Genel Haberler
GPD’den kira ilişkilerinin düzenlenmesine dair önerileri
Gıda Perakendecileri Derneği (GPD) Başkanı Galip Aykaç, konu hakkında açıklamalarda bulundu. Aykaç, şunları söyledi:
Sayın Cumhurbaşkanımızın da 4 Mayıs 2020 tarihli açıklamasında belirttiği üzere, salgın sayı itibarıyla sona erse dahi eskiye dönüş mümkün olmayacak, “yeni normal” toplumun her kademesinde yaşamın yeni belirleyicisi olacaktır.
Önerilerimize başlıklar halinde ve kısaca yer vermekle beraber, nedenlerine ve hep beraber elde edeceğimiz olumlu neticelerine ilişkin detaylı açıklamalarımıza ihtiyaç duyulursa, vakit ve emek ayırmaya hazır olduğumuzu da belirtmek isteriz;
Alışveriş Merkezleri ile Kira İlişkiler Bakımından;
- Alışveriş merkezlerinin yeniden faaliyete başlamasının yeni normalleşmeye geçiş için bir adım olacağı, kamu otoriteleri tarafından yapılan tavsiye niteliğindeki açılış önerilerinden de anlaşılmaktadır. Açılış tavsiyeleri doğrultusunda perakendecilerin ve alışveriş merkezlerinin ortak bir karar ile açılış tarihi belirlemesi, açılışını Haziran’a bırakan perakendeciye yükümlülük getirilmemesi ticari sektör oyuncularının da normalleşme sürecine adapte olmasını kolaylaştıracaktır.
- Hem alışveriş merkezlerimizin tam bir doluluk ve coşkuyla açılabilmesi, hem de bünyesindeki perakendecilerin tedarik zincirindeki çarkları yeniden döndürebilmesi adına, tekrar açılıştan itibaren birkaç ay “kirasız” dönem sağlanması son derece yerinde olacaktır. Perakendecinin bu dönemde tedarikçi ve çalışan ödemelerine odaklanması adına adeta can suyu olacak bu geçici dönem ticari devamlılığın sağlanmasına büyük katkı sağlayacaktır.
- Bu kirasız dönemin hemen ardından “kazan-kazan” ilkesine dayanarak yıl sonuna kadar sadece ciro bazlı kira bedeli ödenmesi tarafların önünü görmesi ve mağazasını açması adına cesaret verici olacaktır. Zira önünü göremediği için mağazasını kapatmak zorunda kalan perakendecinin ne çalışanına, ne tedarikçisine, nihayetinde ne de maliki konumundaki olışveriş merkezine faydası olamayacaktır.
- Kira sözleşmesinde ciro kira oranı belirlenmeyerek sadece sabit kira bedeli yer alan kiracılar açısından, kira bedeline geçen senenin aynı ayına oranla yaşadığı ciro düşüşü yansıtılmalıdır. Daha yalın bir ifadeyle, cirosu hangi oranda düştüyse, sabit kira bedeli de o oranda düşmelidir. Doğaldır perakendecinin bu dönemde hijyen ve koruma tedbirleri sebebiyle giderleri aslında çok daha fazla olacaktır.
- Ortak alan giderlerini asgari düzeye indirmek adına, maliklerin azami çabayı sarf etmesi sağlanmalı, gerekirse bir üst sınır belirlenerek bu kalemde de öngörü unsuru temin edilmelidir.
- Bu önlemlere rağmen talep daralması sebebiyle sorun yaşayan perakendeci cezai şart baskısı olmadan, ancak yatırımcıya da taraflar arasındaki kira sözleşmesinde daha kısa bir süre belirtilmediği takdirde, en az 3 ay önceden bilgi vererek mağazasını tahliye edebilmelidir. Kapanış her tacirin son tercihi olmakla birlikte, bu kaçınılmaz duruma engel olunması ekonomik sorunları büyütüp başta diğer malikler olmak üzere tüm sektör paydaşlarına olumsuz etki edecektir.
- Alışveriş merkezleri temizliği ve güvenliğiyle bugüne kadar organize perakendenin yüz akı olmuştur. Bundan sonra da perakendeci ile el ele verilerek dünyadaki en iyi uygulamalar misliyle ülkemize yansıtılacak, müşterilerin güvenle ve huzurla ziyareti temin edilecektir.
Cadde Mağazaları ile Kira İlişkiler Bakımından;
- Tıpkı alışveriş merkezlerinde olduğu gibi, caddelerde de kapalı kalınan dönemde kira sözleşmelerinin askıda olduğu kanaatindeyiz. Geçtiğimiz süreçte açık kalınsa dahi bu dönem için ve yeni açılışlar sonrasında da sadece ciro oranlı kira bedelinin tatbik edilmesinin (sözleşmede sabit + ciro oranlı kira bedeli mevcutsa) aynı olumlu neticeleri vereceğini düşünüyoruz.
