Sosyal Medya Hesaplarımız

Firmalardan

Mango, 2012 yılını 1,691 milyar avroluk ciro ile tamamladı

Editör
Abone Ol:

Mango 2012 yılında, 17’si İspanya’da ve 180’i yabancı pazarlarda olmak üzere dünya çapında 197 mağaza açtı.

Mango, Mango MNG Holding S.L.U. Konsolide edilmiş Şirketler Grubu ve tali şirketler adına, şirket tarafından sahip olunan mağazalara olan KDV hariç Perakende Satışı Hazır Ambalajlama satışına ve franchise mağazalarına olan toptan satışa tekabül eden 1,691 milyar avroluk ciro ile 2012 mali yılını tamamladı. Bu ciro miktarında 2011 senesi boyunca %20’lik bir artış olduğu belirtildi. Markanın uluslararası pazardaki önemli konumunu göz önünde tutulduğunda cironun %84’ü yabancı pazarlara tekabül etmekte ve geri kalan %16’sı iç pazara tekabül ediyor.

2012 yılı içerisinde Mango, 17’si İspanya’da ve 180’i yabancı pazarlarda olmak üzere dünya çapında 197 mağaza açtı. Bu yeni mağaza açılışları Mango’nun Avrupa, Rusya, Bağımsız Devletler Topluluğu, Orta Doğu ve Asya’nın önemli pazarlarındaki varlığını güçlendirmesini sağladı. Mağazalar zinciri Myanmar ve Pakistan pazarlarında ilk defa girdi.

Mango, grup için ana pazar olarak işlev gören Avrupa’daki genişleme planlarına devam etmekte ve 800 ile 3,000 m2 arasında yüzölçümüne sahip olan mağazalara dayanan ve grubun bütün ürünlerini içeren yeni “mega mağaza” konseptini hayata geçirdi.

2013 yılında şirket, Münih’te 2,300 m2’lik yüzölçümüne sahip Avrupa’nın en büyük mağazası ve Ankara’da 3,000 m2’den büyük yüzölçümüne sahip dünyanın en büyük mağazası dahil olmak üzere İspanya, Almanya, Belçika, Fransa, Hollanda, İtalya, Polonya ve Rusya gibi ülkelerde yukarıda bahsedilen formatta yeni mağazalar açmayı planlıyor. 2014 yılında marka yeni iki koleksiyon piyasaya sürmeyi planlıyor; biri modayı takip eden büyük bedenli insanları ve diğeri ise daha genç kesim olan 14 ile 20 yaş arası insanları hedefliyor.

Mango’nun bir diğer önemli taahhütlerinden biri özellikle Şili ve Peru odaklı Güney Amerika. 2013 yılında şirket, Şili’de toplam olarak 32 mağazaya ve Peru’da 24 mağazaya ulaşmak için her iki ülkede Mango, H.E. by Mango ve Mango Touch mağazaları açmayı planlıyor. Ayrıca, bu sene marka büyümekte olan iki pazara, Güney Afrika ve Avustralya, yönelmeyi hedefliyor. Önümüzdeki 4 sene içerisinde Mango belirtilen pazarların her birinde fazladan 40 mağaza açmayı amaçlıyor.

Markanın genişleme planları aynı zamanda Orta Doğu, Güneydoğu Asya ve Bağımsız Devletler Topluluğu ülkelerini içeriyor. Orta Doğu ve Güneydoğu Asya’da Mango, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Filipinler, Endonezya, Malezya, Kuveyt, Katar ve Tayland gibi ülkelerde 20 mağaza açmayı planlarken, Azerbaycan, Kazakistan ve Türkmenistan gibi eski Sovyetler Birliği ülkelerinde 10 mağaza açmayı planlıyor.

2012 yılı boyunca yapılan online satışlarda şirketin cirosu geçtiğimiz yıldaki artışın %93’üne tekabül eden toplam 70 milyon avro’ydu. Şu anda özellikle Avrupa, Asya ve Kuzey Amerika olmak üzere 46 ülkede internet üzerinden alışveriş olanağı sağlayan Mango, 2013 yılında Orta Doğu’da online gelişimine girişmeyi ve Asya pazarlarındaki gelişimine devam etmeyi planlıyor.

Online satışlarındaki büyümeye devam etmeyi ve kendi internet adresi, www.mango.com ve dünya çapındaki en iyi internet sitelerinde online bayilikler açarak cirosunu ikiye katlamayı planlıyor. 2012 yılında mağaza, o anda müşterilere mevcut olmayan belli ürünleri satın almasına olanak sağlayacak olan tablet cihazlar aracılığıyla mağaza için satış hizmetini devreye aldı. Bu özgün hizmetin ana hedefi müşteriler için alışveriş sürecini basitleştirmek ve bütün Mango, H.E. by Mango ve Mango Touch koleksiyonlarına erişimini sağlıyor.

