Genel Haberler
Başkan’lardan açıklama var!
Sivil toplum kuruluşlarının Başkanları, ülkemizde 15 Temmuz gecesi yaşanan darbe girişimiyle ilgili açıklamalarda bulundular.
TPF Başkanı Mustafa Altunbilek
Türkiye Perakendeciler Federasyonu olarak devletimizin, milletimizin, demokrasimizin yanındayız. Demokrasiye yapılan her türlü müdahaleyi kabul edilemez olarak değerlendiriyoruz. Halkın iradesiyle seçilmiş meşru hükümete karşı yapılan bu girişimin karşısındayız.
İHKİB Başkanı Hikmet Tanrıverdi
Demokrasi tarihimizde kara bir leke olarak yerini alacak olan kalkışmayı şiddetle kınıyorum. Cumhuriyetimizin 90 yılı aşkın geçmişinde çeşitli darbelere ve darbe girişimlerine tanıklık ettik. Ancak ülkemiz bunlardan hiçbir zaman kazançlı çıkmadığı gibi her defasında çağdaş, demokratik ve refah toplumu hedefimiz ağır yara aldı.
Bundan sonra bize düşen yeniden demokrasimize ve ülkemize sahip çıkma inancımızı ve kararlılığımızı daha yüksek sesle haykırmaktır. Çocuklarımızı daha mürehfeh bir ülkede yaşatmak için daha çok çalışmamız gerekiyor. Herkes bilmelidir Türk halkı bir bütündür. Kimse bu bütünlüğü bozamaz. Bunun dışındaki beklenti ve girişimler asla başarıya ulaşamayacaktır.
Darbe girişimine karşı demokrasi nöbeti tutan siyasi partilerimizin, medyamızın ve halkımızın kararlı duruşu bu yöndeki inancımızı çok daha güçlendirdi. Ben de Başbakanımız Binali Yıldırım gibi önümüzdeki yıllarda 15 Temmuz tarihinin demokrasi bayramı olarak kutlanacağını umuyorum. Elim olayda can veren şehitlerimize Allah’tan rahmet, yaralılarımıza acil şifalar diliyorum.
BMD Başkanı Sami Kariyo:
15 Temmuz Cuma gecesi özellikle İstanbul ve Ankara’da başlayan ve demokrasinin ifade ettiği anlamı özümseyemeyen dar bir grubun yürüttüğü eylemler sonucunda, ne yazık ki tüm yurttaşlarımızı derin bir üzüntüye sevk eden elim olaylar yaşandı. Öncelikle bu olaylarda yaşamını yitiren tüm güvenlik güçlerimize, sivil yurttaşlarımıza rahmet, yakınlarına başsağlığı ve sabır, yararlılara acil şifalar diliyoruz.Ne yazık ki Türkiye Cumhuriyeti’nin demokrasi tarihine üzücü bir sayfa olarak eklenen bu olayın, halkımızın demokrasiye olan inancıyla ve devlet yöneticilerimizin yoğun
çabasıyla aşılmış olmasından büyük memnuniyet duyuyoruz. Bu olay, milletin devletiyle el ele vererek sonuçlandırdığı bir girişim olarak hatırlanacaktır. Bununla beraber, normalleşme sürecinin de artık hızla ilerlediğini, birçok yerde hayatın normal akışına geçmeye başladığını da gözlemliyoruz.
Bu zor zamanda, hayatın normal akışına geçmesi için katkıda bulunmak, insanımızın yine korkmadan ve ürkmeden sokağa çıkmasını sağlamak zorunda olduğumuzu düşünüyoruz. Markalarımız, asayiş ve ulaşımın izin verdiği ölçüde her yerde mağazalarını açacaklar. Bu zor günde hayatın normal akışına katkıda bulunmak ve güzel ülkemizin tüm bu yaşananları hak etmediğini göstermeyi bir demokrasi ve yurttaşlık görevi olarak değerlendiriyoruz.
