Genel Haberler
“Nakitsiz Ödemeler Toplumu” olmaya hızla yaklaşıyoruz
Gelecekte ödemelerini cep telefonu ile yapmak isteyenlerin oranı bu yıl yüzde 67’ye yükseldi.
Bankalararası Kart Merkezi’nin ülkemizdeki kart kullanım alışkanlıklarını ölçmek için bu yıl 8’incisini TROY’un katkılarıyla gerçekleştirdiği Kart Monitör Araştırması’nda dikkat çeken verilere ulaşıldı. Ipsos tarafından gerçekleştirilen araştırmaya göre, kart kullanım bilincimizin hızla arttığı görülüyor.
10 kişiden 7’sinin ödeme tercihi kredi kartı
Kredi kartı, Türkiye’de ödeme anlayışının dijital dönüşümünde en etkili ödeme yöntemlerinin başında geliyor. Verilere göre, 2015 yılında “Alışveriş yaparken en çok tercih ettiğiniz ödeme yöntemi nedir?” sorusuna yüzde 61 oranla kredi kartı yanıtı verilirken, 2017 yılında bu oranın yüzde 68’e yükseldiği göze çarpıyor.
Kredi kartı tercihindeki bu yükseliş, nakit para kullanımının azalışıyla da paralellik gösteriyor. 2015’te alışveriş yaparken en çok tercih edilen ödeme yöntemi olarak nakiti görenlerin oranı yüzde 35 iken, 2017’de bu oran yüzde 27’ye düşmüş durumda.
Kredi kartı almayı düşünenlerin sayısı artıyor
Türkiye’de bir banka hesabı ya da kredi kartı bulunmayan 20 milyonu aşkın tüketici bulunuyor. Kredi kartı almayı düşünen tüketicilerin sayısında 2015’e kıyasla ciddi bir artış var. 2015’te hiç kartı olmayan ve kart almayı düşünenlerin oranı yüzde 11 iken, 2017’de bu oran yüzde 37’ye yükselmiş bulunuyor.
Banka kartları maaş kartından ödeme aracına döndü
ATM kartı ya da maaş kartı olarak tanıdığımız banka kartları bu yerleşik algılarını yitiriyor, birer ödeme aracı olarak daha fazla tercih ediliyorlar. Araştırmada bir banka kartına sahip olduğunu ve onu kullandığını söyleyenlerin oranı yüzde 58 olarak ölçülürken, bu kesimin yüzde 19’u banka kartını alışveriş amaçlı olarak kullandığını belirtiyor.
Banka kartını alışverişlerinde kullanmayanların gerekçelerinde ise kredi kartının taksit ve puan gibi avantajları göze çarpıyor. “Kredi kartı ile taksit kullanarak ödeme yapmayı tercih ediyorum” diyenlerin oranı 2015’te yüzde 6 iken, 2017’de bu oran yüzde 26’ya yükselmiş bulunuyor.
Müşteri memnuniyetinin yolu kart kabulünden geçiyor
Kart kabul eden işyerlerine sorulduğunda, kredi kartı ya da banka kartı ile satış yapmalarındaki en önemli gerekçenin müşteri memnuniyeti sağlamak olduğu görülüyor. Kart kabul eden işyerlerinin yüzde 44’ü müşteri memnuniyetini en önemli gerekçe olarak gösterirken, yüzde 14’ü kredi ve banka kartlarının pratik ve hızlı bir ödeme yöntemi olmasını ön plana çıkarıyor. Kart kabul etmeyen işyerleri ise kart kabul etmeleri durumunda görecekleri en önemli faydanın müşteri sayılarının artması olduğu görüşündeler.
Temassızla ödeme hızında sınırları aşıyoruz
Öte yandan mikro ödemelerde kredi kartı şifresi girme gerekliliğini ortadan kaldıran, kartı elden çıkmadan, saniyeler içerisinde ödeme yapmamızı sağlayan “Temassız Ödeme” teknolojisinin kullanımı da giderek artıyor. Son iki yılda temassız kullanan kart sahiplerinin oranı yaklaşık 3 katına çıkarken temassız ödemeden memnun kalanların oranının da yüzde 64’ten yüzde 77’ye yükseldiği gözleniyor.
Geleceğin ödemesi “mobil ödeme”
POS cihazları, e-ticaret siteleri ve cep telefonu uygulaması gibi ödeme yöntemi olarak kartları kullandığımız alanların sayısı, gelişen teknoloji ve değişen müşteri talepleriyle her geçen gün artıyor. Araştırma sonuçlarında ise bir ödeme aracı, hepsinin önünde yer alıyor: Mobil. 2015’te “Gelecekte ödemenizi hangi araçla yapmak istersiniz?” sorusuna “Cep telefonu” yanıtını verenlerin oranı yüzde 42 iken, 2017’de bu oranın yüzde 67’ye yükseldiği görülüyor.
