Sosyal Medya Hesaplarımız

Genel Haberler

Türkiye ayakkabı sektörü 2023 hedefi 2 milyar dolar

Editör
Türkiye Ayakkabı Sektörü Araştırma Geliştirme ve Eğitim Vakfı (TASEV) Başkanı TASEV Başkanı Tan Erdoğdu.
Abone Ol:

Ayakkabı sektörü kur dalgalanmalarına rağmen büyümesini sürdürüyor.

Türkiye Ayakkabı Sektörü Araştırma Geliştirme ve Eğitim Vakfı (TASEV) Başkanı TASEV Başkanı Tan Erdoğdu, ihracatta geçtiğimiz yıl yüzde 15’lik artışın yaşandığı ayakkabı sektöründe bu yıl yüzde 7 artış beklediklerini söyledi. Bunun sebebini de 2018 yılında yaşanan kurlardaki dalgalanmalara bağlayan Erdoğdu, “Olumsuz koşullar 2019 yılının başından itibaren kendini hissettirmeye başladı. Dolayısıyla bunun böyle olacağını sektör biliyordu. Sektörün şöyle bir dinamik yapısı var. Uzun yıllardır Türkiye ayakkabı sektörü ihracatı toplam ihracat ortalamasının hep üstünde kaldı. Yani ülkenin lokomotif sektörlerinden birisiydi. İhracatını katlayarak artıran sektörlerden birisi oldu hep. 2018 yılında da yüzde 15’lik ihracat artışına imza attık. Geçtiğimiz yıl gerçekleştirdiğimiz ihracat rakamı 888 milyon dolardı. 2019 yılını değerlendirdiğiniz zaman tersine bir küçülme beklenebilirdi. Ama ilk 9 aylık rakamlara bakıldığında yıl sonunu yüzde 6-7’lik bir artışla kapatmayı hedefliyoruz” diye konuştu.

2023’de 2 milyar dolarlık ihracat

Türkiye’nin ihracat kalemleri arasında önemli bir yere sahip olan ayakkabı sektörü ile ilgili olarak 2023 hedeflerine de değinen Erdoğdu, “İlk önce 1.5 milyar dolar ihracat hedefi belirledik. Bu rakamı daha sonra 2 milyar dolara çıkardık. 2023’e az bir zaman kaldı. 2 milyar doları yakalamak kolay gözükmüyor. Ama emin adımlarla ilerliyoruz” dedi.

Türkiye’de bugün ayakkabı sektöründe faaliyet gösteren 12 bine yakın bir işletme var. Sektör 300 bin kişiye istihdam sağlıyor. Bu nedenle ayakkabı sektörü açısından istihdamın çok önemli olduğunu kaydeden Erdoğdu, şöyle devam etti: “Bunların büyük çoğunluğu küçük ve orta boy işletme. Üretim kapasitesi günde 5 bin ile 10 bin çift olan işletme sayısı az. Sanayinin yüzde 50’lik kısmı hala İstanbul’da. Ama İstanbul’dan sonra Konya, Gaziantep, İzmir, Manisa, Şanlıurfa, Antakya ve Adana gibi iller önemli üretim merkezleri. Orta vadede endüstrinin üretim bacağının Anadolu’ya göç etmesi lazım. Bununla ilgili bir çalışma yapıldı. Urfa’da örnek bir model yapıldı. Yan sanayi firmaları tesis kurmak için burada hareket geçti. Küresel rekabette ve iç pazarda rekabette önümüzdeki dönemlerde bu bölgede üretim yapmak oldukça katkı sağlayacaktır. Ayakkabı el emek yoğun bir sektör. Bu bizi rekabette öne atacak. Bu kadar emeğin yoğun olduğu bir sektörde istihdama sağlanan destekler çok önemli.”

