Sosyal Medya Hesaplarımız

Firmalardan

Akbank’tan Aile Şirketleri için Sürdürülebilir Başarının Anahtarları Araştırması

Editör
Abone Ol:

Akbank’ın Sabancı Üniversitesi Yönetici Geliştirme Birimi EDU ile birlikte yürüttüğü,  “Aile Şirketleri için Sürdürülebilir Başarının Anahtarları” araştırması, aile şirketlerine gelecek dönem stratejilerini belirlerken kılavuzluk edecek.

Akbank’ın, aile şirketlerinin kurumsallaşma ve sürdürülebilir olma yolculuğunda yardımcı olmak amacıyla, Sabancı Üniversitesi Yönetici Geliştirme Birimi EDU, Deloitte ve TAİDER Aile İşletmeleri Derneği işbirliğiyle hazırlanan “Aile Şirketleri için Sürdürülebilir Başarının Anahtarları” araştırması, düzenlenen basın toplantısıyla kamuoyuna açıklandı. Aile şirketlerine bir rehber niteliği taşıyan araştırmada, Sabancı Üniversitesi EDU’nun Türkiye’deki başarılı 15 aile şirketiyle yaptığı görüşmelerin sonuçları, yorumları ve uzman değerlendirmeleri yer alıyor. Deloitte’un, araştırmaya katılan aile şirketleri ile yapılan görüşmeleri derleyerek ve yorumlayarak yaptığı analizleri içeren araştırma kitap, Akbank Aile Şirketleri Akademisi’nde bir kaynak kitap olarak kullanılmaya başlanacak.

Aile şirketleri için “sürdürülebilir başarı, aile şirketlerinde yönetim kademelerinin yapılandırılması, halefiyet planları, aile şirketlerinde nepotizm” gibi konularda kılavuz kaynak niteliğindeki “Aile Şirketleri İçin Sürdürülebilir Başarının Anahtarları” araştırmasının tanıtımının yapıldığı basın toplantısında, Aile Şirketleri Akademisi’nin 5. dönem mezunlarının sertifikaları da dağıtıldı.

Akbank KOBİ Bankacılığı’ndan sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Bülent Oğuz, Türkiye’de aile şirketlerinin girişimcilik habitatında çok önemli yeri bulunduğuna işaret ederek, “Geleneksel yapımız, aile şirketlerinin kurulup, gelişmesine çok uygun koşullar oluşturuyor. Ancak, yalnızca Türkiye’de değil, hemen hemen tüm dünyada genel olarak aile şirketlerinin çok uzun ömürlü olmadıkları da bir gerçek” dedi ve ekledi:“Türkiye İstatistik Kurumu ve İstanbul Ticaret Odası’nın verilerine göre, sisteme kayıtlı tüm şirketlerin yüzde 95’i aile şirketi. Bunların arasında KOBİ’lerin ise yüzde 98.8’i aile şirketi. Buna göre aile şirketlerinin ortalama ömrü 25 yıl. Bu aile şirketlerinin ise sadece yüzde 30’u ikinci kuşağa, yüzde 12’si üçüncü kuşağa geçebiliyor. Dördüncü kuşağa geçebilenlerin oranı yüzde 3’te kalıyor. Aile şirketlerinin birçok çöküş nedeni var elbette; yüzde 80 gibi çok önemli bir bölümünde bu neden ailevi konularda alınan kararlar olarak tanımlanıyor. Yalnızca yüzde 20’si ticari konular nedeniyle çöküyor.”

