Sosyal Medya Hesaplarımız

Genel Haberler

YASED: Türkiye’ye doğrudan yatırım yapan uluslararası şirketler, kalkınma ve istihdam artışında kaldıraç etkisi yaratıyor

Editör
serpil timuray
Abone Ol:

Uluslararası Yatırımcılar Derneği (YASED), “Türkiye’nin Sürdürülebilir Kalkınmasında Uluslararası Doğrudan Yatırımların Katma Değeri’ni ortaya koyduğu imza projesini kamuoyuyla paylaştı.  

YASED’in bu yeni raporuna göre, 2004-2013 yılları arasında Türkiye’ye yapılan yeni Uluslararası Doğrudan Yatırımlar (UDY) tarafından sağlanan ekonomik katkı, 2013 yılı sonu itibariyle GSYH üzerinde yıllık 84 milyar dolar artış etkisine ulaştı. Bu ekonomik katkı, Türkiye’nin 2013 yılı GSYH’sinin %10,2’sini ve incelenen dönemdeki GSYH artışının %19,4’ünü oluşturdu. UDY’nin Türkiye’deki istihdama olan katkısının da incelendiği raporda, 2004-2013 dönemindeki istihdam artışının %36’sının yeni UDY’ler tarafından karşılandığı ve böylece 1,9 milyon kişiye iş imkânı yaratıldığı belirlendi.

YASED Yönetim Kurulu Başkanı Serpil Timuray, “Türkiye’ye doğrudan yatırım yapan uluslararası şirketler, ülkemizin sürdürülebilir kalkınmasında ve küresel rekabet gücünün artırılmasında stratejik katkı sağlamaktadır. Raporumuz, uluslararası doğrudan yatırımların, Türkiye’de ArGe yoğunluğu, ihracat artışı, istihdam artışı, Kobi’lerin gelişimi ve küresel arenada rekabet edebilecek standartlarda bir eko-sistemin yaratılmasında sağladıkları katma değeri ve kaldıraç etkisini çarpıcı rakamlarla ortaya koymaktadır” dedi.

25 Aralık 2014/İstanbul- Uluslararası Yatırımcılar Derneği (YASED), ‘Türkiye’nin Sürdürülebilir Kalkınmasında Uluslararası Doğrudan Yatırımların Katma Değeri’ başlıklı projesini kamuoyuyla paylaştı. YASED’in Türkiye’de yerleşik faaliyet gösteren uluslararası şirket üyeleri ve uluslararası danışmanlık şirketi McKinsey’nin katkılarıyla hazırlanan çalışmada, Türkiye’ye doğrudan yatırım yapmış olan uluslararası şirketlerin uzun vadeli yatırımlarının, ülkemizin ekonomik ve sosyal kalkınmasında oynadığı önemli rol ortaya konuldu.

Timuray: “2004-2013 yılları arasında yeni yapılan uluslararası doğrudan yatırımlar, 2013 sonu itibariyle, GSYH üzerinde yıllık 84 milyar dolar katkı sağlarken, aynı dönemdeki istihdam artışının ise %36’sını oluşturmuştur.”
YASED Yönetim Kurulu Başkanı Serpil Timuray, çalışmaya ilişkin yaptığı açıklamada, Türkiye’ye gelen uluslararası yatırım stoğunun 2013 yılında 146 milyar dolara ulaştığını belirtti. Bu rakamın 2002 yılında sadece 18 milyar dolar olduğunu hatırlatan Timuray, son 13 yılda uluslararası yatırım stoğunun 10 kat arttığına işaret etti. Timuray, “Türkiye, yatırım ortamının iyileştirilmesine yönelik sürdürülen çalışmalarla, bugüne kadar ülkemize gelen yatırım miktarından çok daha fazla yatırım çekme potansiyeline sahip bir ülke konumuna gelmiştir. Yaptığımız çalışmaya göre, 2004-2013 yılları arasında yeni yapılan uluslararası doğrudan yatırımlar(UDY), 2013 sonu itibariyle Türkiye GSYH’sine yıllık 84 milyar dolar katkı sağlamaktadır. Bu ekonomik katkı; İstanbul’un GSYH’sinin yarısına, İstanbul hariç Marmara Bölgesi’nin GSYH’sinin %70’ine, Ege Bölgesi’nin GSYH’sinin de % 90’ına denk gelen bir büyüklüktedir” şeklinde açıklama yaptı.