İnternette en çok giyim ve aksesuar alışverişi yapıyoruz
Kart Monitör Araştırması’na göre kredi kartı kullanıcıları arasında internetten alışveriş yapma sıklığı ayda ortalama 2,1’e ulaşmış durumda. 2015’te bu sayının 1,5 olduğu düşünüldüğünde, internetten alışveriş yapma alışkanlığının ne kadar büyük bir hızla arttığı ortaya çıkıyor.
Kredi kartı sahiplerinin yüzde 32’si internetten giyim ve aksesuar ürünlerini satın aldıklarını söylerken, bu kategorileri yüzde 14’le yemek siparişi, yüzde 10’la market, elektronik ve gıda, yüzde 8’le havayolu/seyahat harcamaları takip ediyor.
“Türkiye, ödeme teknolojilerinin dijital çağına yön verecek”
Türkiye’nin Ödeme Yöntemi TROY’un katkılarıyla hazırlanan Kart Monitör Araştırması’nın sonuçlarını değerlendiren BKM Genel Müdürü Dr. Soner Canko şunları söyledi: “Ödeme teknolojileri, tüm dünyayı etkisi altına alan dijital dönüşüm çağına en hızlı uyum sağlayan sektörlerin başında geliyor. 2008’den bu yana yayınladığımız Kart Monitör Araştırması ilk günden bugüne incelendiğinde çok çarpıcı bir gerçeği ortaya koyuyor. Ülkemizde her yıl ödemelerde nakit kullanım oranı düşerken başta kredi kartı olmak üzere yenilikçi ödeme yöntemlerinin kullanım oranı hızla artıyor. Bu sonuçlar bize gösteriyor ki; ödemelerin dijital dönüşümü ve bunun nihai sonucu olan ‘nakitsiz ödemeler toplumu’ birçok ülke için henüz hayalken, ülkemiz için artık sağlam bir ekosistemin desteklediği, ulaşılabilir ve somut bir hedef haline gelmiş durumda. Araştırmanın da ortaya koyduğu üzere, Türkiye’nin bu gelişmelerle yön verdiği ödeme sistemlerinin dijital dönüşüm süreci 2018’de de devam edecek ve Türkiye ödeme teknolojilerinde dünyaya ilham vermeyi sürdürecek.”
Genel Haberler
Dev satın alma tamamlandı
CarrefourSA hisselerinin yüzde 89,28’inin Aydın Grup bünyesindeki Yeni Mağazacılık’a (A101) devri tüm yasal onayların ardından resmen tamamlandı.
Şirketten yapılan açıklamaya göre, CarrefourSA’nın sermayesini temsil eden payların yüzde 89,28’lik bölümünün Aydın Grup’a devrine ilişkin Rekabet Kurumu dahil tüm yasal onay süreçleri tamamlandı ve devir işlemi gerçekleşti.
Devirle birlikte Aydın Grup bünyesindeki Yeni Mağazacılık şemsiyesi altında yer alan perakende devleri CarrefourSA ve A101, faaliyetlerini farklı yönetim yapıları altında, ayrı segmentlerde ve kendi marka kimliklerini koruyarak bağımsız şekilde sürdürecek. Bu yeni döneme CarrefourSA CEO’su Hatice Evren liderlik edecek.
Açıklamada görüşleri yer alan Aydın Grup Yönetim Kurulu Üyesi Erhan Bostan, yeni bir sayfa açtıklarını belirterek, şu ifadeleri kullandı:
“CarrefourSA’nın yeni yatırımımızla sağlamlaşacak finansal yapısı, bize daha cesur adımlar atma imkanı veriyor. Mağazalarımıza gelen herkes için daha iyi bir deneyim sunmayı, alışverişi daha keyifli hale getirmeyi hedefliyoruz. İş ortaklarımız ve tedarikçilerimiz açısından da güven veren, değer yaratan ve birlikte büyüme iştahını artıran bir iş ortağı olmayı önemsiyoruz. Çalışanlarımız için ise enerjisi yüksek, gelişim alanı açan, parçası olmaktan gurur ve heyecan duyulan bir iş yeri olmayı hedefliyoruz. Güçlü bir finansman, ekosistem ve sağlıklı bir ticaret, bu yolculuğun merkezinde yer alacak.”