Konuşmasını, “Biz de Akbank olarak; ülke ekonomisi için çok önemli değerler olduklarını düşündüğümüz aile şirketlerinin, deneyimleriyle birlikte ekonomik kalkınmaya destekleri sürebilsin diye harekete geçtik” diye sürdüren Oğuz, “Sabancı Üniversitesi ile birlikte aile şirk​etlerinin yeni kuşaklarda da devam etmesini sağlamak amacıyla “Aile Şirketleri Akademisi” programını oluşturduk. Sabancı Üniversitesi Yönetici Geliştirme Birimi’nin yanı sıra Deloitte ve Pekin & Bayar’ın da katkılarıyla ilk olarak 2014 yılında düzenlediğimiz programda 5. dönem mezunlarını da verdik” dedi ve şöyle devam etti:“Eğitim programlarımız bir yandan sürerken, bir yandan da Sabancı Üniversitesi, Deloitte ve TAİDER Aile İşletmeleri Derneği ile birlikte, ‘Aile Şirketleri Araştırması’ yaptık. Her şeyden önce aile şirketlerinin sürdürülebilir olmaları konusunda başta aile şirketlerine yol gösterebilecek bir çalışma yapmak istedik. Diğer araştırma/anketlerden farklılaşması amacıyla çalışmayı uzun yıllardır faaliyette olan, başarısını kanıtlamış aile şirketleri ile yürüttük; dolayısıyla araştırmada onların görüş ve tecrübelerinin önemli bir yeri bulunuyor. Sabancı Üniversitesi EDU ve TAİDER’in gerçekleştirdiği görüşmelerin ardından Deloitte görüşme sonuçlarını harmanlayıp analiz ederek çözüm önerileri getirdiği bir doküman oluşturdu.”

Sabancı Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nihat Berker, “Sabancı Üniversitesi olarak eğitim hayatımıza başladığımız günden bu yana, üniversite-iş dünyası işbirliklerine büyük önem veriyoruz. Bu doğrultuda ekonominin yükselen değerinin KOBİ’ler, girişimciler ve dolayısıyla aile şirketleri olduğuna inanarak, büyük sanayi kuruluşları ile gerçekleştirdiğimiz işbirliklerinin ve eğitim çalışmalarının yanı sıra, bu yapılarla da sıkı ilişkiler içinde olmayı hedefliyoruz. Bizim için Sabancı Üniversitesi’nde üretilen, topluma, ekonomiye, bilime, kültüre katma değer sağlayacak ürün ve fikirlerin topluma ulaşmasında en önemli yol, iş dünyası ve sanayi ile yaptığımız işbirlikleri. Yine aynı şekilde girişimcilik de Sabancı Üniversitesi için vazgeçilmez konulardan biri. Biz aile şirketlerini Türkiye’yi geleceğe taşıyacak birer girişim olarak biliyoruz. Gelecek günümüzden çok farklı olacak. Aile şirketleri de geleceği hem tanımlayacak, hem ayak uyduracak. Bugün tanıtılan araştırma ve raporun aile şirketlerine Türkiye’nin geleceğinde yer alma konusunda yol haritası olacağını düşünüyorum. Son olarak, insanlarımızın gelecekte daha etkin ve mutlu olmasını diliyorsak bunun için aile şirketlerini ayakta tutmalıyız. Unutmayalım ki gelecek çok hızlı geliyor ve ancak hazır olan gelecekte ayakta kalır.” dedi.

Sabancı Üniversitesi Yönetici Geliştirme Birimi, EDU Direktörü Cüneyt Evirgen “Aile şirketlerinde nesiller boyu sürdürülebilir başarının anahtarı hem işi hem de aile ilişkilerini zamanında ve gelecek hedeflerine uygun olarak kurumsallaştırmaktan geçiyor. Akbank Aile Şirketleri Akademisi programına katılan aile şirketleri kurumsallaşma yolunda değerli bir adım atıyor. Sabancı Üniversitesi Yönetici Geliştirme Birimi, EDU olarak bu adımı “Aile Şirketleri Araştırması”yla destekleyerek aile şirketlerine gelişim yolculuklarında bir kılavuz sunmayı amaç edindik. Birlikte yaratmak ve geliştirmek misyonumuzla Türkiye ekonomisinin temelini oluşturan aile şirketlerine katkıda bulunmaktan memnuniyet duyuyoruz.” şeklinde konuştu.

