Sosyal Medya Hesaplarımız

Firmalardan

Nurdan Tümbek Tekeoğlu, “İkiz Yıldızlar” filminin yapımcılığını üstlendi

Editör
Abone Ol:

Dergimizin de yazarı olan Nurdan Tümbek Tekeoğlu, “İkiz Yıldızlar” isimli konusu bir kardeşlik ve hoşgörü hikayesi olan bir kısa filmin yapımcılığını üstlendi.

Proje,  Fongogo platformuna kondu. Filmin yönetmeni Prof.Dr. Mehmet Tığlı ve proje danışmanı Orhan Tekeoğlu. Detaylı bilgiyi aşağıdaki internet sitesinden alabilirsiniz.
http://www.fongogo.com/p/ikiz-yildizlar
Yönetmen görüşü
Gökyüzüne baktığımızda hepimiz yıldızlara kendi bakış açımızdan farklı farklı anlamlar yükleriz. Kimimiz için uzaktaki bir evi, kimimiz için ulaşılamamazlığı, kimimiz için yalnızlığı, kimimiz içinse romantizmi simgelemiştir. Bu kısa film içinse anlamı ne kadar birbirinden ayrı dursalar da kardeşlik duygusunu çağrıştırmasıdır. İkizler burcuna da adını veren ve Zeus’un oğulları Castor ve Pollux’un isimlerini taşıyan aynı derecede eşit parlayan ikiz yıldızlar ise öykümüzdeki Can ve Cihan’ı temsil etmektedir. Bu kısa film aslında bir kardeşlik ve hoşgörü öyküsüdür. Aynı zamanda kendimiz gibi olmadıkları için ötekileştirdiğimiz tüm varlıklara olan bir özür metnimizdir.
Filmin hikayesi annelerinin yaşadığı son derece trajik bir şiddet olayı sonucunda birbirinden kopmak zorunda kalan ikiz kardeşlerin yıllar sonra bir araya gelmeleri, hesaplaşmaları ve nihayetinde sanıldığı kadar birbirlerine uzak duramayacakları metaforu üzerine kuruludur. Tamamı Büyükada’da geçen filmde, efsanevi Büyükada Eski Rum Yetimhanesi ise kardeşlerin aslında orda kalmadıkları halde bir nevi yetim olma durumlarını sembolize eden bir yapı olarak kendini gösterecektir.
Filmin kısa öyküsü
Büyükada’da yaşayan Can ve Cihan tek yumurta ikizidir. Altı yaşlarındaki dönemlerini izleriz önce. Can daha duygusal ve telaşlı, Cihan daha sakin ve baskındır. Akşamları aileleri onları evin biraz ilerisindeki çeşmeden kaynak suyu doldurmaya gönderirler. Çeşme başında kuyruk olur. İki kardeş sıkılırlar. Bidonlarını çeşmede bırakıp, çeşmenin arkasındaki çimenlik alanda gökteki yıldızları sayarlar ve iki tane en parlak yıldız seçerek o iki yıldızı kendi evrenleri olarak hayal ederler. Dedelerinin anlattığı mitolojik masaldaki Zeus’un ikiz çocukları Castor ve Pollux adlarını bu yıldızlara verirler. Kastor Cihan’ın, kısaltılmış haliyle Pol ise Can’ındır. Yine bir akşam parlak yıldızlardan Pol’u bulamazlar. Aynı akşam Can’ın bidonu da çeşmeden çalınmış, Can çok üzülmüştür. Cihan kardeşine sarılır ve onu hiç bırakmayacağını söyler. Birbirine sımsıkı sarılmış kardeşlerin ayaklarının dibinde tek bir küçük bidon görüntüsüyle çocukluk sahneleri sonlanır. Aradan 38 sene geçmiştir. 7 yaşlarında ana babalarının trajik bir olay sonucu boşanmasıyla Can babasına, Cihan ise annesine verilmiştir. Despot anne her iki kardeşin görüşmesini yasaklamış ve ikiz kardeşler yıllarca bir araya gelmemiştir.
Cihan yurtdışında yaşamakta ve bir gazetede ekonomi yazarlığı yapmaktadır. Can ise hala Büyükada’da babasıyla yaşayan emekli bir memurudur. 38 sene sonunda babalarının ölüm haberini alan Cihan baba evine döner. Babasının ölümünden çok kardeşiyle yıllar sonra buluşmasının heyecanını yaşamaktadır. İki kardeşin buluşması duygu yoğunluğu içinde gerçekleşir. Duygusallık bir süre sonra geçmişin sorgulanmasına dönüşür. Sabah olunca Cihan cenaze öncesi çarşıya gider. Cihan kalabalık caddede yürürken karşıdan biri gelir. Cihan’ın o esnada yaşadığı şoke edecek olay karşısında sanki Castor Kabil’e Pollux ise Habile’e dönüşmüştür. Cihan cenaze esnasında Can’a son derece mesafeli yaklaşır. Can bu tavra hiçbir anlam veremez. Akşam eve dönülür. Can ve Cihan yine gerilimli anlar yaşarlar. Kabil Habil’i öldürmektedir sanki. Ertesi sabah Cihan sokaklarda kendi iç hesaplaşmasını yaşar. Kardeşiyle ve onu şoke eden olayla ilgili bir karara varır. Bu karara varmasında ona çocukluk günlerini anımsatacak mucizevi olaylar da destek olur. Cihan ve Can son yüzleşmede acaba nasıl bir sonuçla karşılaşacaklardır? kastor ve pol’u nasıl bir son beklemektedir?
Filmin künyesi
Türü: Kısa Film (Kurmaca-Dram)
Yönetmen: Mehmet Tığlı
Öykü ve Senaryo: Mehmet Tığlı
Yapımcı: Medya Ton-Nurdan Tümbek Tekeoğlu
Yardımcı Yapımcı: Damla Altay
Kurgu: Naim Kanat
Görüntü Yönetmeni: Görkem Özok
Yapım Tasarımı: Mehmet Tığlı
Kostüm: Hatice Gökçe
Senaryo Danışmanı: Anne Gensior
Danışman: Orhan Tekeoğlu
Sosyal Medya Danışmanı: Gamze Bozkaya
Halkla İlişkiler Danışmanı: Bengü Bilik (Beze Group)

