Sosyal Medya Hesaplarımız

Genel Haberler

Türkiye oyun pazarı iştah kabartıyor

Editör
Can Kömürcü

Her ay aktif olarak oyun oynayan kişilerin sayısı 30 milyon.

Üreticilerin iştahını kabartan Türkiye oyun pazarı 600 milyon dolar seviyesinde büyüklüğe sahip. Her ay aktif olarak oyun oynayan kişilerin sayısı 30 milyon. Yani Türkiye nüfusunun neredeyse yarısı oyun oynuyor. Her yıl yaklaşık yüzde 7 oranında büyüme kaydeden Türkiye oyun pazarının 2020’de 2 milyar dolarlık hacme ulaşması bekleniyor.

110 milyar dolar büyüklüğe sahip olan dünya oyun pazarının, 40 milyar dolarını mobil oyunlar oluşturuyor. Mobil piyasasının pastadaki payının büyük olması akıllı telefon kullanımının, mobil oyunlardaki kalitenin ve çeşitliliğin artmasından, tabletlerin popülerliğini kaybetmesinden, telefonun her yere taşınabilen bir cihaz olmasından kaynaklanıyor. Ancak PC oyunları da popülerliğini korumaya devam ediyor.

Oyuna parayı en çok erkekler yatırıyor

Türkiye’de genç nüfusun çoğunlukta olması nedeniyle dijital oyun kültürü son derece yaygın. VR (Virtual Reality / Sanal Gerçeklik) yeni trendler arasında en popüler olanı. Ancak oyuncuların çoğu klasik bir şekilde oyun oynamayı seviyor. Türkiye’deki oyuncular P2P (ücretli) yerine, F2P (Ücretsiz) oyunlarda daha çok zaman geçiriyor. Aktif bir şekilde mobil oyun oynayan kullanıcıların büyük bir bölümü tek bir oyunla yetinmiyor. Kullanıcıların yüzde 85’i en az iki veya daha fazla oyunu aynı zamanda oynuyor. Oyunlara en çok parayı ise 12 ile 30 yaş aralığındaki erkekler yatırıyor.

E-pin, CS:GO Skin-Key, Knight Online gold bar ve item alım satımlarında Türkiye lideri ByNoGame’den alışveriş yapanların yüzde 96’sı erkek. Site üzerinden en çok satılan dijital oyun ürünü ise CS: GO Counter-Strike: Global Offensive. ByNoGame’in kurucusu Can Kömürcü oyun üreticilerinin kadınları da hedeflemesi gerektiğini düşünüyor: “Birçok oyun riske girmemek için erkeklere yönelik yapılıyor. Çünkü pazara ağırlıklı olarak erkekler para harcıyor. Örneğin oyunlarda yaygın olarak seksi kadın figürleri kullanılıyor. Bu da erkek oyuncuların ilgisini çekebiliyor. Kadınların becerilerine hitap edecek oyunlar yapılırsa pazar daha da büyür. Ancak bu alana çok büyük paraların ayrılması gerekiyor.”

Kadınlar mobil oyunları sevdi

PC’de maskülen hakimiyet devam ederken, mobil oyun sektöründe kadın erkek oranı neredeyse kafa kafaya gelmiş gibi gözüküyor. Mobil oyuncuların yüzde 51.6’sını kadın kullanıcılar oluşturuyor. Genel olarak PC ve konsol oyunları denildiğinde erkek kullanıcıların üstünlüğü göze çarpıyor. Kadın kullanıcılar daha çok zaman geçirmek ve stres atmak için, bulmaca türü oyunlar oynamayı tercih ediyor.

Sadece oyun oynayanlar değil yayıncılar arasında da artık kadınları görmek mümkün. Ancak sektördeki kadın yayıncı sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor. Can Kömürcü: “Bizim kullanıcılarımızın yüzde 95’i Türkiye’den, yüzde 5’i ise yabancı. Aynı oran erkek ve kadın kullanıcıda da geçerli. Duygu Köseoğlu, Süpürgesiz Cadı, Ruthless Ladies, Fionamed gibi birkaç kadın yayıncımız var; ama sayıları maalesef çok az. Kadınların bazı konularda dikkatleri ve yetenekleri çok kuvvetli. Örneğin Maserati otomobilleri fabrikadan son çıkış bandında sadece kadın mühendislere emanet ediliyor. Çünkü milimetrik incelemeleri daha titiz yapıyorlar ve hata bulma konusunda bir üstünlükleri var. Kısacası kadınların bu yanları gözetilerek çeşitli oyunlar tasarlanabilir. Kadınların ilgisini çekecek oyunlara yatırım yapanlar bunun meyvelerini çok daha fazla toplarlar. Kadın sayısı artarken erkekler azalmayacağı için pasta her koşulda büyümüş olur.” diyor.

