Sosyal Medya Hesaplarımız

Genel Haberler

En önemli sorunlar işsizlik, hayat pahalılığı ve terör

Editör
Abone Ol:

 “Türkiye Eğilimleri” araştırmasının 2019 yılı sonuçları açıklandı.

25 Kasım – 13 Aralık 2019 tarihleri arasında gerçekleştirilen araştırmanın sonuçları 15 Ocak 2020 Çarşamba günü Prof. Dr. Mustafa Aydın, Prof. Dr. Mitat Çelikpala, Prof. Dr. Murat Güvenç, Prof. Dr. Banu Baybars Hawks, Prof. Dr. Osman Z. Zaim ve Sabri Deniz Tığlı’dan oluşan araştırma ekibi ile Kadir Has Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Sondan Durukanoğlu Feyiz’in katıldığı toplantı ile kamuoyuyla paylaşıldı.

Araştırma sonuçlarına göre, Türk halkının en güvendiği kurumlar arasında 2019 yılında ilk sırayı Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) aldı. 2018’de ilk sırada yer alan Jandarma 2019’da ikinci sıraya yerleşirken üçüncü Polis, dördüncü ise Cumhurbaşkanlığı oldu. TSK, Jandarma, Polis, Cumhurbaşkanlığı ve Muhalefet Partileri gibi kurumlara “kesinlikle güveniyorum” diyenlerin oranının 2019 yılında artış göstermesi de dikkat çekiyor.  En az güvenilen kurum ise, bu sene de değişmeyerek yüzde 35,2 ile medya oldu.

Araştırmaya göre Türkiye’de siyasal kutuplaşma olduğunu düşünenlerin oranı (%50,8), olmadığını düşünenlerin oranına (%49,2) çok yakın. Yargının siyasallaştığını düşünenlerin oranı ise 2018 yılında yüzde 30,8 iken, 2019’da 38,7’ye yükseldi. Araştırmaya katılanların yüzde 30,7’si Türkiye’de demokrasinin zayıfladığını düşünürken, yüzde 29,8’i Türkiye’nin demokratikleşme sürecinde olan bir ülke olduğuna dair görüş bildirdi. Ayrıca “Türkiye’de bugün bir seçim olsa oyunuzu kime verirsiniz?” sorusuna katılımcıların, kararsızlar (%10,4) dağıtıldıktan sonra, yüzde 40,2’si AKP, yüzde 33’ü CHP, yüzde 9,2’si HDP, yüzde 8,3’ü MHP, yüzde 8,1’i ise İyi Parti yanıtını verdi.

Araştırma sonuçlarına göre, “Son bir yılda yaşanan ekonomik gelişmeler sizi nasıl etkiledi?” sorusuna toplumun yüzde 46,5’i ekonomik olarak daha kötüye gittiğini belirtirken, yüzde 19,4’ü hiç etkilenmediği şeklinde cevap verdi. 2018 yılında kendi ekonomik olarak daha kötü durumda görenlerin oranı yüzde 57,1’di.

“2019’da en önemli sorunlar terör, işsizlik ve hayat pahalılığı”

Araştırma sonuçlarına göre, halk 2019 yılında terörün ardından işsizlik, hayat pahalılığı ve FETÖ tehdidini Türkiye’nin en önemli sorunları olarak görüyor. Ülkenin en büyük sorunu olarak (yüzde 19,8 oranında) terör görülürken, hayat pahalılığı yüzde 18,1 ile ikinci, 2018’de yüzde 27 ile birinci sorun olan işsizlik ise yüzde 16,8 ile üçüncü sırada yer alıyor. Ekonomi ile ilişkilenen sorunlar bir arada değerlendirildiğinde ise işsizlik, hayat pahalılığı ve ekonomik durgunluk toplamda yüzde 46,1 oranla birinci sıraya yerleşiyor. 2016 yılında radikal bir artış gösteren FETÖ sorunu, 2019’da yüzde 10,5‘e gerileyerek 4. Sıraya yerleşti. Öte yandan, coğrafi olarak bakıldığında Ege ve Marmara Bölgelerinde en büyük sorun ‘hayat pahalılığı’ olurken, Güneydoğu Anadolu ve Doğu Anadolu’da ‘işsizlik’, Karadeniz ve İç Anadolu Bölgesi’nde ‘terör, Akdeniz Bölgesi’nde ise ‘ekonomik durgunluk’ oldu.