Timuray ayrıca, 2004-2013 yılları arasında gelen yeni UDY’nin, 1,9 milyon kişiye istihdam yaratarak, Türkiye’nin 2013 yılı istihdamının %7,9’unu ve bu dönemdeki istihdam artışının %36’sını oluşturduğunu vurguladı.

YASED Başkan Yardımcısı Galya F. Molinas: “2009-2018 yılları arasında öngörülen yeni UDY’nin ekonomik katkısının, 2018 yılı GSYH’sinin %12,2’sini oluşturması beklenmektedir.”
“Türkiye’nin Sürdürülebilir Kalkınmasında Uluslararası Doğrudan Yatırımların Katma Değeri’ başlıklı çalışmanın detaylarını açıklayan YASED Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Galya F. Molinas da UDY’lerin yatırım yapılan ülkeye ekonomik ve sosyal alanlarda etkili ve uzun vadeli katkılar sağlayan yatırımlar olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

“UDY’ler ekonomik ve sosyal kalkınmayı doğrudan etkileyen bir kaldıraç görevi görürler. Yurtiçi rekabetin artmasına katkıda bulunurken, rekabetçi sektörlerin bölgesel liderliğini de artıran uluslararası yatırımcı şirketler, Türkiye’nin bölgesel merkez olarak konumlandırılmasına ve algı yönetimine uzun vadede önemli katkı sağlarlar. Bu nedenle bu yatırımları odaklı politikalarla doğru alanlara yönlendirmek büyük önem taşımaktadır. Uluslararası doğrudan yatırımcı şirketler, Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınması açısından büyük bir katma değer sağlamakta ve potansiyel arz etmektedir. Bu şirketlerin gerçekleştirdiği uzun vadeli yatırımlar GSYH, istihdam ve ihracat artışı ve ülkenin vasıflı, verimliliği yüksek ve aranılan bir işgücüne sahip, son derece cazip bir bölgesel merkez haline gelmesine yardımcı olma yönünde katkı sağlamaktadır.”

“Türkiye’de son 10 yıldaki ortalama UDY ve GSYH büyüme oranları baz alındığında, 2009-2018 yılları arasında öngörülen sıfırdan yapılan UDY katkısının, 2018 yılı GSYH’sinin %12,2’sini oluşturması beklenmektedir.
Uluslararası şirketlerin sağladıkları ekonomik katkının yanında sosyal katkıları da önemli boyutlardadır. Kurumsal sosyal sorumluluk projeleri, nitelikli ve uluslararası tecrübeye sahip işgücünün yetiştirilerek işgücü verimliliğinin yükseltilmesi ve özellikle kadın istihdamının artırılmasındaki rolleri ile sürdürülebilir büyümeye önemli katkı sağlamaktadırlar.
Türkiye, kalkınmasını daha ileri seviyeye taşıma yolunda uzun vadeli ortak olmak isteyen uluslararası doğrudan yatırımcı şirketler açısından daha cazip bir yatırım ortamı yaratarak, geçmişteki büyümesinden güç alacak ve 2023 hedeflerine hızlı ve doğru adımlarla yürümeye devam edecektir”.  

