Sosyal Medya Hesaplarımız

Genel Haberler

Teşvik talebi Ortak Gelişim Kongresi’ne damga vurdu

Editör
Abone Ol:

Gıda enflasyonu tüm yönleriyle özel sektör ve kamu tarafından mercek altına alındı, yeni çözüm reçeteleri yazıldı.

Gıda enflasyonunun tüm yönleriyle ele alındığı kongrede konular, bununla sınırlı kalmadı. Ulusal ve hatta uluslararası arenada başarı yakalamış markaların üst düzey yöneticilerinin yaptıkları açıklamalar, söz konusu markaların uyguladıkları stratejilerin yanı sıra gelecek stratejileri hakkında da ipuçlarını ortaya koyarken, başarı zincirini oluşturmak için halkaların her birinde tüketici başta olmak üzere herkese ve her kesime fayda ve değer yaratmanın en önemli unsur olduğu ortaya çıktı.

Kongrenin açılış konuşmaları GPD Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Songör ve TAMPF Başkanı Kubilay Özerkan tarafından yapıldı. Mustafa Songör, “Perakende sektörü, çarpan etkisiyle beraber ekonomide daha güçlü bir etki yaratıyor. Bu önemli etkiyi yaratan bir sektörün teşviklerle daha da güçlendirilmesi gerekir” ifadeleriyle dikkat çekerken, Kubilay Özerkan ise “Perakende sektörü, sürekli istihdam yaratarak ekonomiye kalıcı değer yaratmakta öncülük ediyor. Esnek çalışma ve asgari ücret konusunda desteklerin gündeme alınmasını bekliyoruz” diye konuştu.

Türkiye ekonomisi için yarattığı katma değeri her geçen yıl artırarak 2016 istatistiklerine göre üyeleriyle 105 milyar TL ciro ve 35 bin satış noktasında 300 binin üzerinde istihdam yaratan Gıda Perakendecileri Derneği (GPD), 10 Ekim 2017’de “Perakendenin Yarattığı Değer” temasıyla “Ortak Gelişim Kongresi”ni dördüncü defa düzenledi. 800’ün üzerinde perakendeci ve tedarikçinin katıldığı kongre, daha öncekiler gibi büyük bir ilgi gördü. Wyndham Grand İstanbul Levent’te gerçekleştirilen kongrede verilen ana mesaj, perakendenin yarattığı değerin sadece tüketiciye değil, tüm perakende eko sistemine ve ülke ekonomisine büyük katkı sağladığı oldu. Bu doğrultuda altı çizilen noktalardan biri de yeni değerler ve yeni yöntemler yolculuğunda tüketiciden gelen taleplerin yanı sıra daha iyi gıda ve daha düşük fiyat yaratmak için perakendeci ve tedarikçinin geliştirdikleri ortak çalışmalar oldu.

Açılış konuşmalarını GPD Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Songör ve Türkiye Alışveriş Merkezleri ve Perakendeciler Federasyonu (TAMPF) Yönetim Kurulu Başkanı Kubilay Özerkan’ın yaptığı kongrede sahneye çıkan ve tüm boyutlarıyla tartışılan konulardan biri gıda enflasyonu oldu. Diğer yandan sektörün gündemini yeniden belirleyecek kadar önemli konular hakkında alanının uzman ve üst düzey yöneticileri tarafından yapılan değerlendirmeler ve öngörülerle, perakende sektöründe tüketici yararına gelişimin, başarının en önemli unsurlarından biri olduğu çarpıcı örneklerle bir kez daha dile getirildi. Kongrede sektörün yakın ve orta vadeli geleceğine hakim olacak trendler hakkında da ilginç fotoğraflar ortaya çıktı.

gpd ortak gelisim kongresi katilim

Sadece ulusal alandaki başarı değil, uluslararası başarıyı yakalamış köklü isimlerin anlattıkları, tüketici odaklı başarının formüllerini ortaya çıkardı.

Diğer yandan etkinlikleriyle de ilgi gören “Ortak Gelişim Kongresi”nde tedarikçilerle Türkiye’nin en büyük gıda perakendecilerini bir araya getirerek tüketici odaklı yeni işbirlikleri geliştirmeye odaklanan 45 dakikalık “Tanışma Maratonu” ve 800’ü aşkın kişinin katılımıyla düzenlenen “Elektronik Oylama” gibi etkinlikler de ortaya çıkardıkları sonuçlar ile oldukça büyük ilgi gördü.

