü en iyi performansı gösteren sektör oldu. Bu sektörü yayımcılık faaliyetleri, fınansal hizmetler ve sağlık işleri ve sosyal hizmetler sektörleri takip etti” dedi. Vatan Bilgisayar Genel Müdürü Hasan Vatan Vatan Bilgisayar Genel Müdürü Hasan Vatan, hem başarı öyküsünü anlattı hem de elektronik perakendecilikte yerel başarıyı gündeme getirdikten sonra satırbaşlarıyla hayatından kesitleri şöyle özetledi: Şu an dünyadaki en önemli sektörlerden biri olan teknoloji sektörünün Türkiye’deki en önemli isimlerinden biri olan Vatan Bilgisayar’ın çok ilgi çekici bir başarı hikayesi var. Pek çok girişimci adayına örnek olabilecek bir hikayesi olan Hasan Vatan, bu hikayeyi ayrıntılı olarak “Bu Vatan İçin Neler Yapmadık ki?” kitabında da anlatmıştır. Kitapta sayısal verilerden çok önüne çıkan fırsatlardan ve bu fırsatları nasıl değerlendiğinden bahseden Hasan Vatan, karşılaştıkları zorlukları ve bunlarla nasıl baş ettiklerini de birinci ağızdan anlatıyor. Girişimci adaylarının, hatta tüm iş dünyasının okuması gereken bu kitaptan bazı satırbaşları. Vatan, 1983 yılında Taksim-Elmadağ’da babasıyla beraber işlettiği oto yedek parça deposundan dönüştürdüğü bilgisayar dükkanı ile Türkiye’nin ilk bilgisayar mağazasını açtı. Günün şartları gereği çok kısıtlı imkanlarla ancak birkaç bilgisayar bulunan bu mağazayla başlayan serüven bugün Türkiye çapında sektörün önemli markalarından biri haline geldi. Kurulduğu yıllarda Türkiye’de bilgisayar sektörünün daha yolun çok çok başlarında olduğundan uzunca süre küçük bir işletme olarak yoluna devam etti Vatan Bilgisayar. Ta ki 2001 yılında açtıkları Topkapı mağazasına kadar. 2001 yılı, yani Türkiye’nin mali krizden çok büyük yaralar aldığı dönem… Binlerce firmanın kepenk indirdiği, çok ciddi zararların ortaya çıktığı zaman Vatan Bilgisayar için çöküşe gitmenin aksine tam bir sıçrama noktası oldu. Topkapı mağazasını açmaya karar verirken çok düşündüklerini söyleyen Hasan Vatan, maliyet ve riskleri göz önünde bulundurunca böyle bir mağaza açmanın anlamsız olduğunu belirtti. Buldukları mağaza çok önceden terk edilmiş ve içine uzun zaman el değmemiş bir haldeydi. Tüm bunlara rağmen mağazayı açmak isteyen Hasan Vatan, maliyeti karşılamak için çok akıllı bir çözüm buldu. Binanın Reklam Değeri İşlek bir anayola yakın konumda bulunan mağaza büyüklüğüyle de dışarıdan dikkat çekici durumdaydı. Bu konum ve büyüklüğü kullanmak isteyen Vatan, teknoloji firmalarıyla reklam anlaşması yaptı. Zaten çatı ve bina reklamlarına yüklüce para ödeyen firmalar, reklamlarını başka binalar yerine bu mağazaya vermeyi kabul ettiler. Vatan Bilgisayar da binanın her yanını bu teknoloji firmalarının büyük tabelalarıyla kapladılar ve buradan elde ettikleri reklam geliriyle maliyetleri ve kirayı karşıladılar. Yani bir işyeri açmaktaki en büyük masraflardan biri olan açılış masraflarını ceplerinden para çıkmadan karşıladılar. Mağazayı kurmak elbette yetmiyor, içini de doldurmak gerekiyor. Özellikle teknoloji ürünleri yüksek maliyetli olduklarından mağazanın içini doldurabilmek için de belli miktar para harcamak gerekiyor. Bu masrafı kapatmak için de yine akıllıca bir çözüm bulundu. Kriz nedeniyle firmalar masrafları kısmak için olabildiğince özen