TGSD Başkanı Şeref Fayat:
Demokratik toplumlarda siyasal iktidarlar ancak seçimle gelir seçimle giderler. Temelleri Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarafından 96 yıl önce atılan demokratik düzeneve milli iradenin tecellisi ile şekillenen siyasal iktidara seçim dışında yapılan hiçbir müdahaleyi tasvip etmemiz mümkün değildir. Komşularımızla ilişkilerin yeniden düzeldiği, terör örgütlerine karşı büyük mücadelelerin verildiği bir dönemde Türk Silahlı Kuvvetleri’nin içine yerleşmiş bir avuç cuntacının meşru iktidarı ve milletimizi hedef alan menfur kalkışmasını şiddetle kınıyorum.
Cumhurbaşkanımızın, hükümetimizin, iktidarı ve muhalefetiyle siyasal partilerimizin, medyamızın, halkımızın sergiledikleri dik duruş ve örnek dayanışma ile demokrasi düşmanlarına karşı en güzel cevabı verdiklerini düşünüyorum. Bu alçak darbe girişiminde can veren şehitlerimize Allah’tan rahmet, yaralılarımıza acil şifa diliyorum.
AYD Başkanı Hulusi Belgü
İçinden geçtiğimiz dönemde, sarsıcı olayların arka arkaya yaşandığı, hayatın normal akışının sürekli şekilde sekteye uğradığı ülkemizde derin üzüntüleri de birlikte yaşıyoruz.
Tarihi boyunca birlik olabildiği her dönemde büyük başarılara ve huzura imza atabilmiş, bu toprakları zenginleştirebilmiş, hak ve hukuk düzenini sağlayabilmiş bir ülke olarak, en çok ihtiyacımız olan şey, yine birbirimize karşı besleyebileceğimiz sevgi ve saygı.
Bizler, Türkiye’de acıların ve olumsuzlukların birbirimizi birleştirebildiği, yaralarını birlikte sarabildiği bir ülkenin evlatlarıyız.
Terörün bölmeye, kargaşanın halkı düşmanlaştırmaya çalıştığı ülkemizde, yeniden güçlü bir moralle hayatın normale dönebilmesini sağlamak için hepimizin elimizden geleni yapması gerektiğine inanıyoruz.
Son dönmede yaşanan olaylara baktığımızda, görüyoruz ki bizleri esas üzen, acıların kendisinden de öte, bu acıların sürekli oluşu. Hedef ve sonuç sadece yorulmuş ve morali bozulmuş bir Türkiye yaratmak. Terör ve tahriklerin yola açabileceği bu tür yorgunluk, yılgınlık ve öfkenin, kendimize yapabileceğimiz en büyük kötülük olduğunu bilmemiz, fark etmemiz gerekiyor. Bu olumsuz ortamı yaratmak isteyenlere verilebilecek en iyi cevap ise, hayatın normal şekilde devam edebildiğini, aklın öfkenin önüne geçtiği, dengelerin sağlandığı bir durumu yaratabilmek ve yaşatabilmek.
Sağduyunun, daha iyisi için çaba harcamanın, hayatı gerektirdiği normlarda yaşayabilmenin, ülkemiz ve milletimiz için hep birlikte gösterebileceğimiz en büyük ve etkili çaba olacağına inanıyoruz.
Kategori Mağazacılığı Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Alp Önder Özpamukçu
15 Temmuz akşamı gerçekleşen, demokrasimizi hedefleyen menfur darbe girişimi, halkımızın gösterdiği birlik ve devlet büyüklerimizin yoğun çabalarıyla aşılmıştır. Bu demokrasi dışı eylemi şiddetle kınıyoruz. Olayda hayatını kaybedenlere rahmet, yakınlarına sabır, yaralananlara ise acil şifalar diliyoruz.
Halkımız meydanlara inerek demokrasisine sahip çıkma sağduyusu göstermiş, değişimin yerinin darbe değil sandık olduğunu göstermiştir. Türkiye Cumhuriyeti tarihine kara bir leke olarak geçecek olan bu olayın aşılmasındaki olumlu taraf ise, milletimizin demokrasi ve cumhuriyetimize sahip çıkarak devleti ile elele vererek hızlıca normale dönme çabasına girmesidir. Halkımızın moralini, huzurunu ve refahını her zaman en önde önceliklendiren perakende sektörünün oyuncuları olarak normale dönme çabasında biz de var gücümüzle çalışarak bu durumdan hızlıca çıkmanın ve huzuru geri getirmenin yollarını bulacağız.