“Türkiye’ye için ABD tehdit Azerbaycan dost”

Araştırma sonuçlarına göre hükümetin dış politikalarını “başarılı” bulanların oranı 2018 yılında yüzde 32,2 iken 2019’da bu oran yüzde 28,5’e geriledi. Farklı ülkelerin Türkiye’ye tehdit olarak algılanıp algılanmadıkları sorgulandığında, ABD yüzde 64,5 ile ilk sırayı alırken, yüzde 55,6 ile İsrail ikinci, yüzde 49,2 ile İngiltere üçüncü sırada yer aldı.

Türkiye’nin en yakın dostu/müttefiki olarak görülen ülke ise yüzde 56,5 ile yine Azerbaycan oldu. Azerbaycan’ı KKTC ve Özbekistan takip etti.

Araştırma sonuçlarına göre, AB üyeliğini desteklediğini belirtenlerin oranı ve NATO üyeliğini desteklediğini belirtenlerin oranı 2018’e göre büyük değişiklik göstermeyerek sırasıyla yüzde 51 ve yüzde 54,8 oldu.

Araştırmanın çarpıcı sonuçlarından biri de Türkiye’de yaşayan Suriyeli sığınmacılarla ilgili. Buna göre 2018’de Suriyeli sığınmacılardan memnun olduğunu söyleyenlerin oranı yüzde 13,7’de kalırken, 2019’da bu oran yüzde 12,9’a geriledi. Memnun olmayanların yüzde 51,6’sı memnun olmama sebebi olarak suça meyilli olmalarını gösterdi. Türk halkının yüzde 70,9’u Suriyeli sığınmacıların ülkelerine geri gönderileceğine inanmadığını beyan ederken, katılımcıların yüzde 86,1’i “İş sahibi iseniz/olsanız, yanınızda Suriyeli sığınmacı çalıştırır mısınız?” sorusuna hayır yanıtını verdi.

“Doktorluk en prestijli meslek”

Araştırma Türk halkının sosyoekonomik durumunun yanı sıra sosyal ve kültürel durumuna yönelik de önemli veriler içeriyor.  Araştırmaya göre Türkiye’de en prestijli meslek olarak 2018’de olduğu gibi Tıp Doktorluğu ilk sırada yer aldı. Doktoru, Üniversite Profesörü ve Hakim takip etti. Her gün gazete okuyanların sayısı yüzde 10,5’ten 9,6’ya gerilerken, gazeteyi internetten okuyanların oranı yüzde 42’ye yükseldi.

2019 yılında hiç kitap okumayanların sayısı yüzde 60,9’dan yüzde 50,9’a gerileyerek azaldı. Buna karşın her gün kitap okuyanların sayısı artış göstererek yüzde 2,6’dan 4,3’e yükseldi. Araştırma sonuçlarına göre sinemaya ayda üç-dört kez gidenlerin sayısında artış gözlemlenirken, futbol maçına, sergiye ve konsere gidenlerin sayısı da 2018 yılına göre arttı. Hiç sinemaya gitmeyenlerin oranı yüzde 38,3; hiç tiyatroya gitmeyenlerin oranı ise yüzde 73,5 oldu. Günde 5 saatten fazla sosyal medya ve bilgisayar oyunlarıyla geçirenlerin sayısı da 2018’e göre 2 kat artarak yüzde 9,4’e yükseldi.

Türkiye’de iyiye giden değişimler başlığı altında ilk sırayı ekonomi, askeri güç ve sağlık hizmetleri aldı. Kötüye giden değişimler ise yine ekonomi, işsizliğin artması ve hayat pahalılığı olarak gösterildi. Ankete katılanlara sorulan “Türkiye’de yaşamaktan duyduğunuz memnuniyet seviyenizi öğrenebilir miyiz” sorusuna yüzde 46 “çok mutluyum ya da ‘mutluyum’ cevabını verirken; 2018’de olduğu gibi yüzde 15 ‘çok mutsuzum’ cevabını verdi.