TASEV Yönetim Kurulu Başkanı Tan Erdoğdu, sohbet toplantısında dünyaca ünlü ayakkabı markalarının Türkiye’de üretim yaptırmak istediğine dikkat çekerek, şunları söyledi: “Hali hazırda üretim yaptıran birçok marka var. Bunun yanında üretim kapasiteleri arttığı zaman önemli spor markalarının da Türkiye’de üretim yaptıracağını düşünüyorum. Örneğin Adidas’a 20-30 yıldır üretim yapan bir ülkeydik. Bunun gibi küresel oyuncuların ülkemizde üretim yaptırmaması için hiçbir neden yok. Türkiye olarak son dönemde özellikle Nike, Puma ve Adidas gibi markaların radarındayız. Sadece Nike’ı dikkate alırsak toplam 35 milyar dolarlık bir turnovera sahip. İnanılmaz çok model üretiyor. Belki çok niş ürünleri değil ama standart ürünlerini Türkiye’de konuşlandırabilir.”

Perakendedeki küresel oyuncuların Türkiye’yi mercek altına almasıyla yatırımların artacağını ve ölçeklerin büyüyeceğine inandıklarını da belirten Erdoğdu, “Sektör bunun farkında. Uzun yıllar küçük olsun benim olsun mantığı vardı. Son yıllarda dünya markaların Türkiye’de üretim yaptırmaya başlamasıyla birçok üretici hem yeni yatırım yapma hem birleşerek yatırım yapma fırsatını kolluyor. Bu kırılma noktasını aşarsak sektör olarak yeni ve büyük yatırımlarla Avrupa’daki pazardan daha büyük pay alırız” diye konuştu.

Erdoğdu, hali hazırda bu dev markalara üretim yapacak büyük kapasitelere sahip firma sayısının az olduğuna da dikkat çekerek, konuyla ilgili şu bilgileri verdi: “Dolayısıyla öncelikle ölçeğini yerli yerine oturmuş firmalara ihtiyacımız var. Bu nedenle ayakkabı sektörümüz önümüzdeki dönemlerde ölçek ekonomisine geçmek için bir devinim içine girmesi gerekiyor. Küçük işletmeler yerlerini orta ve büyük boy işletmelere devredecek. Birleşmeler gerçekleşecek. Ölçeği büyütmezsek değer yaratmada ve pastadan pay kapmada sıkıntı yaşarız.” Erdoğdu, bu firmaların Türkiye’yi radarına almasının sebebi olarak ise Çin’de yaşanan büyük sermaye göçünü gösterdi. Erdoğdu, “Çin’den özellikle son yıllarda büyük sermayeler çıkış yapıyor. Bu konuyu ayakkabı sektörünün yakından takip etmesi gerekiyor. Çünkü biz her zaman için çok hızlı ve dinamik üretimle ön plandayız. Hız oldukça önemli. Müşteri bize Avrupa’dan geldiği zaman sipariş verdiği zaman en hızlı üretenlerdeniz. Bu önemli avantaj. Burnumuzun dibinde Avrupa gibi çok önemli dünya ayakkabı ihracatının yüzde 15’inin yapıldığı, değer olarak 30-35 milyar dolar arasında olan bir pazar var.”

Türkiye’de ayakkabı sektörünün kurduğu meslek lisesinin bundan 20 yıl önce ortaya konulan bir vizyon sonucu gerçekleştiğini kaydeden Erdoğdu, “Son yıllarda MEB politikası gereği meslek liselerine yönelme arttı. Çünkü bütün meslek kolları nitelikli iş gücü konusunda alarm veriyor. Biz 1997 yılında TASEV’i kurmuşuz. Ayakkabı sektörünün değeri olarak baktığınızda belki küçük ama 20 yıl önce bu vizyonu koymak oldukça önemli. O zamanın kurucuları sektöre nitelikli eleman yetiştirmek üzere bu liseyi kurmuşlar. Türkiye bu gerçeğin daha yeni yeni farkına varıyor. Bugün lisemizde 24 derslikte yılda 400-500 öğrenci yetiştiriyoruz. Hepsi mezun olduğunda iş bulabilir bir durumda. Bunun yanında meslek yüksek okulunu ve lisans programımızı da hayata geçirdik. Bugün okulumuzdan mezun olan birçok öğrencimiz yurtdışında iyi markalarda görev yapıyor” değerlendirmesinde bulundu.

