Genel Haberler
Online hızlı tüketim sektörü mercek altında!
Dünya genelinde 14 ülkedeki 200 bine yakın tüketiciyle yapılan görüşmeler sonucu hazırlanan Teleperformance CX Lab Global 2018 Araştırması, online hızlı tüketim sektöründe yaşanan dönüşüme ayna tuttu.
Yiyecek ve içeceklerin dijital kanallar yoluyla temin edilmesini tanımlayan online hızlı tüketim sektörüne ilişkin istatistikler, yaklaşık 11 bin müşteriyle kendi dillerinde yapılan online görüşmeler sonucu belirlendi. Araştırmanın yapıldığı ülkeler ABD, Almanya, Avustralya, Birleşik Arap Emirlikleri, Brezilya, Çin, Fransa, Hollanda, İngiltere, İtalya, Japonya, Kolombiya, Meksika ve Rusya olarak sıralanıyor.
Yerel markalar rekabette avantajlı
CX Lab Global Araştırması’nın en çarpıcı sonucu, Amazon ve Carrefour gibi global devler haricinde tüketicinin yerel markalara öncelik vermesi oldu. “Online olarak en son hangi mağazadan yiyecek ya da içecek aldınız?” sorusunu yanıtlayanlar birçok pazarda açık ara farkla pazarın yerel oyuncularını saydı. Dört ayrı pazarda en güncel alışverişler Amazon üzerinden yapılmış olsa da, JD.com, ifood, Woolworths ve Leclerc Drive gibi yerel liderler güçlü konumlarını koruyor.
Yaş ilerledikçe marka avukatlığı azalıyor
Tüketiciler 14 ülke genelinde online hızlı tüketim sektörüne 10 üzerinde 8.3 memnuniyet puanı vermiş olsalar da, nesil farkı sektörün dinamiklerini derinden etkileyecek gibi görünüyor. Zira yaş aralığına göre dağılımda, 1950 öncesi doğumluların memnuniyet puanı 8.1 ve Z kuşağına doğru ilerledikçe memnuniyet artıyor. Dijital doğanlar olarak bilinen Milenyum neslinde 8.5 ile zirveye çıkıyor. Marka avukatlığı da benzer bir seyir izliyor ve ileri yaştaki tüketicilerin %30 ile markaları başkalarına tavsiye etme konusunda oldukça çekimser olduğu görülüyor. Z kuşağında ise neredeyse her iki kişiden biri (%49) kendi alışveriş yaptığı online yiyecek – içecek satıcısını başkalarına tavsiye ediyor.
CX Lab Global Araştırması’nın dikkat çeken sonuçlarından bir diğeri ise marka bağlılığında ortaya çıktı. Tüketicilerin aynı markadan gelecek 12 ay içinde alışveriş yapma ihtimalini 0 ile 10 arasında puanladığı marka bağlılığı istatistikleri genel ortalamada 8.4 olsa da, ileri yaştaki katılımcılarda bu skor 7.9’a kadar düşüyor. Z kuşağına yaklaştıkça marka bağlılığı artarken, milenyum neslinde 8.6 ile zirve yapıyor ve Z kuşağında tekrar 8.4’e düşüyor. Bu da markaların ekonomiye yeni katılan Z kuşağını kazanmak için yenilikçi yollar araması gerektiğini gözler önüne seriyor.
Rekabette kazananı fiyat belirliyor
Alışveriş yaptığı platformu değiştirme kararı alan tüketiciyi tetikleyen unsurlar arasında, rakiplerin daha iyi fiyatlar sunması %24 ile ilk sırada geliyor. Satın aldığı ürünün ihtiyaç ve beklentiyi karşılamaması %22 pay sahibiyken, kalitesiz ürünler %13 oranında müşteri kaybına neden oluyor. Her on kişiden biri ise müşteri hizmetlerinde yaşadığı yetersiz deneyim neticesinde farklı bir platforma yöneliyor.