gösteriyorlar. Satışların da oldukça kötü durumda olması bu firmaların stoklarında, depolarında yalnızca yük yapan binlerce ürün bulunmakta. Bunu fırsat bilen Hasan Vatan, firmaların depolarındaki ürünlerini mağazalarına koymalarını, bu şekilde hem depo masraflarından kaçınacaklarını hem de depoda satılması imkansız olan ürünlerin göz önünde bulunarak satılmasını sağlayabileceklerini söylüyor. Firmalar kendileri için oldukça cazip bu öneriyi kabul ediyor ve Vatan Bilgisayar raflarını doldurmaya başlıyor. Böylece onbinlerce lira tutabilecek bir masraftan daha para ödemeden kurtuluyor. Mağaza kuruldu, raflar dolduruldu, sıra mağaza çalışacak kişileri bulmaya geldi. Böylesi büyük bir mağazada çalışacak kişi sayısı da bir hayli fazla olacaktır. Bunların maliyetlerini karşılamak için ise yine krizi fırsat bilerek attıkları şu adım oluyor. Teknoloji Firmalarının Çalışanları Kriz nedeniyle firmaların bütçelerde kesintiye gitmişti. Bu konuda yaşadıkları bir diğer sıkıntı ise bünyelerinde bulundurdukları çalışan sayısının fazlalığıydı. Hasan Vatan firmalara kriz nedeniyle satış yapmakta zorlanan satışçılarını kendi mağazalarında çalıştırabileceklerini, bu şekilde hem ürünlerini daha kolay tanıtma fırsatı bulacaklarını hem de daha fazla satış yapabileceklerini söyledi. Bu fikre firmalar da sıcak baktı ve bünyelerinde bulundurdukları ve yeterli verim alamadıkları satış elemanlarını Vatan Bilgisayar’a göndermeyi kabul etti. Vatan Bilgisayar da her firma için mağazalarında bir bölüm ayırdı ve satışçılar kendi markalarına ait bölümlerde alıcıyla daha birebir şekilde ürünlerini satma imkanı buldu. Bu şekilde çalışan maliyetlerini de en aza indiren Vatan Bilgisayar için sıradaki adım reklam masrafları oldu. Reklam Maliyetlerinin Azaltılması Gazeteler de krizden etkilenen bir diğer sektördü, bu vesileyle reklam maliyetlerini olabildiğince düşük seviyeye çekmişlerdi. Ancak yine de reklam almakta zorlanan gazeteler, sayfalarını doldurabilmek için yeni yazarlara gereksiz paralar ödüyordu. Hasan Vatan bu sayfayı uygun bir fiyatla kendilerine tahsis etmelerini rica etti ve bunu kabul eden gazetelere reklam vermeye başladı. Bu reklamların maliyetlerini de yine tedarikçi firmalardan karşıladı. Tedarikçi firmalar da gazetelere tam sayfa reklam vermeye sıcak bakmıyordu, dolayısıyla Vatan Bilgisayar ile ortak bir şekilde böyle bir reklam vermek onların da işine gelecekti. Böylece bu sayfada Vatan Bilgisayar ismi altında tedarikçilerin ürünleri ve reklamları yer aldı. Kredi Kartı Komisyonunun Azaltılması Bu sırada kredi kartı da insanların cüzdanlarına girdi ancak bankalar kredi kartı alışverişlerinde oldukça yüksek komisyonlar alıyordu. Bu komisyonlardan doğacak masrafları karşılamak için Vatan Bilgisayar Finansbank ile anlaşma yaptı ve yukarıda bahsi geçen reklam sayfasında onların da reklamına yer vererek bu komisyon masraflarını en aza indirdi. Ayrıca Finansbank da bu sayede müşteri sayısını artırmış oldu. Özgün olmayan tek fikirlerinin bu olduğunu özellikle belirten Hasan Vatan, gazeteden aldığı reklam sayfasını daha da verimli kullanmanın yollarını aradı. Başka bir teknoloji firmasının belli miktar alışverişe uçak bileti verme promosyonunu örnek aldı. Ancak bu firmanın bu biletler