Devamını Oku
Yorum Yapın

Yorumunuz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Advertisement

Genel Haberler

BMD üyeleri Rusya’da

Editör

Yazar:

BMD üyeleri, perakende sektörünü gözlemlemek amacıyla Rusya’ya gittiler. DEİK Rusya İş Konseyi Başkanı İzzet Ekmekçibaşı, BMD Başkanı Sinan Öncel, Yönetim Kurulu Üyesi Mustafa Kamar ve Gizia Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Kutlu, geziye katıldılar.

Moskova’da Kievskaya Ploshchad Group (Europeiskiy, Olimpiskiy, Schelkovsky), Colliers Group, ADG Group, Alışveriş Merkezleri Birliği (SCA) üyeleri, Moskova’nın özellikle lüks segment en ünlü iki AVM’si TSUM ve GUM yöneticileri, Rusya’da mağazaları bulunan üye marka temsilcileri ve Moskova Büyükelçisi Mehmet Samsar ile görüşmeler gerçekleştirdiler.

Moskova’daki görüşmelerde pek çok batılı markanın mağazalarının kapalı olduğu, önemli bir bölümünün ise ülkeden çıkma yönünde niyet bildirdiği bilgisi aktarıldı. Öte yandan mağazaları açık olarak faaliyete devam eden batılı marka sayısının da az olmadığı gözlemlendi.

Devamını Oku

Genel Haberler

Ayşen Zamanpur’dan 2. kitap

Editör

Yazar:

Silk and Cashmere’nin kurucusu Ayşen Zamanpur, ilk kitabı Kaşmir Yolu’ndan sonra ikinci kitabı olan Diren Keçi’yi yayımladı. Doğan Kitap tarafından yayımlanan ve Yılın İş Dünyası Marka Kitabı olarak gösterilen kitapla ilgili Ayşen Zamanpur, şunları söylüyor:

“Tutkuyla yaratılan ve dünyaya yayılan 30 yıllık bir markanın gerçek öyküsü. İlk kitabım Kaşmir Yolu’nun ilk cümlesi ‘Bu benim ilk ve son kitabım’dı. Ama sözümde duramadım. Yine yazdım. Neden mi? Diren Keçi’de anlatıyorum.”

Devamını Oku

Genel Haberler

İTO: Nihai hedefimiz BTM’den bir Turcorn çıkarmak

Editör

Yazar:

İstanbul Ticaret Odası (İTO) tarafından girişimciliğin desteklenmesi amacıyla kurulan Bilgiyi Ticarileştirme Merkezi (BTM), beşinci yaşını verdiği iftarla kutladı. İTO ve BTM Başkanı Şekib Avdagiç ile BTM Mütevelli Heyeti’nin de katıldığı iftarda girişimciler, yatırımcılar, mentorlar başta olmak üzere tüm ekosistem yer aldı. Cemile Sultan Korusu’nda gerçekleştirilen iftar yemeğinde, BTM’nin beş yıl içinde kat ettiği yol kısa bir film olarak katılımcılarla paylaşıldı.

İftarda konuşan İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, “Dünyada bir ticaret odası tarafından kurulan ilk start-up merkezi olma özelliği taşıyan BTM beş yaşına girdi. BTM bu beş yıl içinde sadece İstanbul’un değil, Türkiye’nin startup üssü oldu ve dünyanın sayılı merkezleri arasında yer aldı. Yine bu sürede Türkiye de, küresel anlamda önemli bir girişimcilik merkezi kimliği kazanıp, global bir oyuncu çıkarmayı da başardı” dedi.