Ayrı bir salonda oluşturulan sergi alanında ise küçük üreticiler, ürünlerini sergileyerek ulusal perakendecilerle tanışma fırsatı yakaladılar. Küçük ve yerel üreticilerin büyümesini ve tüm yurda yayılmasını hedefleyen Ortak Gelişim Kongresi, yarattığı bu fırsatla da üreticilere desteğini sürdürdü.

mustafa songor gpd kongresi konusmaGPD Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Songör, perakendenin çarpan etkisine değinerek, sözlerini şöyle sürdürdü: “Perakende sektörü, üretimin ilk safhalarından son tüketiciye kadar olan zincirin her halkasında, ürün ve hizmetlere, dolayısıyla ülke ekonomisine yeni bir değer ekliyor. Perakendenin çarpan etkisiyle, gıda perakendesinde yaratılan 1 birim değer, ülke ekonomimize 1.3 – 1.4 birim olarak ekleniyor. Yani bizde yaratılan 1000 TL, perakende ekosistemindeki üretim, nakliye, depolama, gibi tedarikçilerimiz, çözüm ortaklarımızla beraber ülke ekonomisine 1300 – 1400 TL olarak ekleniyor.”

Perakende sektörünün istihdama olan etkisini de vurgulayan Songör; “Yine yarattığımız değere ilişkin çarpıcı rakamları sizlerle paylaşmak isterim;

Türkiye toplam gelir vergisinin yüzde 18’i, kurumlar vergisinin yüzde 26’sı, KDV’nin yüzde 8’i perakende sektöründen sağlanıyor. Türkiye’nin önemli gündemi istihdama katkımız yadsınamaz boyutta; perakende sektörünün toplam çalışan sayısı 2 milyon civarında, Türkiye genelinde faaliyet bazında istihdam sağlama açısından perakende sektörü 2. sırada, Türkiye genel istihdamının % 13.6’sı ve hizmet sektörü istihdamının % 26’sı perakendede.” açıklamalarında bulundu.

Güncel konulara dair görüşlerini de açıklayan Songör; “Sebze meyve ticaretinde fireyi düşürme yolundaki çalışmaların çok önemli olduğunu biliyoruz. Bu, bizim de sürekli çözüm geliştirdiğimiz bir konu. Fireyi ve israfı önlemek için gerek bizler gerek tedarikçilerimiz yoğun çalışıyor. Enflasyonla mücadelede bu firenin azaltılmasının önemli bir etken olduğuna biz de inanıyoruz. Ancak, getirilen düzenlemenin maliyeti kârlılık ve verimlilik mücadelesindeki sektörümüze ek bir yük getirecek. Düzenleme; üretici, aracı, hal ve marketlerde ciddi bir maliyet yaratacak. Yatırım maliyetlerinin üzerine enerji ve bakım maliyeti de eklenecek. Bu maliyetlerin tüketicimize en az düzeyde yansıması için, şimdiye kadar perakendenin pek de faydalanamadığı bir teşvik sistemi geliştirilmesini elzem buluyoruz. Üretici ve aracıların teşviklerle desteklenmesi gündemde iken, esas maliyeti yüklenen perakendecilerin bu teşvikler dışında bırakılmaması gerekir.” dedi.

Personel maliyetlerindeki artışa da değinen Songör, asgari ücret için getirilen desteğin uzatılmasının gündeme alınmasını beklediklerini vurguladı.

TAMPF Yönetim Kurulu Başkanı Kubilay Özerkan da, perakendenin Türkiye’nin önemli sorunlarından olan istihdama katkısını vurgulayarak esnek çalışma ve eğitim desteklerinin yetersiz kaldığına dikkat çekti. Özerkan şöyle konuştu: “Perakende sektörü büyürken istihdama önemli destek sağlıyor. Özellikle de kadın ve genç istihdamında öncülük ediyoruz. Perakende sektöründeki kadın çalışan oranı 2014 yılına göre %18 artarken, erkek çalışan oranı %5 oranında artmakta. Ancak, mevcut durumda kadın ve genç istihdamı açısından esnek çalışma ve asgari ücret konusunda desteklerin gündeme alınmasını bekliyoruz.”

