Sosyal Medya Hesaplarımız

Genel Haberler

“Hayvancılık kan kaybederken çözüm önermeyenler, şimdi ithalatta çözüm arıyorlar”

Editör
buyukbas_hayvan_200
Abone Ol:

Bilindiği üzere Birliğimiz tarafından dünyada ve Türkiye’de et sektöründe yaşanan gelişmeler dikkate alınarak “Kırmızı Et Sektör Değerlendirme Raporu” hazırlanmıştır. Bu rapor hazırlanırken, üretici örgütlerinden meslek örgütlerine, kamu kurumlarından üniversitelere, ziraat odalarımızdan sanayicilere kadar tüm kesimlerin görüşleri alınmıştır. Adı geçen rapor 22 Kasım 2009 tarihinde düzenlediğimiz bir basın toplantısıyla da kamuoyunun bilgisine sunulmuştur.

Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, kuzu ve sığır eti fiyatlarının artmasının sebeplerini şöyle sıraladı:

“Özellikle iç piyasada az olan küçükbaş canlı hayvan ve etin Lübnan başta olmak üzere bazı Ortadoğu ülkelerine ihracatının artışıyla birlikte piyasada arz-talep dengelerinin bozulması, sınır ülkelerde fiyatların yükselmesi nedeniyle söz konusu komşu ülkelere doğru illegal hayvan çıkışlarının artması, 2008 ve 2009 yıllarında et ve süt fiyatlarının düşük seyretmesi nedeniyle üreticilerin büyük bir kısmının hayvanlarını kesime sevk etmesi, yem ve diğer girdi maliyetleri yükselirken, uzun süredir üretici et fiyatlarında ciddi bir artışın olmaması, son iki yılda yaşanan kuraklık nedeniyle yem temininde görülen zorluklar nedeniyle, damızlıklar da dahil ciddi sayıda koyun kesilmesi etkili olmuştur. Bunların yanı sıra küçükbaş hayvancılığa verilen destekler üretimi artırmayı bırakın, mevcudu korumaya bile yetmemiştir.

Yem fiyat yüksekliği hala devam etmektedir,

Son iki yılda yem fiyatlarındaki yükseliş üreticilerimizin maliyetlerini ciddi oranda artırmıştır. 2009 yılında yem fiyatlarında bir düşme görülmesine rağmen, 2006 yılına göre fiyat yüksekliği hala devam etmektedir. Üreticilerimiz özellikle 2007 ve 2008 yıllarında yaşanan ciddi fiyat artışlarıyla büyük bir maliyet baskısıyla karşı karşıya kalmıştır. Örneğin 2006 yılında tonu 336 TL olan besi yeminin fiyatı 2007 yılında %39, 2008 yılında ise %20,5 oranında artarak 564 TL’ye kadar yükselmiştir. Besi yemi fiyatı 2009 yılında 446 TL’ye kadar düşmüş olsa da yinede 2006 yılı fiyatlarına göre yüksekliği devam etmektedir. Buna karşılık gerek kuzu gerekse dana eti üretici satış fiyatları 2009 yılı ortalarına gelinceye kadar, son 3-4 yılda 7-8 TL civarında seyretmiş, ciddi bir artış yaşanmamıştır. Yani üreticilerimiz bu güne kadar ciddi maliyet baskısıyla karşı karşıya kalmışlardır.

Bugün gelinen noktada üreticilerimizin et satış fiyatları olması gereken noktaya gelmiştir. Yani üreticilerimiz yeni yeni para kazanmaya başlamışlardır. Ama yaşanan bu süreçte maliyet baskısına dayanamayan birçok üreticimiz de üretimden çekilmek zorunda kalmıştır.”