- Kira sözleşmelerinde ciro oranı yer almıyorsa, sene sonuna kadar %50 indirimli olarak ödenmesi yaşanan ve yaşanacak daralmanın ticari hayata etkilerini azaltmak adına önem arz edecektir.
- Hem alışveriş merkezi hem de cadde mağazalarında geçen senenin aynı ayına oranla ve enflasyon etkisinden arındırılmış biçimde %80 ve üzerinde ciroyu yakalayan perakendeciye (gıda marketlerinde bu oran %90 olmalıdır) indirim tatbik edilmeyerek sözleşme hükümlerinin uygulanmasında bizce hiçbir sakınca bulunmamaktadır. Burada amaç kazanç sağlamak değil, kaybedenin yükünün fedakârlığın denkleştirilmesi ilkesiyle paylaştırılması, bu kayıpların domino etkisiyle tüm sektör paydaşlarına sirayet etmesinin önüne geçmektir.
Kamu Otoritelerinden Beklentimiz;
- Yukarıda yer verdiğimiz ve arzu edilirse detaylandırabileceğimiz önerilerimizin yasal zemininin oluşturulması
- Kısa çalışma ödeneği desteğinin Eylül ayı sonuna kadar devam etmesi
- Perakendeciye finansman desteği sağlanırken, sektörün gelişimi ve istihdamda çok önemli bir kaldıraç rolü üstlenen alışveriş merkezlerinin yatırımcılarının da kredilerinin faizsiz ertelenmesi veya geri ödeme müddeti ertelenmiş yeni krediler sağlanması yönünde olacaktır.
Perakendeciler olarak bizler, dün olduğu gibi bugün de tüketici ihtiyaçlarına en uygun fiyatla yanıt vermek yönünde mücadele etmeye, hayatın normale dönüşünde, ticaretin ve iç tüketimin canlandırılmasında cesur adımlar atmaya, istihdam ve kayıtlı ekonominin en önemli aktörü olarak vazifemizin bilinciyle çalışmaya, birbirimizle kıyasıya yürüttüğümüz rekabette en ucuzu en kaliteliyle birleştirerek sunma arzumuzu sürdürmeye kararlıyız. Tek ihtiyacımız olan ticari öngörü ve finansal destekte yalnız kalmayacağımızdan ve bu krizi de kararlılıkla yine hep birlikte aşacağımızdan ise kuşkumuz bulunmamaktadır.”
Genel Haberler
Dev satın alma tamamlandı
CarrefourSA hisselerinin yüzde 89,28’inin Aydın Grup bünyesindeki Yeni Mağazacılık’a (A101) devri tüm yasal onayların ardından resmen tamamlandı.
Şirketten yapılan açıklamaya göre, CarrefourSA’nın sermayesini temsil eden payların yüzde 89,28’lik bölümünün Aydın Grup’a devrine ilişkin Rekabet Kurumu dahil tüm yasal onay süreçleri tamamlandı ve devir işlemi gerçekleşti.
Devirle birlikte Aydın Grup bünyesindeki Yeni Mağazacılık şemsiyesi altında yer alan perakende devleri CarrefourSA ve A101, faaliyetlerini farklı yönetim yapıları altında, ayrı segmentlerde ve kendi marka kimliklerini koruyarak bağımsız şekilde sürdürecek. Bu yeni döneme CarrefourSA CEO’su Hatice Evren liderlik edecek.
Açıklamada görüşleri yer alan Aydın Grup Yönetim Kurulu Üyesi Erhan Bostan, yeni bir sayfa açtıklarını belirterek, şu ifadeleri kullandı:
“CarrefourSA’nın yeni yatırımımızla sağlamlaşacak finansal yapısı, bize daha cesur adımlar atma imkanı veriyor. Mağazalarımıza gelen herkes için daha iyi bir deneyim sunmayı, alışverişi daha keyifli hale getirmeyi hedefliyoruz. İş ortaklarımız ve tedarikçilerimiz açısından da güven veren, değer yaratan ve birlikte büyüme iştahını artıran bir iş ortağı olmayı önemsiyoruz. Çalışanlarımız için ise enerjisi yüksek, gelişim alanı açan, parçası olmaktan gurur ve heyecan duyulan bir iş yeri olmayı hedefliyoruz. Güçlü bir finansman, ekosistem ve sağlıklı bir ticaret, bu yolculuğun merkezinde yer alacak.”