Gıda enflasyonu tüm yönleriyle özel sektör ve kamu tarafından mercek altına alındı, yeni çözüm reçeteleri yazıldı

“Ortak Gelişim Kongresi”nde düzenlenen paneller, sorunların tüm boyutlarıyla ele alınması ve çözümlerin masaya yatırılması kadar somut başarı hikâyelerinden ortaya çıkan başarı formüllerine odaklandı. Bu yönde düzenlenen ilk panel, sektörün olduğu kadar Türkiye’nin de gündeminden düşmeyen gıda enflasyonu oldu.

Moderatörlüğünü Bloomberg HT Ekonomi Koordinatörü Gökhan Şen’in yaptığı “Gıda Enflasyonuna Farklı Bakış Açıları ve Tedbirler” isimli panelin konuşmacıları yaptıkları değerlendirmelerle gıda enflasyonunun bilindik öyküsü kadar bilinmeyen yönleri ve çözüme giden yolları konuştular. Gıda enflasyonuyla ilgili çarpıcı değerlendirmeleri yapan isimler Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı İsmail Yücel, Merkez Bankası Yapısal Ekonomik Araştırmalar Genel Müdürü Doç. Dr. Semih Tümen, TAMPF Yönetim Kurulu Başkanı-Metro Toptancı Market CEO’su Kubilay Özerkan ile GPD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı-Migros Ticaret A.Ş. CEO’su Özgür Tort oldu.

Tedarik zincirindeki her halka, enflasyonla mücadelede önem taşıyor

Perakendecilerin daha hızlı ve kaliteli ürün temini için doğrudan alıma yönelmelerinin enflasyonla mücadelede de önemli rol oynadığını belirten TAMPF Yönetim Kurulu Başkanı-Metro Toptancı Market CEO’su Kubilay Özerkan; “Gıda enflasyonu konusuna sadece fiyatlardaki dalgalanma olarak yaklaşmıyor, bu konuyu bir milli servet ve ekonomik değer olarak ele alıyoruz. Bu sebeple, tüketim analizleriyle planlı üretimi teşvik ediyor, üreticiyi eğiterek ve sertifikalandırarak katma değeri yüksek ürünler üretmesini sağlıyoruz ve kooperatifçiliği, özellikle kadın kooperatiflerini destekliyoruz. Tarım kooperatiflerinin yanı sıra Türkiye’nin dört bir yanındaki balıkçı kooperatifiyle de işbirliği yaparak balıkçılık alanında da sürdürülebilir bir iş modeli ortaya koyuyor, ekonomiye katkı sağlıyoruz.”

Kooperatifleşme güçlü üretici ve kazançlı tüketici demek

Gıda enflasyonu ile mücadelede kooperatifleşmenin önemine dikkat çeken GPD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Migros Ticaret A.Ş. CEO’su Özgür Tort ise sözlerini şöyle sürdürdü: “Gıda enflasyonunda dengenin sağlanması ve maliyetlerin düşürülmesi için; üreticinin desteklenmesi, üretim ve paketlemede standartların sağlanması, güçlü bir lojistik sisteminin kurulması önemli. Fakat enflasyonla mücadelenin özünde aracıların azaltılması yatıyor. Orta ve uzun vadede kooperatiflerin çoğalarak büyük, güçlü ve kurumsal yapılar haline gelmesi, özel sektörün de bunun içinde yer alması gerekiyor. Biz, meyve-sebzede temin ettiğimiz ürünlerin yarıya yakınını doğrudan müstahsil ve kooperatiflerden alıyoruz. Türkiye’de Tarım Kredi Kooperatifleri ile ilk ve en fazla çalışan perakendeciyiz.”

Perakendede başarıya ulaşanlar, başarı hikâyesine giden yolun rotasını paylaştılar

Başarıyı uzun soluklu bir maraton olarak görmeleri kadar bu başarının elde edilebilmesi için başarı zincirindeki her bir noktanın güçlü olması gerektiği değeriyle hareket edenlerin başarılı olmanın formüllerini paylaştıkları “Başarı Hikayeleri” paneli ise yine büyük ilgi gördü. İki ayrı oturumda planlanan panelin Veriye Dayalı Çözümlerle Verimliliği Yakalamak” oturumundaki isimler Obase Yönetim Kurulu Üyesi ve Kurucu Ortağı Haluk Alpay, Makro Market A.Ş. Lojistik Müdürü Görkem Arslan, Migros Ticaret A.Ş. Bilgi Teknolojileri ve İş Geliştirme Direktörü Kerim Tatlıcı oldu. Merkeze her adımda kaliteyi koyarak başarıya ulaşanların katıldıkları “Önce Kalite” oturumunun konuşmacıları ise McDonald’s Genel Müdürü Oğuz Uçanlar, Ulusal Kırmızı Et Konseyi Yönetim Kurulu Başkanı-Hacıince Konya Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Hacıince oldu.