Kamuoyuna korku salarak kapıları açtırmaya çalışan “İthalat Lobileri” yine iş başındadır

TZOB Genel Başkanı Bayraktar, yıllardır koyunculuğumuzun bitişini seyredenlerin, 1 milyona yakın damızlık süt ineği kesilirken sesi çıkmayan ve ortada olmayanların, bugün hayvancılığı kurtarmak adına ithalat lobiciliği yaptığını belirterek, şunları kaydetti:

“Bilindiği üzere kuzu eti perakende fiyat artışları ile kamuoyunda gündem bulan kırmızı et fiyat artışları, dana eti fiyat artışları ile devam etmiş, konu her kaotik fırsatta ortaya çıkan “ithalat lobileri”nin yoğun kulisleri ile ithalat yapılmalı söylemlerine kadar gelmiştir. Bugün bu kesimler “et fiyatları 50 TL’ye kadar yükselecek” gibi hiçbir bilimsel dayanağı olmayan mesnetsiz açıklamalarla gerek üreticiler gerekse tüketiciler arasında tedirginliğe ve korkuya yol açmaktadırlar. Eğer bu kesimler böyle korku yayarak, ithalat kapılarını açtırarak hayvancılığımızı geçmişte olduğu gibi yine içinden çıkılmaz bir duruma sokacaklarını sanıyorlarsa, kesinlikle yanıldıklarını bilmelerinde fayda vardır. Çünkü Türkiye’nin en büyük meslek örgütü ve çiftçi örgütü olan Ziraat Odaları sonuna kadar bu tür faaliyetlerin karşısında duracak ve haklı mücadelesini sürdürecektir.

İthalat yapılmayacağına dair Bakanlık tarafından üst düzeyde verilen sözler tutulmalıdır

21 Ekim 2009 tarihinde Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nda sektör temsilcilerinin ve Bakanlık Müsteşarının başkanlığında, tüm üst düzey temsilcilerin katılımı ile düzenlenen toplantıda Sayın Müsteşar, “sektörde bir kriz olduğunu düşünmüyoruz ve kesinlikle de ithalat yapılmasına izin vermeyeceğiz” demiştir. Katılımcıların tamamının şahit olduğu bu sözlerin bu güne kadar tutulduğunu görmek bizleri memnun etmektedir. Sayın Bakanımızın da yakın zamanda basına yaptığı “üreticiler yeni yeni para kazanmaya başladı, şu an ithalat yapmayı düşünmüyoruz” açıklamaları da Bakanlığımızın bu duruşunun en üst düzeyde benimsendiğini ve devam edeceğini göstermesi açısından tarafımızca olumlu karşılanmıştır. İlerleyen dönemlerde ne tür gerekçeler öne sürülürse sürülsün, bu duruştan geri dönülmemelidir. Çünkü eğer ithalat yapılacak olursa, üreticiler bir daha dönmemek üzere bu sektörden çekilmek zorunda kalacaktır. Neticede dışa bağımlı olacağımız gibi, bazılarının söylediğinin aksine tüketiciler ucuz yemeyi bırakın, belki de eti şimdikinden daha pahalıya tüketmek durumunda kalacaklardır.

Sorunlar ve alınması gerekli tedbirler

Yukarıda da değindiğimiz gibi sektörde fiyat artışları hayvancılıkta yaşanan olumsuz bir sürecin sonucudur. Bu durum ancak hayvancılığın geliştirilmesiyle ilgili alınacak kısa, orta ve uzun vadeli planlı ve programlı tedbirlerle çözümlenebilir. Bunları sıralayacak olursak;

Kırmızı ette kriz yoktur, kriz hayvancılıktadır. Hayvancılıkta yaşanan krizlerden ders çıkarılmalı, sektörde sorunlara yönelik çözümler ivedilikle hayata geçirilmelidir,

Sığır dışındaki manda, koyun ve keçi gibi alternatif kırmızı et kaynaklarında gerek hayvan sayısı gerekse et üretimi bakımından ciddi azalmalar yaşanmakta, bu durum kırmızı et ihtiyacının bu kaynaklarla ikame edilmesinin önünü tıkamaktadır. Bu konuda gerekli tedbirler alınmalıdır,

Kısır olmayan ve çok ciddi bir hastalığı bulunmayan dişi hayvanların kesilmesini önleyici tedbirler titizlikle takip edilmelidir,

Devlet, aşırı fiyat düşüş ve yükselmelerine karşı gerekli tedbirleri almalı, bu konuda piyasayı regüle etmek için gerektiğinde müdahale edecek mekanizmaları devreye sokmalıdır,