İlgili rapora aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.

https://we.tl/t-3Nq0wIF5L1

Devamını Oku
Yorum Yapın

Yorumunuz

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Advertisement

Genel Haberler

Dev satın alma tamamlandı

Editör

Yazar:

CarrefourSA hisselerinin yüzde 89,28’inin Aydın Grup bünyesindeki Yeni Mağazacılık’a (A101) devri tüm yasal onayların ardından resmen tamamlandı.

Şirketten yapılan açıklamaya göre, CarrefourSA’nın sermayesini temsil eden payların yüzde 89,28’lik bölümünün Aydın Grup’a devrine ilişkin Rekabet Kurumu dahil tüm yasal onay süreçleri tamamlandı ve devir işlemi gerçekleşti.

Devirle birlikte Aydın Grup bünyesindeki Yeni Mağazacılık şemsiyesi altında yer alan perakende devleri CarrefourSA ve A101, faaliyetlerini farklı yönetim yapıları altında, ayrı segmentlerde ve kendi marka kimliklerini koruyarak bağımsız şekilde sürdürecek. Bu yeni döneme CarrefourSA CEO’su Hatice Evren liderlik edecek.

Açıklamada görüşleri yer alan Aydın Grup Yönetim Kurulu Üyesi Erhan Bostan, yeni bir sayfa açtıklarını belirterek, şu ifadeleri kullandı:

“CarrefourSA’nın yeni yatırımımızla sağlamlaşacak finansal yapısı, bize daha cesur adımlar atma imkanı veriyor. Mağazalarımıza gelen herkes için daha iyi bir deneyim sunmayı, alışverişi daha keyifli hale getirmeyi hedefliyoruz. İş ortaklarımız ve tedarikçilerimiz açısından da güven veren, değer yaratan ve birlikte büyüme iştahını artıran bir iş ortağı olmayı önemsiyoruz. Çalışanlarımız için ise enerjisi yüksek, gelişim alanı açan, parçası olmaktan gurur ve heyecan duyulan bir iş yeri olmayı hedefliyoruz. Güçlü bir finansman, ekosistem ve sağlıklı bir ticaret, bu yolculuğun merkezinde yer alacak.”

Erhan Bostan, CarrefourSA’nın en güçlü yönlerinden birinin taze, kaliteli ve zengin ürün çeşitliliği olduğunu belirterek, bu gücü daha da büyüterek Türkiye’nin dört bir yanına taşıyacaklarını bildirdi.

Bostan, “Hedefimiz, Türkiye’nin her ilinde ve çok daha fazla noktada tüketicilere ulaşmak ve erişilebilirlikle kaliteyi birlikte geliştirmektir. Ekonomiye kattığımız değeri, istihdamımızı ve yerli tedarikçilerimizle kurduğumuz iş birliğini çok daha öteye götüreceğiz.” açıklamasında bulundu.

Sabancı Holding 85.5 milyon dolar ödeme yaptı

Nisan ayında satışa ilişkin Sabancı Holding tarafından yapılan açıklamada satış işleminin 325 milyon dolarlık şirket değeri üzerinden yapılacağı ifade edilmişti.

Söz konusu açıklamada şu bilgiler yer almıştı:

“Söz konusu Sözleşme uyarınca, Carrefoursa’nın 325.000.000 ABD Doları olarak belirlenen toplam şirket değeri esas alınarak hesaplanacak nihai hisse değeri, kapanış tarihindeki net borç ve işletme sermayesi tutarları üzerinden yapılacak kapanış düzeltmelerine tabi olacaktır. Kapanış düzeltmeleri sonucunda hesaplanacak nihai hisse değerinin negatif olması halinde, söz konusu negatif farkın ana ortaklara isabet eden kısmının tamamı için Hacı Ömer Sabancı Holding A.Ş.’ye ek bir finansal yükümlülük çıkabilecektir.”