Basın toplantısında söz alan DeloitteBaşhukuk Müşaviri Lerzan Nalbantoğlu “Sürdürülebilir büyümeyi ve kurumsallaşmayı hedefleyen aile şirketlerine yol göstermesi amacıyla yaptığımız bu çalışmada, Türkiye’deki aile şirketlerinin sürdürülebilir başarıyı yakalayabilmek adına uyguladıkları yöntemlerin ve süreçteki eksikliklerin saptanması hedeflenmiştir. Türkiye ekonomisi içerisinde milli gelirin yaklaşık %90’ını üreten aile şirketlerinin yapıları ve aile bireylerinin birbirlerine olan bağlılığı, hızlı karar alabilmeyi ve esnekliği sağlarken; aynı aile ilişkileri şirketlerin hayatının sonlanmasına sebep olacak çatışma ve krizleri de doğurabiliyor. Finansal yapı ve iç kontrol ortamının yetersizliği nedeniyle ortaya çıkan dezavantajlar, güçlü insan kaynağına ulaşmada ve elde tutmada yaşanan zorluklar, markalaşamama sorunu ve inovasyona uyum sağlayamama gibi etkenler, aile şirketlerinin önünde önemli engeller olarak karşılarına çıkıyor. Bu nedenle aile şirketlerinin, büyümeyi ve sürdürülebilir bir başarıyı yakalayabilmeleri için, aile yapılarına  sadık kalarak iş yapış şekillerini ve yaklaşımlarını yeniden tanımlamaları gerekiyor. Aile şirketlerinin işleyişi ve üyelerin görev tanımlarını, sorumluluklarını ve devir süreçlerini düzenlemeye yardımcı olan aile konseyi, halefiyet planı, aile anayasası, hissedarlar sözleşmesi gibi unsurlardan faydalanmaları; kurumsallaşmaya yönelik yapı ve süreçlerin tasarlanması, iç kontrol ve iç denetim mekanizmalarının oluşturulması kritik önem taşıyor.” diye konuştu.

TAİDER Aile İşletmeleri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Sumer Tömek Bayındır da konuşmasında, aile işletmelerinin Türkiye ekonomisindeki önemine dikkat çekerek, “Ülkemizdeki aile şirketlerinin özgün gereksinimleri ve sürdürülebilirlik arayışlarını destekleyen yönetim ilkeleri geliştirmeleri ve deneyimlerini bir güven ortamı içinde paylaşmalarına olanak sağlamak üzere TAİDER Aile İşletmeleri Derneği’ni 2012 yılında İzmir’de kurduk. Bugün farklı sektörlerden, farklı yapılara sahip aileler, İzmir merkezimiz ile İstanbul, Bursa ve Ankara temsilciliklerimizde yapılan toplantılarda fayda sağlayabilecekleri pek çok yeni bilgiye ulaşabiliyor, yapılan paylaşımlar ile kendi ailelerinde ve işletmelerinde önemli olanın ne olduğuna dair farkındalıklarını artırıyorlar. Paydaşı olmaktan memnuniyet duyduğumuz “Aile Şirketleri için Sürdürülebilir Başarının Anahtarları” araştırmasının sonuçlarının da benzer bir şekilde ailelere ve işletmelerine başarılı örneklerden öğrenme olanağı sunacağına inanıyorum.” dedi.

Devamını Oku
Yorum Yapın

Yorumunuz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Advertisement

Firmalardan

Londra ofisiyle Batı Avrupa Bölgesi’ndeki büyümesini hızlandıracak

Editör

Yazar:

REM People, yurtdışı büyüme hamlesini hızlandırdı. REM People, İstanbul ve Dubai’nin ardından İngiltere’nin başkenti Londra’daki ofisinin resmi açılışını yaptı. Halen 50’den fazla ülkede, alanında lider 120 kuruma hizmet veren REM People, Avrupa’daki şirketlere de verimlilik kazandırıyor.