Geçen yıl et fiyatlarının çok düşük olması sütü para etmeyen üreticilerin bütün damızlıklarını kasaba göndermesini engelledi, aksi takdirde bugün daha da büyük bir sorunla karşı karşıya kalabilirdik. Bu nedenle geçen yıl özellikle damızlık hayvanların kasaba gitmesinden ders çıkarılmalı, bu durumun bir daha yaşanmaması için özellikle süt fiyatlarına yönelik gerekli tedbirler alınmalıdır,

Üretici-tüketici fiyatları arasındaki makas çok yüksektir, bu durum uzun süre devam ettirilemez. Özellikle tüketici fiyatlarının aşırı yükselmelerine karşı gerekli tedbirler alınmalı yani, üretici kadar tüketici de korumalıdır,

Kaçakçılığı önlemek için özellikle küçükbaş hayvanlar mutlaka kayıt altına alınmalı ve bu kayıtlar sürekli güncellenmelidir,

Dışarıdan hayvan ithal etmek üreticiye darbe vurmak demektir. Süt ve et fiyatında istikrarı sağlamak yeterlidir, aksi takdirde üretimi yok edebilirsiniz, Bu nedenle ne tür baskılar gelirse gelsin Bakanlık tarafından üst düzeyde verilen sözler tutulmalı, kesinlikle ithalata izin verilmemelidir,

Dünya silah ticareti gibi gıda ticaretinin yapılacağı yöne doğru kaymaktadır, Türkiye bu konjoktörde üreticisini korumalı, gıda güvencesini sağlamak için üretimi devam ettirecek tedbirleri almalıdır,

Kaçak ve kontrolsüz kesimler neticesinde et üretiminin büyük bir kısmı kayıt dışıdır. Sektörde en kısa zamanda kayıt dışılığı önleyecek tedbirler alınmalıdır. İhbarı mecburi hastalıkların eradikasyonu için gerekli projeler hazırlanmalı, bu projeler istikrarlı bir şekilde uygulanarak ülkemizde önemli kayıplara yol açan hastalıklar en kısa sürede kontrol altına alınmalıdır,

Ucuz maliyetli bir üretim için meralarımız en kısa zamanda ıslah edilerek üreticilerimizin hizmetine sunulmalıdır.

Yoğun buzağı ölümlerine sebep olan hastalıklarla mücadele için gerekli tedbirleri alınmalıdır.”

Devamını Oku
Yorum Yapın

Yorumunuz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Advertisement

Genel Haberler

Palandöken, “Esnafa yeni yapılandırma şart”

Editör

Yazar:

Pandemi sonrası daha belini doğrultamayan esnaf ve sanatkarların en büyük isteğinin yeni bir yapılandırma olduğunu dile getiren TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, “Pandemi nedeniyle iki yılı aşkın süredir iş yapamayan esnafımız daha belini doğrultamadı. Üstüne bir de hem dünyada hem de ülkemizde baş gösteren ekonomik sıkıntılar nedeniyle esnafın girdi maliyetlerinde ciddi bir artış yaşandı. 2 milyonu aşkın esnafımızın birikmiş borçlarını ödeyebilmesi için sıfır faizli ve uzun vadeli yeni bir yapılandırma şart. Yapılandırmayla birlikte esnafa sicil düzenlenmesi de sağlanarak sıfır faizli ve uzun vadeli nefes kredisi verilmeli. Bu sayede esnafımız yeniden ayağa kalkar, devletimiz de alacaklarını tahsil etmiş olur. Çünkü son 10 yılda yapılan yapılandırmalardan devletimiz 180 milyar liraya yakın tahsilat yapmış” dedi.

“Birikmiş kredi, SGK ve vergi borçları sıfır faiz ile ötelenmeli”

