Firmalardan
Kurumsal yönetim ilkeleri yeniden masaya yatırıldı
Kıt sermaye kaynaklarını çekmenin yolu kurumsal yönetimden geçiyor.
Türkiye Kurumsal Yönetim Derneği (TKYD) tarafından bu yıl 7.’si düzenlenen Uluslararası Kurumsal Yönetim Zirvesi İstanbul’da başladı. Sabancı Center Konferans Salonu’nda gerçekleşen zirvenin açılış konuşmalarını TKYD Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Göçmen, Türk Sanayici ve İşadamları Yönetim Kurulu Başkanı (TÜSİAD) Muharrem Yılmaz ve Sermaye Piyasası Kurulu Başkanı Vahdettin Ertaş tarafında yapılan zirvede 4. Kurumsal Yönetim Ödülleri de sahiplerini buldu.
OECD ve SPK işbirliğinde gerçekleştirilen zirvede konuşan TKYD Başkanı Mehmet Göçmen temelleri adillik, şeffaflık, hesap verebilirlik ve sorumluluk ilkeleri üzerine inşa edilen kurumsal yönetim ilkelerini uygulamanın hem şirketlerin hem de ülkelerin geleceği hayati bir öneme sahip olduğunu söyledi.
Türkiye’de son dönemde yaşanan gelişmelerin kurumsal yönetim anlayışının önemini bir kez daha gözler önüne serdiğini ve adil, şeffaf, hesap verebilir ve sorumlu bir yönetim anlayışına yönelik ihtiyacı ortaya koyduğunu vurgulayan Göçmen, “Kurumsal yönetim, iyi yönetim beklentisi içinde olan tüm bireylerin ihtiyaçlarına cevap olabilecek çözüm ve uygulamalar sunuyor” dedi. Söz konusu gelişmelerin Türkiye’yi rekabet anlamında olumsuz etkilediğini kaydeden Göçmen, “Sadece şirketlerin değil, tüm kuruluşların ve toplumun bir bütün olarak kurumsal yönetim ilkelerini özümsemesi gerekiyor. Kıt sermaye kaynaklarını ülkemize çekmek için kurumsal yönetim olmazsa olmaz” şeklinde konuştu.
Dikiz aynasından yönetim yok
Göçmen, kurumsal yönetimin, Türkiye’de giderek daha fazla önem kazandığını ve daha fazla şirketin bu ilkeleri uygulamaya gönüllü olduğunu ifade ederek şunları söyledi:
“Yıllarca şirketleri dikiz aynasından yönettik. Geçmişe dönük bilançolara bakarak iş yaptık. Ancak yatırımcı geleceğe bakar. Genç yetenek çalışmak istediği şirketin geleceğine bakar. Sürdürülebilir ekonomik kalkınma, ancak yatırımcıların çıkarlarını koruyabildikleri, sağladıkları kaynakların amaca yönelik kullanıldığından emin olabildikleri, faaliyetleriyle toplumsal çıkarlara zarar vermeyen ve tüm bunlar için hak sahiplerine hesap veren şirketlerin, özetle, kurumsal yönetimin varlığıyla mümkündür.”
Mehmet Göçmen’in ardından kürsüye gelen TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Muharrem Yılmaz ise kötü yönetimin hem şirketlere hem de ülkelere zaman ve enerji kaybettirdiğini belirterek, “Kurumsal yönetim bir toplumun olgunlaşması mertebesidir ve ancak ortak bir çaba ile mümkündür. Bunu yaratmak için üzerinde faaliyet gösterdiğimiz zeminin bize yardımcı olması gerekir. Bu zemini sağlayan iki önemli şey de demokrasi ve hukuk devleti ile makro ve mikro ekonomik reformlardır” dedi. Rekabetin her geçen gün şirketleri daha da zorladığına dikkat çeken Yılmaz, ekonomin bel kemiği olan KOBİ’lerin rekabet avantajı sağlamak ve finansman kaynaklarına daha kolay erişmek için kurumsal yönetimi temel almaları gerektiğini dile getirdi.
SPK Başkanı Vahdettin Ertaş da geçtiğimiz 10 yılda yapılan düzenlemelerle kurumsal yönetimin yasal altyapısının uluslararası standartlara taşındığını söyledi. Ertaş, son dönemde piyasalarda yaşanan gelişmelere de değindi. FED’in parasal genişleme politikasındaki değişikliklerin hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülke ekonomileri üzerinde çok önemli etkileri olacağını vurgulayan Ertaş, “Daha volatile bir döneme giriyoruz” dedi. Dünya gayrisafi milli hasılası içinde gelişmekte olan ülkelerin payının yüzde 50’ye ulaştığını ifade eden Ertaş, “Yapılan projeksiyonlar 2050 yılında G7 ülkelerinin payının yüzde 7’ye düşeceği şeklinde. Bu da bize gelişmekte olan ülkelerin küresel hasılattan daha fazla pay alacağını gösteriyor. Türkiye olarak payımızı büyütmenin yolu ise kurumsal yönetimden geçiyor” diye konuştu.