için havayolu şirketine para ödediğini, kendilerinin ise bu alanda hiçbir masraf yapmadığını belirtti. Reklam sayfasına havayolu şirketinin büyük bir reklamını koyarak havayolu şirketi de reklam masraflarını hem sıfıra indirdi hem de fazla ilgi görmeyen zamanlarda uçaklarındaki boş koltukları doldurmuş oldu. Televizyon Reklamı Gazete reklamını olabildiğince verimli kullanan Vatan Bilgisayar için sıra bir diğer medya organı televizyonlara gelmişti. Teknolojinin bu denli ilerlemesine kayıtsız kalmayan televizyon kanalları teknoloji programlarına ihtiyaç duydu. Bu ihtiyacın farkına varan Vatan Bilgisayar, Silikon Vadisi isimli teknoloji programının kendi mağazalarında çekilmesine imkan tanıyarak Vatan Bilgisayar adını milyonlarca insanın duymasını sağladı. Girişimcilik demek fırsatçılık demektir. En olumsuz görünen olayları bile fırsata çevirebilecek bir nokta görebilmek demektir. Vatan Bilgisayar da mali krizi fırsata çevirenlerin en büyük örneklerinden biri. Ancak bu hikayede olduğu gibi çok kısıtlı imkanlardan böylesi büyük bir hale gelmek için kişilerin önüne çıkan engellerden kaçmak yerine bu engelleri sıçrama fırsatı olarak görmek gerekiyor. Daha pek çok girişimcilik örneği mevcut ama Vatan Bilgisayar’ın hikayesi gerçekten insanı etkileyen ve hayretler içinde bırakan boyutta. Bu hikayeyi dinlediğim konferansta da dakikalarca alkışlanması bundan kaynaklanıyor olsa gerek. TEPAV Direktörü, TOBB-ETÜ Rektör Yardımcısı Güven Sak TEPAV Direktörü, TOBB-ETÜ Rektör Yardımcısı Güven Sak, 24 Aralık’ta Konya’da düzenlenecek olan Perakende Zirvesi’nde 2015 yılı ekonomi tahminlerini gündeme getirdi. Güven Sak, (Prof. Dr.) 1961 Bursa doğumlu akademisyen, TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi öğretim üyesi ve TEPAV direktörü. İktisat dalında yüksek lisans derecesini 1984 yılında İngiltere’deki University of East Anglia’dan alan Güven Sak, iktisat doktorasını 1994 yılında Ortadoğu Teknik Üniversitesi’nde (ODTÜ) tamamladı. Güven Sak, 1995’ten beri görev yaptığı Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Maliye Bölümü’nde 2003 yılında profesör oldu. 2006 yılı başında Ankara Üniversitesi’nden ayrılarak, TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi’nde Rektör Yardımcılığı görevini üstlendi. 2011 yılında ise Prof. Dr. Yücel Altunbaşak’ın Tübitak başkanı olmasının ardından TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi rektör vekilliği görevine getirildi ve 6 Haziran 2013 tarihine dek bu görevini sürdürdü. 1984 – 1995 yılları arasında Sermaye Piyasası Kurulu’nda başaraştırmacı olarak çalışan Güven Sak, 1991 – 1992 yılları arasında sermaye piyasası modernizasyon programında, 1995 – 1999 yılları arasında da sosyal güvenlik reformu projelerinde görev aldı. 2001’de kurulduğunda Merkez Bankası Para Politikası Kurulu üyeliğine seçilen Güven Sak halen bu görevini sürdürmektedir. 