H.E. by Mango erkek giyim serisinin şu anda 100’den fazla perakende satış noktaları bulunuyor. 2013 yılında marka, Almanya, Fransa, Hollanda, Rusya ve Türkiye gibi ülkelerde olduğu gibi Orta Doğu, Güneydoğu Asya ve Güney Amerika gibi bölgelerde yaklaşık olarak 80 perakende satış noktası açmayı planlıyor. Önümüzdeki birkaç sene içerisinde H.E. by Mango markası toplam 500 perakende satış noktasına ulaşmayı ve şirketin toplam cirosunun %10’unu buradan karşılamayı planlıyor.

Mango’nun şu anda dünya çapında 12,000 çalışanı ve 107 ülkede 2,600’den fazla perakende satış noktası bulunuyor. 2013 yılında marka, Angola, Ekvator Ginesi, Moğolistan ve Zimbabve pazarlarına girerek varlığını 111 ülkede devam ettirmeyi ve İspanya’nın en geniş uluslararası ağına sahip moda markası olmayı hedefliyor.

Grup için 2013 senesinde yeni mağaza açılımları, mağaza yenilemeleri, lojistik sistemleri ve bilişim teknolojileri sistemleri için yapılacak olan yatırımların 256 milyon avro olacağı tahmin ediliyor.

Devamını Oku
Yorum Yapın

Yorumunuz

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Advertisement

Firmalardan

Güvenlik teknolojilerinde yeni dönem başlıyor

Editör

Yazar:

Güvenlik teknolojileri ve iş zekâsı çözümleri entegratörü Securitas Technology, İstanbul Kavacık’taki genel merkezinde gerçekleştirdiği basın buluşmasında, yapay zekâ, bulut çözümleri ve sensör teknolojilerinin güvenlik alanındaki etkilerini ortaya koyan Securitas Technology 2026 Global Teknoloji Trendleri Raporu’nun detaylarını paylaştı. Securitas Technology Satıştan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Hüseyin Top, güvenlik teknolojilerinin artık yalnızca riskleri yönetmekle sınırlı kalmadığını, aynı zamanda kurumlara operasyonel verimlilik, sürdürülebilirlik ve stratejik değer kazandıran entegre sistemlere dönüştüğü vurguladı.

Yapay zekânın güvenlik operasyonlarında yarattığı dönüşüme dikkat çeken Top, “Bugün kurumların yüzde 70’i güvenlik programlarında yapay zekâdan yararlanıyor. Yapay zekâ sayesinde güvenlik operasyonları reaktif yapıdan çıkarak proaktif bir modele evriliyor. Anomali tespiti, video içi arama ve öngörüsel analizler sayesinde riskler henüz gerçekleşmeden belirlenebiliyor. Bu da kurumlara hem hız hem de stratejik karar alma avantajı sağlıyor” dedi.

Top, özellikle GenAI destekli uygulamaların önümüzdeki dönemde güvenlik süreçlerini daha da akıllı ve otonom hale getireceğini ifade etti.

Securitas Technology Türkiye Genel Müdürü Pelin Yelkencioğlu ise “Güvenlik artık yalnızca bir koruma katmanı değil; iş süreçlerine değer katan stratejik bir unsur haline geldi. Biz de Securitas Technology Türkiye olarak, müşterilerimizin yapay zekâ, bulut ve entegre teknolojilerden maksimum fayda sağlamasını hedefliyoruz. Önümüzdeki dönemde odağımız; yenilikçi çözümlerle kurumların operasyonel verimliliğini artırmak, çalışan ve ziyaretçi güvenliğini en üst seviyeye taşımak ve iş sürekliliğine katkı sağlamak olacak” diye konuştu.

Yapay zekâ ile daha akıllı güvenlik yönetimi

Yapay zekâ destekli çözümler artık güvenlik sektörünün temel bileşenlerinden biri haline geliyor. Video analitiği, makine öğrenimi ve veri işleme teknolojileri sayesinde güvenlik sistemleri yalnızca görüntü kaydetmekle kalmıyor; aynı zamanda olayları yorumlayabiliyor, riskleri sınıflandırabiliyor ve olası tehditleri erken aşamada tespit edebiliyor.