Online hızlı tüketim sektörünün iyi yönetmesi gereken kanallar arasında sosyal medya ayrı bir öneme sahip. Çünkü araştırma sonuçlarına göre son 12 ayda müşteri hizmetleriyle irtibata geçen katılımcıların %33’ü, bu deneyimi sosyal medya gönderileriyle yayınlamış bulunuyor. Tüketiciler, üçte iki oranında kendi sayfalarından paylaşım yaparken, birden fazla yanıtın verilebildiği bu ankette markanın resmi sayfasına yorum yazanların oranı %37’ye ulaşıyor.
Tüketici müşteri hizmetlerinden ne bekliyor?
Araştırmaya katılan tüketicilerin %10’u, online hızlı tüketim alışverişi yaptığı markanın müşteri hizmetleriyle yılda 5 kereden fazla iletişim kuruyor. Katılımcıların yarısından fazlası ise iki veya daha fazla kez müşteri hizmetleriyle iletişime geçmiş durumda. CX Lab Global Araştırması, tüketicinin müşteri hizmetlerinden beklentilerini ise daha kısa bekleme süreleri, müşteri temsilcisinin dinleme becerileri ve bilginin farklı kanallar arasındaki tutarlılığı olarak özetliyor. Aynı listede ayrıca daha etkin bir iletişim, profesyonellik ve sonuçların hızlı çözümü de yer alıyor.
Genel Haberler
Sampi Pide: Gıdada doğru yatırım modeli her zaman daha çok kazandırır
Sampi Pide CEO’su Zeynel Akyol, artan maliyetlere karşı geliştirdiği “Sampi Express & Pizza Portivo” hibrit modelinin ilk şubesini İstanbul Ümraniye’de hizmete açtıklarını söyledi. Doğru yatırım modelinin geleneksel yatırım araçlarına göre çok karlı olabildiğine dikkat çeken Akyol, buna yönelik özel bir çalışma yaptıklarını kaydetti. 3 milyon TL’lik bir sermaye üzerinden geleneksel yatırım araçları ve Sampi Express & Pizza Portivo modelini karşılaştıran bir çalışma yaptıklarını aktaran Akyol, araştırmanın sonuçlarını ise şöyle özetledi: “Vatandaşın yatırım aracı olarak gördüğü üç geneleksel modeli baz aldık. Mevduat, altın-döviz ve borsaya yapılan yatırımla Sampi Express & Pizza Portivo yatırım modelini kıyasladık. 3 milyon TL’lik bir yatırımın bir yıllık getirisini analiz ettik. Buna göre mevduat faizi getirisi yüzde 42 olarak çıktı ancak enflasyon etkisiyle reel getirisinin sınırlı kaldığını gördük. Altın ve döviz ise mevcut veriler eşliğinde yüzde 35 ila 45 arasında bir kazançla yatırımcıya güvenli liman sunsa da düzenli gelir üretmeyen yapıları nedeniyle büyüme tarafında zayıf kaldıklarını gördük. Borsa ise hâlâ önemli bir alternatif olsa da, geniş getiri aralığı nedeniyle belirsizlik barındırıyordu. Bu da yatırımcı için riskli bir alan olarak dikkat çekti. Aynı zamanda tüm bu yatırım araçlarının yatırımcıya düzenli bir nakış akışı sunmuyor olması da araştırmanın dikkat çeken bir diğer tarafı oldu.”
Genel Haberler
Ebebek’in 2030 yılı ciro hedefi 1 milyar dolar
Bugün 71 ilde 305 mağazası, ebebek.com ve mobil uygulamasıyla hizmet veren ebebek, fiziki ve dijital kanallarını birlikte geliştirerek bebeveynlere daha erişilebilir bir deneyim sunuyor. Marka, 2026 yılı itibarıyla mağaza sayısını 330’a çıkarmayı, online kanallarda büyümeyi hızlandırmayı ve farklı mağaza formatlarıyla daha fazla bebeveyne ulaşmayı planlıyor. Birleşik Krallık ve Kuzey Irak’taki operasyonlarını sürdüren ebebek, uluslararası pazarlardaki varlığını da genişletmeyi amaçlıyor. Marka, 2030 yılına kadar 1 milyar dolarlık büyüklüğe ulaşmayı hedefliyor.