Esnafın birikmiş kredi, SGK ve vergi borcunu ödeyebilmesi için faizsiz ve uzun vadeli yeni bir yapılandırma gerektiğini belirten Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, “İki yılı aşkın süredir devam eden pandemide başta yiyecek içecek sektörü olmak üzere tüm sektörlerdeki esnaf ve sanatkarlarımızın ticari faaliyetleri sekteye uğradı. Verilen devlet desteklerinin akabinde vatandaşların aşılanması ve virüsün eski gücünü kaybetmesiyle birlikte kısıtlamalar kaldırıldığında tam esnafımız rahat nefes alacak derken tüm dünyada baş gösteren enerji krizi ne yazık ki ülkemize de yansıyarak başta akaryakıt olmak üzere, iş yeri kiraları, elektrik, doğalgaz gibi girdi maliyetlerini artırdı. Esnafımızın çoğu biriken borçlarını ödeyemediği gibi yeni borç altına girdi. Bunun için esnaf ve sanatkarlarımızın kredi, SGK ve vergi borcu gibi biriken borçlarını ödeyebilmesi için sıfır faizli ve uzun vadeli yeni bir yapılandırmaya gidilmeli. Mevcut faizler silinmeli” diye konuştu.

“Özel bankalar da esnafa kredi vermeli”

Öte yandan yapılandırmayla birlikte esnaf için sicil düzenlemesinin kaçınılmaz olduğunu söyleyen Palandöken, “Esnafımız pandemiyle birlikte biriken borçlarını ödemek için krediye her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyuyor. Uzun zamandır sıkıntı çeken esnafımızın yükünü hafifletmek için sıfır faizli ve uzun vadeli can suyu kredisi verilmeli. Bunun için de öncelikle esnafımızın krediye ulaşmasının önündeki engeller kaldırılmalı. İlk olarak esnafa sicil düzenlenmesi sağlanmalı. Ayrıca sadece devlet ve kamu bankaları değil özel bankalar da ekonominin bel kemiği olan esnaf ve sanatkarlar için düşük faizli kredi imkanı sunmalı. Krediler ile yeni iş yeri açacak olan genç girişimcilerin de önü mutlaka açılmalı” şeklinde konuştu.

Devamını Oku

Genel Haberler

Yılın indirim sezonu yaklaşıyor: 11.11 ve Black Friday

Editör

Yazar:

Yılın indirim sezonu yaklaşıyor: 11.11 ve Black Friday

Her yıl sonbahar aylarının gelmesi ile birlikte hem alışverişçiler hem de pazar yerleri için heyecanlı bir döneme giriş yapıyoruz. Yüzlerce indirim ve kampanya ile karşı karşıya kaldığımız Black Friday döneminde birçoğumuz elbette ihtiyaçlarımızı da karşılamak istiyoruz. Normal dönemde çok daha yüksek meblağlar ödeyeceğimiz bir ürüne uygun fiyatlarla sahip olma şansı doğal olarak hepimizi cezbediyor. Söz konusu indirimlerden faydalanmak bu noktada mantıklı olduğu kadar gerekli de ancak yine indirimlerin gerçek olup olmadığını kontrol etmek ve ihtiyacımızdan fazlasını almamaya dikkat etmek gerekiyor.

Bu noktada bilinçli bir alışveriş süreci için iyi bir pazar araştırması yapmak gerekliliği aşikar. Birçok pazar yeri büyük indirim oranları ile kampanyalar yaptığını ilan etse de fiyat değişikliği noktasında bu indirimlerin göründüğü kadar büyük olmadığını fark ettiğimiz durumlar olabiliyor. Böyle bir durumla karşı karşıya kalmamak adına fiyat karşılaştırmaları yaparak ve ürünlerin fiyat değişim grafiklerini inceleyerek Black Friday indirimleri dönemini avantajlı şekilde tamamlayabilirsiniz.

Elektronik, giyim, kozmetik, spor… her kategoride ihtiyacımız olabilir mi?

Sonbahar aylarında kuruyan yaprakların arasında yürümekten sonra belki de en heyecanla beklenen etkinlik alışveriş yapmak. Hem indirim ve kampanyalar hem de bir ürünü ucuza almanın vermiş olduğu heyecanı bastırmak elbetteki kolay değil. Ancak indirim dönemleri bir illüzyon mu yoksa gerçekten bizlerin indirimli ürün alabilmesi için planlanmış bir fırsat mı?

Elbetteki alışverişçiler kadar markalar için de önemli bir dönem Black Friday. Yıl içerisindeki kazançların birçoğunun söz konusu dönemlerde elde edildiği gerçeğini göz ardı edemeyiz. O nedenle markalar satışlarını artırmak adına indirimler yaparken, elbetteki kendi bütçelerini de düşünerek hareket etmek durumundalar. Buradan yola çıkarak kampanya dönemleri bizler için bir avantaj iken bütçemizi aşan bir soruna da dönüşebilir. Bu nedenle bilinçli bir alışverişçi olmakta fayda var.