Erhan Bostan, CarrefourSA’nın en güçlü yönlerinden birinin taze, kaliteli ve zengin ürün çeşitliliği olduğunu belirterek, bu gücü daha da büyüterek Türkiye’nin dört bir yanına taşıyacaklarını bildirdi.
Bostan, “Hedefimiz, Türkiye’nin her ilinde ve çok daha fazla noktada tüketicilere ulaşmak ve erişilebilirlikle kaliteyi birlikte geliştirmektir. Ekonomiye kattığımız değeri, istihdamımızı ve yerli tedarikçilerimizle kurduğumuz iş birliğini çok daha öteye götüreceğiz.” açıklamasında bulundu.
Sabancı Holding 85.5 milyon dolar ödeme yaptı
Nisan ayında satışa ilişkin Sabancı Holding tarafından yapılan açıklamada satış işleminin 325 milyon dolarlık şirket değeri üzerinden yapılacağı ifade edilmişti.
Söz konusu açıklamada şu bilgiler yer almıştı:
“Söz konusu Sözleşme uyarınca, Carrefoursa’nın 325.000.000 ABD Doları olarak belirlenen toplam şirket değeri esas alınarak hesaplanacak nihai hisse değeri, kapanış tarihindeki net borç ve işletme sermayesi tutarları üzerinden yapılacak kapanış düzeltmelerine tabi olacaktır. Kapanış düzeltmeleri sonucunda hesaplanacak nihai hisse değerinin negatif olması halinde, söz konusu negatif farkın ana ortaklara isabet eden kısmının tamamı için Hacı Ömer Sabancı Holding A.Ş.’ye ek bir finansal yükümlülük çıkabilecektir.”
Sabancı Holding tarafından KAP’a gönderilen açıklamada ise şu bilgiler yer aldı:
“Carrefoursa’nın 325.000.000 USD olarak belirlenen toplam şirket değerinin, sözleşmede belirtilen şartlara uygun şekilde kapanış tarihindeki net borç ve net işletme sermayesi tutarları dikkate alınarak düzeltilmesi sonucunda Sabancı Holding tarafından Yeni Mağazacılık A.Ş.’ye 85.479.120 USD ödeme yapılmış olup, kapanış hesaplarında yapılacak çalışma sonrasında söz konusu ödeme tutarı güncellenecektir.”
CarrefourSA CEO Kutay Kartallioğlu, bu konuda şu açıklamada bulundu:
“Şirketimizde yeni bir dönem başlıyor: Yapılan Genel Kurul toplantısı ile birlikte şirketimizin ana hissedarlık yapısı değişti ve Yeni Mağazacılık A.Ş. (Aydın Grubu) CarrefourSA’nın ana hissedarı oldu. A101 ve CarrefourSA markaları farklı yönetim yapıları ve ayrı çatılar altında, kendi marka kimliklerini koruyarak bağımsız şekilde hareket edecekler, bunu tekrar vurgulamak isterim. Şirketimize, iş ortaklarımıza, müşterilerimize ve tüm CarrefourSA ailesine hayırlı, uğurlu olsun.
Ben ise CarrefourSA’da geçen 22 yıl ve Sabancı Topluluğu bünyesindeki 25 yıllık yolculuğumun ardından bayrağı devrediyorum; planlı ve güvenli bir geçiş için bir süre daha CEO danışmanı olarak destek vermeye devam edeceğim.
Son sekiz yıldır CarrefourSA’nın CEO’su olarak görev yapmak, meslek hayatımın en büyük ayrıcalıklarından biri oldu. Bugün geriye dönüp baktığımda, büyük bir gurur ve derin bir minnettarlık hissediyorum.
Bu süreçte CarrefourSA’yı daha güçlü, daha çevik ve geleceğe daha hazır bir şirkete dönüştürmek için önemli adımlar attık. Dijital dönüşümü hızlandırdık, yapay zekâyı iş yapış biçimimizin ayrılmaz bir parçası hâline getirdik, çok kanallı yapımızı güçlendirdik, sürdürülebilirlik hedeflerimizi ileri taşıdık ve uzun yıllar değer üretmeye devam edecek bir inovasyon kültürü oluşturduk.
Ancak en değerlisi, tüm bunları birlikte başarmış olmamızdı. Bu yolculuk boyunca birlikte çalışma ayrıcalığını yaşadığım tüm CarrefourSA ailesine; Sabancı Topluluğu’na, Carrefour Grubu’na, Yönetim Kurulumuza, müşterilerimize, tedarikçilerimize ve iş ortaklarımıza gönülden teşekkür ediyorum. Güveniniz, desteğiniz ve ortak vizyonumuza olan inancınız, bu başarı hikâyesinin en değerli parçası oldu.