 

Devamını Oku
Yorum Yapın

Yorumunuz

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Advertisement

Firmalardan

Güvenlik teknolojilerinde yeni dönem başlıyor

Editör

Yazar:

Güvenlik teknolojileri ve iş zekâsı çözümleri entegratörü Securitas Technology, İstanbul Kavacık’taki genel merkezinde gerçekleştirdiği basın buluşmasında, yapay zekâ, bulut çözümleri ve sensör teknolojilerinin güvenlik alanındaki etkilerini ortaya koyan Securitas Technology 2026 Global Teknoloji Trendleri Raporu’nun detaylarını paylaştı. Securitas Technology Satıştan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Hüseyin Top, güvenlik teknolojilerinin artık yalnızca riskleri yönetmekle sınırlı kalmadığını, aynı zamanda kurumlara operasyonel verimlilik, sürdürülebilirlik ve stratejik değer kazandıran entegre sistemlere dönüştüğü vurguladı.

Yapay zekânın güvenlik operasyonlarında yarattığı dönüşüme dikkat çeken Top, “Bugün kurumların yüzde 70’i güvenlik programlarında yapay zekâdan yararlanıyor. Yapay zekâ sayesinde güvenlik operasyonları reaktif yapıdan çıkarak proaktif bir modele evriliyor. Anomali tespiti, video içi arama ve öngörüsel analizler sayesinde riskler henüz gerçekleşmeden belirlenebiliyor. Bu da kurumlara hem hız hem de stratejik karar alma avantajı sağlıyor” dedi.

Top, özellikle GenAI destekli uygulamaların önümüzdeki dönemde güvenlik süreçlerini daha da akıllı ve otonom hale getireceğini ifade etti.

Securitas Technology Türkiye Genel Müdürü Pelin Yelkencioğlu ise “Güvenlik artık yalnızca bir koruma katmanı değil; iş süreçlerine değer katan stratejik bir unsur haline geldi. Biz de Securitas Technology Türkiye olarak, müşterilerimizin yapay zekâ, bulut ve entegre teknolojilerden maksimum fayda sağlamasını hedefliyoruz. Önümüzdeki dönemde odağımız; yenilikçi çözümlerle kurumların operasyonel verimliliğini artırmak, çalışan ve ziyaretçi güvenliğini en üst seviyeye taşımak ve iş sürekliliğine katkı sağlamak olacak” diye konuştu.

Yapay zekâ ile daha akıllı güvenlik yönetimi

Yapay zekâ destekli çözümler artık güvenlik sektörünün temel bileşenlerinden biri haline geliyor. Video analitiği, makine öğrenimi ve veri işleme teknolojileri sayesinde güvenlik sistemleri yalnızca görüntü kaydetmekle kalmıyor; aynı zamanda olayları yorumlayabiliyor, riskleri sınıflandırabiliyor ve olası tehditleri erken aşamada tespit edebiliyor.