Peki bu süreci doğru kararlar ile tamamlayabilmek adına neler yapabiliriz? İlk sıraya liste hazırlamayı yazabiliriz. Sadece 11.11 indirimleri için değil, günlük rutinimiz içerisinde market alışverişi dahi yaparken bir liste ile yola çıkmak her zaman sağlıklı bir alışveriş süreci sağlayacaktır. Tüketim toplumları ve değişen dünya parametreleri nedeniyle her şeyin ihtiyacımız gibi geldiğini hissedebiliyoruz ve özellikle indirim dönemleri bu duygularımızı çok daha derinden tetikleyebiliyor.

Bu nedenle üzerine düşünülmüş bir alışveriş listesi ile hareket etmek hem israfı önleyecektir hem de bütçemizi koruyacaktır. Söz konusu bilinçli alışverişin tek nedeni elbette bütçemizi korumak değil. Böylesine büyük bir tüketim alışkanlığından kaçınmamızın tek nedenini bütçemizi korumak olarak gördüğümüz taktirde içinde yaşadığımız Dünyada yalnız olduğumuzu zannedebiliriz.

Ama unutmamalıyız ki Dünya üzerinde milyarlarca insan bir arada yaşıyoruz ve sadece ürettiklerimizi değil doğanın bize sunduklarını da son sürat tüketmeye devam ediyoruz. İhtiyacımız dışında aldığımız her bir ürün bütçemizden götürdüğü kadar geleceğimizden ve doğamızdan da bir şeyler koparmaktadır. Hele ki yenilenebilir ve doğada çözünebilir ürünler tüketme konusunda pek de dikkatli bireyler değilsek, Dünyaya olan borcumuzu artırıyoruz denilebilir.

Elbette alışveriş dönemleri hepimiz için birer fırsat ve ekonomik dalgalanmaların yaşandığı bu günlerde söz konusu indirimleri kaçırmak istemiyoruz. Hepimizin zaruri ihtiyaçları veya istekleri olabiliyor. Bunları karşılamak adına Black Friday indirimleri de önemli bir fırsat. O nedenle sunulan fırsatları değerlendirmek hepimizin hakkı. Ama bütçemizi koruyarak alışveriş yaptığımızı zannederken diğer taraftan cebimizden ve Dünyamızdan da fazlasını götürmemeye dikkat etmemiz gerekiyor.

Güvenilir adreslerden şaşmayın!

İndirim dönemlerinin karşımıza çıkardığı fırsatlar kadar yaratabileceği sorunlar da olabiliyor. Özellikle güvenli bir alışveriş süreci yaşamak adına dikkatli olmakta fayda var. Online alışverişte kredi kartı bilgilerimizi paylaştığımızı düşünürsek güvenilir adresleri tercih etmek aslında bir zorunluluk denebilir. Bu noktada SSL sertifikalı bir site üzerinden alışveriş yapmak kredi kartı bilgileri noktasında güvenli bir alışverişin kapılarını açmaktadır.

Bununla birlikte güvenilir satıcılardan alışveriş yapmak her zaman ilk koşul olarak hatırlanmalı. Geçmiş alışveriş alışkanlıklarımızda da güvendiğimiz esnaf ve markaları tercih ettiğimizi hatırlarsak, internet üzerinden yapılan alışverişlerde de güvenilir satıcılardan alışveriş yapmak mantıklı bir tercih olacaktır. Aksi takdirde orijinal olmayan veya kalitesiz bir ürünle karşılaşma ihtimaliniz artabilir.

Bu noktada bizlere en yol gösterici seçeneklerden biri güvenilir pazar yerlerini tercih etmek ve o pazar yerinde satış yapan marka veya satıcının değerlendirmelerini okumak. Unutulmamalı ki birincil kullanıcı deneyimlerinin yer aldığı yorumlar son yıllarda fazlaca kullanılmaya başlandı ve bir ürün satın alırken hem o ürünle ilgili hem de satıcı ile ilgili ayrıntılara yer verilmekte. Söz konusu değerlendirmeleri okuyarak hem alacağınız ürünle ilgili hem de alışveriş yapacağınız mağaza ile ilgili ayrıntılara ulaşarak güvenli bir alışveriş deneyimi yaşayabilirsiniz.