Firmalardan
Blend 1601’e İtalya’dan tasarım ödülü
İzmir merkezli butik kahve markası Blend 1601, uluslararası tasarım dünyasının en prestijli organizasyonlarından biri olarak kabul edilen A’ Design Award’da önemli bir başarıya imza attı. Markanın “Shade-Grown” (gölgede yetişen) kahve felsefesinden ilham alan ambalaj tasarımı, Ambalaj Tasarımı kategorisinde verilen Iron A’ Design Award ödülüne layık görüldü.
Uluslararası jüriden tam not
A’ Design Award jürisi tarafından verilen Iron Ödülü; profesyonel standartları başarıyla karşılayan, işlevselliği estetikle birleştiren ve sektöre değer katan tasarımlara veriliyor. Blend 1601’in ödüllü ambalaj tasarımı; sürdürülebilirlik yaklaşımı, kullanıcı deneyimini kolaylaştıran ikon sistemi, ölçeklenebilir marka mimarisi ve güçlü hikâye anlatımıyla öne çıktı. Tasarımdaki her detay, gölgede yetişen kahvenin doğallığını ve zanaatkâr üretim anlayışını yansıtacak şekilde kurgulandı. Dokulu yüzeyler, çevre dostu malzemeler ve el işçiliğini hissettiren uygulamalar, markanın premium konumlandırmasını güçlendiren unsurlar arasında yer aldı.
Gölgede yetişen kahvenin hikayesi dünyaya açıldı
Blend 1601, kurucusu Armağan Portakal tarafından nitelikli kahve kültürüne farklı bir bakış açısı kazandırmak amacıyla hayata geçirildi. Marka, 1500 ila 2100 metre rakımda, doğal bitki örtüsünün içinde ve ağaç gölgelerinde yetişen Arabica çekirdeklerini kahveseverlerle buluşturuyor. Tam olgunluğa ulaşan kahve meyvelerinin elle toplanmasıyla başlayan süreç, çekirdeğin karakterini koruyan özenli üretim aşamalarıyla devam ediyor. Bu yaklaşım, markanın ambalaj tasarımında da kendine güçlü bir karşılık buluyor.
“Bağırmadan konuşuyoruz ve sesimizi duyanlar çoğalıyor”
Blend 1601 Kurucusu Armağan Portakal, kazanılan ödülün markanın kuruluş felsefesinin uluslararası ölçekte karşılık bulduğunu belirterek, “Blend 1601’i kurarken amacımız sadece iyi kahve üretmek değildi. Doğaya saygılı üretimi, estetik anlayışı ve sosyal faydayı aynı potada buluşturan bir marka yaratmak istedik. Bugün dünyanın en saygın tasarım ödüllerinden birinde bu yaklaşımın takdir görmesi bizim için son derece değerli. Bağırmadan konuşuyoruz ve sesimizi duyanlar çoğalıyor. Bu da başlı başına bir ödül bizim için. Bu başarıda büyük emeği bulunan Burak Şahin’e ve Istanbul French Fries ekibine teşekkür ediyoruz. Onlarla çalışmak bizim için büyük bir keyif.” şeklinde konuştu.
Firmalardan
Hayhay, Perakende Günleri’nde
Türkiye’nin ödeme sistemleri ve tüketici finansmanı alanındaki oyuncularından Hayhay, 3-4 Haziran tarihlerinde düzenlenecek Perakende Günleri’nde yeni marka kimliği, yeni logosu ve yeni stratejik yaklaşımıyla ilk kez tüketicilerin, perakende sektörünün ve iş ortaklarının karşısına çıkacak.
2021 yılında faaliyetlerine başlayan Hayhay, bugün 1 milyonu aşkın kullanıcıya ulaşmış durumda. Hayhay’ın tüketici finansmanı şirketi 500 milyon TL sermaye ile faaliyet gösteriyor. Şirket, önümüzdeki dönemde alışveriş kredilerini Türkiye’de daha geniş kitlelerle buluşturmayı ve finans dünyasında İyi Hissetme Ekonomisi’nin öncü markası olmayı hedefliyor. Hayhay’a göre finansın amacı yalnızca bir satın alma işlemini mümkün kılmak değil; insanların finansal olarak daha sağlıklı ve güçlü kalmalarına yardımcı olmak. Bu nedenle şirket, alışveriş kredilerinden ödeme sistemlerine kadar tüm çözümlerini tüketicilerin, perakendecilerin ve finansal sistemin birlikte kazandığı daha sürdürülebilir bir model oluşturmak amacıyla tasarlıyor.
Aklın yolu Hayhay
Hayhay Genel Müdürü Alaattin Sabuncu, yeni marka dönüşümüne ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Bugün Akıllı Alışveriş Kredisi çözümümüz; Gürgençler, Karaca, Mudo, Başkentgaz, Nocturne, Yenilio, Kiğılı ve Taksitlio gibi farklı sektörlerden markalar tarafından kullanılıyor. Teknolojiden ev yaşamına, modadan hizmet sektörüne kadar uzanan bu ekosistemi büyütmeye devam ediyoruz.