Perakendenin dört büyük ismi yeni normali, gerçek patronun kim olduğunu, fayda sağlamanın ilk halkasını ve eşitlikçi bir iş anlayışını anlattı

Diğer yandan, “Ortak Gelişim Kongresi”nde kendi alanlarında ulusal ve hatta uluslararası başarıları yakalamış isimlerle gerçekleştirilen söyleşiler, gıda perakendeciliğindeki trend yaratan uygulamaların yanı sıra geleceğin gıda perakendeciliğinde yolculuğa çıkardı.

Söyleşiler, Bilgi Üniversitesi Öğretim Görevlisi, Gazeteci, Yazar Dr. Fatoş Karahasan tarafından gerçekleştirildi. Coca-Cola İçecek Türkiye Genel Müdürü Tugay Keskin, “Karmaşık Dünyada Başarı İçin 5+3 İpucu” başlıklı söyleşide kaotik dünyada başarıyı yakalamanın izlerini sürerken, P&G Türkiye ve Kafkasya Yönetim Kurulu Başkanı Tankut Turnaoğlu’nun söyleşi sırasındaki açıklamaları, şirkette gerçek patronun kim olduğunu ortaya çıkardı. Turnaoğlu, “30 Yıllık Başarımızın Sınırı: Patron İstedi Biz Yaptık” söyleşisi ile tüketiciyi patron olarak algılamayı anlamanın ve bunu uygulamanın yöntemleri hakkında P&G’nin stratejisini paylaştı. Unilever Türkiye Satış ve Müşteri Geliştirmeden Sorumlu Başkan Yardımcısı Ali Fuat Orhanoğlu ise söyleşide eşitlikçi bir uygulamanın yarattığı verimli sonuçların altını çizdi. Orhanoğlu, “Eşitlik Kazandırır” temalı söyleşisinde kadının istihdam ve işgücüne katılımının önemine, kadının güçlenmesinin iş dünyası tarafından sahiplenilmesine, bu alanda atılması gereken adımlara ve perakende sektöründe kadının işgücüne katılımına işaret ederken, Unilever’in bu yöndeki uygulamalarına ve aldıkları verimli sonuçlara dikkat çekti. Karahasan’ın son söyleşisi ise PepsiCo Türkiye ve Büyük Balkanlar Kurumsal İletişim Kıdemli Direktörü Esra İren ile oldu. İren’in söyleşi sırasındaki değerlendirmeleri ise sürdürülebilirlik vizyonunun anahtar uygulamalarından birini gözler önüne serdi. İren, “Fayda Gözeten Performans Vizyonu Kapsamında PepsiCo Tarım Uygulamaları” söyleşisinde şirketin, dünyanın en büyük tarım işletmelerinden biri olduğuna vurgu yaparken, tarım alanındaki uygulamaları ve bu alanda yarattıkları katma değerli faaliyetlerde fayda yaratmayı en önemli unsurlardan biri olarak nitelendirdi.

2017’ye hangi trendler damga vurdu, geleceğin tüketicisi kimdir, gıdada dünya trendleri nedir, sektörün ekonomiyle çok yönlü bağlantısı nasıl çözülebilir sorularına yanıt verildi

“Ortak Gelişim Kongresi”nde tartışılan konular ve açıklamalarıyla sektörün gündemini belirleyen isimler bunlarla sınırlı kalmadı. “Hızlı Tüketim Ürünlerinde Perakende ve Alışverişçi Trendleri” değerlendirilen bir diğer konu oldu. Nielsen Genel Müdürü Didem Şekerel Erdoğan ve Perakende Hizmetleri Direktörü Tamer Gülsaç, bu alandaki son trendleri, gelişen kanalları, büyümeye katkı sağlayan kategoriler, inovatif yaklaşımlar ve yeni trendleri anlattılar. bpnİstanbul CEO’su Nüzhet Algüneş, “Pazarlama – Geleceğin Tüketicisine Bakış” başlıklı konuşmasıyla geleceğin fotoğrafını çeken isimlerden bir diğeri olurken, GS1 Başkanı ve CEO’su Miguel Lopera ise tüm dünyada sorunsuz bir ticaretin formülünü, “GS1: Ticaretin Küresel Dili” başlıklı konuşmasıyla paylaştı.