Şimdi ise geçmişe duyduğum büyük bir minnettarlıkla, geleceğe aynı heyecan ve merakla bakıyorum. Teknolojinin, yapay zekânın ve dönüşüm odaklı liderliğin iş dünyasını yeniden şekillendirdiği bu dönemde; büyüme, dönüşüm ve kalıcı değer yaratımına katkı sağlamayı heyecanla bekliyorum.
Bu yolculukta birlikte yürüdüğüm herkese gönülden teşekkür ediyorum.”
Yeni CEO Hatice Evren kimdir?
CarrefourSA ve A101, faaliyetlerini farklı yönetim yapıları altında, ayrı segmentlerde ve kendi marka kimliklerini koruyarak bağımsız şekilde sürdürecek. CarrefourSA’daki yeni döneme ise CEO Hatice Evren liderlik edecek.
Boğaziçi Üniversitesi Endüstri Mühendisliği bölümü mezunu olan Hatice Evren, 2010 yılında ABD’ye giderek New York Üniversitesi’nde Yönetim yüksek lisansı yaptığı sırada Araştırma Asistanı olarak çalıştı ve orada kendi girişimini de kurdu. Daha sonra The Boston Consulting Group bünyesinde çalışmaya başlayan Evren, Harvard Business School’da MBA eğitimini tamamladı. MBA sonrası The Boston Consulting Group İstanbul ve Dubai ofislerinde çalıştı.
2019 yılından itibaren Getir’e katılan Hatice Evren, Chief Transformation Officer olarak göreve başladı. 2021 yılında Getir ve GetirMore’un CEO’luğunu üstlendi. 2023 -2024 arasında Chief of Global Functions olarak teknoloji, veri, ürün, müşteri hizmetleri, tedarik ve lojistik zinciri ve operasyonel mükemmellik departmanlarında tüm coğrafyalarda (Türkiye, Avrupa, ABD) küresel fonksiyonların liderliğini yaptı. Ocak 2024-Kasım 2024 arasında ABD Grubu (Getir&Fresh Direct) CEO’su olarak görev yaptı. Getir’in Türkiye’deki market hizmetlerinin (Getir & GetirBüyük) CEO’su olarak devam etti.
Genel Haberler
İstanbul Ticaret Üniversitesi’nden ödüllü yarışma
İstanbul Ticaret Üniversitesi, “Bilgi, Organize Perakendesiyle Buluşuyor” adı altında bir yarışma düzenledi.
Dereceye girenlere “Ekrem Özen Perakende Değer Katan Araştırmalar” ödülü verilecek. “Organize Gıda Perakende Yönetiminde Yeni Paradigmalar” kitabında da özgün araştırmalara yer alacak.
Üniversiteden yapılan açıklamada, “Organize gıda perakendeciliğine yönelik özgün araştırmalara editörlü kitapta yayınlama fırsatı tanınacak” yer alırken jüri tarafından seçilen çalışmalarında ödüllendirileceği ifade ediliyor.
Konu başlığı ve özet gönderimi için son tarih ise 7 Ağustos 2026.
İletişim: retailresearch@ticaret.edu.tr
Genel Haberler
Müşteri ilişkilerinde yapay zeka devrimi
Küresel pazar verilerine göre, müşteri ilişkileri yönetimi dünyada en hızlı büyüyen yazılım segmenti olmayı sürdürürken pazar büyüklüğünün 2026 yılında 126,17 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Yatırım getirisinin (ROI) her 1 dolarlık harcama için yaklaşık 8,71 dolar kazanç sağladığı bu yeni ekonomik düzende, veri odaklı stratejiler bir tercih olmaktan çıkarak her ölçekteki işletme için stratejik bir gereklilik haline geliyor. Özellikle hiper-kişiselleştirme ve deneyim ekonomisinin ön plana çıktığı günümüzde, müşterinin bir sonraki adımını tahmin edebilen yapay zeka destekli sistemler rekabetin ana belirleyicisi konumunda bulunuyor.
Nitekim Nobel ödüllü davranış bilimci Daniel Kahneman’ın “hızlı ve yavaş düşünme” teorisine göre insan kararlarının yaklaşık yüzde 95’i bilinçaltında ve anlık şekilleniyor; yalnızca yüzde 5’i bilinçli bir akıl yürütmeden geçiyor. Geleneksel CRM sistemleri ise büyük ölçüde bu yüzde 5’lik katmanı, yani müşterinin ne aldığını kaydedebiliyor; kararın arkasındaki asıl tetikleyiciyi, nedeni ise büyük ölçüde kaçırıyor.