16 Temmuz itibariyle, özellikle Ankara ve İstanbul başta olmak üzere, başta çalışanlarımızın da güvenliğini sağlamayı dikkate alarak, güvenlik güçlerinin ve ulaşımın izin verdiği ölçüde mağazalarımızı açtık, müşterilerimizi ağırlamaya devam ettik. Halkımızın bu yaşananları hak etmediğini göstermek, hayatın normal akışına hızlıca dönmesine katkıda sağlamak amacıyla çalışmalarımızı aralıksız sürdürmenin gerekliliğine inanıyoruz.
Huzurlu, normal yaşama dönüldüğü, morallerimizin düzeldiği günlere hızlıca ulaşmak temennilerimizle tüm sektörümüze, çalışanlarımıza ve halkımıza geçmiş olsun dileklerimizi iletmek isteriz.
Halkımız darbeye karşı direnme hakkını kullanarak demokrasimize sahip çıkmıştır. Bu durum geleceğe güvenle bakma inancımızı kuvvetlendirecektir.
TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar
Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, 4,5 milyon üyeleriyle darbeye karşı durduklarını, demokrasiye sahip çıktıklarını bildirerek, “Darbe girişimi, ülkemizin huzur içinde kalkınmasına, geleceğimize darbe vurmak demektir; ülkemize yapılabilecek en büyük ihanettir” dedi.
Bayraktar, yaptığı açıklamada, her türlü darbe girişiminin, ülkemizin huzur içinde kalkınmasına, geleceğimize darbe vurmak anlamına geldiğini belirtti.
Bayraktar, şöyle devam etti:
“Bu dönem, çiftçimizin tarlada hasat heyecanı yaşadığı bir dönem… Hasat aynı zamanda üreticimizin ve insanlarımızın ekmeği, ülkemizin gıda güvencesi demektir. Dün de ülkemizin en önemli hububat ambarlarından Polatlı’da hasat törenine katıldık. Üretim ve ülke kalkınması için çaba harcadığımız, elbirliğiyle terör belasıyla mücadele ettiğimiz bir dönemde, dün gece darbe girişimi haberleriyle karşılaştık.
Başından itibaren, 4,5 milyon üyemizle darbeye karşı durduk, demokrasiye sahip çıktık. Zira her türlü darbe girişimi, ülkemizin huzur içinde kalkınmasına, geleceğimize darbe vurmak demektir.”
Dünyanın ekonomik sıkıntılar yaşadığı bir dönemde olduğuna dikkati çeken Bayraktar, “Dünyadaki bu ekonomik krizden her kesim etkileniyor. Çiftçilerimiz bir yandan da doğal afetlerden etkileniyor. Bu ortamda güçlü bir siyasi istikrar gerekiyorken, ülkemizde demokrasiyi geliştirmeye, ileri demokrasiyi kurmaya çalışıyorken, demokrasiyi sekteye uğratacak bu tür darbe girişimleri bu ülkeye yapılabilecek en büyük ihanettir” değerlendirmesinde bulundu.
Ekonominin demokrasiyle geliştirilebileceğini de belirten TZOB Genel Başkanı, “Bu bakımdan temsilcisi olduğumuz 4,5 milyon çiftçimizle birlikte demokrasinin, millet iradesinin önündeki her türlü engelle bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da büyük bir azim ve kararlılıkla durmaya devam edeceğiz” dedi.
TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu: “Türk İş Dünyası olarak devletimizin ve milletimizin yanındayız”
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, yaptığı açıklamada şunları kaydetti: “Ülkemize ve milletimize karşı girişilen bu darbe girişimini tanımıyoruz! Milletimizin iradesine ve demokrasimize vurulmuş bu hançeri kabul etmiyoruz. Halkın iradesiyle seçilmiş meşru hükümete karşı girişilen bu kanunsuz kalkışmanın karşısındayız. Türk milleti olarak her türlü darbe girişiminin karşısında olmalı, demokrasimizi savunmalıyız. Türk iş dünyası olarak devletimizin ve milletimizin yanındayız. Demokrasiden yanayız.
Genel Haberler
Dev satın alma tamamlandı
CarrefourSA hisselerinin yüzde 89,28’inin Aydın Grup bünyesindeki Yeni Mağazacılık’a (A101) devri tüm yasal onayların ardından resmen tamamlandı.
Şirketten yapılan açıklamaya göre, CarrefourSA’nın sermayesini temsil eden payların yüzde 89,28’lik bölümünün Aydın Grup’a devrine ilişkin Rekabet Kurumu dahil tüm yasal onay süreçleri tamamlandı ve devir işlemi gerçekleşti.
Devirle birlikte Aydın Grup bünyesindeki Yeni Mağazacılık şemsiyesi altında yer alan perakende devleri CarrefourSA ve A101, faaliyetlerini farklı yönetim yapıları altında, ayrı segmentlerde ve kendi marka kimliklerini koruyarak bağımsız şekilde sürdürecek. Bu yeni döneme CarrefourSA CEO’su Hatice Evren liderlik edecek.
Açıklamada görüşleri yer alan Aydın Grup Yönetim Kurulu Üyesi Erhan Bostan, yeni bir sayfa açtıklarını belirterek, şu ifadeleri kullandı:
“CarrefourSA’nın yeni yatırımımızla sağlamlaşacak finansal yapısı, bize daha cesur adımlar atma imkanı veriyor. Mağazalarımıza gelen herkes için daha iyi bir deneyim sunmayı, alışverişi daha keyifli hale getirmeyi hedefliyoruz. İş ortaklarımız ve tedarikçilerimiz açısından da güven veren, değer yaratan ve birlikte büyüme iştahını artıran bir iş ortağı olmayı önemsiyoruz. Çalışanlarımız için ise enerjisi yüksek, gelişim alanı açan, parçası olmaktan gurur ve heyecan duyulan bir iş yeri olmayı hedefliyoruz. Güçlü bir finansman, ekosistem ve sağlıklı bir ticaret, bu yolculuğun merkezinde yer alacak.”
Erhan Bostan, CarrefourSA’nın en güçlü yönlerinden birinin taze, kaliteli ve zengin ürün çeşitliliği olduğunu belirterek, bu gücü daha da büyüterek Türkiye’nin dört bir yanına taşıyacaklarını bildirdi.
Bostan, “Hedefimiz, Türkiye’nin her ilinde ve çok daha fazla noktada tüketicilere ulaşmak ve erişilebilirlikle kaliteyi birlikte geliştirmektir. Ekonomiye kattığımız değeri, istihdamımızı ve yerli tedarikçilerimizle kurduğumuz iş birliğini çok daha öteye götüreceğiz.” açıklamasında bulundu.
Sabancı Holding 85.5 milyon dolar ödeme yaptı
Nisan ayında satışa ilişkin Sabancı Holding tarafından yapılan açıklamada satış işleminin 325 milyon dolarlık şirket değeri üzerinden yapılacağı ifade edilmişti.
Söz konusu açıklamada şu bilgiler yer almıştı:
“Söz konusu Sözleşme uyarınca, Carrefoursa’nın 325.000.000 ABD Doları olarak belirlenen toplam şirket değeri esas alınarak hesaplanacak nihai hisse değeri, kapanış tarihindeki net borç ve işletme sermayesi tutarları üzerinden yapılacak kapanış düzeltmelerine tabi olacaktır. Kapanış düzeltmeleri sonucunda hesaplanacak nihai hisse değerinin negatif olması halinde, söz konusu negatif farkın ana ortaklara isabet eden kısmının tamamı için Hacı Ömer Sabancı Holding A.Ş.’ye ek bir finansal yükümlülük çıkabilecektir.”