ebebek Genel Müdürü Can Karadeniz, markanın geldiği noktayı ve gelecek vizyonunu şu sözlerle değerlendirdi:
“25 yılı geride bırakırken ebebek’in bugün ulaştığı noktayı daha net görüyoruz. Türkiye genelinde 305 mağazamız, güçlü dijital altyapımız ve milyonlarca bebeveyne ulaşan hizmet ağımızla önemli bir ölçeğe ulaştık. Bu büyümeyi kurduğumuz güven ilişkisiyle birlikte değerlendiriyoruz. Bugün geldiğimiz nokta, yıllar içinde attığımız planlı adımların ve doğru yatırımların bir sonucu. Bu yaklaşımın finansal sonuçlara da güçlü bir şekilde yansıdığını görüyoruz. 2025 yılında FAVÖK’ümüz, bir önceki yıla göre %25,5 artışla 3,5 milyar TL’ye ulaşırken, brüt kârımız %17,3 artışla 10 milyar TL seviyesine çıktı. Brüt kâr marjımız 0,6 puan iyileşirken, FAVÖK marjımız da 1 puan artışla %12,8’e ulaştı.
Önümüzdeki dönemde büyümemizi sürdürmeyi hedefliyoruz. 2030 yılına kadar 1 milyar dolarlık büyüklüğe ulaşma hedefimiz doğrultusunda ilerlerken, verimliliği artıran yatırımlara, dijitalleşmeye ve müşteri deneyimine odaklanmaya devam edeceğiz.”
ebebek Pazarlama Direktörü Itır Erel Ergül ise, “25 yıldır ailelerin ihtiyaçlarını anlayarak onların hayatını kolaylaştıran çözümler geliştirmeye odaklanıyoruz. Çünkü, bizim için dünyaya gelen her bebek, kendi bebeğimizdir; bu nedenle ebebek’i bir markadan çok daha ötesi, her an bebeveynlerin yanında olan bir destek noktası olarak görüyoruz. Ürünlerimizden sunduğumuz bilgiye, mağaza deneyiminden dijital kanallarımıza kadar her noktada bebeveynlerin yanında olmayı önceliklendiriyoruz.
Bugün ebebek’i farklı kılan en önemli unsur, ailelerle kurduğumuz güven ilişkisi. Bu bağı her geçen gün daha da güçlendirirken, bebeveynlerin hayatına gerçek anlamda değer katan deneyimler geliştirmeye devam ediyoruz” dedi.
Genel Haberler
BRCGS S&D sertifikalı A101 deposu 5. kez AA notu aldı
Gıda güvenliği ve tedarik zinciri yönetiminde dünya genelinde en saygın referanslardan biri olarak kabul edilen BRCGS S&D standardı kapsamında, A101’in Antalya Meyve Sebze deposu Türkiye’nin ilk ve tek sertifikalı tesisi olarak 5. denetimini başarıyla tamamlayarak en yüksek derece olan AA notunu korudu. Uluslararası kriterlere göre gerçekleştirilen bu denetim, operasyonel mükemmeliyetin sürekliliğini ve sistemin istikrarlı şekilde sürdürüldüğünü bir kez daha tescilledi.
Taze meyve ve sebzelerin kontrollü koşullarda korunmasını kapsayan bu standart, ürünlerin tarladan rafa uzanan yolculuğunda güvenliğin kesintisiz şekilde sağlanmasını mümkün kılıyor. A101, bu güçlü altyapı sayesinde yalnızca ürün sunmuyor; aynı zamanda güven, şeffaflık ve kaliteyi odağına alan bir yaklaşımı da alışverişçilerine taşıyor.
A101, uluslararası standartlarla uyumlu şekilde geliştirdiği operasyonel yaklaşımıyla, gıda güvenliği alanında sektör için referans oluşturmaya ve güven odaklı büyümesini kararlılıkla sürdürmeye devam ediyor.
