Sosyal Medya Hesaplarımız

Genel Haberler

TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Üretici ile market fiyatları arasında uçurum var”

Editör
Şemsi Bayraktar
Abone Ol:

“Ağustos ayında dana eti fiyatı yüzde 1,78, kuzu eti fiyatı yüzde 1,08 gerilerken, markette dana eti yüzde 3,87, kuzu eti fiyatı yüzde 1,96 arttı”

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, üreticide hem dana hem de kuzu eti fiyatında Ağustos ayında düşüş olmasına rağmen, fiyattaki gerilemenin markete artış olarak yansıdığını bildirdi.

Bayraktar, “Ağustos ayında dana eti fiyatı yüzde 1,78, kuzu eti fiyatı yüzde 1,08 gerilerken, markette dana eti yüzde 3,87, kuzu eti fiyatı yüzde 1,96 arttı. Üreticinin 23 liradan sattığı kuzu eti, markette 42 lira 36 kuruşa, 24 lira 90 kuruştan sattığı dana eti, markette 38 lira 83 kuruşa çıkıyor” dedi.
Türkiye Ziraat Odaları Birliği olarak, üreticiden tüketiciye, halkımızın tamamını yakından ilgilendiren gıda fiyatlarındaki değişimleri, takip etmeye ve kamuoyunu doğru bilgilendirme amacıyla açıklamalara devam ettiklerini belirten Bayraktar, dana ve kuzu etindeki değişimlere dikkati çekti. Üreticide 30 Temmuz-31 Ağustos 2015 tarihleri arasında kilogram karkas olarak, kuzu etinin fiyatının 23 lira 25 kuruştan 23 liraya, dana etinin fiyatının 25 lira 35 kuruştan 24 lira 90 kuruşa gerilediği bilgisini veren Bayraktar, buna karşın markette aynı dönemde kuzu etinin 41 lira 54 kuruştan 42 lira 36 kuruşa, dana etinin 37 lira 38 kuruştan 38 lira 83 kuruşa çıktığını vurguladı.
Çoğu üründe üretici ile market fiyatları arasında uçurum olduğuna dikkati çeken Bayraktar, şunları kaydetti:
“Ağustos ayında üretici ve market arasındaki fiyat farkı en fazla limonda yüzde 442,31 olarak gerçekleşti. Limondan sonra fiyat farkı sırasıyla kuru incirde yüzde 387,41, maydanozda yüzde 378,33, domateste 253,29, salatalıkta 228, kuru soğanda yüzde 218,55 oldu. Üretici ile market fiyatları arasında uçurum var. Limon 5,4, kuru incir 4,9, maydanoz 4,8, domates 3,5, salatalık 3,3, kuru soğan 3,2 kat fazlaya tüketiciye satılmaktadır.
Bugün üreticide 1 lira 23 kuruş olan limon 6 lira 64 kuruşa, 6 lira 75 kuruş olan kuru incir markette 32 lira 90 kuruşa, 20 kuruş olan maydanoz markette 96 kuruşa, 52 kuruş olan domates 1 lira 82 kuruşa, 50 kuruş olan salatalık 1 lira 64 kuruşa, 44 kuruş olan kuru soğan 1 lira 41 kuruşa markette fiyat bulmaktadır. Bunun kabul edilebilir bir tarafı yoktur. Üreticide kazanmalı ve istikrarlı bir gelire sahip olmalı, tüketici de uygun fiyata ürün tüketmelidir.”