2026 yılı sonuna kadar 30’un üzerinde markayla çalışmayı, mevcut 1 milyonu aşkın kullanıcımızın tamamını Akıllı Alışveriş Kredisi deneyimiyle buluşturmayı ve 300 bin yeni kullanıcıya ulaşmayı hedefliyoruz. Amacımız yalnızca daha fazla kullanıcıya veya daha fazla iş ortağına ulaşmak değil. Akıllı Alışveriş Kredisi’ni Türkiye’de planlı alışverişlerin doğal bir parçası haline getirirken, finansal teknolojileri insanların lehine çalıştıran, şeffaf bir sistem kurmak, finansal olarak güçlenen bireyleri ise ana aktör haline getirmek istiyoruz.
Yeni dönemde vizyonumuz, İyi Hissetme Ekonomisi’nin öncü markası olmak. Misyonumuz ise bu yaklaşımı Akıllı Alışveriş Kredisi, ödeme sistemleri ve POS çözümlerimizle hem tüketicilerin hem de perakendecilerin günlük hayatına taşımak.”
Firmalardan
“Birleşik ticaret yaklaşımı perakendenin merkezine yerleşiyor”
Perakende sektöründe önümüzdeki dönemde öne çıkan markalar; mağaza, e-ticaret, mobil, ödeme ve lojistik süreçlerini gerçek zamanlı ve kesintisiz şekilde yönetebilenler olacak. Günümüzde müşteriler mağaza, e-ticaret, mobil uygulama ve pazaryerleri arasında kesintisiz bir deneyim bekliyor. Bu beklenti, perakende şirketlerini klasik kanal yönetimi yaklaşımından birleşik ticaret modeline taşıyor. Logo Yazılım’ın bulut tabanlı Diva çözümleri; satış, ödeme, stok, kampanya, lojistik ve müşteri yönetimi süreçlerini aynı platform üzerinde bir araya getiriyor. Böylece perakende şirketleri tüm operasyonlarını gerçek zamanlı yönetebilirken, müşterilerine tüm temas noktalarında tutarlı bir deneyim sunabiliyor.
Logo Grup Finansal Teknolojiler ve Perakende Çözümleri Genel Müdürü Başak Kural, “Fiziksel ve dijital kanal ayrımı hızla ortadan kalkıyor. Müşteri bir kanalda başladığı deneyimi başka bir kanalda aynı hız ve kaliteyle devam ettirmek istiyor. Bu nedenle artık yalnızca ürün satan değil; deneyimi, veriyi, operasyonu ve ödemeyi tek akışta yönetebilen şirketler öne çıkıyor. Sektörün dönüşümü yalnızca mağazaların dijitalleşmesiyle sınırlı değil. Asıl dönüşüm; tüm temas noktalarının birbirine bağlı, çevik ve gerçek zamanlı çalışan bir yapıya dönüşmesinde yaşanıyor” ifadelerini kullandı.
“Hedefimiz, tüm ekosistemi birbirine bağlayan yeni nesil bir platform yapısı”
Yeni dönemde perakendenin en kritik gücünün veri olacağını söyleyen Kural, “Verinin değer yaratabilmesi için operasyonun içine gerçek zamanlı entegre olması gerekiyor. Kampanyadan ödeme deneyimine, stok yönetiminden müşteri davranışına kadar tüm süreçler birbirini besleyen canlı bir yapıya dönüşüyor. Perakendenin geleceğinde ERP, ödeme sistemleri, mağaza operasyonları ve müşteri deneyimi birbirinden ayrı olmaktan çıkıyor. Biz de Logo Yazılım olarak ürün gamımızı bu yeni dünyaya göre dönüştürüyoruz. Hedefimiz yalnızca operasyon yöneten yazılımlar sunmak değil; perakendedeki tüm ekosistemi birbirine bağlayan yeni nesil bir platform yapısı oluşturmak” dedi.
Perakendedeki tüm ihtiyaçlar için geniş çözüm portföyü
Çoklu bayi ve şube yapısına sahip şirketler için geliştirilen Logo Diva Channel; merkez ve saha operasyonları arasında gerçek zamanlı iletişim altyapısı sunuyor. Stok yönetimi, kampanya kurguları, mağaza operasyonları, e-ticaret süreçleri ve satış sonrası hizmetler entegre şekilde yönetilebiliyor.
Logo Diva Retail; birleşik ticaret yaklaşımını mağaza deneyiminin merkezine taşıyor. Mobil kasa, self checkout, farklı ödeme seçenekleri, kişiselleştirilmiş teklifler ve omni-channel operasyon yetenekleri sayesinde müşteriye hızlı, esnek ve kesintisiz bir deneyim sunuluyor. Bulut tabanlı mobil kasa altyapısı sayesinde satış işlemleri mağaza içinde herhangi bir noktadan tamamlanabilirken, RFID destekli self checkout yapıları yeni nesil mağazacılık deneyimini destekliyor.
Logo Diva Shop ise; özellikle tek mağazalı veya sınırlı şube yapısına sahip işletmelerin bulut altyapısı üzerinden hızlı şekilde dijitalleşmesini sağlıyor.