1996 – 2001 yılları arasında Radikal gazetesinde köşeyazarlığı yapan Güven Sak’ın yazıları halen Referans gazetesinde yayınlanmaktadır. Güven Sak, Ekonomi Politikaları Araştırma Enstitüsü’nün (TEPAV) kurucu direktörüdür. Katkıda Bulunduğu Projeler • Avrupa Birliği’nin Türk Ekonomisi’ne Etki Analizi Projesi • Avrupa Birliği Müzakere Stratejisi Tasarımı Projesi • Avrupa Birliği Müzakere Süreci’nin İç Örgütlenmesi Projesi • Rekabet Ortamı Değerlendirmesi Projesi • Vergi Reformu Projesi • Sosyal Güvenlik Reformu Projesi • Şirketler Kesimi’nin Yeni Ortama İntibakı Projesi • Yatırım Ortamının İyileştirilmesi Projesi Doğtaş ve Doğanlar Holding Yönetim Kurulu Davut Doğan Doğtaş ve Doğanlar Holding Yönetim Kurulu Davut Doğan, hem başarı öyküsünü anlattı hem de mobilya perakendeciliğinde yerli olmanın avantajlarını dile getirdi. Davut Doğan’ın hayatından kesitler kısaca şöyle: 1960 yılında Çanakkale’nin Biga ilçesinde doğdu. İlk ve Orta Öğrenimini Biga’da tamamladı. 1978 yılında Eskişehir Demiryolu Meslek Lisesi’ni bitirdi. Aynı yıl Devlet Memurluğuna başladı. 1978–1986 yılları arasında Bandırma ve Çankırı’da TCDD Müdürlüğünde puvantör olarak görev yaptı. 1986 yılı sonunda memurluktan istifa ederek ticarete atıldı. 1987 Temmuz’unda Doğtaş A.Ş.’yi altı kardeşiyle birlikte kurdu. 1988 yılında üretim tesisini kurarak sanayiciliğe başladı. Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesi (AÖF) mezunu. Evli 2 çocuk babası. Sosyal Çalışmaları: • 1992 yılında BİGİAD’ı (Biga Genç İşadamları Derneği) kurarak 8 yıl başkanlık yaptı. • Biga Yüksek Öğrenimi Geliştirme Derneği’ni kurarak 2 yıl başkanlık etti. • 1995’te Erozyonla Mücadele Derneği’nde 2. Başkanlık yaptı. 1996–97 yılları arasında 2 dönem Bigaspor Başkanlığı yaptı ve bu dönemde Bigaspor’u şampiyon yaparak 3.lige yükseltti. • 1997’de “İzdüşümü” adlı ilk kitabı, 2002 yılında da “İzlenimler” adlı ikinci kitabı yayınlandı. 1998 yılında Biga Sivil Toplum Platformunu kurarak, kurucu başkanlığını üstlendi. Bursa Uludağ Üniversitesi İktisadi ve idari bilimler Fakültesi’nde ilk seminerini verdi. • 1999–2009 10 yıl Biga Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkan vekilliği yaptı. • 1999 -2009 yıllarında 10 yıl Biga Ticaret ve Sanayi Odası başkanlığı yaptı. • 2000 yılında Biga’lı 65 girişimciyle birlikte bir girişim grubu kurdu. (*) • Biga’da, babası (Hacı Ali DOĞAN) adına, 6 yıldır hizmet veren aşevini oluşturdu. • Çeşitli yıllarda vergi ve ihracat ödülleri almıştır. • 2003 yılında Türkiye’deki markalı mobilya üreticilerini bir çatı altında toplayarak Türkiye Mobilya Sanayicileri Derneği (MOSDER)’i kurdu ve bir süre Başkanlığını yaptı. • Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Biga İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nde, 2002 yılından buyana İşletme 3 ve 4. sınıf öğrencilerinin “Girişimcilik Stratejisi” ile “İşletme Politikası” derslerine girmekte, bilgi ve deneyimlerini öğrencilerle paylaşmaktadır. • Önemli birçok kurum ve kuruluşun davetlisi olarak iş hayatı ve ekonomi üzerine çok sayıda panele katılmış ve konferanslar vermiştir.* • 2005 yılı Şubat ayında dünyaca ünlü danışmanlık şirketi Ernst & Young ve Milliyet Business tarafından düzenlenen ve halen dünyanın en kapsamlı ve prestijli ödülü olarak gösterilen “World Entrepreneur of the Year – Dünyada Yılın Girişimcisi” yarışmasının Türkiye ayağında büyük bir başarı göstererek adını, her biri kendi alanlarında birinci kabul edilen 5 finalistin arasına yazdırmıştır. Ödülünü Çırağan Sarayı’nda yapılan görkemli ödül töreninde, Bülent Eczacıbaşı’nın elinden almıştır. 