Diğer yandan, kongrenin iki önemli konuğu, gıda perakendeciliğine getirdikleri farklı bakış açıları ile dikkat çeken diğer isimler oldular. ECE Projektmanagement Küresel Gıda Servisi Başkanı Jonathan Doughty, “Gıda Servisinde Dünya Trendleri” hakkında yaptığı tespitler ve öngörülerle gıda servisinde günümüz kadar geleceğin yönünü çizerken, Sabancı Üniversitesi Finans Kürsü Başkanı Prof. Dr. Özgür Demirtaş ise “Ekonomi, Finans, Teknoloji, Gelecek ve Siz” konuşmasıyla gıda perakendeciliğinin çok yönlü dünyası hakkında ezber bozan açıklamalar yaptı.

Devamını Oku
Yorum Yapın

Yorumunuz

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Advertisement

Genel Haberler

Dev satın alma tamamlandı

Editör

Yazar:

CarrefourSA hisselerinin yüzde 89,28’inin Aydın Grup bünyesindeki Yeni Mağazacılık’a (A101) devri tüm yasal onayların ardından resmen tamamlandı.

Şirketten yapılan açıklamaya göre, CarrefourSA’nın sermayesini temsil eden payların yüzde 89,28’lik bölümünün Aydın Grup’a devrine ilişkin Rekabet Kurumu dahil tüm yasal onay süreçleri tamamlandı ve devir işlemi gerçekleşti.

Devirle birlikte Aydın Grup bünyesindeki Yeni Mağazacılık şemsiyesi altında yer alan perakende devleri CarrefourSA ve A101, faaliyetlerini farklı yönetim yapıları altında, ayrı segmentlerde ve kendi marka kimliklerini koruyarak bağımsız şekilde sürdürecek. Bu yeni döneme CarrefourSA CEO’su Hatice Evren liderlik edecek.

Açıklamada görüşleri yer alan Aydın Grup Yönetim Kurulu Üyesi Erhan Bostan, yeni bir sayfa açtıklarını belirterek, şu ifadeleri kullandı:

“CarrefourSA’nın yeni yatırımımızla sağlamlaşacak finansal yapısı, bize daha cesur adımlar atma imkanı veriyor. Mağazalarımıza gelen herkes için daha iyi bir deneyim sunmayı, alışverişi daha keyifli hale getirmeyi hedefliyoruz. İş ortaklarımız ve tedarikçilerimiz açısından da güven veren, değer yaratan ve birlikte büyüme iştahını artıran bir iş ortağı olmayı önemsiyoruz. Çalışanlarımız için ise enerjisi yüksek, gelişim alanı açan, parçası olmaktan gurur ve heyecan duyulan bir iş yeri olmayı hedefliyoruz. Güçlü bir finansman, ekosistem ve sağlıklı bir ticaret, bu yolculuğun merkezinde yer alacak.”

Erhan Bostan, CarrefourSA’nın en güçlü yönlerinden birinin taze, kaliteli ve zengin ürün çeşitliliği olduğunu belirterek, bu gücü daha da büyüterek Türkiye’nin dört bir yanına taşıyacaklarını bildirdi.

Bostan, “Hedefimiz, Türkiye’nin her ilinde ve çok daha fazla noktada tüketicilere ulaşmak ve erişilebilirlikle kaliteyi birlikte geliştirmektir. Ekonomiye kattığımız değeri, istihdamımızı ve yerli tedarikçilerimizle kurduğumuz iş birliğini çok daha öteye götüreceğiz.” açıklamasında bulundu.

Sabancı Holding 85.5 milyon dolar ödeme yaptı

Nisan ayında satışa ilişkin Sabancı Holding tarafından yapılan açıklamada satış işleminin 325 milyon dolarlık şirket değeri üzerinden yapılacağı ifade edilmişti.