Sabancı Holding tarafından KAP’a gönderilen açıklamada ise şu bilgiler yer aldı:

“Carrefoursa’nın 325.000.000 USD olarak belirlenen toplam şirket değerinin, sözleşmede belirtilen şartlara uygun şekilde kapanış tarihindeki net borç ve net işletme sermayesi tutarları dikkate alınarak düzeltilmesi sonucunda Sabancı Holding tarafından Yeni Mağazacılık A.Ş.’ye 85.479.120 USD ödeme yapılmış olup, kapanış hesaplarında yapılacak çalışma sonrasında söz konusu ödeme tutarı güncellenecektir.”

CarrefourSA CEO Kutay Kartallioğlu, bu konuda şu açıklamada bulundu:

“Şirketimizde yeni bir dönem başlıyor: Yapılan Genel Kurul toplantısı ile birlikte şirketimizin ana hissedarlık yapısı değişti ve Yeni Mağazacılık A.Ş. (Aydın Grubu) CarrefourSA’nın ana hissedarı oldu. A101 ve CarrefourSA markaları farklı yönetim yapıları ve ayrı çatılar altında, kendi marka kimliklerini koruyarak bağımsız şekilde hareket edecekler, bunu tekrar vurgulamak isterim. Şirketimize, iş ortaklarımıza, müşterilerimize ve tüm CarrefourSA ailesine hayırlı, uğurlu olsun.

Ben ise CarrefourSA’da geçen 22 yıl ve Sabancı Topluluğu bünyesindeki 25 yıllık yolculuğumun ardından bayrağı devrediyorum; planlı ve güvenli bir geçiş için bir süre daha CEO danışmanı olarak destek vermeye devam edeceğim.

Son sekiz yıldır CarrefourSA’nın CEO’su olarak görev yapmak, meslek hayatımın en büyük ayrıcalıklarından biri oldu. Bugün geriye dönüp baktığımda, büyük bir gurur ve derin bir minnettarlık hissediyorum.

Bu süreçte CarrefourSA’yı daha güçlü, daha çevik ve geleceğe daha hazır bir şirkete dönüştürmek için önemli adımlar attık. Dijital dönüşümü hızlandırdık, yapay zekâyı iş yapış biçimimizin ayrılmaz bir parçası hâline getirdik, çok kanallı yapımızı güçlendirdik, sürdürülebilirlik hedeflerimizi ileri taşıdık ve uzun yıllar değer üretmeye devam edecek bir inovasyon kültürü oluşturduk.

Ancak en değerlisi, tüm bunları birlikte başarmış olmamızdı. Bu yolculuk boyunca birlikte çalışma ayrıcalığını yaşadığım tüm CarrefourSA ailesine; Sabancı Topluluğu’na, Carrefour Grubu’na, Yönetim Kurulumuza, müşterilerimize, tedarikçilerimize ve iş ortaklarımıza gönülden teşekkür ediyorum. Güveniniz, desteğiniz ve ortak vizyonumuza olan inancınız, bu başarı hikâyesinin en değerli parçası oldu.

Şimdi ise geçmişe duyduğum büyük bir minnettarlıkla, geleceğe aynı heyecan ve merakla bakıyorum. Teknolojinin, yapay zekânın ve dönüşüm odaklı liderliğin iş dünyasını yeniden şekillendirdiği bu dönemde; büyüme, dönüşüm ve kalıcı değer yaratımına katkı sağlamayı heyecanla bekliyorum.

Bu yolculukta birlikte yürüdüğüm herkese gönülden teşekkür ediyorum.”

Yeni CEO Hatice Evren kimdir?

CarrefourSA ve A101, faaliyetlerini farklı yönetim yapıları altında, ayrı segmentlerde ve kendi marka kimliklerini koruyarak bağımsız şekilde sürdürecek. CarrefourSA’daki yeni döneme ise CEO Hatice Evren liderlik edecek.