2006 yılında ÇASİAD Tarafından ‘Yılın İşadamı’ seçildi. • OSBÜK – Organize Sanayi Bölgeleri Yüksek İstişare Konsey Üyeliği yürütmektedir. • Devlet Planlama Teşkilatı’nın (DPT) Mobilya ve Ağaç İşleri Sanayi 9. Kalkınma Planı Komisyonuna, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’ni (TOBB) temsilen katılmış ve 01 Şubat 2006 tarihinde Ankara’da yapılan ilk toplantıda Mobilya Komitesi başkanlığına seçilerek, planın oluşumunda aktif rol oynamıştır. • Milli Eğitim Bakanlığı tarafından başlatılan ‘Eğitime %100 Destekkampanyasına Doğtaş’ın da katılımını sağlamış, bu kapsamda 21 Mart 2006 tarihinde İstanbul Grand Cevahir Otel’de düzenlenen törende, Milli Eğitim Bakanı Doç.Dr. Hüseyin Çelik ile protokole imza koymuştur. Protokol gereğince Doğtaş Mobilya, satışlarının %1’ini okullara bağışlamıştır. Başkan Ömer Sabancı tarafından davet edildiği TÜSİAD’a üye oldu. 28 Temmuz 2006 tarihinde yapılan seçimlerin ardından TOBB (Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği) Mobilya Sektör Kurulu Başkanlığına seçildi. • Biga’da, babası (Hacı Ali DOĞAN) adına, 500.000 m²’lik bir alana Hacı Ali DOĞAN Hatıra Ormanı oluşturdu. 2008 yılında Milli Prodüktivite Merkezi tarafından, Yılın En Verimli İşadamı seçildi. 2011 yılında ODTÜ Genç Girişimciler Topluluğu 1. Girişimcilik Ödülleri’nde “Yılın Girişimcisi” ödülüne layık görülmüştür. DESTEK VERENLER Konya Ticaret Odası ile Konya Büyükşehir Belediyesi’nin desteklediği Perakende Zirvesi’nın sponsorları arasında Torku, Cebel, Zade, Bağdat Baharat, Kon TV, Beyaz Kağıt, Çağlak, Çağlayan Soğutma, Duru Bulgur, elvan Gıda, Golda, Lila Kağıt, Parex, Özçiğdem Kuruyemiş, Perilla, POS A.Ş, Selva, Tamek ve Zara Bal yer alıyor.
Genel Haberler
Sampi Pide: Gıdada doğru yatırım modeli her zaman daha çok kazandırır
Sampi Pide CEO’su Zeynel Akyol, artan maliyetlere karşı geliştirdiği “Sampi Express & Pizza Portivo” hibrit modelinin ilk şubesini İstanbul Ümraniye’de hizmete açtıklarını söyledi. Doğru yatırım modelinin geleneksel yatırım araçlarına göre çok karlı olabildiğine dikkat çeken Akyol, buna yönelik özel bir çalışma yaptıklarını kaydetti. 3 milyon TL’lik bir sermaye üzerinden geleneksel yatırım araçları ve Sampi Express & Pizza Portivo modelini karşılaştıran bir çalışma yaptıklarını aktaran Akyol, araştırmanın sonuçlarını ise şöyle özetledi: “Vatandaşın yatırım aracı olarak gördüğü üç geneleksel modeli baz aldık. Mevduat, altın-döviz ve borsaya yapılan yatırımla Sampi Express & Pizza Portivo yatırım modelini kıyasladık. 3 milyon TL’lik bir yatırımın bir yıllık getirisini analiz ettik. Buna göre mevduat faizi getirisi yüzde 42 olarak çıktı ancak enflasyon etkisiyle reel getirisinin sınırlı kaldığını gördük. Altın ve döviz ise mevcut veriler eşliğinde yüzde 35 ila 45 arasında bir kazançla yatırımcıya güvenli liman sunsa da düzenli gelir üretmeyen yapıları nedeniyle büyüme tarafında zayıf kaldıklarını gördük. Borsa ise hâlâ önemli bir alternatif olsa da, geniş getiri aralığı nedeniyle belirsizlik barındırıyordu. Bu da yatırımcı için riskli bir alan olarak dikkat çekti. Aynı zamanda tüm bu yatırım araçlarının yatırımcıya düzenli bir nakış akışı sunmuyor olması da araştırmanın dikkat çeken bir diğer tarafı oldu.”