Devamını Oku

Genel Haberler

“Yerli Market Haftası Fuarı” perakendenin yıldızlarını ağırlayacak

Editör

Yazar:

İstanbul Perakendeciler Derneği (PERDER) tarafından bu yıl 25-26 Mayıs 2022 tarihlerinde gerçekleşecek Yerli Market Haftası Fuarı, 6’ncı kez perakende sektörünün öncü markalarını sektör paydaşları ile bir araya getirecek.

İstanbul PERDER’in ev sahipliğinde organize gıda perakendesine 6 yıldan bu yana imzasını atan Yerli Market Haftası (YMH), Pin Fuarcılık organizasyonunda WOW Convention Center’da üretici, tedarikçi ve perakende sektörüne hizmet sunan firmaları yerel zincir market temsilcileriyle buluşturacak. “Birlikte daha güçlüyüz” sloganıyla bu yıl “Dilek Gıda ve Hedef Grup” ana sponsorluğunda yapılacak fuarda katılımcı firmalar iki gün boyunca yeni ürün ve hizmetlerini tanıtacak. Ayrıca perakendeye yıllarını vermiş isimler sektördeki gelişmeleri ve yenilikleri paylaşacaklar.

Bu yıl fuarda 90 standlı katılım ile yer alacak firmalarımızla birlikte yaklaşık 10 bin’e yakın ziyaretçi ağırlamayı hedeflediklerini belirten İstanbul PERDER Başkanı Faruk Güzeldere, “Yerli Market Haftası (YMH) ile bölgesel markaların ulusal marka olma yolunda ilerlemesine destek olmayı, onlara fayda sağlamayı amaçlıyoruz. Yerel perakendeci ve tedarikçi firmaları aynı çatı altında buluşturarak birbirlerini tanımalarını, dayanışma ve paylaşımda bulunarak iş birliklerini geliştirmeyi hedefliyoruz” dedi.

Sunuculuğunu Ceyhun Yılmaz’ın üstleneceği YMH’ta ilk gün Yenilenebilir Enerji, Elektromobilite ve Enerji Verimliliği, Yeni Dünya Düzeninin İpuçları, Geleceğin  Perakende Trendleri konuşulacak. İkinci gün ise, PERDER Başkanları Oturumu ve Aile Şirketlerini Geleceğe Taşımak başlıklı oturumlar gerçekleştirilecek.

Programın ilk gününde yer alacak konuşmacılar şöyle: Vat Enerji Hizmetleri Genel Müdürü M. Altuğ Karataş, Solarçatı CEO&Kurucusu Utku Korkmaz, S2C Kurucu Ortağı Uğur Kılıç, Atlas Space Kurucusu&CEO Ahmet Burçin Gürbüz, Payneer Ödeme Kuruluşu CEO’su Ergi Şener, SabancıDx Satış ve Pazarlama Genel Müdür Yardımcısı ve Teknosa Yönetim Kurulu Üyesi Özlem Kalkan, Argus Growth Agency Kurucu&İş Geliştşrme ve Büyüme Danışmanı Bora Alçı ve I-Am Global Kurucu Ortağı emre Kuzlu.

İkinci gün ise sektörün duayen isimleri deneyimlerini ve sektördeki gelişmeleri paylaşacaklar. İstanbul PERDER Başkanı Faruk Güzeldere ve önceki dönem başkanları Ramazan Ulu, İhsan Biçen, Reşat Narman ile Erdal Tüfekçi aynı oturumda bir araya gelecek. Ardından 2M Parlak Gıda İK ve Kurumsal İletişim Direktörü Yasemin Parlak moderatörlüğünde Şölen CEO’su Elif Çoban, EVYAP CEO’su Mehmet Evyap ve Snowy Ulu Kardeşler Genel Müdürü Bülent Efe aile şirketlerinin geleceğini masaya yatıracak.

Devamını Oku
Advertisement

Etiketler

POPÜLER