Söz konusu açıklamada şu bilgiler yer almıştı:

“Söz konusu Sözleşme uyarınca, Carrefoursa’nın 325.000.000 ABD Doları olarak belirlenen toplam şirket değeri esas alınarak hesaplanacak nihai hisse değeri, kapanış tarihindeki net borç ve işletme sermayesi tutarları üzerinden yapılacak kapanış düzeltmelerine tabi olacaktır. Kapanış düzeltmeleri sonucunda hesaplanacak nihai hisse değerinin negatif olması halinde, söz konusu negatif farkın ana ortaklara isabet eden kısmının tamamı için Hacı Ömer Sabancı Holding A.Ş.’ye ek bir finansal yükümlülük çıkabilecektir.”

Sabancı Holding tarafından KAP’a gönderilen açıklamada ise şu bilgiler yer aldı:

“Carrefoursa’nın 325.000.000 USD olarak belirlenen toplam şirket değerinin, sözleşmede belirtilen şartlara uygun şekilde kapanış tarihindeki net borç ve net işletme sermayesi tutarları dikkate alınarak düzeltilmesi sonucunda Sabancı Holding tarafından Yeni Mağazacılık A.Ş.’ye 85.479.120 USD ödeme yapılmış olup, kapanış hesaplarında yapılacak çalışma sonrasında söz konusu ödeme tutarı güncellenecektir.”

CarrefourSA CEO Kutay Kartallioğlu, bu konuda şu açıklamada bulundu:

“Şirketimizde yeni bir dönem başlıyor: Yapılan Genel Kurul toplantısı ile birlikte şirketimizin ana hissedarlık yapısı değişti ve Yeni Mağazacılık A.Ş. (Aydın Grubu) CarrefourSA’nın ana hissedarı oldu. A101 ve CarrefourSA markaları farklı yönetim yapıları ve ayrı çatılar altında, kendi marka kimliklerini koruyarak bağımsız şekilde hareket edecekler, bunu tekrar vurgulamak isterim. Şirketimize, iş ortaklarımıza, müşterilerimize ve tüm CarrefourSA ailesine hayırlı, uğurlu olsun.

Ben ise CarrefourSA’da geçen 22 yıl ve Sabancı Topluluğu bünyesindeki 25 yıllık yolculuğumun ardından bayrağı devrediyorum; planlı ve güvenli bir geçiş için bir süre daha CEO danışmanı olarak destek vermeye devam edeceğim.

Son sekiz yıldır CarrefourSA’nın CEO’su olarak görev yapmak, meslek hayatımın en büyük ayrıcalıklarından biri oldu. Bugün geriye dönüp baktığımda, büyük bir gurur ve derin bir minnettarlık hissediyorum.

Bu süreçte CarrefourSA’yı daha güçlü, daha çevik ve geleceğe daha hazır bir şirkete dönüştürmek için önemli adımlar attık. Dijital dönüşümü hızlandırdık, yapay zekâyı iş yapış biçimimizin ayrılmaz bir parçası hâline getirdik, çok kanallı yapımızı güçlendirdik, sürdürülebilirlik hedeflerimizi ileri taşıdık ve uzun yıllar değer üretmeye devam edecek bir inovasyon kültürü oluşturduk.

Ancak en değerlisi, tüm bunları birlikte başarmış olmamızdı. Bu yolculuk boyunca birlikte çalışma ayrıcalığını yaşadığım tüm CarrefourSA ailesine; Sabancı Topluluğu’na, Carrefour Grubu’na, Yönetim Kurulumuza, müşterilerimize, tedarikçilerimize ve iş ortaklarımıza gönülden teşekkür ediyorum. Güveniniz, desteğiniz ve ortak vizyonumuza olan inancınız, bu başarı hikâyesinin en değerli parçası oldu.

Şimdi ise geçmişe duyduğum büyük bir minnettarlıkla, geleceğe aynı heyecan ve merakla bakıyorum. Teknolojinin, yapay zekânın ve dönüşüm odaklı liderliğin iş dünyasını yeniden şekillendirdiği bu dönemde; büyüme, dönüşüm ve kalıcı değer yaratımına katkı sağlamayı heyecanla bekliyorum.

Bu yolculukta birlikte yürüdüğüm herkese gönülden teşekkür ediyorum.”

Yeni CEO Hatice Evren kimdir?