Markaların ürün yolculuklarını takip etmelerini sağlayarak verimliliklerini artırdıklarını belirten REM People CEO’su Bülent Peker, yurtdışı stratejisi hakkında şöyle konuşuyor: “Türkiye ve dünyada sektörünün en hızlı büyüyen şirketlerinden biri olarak İstanbul ve Dubai merkezlerimizle şimdiye kadar 50’den fazla ülkede sektör devlerinin sahadaki gözü, kulağı olduk. Geliştirdiğimiz yüzde 100 yerli yazılım çözümlerimizle yapay zeka ve derin öğrenme yoluyla kurumların verimliliklerini artırıyoruz. Anlık görüntü tanıma teknolojimizle saha satış ekiplerinin çektiği fotoğraflar analiz ediliyor ve reyonlardaki ürünler gözleniyor. Yapay zekanın ilerisine geçerek derin öğrenme ile analizler yapıyoruz. Bu analizler müşterilerimizin daha hızlı aksiyon alması için kullanılıyor. Söz konusu çözümlerle global bir marka olma yolunda Londra ofisimizle de Orta ve Batı Avrupa’daki varlığımızı artırmayı hedefliyoruz.”

REM People, 2015 yılından bu yana yapay zekâ tabanlı çoklu kanal perakende uygulama yönetimi çözümleri sunuyor. REM People’ı rakiplerinden ayıran en önemli özellik perakendecilerin performanslarını faaliyet gösterdikleri tüm kanallarda takip etmelerini sağlayan entegre çözümler sunması. REM People, müşterilerinin perakende uygulamalarını ve mağazacılık operasyonlarını, tanzim/teşhir uygulama performanslarını offline, online ve basılı kanallarda izleyerek ‘ürün yolculuklarını’ takip etmelerine yardımcı oluyor.

Devamını Oku

Firmalardan

Seyhanlar Market’in tercihi yine Isuzu oldu

Editör

Yazar:

Kaliteli ve sağlıklı ürünleri en uygun fiyata sunmak amacıyla kurulan ve 40 yılı aşkın süredir hizmet veren Seyhanlar Market, 2013 yılından itibaren dünyanın önde gelen firmalarından olan Isuzu markasının bayiliğini yapan Bursa Ağır Vasıta ile tekrar işbirliği yaparak 17 adet Isuzu NPR 3D’yi filosuna dahil etti.

Teslimat törenine Seyhanlar Market Yönetim Kurulu Üyesi Bilal Seyhan, Anadolu Isuzu Türkiye Satış Direktörü Yusuf Teoman, Anadolu Isuzu Türkiye Kamyon Pick-Up Satış Müdürü Atakan Gürler, Anadolu Isuzu Kamyon Pick-Up Satış Şefi Arif Bugeker, Bursa Ağır Vasıta Yönetim Kurulu Başkanı Lokman Koçaslan, Bursa Ağır Vasıta Genel Müdürü Ahmet Uğur, Bursa Ağır Vasıta Satış Müdürü İnci Kaplan ve Bursa Ağır Vasıta satış ekibi katılım gösterdi.

Satış ve satış sonrası maksimum müşteri memnuniyetini en önemli misyonu edinerek, Isuzu markasının satış, servis ve yedek parça hizmetini veren Bursa Ağır Vasıta, müşterileri için en yüksek kalitedeki ürünü, en kısa zamanda, en uygun satış fiyatı ile tüketiciye ulaştırmayı amaçlıyor.

İşleri gereği sağlam ve kaliteli araçlara ihtiyaç duyduklarının altını çizen Seyhanlar Market Yönetim Kurulu Üyesi Bilal Seyhan, “Firmamız için en önemli iki unsur sağlamlık ve güvenilirlik. Mahalle aralarında veya ana yollar üzerinde olan mağazalarımıza, her gün araçlarımız ile ürün sevk ediyoruz. Araçlar sürekli yük altında aktif olarak kullanılıyor. Bu sevk işlemlerinde araç kaynaklı aksama durumları işlerimizin de aksamasına neden olabilmekte. Dolayısıyla araçlarımızın her gün yüksek tempoya dayanabilecek, şehir içinde pratik ve güvenilir araçlar olması gerekiyor. Bu aradığımız unsurlar ve daha fazlasını Isuzu marka araçlarda bulduğumuzu düşünüyoruz. Aynı zamanda araçlarımızın bakımları ve servis hizmetlerinin de kısa zamanda çözülebilmesi gerekmekte. Bu noktada da Bursa Ağır Vasıta profesyonel kadrosu ve hızlı çözümler sunmasıyla yardımımıza yetişiyor. Almış olduğumuz tüm hizmetlerden dolayı Anadolu Isuzu ve Bursa Ağır Vasıta’ya teşekkür ediyoruz.” dedi.