Bugün plaka tanıma, yüz tanıma, nesne takibi, alan yoğunluğu ölçümü ve davranış analizi gibi birçok uygulama aktif olarak kullanılıyor. Özellikle anomali tespiti yapan sistemler, olağan dışı hareketleri gerçek zamanlı olarak belirleyerek güvenlik ekiplerinin daha hızlı aksiyon almasına yardımcı oluyor.

Video içi arama teknolojileri ise binlerce saatlik görüntünün manuel olarak incelenmesi ihtiyacını büyük ölçüde ortadan kaldırıyor. Belirli bir kişi, araç ya da olay, saniyeler içinde filtrelenebiliyor. Yapay zekâ destekli raporlama sistemleri de olay kayıtlarını analiz ederek önceliklendirilmiş risk haritaları ve aksiyon önerileri sunabiliyor.

Bu dönüşümün en önemli etkilerinden biri ise güvenlik anlayışındaki paradigma değişimi. Yeni nesil sistemler yalnızca yaşanan olaylara müdahale etmiyor; verileri analiz ederek potansiyel riskleri önceden öngörebiliyor. Örneğin giriş-çıkış hareketlerindeki sıra dışı yoğunlukları tespit edebiliyor, sensörlerden gelen verileri değerlendirerek yangın, gaz kaçağı veya ekipman arızası gibi riskler için erken uyarılar oluşturabiliyor.

Böylece güvenlik ekipleri zamanlarını operasyonel yüklerden çok stratejik karar süreçlerine ayırabiliyor. Kaynak planlaması daha verimli hale gelirken, risklere müdahale süresi de önemli ölçüde kısalıyor.

Securitas Technology’nin araştırmasına göre kurumların büyük çoğunluğu güvenlik operasyonlarında yapay zekâ teknolojilerinden yararlanıyor. Bu tablo, önümüzdeki dönemde güvenlik yönetiminde veri odaklı ve öngörü temelli sistemlerin standart hale geleceğini gösteriyor.

Devamını Oku

Firmalardan

Difaş’tan çocuklarda ağız sağlığına dikkat çeken yaklaşım

Editör

Yazar:

Ağız sağlığı eğitiminin erken yaşta başlaması büyük önem taşıyor. İlk dişin çıkmasıyla birlikte başlayan bakım süreci, çocuğun ilerleyen yaşlarda sürdüreceği alışkanlıklarının temelini oluşturuyor. Difaş, her yaşa uygun ürün geliştirme yaklaşımını bu bilinçle şekillendiriyor.

Difaş Genel Müdürü Yalçın Kaynak, “Difaş olarak çocukların ağız sağlığını bir halk sağlığı meselesi olarak görüyoruz. Erken yaşta kazanılan alışkanlıkların bireyin tüm yaşamını etkilediğinin bilinciyle hareket ediyor, her yaş grubuna uygun ürünler geliştirirken çocukların gelecekteki sağlık davranışlarına da katkı sağlamayı hedefliyoruz.  Süt dişleri geçici olsa da çocukların beslenme, konuşma ve çene gelişimi açısından kritik bir rol üstleniyor. Bu süreçte ailelerin bilinçli yaklaşımı ve çocuklara rol model olması belirleyici oluyor. Aynı zamanda dengeli beslenme ve düzenli diş hekimi kontrolleri de ağız sağlığının korunmasında önemli bir yer tutuyor. Ağız bakımını, bireylerin yaşam kalitesini doğrudan etkileyen temel unsurlardan biri olarak görüyoruz. Bu nedenle çocukların doğru alışkanlıkları küçük yaşta edinmesini desteklemek önceliklerimiz arasında yer alıyor. Çünkü sağlıklı gülüşlerin, erken yaşta atılan bilinçli adımlarla mümkün olduğuna inanıyoruz” şeklinde konuştu

Kaynak “Difaş olarak 0-3 bebek, 4-7 & 8-14 çocuk ve 15+ yaş çocuk, genç ve yetişkin bireyler için geliştirdiğimiz ürün çeşitleri ile ağız bakımını yaşa uygun hale getiriyoruz. Alanında uzman ekipler tarafından geliştirilen bu ürünler, yumuşak, yuvarlatılmış kıllarıyla çocukların hassas diş etlerini korumaya yardımcı olurken; ergonomik, sapları sayesinde de kolay tutuş sağlıyor. Önümüzdeki dönemde de çocuklarda ağız sağlığı farkındalığını artırmaya yönelik çalışmalarımızı sürdürmeye devam edeceğiz” dedi.