Sabancı Holding tarafından KAP’a gönderilen açıklamada ise şu bilgiler yer aldı:
“Carrefoursa’nın 325.000.000 USD olarak belirlenen toplam şirket değerinin, sözleşmede belirtilen şartlara uygun şekilde kapanış tarihindeki net borç ve net işletme sermayesi tutarları dikkate alınarak düzeltilmesi sonucunda Sabancı Holding tarafından Yeni Mağazacılık A.Ş.’ye 85.479.120 USD ödeme yapılmış olup, kapanış hesaplarında yapılacak çalışma sonrasında söz konusu ödeme tutarı güncellenecektir.”
CarrefourSA CEO Kutay Kartallioğlu, bu konuda şu açıklamada bulundu:
“Şirketimizde yeni bir dönem başlıyor: Yapılan Genel Kurul toplantısı ile birlikte şirketimizin ana hissedarlık yapısı değişti ve Yeni Mağazacılık A.Ş. (Aydın Grubu) CarrefourSA’nın ana hissedarı oldu. A101 ve CarrefourSA markaları farklı yönetim yapıları ve ayrı çatılar altında, kendi marka kimliklerini koruyarak bağımsız şekilde hareket edecekler, bunu tekrar vurgulamak isterim. Şirketimize, iş ortaklarımıza, müşterilerimize ve tüm CarrefourSA ailesine hayırlı, uğurlu olsun.
Ben ise CarrefourSA’da geçen 22 yıl ve Sabancı Topluluğu bünyesindeki 25 yıllık yolculuğumun ardından bayrağı devrediyorum; planlı ve güvenli bir geçiş için bir süre daha CEO danışmanı olarak destek vermeye devam edeceğim.
Son sekiz yıldır CarrefourSA’nın CEO’su olarak görev yapmak, meslek hayatımın en büyük ayrıcalıklarından biri oldu. Bugün geriye dönüp baktığımda, büyük bir gurur ve derin bir minnettarlık hissediyorum.
Bu süreçte CarrefourSA’yı daha güçlü, daha çevik ve geleceğe daha hazır bir şirkete dönüştürmek için önemli adımlar attık. Dijital dönüşümü hızlandırdık, yapay zekâyı iş yapış biçimimizin ayrılmaz bir parçası hâline getirdik, çok kanallı yapımızı güçlendirdik, sürdürülebilirlik hedeflerimizi ileri taşıdık ve uzun yıllar değer üretmeye devam edecek bir inovasyon kültürü oluşturduk.
Ancak en değerlisi, tüm bunları birlikte başarmış olmamızdı. Bu yolculuk boyunca birlikte çalışma ayrıcalığını yaşadığım tüm CarrefourSA ailesine; Sabancı Topluluğu’na, Carrefour Grubu’na, Yönetim Kurulumuza, müşterilerimize, tedarikçilerimize ve iş ortaklarımıza gönülden teşekkür ediyorum. Güveniniz, desteğiniz ve ortak vizyonumuza olan inancınız, bu başarı hikâyesinin en değerli parçası oldu.
Şimdi ise geçmişe duyduğum büyük bir minnettarlıkla, geleceğe aynı heyecan ve merakla bakıyorum. Teknolojinin, yapay zekânın ve dönüşüm odaklı liderliğin iş dünyasını yeniden şekillendirdiği bu dönemde; büyüme, dönüşüm ve kalıcı değer yaratımına katkı sağlamayı heyecanla bekliyorum.
Bu yolculukta birlikte yürüdüğüm herkese gönülden teşekkür ediyorum.”
Yeni CEO Hatice Evren kimdir?
CarrefourSA ve A101, faaliyetlerini farklı yönetim yapıları altında, ayrı segmentlerde ve kendi marka kimliklerini koruyarak bağımsız şekilde sürdürecek. CarrefourSA’daki yeni döneme ise CEO Hatice Evren liderlik edecek.