Bugün plaka tanıma, yüz tanıma, nesne takibi, alan yoğunluğu ölçümü ve davranış analizi gibi birçok uygulama aktif olarak kullanılıyor. Özellikle anomali tespiti yapan sistemler, olağan dışı hareketleri gerçek zamanlı olarak belirleyerek güvenlik ekiplerinin daha hızlı aksiyon almasına yardımcı oluyor.

Video içi arama teknolojileri ise binlerce saatlik görüntünün manuel olarak incelenmesi ihtiyacını büyük ölçüde ortadan kaldırıyor. Belirli bir kişi, araç ya da olay, saniyeler içinde filtrelenebiliyor. Yapay zekâ destekli raporlama sistemleri de olay kayıtlarını analiz ederek önceliklendirilmiş risk haritaları ve aksiyon önerileri sunabiliyor.

Bu dönüşümün en önemli etkilerinden biri ise güvenlik anlayışındaki paradigma değişimi. Yeni nesil sistemler yalnızca yaşanan olaylara müdahale etmiyor; verileri analiz ederek potansiyel riskleri önceden öngörebiliyor. Örneğin giriş-çıkış hareketlerindeki sıra dışı yoğunlukları tespit edebiliyor, sensörlerden gelen verileri değerlendirerek yangın, gaz kaçağı veya ekipman arızası gibi riskler için erken uyarılar oluşturabiliyor.

Böylece güvenlik ekipleri zamanlarını operasyonel yüklerden çok stratejik karar süreçlerine ayırabiliyor. Kaynak planlaması daha verimli hale gelirken, risklere müdahale süresi de önemli ölçüde kısalıyor.

Securitas Technology’nin araştırmasına göre kurumların büyük çoğunluğu güvenlik operasyonlarında yapay zekâ teknolojilerinden yararlanıyor. Bu tablo, önümüzdeki dönemde güvenlik yönetiminde veri odaklı ve öngörü temelli sistemlerin standart hale geleceğini gösteriyor.

Devamını Oku

Firmalardan

Difaş’tan çocuklarda ağız sağlığına dikkat çeken yaklaşım

Editör

Yazar:

Ağız sağlığı eğitiminin erken yaşta başlaması büyük önem taşıyor. İlk dişin çıkmasıyla birlikte başlayan bakım süreci, çocuğun ilerleyen yaşlarda sürdüreceği alışkanlıklarının temelini oluşturuyor. Difaş, her yaşa uygun ürün geliştirme yaklaşımını bu bilinçle şekillendiriyor.

Difaş Genel Müdürü Yalçın Kaynak, “Difaş olarak çocukların ağız sağlığını bir halk sağlığı meselesi olarak görüyoruz. Erken yaşta kazanılan alışkanlıkların bireyin tüm yaşamını etkilediğinin bilinciyle hareket ediyor, her yaş grubuna uygun ürünler geliştirirken çocukların gelecekteki sağlık davranışlarına da katkı sağlamayı hedefliyoruz.  Süt dişleri geçici olsa da çocukların beslenme, konuşma ve çene gelişimi açısından kritik bir rol üstleniyor. Bu süreçte ailelerin bilinçli yaklaşımı ve çocuklara rol model olması belirleyici oluyor. Aynı zamanda dengeli beslenme ve düzenli diş hekimi kontrolleri de ağız sağlığının korunmasında önemli bir yer tutuyor. Ağız bakımını, bireylerin yaşam kalitesini doğrudan etkileyen temel unsurlardan biri olarak görüyoruz. Bu nedenle çocukların doğru alışkanlıkları küçük yaşta edinmesini desteklemek önceliklerimiz arasında yer alıyor. Çünkü sağlıklı gülüşlerin, erken yaşta atılan bilinçli adımlarla mümkün olduğuna inanıyoruz” şeklinde konuştu

Kaynak “Difaş olarak 0-3 bebek, 4-7 & 8-14 çocuk ve 15+ yaş çocuk, genç ve yetişkin bireyler için geliştirdiğimiz ürün çeşitleri ile ağız bakımını yaşa uygun hale getiriyoruz. Alanında uzman ekipler tarafından geliştirilen bu ürünler, yumuşak, yuvarlatılmış kıllarıyla çocukların hassas diş etlerini korumaya yardımcı olurken; ergonomik, sapları sayesinde de kolay tutuş sağlıyor. Önümüzdeki dönemde de çocuklarda ağız sağlığı farkındalığını artırmaya yönelik çalışmalarımızı sürdürmeye devam edeceğiz” dedi.