Oyun dizilerin önüne geçecek

Ortalama oyun oynama süresi yıldan yıla artış gösteriliyor. 21-30 yaş arasındaki erkekler haftada ortalama 3 buçuk saat oyun oynuyor. Can Kömürcü, yakın gelecekte oyun sektörünün dizi sektörünün önüne geçeceğini düşünüyor. Bunun nedenini ise şöyle açıklıyor: “Dizi izlerken kontrol bizde değil ekrandaki oyuncularda, ama oyun oynarken kontrol oyuncunun kendisindedir. Gelecekte, artık daha fazla kontrol ve gücü elinde bulundurmak isteyen insanlar olacak. Çünkü yeni kuşak gereğinden fazla sabırsız. Eskiden yazılan mektubu bir hafta beklerdik. Şimdi mesaj ışığı yandığı anda telefona bakmadan duramayan gençlerle karşı karşıyayız. Oyunda da aynı durum söz konusu. Yeni nesil, birden fazla ekrana ihtiyaç duyuyor. Televizyon izlerken elindeki telefonla oynuyor, birisiyle yazışıyor, yanında bilgisayarı veya tableti açık duruyor. Bu durum, dizi, film ve televizyon gibi şeylerin eskisi kadar talep görmeyeceğini gösteriyor. Gelecekte insanlar daha çok, kendilerinin kontrol edebilecekleri şeylere ihtiyaç duyacaklar. Oyun da böyle bir şey. Bu nedenle yakın gelecekte oyun, tüm planları altüst edecek.”

Devamını Oku
Advertisement
Yorum Yapın

Yorumunuz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Genel Haberler

Gıda Güvenliği Derneği güvenli meyve suyu tüketimi için bilgilendirme videosu yayınladı

Editör

Yazar:

Gıda Güvenliği Derneği güvenli meyve suyu tüketimi için bilgilendirme videosu yayınladı

Gıda Güvenliği Derneği meyve suyunu alırken ve tüketirken insanların nelere dikkat etmesi gerektiği ile ilgili bir bilgilendirme videosu yayınladı.

Gıda güvenliği bilincinin geliştirilmesine yönelik faaliyetlerde bulunan Gıda Güvenliği Derneği, tüketicileri meyve suyu satın alırken ve tüketirken dikkat edilmesi gereken konularda bilinçlendirmeyi hedefleyen bir bilgilendirme videosu yayınladı. Meyve suyunu satın alırken, tüketicilerin iki basit güvenlik adımını izleyerek taşıma, saklama ve sergileme aşamalarında hasar görmüş paketlerden kaynaklanan sorunlardan korunabileceklerine dikkat çeken 2 dakikalık video, Gıda Güvenliği Derneği’nin sosyal medya hesaplarında paylaşıldı.

Yayına alınan videoda üstün teknolojiyle geliştirilen 6 katmanlı karton ambalajların ürünün havayla temasını tamamen kestiği ve ambalaj herhangi bir hasara uğramadığı ve açılmadığı takdirde ürünü aylarca bozulmadan koruyabildiği belirtiliyor. Buna karşın tüm ürünlerde olduğu gibi hasar görmüş ambalajların meyve suyunda bozulmalara yol açabileceği ifade ediliyor.

Konuyla ilgili bir açıklamada bulunan Gıda Güvenliği Derneği Başkanı Samim Saner, “Tükettiğimiz gıdaların ne kadar sağlıklı olduğu konusu son yılların en önemli gündem maddelerinden biri haline geldi. Özellikle pandemi sürecinde insanların beslenmelerine her zamankinden çok daha fazla dikkat etmeye başladıklarını gördük. Gıda Güvenliği Derneği olarak bizler de ülkemizde gıda güvenliği bilincinin geliştirilmesini, gıdada güvenlik kavramının üretimden tüketime kadar olan süreçte tüm toplum tarafından benimsenmesini sağlamak amacıyla faaliyetlerimizi aralıksız sürdürüyoruz. Bu vizyon doğrultusunda Tetra Pak işbirliği ile devreye aldığımız bilgilendirme filminde gıda güvenliği ile ilgili sorunu ortaya çıkmadan önlemenin, çok basit tedbirlerle mümkün olabileceğini anlattık” dedi.