Market fiyatlarındaki değişim
Ağustos ayında market fiyatlarında kırmızı mercimek, mısırözü yağı, salatalık, kuru kayısı, süt fiyatında değişim görülmezken, fiyat düşüşünün yüzde 25,50 oranla en fazla havuçta görüldüğünü kaydeden Bayraktar, şu bilgileri verdi:
“Havuçtaki fiyat düşüşünü yüzde 14,41 ile kuru soğan, yüzde 13,42 ile kuru fasulye, yüzde 12,10 ile domates, yüzde 11,52 ile kuru üzüm, yüzde 9,97 ile patates, yüzde 7,98 ile nohut, yüzde 5,37 ile limon, yüzde 2,55 ile tavuk eti, yüzde 2,38 ile izledi.
Markette en fazla fiyat artışı ise yüzde 44,61 oran ile yeşil fasulyede görüldü. Yeşil fasulyedeki fiyat artışını yüzde 29,41 ile yumurta, yüzde 22,28 ile marul, yüzde 19,51 ile şeftali, yüzde 16,29 ile pirinç, yüzde 14,10 ile sivri biber, yüzde 12,95 ile patlıcan, yüzde 11,43 ile karpuz, yüzde 11,34 ile fındık, yüzde 10,81 ile yeşil soğan, yüzde 4,78 ile kuru incir, yüzde 4,12 ile Antep fıstığı, yüzde 3,87 ile dana eti, yüzde 3,80 ile yeşil mercimek, yüzde 3,77 ile ayçiçeği yağı, yüzde 3,04 ile zeytinyağı, yüzde 1,96 ile kuzu eti, yüzde 1,75 ile toz şeker, yüzde 0,41 ile kabak takip etti.”

Üretici fiyatlarındaki değişim
Üretici fiyatlarında Ağustos ayında pirinç, kuru kayısı, kuru üzüm, Antep fıstığı ve süt fiyatlarında değişim olmadığına dikkati çeken Bayraktar, şunları kaydetti:
“Ağustos ayında fiyatı en fazla düşen ürün yüzde 41,67 ile limon oldu. Limondaki fiyat düşüşünü yüzde 34,14 ile patates, yüzde 24,86 ile kuru soğan, yüzde 21 ile havuç, yüzde 11,76 ile fındık, yüzde 11,21 ile domates, yüzde 2,67 ile yeşil mercimek, yüzde 1,78 ile dana eti, yüzde 1,08 ile kuzu eti izledi.
Üreticide en fazla fiyat artışı yüzde 100 oran ile karpuzda görüldü. Karpuzdaki fiyat artışını yüzde 50 ile sivri biber, yüzde 47,06 ile salatalık, yüzde 41,23 ile yeşil fasulye, yüzde 40,36 ile yeşil soğan, yüzde 33,33 ile yumurta, yüzde 27,74 ile şeftali, yüzde 25,40 ile kabak, yüzde 23,65 ile patlıcan, yüzde 22,73 ile kuru incir, yüzde 14,38 ile marul, yüzde 11,11 ile maydanoz, yüzde 8,70 ile zeytinyağı, yüzde 4,17 ile kırmızı mercimek, yüzde 3,54 ile nohut, yüzde 3,23 ile kuru fasulye takip etti.”

Fiyat değişimlerinin nedenleri
Üreticide fiyatı en fazla artan ürün karpuzda, hasattaki azalmayla bağlı olarak fiyat artışı meydana geldiğini bildiren Bayraktar, “artış oranının yüzde 100 gibi yüksek olmasının ana sebebi Temmuz ayında karpuz fiyatlarının 20 kuruşa kadar gerilemiş olmasıdır. Sivri biber, salatalık, yeşil fasulye, kabak, patlıcan gibi ürünlerde de fiyat artışları yaşandı. Bu ürünlerde arz, açıkta tarla yetiştiriciliğinden sağlanmaktadır. Özellikle Haziran ayında meydana gelen yağışların tarla sebzeciliğinde fide dikimlerini geciktirmesi, yer yer yeniden dikim yapılmak zorunda kalınması, ürünlerin hasat olgunluğuna geç gelmesi nedeniyle piyasaya arzının gecikmesi fiyatları artırdı” dedi.
Fiyatı düşen ürünlere baktığımızda, fiyatı en fazla düşen ürünün üreticide limon olduğunu belirten Bayraktar, son dönemde fiyatı en fazla artan ürün olarak görülen limonda, hasadın yaklaşmasıyla birlikte alım satımın başlaması sonucu erkenci limon çeşidi olan mayerin 1 lira 23 kuruştan alıcı bulduğunu bildirdi. Bayraktar, bu limonların iç piyasaya yavaş yavaş arz edilmeye başlamasıyla birlikte limon fiyatlarının gerilediğini belirtti. Kuru soğan ve patateste hasat edilen ürün miktarındaki artışa bağlı olarak fiyatlarda düşüş yaşandığını bildiren Bayraktar, fındıkta ise geçen yıla göre yüksek rekolte beklentisinin üretici fiyatlarına yansıdığını vurguladı.