Erhan Bostan, CarrefourSA’nın en güçlü yönlerinden birinin taze, kaliteli ve zengin ürün çeşitliliği olduğunu belirterek, bu gücü daha da büyüterek Türkiye’nin dört bir yanına taşıyacaklarını bildirdi.
Bostan, “Hedefimiz, Türkiye’nin her ilinde ve çok daha fazla noktada tüketicilere ulaşmak ve erişilebilirlikle kaliteyi birlikte geliştirmektir. Ekonomiye kattığımız değeri, istihdamımızı ve yerli tedarikçilerimizle kurduğumuz iş birliğini çok daha öteye götüreceğiz.” açıklamasında bulundu.
Sabancı Holding 85.5 milyon dolar ödeme yaptı
Nisan ayında satışa ilişkin Sabancı Holding tarafından yapılan açıklamada satış işleminin 325 milyon dolarlık şirket değeri üzerinden yapılacağı ifade edilmişti.
Söz konusu açıklamada şu bilgiler yer almıştı:
“Söz konusu Sözleşme uyarınca, Carrefoursa’nın 325.000.000 ABD Doları olarak belirlenen toplam şirket değeri esas alınarak hesaplanacak nihai hisse değeri, kapanış tarihindeki net borç ve işletme sermayesi tutarları üzerinden yapılacak kapanış düzeltmelerine tabi olacaktır. Kapanış düzeltmeleri sonucunda hesaplanacak nihai hisse değerinin negatif olması halinde, söz konusu negatif farkın ana ortaklara isabet eden kısmının tamamı için Hacı Ömer Sabancı Holding A.Ş.’ye ek bir finansal yükümlülük çıkabilecektir.”
Sabancı Holding tarafından KAP’a gönderilen açıklamada ise şu bilgiler yer aldı:
“Carrefoursa’nın 325.000.000 USD olarak belirlenen toplam şirket değerinin, sözleşmede belirtilen şartlara uygun şekilde kapanış tarihindeki net borç ve net işletme sermayesi tutarları dikkate alınarak düzeltilmesi sonucunda Sabancı Holding tarafından Yeni Mağazacılık A.Ş.’ye 85.479.120 USD ödeme yapılmış olup, kapanış hesaplarında yapılacak çalışma sonrasında söz konusu ödeme tutarı güncellenecektir.”
CarrefourSA CEO Kutay Kartallioğlu, bu konuda şu açıklamada bulundu:
“Şirketimizde yeni bir dönem başlıyor: Yapılan Genel Kurul toplantısı ile birlikte şirketimizin ana hissedarlık yapısı değişti ve Yeni Mağazacılık A.Ş. (Aydın Grubu) CarrefourSA’nın ana hissedarı oldu. A101 ve CarrefourSA markaları farklı yönetim yapıları ve ayrı çatılar altında, kendi marka kimliklerini koruyarak bağımsız şekilde hareket edecekler, bunu tekrar vurgulamak isterim. Şirketimize, iş ortaklarımıza, müşterilerimize ve tüm CarrefourSA ailesine hayırlı, uğurlu olsun.
Ben ise CarrefourSA’da geçen 22 yıl ve Sabancı Topluluğu bünyesindeki 25 yıllık yolculuğumun ardından bayrağı devrediyorum; planlı ve güvenli bir geçiş için bir süre daha CEO danışmanı olarak destek vermeye devam edeceğim.
Son sekiz yıldır CarrefourSA’nın CEO’su olarak görev yapmak, meslek hayatımın en büyük ayrıcalıklarından biri oldu. Bugün geriye dönüp baktığımda, büyük bir gurur ve derin bir minnettarlık hissediyorum.
Bu süreçte CarrefourSA’yı daha güçlü, daha çevik ve geleceğe daha hazır bir şirkete dönüştürmek için önemli adımlar attık. Dijital dönüşümü hızlandırdık, yapay zekâyı iş yapış biçimimizin ayrılmaz bir parçası hâline getirdik, çok kanallı yapımızı güçlendirdik, sürdürülebilirlik hedeflerimizi ileri taşıdık ve uzun yıllar değer üretmeye devam edecek bir inovasyon kültürü oluşturduk.
Ancak en değerlisi, tüm bunları birlikte başarmış olmamızdı. Bu yolculuk boyunca birlikte çalışma ayrıcalığını yaşadığım tüm CarrefourSA ailesine; Sabancı Topluluğu’na, Carrefour Grubu’na, Yönetim Kurulumuza, müşterilerimize, tedarikçilerimize ve iş ortaklarımıza gönülden teşekkür ediyorum. Güveniniz, desteğiniz ve ortak vizyonumuza olan inancınız, bu başarı hikâyesinin en değerli parçası oldu.