Güvenli tüketimle ilgili tüketiciye düşen rolün oldukça önemli olduğunu vurgulayan Saner şunları söyledi: “Gıda güvenliği konusunda gelişim yakalamak için, insanlardaki farkındalık düzeyini artırmak gerekiyor. Dolayısıyla hazırladığımız bilgilendirme filmi gibi faaliyetlerin, toplumda gıda güvenliği farkındalığının yaratılması ve yaygınlaştırılması hususunda çok önemli bir role sahip olduğuna inanıyorum.”

Tüketici raftan aldığı ürünlere dikkat etmeli

Bilgilendirme videosunda satın alım ve kullanım sırasında dikkat edilmesi gereken konular şöyle açıklanıyor: Karton ambalajlı ürünlerde, ‘pastörizasyon’ işlemiyle mikroorganizmalar etkisiz hale getirilir ve üretim esnasında ürünün havayla teması tümüyle kesilir. Güvenli olarak üretilmiş bir ürün bile taşıma, saklama ve rafta sergileme esnasında bazen zarar görebilir. Bunun sonucu olarak da tıpkı evde hazırlanan ve yeterli koruma ortamını sağlanamayan meyve suları gibi bozulma başlayabilir. Karton ambalajdaki meyve suları delinme – yırtılma ve benzer sebeplerden dolayı hava ile temas ettiğinde içinde mikro-organizmalar üremeye başlar ve bu durum doğal olarak ürünün bozulmasıyla sonuçlanır.

Bu nedenle, tüketicilerin, meyve suyu gibi son derece hijyenik olarak üretilmiş ve paketlenmiş ürünleri alırken, orijinal paketi zedelenmiş ürünleri almamaları ve satış noktasını bu gibi ürünleri satmaması konusunda uyarmaları tavsiye ediliyor.

Devamını Oku

Genel Haberler

GPD’den kamuoyu duyurusu!

Editör

Yazar:

GPD

Gıda Perakendeciler Derneği (GPD) Tüketici Başvuru Merkezi Onursal Başkanı Aydın Ağaoğlu’nun geçtiğimiz günlerde ANKA Haber Ajansı’na yaptığı “Zincir marketler whatsapp grubu kurup ortak fiyat belirliyor” açıklamasının hiçbir şekilde gerçeği yansıtmayıp, üyeleri gıda perakendecilerini zan altında bıraktığı yönünde bir kamuoyu duyurusu yayınladı:

“Üyemiz gıda perakendecisi zincir marketler, halkın her türlü ihtiyacının en ekonomik, kaliteli, halk sağlığına, gıda güvenliğine ve ilgili mevzuata uygun şekilde karşılanması için ülkemizin 81 ilinde faaliyet gösteren, tüm operasyonları kayıtlı, kurallı ve her zaman denetlenebilir kurumsal işletmelerdir.

Onlarca oyuncu ve binlerce ürünün yer aldığı sektörümüz, tüketici lehine yoğun bir rekabet içerisinde olup, açıklamada belirtildiğinin aksine ürün fiyatlarının ortaklaşa bir kararla artırılması veya düşürülmesi, ortak bir fiyat belirlenmesi mümkün değildir.

Bir ürünün fiyatını sadece satıcı değil, başta tedarik maliyeti olmak üzere tüm giderler, sonra arz ve talep koşulları belirler. Birbirine yakın satış fiyatlarının sebebi “anlaşma” gibi asılsız bir iddianın aksine; sektördeki çok yoğun rekabet, yükselen tedarik maliyetleri ve bunlara bağlı olarak maliyetlere yakın etiket fiyatlarına ulaşılmasıdır.