Boğaziçi Üniversitesi Endüstri Mühendisliği bölümü mezunu olan Hatice Evren, 2010 yılında ABD’ye giderek New York Üniversitesi’nde Yönetim yüksek lisansı yaptığı sırada Araştırma Asistanı olarak çalıştı ve orada kendi girişimini de kurdu. Daha sonra The Boston Consulting Group bünyesinde çalışmaya başlayan Evren, Harvard Business School’da MBA eğitimini tamamladı. MBA sonrası The Boston Consulting Group İstanbul ve Dubai ofislerinde çalıştı.

2019 yılından itibaren Getir’e katılan Hatice Evren, Chief Transformation Officer olarak göreve başladı. 2021 yılında Getir ve GetirMore’un CEO’luğunu üstlendi.  2023 -2024 arasında Chief of Global Functions olarak teknoloji, veri, ürün, müşteri hizmetleri, tedarik ve lojistik zinciri ve operasyonel mükemmellik departmanlarında tüm coğrafyalarda (Türkiye, Avrupa, ABD) küresel fonksiyonların liderliğini yaptı. Ocak 2024-Kasım 2024 arasında ABD Grubu (Getir&Fresh Direct) CEO’su olarak görev yaptı. Getir’in Türkiye’deki market hizmetlerinin (Getir & GetirBüyük) CEO’su olarak devam etti.

Devamını Oku

Genel Haberler

İstanbul Ticaret Üniversitesi’nden ödüllü yarışma

Editör

Yazar:

İstanbul Ticaret Üniversitesi, “Bilgi, Organize Perakendesiyle Buluşuyor” adı altında bir yarışma düzenledi.

Dereceye girenlere “Ekrem Özen Perakende Değer Katan Araştırmalar” ödülü verilecek. “Organize Gıda Perakende Yönetiminde Yeni Paradigmalar” kitabında da özgün araştırmalara yer alacak.

Üniversiteden yapılan açıklamada, “Organize gıda perakendeciliğine yönelik özgün araştırmalara editörlü kitapta yayınlama fırsatı tanınacak” yer alırken jüri tarafından seçilen çalışmalarında ödüllendirileceği ifade ediliyor.

Konu başlığı ve özet gönderimi için son tarih ise 7 Ağustos 2026.

İletişim: retailresearch@ticaret.edu.tr

Devamını Oku

Genel Haberler

Müşteri ilişkilerinde yapay zeka devrimi

Editör

Yazar:

Küresel pazar verilerine göre, müşteri ilişkileri yönetimi dünyada en hızlı büyüyen yazılım segmenti olmayı sürdürürken pazar büyüklüğünün 2026 yılında 126,17 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Yatırım getirisinin (ROI) her 1 dolarlık harcama için yaklaşık 8,71 dolar kazanç sağladığı bu yeni ekonomik düzende, veri odaklı stratejiler bir tercih olmaktan çıkarak her ölçekteki işletme için stratejik bir gereklilik haline geliyor. Özellikle hiper-kişiselleştirme ve deneyim ekonomisinin ön plana çıktığı günümüzde, müşterinin bir sonraki adımını tahmin edebilen yapay zeka destekli sistemler rekabetin ana belirleyicisi konumunda bulunuyor.

Nitekim Nobel ödüllü davranış bilimci Daniel Kahneman’ın “hızlı ve yavaş düşünme” teorisine göre insan kararlarının yaklaşık yüzde 95’i bilinçaltında ve anlık şekilleniyor; yalnızca yüzde 5’i bilinçli bir akıl yürütmeden geçiyor. Geleneksel CRM sistemleri ise büyük ölçüde bu yüzde 5’lik katmanı, yani müşterinin ne aldığını kaydedebiliyor; kararın arkasındaki asıl tetikleyiciyi, nedeni ise büyük ölçüde kaçırıyor.

Yapay Zeka destekli müşteri yönetiminin kurumsal gelecekteki rolünü vurgulayan OBASE CEO’su ve Kurucu Ortağı Dr. Bülent Dal, konuyu şu sözlerle özetliyor: “CRM sistemleri sayesinde uzun süredir müşterilerimizin davranışsal verisini yüksek doğrulukla gözlemleyebiliyoruz. Müşterilerin neye, ne zaman, ne kadar ve ne sıklıkta para harcadığını ölçebilir durumdayız. Makine öğrenmesi tabanlı modellerle bir sonraki satın alma davranışını tahmin edebiliyor, ‘ne satın alabilir?’ sorusuna güçlü cevaplar üretebiliyoruz.”