CarrefourSA ve A101, faaliyetlerini farklı yönetim yapıları altında, ayrı segmentlerde ve kendi marka kimliklerini koruyarak bağımsız şekilde sürdürecek. CarrefourSA’daki yeni döneme ise CEO Hatice Evren liderlik edecek.

Boğaziçi Üniversitesi Endüstri Mühendisliği bölümü mezunu olan Hatice Evren, 2010 yılında ABD’ye giderek New York Üniversitesi’nde Yönetim yüksek lisansı yaptığı sırada Araştırma Asistanı olarak çalıştı ve orada kendi girişimini de kurdu. Daha sonra The Boston Consulting Group bünyesinde çalışmaya başlayan Evren, Harvard Business School’da MBA eğitimini tamamladı. MBA sonrası The Boston Consulting Group İstanbul ve Dubai ofislerinde çalıştı.

2019 yılından itibaren Getir’e katılan Hatice Evren, Chief Transformation Officer olarak göreve başladı. 2021 yılında Getir ve GetirMore’un CEO’luğunu üstlendi.  2023 -2024 arasında Chief of Global Functions olarak teknoloji, veri, ürün, müşteri hizmetleri, tedarik ve lojistik zinciri ve operasyonel mükemmellik departmanlarında tüm coğrafyalarda (Türkiye, Avrupa, ABD) küresel fonksiyonların liderliğini yaptı. Ocak 2024-Kasım 2024 arasında ABD Grubu (Getir&Fresh Direct) CEO’su olarak görev yaptı. Getir’in Türkiye’deki market hizmetlerinin (Getir & GetirBüyük) CEO’su olarak devam etti.

Devamını Oku

Genel Haberler

İstanbul Ticaret Üniversitesi’nden ödüllü yarışma

Editör

Yazar:

İstanbul Ticaret Üniversitesi, “Bilgi, Organize Perakendesiyle Buluşuyor” adı altında bir yarışma düzenledi.

Dereceye girenlere “Ekrem Özen Perakende Değer Katan Araştırmalar” ödülü verilecek. “Organize Gıda Perakende Yönetiminde Yeni Paradigmalar” kitabında da özgün araştırmalara yer alacak.

Üniversiteden yapılan açıklamada, “Organize gıda perakendeciliğine yönelik özgün araştırmalara editörlü kitapta yayınlama fırsatı tanınacak” yer alırken jüri tarafından seçilen çalışmalarında ödüllendirileceği ifade ediliyor.

Konu başlığı ve özet gönderimi için son tarih ise 7 Ağustos 2026.

İletişim: retailresearch@ticaret.edu.tr

Devamını Oku

Genel Haberler

Müşteri ilişkilerinde yapay zeka devrimi

Editör

Yazar:

Küresel pazar verilerine göre, müşteri ilişkileri yönetimi dünyada en hızlı büyüyen yazılım segmenti olmayı sürdürürken pazar büyüklüğünün 2026 yılında 126,17 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Yatırım getirisinin (ROI) her 1 dolarlık harcama için yaklaşık 8,71 dolar kazanç sağladığı bu yeni ekonomik düzende, veri odaklı stratejiler bir tercih olmaktan çıkarak her ölçekteki işletme için stratejik bir gereklilik haline geliyor. Özellikle hiper-kişiselleştirme ve deneyim ekonomisinin ön plana çıktığı günümüzde, müşterinin bir sonraki adımını tahmin edebilen yapay zeka destekli sistemler rekabetin ana belirleyicisi konumunda bulunuyor.

Nitekim Nobel ödüllü davranış bilimci Daniel Kahneman’ın “hızlı ve yavaş düşünme” teorisine göre insan kararlarının yaklaşık yüzde 95’i bilinçaltında ve anlık şekilleniyor; yalnızca yüzde 5’i bilinçli bir akıl yürütmeden geçiyor. Geleneksel CRM sistemleri ise büyük ölçüde bu yüzde 5’lik katmanı, yani müşterinin ne aldığını kaydedebiliyor; kararın arkasındaki asıl tetikleyiciyi, nedeni ise büyük ölçüde kaçırıyor.