“Türkiye’nin Sürdürülebilir Kalkınmasında Uluslararası Doğrudan Yatırımların Katma Değeri’ çalışmasından öne çıkan diğer başlıklar şöyle:
–    İhracat oranının artmasında UDY’nin payı ve çarpan etkisi fazladır: Çünkü çokuluslu firmaların yerleşmiş iş bağlantıları ve uluslararası pazarlar hakkındaki bilgi ve tecrübesi yeni ihracat pazarlarının oluşmasının en önemli destekçisidir. Nitekim 2013 yılında ISO 500 firmaları içinde yer alan 137 uluslararası sermayeli sanayi şirketi İSO 500 firmalarının ihracatının %42’sini gerçekleştirmiştir.
–    Ar-Ge harcamasındaki 1 milyar dolar artış, önümüzdeki 10 yılda Türkiye’nin GSYH’sini %1 artırır: Özellikle Ar-Ge, uluslararası yatırımların katma değer yarattığı en önemli kanallar arasındadır. Tüm dünyadaki endüstri tabanlı Ar-Ge çalışmalarının üçte ikisi uluslararası şirketler tarafından yapılmaktadır. Ar-Ge yatırımlarının GSYH üzerinde önemli bir etkisi vardır; 1 milyar dolarlık Ar-Ge yatırımının önümüzdeki 10 yıl boyunca Türkiye’nin GSYH’sini %1 (8,3 milyar dolar) artıracağı tahmin edilmektedir. Bu rakamlar, uluslararası şirketlerin ArGe yatırımları ve faaliyetleri için Türkiye’yi bir merkez olarak konumlandırmalarının stratejik önemine işaret etmektedir.
–    KOBİ’ler Uluslararası Doğrudan Yatırımcı Şirketler ile dönüşüyor: KOBİ’ler, uluslararası sermayeli şirketler ile işbirlikleri sayesinde küçük birer işletme olmaktan çıkıp, uluslararası alanda rekabet eden, ihracat yapan ve istihdam sağlayan küresel şirketler haline gelme potansiyeline sahip olmaktadır.
–    Uluslararası sermayeli şirketler küresel yeteneklere sahip işgücü sağlar; işgücü verimliliğini artırır: UDY’nin katkısı sadece ekonomik alanla sınırlı olmayıp; uluslararası şirketlerin kurumsal sosyal sorumluluk projeleri, nitelikli ve uluslararası tecrübeye sahip işgücünün yetiştirilerek işgücü verimliliğinin yükseltilmesi ve özellikle kadın istihdamının artırılmasındaki rolleri ile sürdürülebilir büyümeye önemli katkı sağlamaktadır. Uluslararası sermayeli şirketler hem bugünün hem de geleceğin ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde küresel yeteneklere sahip işgücünün geliştirilmesine ve istihdam edilmesine yardımcı olurlar. Bu sayede işgücü verimliliği de önemli ölçüde artar.

Devamını Oku
Yorum Yapın

Yorumunuz

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Advertisement

Genel Haberler

Sampi Pide: Gıdada doğru yatırım modeli her zaman daha çok kazandırır

Editör

Yazar:

Sampi Pide CEO’su Zeynel Akyol, artan maliyetlere karşı geliştirdiği “Sampi Express & Pizza Portivo” hibrit modelinin ilk şubesini İstanbul Ümraniye’de hizmete açtıklarını söyledi. Doğru yatırım modelinin geleneksel yatırım araçlarına göre çok karlı olabildiğine dikkat çeken Akyol, buna yönelik özel bir çalışma yaptıklarını kaydetti. 3 milyon TL’lik bir sermaye üzerinden geleneksel yatırım araçları ve Sampi Express & Pizza Portivo modelini karşılaştıran bir çalışma yaptıklarını aktaran Akyol, araştırmanın sonuçlarını ise şöyle özetledi: “Vatandaşın yatırım aracı olarak gördüğü üç geneleksel modeli baz aldık. Mevduat, altın-döviz ve borsaya yapılan yatırımla Sampi Express & Pizza Portivo yatırım modelini kıyasladık. 3 milyon TL’lik bir yatırımın bir yıllık getirisini analiz ettik. Buna göre mevduat faizi getirisi yüzde 42 olarak çıktı ancak enflasyon etkisiyle reel getirisinin sınırlı kaldığını gördük. Altın ve döviz ise mevcut veriler eşliğinde yüzde 35 ila 45 arasında bir kazançla yatırımcıya güvenli liman sunsa da düzenli gelir üretmeyen yapıları nedeniyle büyüme tarafında zayıf kaldıklarını gördük. Borsa ise hâlâ önemli bir alternatif olsa da, geniş getiri aralığı nedeniyle belirsizlik barındırıyordu. Bu da yatırımcı için riskli bir alan olarak dikkat çekti. Aynı zamanda tüm bu yatırım araçlarının yatırımcıya düzenli bir nakış akışı sunmuyor olması da araştırmanın dikkat çeken bir diğer tarafı oldu.”