Seçilmiş ürünlerde 31 Ağustos 2015 tarihi itibarıyla ortalama üretici, hal, pazar ve market fiyatları:

uretici market fiyat farku agustos 2015

Not: Hal, pazar ve market verileri Ankara, İzmir, İstanbul, Mersin, Antalya ve Bursa illerinden derlenen ortalama fiyatlardır. Üretici fiyatları, ürünlere göre önemli üretim merkezlerinden derlenmektedir. Pirinç, kuru fasulye, nohut, kırmızı ve yeşil mercimek için belirtilen hal fiyatları toptan satış fiyatlarıdır. Dana eti, kuzu eti, Antep fıstığı ve fındık fiyatı serbest piyasa fiyatıdır.

Devamını Oku
Yorum Yapın

Yorumunuz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Advertisement

Genel Haberler

Prof. Dr. Emre Alkin: Şirketleriniz sizlerin değil memleketimizindir

Editör

Yazar:

Enflasyonun el freni konumunda olan özel markalı ürünler sektörünün gelişimi ve sorunlarının çözümü için çalışmalarını sürdüren PLAT Özel Markalı Ürünler Sanayicileri ve Tedarikçileri Derneği’nin ikincisini düzenlediği PLAT Talks etkinliğinde dernek üyeleri ve sektörün çok sayıda önde gelen ismi buluştu.

İstanbul-Kurtköy’de bulunan Crowne Plaza’da düzenlenen etkinliğin ilk bölümünde sektör temsilcilerine seslenen Prof. Dr. Emre Alkin, küresel piyasalardaki son durumu, beklentileri ve önümüzdeki dönem için merak edilen konuları yanıtladı.

“İşinizle alakalı harcamalarınızı önceliklendirmeniz gerekiyor.” diyen Prof. Dr. Alkin, “Gereksiz harcamalardan kaçınmanın ve nitelikli personelin önemini pandemi döneminde bir kez daha gördük. İş insanlarımız 4 tane üretim fonksiyonlarından bir tanesidir.  Bu 4 üretim fonksiyonu ise emek, sermaye, toprak ve müteşebbistir. Toprak vatanımız, emek vatandaşımız, sermaye ise hepimizindir. Şirketleriniz sizlerin değil memleketimizindir. Dolayısıyla bu noktaları göz önüne alarak hareket etmemiz gerekiyor” dedi.

Savaşlar, pandemiler ya da beklenmeyen durumların küresel olarak her zaman yaşanabileceğini belirten Prof. Dr. Alkin, açıklamasının devamında şu ifadelere yer verdi:

“Çözüme odaklanmamız gerekiyor. Çalışanlarınız ile birlikte sorunları paylaşın, çözüm yolunu birlikte arayın. Direnci artırın. Çünkü bir başka vaka olduğunda şirketi ayakta tutacak prensiplerin çoktan hazırlanmış olması gerekiyor. İşe dönüşü planlayacağız. ‘Aynı performansı tekrar nasıl yakalarız?’ sorusunu harekete geçirerek iş verimliliğinde performansı artırmaya çabalayacağız. Yeni normali öngöreceğiz.

Yeni normal eski normalden farklı. Yeterince büyükseniz piyasaya şekil veririsiniz ama küçükseniz piyasaya göre şekil almak zorundasınız. Eğer küçükseniz dinamik olacaksınız, eğer büyükseniz ahlaklı olacaksınız.”