Şimdi ise geçmişe duyduğum büyük bir minnettarlıkla, geleceğe aynı heyecan ve merakla bakıyorum. Teknolojinin, yapay zekânın ve dönüşüm odaklı liderliğin iş dünyasını yeniden şekillendirdiği bu dönemde; büyüme, dönüşüm ve kalıcı değer yaratımına katkı sağlamayı heyecanla bekliyorum.
Bu yolculukta birlikte yürüdüğüm herkese gönülden teşekkür ediyorum.”
Yeni CEO Hatice Evren kimdir?
CarrefourSA ve A101, faaliyetlerini farklı yönetim yapıları altında, ayrı segmentlerde ve kendi marka kimliklerini koruyarak bağımsız şekilde sürdürecek. CarrefourSA’daki yeni döneme ise CEO Hatice Evren liderlik edecek.
Boğaziçi Üniversitesi Endüstri Mühendisliği bölümü mezunu olan Hatice Evren, 2010 yılında ABD’ye giderek New York Üniversitesi’nde Yönetim yüksek lisansı yaptığı sırada Araştırma Asistanı olarak çalıştı ve orada kendi girişimini de kurdu. Daha sonra The Boston Consulting Group bünyesinde çalışmaya başlayan Evren, Harvard Business School’da MBA eğitimini tamamladı. MBA sonrası The Boston Consulting Group İstanbul ve Dubai ofislerinde çalıştı.
2019 yılından itibaren Getir’e katılan Hatice Evren, Chief Transformation Officer olarak göreve başladı. 2021 yılında Getir ve GetirMore’un CEO’luğunu üstlendi. 2023 -2024 arasında Chief of Global Functions olarak teknoloji, veri, ürün, müşteri hizmetleri, tedarik ve lojistik zinciri ve operasyonel mükemmellik departmanlarında tüm coğrafyalarda (Türkiye, Avrupa, ABD) küresel fonksiyonların liderliğini yaptı. Ocak 2024-Kasım 2024 arasında ABD Grubu (Getir&Fresh Direct) CEO’su olarak görev yaptı. Getir’in Türkiye’deki market hizmetlerinin (Getir & GetirBüyük) CEO’su olarak devam etti.
Genel Haberler
İstanbul Ticaret Üniversitesi’nden ödüllü yarışma
İstanbul Ticaret Üniversitesi, “Bilgi, Organize Perakendesiyle Buluşuyor” adı altında bir yarışma düzenledi.
Dereceye girenlere “Ekrem Özen Perakende Değer Katan Araştırmalar” ödülü verilecek. “Organize Gıda Perakende Yönetiminde Yeni Paradigmalar” kitabında da özgün araştırmalara yer alacak.
Üniversiteden yapılan açıklamada, “Organize gıda perakendeciliğine yönelik özgün araştırmalara editörlü kitapta yayınlama fırsatı tanınacak” yer alırken jüri tarafından seçilen çalışmalarında ödüllendirileceği ifade ediliyor.
Konu başlığı ve özet gönderimi için son tarih ise 7 Ağustos 2026.
İletişim: retailresearch@ticaret.edu.tr
Genel Haberler
Müşteri ilişkilerinde yapay zeka devrimi
Küresel pazar verilerine göre, müşteri ilişkileri yönetimi dünyada en hızlı büyüyen yazılım segmenti olmayı sürdürürken pazar büyüklüğünün 2026 yılında 126,17 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Yatırım getirisinin (ROI) her 1 dolarlık harcama için yaklaşık 8,71 dolar kazanç sağladığı bu yeni ekonomik düzende, veri odaklı stratejiler bir tercih olmaktan çıkarak her ölçekteki işletme için stratejik bir gereklilik haline geliyor. Özellikle hiper-kişiselleştirme ve deneyim ekonomisinin ön plana çıktığı günümüzde, müşterinin bir sonraki adımını tahmin edebilen yapay zeka destekli sistemler rekabetin ana belirleyicisi konumunda bulunuyor.
Nitekim Nobel ödüllü davranış bilimci Daniel Kahneman’ın “hızlı ve yavaş düşünme” teorisine göre insan kararlarının yaklaşık yüzde 95’i bilinçaltında ve anlık şekilleniyor; yalnızca yüzde 5’i bilinçli bir akıl yürütmeden geçiyor. Geleneksel CRM sistemleri ise büyük ölçüde bu yüzde 5’lik katmanı, yani müşterinin ne aldığını kaydedebiliyor; kararın arkasındaki asıl tetikleyiciyi, nedeni ise büyük ölçüde kaçırıyor.