Geleneksel yöntemlerin kurumsal veriyi analiz etme yeteneğine sahip olduğunu ancak arka plandaki derin motivasyonu çözme noktasında yeni nesil teknolojilere ihtiyaç duyduğunu belirten Dal, sözlerine şöyle devam etti: “Büyük Dil Modelleri (LLM) artık bu süreci kökten değiştiriyor; müşteri etkileşimlerini sayısal verilerin ötesine taşıyarak anlamsal veri olarak işliyor. Sohbet kayıtları, çağrı merkezi transkriptleri, e-posta içerikleri ve sosyal medya mesajları aracılığıyla müşterinin gerçek ‘niyetini’ ve motivasyonunu kavramak artık mümkün hale geliyor. Böylece CRM sistemleri, sadece davranışsal hareketleri izleyen yapılar olmanın ötesine geçerek gerçek anlamda kurumsal motivasyonları anlayan yepyeni bir mimariye dönüşüyor. Örneğin bir müşteri ‘hafta sonu misafirlerim gelecek, glutensiz tarifler için neler önerirsin?’ diye sorduğunda, aslında yalnızca bir sepet değil; kalıcı bir beslenme hassasiyeti hakkında bilgi veriyor. Ya da bir kutlama için ürün ararken, taraftarı olduğu takımı ve katılmaktan keyif aldığı etkinlik türünü de bizimle paylaşmış oluyor. Bu bilgiyi elinde tutan perakendeci, müşterisini artık çok daha derinden tanıyor.”

AIR ile CRM teknolojileri öğrenen yapılara dönüşüyor

AIR Yapay Zeka Platformu, CRM sistemlerini yalnızca analiz yapan araçlar olmaktan çıkarıp sürekli öğrenen sistemlere dönüştürüyor. Geleneksel sistemlerde müşteri davranışının pasif olarak izlendiği dönem, yerini yapay zeka destekli aktif öğrenme süreçlerine bırakıyor. Kullanıcıdan gelen tüm bilgileri bağlamsal olarak ele alıp işleyen bu yeni mimaride; müşteri, ürün arama sürecinde satın alma gerekçesini kendi ifadeleriyle ayrıntılı biçimde ortaya koyabiliyor. Satın alma sürecine eşlik eden yapay zeka araçları, müşteriye doğrudan ‘Bu ürünü neden tercih ettiniz?’ diye sorarak bu kıymetli bilgiyi kurumsal hafızanın resmi ve sistematik bir parçası hâline getiriyor.

Obase AIR; yapay zekanın kurumlarda güvenli, anlamlı ve sürdürülebilir biçimde çalışabilmesi için gereken tüm bileşenleri tek bir mimaride bir araya getiren uçtan uca bir platformdur. Kurumun dağınık veri kaynaklarını, iş süreçlerini ve yapay zekâ modellerini ortak bir zeminde buluşturarak teknolojiyi operasyonların ayrılmaz bir parçası hâline getiriyor.

Büyük dil modellerini (LLM) kurumun kendi verisiyle çalışacak şekilde konumlandıran platform, yapay zeka profesyonellerine genel geçer cevaplar üreten bir araç sunmanın ötesine geçerek kurumun bağlamını, terminolojisini ve müşteri gerçekliğini anlayan güçlü bir iş ortağına dönüşüyor. Güvenli veri yönetişimi, yapılandırılmamış veriyi anlamlandıran bağlamsal zeka yardımı ve mevcut sistemlerle sorunsuz entegrasyon bu yapının temel taşlarını oluşturuyor. Bu bütünleşik ekosistemde kurumlar artık sadece ‘ne olduğunu’ değil, ‘neden olduğunu’ yani davranışın altındaki gerçek motivasyonu da anlayan, ölçeklenebilir ve kalıcı bir kurumsal yeteneğe kavuşuyor.

Devamını Oku
Advertisement

Etiketler

POPÜLER