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 1923 yılındaki İzmir İktisat Kongresi’ndeki açıklamasına da yer veren Prof. Dr. Alkin, “Atatürk demiş ki: ‘Bakınız efendiler. Şahsi menfaatler ekseriyetle toplum menfaatlerinin önüne getirilir. Doğrudur. Ama şahsi menfaatler rekabet içerisinde kalmalıdır. Ancak toplumun bütün sorunlarını, piyasanın bütün sorunlarını şahsi menfaatlerden kurulmuş rekabet ortamını çözeceğini düşünüyorsanız bu gaflettir. Bundan dolayı devletin düzenleyici otorite olarak ortaya çıkması doğaldır. Ancak bu vazifeyi yaparken piyasa kurallarına saygı duyulması gerekir. Nihayetinde hiçbir devlet ferdinin önüne geçemez.’ Sene 1923. Daha Cumhuriyet ilan edilmemiş. Lozan görüşmeleri askıda Atatürk bunları söylemiş. Dolayısıyla anlıyoruz ki Cumhuriyet’in temelleri sağlamdır.” şeklinde sözlerini noktaladı.

Devamını Oku

Genel Haberler

Palandöken, “Esnafa yeni yapılandırma şart”

Editör

Yazar:

Pandemi sonrası daha belini doğrultamayan esnaf ve sanatkarların en büyük isteğinin yeni bir yapılandırma olduğunu dile getiren TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, “Pandemi nedeniyle iki yılı aşkın süredir iş yapamayan esnafımız daha belini doğrultamadı. Üstüne bir de hem dünyada hem de ülkemizde baş gösteren ekonomik sıkıntılar nedeniyle esnafın girdi maliyetlerinde ciddi bir artış yaşandı. 2 milyonu aşkın esnafımızın birikmiş borçlarını ödeyebilmesi için sıfır faizli ve uzun vadeli yeni bir yapılandırma şart. Yapılandırmayla birlikte esnafa sicil düzenlenmesi de sağlanarak sıfır faizli ve uzun vadeli nefes kredisi verilmeli. Bu sayede esnafımız yeniden ayağa kalkar, devletimiz de alacaklarını tahsil etmiş olur. Çünkü son 10 yılda yapılan yapılandırmalardan devletimiz 180 milyar liraya yakın tahsilat yapmış” dedi.

“Birikmiş kredi, SGK ve vergi borçları sıfır faiz ile ötelenmeli”

Esnafın birikmiş kredi, SGK ve vergi borcunu ödeyebilmesi için faizsiz ve uzun vadeli yeni bir yapılandırma gerektiğini belirten Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, “İki yılı aşkın süredir devam eden pandemide başta yiyecek içecek sektörü olmak üzere tüm sektörlerdeki esnaf ve sanatkarlarımızın ticari faaliyetleri sekteye uğradı. Verilen devlet desteklerinin akabinde vatandaşların aşılanması ve virüsün eski gücünü kaybetmesiyle birlikte kısıtlamalar kaldırıldığında tam esnafımız rahat nefes alacak derken tüm dünyada baş gösteren enerji krizi ne yazık ki ülkemize de yansıyarak başta akaryakıt olmak üzere, iş yeri kiraları, elektrik, doğalgaz gibi girdi maliyetlerini artırdı. Esnafımızın çoğu biriken borçlarını ödeyemediği gibi yeni borç altına girdi. Bunun için esnaf ve sanatkarlarımızın kredi, SGK ve vergi borcu gibi biriken borçlarını ödeyebilmesi için sıfır faizli ve uzun vadeli yeni bir yapılandırmaya gidilmeli. Mevcut faizler silinmeli” diye konuştu.