Boğaziçi Üniversitesi Endüstri Mühendisliği bölümü mezunu olan Hatice Evren, 2010 yılında ABD’ye giderek New York Üniversitesi’nde Yönetim yüksek lisansı yaptığı sırada Araştırma Asistanı olarak çalıştı ve orada kendi girişimini de kurdu. Daha sonra The Boston Consulting Group bünyesinde çalışmaya başlayan Evren, Harvard Business School’da MBA eğitimini tamamladı. MBA sonrası The Boston Consulting Group İstanbul ve Dubai ofislerinde çalıştı.
2019 yılından itibaren Getir’e katılan Hatice Evren, Chief Transformation Officer olarak göreve başladı. 2021 yılında Getir ve GetirMore’un CEO’luğunu üstlendi. 2023 -2024 arasında Chief of Global Functions olarak teknoloji, veri, ürün, müşteri hizmetleri, tedarik ve lojistik zinciri ve operasyonel mükemmellik departmanlarında tüm coğrafyalarda (Türkiye, Avrupa, ABD) küresel fonksiyonların liderliğini yaptı. Ocak 2024-Kasım 2024 arasında ABD Grubu (Getir&Fresh Direct) CEO’su olarak görev yaptı. Getir’in Türkiye’deki market hizmetlerinin (Getir & GetirBüyük) CEO’su olarak devam etti.
Genel Haberler
İstanbul Ticaret Üniversitesi’nden ödüllü yarışma
İstanbul Ticaret Üniversitesi, “Bilgi, Organize Perakendesiyle Buluşuyor” adı altında bir yarışma düzenledi.
Dereceye girenlere “Ekrem Özen Perakende Değer Katan Araştırmalar” ödülü verilecek. “Organize Gıda Perakende Yönetiminde Yeni Paradigmalar” kitabında da özgün araştırmalara yer alacak.
Üniversiteden yapılan açıklamada, “Organize gıda perakendeciliğine yönelik özgün araştırmalara editörlü kitapta yayınlama fırsatı tanınacak” yer alırken jüri tarafından seçilen çalışmalarında ödüllendirileceği ifade ediliyor.
Konu başlığı ve özet gönderimi için son tarih ise 7 Ağustos 2026.
İletişim: retailresearch@ticaret.edu.tr
Genel Haberler
Müşteri ilişkilerinde yapay zeka devrimi
Küresel pazar verilerine göre, müşteri ilişkileri yönetimi dünyada en hızlı büyüyen yazılım segmenti olmayı sürdürürken pazar büyüklüğünün 2026 yılında 126,17 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Yatırım getirisinin (ROI) her 1 dolarlık harcama için yaklaşık 8,71 dolar kazanç sağladığı bu yeni ekonomik düzende, veri odaklı stratejiler bir tercih olmaktan çıkarak her ölçekteki işletme için stratejik bir gereklilik haline geliyor. Özellikle hiper-kişiselleştirme ve deneyim ekonomisinin ön plana çıktığı günümüzde, müşterinin bir sonraki adımını tahmin edebilen yapay zeka destekli sistemler rekabetin ana belirleyicisi konumunda bulunuyor.
Nitekim Nobel ödüllü davranış bilimci Daniel Kahneman’ın “hızlı ve yavaş düşünme” teorisine göre insan kararlarının yaklaşık yüzde 95’i bilinçaltında ve anlık şekilleniyor; yalnızca yüzde 5’i bilinçli bir akıl yürütmeden geçiyor. Geleneksel CRM sistemleri ise büyük ölçüde bu yüzde 5’lik katmanı, yani müşterinin ne aldığını kaydedebiliyor; kararın arkasındaki asıl tetikleyiciyi, nedeni ise büyük ölçüde kaçırıyor.
Yapay Zeka destekli müşteri yönetiminin kurumsal gelecekteki rolünü vurgulayan OBASE CEO’su ve Kurucu Ortağı Dr. Bülent Dal, konuyu şu sözlerle özetliyor: “CRM sistemleri sayesinde uzun süredir müşterilerimizin davranışsal verisini yüksek doğrulukla gözlemleyebiliyoruz. Müşterilerin neye, ne zaman, ne kadar ve ne sıklıkta para harcadığını ölçebilir durumdayız. Makine öğrenmesi tabanlı modellerle bir sonraki satın alma davranışını tahmin edebiliyor, ‘ne satın alabilir?’ sorusuna güçlü cevaplar üretebiliyoruz.”