Yapay Zeka destekli müşteri yönetiminin kurumsal gelecekteki rolünü vurgulayan OBASE CEO’su ve Kurucu Ortağı Dr. Bülent Dal, konuyu şu sözlerle özetliyor: “CRM sistemleri sayesinde uzun süredir müşterilerimizin davranışsal verisini yüksek doğrulukla gözlemleyebiliyoruz. Müşterilerin neye, ne zaman, ne kadar ve ne sıklıkta para harcadığını ölçebilir durumdayız. Makine öğrenmesi tabanlı modellerle bir sonraki satın alma davranışını tahmin edebiliyor, ‘ne satın alabilir?’ sorusuna güçlü cevaplar üretebiliyoruz.”

Geleneksel yöntemlerin kurumsal veriyi analiz etme yeteneğine sahip olduğunu ancak arka plandaki derin motivasyonu çözme noktasında yeni nesil teknolojilere ihtiyaç duyduğunu belirten Dal, sözlerine şöyle devam etti: “Büyük Dil Modelleri (LLM) artık bu süreci kökten değiştiriyor; müşteri etkileşimlerini sayısal verilerin ötesine taşıyarak anlamsal veri olarak işliyor. Sohbet kayıtları, çağrı merkezi transkriptleri, e-posta içerikleri ve sosyal medya mesajları aracılığıyla müşterinin gerçek ‘niyetini’ ve motivasyonunu kavramak artık mümkün hale geliyor. Böylece CRM sistemleri, sadece davranışsal hareketleri izleyen yapılar olmanın ötesine geçerek gerçek anlamda kurumsal motivasyonları anlayan yepyeni bir mimariye dönüşüyor. Örneğin bir müşteri ‘hafta sonu misafirlerim gelecek, glutensiz tarifler için neler önerirsin?’ diye sorduğunda, aslında yalnızca bir sepet değil; kalıcı bir beslenme hassasiyeti hakkında bilgi veriyor. Ya da bir kutlama için ürün ararken, taraftarı olduğu takımı ve katılmaktan keyif aldığı etkinlik türünü de bizimle paylaşmış oluyor. Bu bilgiyi elinde tutan perakendeci, müşterisini artık çok daha derinden tanıyor.”

AIR ile CRM teknolojileri öğrenen yapılara dönüşüyor

AIR Yapay Zeka Platformu, CRM sistemlerini yalnızca analiz yapan araçlar olmaktan çıkarıp sürekli öğrenen sistemlere dönüştürüyor. Geleneksel sistemlerde müşteri davranışının pasif olarak izlendiği dönem, yerini yapay zeka destekli aktif öğrenme süreçlerine bırakıyor. Kullanıcıdan gelen tüm bilgileri bağlamsal olarak ele alıp işleyen bu yeni mimaride; müşteri, ürün arama sürecinde satın alma gerekçesini kendi ifadeleriyle ayrıntılı biçimde ortaya koyabiliyor. Satın alma sürecine eşlik eden yapay zeka araçları, müşteriye doğrudan ‘Bu ürünü neden tercih ettiniz?’ diye sorarak bu kıymetli bilgiyi kurumsal hafızanın resmi ve sistematik bir parçası hâline getiriyor.

Obase AIR; yapay zekanın kurumlarda güvenli, anlamlı ve sürdürülebilir biçimde çalışabilmesi için gereken tüm bileşenleri tek bir mimaride bir araya getiren uçtan uca bir platformdur. Kurumun dağınık veri kaynaklarını, iş süreçlerini ve yapay zekâ modellerini ortak bir zeminde buluşturarak teknolojiyi operasyonların ayrılmaz bir parçası hâline getiriyor.

Büyük dil modellerini (LLM) kurumun kendi verisiyle çalışacak şekilde konumlandıran platform, yapay zeka profesyonellerine genel geçer cevaplar üreten bir araç sunmanın ötesine geçerek kurumun bağlamını, terminolojisini ve müşteri gerçekliğini anlayan güçlü bir iş ortağına dönüşüyor. Güvenli veri yönetişimi, yapılandırılmamış veriyi anlamlandıran bağlamsal zeka yardımı ve mevcut sistemlerle sorunsuz entegrasyon bu yapının temel taşlarını oluşturuyor. Bu bütünleşik ekosistemde kurumlar artık sadece ‘ne olduğunu’ değil, ‘neden olduğunu’ yani davranışın altındaki gerçek motivasyonu da anlayan, ölçeklenebilir ve kalıcı bir kurumsal yeteneğe kavuşuyor.

Devamını Oku
Advertisement

Etiketler

POPÜLER