Fiyatların artışında organize perakendenin rolü olduğu algısı da tamamen yanlış bir algı olarak değerlendirilmelidir. Kaldı ki organize perakendenin enflasyon ile mücadeledeki olumlu rolü ve etkisi global örneklerde görüldüğü gibi, ülkemizde de çoğu karar verici mekanizma tarafından tespit edilmektedir. Ülkemizdeki güncel yurtiçi üretici enflasyonunun (Yİ-ÜFE) Temmuz ayı verisine göre yıllık yüzde 44,92 iken tüketici enflasyonunun (TÜFE) aynı dönem için yıllık yüzde 18,95 oranında açıklanması, perakendenin enflasyondaki baskılayıcı rolünü net bir şekilde göstermektedir. Organize perakende işletmeleri, tüketicilerini memnun etmek, bir yandan da aralarındaki yoğun rekabeti korumak amacıyla fiyatları baskılayacak yöntemler geliştirmekte, bunu yaparken de kendi kaynaklarının yanı sıra, tedarik zincirinde yer alan üretici, tedarikçi, nakliyeci, depocu vb tüm paydaşlarla işbirliği halinde hareket etmeye özen göstermektedir.

Üyelerimiz arasındaki rekabete dayalı bu amansız mücadelede kazanan tüketici olmasına rağmen, gerçeklikten ve uygulanabilirlikten uzak bu iddianın bir tüketici cemiyetinden gelmesi bizi derinden üzmüştür. Üyemiz işletmeler, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun başta olmak üzere, sektörü düzenleyen mevzuata harfiyen uyarak operasyonlarını sürdürmekte, hukuka aykırı olabilecek her türlü uygulamadan dikkatle kaçınmaktadır. Sektörün işleyişine dair her türlü düzenleme ve mevzuata uygunlukları da ilgili birimlerce yapılan denetimlerle sıkı bir şekilde kontrol edilmektedir. Ekonomiye ve toplum faydasına doğrudan etki eden bir sektörün, kurumsal yapıları gereği bu denetimlerden imtina etmesi mümkün değildir.

Açıklamanın yer aldığı basın organlarının, asılsız iddialar içeren bu haber konusunda bir düzeltme yayımlaması, açıklama sahibinin de bu asılsız iddiasını ispat etmesi, aksi halde bir düzeltme açıklaması yapması gerektiğini değerlendirmekteyiz.

Konu ile ilgili olarak tüm yasal haklarımızın saklı olduğunu belirterek, kamuoyuna duyururuz.”

Devamını Oku

Genel Haberler

GÜSOD: Aşılama ve basit tedbirlerle salgın bitirilebilir

Editör

Yazar:

Ülkemizde sektör standartlarının gelişim sürecine katkı sağlamayı sürdüren Güvenlik Servisleri Organizasyon Birliği Derneği’nin (GÜSOD) bünyesindeki özel güvenlik şirketlerinde istihdam edilen özel güvenlik görevlilerinin aşılanma oranı yüzde 90’lara ulaştı.

GÜSOD Başkanı Murat Kösereisoğlu; “Koronavirüs salgının başlamasından itibaren özel güvenlik sektöründe faaliyet gösteren kurumlar hijyen ve hijyen malzemeleri kullanımı konusunda çalışanlarına yeterli hassasiyeti gösterdi. Pandemi sebebiyle hayatımıza giren ateş ölçümü, HES kodu sorgulama, sosyal mesafe kontrolü ve maske kullanımı gibi süreçlerde sorumluluğun özel güvenlik görevlilerine yüklenmesi sektörde ciddi bir zorluk olarak karşımıza çıktı. Bu dönemde özellikle AVM’lerde görev yapan özel güvenlik görevlileri yaşanan yoğunluk sebebiyle bazı sorunlar yaşadılar. Yapılan iş gereği görev noktalarında insanla yakın temasın kaçınılmaz olması da sıkıntılar yarattı” dedi.

Kösereisoğlu; “Özel güvenlik görevlileri, aşılama süreci başladığında; yaş grubu, hastalık, gibi kriterler doğrultusunda belirlenen öncelik sırasına göre aşılarını yaptırmaya başladılar. Üye şirketlerimiz, aşılanmanın başladığı ilk günden itibaren kurum içinde hazırladıkları duyuru metinleri ve aşı kampanyalarıyla aşılamayla ilgili güncel bilgileri çalışanlarıyla paylaşarak bu süreçte öncelik sırası gelen özel güvenlik görevlilerinin aşılanması için çeşitli çağrılarda bulundular. Aşı, bireysel sağlık için önemli olduğu gibi ekibin geri kalan üyeleri ve toplum sağlığı açısından da ciddi önem taşıyor. Aşılanmanın yanı sıra; maske kullanarak, sosyal mesafemize dikkat ederek ve hijyen kurallarına uyarak salgını bitirebiliriz” şeklinde sözlerine devam etti.

Devamını Oku
Advertisement

Etiketler

POPÜLER