Devamını Oku

Firmalardan

Yapay zekada yeni dönem: Pilottan değere, veriden karara

Editör

Yazar:

Küresel ekonomik dalgalanmaların kalıcı hale geldiği yeni dönemde, rekabet avantajı hızlı ve tutarlı karar alabilme kapasitesiyle şekilleniyor. Türkiye’nin önde gelen yazılım ve bilgi teknolojileri çözüm sağlayıcılarından Obase, yapay zekanın kurumlarda ölçülebilir iş sonuçları üreten stratejik bir yapıya dönüştüğünü vurguluyor.

Obase CEO’su ve Kurucu Ortağı Dr. Bülent Dal, yapay zeka yatırımları ile gerçek iş sonuçları arasındaki uçurumu kapatmanın mümkün olduğunu vurgulayarak şunları söylüyor: “Deloitte araştırmasına katılan yapay zeka liderlerinin yalnızca yüzde 20’si somut gelir büyümesi elde ettiğini söylüyor; yüzde 74’ü halen ‘hedefliyoruz’ aşamasında. Büyük AI kurumsal yazılım devlerinin dahi ücretli kullanıcı tabanına penetrasyonu yüzde 3’te kalıyor. Yatırımlar ile sonuçlar arasındaki bu boşluk, yapay zekanın kurumsal karar süreçlerine gerçek anlamda entegre edilememesinden kaynaklanıyor. Obase AIR, mevcut sistemlerle tümleşerek veriyi doğrudan aksiyona dönüştüren ve ölçülebilir sonuç taahhüt eden bir karar zekası platformu olarak bu noktada çözüm sunuyor. Hayata geçirdiğimiz karar zekası projeleri sayesinde şirketlerde ciro artışı, maliyet yönetimi, işgücü verimliliği ve müşteri deneyimi alanlarında dramatik iyileşmeler kaydediyoruz. Nitekim 2025 yılında müşteri deneyimini iyileştirmeye yönelik hayata geçirdiğimiz bir projemizde, operasyonel verimlilikte 80 katın üzerinde bir iyileşme sağladık.”

Karar ve sonuç odaklı yeni iş modelleri öne çıkıyor

Yapay zeka olgunluğunda küresel tablo endişe verici: Şirketlerin yüzde 78’i yapay zeka kullandığını söylerken, yalnızca yüzde 1’i kendini gerçek anlamda olgun kabul ediyor. Bu “pilot tuzağının” temel nedeni, yapay zekanın iş süreçlerine ve karar mekanizmalarına entegre edilememesi. Teknoloji dünyasında önemli bir paradigma değişimi yaşanıyor: Yazılım lisansı satmaktan, ölçülebilir iş sonucunu taahhüt etmeye doğru hızlı bir geçiş var. Artık yatırımlar; lisans bedeli, altyapı maliyeti veya “sistem kuruldu mu?” sorusuyla değil, üretilen somut iş değeriyle ölçülecek bir döneme giriyoruz. Obase AIR’ın temelindeki Result-as-a-Service (RaaS) ve Decision-as-a-Service (DaaS) modelleri bu dönüşümün tam merkezinde yer alıyor.

Result-as-a-Service (RaaS) modeli, artan satış oranları, optimize edilen operasyonel giderler ve iyileşen müşteri deneyimi gibi ölçülebilir sonuçlara odaklanan bir yaklaşım sunuyor. Yapay zekanın kritik görevler üstlendiği yeni dönemde karar süreçlerinin tutarlılığı iş sürekliliği açısından belirleyici rol oynuyor.  Decision-as-a-Service (DaaS) yaklaşımı, yapay zeka modellerini kurumsal iş kurallarıyla entegre ediyor. Bu sayede fiyat optimizasyonu, stok planlama, kredi değerlendirme ve risk analizi gibi alanlarda kararlar otomatik ve ölçeklenebilir biçimde üretiliyor.

Bülent Dal, bu dönüşümü şöyle değerlendiriyor: “McKinsey, yapay zeka ve analitiğin sektörler genelinde yıllık 9,5 ila 15,4 trilyon dolar katma değer potansiyeli taşıdığını ortaya koyuyor. Bu potansiyeli  gerçekleştirebilmeninyolu karar hızını ve karar kalitesini artırmaktan geçiyor. Obase AIR ile tam olarak bunu yapıyoruz. Müşterilerimizde veriyi aksiyona, kararı rekabet avantajına dönüştüren projeler hayata geçiriyor ve RaaS ve DaaS yaklaşımlarıyla ölçülebilir iş değeri üretiyoruz.”

Devamını Oku
Advertisement

Etiketler

POPÜLER