Yapay Zeka destekli müşteri yönetiminin kurumsal gelecekteki rolünü vurgulayan OBASE CEO’su ve Kurucu Ortağı Dr. Bülent Dal, konuyu şu sözlerle özetliyor: “CRM sistemleri sayesinde uzun süredir müşterilerimizin davranışsal verisini yüksek doğrulukla gözlemleyebiliyoruz. Müşterilerin neye, ne zaman, ne kadar ve ne sıklıkta para harcadığını ölçebilir durumdayız. Makine öğrenmesi tabanlı modellerle bir sonraki satın alma davranışını tahmin edebiliyor, ‘ne satın alabilir?’ sorusuna güçlü cevaplar üretebiliyoruz.”
Geleneksel yöntemlerin kurumsal veriyi analiz etme yeteneğine sahip olduğunu ancak arka plandaki derin motivasyonu çözme noktasında yeni nesil teknolojilere ihtiyaç duyduğunu belirten Dal, sözlerine şöyle devam etti: “Büyük Dil Modelleri (LLM) artık bu süreci kökten değiştiriyor; müşteri etkileşimlerini sayısal verilerin ötesine taşıyarak anlamsal veri olarak işliyor. Sohbet kayıtları, çağrı merkezi transkriptleri, e-posta içerikleri ve sosyal medya mesajları aracılığıyla müşterinin gerçek ‘niyetini’ ve motivasyonunu kavramak artık mümkün hale geliyor. Böylece CRM sistemleri, sadece davranışsal hareketleri izleyen yapılar olmanın ötesine geçerek gerçek anlamda kurumsal motivasyonları anlayan yepyeni bir mimariye dönüşüyor. Örneğin bir müşteri ‘hafta sonu misafirlerim gelecek, glutensiz tarifler için neler önerirsin?’ diye sorduğunda, aslında yalnızca bir sepet değil; kalıcı bir beslenme hassasiyeti hakkında bilgi veriyor. Ya da bir kutlama için ürün ararken, taraftarı olduğu takımı ve katılmaktan keyif aldığı etkinlik türünü de bizimle paylaşmış oluyor. Bu bilgiyi elinde tutan perakendeci, müşterisini artık çok daha derinden tanıyor.”
AIR ile CRM teknolojileri öğrenen yapılara dönüşüyor
AIR Yapay Zeka Platformu, CRM sistemlerini yalnızca analiz yapan araçlar olmaktan çıkarıp sürekli öğrenen sistemlere dönüştürüyor. Geleneksel sistemlerde müşteri davranışının pasif olarak izlendiği dönem, yerini yapay zeka destekli aktif öğrenme süreçlerine bırakıyor. Kullanıcıdan gelen tüm bilgileri bağlamsal olarak ele alıp işleyen bu yeni mimaride; müşteri, ürün arama sürecinde satın alma gerekçesini kendi ifadeleriyle ayrıntılı biçimde ortaya koyabiliyor. Satın alma sürecine eşlik eden yapay zeka araçları, müşteriye doğrudan ‘Bu ürünü neden tercih ettiniz?’ diye sorarak bu kıymetli bilgiyi kurumsal hafızanın resmi ve sistematik bir parçası hâline getiriyor.
Obase AIR; yapay zekanın kurumlarda güvenli, anlamlı ve sürdürülebilir biçimde çalışabilmesi için gereken tüm bileşenleri tek bir mimaride bir araya getiren uçtan uca bir platformdur. Kurumun dağınık veri kaynaklarını, iş süreçlerini ve yapay zekâ modellerini ortak bir zeminde buluşturarak teknolojiyi operasyonların ayrılmaz bir parçası hâline getiriyor.
Büyük dil modellerini (LLM) kurumun kendi verisiyle çalışacak şekilde konumlandıran platform, yapay zeka profesyonellerine genel geçer cevaplar üreten bir araç sunmanın ötesine geçerek kurumun bağlamını, terminolojisini ve müşteri gerçekliğini anlayan güçlü bir iş ortağına dönüşüyor. Güvenli veri yönetişimi, yapılandırılmamış veriyi anlamlandıran bağlamsal zeka yardımı ve mevcut sistemlerle sorunsuz entegrasyon bu yapının temel taşlarını oluşturuyor. Bu bütünleşik ekosistemde kurumlar artık sadece ‘ne olduğunu’ değil, ‘neden olduğunu’ yani davranışın altındaki gerçek motivasyonu da anlayan, ölçeklenebilir ve kalıcı bir kurumsal yeteneğe kavuşuyor.