Bursa Ağır Vasıta’nın müşteri memnuniyetini temel aldığını ve hizmet verdiği bölgelerde tercih kaynağı olmanın büyük bir gurur kaynağı olduğunu vurgulayan Bursa Ağır Vasıta Yönetim Kurulu Başkanı Lokman Koçaslan, “Müşterilerimize en kaliteli hizmeti vermeyi ve müşteri memnuniyetini en yüksek noktada tutmayı temel amaç edindik. Bu bağlamda sektörünün önde gelen firmalarından olan Seyhanlar Marketçilik ile gerçekleştirdiğimiz, yıllara dayanan işbirliğimiz bizler için çok değerli. Bursa Ağır Vasıta olarak müşterilerimizin çözüm ortağı olarak hem kendilerine hem de ülkemize hizmet etmek en büyük hedefimizdir. Yüksek güç ve torka sahip uzun ömürlü motoru,  dar alanlara rahatlıkla girmeyi sağlayan kupası ve araç boyutlarıyla segmentinin standartlarını belirleyen Isuzu NPR 3D’yi ve Bursa Ağır Vasıta’yı tercih ettiği için Seyhanlar Market’e teşekkür eder, araçlarının hayırlı uğurlu olmasını dileriz” diye konuştu.

Devamını Oku

Firmalardan

Subway, Türkiye’deki operasyonlarını genişletecek

Editör

Yazar:

Türkiye ve Çin başta olmak üzere, beş ayrı ülkedeki başarılı faaliyetleri ile dünyanın en büyük beş restoran işletmecisinden biri olan TFI TAB Gıda Yatırımları, portföyüne kattığı yeni markalarla büyümesini sürdürüyor. Şirket, Burger King, Sbarro, Popeyes ve Arby’s’den oluşan dört küresel marka ve kendisine ait Usta Dönerci ve Usta Pideci’den oluşan iki ulusal olmak üzere, toplam altı markanın yanına bir dünya devini daha ekledi.

TFI TAB Gıda Yatırımları Yönetim Kurulu Başkanı Erhan Kurdoğlu: ‘’Subway operasyonuyla büyümemizi daha da hızlandırarak, dünya çapındaki toplam restoran sayımızı bu yılın sonuna kadar 3000’in üzerine çıkaracağız. Subway gibi ünü dünyaya yayılmış bir markanın daha bize güvenerek operasyonlarını devretmesiyle hem kendi markalarımızı yaratabilme hem de dünya markalarını yönetebilme ve geliştirebilme kabiliyetimizi bir kez daha kanıtlamış olduk. Et, ekmek, patates, salata başta olmak üzere birçok ihtiyacımızı tedarik ettiğimiz ekosistem şirketlerimiz, 28 yıllık sektör tecrübemiz, inovatif ürün, hizmet ve çözümlerimizle bünyemizdeki diğer markaları olduğu gibi Subway’i de Türkiye’nin en değerli markalarından biri haline getirmeyi hedefliyoruz” dedi.

Subway CEO’su John Chidsey ise; “Subway olarak, uluslararası çaptaki varlığımızı güçlendirmeyi amaçlarken, diğer önemli markaların bir bölgedeki büyümesine önderlik ederek, kayda değer deneyim edinmiş operatörlerle ortaklık arayışındayız. Pazarın lider restoran operatörü olarak Türkiye’deki tüketiciler konusunda derin bir anlayış ve tecrübeye sahip olan TFI TAB Gıda Yatırımları, Subway’in Türkiye’deki varlığını hızlandırmaya destek sağlayacak en ideal ortaktır” açıklamasında bulundu.

Devamını Oku

POPÜLER