“Büyük bir memnuniyetle ifade edeyim ki, az zamanda çok ve büyük işler yaptık. Kuşkusuz bu işlerin en büyüğü de Türk girişimciliğine ve yatırım kültürüne ‘bilginin ticarileştirilme fikrini’, bir daha çıkmamak üzere sokmak olmuştur” diyen Avdagiç, “BTM, yatırımcılık konusunda da ciddi farkındalıklar oluşturdu. Yatırımcı Hızlandırma Platformu programını devreye sokarak, başarılı iş insanlarımız start-uplara ve yeni nesil girişimcilere olan bakış açılarını değiştirdi. BTM olarak, 2021’de 172 yatırım eşleştirmesi gerçekleştirdik. Nihai hedefimiz ise 2022’de BTM’den bir Unicorn yani bizim tabirimizle bir Turcorn çıkmasını sağlamak” dedi.

Avdagiç şöyle devam etti: “Burada bir kez daha ifade etmek isterim ki, İTO yönetimi olarak biz BTM’nin bu hedeflerine ulaşması için ne gerekiyorsa yapmaya devam edeceğiz. 2018’den 2022’ye kadar yaptıklarımız, bundan sonraki dönemde de yapacaklarımızın teminatıdır. Nasıl ki, 300 metrekarelik bir binada başlayan BTM hizmetlerini, hayalleriyle orantılı yeni mekanlarda sürdürmesini sağladıysak, şimdi de küresel hedefleriyle uyumlu yeni mekanlara sahip olmasını sağlayacağız. Yeni dönemde İTO binamızın yanında inşa edeceğimiz modern merkezimiz, Türkiye’nin yenilikçilik, girişimcilik ve start-up üssü haline gelecek… Böylece BTM’nin fiziki büyüklüğünü de 20 bin metrekareye taşıyacağız.”

Avdagiç, “Biz küreselleşen dünyada, fiziksel salgınların da, iktisadi hastalıkların da ülke ekonomilerini nasıl derinden etkileyip hallaç pamuğu gibi savurduğunu gördük. Yine gördük ki, salgın hastalıkların bize bulaşmaması için nasıl ‘aşı, maske ve mesafe’ gibi tedbirler alıyorsak, iktisadi hastalıklar içinde koruyucu tedbirler almalıyız. Biz inanıyoruz ki, bizi bulaşıcı iktisadi hastalıklardan koruyacak olan BTM gibi kalkanlarımızdır. BTM ve girişimci ekosistemimiz, bizim küresel ekonomik salgınlara karşı koruyucu aşılarımızdır” dedi.

BTM Genel Müdürü İbrahim Elbaşı da yaptığı konuşmada, “Hem ulusal hem de uluslararası alanlarda ülkemizi başarıyla temsil eden BTM, bu başarısını kıtalararası platformlara taşıyarak Amerika, Mozambik ve Güney Afrika gibi birçok ülkede girişimcilik ekosistemiyle ilgili programların içinde yürütücü olarak yer aldı. Kısa bir süre önce ‘Yılın Yatırım Platformu Ödülü’nü de alan BTM, beş yıllık süreçte almış olduğu ödüllerle hem girişimcilere hem de yatırımcılara yönelik gerçekleştirdiği hizmetlerden tam not almayı başardı. Tabi bu anlamda kıymetli desteklerinden dolayı İTO’ya, değerli yöneticilerimize, bu yolda birlikte yürüdüğümüz paydaşlarımıza, iş ortaklarımıza, girişimcilerimize ve tüm BTM çalışanlarına teşekkür ediyorum. Bu başarıların katlanarak devam etmesi için gece gündüz çalışmaya devam edeceğimizi herkesin bilmesini istiyorum” dedi.

Devamını Oku
Advertisement

Etiketler

POPÜLER