Genel Haberler
Ebebek’in 2030 yılı ciro hedefi 1 milyar dolar
Bugün 71 ilde 305 mağazası, ebebek.com ve mobil uygulamasıyla hizmet veren ebebek, fiziki ve dijital kanallarını birlikte geliştirerek bebeveynlere daha erişilebilir bir deneyim sunuyor. Marka, 2026 yılı itibarıyla mağaza sayısını 330’a çıkarmayı, online kanallarda büyümeyi hızlandırmayı ve farklı mağaza formatlarıyla daha fazla bebeveyne ulaşmayı planlıyor. Birleşik Krallık ve Kuzey Irak’taki operasyonlarını sürdüren ebebek, uluslararası pazarlardaki varlığını da genişletmeyi amaçlıyor. Marka, 2030 yılına kadar 1 milyar dolarlık büyüklüğe ulaşmayı hedefliyor.
ebebek Genel Müdürü Can Karadeniz, markanın geldiği noktayı ve gelecek vizyonunu şu sözlerle değerlendirdi:
“25 yılı geride bırakırken ebebek’in bugün ulaştığı noktayı daha net görüyoruz. Türkiye genelinde 305 mağazamız, güçlü dijital altyapımız ve milyonlarca bebeveyne ulaşan hizmet ağımızla önemli bir ölçeğe ulaştık. Bu büyümeyi kurduğumuz güven ilişkisiyle birlikte değerlendiriyoruz. Bugün geldiğimiz nokta, yıllar içinde attığımız planlı adımların ve doğru yatırımların bir sonucu. Bu yaklaşımın finansal sonuçlara da güçlü bir şekilde yansıdığını görüyoruz. 2025 yılında FAVÖK’ümüz, bir önceki yıla göre %25,5 artışla 3,5 milyar TL’ye ulaşırken, brüt kârımız %17,3 artışla 10 milyar TL seviyesine çıktı. Brüt kâr marjımız 0,6 puan iyileşirken, FAVÖK marjımız da 1 puan artışla %12,8’e ulaştı.
Önümüzdeki dönemde büyümemizi sürdürmeyi hedefliyoruz. 2030 yılına kadar 1 milyar dolarlık büyüklüğe ulaşma hedefimiz doğrultusunda ilerlerken, verimliliği artıran yatırımlara, dijitalleşmeye ve müşteri deneyimine odaklanmaya devam edeceğiz.”
ebebek Pazarlama Direktörü Itır Erel Ergül ise, “25 yıldır ailelerin ihtiyaçlarını anlayarak onların hayatını kolaylaştıran çözümler geliştirmeye odaklanıyoruz. Çünkü, bizim için dünyaya gelen her bebek, kendi bebeğimizdir; bu nedenle ebebek’i bir markadan çok daha ötesi, her an bebeveynlerin yanında olan bir destek noktası olarak görüyoruz. Ürünlerimizden sunduğumuz bilgiye, mağaza deneyiminden dijital kanallarımıza kadar her noktada bebeveynlerin yanında olmayı önceliklendiriyoruz.
Bugün ebebek’i farklı kılan en önemli unsur, ailelerle kurduğumuz güven ilişkisi. Bu bağı her geçen gün daha da güçlendirirken, bebeveynlerin hayatına gerçek anlamda değer katan deneyimler geliştirmeye devam ediyoruz” dedi.
Genel Haberler
BRCGS S&D sertifikalı A101 deposu 5. kez AA notu aldı
Gıda güvenliği ve tedarik zinciri yönetiminde dünya genelinde en saygın referanslardan biri olarak kabul edilen BRCGS S&D standardı kapsamında, A101’in Antalya Meyve Sebze deposu Türkiye’nin ilk ve tek sertifikalı tesisi olarak 5. denetimini başarıyla tamamlayarak en yüksek derece olan AA notunu korudu. Uluslararası kriterlere göre gerçekleştirilen bu denetim, operasyonel mükemmeliyetin sürekliliğini ve sistemin istikrarlı şekilde sürdürüldüğünü bir kez daha tescilledi.
Taze meyve ve sebzelerin kontrollü koşullarda korunmasını kapsayan bu standart, ürünlerin tarladan rafa uzanan yolculuğunda güvenliğin kesintisiz şekilde sağlanmasını mümkün kılıyor. A101, bu güçlü altyapı sayesinde yalnızca ürün sunmuyor; aynı zamanda güven, şeffaflık ve kaliteyi odağına alan bir yaklaşımı da alışverişçilerine taşıyor.
A101, uluslararası standartlarla uyumlu şekilde geliştirdiği operasyonel yaklaşımıyla, gıda güvenliği alanında sektör için referans oluşturmaya ve güven odaklı büyümesini kararlılıkla sürdürmeye devam ediyor.