“Özel bankalar da esnafa kredi vermeli”

Öte yandan yapılandırmayla birlikte esnaf için sicil düzenlemesinin kaçınılmaz olduğunu söyleyen Palandöken, “Esnafımız pandemiyle birlikte biriken borçlarını ödemek için krediye her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyuyor. Uzun zamandır sıkıntı çeken esnafımızın yükünü hafifletmek için sıfır faizli ve uzun vadeli can suyu kredisi verilmeli. Bunun için de öncelikle esnafımızın krediye ulaşmasının önündeki engeller kaldırılmalı. İlk olarak esnafa sicil düzenlenmesi sağlanmalı. Ayrıca sadece devlet ve kamu bankaları değil özel bankalar da ekonominin bel kemiği olan esnaf ve sanatkarlar için düşük faizli kredi imkanı sunmalı. Krediler ile yeni iş yeri açacak olan genç girişimcilerin de önü mutlaka açılmalı” şeklinde konuştu.

Devamını Oku

Genel Haberler

Yılın indirim sezonu yaklaşıyor: 11.11 ve Black Friday

Editör

Yazar:

Yılın indirim sezonu yaklaşıyor: 11.11 ve Black Friday

Her yıl sonbahar aylarının gelmesi ile birlikte hem alışverişçiler hem de pazar yerleri için heyecanlı bir döneme giriş yapıyoruz. Yüzlerce indirim ve kampanya ile karşı karşıya kaldığımız Black Friday döneminde birçoğumuz elbette ihtiyaçlarımızı da karşılamak istiyoruz. Normal dönemde çok daha yüksek meblağlar ödeyeceğimiz bir ürüne uygun fiyatlarla sahip olma şansı doğal olarak hepimizi cezbediyor. Söz konusu indirimlerden faydalanmak bu noktada mantıklı olduğu kadar gerekli de ancak yine indirimlerin gerçek olup olmadığını kontrol etmek ve ihtiyacımızdan fazlasını almamaya dikkat etmek gerekiyor.

Bu noktada bilinçli bir alışveriş süreci için iyi bir pazar araştırması yapmak gerekliliği aşikar. Birçok pazar yeri büyük indirim oranları ile kampanyalar yaptığını ilan etse de fiyat değişikliği noktasında bu indirimlerin göründüğü kadar büyük olmadığını fark ettiğimiz durumlar olabiliyor. Böyle bir durumla karşı karşıya kalmamak adına fiyat karşılaştırmaları yaparak ve ürünlerin fiyat değişim grafiklerini inceleyerek Black Friday indirimleri dönemini avantajlı şekilde tamamlayabilirsiniz.

Elektronik, giyim, kozmetik, spor… her kategoride ihtiyacımız olabilir mi?

Sonbahar aylarında kuruyan yaprakların arasında yürümekten sonra belki de en heyecanla beklenen etkinlik alışveriş yapmak. Hem indirim ve kampanyalar hem de bir ürünü ucuza almanın vermiş olduğu heyecanı bastırmak elbetteki kolay değil. Ancak indirim dönemleri bir illüzyon mu yoksa gerçekten bizlerin indirimli ürün alabilmesi için planlanmış bir fırsat mı?

Elbetteki alışverişçiler kadar markalar için de önemli bir dönem Black Friday. Yıl içerisindeki kazançların birçoğunun söz konusu dönemlerde elde edildiği gerçeğini göz ardı edemeyiz. O nedenle markalar satışlarını artırmak adına indirimler yaparken, elbetteki kendi bütçelerini de düşünerek hareket etmek durumundalar. Buradan yola çıkarak kampanya dönemleri bizler için bir avantaj iken bütçemizi aşan bir soruna da dönüşebilir. Bu nedenle bilinçli bir alışverişçi olmakta fayda var.

Peki bu süreci doğru kararlar ile tamamlayabilmek adına neler yapabiliriz? İlk sıraya liste hazırlamayı yazabiliriz. Sadece 11.11 indirimleri için değil, günlük rutinimiz içerisinde market alışverişi dahi yaparken bir liste ile yola çıkmak her zaman sağlıklı bir alışveriş süreci sağlayacaktır. Tüketim toplumları ve değişen dünya parametreleri nedeniyle her şeyin ihtiyacımız gibi geldiğini hissedebiliyoruz ve özellikle indirim dönemleri bu duygularımızı çok daha derinden tetikleyebiliyor.