Devamını Oku

Firmalardan

Yapay zekada yeni dönem: Pilottan değere, veriden karara

Editör

Yazar:

Küresel ekonomik dalgalanmaların kalıcı hale geldiği yeni dönemde, rekabet avantajı hızlı ve tutarlı karar alabilme kapasitesiyle şekilleniyor. Türkiye’nin önde gelen yazılım ve bilgi teknolojileri çözüm sağlayıcılarından Obase, yapay zekanın kurumlarda ölçülebilir iş sonuçları üreten stratejik bir yapıya dönüştüğünü vurguluyor.

Obase CEO’su ve Kurucu Ortağı Dr. Bülent Dal, yapay zeka yatırımları ile gerçek iş sonuçları arasındaki uçurumu kapatmanın mümkün olduğunu vurgulayarak şunları söylüyor: “Deloitte araştırmasına katılan yapay zeka liderlerinin yalnızca yüzde 20’si somut gelir büyümesi elde ettiğini söylüyor; yüzde 74’ü halen ‘hedefliyoruz’ aşamasında. Büyük AI kurumsal yazılım devlerinin dahi ücretli kullanıcı tabanına penetrasyonu yüzde 3’te kalıyor. Yatırımlar ile sonuçlar arasındaki bu boşluk, yapay zekanın kurumsal karar süreçlerine gerçek anlamda entegre edilememesinden kaynaklanıyor. Obase AIR, mevcut sistemlerle tümleşerek veriyi doğrudan aksiyona dönüştüren ve ölçülebilir sonuç taahhüt eden bir karar zekası platformu olarak bu noktada çözüm sunuyor. Hayata geçirdiğimiz karar zekası projeleri sayesinde şirketlerde ciro artışı, maliyet yönetimi, işgücü verimliliği ve müşteri deneyimi alanlarında dramatik iyileşmeler kaydediyoruz. Nitekim 2025 yılında müşteri deneyimini iyileştirmeye yönelik hayata geçirdiğimiz bir projemizde, operasyonel verimlilikte 80 katın üzerinde bir iyileşme sağladık.”

Karar ve sonuç odaklı yeni iş modelleri öne çıkıyor

Yapay zeka olgunluğunda küresel tablo endişe verici: Şirketlerin yüzde 78’i yapay zeka kullandığını söylerken, yalnızca yüzde 1’i kendini gerçek anlamda olgun kabul ediyor. Bu “pilot tuzağının” temel nedeni, yapay zekanın iş süreçlerine ve karar mekanizmalarına entegre edilememesi. Teknoloji dünyasında önemli bir paradigma değişimi yaşanıyor: Yazılım lisansı satmaktan, ölçülebilir iş sonucunu taahhüt etmeye doğru hızlı bir geçiş var. Artık yatırımlar; lisans bedeli, altyapı maliyeti veya “sistem kuruldu mu?” sorusuyla değil, üretilen somut iş değeriyle ölçülecek bir döneme giriyoruz. Obase AIR’ın temelindeki Result-as-a-Service (RaaS) ve Decision-as-a-Service (DaaS) modelleri bu dönüşümün tam merkezinde yer alıyor.

Result-as-a-Service (RaaS) modeli, artan satış oranları, optimize edilen operasyonel giderler ve iyileşen müşteri deneyimi gibi ölçülebilir sonuçlara odaklanan bir yaklaşım sunuyor. Yapay zekanın kritik görevler üstlendiği yeni dönemde karar süreçlerinin tutarlılığı iş sürekliliği açısından belirleyici rol oynuyor.  Decision-as-a-Service (DaaS) yaklaşımı, yapay zeka modellerini kurumsal iş kurallarıyla entegre ediyor. Bu sayede fiyat optimizasyonu, stok planlama, kredi değerlendirme ve risk analizi gibi alanlarda kararlar otomatik ve ölçeklenebilir biçimde üretiliyor.

Bülent Dal, bu dönüşümü şöyle değerlendiriyor: “McKinsey, yapay zeka ve analitiğin sektörler genelinde yıllık 9,5 ila 15,4 trilyon dolar katma değer potansiyeli taşıdığını ortaya koyuyor. Bu potansiyeli  gerçekleştirebilmeninyolu karar hızını ve karar kalitesini artırmaktan geçiyor. Obase AIR ile tam olarak bunu yapıyoruz. Müşterilerimizde veriyi aksiyona, kararı rekabet avantajına dönüştüren projeler hayata geçiriyor ve RaaS ve DaaS yaklaşımlarıyla ölçülebilir iş değeri üretiyoruz.”

Devamını Oku
Advertisement

Etiketler

POPÜLER