Geleneksel yöntemlerin kurumsal veriyi analiz etme yeteneğine sahip olduğunu ancak arka plandaki derin motivasyonu çözme noktasında yeni nesil teknolojilere ihtiyaç duyduğunu belirten Dal, sözlerine şöyle devam etti: “Büyük Dil Modelleri (LLM) artık bu süreci kökten değiştiriyor; müşteri etkileşimlerini sayısal verilerin ötesine taşıyarak anlamsal veri olarak işliyor. Sohbet kayıtları, çağrı merkezi transkriptleri, e-posta içerikleri ve sosyal medya mesajları aracılığıyla müşterinin gerçek ‘niyetini’ ve motivasyonunu kavramak artık mümkün hale geliyor. Böylece CRM sistemleri, sadece davranışsal hareketleri izleyen yapılar olmanın ötesine geçerek gerçek anlamda kurumsal motivasyonları anlayan yepyeni bir mimariye dönüşüyor. Örneğin bir müşteri ‘hafta sonu misafirlerim gelecek, glutensiz tarifler için neler önerirsin?’ diye sorduğunda, aslında yalnızca bir sepet değil; kalıcı bir beslenme hassasiyeti hakkında bilgi veriyor. Ya da bir kutlama için ürün ararken, taraftarı olduğu takımı ve katılmaktan keyif aldığı etkinlik türünü de bizimle paylaşmış oluyor. Bu bilgiyi elinde tutan perakendeci, müşterisini artık çok daha derinden tanıyor.”
AIR ile CRM teknolojileri öğrenen yapılara dönüşüyor
AIR Yapay Zeka Platformu, CRM sistemlerini yalnızca analiz yapan araçlar olmaktan çıkarıp sürekli öğrenen sistemlere dönüştürüyor. Geleneksel sistemlerde müşteri davranışının pasif olarak izlendiği dönem, yerini yapay zeka destekli aktif öğrenme süreçlerine bırakıyor. Kullanıcıdan gelen tüm bilgileri bağlamsal olarak ele alıp işleyen bu yeni mimaride; müşteri, ürün arama sürecinde satın alma gerekçesini kendi ifadeleriyle ayrıntılı biçimde ortaya koyabiliyor. Satın alma sürecine eşlik eden yapay zeka araçları, müşteriye doğrudan ‘Bu ürünü neden tercih ettiniz?’ diye sorarak bu kıymetli bilgiyi kurumsal hafızanın resmi ve sistematik bir parçası hâline getiriyor.
Obase AIR; yapay zekanın kurumlarda güvenli, anlamlı ve sürdürülebilir biçimde çalışabilmesi için gereken tüm bileşenleri tek bir mimaride bir araya getiren uçtan uca bir platformdur. Kurumun dağınık veri kaynaklarını, iş süreçlerini ve yapay zekâ modellerini ortak bir zeminde buluşturarak teknolojiyi operasyonların ayrılmaz bir parçası hâline getiriyor.
Büyük dil modellerini (LLM) kurumun kendi verisiyle çalışacak şekilde konumlandıran platform, yapay zeka profesyonellerine genel geçer cevaplar üreten bir araç sunmanın ötesine geçerek kurumun bağlamını, terminolojisini ve müşteri gerçekliğini anlayan güçlü bir iş ortağına dönüşüyor. Güvenli veri yönetişimi, yapılandırılmamış veriyi anlamlandıran bağlamsal zeka yardımı ve mevcut sistemlerle sorunsuz entegrasyon bu yapının temel taşlarını oluşturuyor. Bu bütünleşik ekosistemde kurumlar artık sadece ‘ne olduğunu’ değil, ‘neden olduğunu’ yani davranışın altındaki gerçek motivasyonu da anlayan, ölçeklenebilir ve kalıcı bir kurumsal yeteneğe kavuşuyor.