Bu nedenle üzerine düşünülmüş bir alışveriş listesi ile hareket etmek hem israfı önleyecektir hem de bütçemizi koruyacaktır. Söz konusu bilinçli alışverişin tek nedeni elbette bütçemizi korumak değil. Böylesine büyük bir tüketim alışkanlığından kaçınmamızın tek nedenini bütçemizi korumak olarak gördüğümüz taktirde içinde yaşadığımız Dünyada yalnız olduğumuzu zannedebiliriz.

Ama unutmamalıyız ki Dünya üzerinde milyarlarca insan bir arada yaşıyoruz ve sadece ürettiklerimizi değil doğanın bize sunduklarını da son sürat tüketmeye devam ediyoruz. İhtiyacımız dışında aldığımız her bir ürün bütçemizden götürdüğü kadar geleceğimizden ve doğamızdan da bir şeyler koparmaktadır. Hele ki yenilenebilir ve doğada çözünebilir ürünler tüketme konusunda pek de dikkatli bireyler değilsek, Dünyaya olan borcumuzu artırıyoruz denilebilir.

Elbette alışveriş dönemleri hepimiz için birer fırsat ve ekonomik dalgalanmaların yaşandığı bu günlerde söz konusu indirimleri kaçırmak istemiyoruz. Hepimizin zaruri ihtiyaçları veya istekleri olabiliyor. Bunları karşılamak adına Black Friday indirimleri de önemli bir fırsat. O nedenle sunulan fırsatları değerlendirmek hepimizin hakkı. Ama bütçemizi koruyarak alışveriş yaptığımızı zannederken diğer taraftan cebimizden ve Dünyamızdan da fazlasını götürmemeye dikkat etmemiz gerekiyor.

Güvenilir adreslerden şaşmayın!

İndirim dönemlerinin karşımıza çıkardığı fırsatlar kadar yaratabileceği sorunlar da olabiliyor. Özellikle güvenli bir alışveriş süreci yaşamak adına dikkatli olmakta fayda var. Online alışverişte kredi kartı bilgilerimizi paylaştığımızı düşünürsek güvenilir adresleri tercih etmek aslında bir zorunluluk denebilir. Bu noktada SSL sertifikalı bir site üzerinden alışveriş yapmak kredi kartı bilgileri noktasında güvenli bir alışverişin kapılarını açmaktadır.

Bununla birlikte güvenilir satıcılardan alışveriş yapmak her zaman ilk koşul olarak hatırlanmalı. Geçmiş alışveriş alışkanlıklarımızda da güvendiğimiz esnaf ve markaları tercih ettiğimizi hatırlarsak, internet üzerinden yapılan alışverişlerde de güvenilir satıcılardan alışveriş yapmak mantıklı bir tercih olacaktır. Aksi takdirde orijinal olmayan veya kalitesiz bir ürünle karşılaşma ihtimaliniz artabilir.

Bu noktada bizlere en yol gösterici seçeneklerden biri güvenilir pazar yerlerini tercih etmek ve o pazar yerinde satış yapan marka veya satıcının değerlendirmelerini okumak. Unutulmamalı ki birincil kullanıcı deneyimlerinin yer aldığı yorumlar son yıllarda fazlaca kullanılmaya başlandı ve bir ürün satın alırken hem o ürünle ilgili hem de satıcı ile ilgili ayrıntılara yer verilmekte. Söz konusu değerlendirmeleri okuyarak hem alacağınız ürünle ilgili hem de alışveriş yapacağınız mağaza ile ilgili ayrıntılara ulaşarak güvenli bir alışveriş deneyimi yaşayabilirsiniz.

Devamını Oku
Advertisement

Etiketler

POPÜLER