Yapay Zeka destekli müşteri yönetiminin kurumsal gelecekteki rolünü vurgulayan OBASE CEO’su ve Kurucu Ortağı Dr. Bülent Dal, konuyu şu sözlerle özetliyor: “CRM sistemleri sayesinde uzun süredir müşterilerimizin davranışsal verisini yüksek doğrulukla gözlemleyebiliyoruz. Müşterilerin neye, ne zaman, ne kadar ve ne sıklıkta para harcadığını ölçebilir durumdayız. Makine öğrenmesi tabanlı modellerle bir sonraki satın alma davranışını tahmin edebiliyor, ‘ne satın alabilir?’ sorusuna güçlü cevaplar üretebiliyoruz.”
Geleneksel yöntemlerin kurumsal veriyi analiz etme yeteneğine sahip olduğunu ancak arka plandaki derin motivasyonu çözme noktasında yeni nesil teknolojilere ihtiyaç duyduğunu belirten Dal, sözlerine şöyle devam etti: “Büyük Dil Modelleri (LLM) artık bu süreci kökten değiştiriyor; müşteri etkileşimlerini sayısal verilerin ötesine taşıyarak anlamsal veri olarak işliyor. Sohbet kayıtları, çağrı merkezi transkriptleri, e-posta içerikleri ve sosyal medya mesajları aracılığıyla müşterinin gerçek ‘niyetini’ ve motivasyonunu kavramak artık mümkün hale geliyor. Böylece CRM sistemleri, sadece davranışsal hareketleri izleyen yapılar olmanın ötesine geçerek gerçek anlamda kurumsal motivasyonları anlayan yepyeni bir mimariye dönüşüyor. Örneğin bir müşteri ‘hafta sonu misafirlerim gelecek, glutensiz tarifler için neler önerirsin?’ diye sorduğunda, aslında yalnızca bir sepet değil; kalıcı bir beslenme hassasiyeti hakkında bilgi veriyor. Ya da bir kutlama için ürün ararken, taraftarı olduğu takımı ve katılmaktan keyif aldığı etkinlik türünü de bizimle paylaşmış oluyor. Bu bilgiyi elinde tutan perakendeci, müşterisini artık çok daha derinden tanıyor.”
AIR ile CRM teknolojileri öğrenen yapılara dönüşüyor
AIR Yapay Zeka Platformu, CRM sistemlerini yalnızca analiz yapan araçlar olmaktan çıkarıp sürekli öğrenen sistemlere dönüştürüyor. Geleneksel sistemlerde müşteri davranışının pasif olarak izlendiği dönem, yerini yapay zeka destekli aktif öğrenme süreçlerine bırakıyor. Kullanıcıdan gelen tüm bilgileri bağlamsal olarak ele alıp işleyen bu yeni mimaride; müşteri, ürün arama sürecinde satın alma gerekçesini kendi ifadeleriyle ayrıntılı biçimde ortaya koyabiliyor. Satın alma sürecine eşlik eden yapay zeka araçları, müşteriye doğrudan ‘Bu ürünü neden tercih ettiniz?’ diye sorarak bu kıymetli bilgiyi kurumsal hafızanın resmi ve sistematik bir parçası hâline getiriyor.
Obase AIR; yapay zekanın kurumlarda güvenli, anlamlı ve sürdürülebilir biçimde çalışabilmesi için gereken tüm bileşenleri tek bir mimaride bir araya getiren uçtan uca bir platformdur. Kurumun dağınık veri kaynaklarını, iş süreçlerini ve yapay zekâ modellerini ortak bir zeminde buluşturarak teknolojiyi operasyonların ayrılmaz bir parçası hâline getiriyor.
Büyük dil modellerini (LLM) kurumun kendi verisiyle çalışacak şekilde konumlandıran platform, yapay zeka profesyonellerine genel geçer cevaplar üreten bir araç sunmanın ötesine geçerek kurumun bağlamını, terminolojisini ve müşteri gerçekliğini anlayan güçlü bir iş ortağına dönüşüyor. Güvenli veri yönetişimi, yapılandırılmamış veriyi anlamlandıran bağlamsal zeka yardımı ve mevcut sistemlerle sorunsuz entegrasyon bu yapının temel taşlarını oluşturuyor. Bu bütünleşik ekosistemde kurumlar artık sadece ‘ne olduğunu’ değil, ‘neden olduğunu’ yani davranışın altındaki gerçek motivasyonu da anlayan, ölçeklenebilir ve kalıcı bir kurumsal yeteneğe kavuşuyor.