Devamını Oku

Genel Haberler

Ebebek’in 2030 yılı ciro hedefi 1 milyar dolar

Editör

Yazar:

Bugün 71 ilde 305 mağazası, ebebek.com ve mobil uygulamasıyla hizmet veren ebebek, fiziki ve dijital kanallarını birlikte geliştirerek bebeveynlere daha erişilebilir bir deneyim sunuyor. Marka, 2026 yılı itibarıyla mağaza sayısını 330’a çıkarmayı, online kanallarda büyümeyi hızlandırmayı ve farklı mağaza formatlarıyla daha fazla bebeveyne ulaşmayı planlıyor. Birleşik Krallık ve Kuzey Irak’taki operasyonlarını sürdüren ebebek, uluslararası pazarlardaki varlığını da genişletmeyi amaçlıyor. Marka, 2030 yılına kadar 1 milyar dolarlık büyüklüğe ulaşmayı hedefliyor.

ebebek Genel Müdürü Can Karadeniz, markanın geldiği noktayı ve gelecek vizyonunu şu sözlerle değerlendirdi:

“25 yılı geride bırakırken ebebek’in bugün ulaştığı noktayı daha net görüyoruz. Türkiye genelinde 305 mağazamız, güçlü dijital altyapımız ve milyonlarca bebeveyne ulaşan hizmet ağımızla önemli bir ölçeğe ulaştık. Bu büyümeyi kurduğumuz güven ilişkisiyle birlikte değerlendiriyoruz. Bugün geldiğimiz nokta, yıllar içinde attığımız planlı adımların ve doğru yatırımların bir sonucu. Bu yaklaşımın finansal sonuçlara da güçlü bir şekilde yansıdığını görüyoruz. 2025 yılında FAVÖK’ümüz, bir önceki yıla göre %25,5 artışla 3,5 milyar TL’ye ulaşırken, brüt kârımız %17,3 artışla 10 milyar TL seviyesine çıktı. Brüt kâr marjımız 0,6 puan iyileşirken, FAVÖK marjımız da 1 puan artışla %12,8’e ulaştı.

Önümüzdeki dönemde büyümemizi sürdürmeyi hedefliyoruz. 2030 yılına kadar 1 milyar dolarlık büyüklüğe ulaşma hedefimiz doğrultusunda ilerlerken, verimliliği artıran yatırımlara, dijitalleşmeye ve müşteri deneyimine odaklanmaya devam edeceğiz.”

ebebek Pazarlama Direktörü Itır Erel Ergül ise, “25 yıldır ailelerin ihtiyaçlarını anlayarak onların hayatını kolaylaştıran çözümler geliştirmeye odaklanıyoruz. Çünkü, bizim için dünyaya gelen her bebek, kendi bebeğimizdir; bu nedenle ebebek’i bir markadan çok daha ötesi, her an bebeveynlerin yanında olan bir destek noktası olarak görüyoruz. Ürünlerimizden sunduğumuz bilgiye, mağaza deneyiminden dijital kanallarımıza kadar her noktada bebeveynlerin yanında olmayı önceliklendiriyoruz.

Bugün ebebek’i farklı kılan en önemli unsur, ailelerle kurduğumuz güven ilişkisi. Bu bağı her geçen gün daha da güçlendirirken, bebeveynlerin hayatına gerçek anlamda değer katan deneyimler geliştirmeye devam ediyoruz” dedi.

Devamını Oku

Genel Haberler

BRCGS S&D sertifikalı A101 deposu 5. kez AA notu aldı

Editör

Yazar:

Gıda güvenliği ve tedarik zinciri yönetiminde dünya genelinde en saygın referanslardan biri olarak kabul edilen BRCGS S&D standardı kapsamında, A101’in Antalya Meyve Sebze deposu Türkiye’nin ilk ve tek sertifikalı tesisi olarak 5. denetimini başarıyla tamamlayarak en yüksek derece olan AA notunu korudu. Uluslararası kriterlere göre gerçekleştirilen bu denetim, operasyonel mükemmeliyetin sürekliliğini ve sistemin istikrarlı şekilde sürdürüldüğünü bir kez daha tescilledi.

Taze meyve ve sebzelerin kontrollü koşullarda korunmasını kapsayan bu standart, ürünlerin tarladan rafa uzanan yolculuğunda güvenliğin kesintisiz şekilde sağlanmasını mümkün kılıyor. A101, bu güçlü altyapı sayesinde yalnızca ürün sunmuyor; aynı zamanda güven, şeffaflık ve kaliteyi odağına alan bir yaklaşımı da alışverişçilerine taşıyor.

A101, uluslararası standartlarla uyumlu şekilde geliştirdiği operasyonel yaklaşımıyla, gıda güvenliği alanında sektör için referans oluşturmaya ve güven odaklı büyümesini kararlılıkla sürdürmeye devam ediyor.

Devamını Oku
Advertisement

Etiketler

POPÜLER